Kimliği belirsiz İHA’lar... Batı Libya’daki çatışmada gizemli bir silah

Trablus yetkilileri, bir ‘sabotaj hücresinin’ çökertildiğini açıkladı

Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
TT

Kimliği belirsiz İHA’lar... Batı Libya’daki çatışmada gizemli bir silah

Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)

Batı Libya’daki kritik hedeflere yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarının artması, bu saldırıların arkasında hangi tarafların bulunduğu ve neyi amaçladıkları konusunda çok sayıda soru işaretini beraberinde getirdi.

Kamuoyu bu tırmanışın sonuçlarına odaklanırken, siyasi ve askeri değerlendirmeler, Batı Libya’da çatışan taraflar arasındaki mücadele ile karşıt güçler arasındaki rekabetin, ülkede nüfuz kurma konusunda yaşanan uluslararası çekişmeyle giderek daha yakından bağlantılı hale geldiğine işaret ediyor.

Geçtiğimiz hafta sonu başkent Trablus’taki havalimanı yolu üzerinde bulunan Brega deposundaki yakıt tankları da dahil olmak üzere çok sayıda kritik hedef, ‘kimliği belirsiz bir İHA’nın’ saldırısına uğradı. Saldırı, kimliği belirsiz İHA’nın hedefini ıskalaması sayesinde bölgenin büyük bir insani ve çevresel felaketin eşiğinden dönmesine yol açtı.

Olay, silahlı oluşumların giderek artan etkisi altında bulunan Batı Libya halkındaki kafa karışıklığını daha da artırırken, söz konusu operasyonların arkasındaki taraflara ilişkin ‘belirsizlik’ sürüyor.

frthjy
Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazı (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, daha önce kritik tesisleri hedef almak amacıyla İHA’ların kullanılmasının ‘kararlı bir karşılık verilmesini ve bunun tekrarlanmasının önlenmesini gerektiren, organize ve tehlikeli bir eylem’ olduğunu söylemişti. Ancak hükümet, saldırıların faillerine ilişkin şu ana kadar herhangi bir kanıt sunmadı. Bununla birlikte hükümet, pazar akşamı aralarında yabancıların da bulunduğu beş kişilik bir hücrenin yakalandığını ve bu kişilerin İHA saldırılarının arkasında olduğunu açıkladı.

‘Devletler tarafından kullanılan bir silah’

Son iki yılda UBH, aralarında başkent Trablus’un yaklaşık 120 kilometre batısında yer alan Zuvare kentinin de bulunduğu bazı kentlerde ‘akaryakıt ve insan kaçakçılığı yuvaları’ olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik operasyonlarda İHA’ları kullandı. Bunun ardından devlete ait kritik tesisler, ‘kimliği belirsiz taraflar’ tarafından art arda hedef alınmaya başladı.

Batı Libya’da görev yapmış eski bir askeri yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mesele, ülkenin batısında çatışan tarafların kullandığı birkaç İHA’dan ibaret değil. Asıl mesele, bazı ülkelerin bu teknolojiyi başka ülkelerle hesaplaşmak için kullanması” ifadelerini kullandı ve yaklaşık altı ay önce Libya açıklarında Rusya’ya ait bir petrol tankerinin hedef alınmasını buna örnek gösterdi.

Güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen eski askeri yetkili, “İHA silahı başka ülkeler tarafından kullanılıyor. Trablus’un içinde operasyon odaları bulunuyor ve fırlatma operasyonlarını gerçekleştirmek üzere bu modern teknoloji konusunda eğitim veriliyor” görüşünü dile getirdi.

Libya’da, ülkenin batısında bu silahın kullanımı konusunda eğitim verilmesine yönelik Ukrayna varlığından da söz ediliyor. Şarku’l Avsat, bu konuda UBH Savunma Bakanlığı’nın görüşüne başvurdu ancak yanıt alamadı.

Radio France Internationale’da (RFI) geçtiğimiz ağustos ayının ortalarında, 12 Ağustos’ta Zaviye petrol kompleksini hedef alan saldırıda fiber optik kabloyla yönlendirilen, Ukrayna yapımı FPV tipi İHA’ların kullanıldığı bildirilmişti. Brega Petrol ve Gaz Pazarlama Şirketi’ne göre saldırı sonucunda 13 milyon litre yakıt kaybedilmişti.

dfgthy
12 Ağustos’ta İHA’larla hedef alınan Zaviye kentindeki petrol tesisleri ve yapıları yanıyor. (AP)

3 Mart’ta Rusya’nın Murmansk Limanı’ndan Mısır’ın Port Said Limanı’na doğru seyreden Rus gaz tankeri Arctic Metagaz, İHA’ların saldırısına uğradı. Trablus yönetimi, Moskova’nın tankerin Libya kıyılarından başlatılan ‘uluslararası bir terör eylemi’ sonucunda hedef alındığı yönündeki suçlaması karşısında sessiz kaldı.

Libya ve komşu ülkelerin güvenliği

Hukuk profesörü ve siyasi araştırmacı Ramazan et-Tuvaycir, İHA’ların kullanılmasına başvurulmasını ‘son derece tehlikeli bir gösterge’ olarak değerlendirdi. Tuvaycir, son yıllarda bu konuda uyarılarda bulunduğunu belirterek, bu gelişmenin Libya’nın ulusal güvenliğinin yanı sıra komşu ülkelerin güvenliğini de etkilediğini, zira söz konusu teknolojinin giderek daha fazla yaygınlaştığını söyledi.

Tuvaycir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı uluslararası tarafların ‘çeşitli yöntemlerle Libya’daki çatışmayı daha yüksek bir tırmanış aşamasına taşımaya çalıştığını’ düşündüğünü belirtti. Bunun Libya devletinin yapısını doğrudan etkileyebileceğini ve özellikle Akdeniz’in güneyindeki ülkeler başta olmak üzere komşu ülkelerin güvenliğine de yansıyabileceğini ifade etti.

Tuvaycir, “Önümüzdeki dönemde Libya’da istikrarın sağlanması ve devlet kurumlarının birleştirilmesi için çalışılması gerekiyor. Bu, çatışmanın yol açabileceği sonuçların sınırlandırılmasına ve ülkenin ve bölgesel çevresinin güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır” dedi.



El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
TT

El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçilerini ülkedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Menfi ayrıca, geçiş dönemlerini sona erdirecek ve herhangi bir kesim dışlanmadan veya marjinalleştirilmeden, ‘sağlam hukuki ve anayasal temeller’ doğrultusunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya varılması yönündeki çabaları aktardı.

Dün Trablus’taki Başkanlık Konseyi merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Katar, İtalya, Rusya, Cezayir, Fransa, İngiltere, Hindistan, Çin, Somali, Mısır, Tunus, Pakistan ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerin Libya’daki büyükelçileri ve temsilcileri katıldı.

XSCD
Muhammed el-Menfi, Libya Başkanlık Konseyi’nin ‘ülkeyi seçimlere yaklaştıracak her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediğini’ söyledi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi’nin ülkeyi seçimlere yaklaştıran, geçiş dönemlerini kısaltan her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediği ve yasal ve ulusal süreçlerini tamamlayan, seçim sürecini ve kurumlarını güvence altına alan her türlü anlaşmayı desteklemeye hazır olduğu belirtildi. Açıklamada, geçiş dönemlerini yeniden üretmeye veya uzatmaya yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı olunduğu vurgulandı.

Menfi daha önce Libya konusunda gündeme getirilen ‘ABD girişimini’ memnuniyetle karşıladığını açıklamış, ancak girişimin ulusal anayasal kurumlar aracılığıyla sunulmasını şart koşmuştu. Menfi, örtülü bir ret olarak değerlendirilebilecek açıklamasında, “Girişimin etrafındaki belirsizlik, ulusal anayasal kurumların devre dışı bırakılması, Afrika Birliği’nin (AfB) ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki sürecin yanı sıra Libya’daki farklı siyasi tarafların dışlanması konusunda endişe yaratıyor” demişti.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un hayata geçirmeye çalıştığı girişimin önünü kesmek amacıyla Libya’daki üç konseyin başkanları; Menfi’nin başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, Akile Salih liderliğindeki Temsilciler Meclisi (TM) ve Muhammed Takala başkanlığındaki Devlet Yüksek Konseyi (DYK), 18 Haziran’da kamuoyunu yeni bir ‘yol haritası’ ile şaşırtmıştı. Konsey başkanları, söz konusu yol haritasının ‘hazırlık aşamasına son vermeyi’ amaçladığını açıklamıştı.

Menfi, 14 büyükelçinin önünde yaptığı açıklamada, devletin egemenliğine, kurumlarına ve yetki alanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, kamu görevlerine fiili güç dayatması veya siyasi ve mali nüfuzun kullanılması yoluyla gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Menfi ayrıca, “Siyasi sürece duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi, yolsuzluk, devlet kaynaklarının kaçırılması, organize suç ve hesap vermekten kaçınmayla mücadeleyi gerektiriyor. Siyasi uzlaşma ile hukukun üstünlüğü, birbirinin pahasına yürütülmemesi gereken iki süreçtir” ifadelerini kullandı.

THYJU
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘geçiş dönemlerini yeniden yaratacak veya uzatacak her türlü düzenlemeyi’ reddediyor, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi, uluslararası ortaklara, ‘açık ve uygulanabilir bir takvim çerçevesinde özgür ve adil seçimlere götürecek Libya’ya özgü bir süreci destekleme’ çağrısında bulundu. Meşruiyetin kaynağının Libya halkı olduğunu vurgulayan Menfi, geçiş dönemlerini sona erdirmenin ve meşruiyetini halkın iradesinden alan kurumlar inşa etmenin yolunun sandıktan geçtiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh de siyasi taraflara 4+4 Komitesi’nin vardığı mutabakatı somut adımlara dönüştürme çağrısı yapmıştı. Tetteh, bu tür anlaşmaların “paydaşlar ve diğer Libyalı taraflarla etkileşim kurmamız, birlikte yürüttüğümüz sürece yönelik güveni tesis etmemiz ve ilerleyen aşamada seçimlerin yapılması için gerekli koşulları hazırlamamız açısından daha iyi bir fırsat sunduğunu” ifade etmişti.

Mutabakat, seçimlerin en geç 24 ay içinde ve birleşik bir hükümetin yönetimi altında gerçekleştirilmesini öngören bir takvim belirledi. Anlaşma, BM Libya Destek Misyonu’nun hazırladığı siyasi yol haritasının ilk iki aşamasını kapsıyor. Bunlar, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması ve cumhurbaşkanlığı ile yasama seçimlerinin anayasal ve hukuki çerçevesine ilişkin çözüme kavuşturulmamış meselelerin ele alınmasından oluşuyor.

BM Libya Destek Misyonu, komitenin imzaladığı seçimlerin gerçekleştirilmesine ilişkin mutabakatı TM ile DYK’ye gönderdiğini ve her iki konseye onay için bir aylık süre tanıdığını açıkladı. TM ise mutabakata gelecek hafta yanıt vermeyi planladığını duyurdu.


Şara, aralarında Suudi Arabistan Büyükelçisi'nin de bulunduğu yedi büyükelçinin güven mektubunu kabul etti

Suriye Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda güven mektuplarını sunan yedi büyükelçiyle. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda güven mektuplarını sunan yedi büyükelçiyle. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Şara, aralarında Suudi Arabistan Büyükelçisi'nin de bulunduğu yedi büyükelçinin güven mektubunu kabul etti

Suriye Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda güven mektuplarını sunan yedi büyükelçiyle. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda güven mektuplarını sunan yedi büyükelçiyle. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, dün, Şam’daki Halk Sarayı’nda düzenlenen resmi törende yedi ülkenin büyükelçisinin güven mektuplarını kabul etti. Törende Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Şeybani de hazır bulundu.

Güven mektuplarını sunan büyükelçiler arasında Suudi Arabistan Büyükelçisi Gazi el-Anazi, Vatikan’ın “apostolik nuncio”su Başpiskopos Luigi Roberto Cona, Avrupa Birliği Büyükelçisi Michael Onmacht, Brezilya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Eduardo Barbosa, Yunanistan Büyükelçisi Emmanouil Kakavilekis, İsveç Büyükelçisi Jessica Svardström ve Danimarka Büyükelçisi Frey Jackson yer aldı.

scdv
Suudi Arabistan Büyükelçisi Gazi el-Anazi (solda), güven mektubunu Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya sunduktan sonra Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte. (Cumhurbaşkanlığı hesabı)

Cumhurbaşkanı Şara, büyükelçileri kabul ederek kendilerine görevlerinde başarılar diledi ve temsil ettikleri ülkeler ve kurumlarla iş birliği ilişkilerinin güçlendirilmesine katkıda bulunmalarını temenni etti.

Atanan büyükelçiler, geçen perşembe günü güven mektuplarının kopyalarını Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani’ye sunmuştu.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD ve İngiltere’nin Suriye’ye henüz büyükelçi atamadı, aynı şekilde Suriye de bu iki ülkeye büyükelçi atamadı.


Burhan, cumhurbaşkanlığı adaylığını reddetti

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan (AFP)
TT

Burhan, cumhurbaşkanlığı adaylığını reddetti

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, bazı eyaletlerde kendisinin cumhurbaşkanlığına aday olması yönünde başlatılan kampanyalara yanıt olarak, cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi çağrılarını reddetti.

Burhan, Hartum'da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, “Hiç kimseden aday gösterilmemi istemiyorum... Şu anda benim sorumluluğum ülkeyi isyandan temizlemek” dedi. Burhan, Nisan 2023'ten bu yana kendisine karşı savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Burhan ayrıca ordunun tarafsız olduğu ve “herhangi bir örgüt veya siyasi güçle bağlantısının bulunmadığı” yönündeki açıklamasını yineledi.

Burhan, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in 2019'da devrilmesine yol açan halk protestolarına öncülük eden sivil ittifak Özgürlük ve Değişim Güçleri'ni (ÖDG) de eleştirdi. Burhan, ittifakı “belirsiz güçler” olarak nitelendirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu ittifak, daha sonra eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki “Sumud” ittifakına dönüştü.

Öte yandan Avrupa Birliği ve bazı ülkeler, Güney Kordofan bölgesinde Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir insani yardım konvoyunun hedef alınmasını ve insani yardım malzemelerinin zarar görmesini kınadı.