Sudan’daki çatışma bölgesel bir savaşa mı dönüşüyor?

ABD’nin uyarıları ve sınır çatışmaları, çatışmanın komşu ülkelere yayılma riskini artırıyor

 Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)
Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Sudan’daki çatışma bölgesel bir savaşa mı dönüşüyor?

 Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)
Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşebileceğine ilişkin endişeler, artık yalnızca gözlemcilerin dile getirdiği değerlendirmeler olmaktan çıktı. Sudan ile Çad arasında sınır ötesi karşılıklı saldırı ve suçlamalara, Etiyopya sınırı yakınlarındaki kaygı verici askeri hareketlilik de eşlik ediyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, söz konusu endişeleri Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşıyarak, bu gelişmelerin çatışmayı körükleyebileceği ve komşu ülkelerin savaşa daha derin şekilde dahil olma riskini artırabileceği uyarısında bulundu.

ABD’nin bu uyarılarının temelsiz olmadığı görülüyor. Zira Washington’ın askeri hareketlilikleri, silah ve insansız hava araçlarının (İHA) sevkiyat güzergâhlarını ve sınır aşan ağları takip etmesine olanak sağlayan geniş istihbarat kapasitesini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle uyarı düzeyinin BM Güvenlik Konseyi’ne taşınması, ABD’nin, yönetim dayandığı bilgilerin tamamını kamuoyuna açıklamamış olsa da gerçek ve giderek büyüyen risklerin bulunduğu yönünde değerlendirmeler yaptığını gösteriyor.

Bu uyarı, Çad toprakları içinde bir askeri saldırı düzenlendiğine ilişkin haberlerin ardından Boulos’un Çad Devlet Başkanı Muhammed İdris Debi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesiyle daha da güçlendi. Boulos, iki tarafın, ‘Sudan’daki savaşın sınırların ötesine taşınarak daha fazla tırmanmayı körüklemesi ve bölgesel barış ile istikrarı tehdit etmesinden derin endişe duyduğunu’ belirterek, çatışmanın taraflarına yönelik dış desteğin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Omdurman’ın batısında Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılan unsurlar, 19 Ağustos 2026 (AFP)
Omdurman’ın batısında Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılan unsurlar, 19 Ağustos 2026 (AFP)

Savaşın başlamasının üzerinden üç yılı aşkın süre geçmesine rağmen çatışma artık yalnızca ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki iç mücadele olmaktan çıktı. Çatışmaların Çad ve Etiyopya sınırındaki bölgelere taşınması ve gelişmiş silahların kullanımının yaygınlaşmasıyla Sudan, komşu ülkelerin hesaplarının yanı sıra bölgesel ve uluslararası güçlerin çıkarlarının da iç içe geçtiği bir çatışmanın merkezine dönüştü.

Genişleyen uluslararasılaşma

Savaşın uluslararası bir boyut kazandığına ilişkin göstergeler, BM Sudan Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu’nun, silah ve askeri teknolojilerin yanı sıra yabancı savaşçıların ve dış tedarik ağlarının çatışmanın uzamasına ve tarafların kapasitesinin güçlenmesine katkıda bulunduğunu açıklamasıyla daha da belirginleşti. Misyon, kişi, kuruluş ve devletlerle bağlantılı sınır aşan bir ağdan söz ederek, bu ağın HDK’ye silah, askeri teçhizat, lojistik destek ve yabancı unsurlar sağladığını belirtti. Söz konusu ülkeler ise suçlamaları reddederek tarafsızlık ilkesine bağlı olduklarını ve barış çabalarını desteklediklerini vurguladı. Misyon, orduya yönelik dış desteğin kaynaklarına ilişkin soruşturmasının ise henüz ilk aşamada olduğunu bildirdi.

Sudanlı araştırmacı ve Confluence Advisory Direktörü Kholood Khair geçtiğimiz nisan ayında Financial Times’a yaptığı açıklamada, savaşın ‘Kızıldeniz, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesine yayıldığını’ belirterek, Sudan’ın yedi komşusu arasında çatışmanın etkilerinden veya hesaplarından tamamen uzak olan hiçbir ülke bulunmadığını söyledi. Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Afrika Boynuzu Projesi Direktörü Alan Boswell de savaşın artık bölgeyi böldüğünü ve çevre ülkelerin iki savaşan taraf etrafında daha fazla kutuplaşmasına yol açtığını belirtiyor. Boswell, Çad ve Güney Sudan’ın savaşın sonuçlarına en fazla maruz kalabilecek ülkeler olduğunu, Etiyopya’nın yanı sıra Somali’deki gerilimlerin de yakından izlenmesi gerektiğini ifade ederek, çatışmanın sürmesinin bölgeyi ‘şiddet sarmalına’ sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.

 Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)
Doğudaki el-Gadarif kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılan Sudan askerleri, 17 Ağustos 2026 (AFP)

Öte yandan Stratejik Araştırma ve Çalışmalar Merkezi’nde kriz yönetimi ve müzakere uzmanı olan Tümgeneral Emin İsmail Meczub, çatışmanın Sudan ile komşu ülkeler arasında doğrudan bir askeri savaşa dönüşmesini ihtimal dışı gördü. Meczub, en olası senaryonun mali ve askeri desteğin sürdürülmesi, paralı askerler ve silahlı gruplardan yararlanılması yoluyla ‘vekâlet savaşının’ tırmanması ve bunun savaşın uzamasına yol açması olduğunu belirtti. Meczub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hartum’un Çad ve Etiyopya’ya yönelik suçlamalarının, Sudan makamlarına göre Afrika Birliği (AfB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan kanıtlara dayandığını söyledi. Ayrıca, HDK’ye destek sağlanmasında bazı üs ve havalimanlarının kullanıldığına ilişkin raporlara da dikkat çekti.

Meczub, söz konusu tarafların dolaylı destekten açık askeri müdahaleye geçmesinin, Sudan’ın bölgesel müttefiklerini de ülkeye destek vermeye itebileceğini ve bu durumda çatışmanın Afrika Boynuzu ile Sahra Altı Afrika’yı kapsayacak şekilde genişleyebileceğini belirtti. Ancak bu senaryoyu reddeden Meczub, “Bu gerçekleşmeyecek” dedi. Bölge ülkelerinin kapsamlı bir bölgesel savaşın çıkmasını istemediğini vurguladı. Bununla birlikte çatışmanın etkilerinin komşu ülkelerde görülmeye başladığına dikkat çeken Meczub, Çad’da muhalif grupların seslerinin yükseldiğini ve bu grupların, kendilerinin ifadesiyle, HDK’ye bağlı Arap gruplara verilen desteğe karşı çıktığını belirtti.

Sudan ordusundan emekli Tümgeneral Kemal İsmail ise bölgesel çıkarların kesişmesinin çatışmayı giderek Sudan sınırlarının dışına taşıdığını belirterek uyarıda bulundu. İsmail, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Çatışmanın Sudan’ın içinden bölgeye yayılacağı konusunda defalarca uyarıda bulunduk. Göstergeler bu yönde ilerliyor” dedi. Çatışma alanının genişlemesinin daha kapsamlı bir iç savaşa yol açabileceğini ve zaten karmaşık olan tabloyu daha da içinden çıkılmaz hale getirebileceğini ifade etti. İsmail, çıkar çatışmasının tırmanmasının, bazı bölgesel aktörleri kendi çıkarlarını koruma gerekçesiyle doğrudan müdahaleye yöneltebileceğini belirterek, “Savaş ne kadar uzarsa, taraflar savaşın gidişatını kontrol etme veya onu durdurma kabiliyetini o kadar yitirir” uyarısında bulundu. İsmail, Sudanlılara çatışmaları sona erdirmek ve ülkeden geriye kalanları korumak için birlik olma çağrısı yaptı.

Etiyopya ve Çad

Operasyonların Etiyopya sınırı yakınındaki Mavi Nil eyaletine taşınması, en kaygı verici gelişmelerden birini oluşturuyor. Yale Üniversitesi’ne bağlı İnsani Araştırmalar Laboratuvarı, uydu görüntüleri ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin analizine dayanan raporlarında, Etiyopya Savunma Kuvvetleri’ne ait Assosa’daki bir üs içerisinde tugay büyüklüğünde bir askeri gücün toplandığını ve bunun HDK’nin faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Assosa, Mavi Nil Nehri’ne ve Kurmuk kentine yakınlığı nedeniyle önem taşıyor. Bu nedenle bölgede savaşla bağlantılı herhangi bir askeri varlığın bulunması, eğer doğrulanırsa, yeni bir sınır cephesinin oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Batıda ise Çad, Darfur’la olan uzun sınırı ve sınırın iki tarafındaki aşiret bağları nedeniyle krizin merkezinde yer alıyor. Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Encemine’yi HDK’ye sağlanan desteğin kolaylaştırılmasına yardımcı olmakla suçlamasının ardından gerilim tırmandı. Çad ise silahların sevkiyatı için topraklarının veya havalimanlarının kullanıldığını reddediyor. Eski ABD’li yetkili ve Sudan uzmanı Cameron Hudson, Çad topraklarındaki saldırıların sonuçlarının artık yalnızca sahadaki gelişmelerle sınırlı kalmadığını, diplomatik bir karşılaşmaya dönüştüğünü belirtiyor.

Savaştan etkilenen ülkeler

Güney Sudan, savaşın sonuçlarına en fazla maruz kalabilecek ülke olabilir. Zira ülke ekonomisi, petrolün Sudan’daki tesis ve limanlar üzerinden ihraç edilmesine dayanıyor. Ayrıca çatışmaların başlamasından bu yana Sudanlılar ile ülkelerine dönen Güney Sudanlılardan oluşan 1 milyondan fazla kişiyi kabul etti. Petrol ihracatının durması veya çatışmaların sınıra taşınması, Cuba’daki kırılgan istikrarı tehdit edebilir.

Sudan’la doğrudan sınırı bulunmayan Kenya ise siyasi kutuplaşmanın, finansman ağlarının ve savaşçı hareketliliğinin yayılmasının yanı sıra ticaretin sekteye uğraması riskiyle karşı karşıya. Ayrıca Nairobi’nin önemli bir dayanağını oluşturduğu IGAD’ın bölgedeki rolünün zarar görmesi de söz konusu olabilir.

Uganda da Güney Sudan üzerinden benzer risklerle karşı karşıya. Cuba’da yaşanabilecek yeni bir patlama, ülkeye yönelik yeni bir sığınmacı dalgasına yol açabilir. Uganda hâlihazırda Güney Sudan’dan 1 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yapıyor. Böylece savaşın etkileri, düzenli ordular sınırları geçmeden Sudan’dan Güney Sudan’a, oradan da Uganda ve Kenya’ya yayılabilir.

Mısır ise mülteciler, güney sınırının güvenliği, Nil suları ve Etiyopya ile bölgesel dengeler açısından çeşitli sonuçlarla karşı karşıya. Eritre ise istikrarsızlığın doğu Sudan’a ve Kızıldeniz kıyılarına yayılmasından endişe ediyor. IGAD İcra Sekreteri Workneh Gebeyehu, barış ve güvenlik alanındaki sorunların artık tek bir ülke veya kurumun tek başına mücadele edemeyeceği kadar iç içe geçtiğini belirterek Sudan’ı askeri çatışma, insani felaket, kurumsal çözülme, bölgesel yayılma ve jeopolitik rekabetin bir araya geldiği en açık örneklerden biri olarak nitelendirdi.

Sudan savaşı henüz tam anlamıyla bölgesel bir savaşa dönüşmüş değil. Ancak uzun zaman önce iç çatışmanın sınırlarını aştı. Halkalar giderek birbirine bağlanırken gelecekte sorulacak soru artık “Savaş bölgeye yayılacak mı?” olmayacak; asıl soru şu olacak: “Yayılma başladı mı?”



Lübnan, Hizbullah yetkilileri hakkında adli yakalama kararları çıkarıyor

Beyrut Adalet Sarayı, (dolaşımda)
Beyrut Adalet Sarayı, (dolaşımda)
TT

Lübnan, Hizbullah yetkilileri hakkında adli yakalama kararları çıkarıyor

Beyrut Adalet Sarayı, (dolaşımda)
Beyrut Adalet Sarayı, (dolaşımda)

Lübnan askerî yargısı, Hizbullah mensuplarının da aralarında bulunduğu kişilerle birlikte ele geçirilen patlayıcı yüklü kamyon dosyasında adli takibatın kapsamını genişletti. Şüphelilerin soruşturmaya katılmayı reddederek ifade vermeye gitmemesi üzerine, yargı makamları yeni adımlar attı.

Şarku’l Avsat’ın adli kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem, gözaltındaki Heysem Emhaz’ın eşi ile kamyonun sahibi hakkında arama ve soruşturma talimatı çıkardı. Her iki kişinin de ifadeye çağrılmalarına rağmen gelmediği ve izlerini kaybettirdiği belirtildi.

Soruşturmada, patlayıcıların taşınmasıyla bağlantıları araştırılan yeni isimler de tespit edildi. Öte yandan, Hizbullah’ın “Sacid” ve “Zülfikar” kod adlarıyla bilinen iki yetkilisi hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararlarının henüz uygulanmadığı bildirildi.

Lübnan ordusunun istihbarat birimi ile Bilgi Şubesi, Ali el-Kürdi, Heysem Emhaz ve Emhaz’ın eşine ait telefonlardan elde edilen veriler üzerinden soruşturmayı sürdürüyor. Söz konusu veriler, şüphelilerin olaydaki rollerini belirlemek amacıyla karşılaştırmalı incelemeye tabi tutuluyor.

Hizbullah ise aranan kişileri teslim etmeyi reddediyor ve kamyonun, içindeki yükle birlikte iade edilmesini talep ediyor. Örgüt, söz konusu sevkiyatın sorumluluğunu üstlendiğini açıklarken, kendisine bağlı herhangi bir yetkilinin veya mensubunun gözaltına alınmasını “İsrail saldırganlığı” olarak nitelendiriyor.


Riyad ve Hamis Muşayt semalarında Husilere ait iki balistik füze imha edildi

Yemen’deki Meşru Yönetime Destek Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’deki Meşru Yönetime Destek Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Riyad ve Hamis Muşayt semalarında Husilere ait iki balistik füze imha edildi

Yemen’deki Meşru Yönetime Destek Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’deki Meşru Yönetime Destek Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’deki Meşru Yönetimi Destekleme Koalisyonu, dün Husiler tarafından Riyad ve Hamis Muşayt yönüne fırlatılan iki balistik füze ile ülkenin güney bölgesine gönderilen iki insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon ayrıca, Husilerin Suudi Arabistan’ın aşiretlerin ve sivillerin toplandığı alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını reddetti. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, perşembe günü yaptığı açıklamada, söz konusu iddiaların “asılsız olduğunu ve hiçbir gerçeğe dayanmadığını” belirterek bunları kesin bir dille yalanladı.

Açıklamada, bu iddiaların içerik ve zamanlama bakımından kamuoyunu yanıltmaya, Husilerin yaşadığı krizleri ve uygulamalarını gündemden uzaklaştırmaya ve Yemen’in köklü aşiretlerini kendi çatışmalarına dâhil etmeye yönelik girişimleri yansıttığı ifade edildi.

Koalisyon açıklamasında ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen’in güvenliğine ve istikrarına yönelik tutumunun değişmediği vurgulandı. Riyad yönetiminin Yemen halkıyla arasındaki tarihî ve kardeşlik bağlarını korumaya önem verdiği belirtilerek, iki halkın çıkarlarını gözeten, güvenlik ve istikrarı güçlendiren ve Yemen aşiretlerinin istismar edilmesini ya da Yemenlilerin güvenlik, barış ve kalkınma beklentilerine hizmet etmeyen çatışmalara sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan bir yaklaşım benimsendiği kaydedildi.


Netanyahu Batı Şeria’yı kapattı, eşi benzeri görülmemiş bir operasyonla tehdit etti

İşgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil kentinin kuzey girişindeki kontrol noktasında İsrail güçleriyle çatışan Filistinli silahlı kişilerden biri (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil kentinin kuzey girişindeki kontrol noktasında İsrail güçleriyle çatışan Filistinli silahlı kişilerden biri (AFP)
TT

Netanyahu Batı Şeria’yı kapattı, eşi benzeri görülmemiş bir operasyonla tehdit etti

İşgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil kentinin kuzey girişindeki kontrol noktasında İsrail güçleriyle çatışan Filistinli silahlı kişilerden biri (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil kentinin kuzey girişindeki kontrol noktasında İsrail güçleriyle çatışan Filistinli silahlı kişilerden biri (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, iki Filistinlinin el Halil kentinin girişlerinden birinde düzenlediği silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldürülmesinin ardından dün işgal altındaki Batı Şeria’nın tamamen kapatıldığını duyurdu ve bölgede eşi benzeri görülmemiş bir operasyon yürütüleceği tehdidinde bulundu.

Netanyahu ve aşırı sağcı müttefikleri, seçimlere dört gün kala saldırıyı kendi siyasi gündemleri doğrultusunda kullanmakta gecikmedi. Netanyahu, Hamas’ın bütün liderlerini her yerde ve her zaman takip edip hedef alacaklarını taahhüt etti. Saldırının gerçekleştiği bölgedeki Filistinlilere ait evlerin ve saldırganların çıktığı mahallenin yıkılacağını, geniş çaplı gözaltı operasyonları düzenleneceğini ve altyapının tahrip edileceğini ifade etti. Netanyahu ayrıca Filistin Yönetimi’nin dağıtılması gerektiğini belirtti.

Netanyahu, İsrail askerlerinin Batı Şeria’da büyük çaplı bir saldırıyı önlediğini ileri sürerek, İsrail ordusuna ve güvenlik güçlerine el Halil kentini derhâl kuşatma altına alma ve Batı Şeria’nın tamamının kapatılmasına hazırlanma talimatı verdiğini açıkladı.

Netanyahu’nun açıklamaları, Savunma Bakanı Israel Katz’ın da katıldığı güvenlik toplantısının sonrasında yapıldı. Katz, İran ve Hamas’ı seçimleri etkilemeye çalışmakla suçladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  olayda iki Filistinli, el Halil’in dış kesimlerinde bulunan bir İsrail kontrol noktasına gelerek İsrail askerlerine saldırdı. Kısa sürede çatışmaya dönüşen olay yaklaşık 20 dakika sürdü.

Görüntü ve videolarda, iki silahlı saldırganın eş zamanlı saldırı başlattığı görülürken, olayda 2 İsrail askeri öldü, 3 asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren iki Filistinli ise çıkan çatışmada öldürüldü.