Husilerin artırdığı gerilim Taiz ve Batı Sahili’nde kendilerine karşı dönüyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315166-husilerin-art%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1-gerilim-taiz-ve-bat%C4%B1-sahili%E2%80%99nde-kendilerine-kar%C5%9F%C4%B1-d%C3%B6n%C3%BCyor
Husilerin artırdığı gerilim Taiz ve Batı Sahili’nde kendilerine karşı dönüyor
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağı (Askeri medya)
Husilerin Batı Sahili, Hudeyde’nin güneyi ve Taiz’in batısındaki cephelere yönelik saldırısı, geniş çaplı kara çatışmalarının üçüncü gününde örgütün aleyhine dönmeye başladı. Yemen hükümetine bağlı güçler karşı saldırıya geçerek birden fazla cephede sahada ilerleme sağlarken, savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) da çatışmalara dahil oldu. Hava unsurları, Husilere ait mevzileri, takviye birliklerini ve ikmal hatlarını hedef aldı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, Cera hi, Hayfan ve Cebel Habşi cephelerinde ilerleme kaydetti; sahada stratejik öneme sahip bazı mevziler ve tepelerin kontrolünü ele geçirdi. Güçler ayrıca sızma girişimleri ile bazı saldırıları da püskürttü. Bu sırada Yemen Deniz Kuvvetleri, Kızıldeniz’de Hudeyde’nin güneyindeki Huha açıklarında iki bomba yüklü teknenin imha edildiğini açıkladı.
Bu değişim, Husilerin Hudeyde’nin güneyi ve Taiz’in batısındaki cephelerde gedik açmaya çalıştığı geniş çaplı saldırının ardından yaşandı. Saldırılarda örgütün ağır can ve mal kayıpları verdiğine ilişkin bilgiler geldi.
Çatışmaların ardından yaşananlar, örgüt içinde giderek derinleşen bir insan gücü krizine işaret ediyor. Sana’daki sağlık kaynakları, hastaneler, morglar ve yoğun bakım ünitelerinin daha önce görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Husiler ise ölü ve yaralı sayıları konusunda sıkı bir gizlilik politikası uyguluyor.
Öte yandan örgüt, insan gücü kayıplarını telafi etmek amacıyla okullardaki asker toplama faaliyetlerini genişletiyor ve lise öğrencilerini çeşitli etkinlikler ile eğitim programları aracılığıyla örgüte çekmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Yemen hükümetine bağlı güçler, karşı saldırıdan yararlanarak Taiz’i ve kentin Muha’ya uzanan bağlantısını korumayı, ayrıca Babülmendeb’e giden yolu güvence altına almayı hedefliyor.
El-Alimi: Yemen’de devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinden geri dönüş yokhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315180-el-alimi-yemen%E2%80%99de-devlet-kurumlar%C4%B1n%C4%B1n-yeniden-tesis-edilmesinden-geri-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F
El-Alimi: Yemen’de devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinden geri dönüş yok
Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, (Saba)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, kararlılığını ve caydırıcılığını ortaya koyan silahlı kuvvetlerin, ülke topraklarının tamamını kurtarabilecek kapasitede olduğunu ve vatandaşlarını ve ülkenin yüksek çıkarlarını savunma yönündeki anayasal görevini sürdürebileceğini belirtti. El-Alimi, ağır bedeller ödenmesi gerekse dahi devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesini ulusal hedef olarak gördüklerini ve bu hedefin geri dönüşü olmayan bir tercih olduğunu vurguladı.
El-Alimi, askeri ve saha komutanlarıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde, silahlı kuvvetlerin ve cephelerde konuşlanan bütün birliklerin Taiz ve Hudeyde cephelerinde elde ettiği önemli zafer ve saha kazanımlarını takdir etti. Ulusal Direniş, Amalika Tugayları (Devler Tugayları) ve Tihame birliklerinin Hays ilçesinin kurtarılması ve güvenliğinin sağlanmasını tamamlamasını övdü. Hayfan’daki birliklere ve kara kuvvetlerine destek veren, operasyon sahalarının farklı bölgelerindeki tehditlerle etkin biçimde mücadele eden hava kuvvetlerinin rolüne de dikkat çekti.
El-Alimi, “Husiler bu macerayı seçti ve Yemen’in en çetin cephelerinden birinde devleti ve silahlı kuvvetlerini sınamaya kalktı. Bunun bütün sonuçlarına katlanacaklar. Şimdi yanlış hesaplarının kendileri için topyekûn çöküşün kapılarını açacağını anlamaları gerekiyor” dedi.
El-Alimi ayrıca, “Taiz, milislerin destekçilerinin projeleri ve gündemleri için güvenli bir geçiş noktası olmayacak. Silahlı kuvvetler onların saldırısını püskürttü ve sahadaki inisiyatifi ele geçirdi” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Yemen resmi haber ajansından aktardığına göre Cumhurbaşkanı, operasyonların son durumu, sahada elde edilen kazanımlar, birliklerin muharebe hazırlık seviyesi, kurtarılan bölgelerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik önlemler ve milislerin sızdığı diğer bölgelerin temizlenmesi konusunda bilgi aldı. El-Alimi, “askeri görevlerin sorumluluk ve etkinlikle sürdürülmesi, inisiyatifin korunması ve operasyon sahasında farklı birlikler arasındaki koordinasyonun artırılması” talimatını verdi.
El-Alimi ayrıca bütün komutan ve askeri birliklere, “uluslararası insancıl hukukun hükümlerine ve angajman kurallarına sıkı biçimde uyulması, sivillerin ve kamu ile özel mülklerin korunması, insani yardımların ulaştırılmasının ve yerinden edilmiş kişilere yardım edilmesinin kolaylaştırılması, tutuklulara iyi muamele edilmesi ve onların onur ve haklarının korunması” talimatını verdi.
El-Alimi, “Cumhuriyeti savunmak için silah taşıyan el, aynı zamanda devletin ve hukukun üstünlüğünün eli olarak kalmalıdır” dedi.
El-Alimi, silahlı kuvvetler ve askeri birliklerin mensuplarının fedakârlıklarının “devlet ve halk tarafından her zaman saygı ve minnetle anılacağını” belirterek, “şehitlerin temiz kanlarının Yemenlilerin devletlerini, özgürlüklerini ve onurlarını yeniden kazanma yolunu bugün inşa ettiğini” söyledi.
El-Alimi, ilgili kurumlara yaralıların gerekli tedavi ve bakımının sağlanması, şehit aileleriyle ilgilenilmesi ve hak ve ödeneklerinin eksiksiz verilmesi talimatını verdi. Bunun “ihmal veya gecikmeye tahammülü olmayan ulusal ve ahlaki bir görev” olduğunu vurguladı.
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, Husileri gerilimi tırmandırmaları sırasında işlenen ihlallerden tamamen sorumlu tuttu. El-Alimi, yerleşim bölgelerinin ve kamu yollarının bombardıman, keskin nişancı ateşi ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması sonucunda sivillerin hayatını kaybettiğini, insanların kaçırıldığını ve yüzlerce ailenin yerinden edildiğini belirtti.
El-Alimi, “Bu suçlar zaman aşımına uğramayacak. Silahlı kuvvetlerin ilerleyişi, vatandaşların can ve güvenliğinin korunmasına yönelik azami hassasiyetle birlikte sürdürülecek” dedi.
El-Alimi ayrıca tüm siyasi ve toplumsal güçlere, düşünce ve kamuoyu platformlarına ve medya kuruluşlarına “ulusal safların birleştirilmesi, silahlı kuvvetlere ve bütün askeri birliklere duyulan güvenin güçlendirilmesi, şüphe ve ihanet suçlamalarıyla yürütülen kampanyalara, siyasi çekişmelere ve yalnızca terörist milislere hizmet eden düşmanlığa sürüklenilmemesi” çağrısını yineledi.
El-Alimi, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan kabile mensuplarına ve “yanıltılarak” örgüte katılan kişilere de çağrıda bulunarak, “Yemenlilerin çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmayan bir projeye hizmet eden savaşa çocuklarını sürüklememelerini” istedi.
Hâlen milis saflarında bulunanlara ise “doğru yola dönmeleri ve sınır ötesi yıkım projelerine bel bağlamayı seçen liderler uğruna hayatlarını feda etmemeleri” çağrısında bulundu.
Cezayirli kurtarma ekipleri, kuyuya düşen çocuğun cansız bedenine ulaştıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315179-cezayirli-kurtarma-ekipleri-kuyuya-d%C3%BC%C5%9Fen-%C3%A7ocu%C4%9Fun-cans%C4%B1z-bedenine-ula%C5%9Ft%C4%B1
Cezayirli kurtarma ekipleri, kuyuya düşen çocuğun cansız bedenine ulaştı
Kurtarma ekipleri, Eyüb adlı çocuğu kuyudan çıkarmaya çalışıyor (Cezayir Sivil Savunma Teşkilatı’nın sayfası)
Cezayir Sivil Savunma Teşkilatı, dün yaptığı açıklamada, kurtarma ekiplerinin 10 yaşındaki Eyüb’ün cansız bedenine ulaştığını bildirdi. Ekipler, çocuğun ülkenin güneybatısındaki el- Bayd vilayetinde dört gün önce düştüğü kuru artezyen kuyusundan çıkarılması için yoğun çaba harcadı.
Sivil Savunma Teşkilatı tarafından yapılan açıklamada, “El-Bayd vilayetinin Gasul ilçesine bağlı Rukna köyünde kuru bir artezyen kuyusuna düşen çocuğu kurtarma çalışmaları kapsamında, çocuğun bulunduğu yer tespit edilmiş ve cansız bedeni çıkarılmıştır. Allah rahmet eylesin” ifadelerine yer verildi.
Çocuğun, geçen çarşamba günü el- Bayd vilayetinde 107 ve 47 numaralı devlet yolları arasında bulunan Rukn köyünde kuyuya düştüğü ve kuyunun dar ve derin olması nedeniyle kurtarma çalışmalarının güçlükle yürütüldüğü belirtildi.
Yaklaşık 80 metre derinliğindeki kuyunun çapının yalnızca 40 santimetre olduğu, bu nedenle çocuğa ulaşılması ve çıkarılmasının son derece zor olduğu kaydedildi. Kurtarma operasyonuna yerel makamların yanı sıra farklı kurumlar da katılırken, çok sayıda personel ve ekipman seferber edildi.
Günler süren kazı ve arama çalışmalarının ardından kurtarma ekipleri çocuğun kuyudaki yerini tespit ederek cansız bedenini çıkardı. Sivil Savunma Teşkilatı daha sonra çocuğun hayatını kaybettiğini doğruladı.
Hizbullah, İran'ın onayı ile Ali el-Tahir'i tahliye etti...https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315057-hizbullah-i%CC%87ran%C4%B1n-onay%C4%B1-ile-ali-el-tahiri-tahliye-etti
Hizbullah, İran'ın onayı ile Ali el-Tahir'i tahliye etti...
İsrail bombardımanı sonrası el-Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor (DPA)
Hizbullah, İsrail ordusunun eline geçmesine izin verecek şekilde "Ali el-Tahir" tepelerini boşaltarak Lübnan siyasi kulislerini şaşırttı. Oysa Hizbullah'ın, Lübnan müzakere heyetinin elini güçlendirmek amacıyla bu tepeleri orduya teslim etmesi tavsiye edilmişti. Heyet, Washington’un eylül ayının ikinci yarısında belirlemesi beklenen tarihi bekleyerek, askıda kalan sekizinci tura hazırlanıyordu.
Müzakerelerle ilgili yetkili bir kaynağın Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamaya göre Hizbullah'ın bu adımı, "İran'ın görüşü ne?" sorusu başta olmak üzere birçok soruyu beraberinde getirdi. Kaynağa göre Hizbullah’ın Tahran’a danışmadan tek başına böyle bir karar alması mümkün görünmüyor. Her ne kadar İranlı yetkiler sahada somut bir destek vermekten kaçınsa da daha önce tesisi savunmak için müdahale edeceklerini tehdit etmişlerdi. Bu nedenle kimse "Tepelerin" boşaltılmasının İran yönetimiyle görüşülmeden alınmış tek taraflı bir karar olduğuna inanmıyor.
İran mutabakatının sonucu
Aynı kaynak, tepelerin boşaltılmasının Tahran'ın da katıldığı bir uzlaşmanın sonucu olup olmadığını sorguladı. İddialara göre çok uluslu arabulucular, askeri tesiste bulunan İran Devrim Muhafızları üyesi askeri uzmanların güvenli bir şekilde tahliyesini sağladı. Oysa İranlı yetkililer daha önce içeridekilerle temas halinde olduklarını belirterek, İsrail'in tesisi tamamen ele geçirmesini önlemek için müdahale tehdidinde bulunmuştu.
Kaynak, "İran’ın Hizbullah’a destek amacıyla müdahale etme tehdidinin, tıpkı eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın suikastına verilen yanıt gibi kâğıt üzerinde kaldığını ve eyleme dökülmediğini" vurgulayarak, Tahran’ın Hizbullah’a çekilme için yeşil ışık yaktığını belirtti.
“Lübnan’ın güneyindeki Meyfadun köyünü hedef alan ve İsrail ordusu tarafından cumartesi akşamı düzenlenen hava saldırısının ardından bölge sakinleri yıkımın izlerini inceliyor. (AFP)”
Silahı elde tutmak için bir gerekçe
Hizbullah’ın tepeleri Lübnan ordusuna teslim etmeme konusundaki ısrarına dikkat çeken kaynak, yönetimin bu tavsiyeleri reddetmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre sebep, İsrail'in bölgeyi ele geçirme korkusu değil; zira ordunun buraya konuşlanması, Hizbullah’ın Litani Nehri'nin kuzeyinde savaşçı bulundurma imkanını tamamen kaybetmesi anlamına gelecekti.
Kaynak, İsrail ordusunun Nebatiye el-Fevka, Kefr Tebnit ve Kefr Rumman bölgelerindeki girişleri tutarak tepeleri kuşatmasının ardından Hizbullah’ın çekilmeyi tercih ettiğini belirtti. Hizbullah’ın tepelerden çekilmesinin savaşçıların Litani’nin kuzeyinden çıktığı anlamına gelmediğini, bu adımın İsrail’e direnme bahanesiyle silah tutmayı meşrulaştıran bir "yeniden konuşlanma" olduğunu vurguladı.
"Lübnan resmi makamlarının elinde, İsrail ordusunun tepeleri tamamen kontrol altına alıp almadığına dair bir bilgi yok mu?" diye soran kaynak, şunları belirtti:
"Hizbullah’ın, İsrail kontrolünü bir emrivakiye dönüştürmek yerine tepeleri Lübnan ordusuna teslim ederek müzakere heyetini güçlendirmesi gerekirdi. Bu durum, ay ortasında Paris'te düzenlenecek uluslararası orduya destek konferansı öncesinde sekizinci turun ana gündemi haline geldi." Kaynağın edindiği bilgilere göre, güç dengesizliği nedeniyle Hizbullah ile İsrail arasında tepelerin boşaltılmasını gerektirecek doğrudan bir çatışma yaşanmadı; Hizbullah kalan savaşçılarını çektikten sonra alanı boşalttı.
“Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir ormanlık alanına yönelik bombardıman sonucu yükselen duman sütunları. (Ulusal Haber Ajansı)”
Hizbullah’ın, Litani’nin kuzeyindeki silah varlığını korumak adına "Ali el-Tahir" tepelerini orduya teslim etmeyi reddetmesi şaşkınlıkla karşılanıyor. Sanılır ki siyasi varlığı, herhangi bir siyasi karşılık almadan silahı elinde tutmasına bağlı. Kaynak, Hizbullah’ın siyasi parti turlarında beklediği desteği bulamadığını, zira silahın sadece devlet elinde olması konusunda genel bir Lübnan uzlaşısı olduğunu ifade etti.
Lübnan'ın, ABD-İran "mutabakat muhtırasına" bağlı kalmasının faydasını sorgulayan kaynak; Lübnan'ın atılan adımlara rağmen ateşkes, esir takası, yıkılan beldelerin imarı ve İsrail'in çekilmesi yönündeki tutumunu koruduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın talimatları doğrultusunda hareket eden müzakere heyetinin de bu ilkelere bağlı olduğunu belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın herhangi bir karşılık almadan tepeleri boşaltmışken ve destek yükünü hükümete yüklerken, silahını elinde tutmasının artık bir gerekçesi kalmadığını vurguladı.
“Hüseyin Ayyaş (33), İsrail ordusu tarafından alıkonulmuştu. Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye ilçesine bağlı Haruf beldesinde ailesiyle yeniden bir araya geldi. (Reuters)”
Kalıntılara karşılık esirler
Bunun yanı sıra kaynak, ABD Beyrut Büyükelçisi Michel Issa'nın girişimleriyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan alınan onay sonucu 5 Lübnanlı tutuklunun serbest bırakılmasını, esir konusunun yeniden gündeme gelmesi için bir fırsat olarak değerlendirdi. Ancak Tel Aviv, Lübnan İç Savaşı sırasında ölen Lübnanlı Yahudilerin ceset kalıntılarının iadesini şart koşuyor.
Şarku'l Avsat'ın müzakerelerle ilgili bakanlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre Netanyahu, Issa'ya Yahudilerin gömülü olduğuna inanılan yerlerin haritasını teslim etti. Lübnan makamları ellerindeki listelere göre arama çalışmalarını tamamlasa da henüz bir kalıntıya ulaşamadı. Zorluklara rağmen Lübnanlı güvenlik birimleri ile Beyrut Sinagogu yetkilileri arasındaki iş birliğinin sürdüğü belirtildi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة