Trump: Hürmüz’ün adı Trump Boğazı olsun

ABD Başkanı Donald Trump, 11 Ağustos 2026 Salı günü Cleveland’da başkanlık uçağına doğru ilerlerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 11 Ağustos 2026 Salı günü Cleveland’da başkanlık uçağına doğru ilerlerken (AP)
TT

Trump: Hürmüz’ün adı Trump Boğazı olsun

ABD Başkanı Donald Trump, 11 Ağustos 2026 Salı günü Cleveland’da başkanlık uçağına doğru ilerlerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 11 Ağustos 2026 Salı günü Cleveland’da başkanlık uçağına doğru ilerlerken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü Hürmüz Boğazı’nın kendi adıyla yeniden adlandırılmasını önerdi. Trump, stratejik su yolunun artık ABD’nin kontrolü altında olduğu yönündeki iddiasına dayanarak yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington’un boğaz üzerinde kontrol sahibi olduğu iddiasını reddetmeyi sürdürdüğü bir dönemde yeni bir tartışma başlattı.

Trump, sahibi olduğu Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Trump, "Artık burayı ABD’nin kontrolü altına aldığımıza göre, Hürmüz Boğazı'nın adını Trump Boğazı olarak değiştirmeli miyiz? Tıpkı Amerika’nın kendisi gibi, bu boğaz da hiç olmadığı kadar popüler olurdu."

Bu öneri, Hürmüz Boğazı konusunda ABD ile İran arasında yaşanan karşılıklı gerilimin ortasında geldi. Trump son günlerde ABD’nin boğaz üzerinde “neredeyse tam kontrol” sağladığını tekrarlarken, Tahran ise su yolunun kendi belirlediği şartlar doğrultusunda hâlâ kapalı olduğunu vurguluyor.

Trump daha önce de coğrafi yerlerin adlarının değiştirilmesi yönünde adımlar atmıştı. ABD Başkanı, birkaç gün önce Ontario Gölü yerine federal ABD kaynaklarında “Amerika Gölü” adının kullanılmasını istemişti. Trump, Ocak 2025’te ise Meksika Körfezi’nin adını ABD’nin resmi kullanımında “Amerika Körfezi” olarak değiştirmişti.

gthyju
İnsanlar, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü Tahran’daki bir binada ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı reklam panosunun önünden geçerken (Reuters)

Trump, çarşamba günü daha önce yaptığı bir açıklamada ise İranlılara “ayağa kalkıp savaşmaları” çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD’nin bir gün önce ülkenin güney ve batısındaki Devrim Muhafızları hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlemesinin ve Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların yaşanmasının ardından İran yönetimine yönelik söyleminde yeni bir gerilim olarak değerlendirildi.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yalan haber ABC’nin iddia ettiği gibi İran’ı müzakere masasına oturmaya zorlamaya çalışmıyorum” dedi.

“Benim için hiçbir değeri olmayan bir anlaşmaya varıp varmamaları umurumda bile değil” ifadelerini kullanan Trump, mevcut çatışma ortamını tercih ettiğini belirterek, “Hürmüz Boğazı üzerinde neredeyse tam kontrolümüzün bulunduğu ve ekonomilerinin tamamen çöktüğü şu anki konumumuzu çok daha fazla beğeniyorum” dedi.

İran yönetiminin “yalnızca artık kaçınılmaz hale gelen şeyi beklediğini” öne süren Trump, daha sonra İran halkına seslenerek, “İran halkı ne zaman ayağa kalkıp savaşacak?” diye sordu.

Trump’ın İranlılara “ayağa kalkmaları” yönündeki çağrısı, şubat ayı sonunda savaşın başlamasından birkaç saat sonra kullandığı söylemleri yeniden gündeme getirdi. Trump o dönemde İranlıları “hükümetinizin kontrolünü ele geçirmeye” çağırmış, savaş başlamadan önce de İran’daki protestoculara destek vermişti.

Ancak Trump, başlangıçta yalnızca birkaç hafta sürmesi beklenen savaşın aylarca devam etmesi üzerine, rejimin devrilmesine destek olarak yorumlanan bu çağrılarından daha sonra geri adım attı.

Trump daha sonraki açıklamalarında “rejim değişikliğiyle hiçbir zaman ilgilenmediğini” söylemiş, üst düzey İranlı yetkililerin öldürülmesini ise bir tür “rejim değişikliği” olarak nitelendirmişti.

ABD Başkanı, daha önceki aşamalarda Tahran ile bir anlaşmaya varmaya çalışmış ve haziran ayında İranlıları “son derece mantıklı” olarak tanımlamıştı. Ancak müzakere sürecinin tıkanması ve askeri çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte söylemini yeniden sertleştirdi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik yaptırımların amacının “İran’ı müzakere masasına oturmaya istekli hale getirecek koşulları oluşturmak” olduğunu söylemişti. Bessent, Tahran’ın askeri açıdan güçlü şekilde karşılık vermesinin nedeninin ise “ekonomik olarak kaybediyor olması” olduğunu savunmuştu.

vfgthy
E-2D Hawkeye tipi erken uyarı ve kontrol uçağı, 27 Ağustos 2026’da ABD Donanması’na ait USS George Washington uçak gemisinin güvertesine iniş yaparken (ABD Donanması - AFP)

Trump’ın Tahran’ı müzakereye zorlamaya çalışmadığını söylemesi, Bessent’in bu açıklamalarından iki gün sonra geldi. ABD Başkanı paylaşımında, İran’ı müzakere masasına çekmeye çalışmadığını vurgularken, Tahran ile yeni bir anlaşma imzalanmasına da kayıtsız olduğunu ifade etti.

Trump salı günü Fox News’e verdiği demeçte de Tahran ile yapılacak yeni bir anlaşmanın faydasını sorgulamış ve “Onlarla yapılacak herhangi bir anlaşmanın üzerine yazıldığı kâğıt kadar bile değerli olmadığını düşünüyorum” demişti.

“Onlara birçok fırsat verdik” diyen Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşılık vermeyi sürdürmesi halinde daha büyük bir tırmanış yaşanacağı tehdidinde bulundu.

Trump, “Eğer karşılık verirlerse çok daha ağır bir darbe alacaklar” diyerek, İran’ın karşılık vermeyi sürdürmesi halinde “varlığını sürdüremeyeceği” uyarısında bulundu.

ABD saldırılarının, Tahran’ın yeniden inşa etmeye çalıştığı sistemler de dahil olmak üzere İran savunma ağındaki “çok sayıda radarı” imha ettiğini söyleyen Trump, “Radarlarını yeniden inşa etmeye çalıştılar, çünkü hiçbir şeyi göremiyorlar. Neredeyse tamamlanmasını bekledik, ardından onları vurduk” ifadelerini kullandı.

Trump, son saldırı dalgasından önce İran’ı “başarısız bir devlet” olarak nitelendirmiş ve ülkenin güçlerinin “askeri açıdan tamamen yenildiğini” öne sürmüştü. Buna karşılık, İran’a karşı nükleer silah kullanılması ihtimalini dışlamış, ancak ilave konvansiyonel saldırı seçeneğini açık bırakmıştı.

Yaşanan çatışmayı “bizim açımızdan nispeten küçük bir savaş” olarak tanımlayan Trump, “Bu büyük bir savaş değil” dedi.

Nükleer silah kullanılması ihtimaline ilişkin bir soruya ise, “Bunu dışlıyorum. Kullanmak için hiçbir neden yok” yanıtını verdi.

Trump ayrıca her gece yaklaşık 30 geminin ABD Donanması’nın yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bunun “büyük miktarlarda petrolün” taşınmasına olanak sağladığını söylemişti.

ABD Başkanı, yeni mayınlar döşerken yakalanacak herhangi bir geminin ise “imha edileceği” uyarısında bulunmuştu.

Tahran ise buna karşılık Hürmüz Boğazı’nın kendi belirlediği şartlar doğrultusunda hâlâ kapalı olduğunu vurgulamayı sürdürüyor. İran ayrıca ABD saldırılarının devam etmesi halinde bölgedeki Amerikan güçlerine yönelik karşılığını genişletmekle tehdit ediyor.



Avustralya üniversitesi, psikoloji derslerinde yapay zekayı devreye soktu

26 Mart 2026'da Mulhouse'daki Jean Mace Koleji'ndeki bir yapay zeka dersinde bir öğrenci alıştırma yapıyor (AFP)
26 Mart 2026'da Mulhouse'daki Jean Mace Koleji'ndeki bir yapay zeka dersinde bir öğrenci alıştırma yapıyor (AFP)
TT

Avustralya üniversitesi, psikoloji derslerinde yapay zekayı devreye soktu

26 Mart 2026'da Mulhouse'daki Jean Mace Koleji'ndeki bir yapay zeka dersinde bir öğrenci alıştırma yapıyor (AFP)
26 Mart 2026'da Mulhouse'daki Jean Mace Koleji'ndeki bir yapay zeka dersinde bir öğrenci alıştırma yapıyor (AFP)

Avustralya'daki bir üniversite, iki zorunlu psikoloji dersinin haftalık öğretim sürecine bir yapay zeka sohbet botunu dahil ederken akademisyenler, bu adımın "zararlı" olabileceğinden endişe duyuyor.

Macquarie Üniversitesi'nin Virtual Peer adlı sohbet botu, öğrencilerin ders çalışma süreçlerinde onlarla etkileşime girerek sorular soruyor ve farklı senaryolar üzerine kurgulanmış alıştırmalarda onlara rehberlik ediyor.

Öte yandan üniversite, sohbet botunun geleneksel eğitimin yerini almadığını savunuyor.

Üniversite, yapay zeka sohbet botunun faaliyetlerinin isteğe bağlı olduğunu ve öğrencilerin çevrimiçi okumalar, testler ve videolar üzerinden çalışmasının da beklendiğini belirtiyor. Öğrencilerin değerlendirmeleri ise araştırma ödevleri ve sınavlar aracılığıyla ayrı olarak yapılıyor.

Üniversite, sınıf içi eğitimi 2027'de yeniden başlatmayı planlarken yüz yüze ve çevrimiçi formatlar dönemler arasında dönüşümlü olarak uygulanacak.

Yine de bu değişiklik, özellikle iki dersin ikinci dönem için çevrimiçi ortama taşınmasının ardından öğrenciler arasında endişe yarattı. Her iki ders de önceki aylarda yüz yüze eğitim sunuyordu.

İsmi açıklanmayan bir öğrenci, lisans programındaki sorunlar nedeniyle çevrimiçi versiyonu almak zorunda kalmasının ardından "mağdur edildiğini" hissettiğini söylüyor.

Guardian'ın aktardığına göre öğrenci, "Grup tartışması ya da bir öğretmenin size ders vermesi yerine, bir robotla yapılan sınıf etkinliği var" diyor. 

Sanki bu robota, öğretmenlerimin işini nasıl elinden alacağını öğretiyormuşum gibi hissediyorum.

Daha önce çevrimiçi derslerde, ücretli akademisyenler tarafından verilen isteğe bağlı haftalık Zoom dersleri bulunuyordu. Bu dersler artık Virtual Peer tarafından ana öğretim etkinliği olarak sunulurken dijital ders materyalleri ve videolar da buna eşlik ediyor.

Macquarie Üniversitesi, sohbet botunun eğitimcilerle birlikte geliştirildiğini ve onların yerini almak değil, çalışmalarını desteklemek amacıyla tasarlandığını belirtiyor.. Sistemi kullanan akademisyenler, sistemin dayandığı materyalleri sağlayıp doğruluyor ve üniversite, bunun genel amaçlı yapay zeka sistemlerine kıyasla daha konuya özgü bir temel sağladığını ifade ediyor.

Sidney Üniversitesi de yüzlerce akademisyenin sohbet botları ve senaryo tabanlı öğrenme için kullandığı, eğitim odaklı üretken yapay zeka platformu Cogniti'yle yapay zeka kullanımını genişletiyor.

Üniversitenin bu sistemi Avustralya, Yeni Zelanda ve Hollanda'daki kurumların kullanımına sunduğu bildiriliyor.

Ancak yapay zekanın eğitimde daha fazla sorumluluk üstlenme ihtimali, üniversite personelini tedirgin ediyor.

Macquarie Üniversitesi'nden akademisyen Dr. Alison Barnes, bu endişelerin yalnızca belirli üniversitelerle sınırlı olmadığını söylüyor. Barnes, "Üniversite personeli iş yükü kriziyle boğuşuyor ancak bu çatlakları yapay zekanın parça parça devreye sokulmasıyla geçiştirmek, aslında daha da zararlı sorunlara yol açabilir" diyor.

Independent Türkçe


Trump'ın Ontario Gölü talebine Apple da boyun eğdi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın Ontario Gölü talebine Apple da boyun eğdi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Apple, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü diye değiştirme talebine boyun eğen son teknoloji devi oldu.

ABD'yle kuzey komşusu Kanada arasındaki ticaret savaşı sertleşirken Trump, Kanada'nın Ontario ve ABD'nin New York eyaletleri arasında yer alan su kütlesinin adını değiştirmek için ağustos sonlarında bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

Google, ABD kullanıcıları için Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü olarak değiştirmeyi kısa sürede kabul etti ve Apple da salı günü Trump'ın şirketle doğrudan görüşmesinin ardından aynı şeyi yaptı.

İçişleri Bakanı Doug Burgum, pazartesi günü Fox Business'ın Mornings with Maria programında Maria Bartiromo'nun yerine programı sunan Cheryl Casone'a, "Başkanın Apple'la bizzat iletişime geçtiğini biliyorum, gölün adının yakında Amerika Gölü olarak değiştirildiğini görebileceğimizi düşünüyorum" demişti.

Google ve Apple, Trump'ın ikinci döneminin başlarında imzaladığı bir başkanlık kararnamesinin ardından Haritalar uygulamalarındaki Meksika Körfezi'nin adını da Amerika Körfezi olarak değiştirmişti. The Independent, Ontario Gölü'nün isim değişikliğiyle ilgili yorum almak için Apple'la iletişime geçti.

Demokrat sosyal medya fenomeni Harry Sisson, Apple'ı bu hamle nedeniyle eleştirerek X'te şunları yazdı:

Apple Haritalar, Trump'ın baskısı üzerine Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü olarak değiştirdi. Bu çok acınası. Bu aptallığa neden ayak uyduruyorlar ki??

Google da Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü olarak değiştirdiği için eleştirildi. İlerici medya şirketi MeidasTouch, pazar günü X'te şunları yazdı:

Google Haritalar artık Donald Trump'a boyun eğdi.

MapQuest, Trump'ın perşembe günü başkanlık kararnamesini imzalamasının ardından X'te "Değiştirmiyoruz" diyerek Ontario Gölü'nü yeniden adlandırmayı reddetti.

Trump'a meydan okuduktan sonra MapQuest, App Store sıralamalarında hızla yükselerek pazar gecesi navigasyon kategorisinde birinci, tüm ücretsiz uygulamalar arasında ise 8. sıraya yerleşti. Bu, markanın 1996'da kullanıma sunulmasından bu yana listelerde ulaştığı en yüksek derece oldu.

MapQuest Genel Müdürü Doug Berger, pazartesi günü yaptığı basın açıklamasında, "Meksika Körfezi'ndeki yaklaşımımızın aynısını izledik: Tartışmanın bir parçası olmak ve insanlara alışkın oldukları adları koruyan bir uygulama sunmak" dedi.

Yüz binlerce insan bu hafta sonu uygulamamızı indirerek doğru karar verdiğimizi bize gösterdi.

Independent Türkçe


İspanya'dan turizm rekoru

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

İspanya'dan turizm rekoru

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

İspanya, bu yıl temmuza kadar yaklaşık 60 milyon uluslararası ziyaretçiyle turizm rekorları kırdı.

İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün (INE) aylık istatistiksel araştırması Frontur'a göre İspanya 2026'nın ilk 7 ayında 58,1 milyondan fazla ziyaretçi ağırladı. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 4,6'lık artış anlamına geliyor.

Birleşik Krallık, 11,5 milyon turistle ilk sırada yer alırken onu Fransa'dan gelen yaklaşık 7,2 milyon ve Almanya'dan gelen 6,9 milyon turist izledi.

INE, ülkenin yalnızca temmuzda 11,5 milyon uluslararası turisti ağırladığını ve bunun da 2025'teki ziyaretçi sayısına göre yüzde 4,6'lık artış olduğunu ekledi.

Temmuzda turistler için en popüler nokta Balear Adaları (yüzde 22,3) olurken, onu Katalonya (yüzde 20,6) ve Endülüs (yüzde 14,6) izledi.

Turistler için en yaygın konaklama süresi 7 gece olurken, günübirlik ziyaretçilerde yüzde 3,6'lık düşüş görüldü.

INE'nin verilerine göre, temmuzda yaklaşık 3,1 milyon kişi paket tur kapsamında seyahat etti.

Yeni bir araştırmaya göre, İspanya 2040 itibarıyla Fransa'yı geçerek dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesi olabilir.

Deloitte ve Google'ın ortak çalışmasına göre 2040'ta tahmini 110 milyon yabancı turist ağırlayacak İspanya, yıllık ziyaretçi sayısında zirveye yerleşebilir.

2025'te kaydedilen 102 milyon yıllık uluslararası ziyaretçiyle dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesi olan Fransa'nın, 2040'ta 105 milyon ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.

İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü'ne göre ülke geçen yıl 96,8 milyon uluslararası turisti ağırlayarak rekor kırdı.

Analizi hazırlayan şirketler, araştırmanın "seyahat operatörlerinin ve dağıtımcılarının gelecekteki trendleri öngörmelerine ve bunlara uyum sağlamalarına yardımcı olacağını" söylüyor.

Independent Türkçe