Sudan, ‘elit’ birlikleri Mavi Nil’e sevk etti

Sudan, sınırındaki Etiyopya üssünde askeri yığınak tespit etti

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Sudan’ın doğusundaki Gadaref kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde, (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Sudan’ın doğusundaki Gadaref kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde, (AFP)
TT

Sudan, ‘elit’ birlikleri Mavi Nil’e sevk etti

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Sudan’ın doğusundaki Gadaref kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde, (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Sudan’ın doğusundaki Gadaref kentinde düzenlenen askerî geçit töreninde, (AFP)

Sudan ordusu dün, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefiki Abdülaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi'nin (SPLM-N) ilerleyişini durdurmak ve eyalet başkenti Ed-Damazin'e giden yolu kesmek amacıyla Mavi Nil cephesine seçkin "elit" birlikler sevk etti.

Askeri hamle, HDK'nin stratejik öneme sahip "Bakkuri" ve "Sarkam" üslerinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurmasının ardından geldi.

Gerilimin arttığı bu dönemde, Yale Üniversitesi İnsani Araştırmalar Laboratuvarı da Sudan sınırına yakın Etiyopya'nın Assosa kentindeki bir üste sürpriz bir askeri tahkimat tespit edildiğini açıkladı. Laboratuvar; yaklaşık 100 hafif savaş aracı, zırhlı personel taşıyıcı ve logistik ekipman içeren bu hareketliliğin 1000'e yakın savaşçıyı taşıyabilecek kapasitede olduğunu vurgulayarak, bölgedeki çatışma riskinin yükseldiği ve Ed-Damazin üzerindeki askeri baskının arttığı konusunda uyarıda bulundu.

Bölge Valisi ise yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin bölge halkını ve sınır güvenliğini korumaya tamamen hazır olduğunu vurguladı.



Libya'da Başkanlık Konseyi ve Devlet Yüksek Konseyi, Temsilciler Meclisi sessizliğini korurken "4+4 küçük masa" anlaşmasının imza törenini boykot etti

Trablus’ta Menfi ile Tekala arasında daha önce yapılan bir toplantı (Libya Başkanlık Konseyi)
Trablus’ta Menfi ile Tekala arasında daha önce yapılan bir toplantı (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Libya'da Başkanlık Konseyi ve Devlet Yüksek Konseyi, Temsilciler Meclisi sessizliğini korurken "4+4 küçük masa" anlaşmasının imza törenini boykot etti

Trablus’ta Menfi ile Tekala arasında daha önce yapılan bir toplantı (Libya Başkanlık Konseyi)
Trablus’ta Menfi ile Tekala arasında daha önce yapılan bir toplantı (Libya Başkanlık Konseyi)

Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), seçim komisyonunun oluşturulması ve seçim yasalarına ilişkin ‘4+4 küçük masa’ mutabakatlarının imza törenine katılma konusunda, beklenen tarihten saatler önce Başkanlık Konseyi ile Devlet Yüksek Konseyi'nin (DYK) çifte itirazıyla karşılaştı.

UNSMIL, Başkanlık Konseyi ve DYK’nın tutumuna ilişkin henüz bir açıklama yapmazken doğudaki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ile batıdaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) temsilcilerinin mutabakatları imzalamasının beklendiği törene katılım konusunda Temsilciler Meclisi'nden de henüz resmi bir açıklama gelmedi.

Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi cumartesi günü UNSMIL’den, imza törenine katılıp katılmama konusunda karar vermeden önce 4+4 küçük masa mutabakatlarının tam metnini kendilerine sunmasını talep etti. Öte yandan DYK, geçtiğimiz iki gün içinde BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi Hanna Tetteh'e gönderdiği iki ayrı mektupla törene katılamayacağını resmi olarak bildirdi.

Başkanlık Konseyi, törene ‘misafir veya tanık’ olarak katılmak üzere 28 Ağustos'ta aldığı davetin geç geldiğini belirterek, anlaşmanın hala ‘belirsiz’ olduğunu ve ilgili Libya kurumlarından önce yabancı büyükelçilerin ve ülkelerin içeriği hakkında bilgilendirildiğine dikkati çekti. Başkanlık Konseyi, ‘şeffaflık eksikliği’ olarak nitelendirdiği bu durum karşısında şaşkınlığını dile getirirken, aynı zamanda ulusal seçimlerin yapılmasına ve geçiş süreçlerinin sona ermesine yol açacak her türlü ciddi süreci desteklediğini vurguladı.

Başkanlık Konseyi, davetle ilgili kararını vermeden önce anlaşmanın ve eklerinin nihai tam metninin, dayandığı hukuki zeminin, ortaya çıkacak sonuçların onaylanma ve uygulanma mekanizmasının ve ayrıca beraberinde getireceği kurumsal etkilerin kendisine sunulmasını şart koştu.

Başkanlık Konseyi’nin mektubunda, ‘Devlet başkanlığının, içeriği hakkında önceden bilgilendirilmeden, temel ulusal süreçleri etkileyen düzenlemelerin imza törenine katılmaya davet edilmesinin kurumsal açıdan doğru olmadığı’ ifade edildi.

DYK Başkanı Muhammed Tekale ise anlaşmanın imza törenine katılma davetini incelediğini belirtti. DYK’nın seçimlerin yapılmasına verdiği desteği teyit eden Tekale, siyasi süreçteki temel meselelerin, ‘DYK’nın, sonuçlarının yazımında ortak olmadığı ve sınırlı bir temsiliyete sahip bir süreç aracılığıyla karara bağlanamayacağı veya ulusal bir uzlaşı olarak sunulamayacağı’ görüşünü savundu.

DYK, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu'nun yeniden oluşturulması hususunda başta 6+6 küçük masa ve Temsilciler Meclisi ile kurulan ortak komiteler aracılığıyla varılanlar olmak üzere, Libya kurumları arasındaki önceki mutabakatların göz ardı edilmesi olarak nitelendirdiği bu durum karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi.

Tekale, DYK’nın imza törenine katılmamasının, yol haritasını veya seçimleri reddetmek anlamına gelmediğini aksine siyasi sürecin ulusal uzlaşı ve kurumsal meşruiyete dayanmasını ve tarafların, hazırlanmasında pay sahibi olmadıkları sonuçlara sonradan meşruiyet kazandırmak üzere davet edilmemelerini güvence altına almayı amaçladığını vurguladı.

UNSMIL’in kolaylaştırıcı bir rol üstlendiği dar kapsamlı 4+4 küçük masa, geçtiğimiz günlerde Tunus'ta mutabakat taslağını paraflamıştı. Düzenlemelerin tamamlanarak anlaşmanın bu ay sonundan önce Libya'da resmen ilan edilmesi öngörülüyordu.

4+4 küçük masanın görevi, Temsilciler Meclisi ile DYK’nın mevcut siyasi süreç kapsamında bu iki adımı tamamlamada yetersiz kalmasının ardından, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu yönetim kurulunun yeniden oluşturulmasına ve seçim sürecini düzenleyen yasal çerçevenin değiştirilmesine dayanıyor.


Berri, UNIFIL'e alternatif için BM şemsiyesini şart koştu

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri, UNIFIL'e alternatif için BM şemsiyesini şart koştu

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan, Lübnan'ın güneyinde görev yapan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) güçlerinin yerini alacak herhangi bir yabancı askeri güç için Birleşmiş Milletler (BM) şemsiyesini şart koşuyor. Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ABD'nin UNIFIL’in görev süresinin uzatılmasını reddetme konusundaki ısrarının, güney Lübnan'da BM bayrağı altında bulunacak ve Avrupa-Amerika uzlaşısına sahip olacak alternatif bir BM gücü arama zorunluluğuna kapı araladığını söyledi.

Berri bunun, Lübnan ordusunun, devletin egemenliğini -İsrail'in uluslararası sınırlara kadar çekilmesi şartıyla- tüm topraklarına yaymasını destekleyecek yegane düzenleyici güç olan uluslararası mercinin rolüne bağlı kalmak ve onu muhafaza etmek için yasal dayanağımızı kaybetmemek adına olduğunu belirtti.

Berri, Tel Aviv yönetiminin ABD himayesinde varılan Çerçeve Anlaşma uyarınca iki ülkenin vardığı mutabakatı uygulamayı reddettiği sürece, Lübnan ile İsrail arasındaki ikili anlaşmaların güneydeki uluslararası varlığın alternatifi olmadığını vurguladı.

Öte yandan İran, Lübnan'daki Filistin mülteci kamplarında Hamas Hareketi’nin silahsızlandırılması dosyasını Hizbullah’ın silahlarıyla ilişkilendirdi. Resmi bir kaynak, İran ve Hizbullah’ın, ‘Hamas'ın silahının gelecekteki olası müzakerelerde oynanabilecek bir koz olduğuna inandıklarını’ ifade etti.


Nadir bir kınama: Netanyahu, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini kınadı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Nadir bir kınama: Netanyahu, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini kınadı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin uyguladığı şiddeti kınadı. Netanyahu, dün yaptığı açıklamayla, iki Filistin köyünde yaşanan ve “suç niteliğindeki şiddet eylemleri” olarak tanımladığı olayları kınayarak nadir görülen bir adım attı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Netanyahu açıklamasında, “Kasra ve Calud köylerinde bir grup kanun tanımaz provokatör tarafından gerçekleştirilen suç niteliğindeki şiddet eylemlerini şiddetle kınıyorum. Bu kişiler, yasalara bağlı Yahudi toplumuna büyük haksızlık yapıyor, İsrail ordusunun görevlerini yerine getirmesini engelliyor ve İsrail’in uluslararası arenadaki itibarına zarar veriyor” ifadelerini kullandı.

Dün, İsrailli yerleşimcilerin haftalardır kuşatma altında tuttuğu Batı Şeria’daki Kasra köyünde yeni şiddet olayları yaşandı. İsrail ordusunun açıklamasına göre onlarca İsrailli provokatör bir Filistinlinin evine sığındı.

İsrail ordusu, Kasra köyünde Filistinlilere taş atılması da dahil olmak üzere şiddetli çatışmalar yaşandığına ilişkin ihbarlar aldığını bildirdi. Ordu ayrıca olay sırasında bazı Filistinlilerin de evin içinde bulunduğunu açıkladı.

Ordudan yapılan açıklamada, “Olay yerine ulaşan güvenlik güçleri, evin içindeki sivilleri korumak amacıyla ilk olarak provokatörleri evden çıkarmak ve iki grubu birbirinden ayırmak için müdahale etti” denildi.

Ancak Filistin medyası, saldırılar sırasında askerlerin yerleşimcilere koruma sağladığını ve çok sayıda Filistinlinin yaralandığını bildirdi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise olay sırasında başka yerleşimcilerin de bölgeye geldiğini ve Filistinlilere ait çevredeki tarım arazilerini ateşe verdiğini belirtti.

Aşırı sağcı yerleşimciler, yaklaşık üç haftadır Kasra’da Filistinli ailelerin yaşadığı çok sayıda evi kuşatma altında tutuyor. Bölge sakinleri ve aktivistlere göre İsrail ordusu şimdiye kadar duruma etkili biçimde müdahale edemedi.

İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin uyguladığı şiddet son dönemde arttı. Bazı yerleşimcilerin, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinin büyük ölçüde genişletilmesini destekleyen Netanyahu hükümetinin tutumundan cesaret aldığı ifade ediliyor.