Kuzey ve Doğu Suriye’de daha önce “Özerk Yönetim” olarak adlandırılan yapının Dış İlişkiler Komitesi Başkanı İlham Ahmed, 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın kalıcı ateşkes için zemin hazırladığını ve devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin önünü açtığını belirterek Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuna birlikler halinde dahil edilmesi konusunda ilerleme kaydedildiğini söyledi.
Ahmed ayrıca yeni Suriye Anayasası’nın Kürtlerin dilsel ve kültürel haklarına yönelik güvenceler içermesi gerektiğini vurgulayarak ülkenin farklı bileşenlerinin varlığının tanınmasının Suriye’nin birliğiyle çelişmediğini belirtti.
Kürt siyasetçi, bugün (Salı) İlke televizyona verdiği mülakatta, İç Güvenlik Güçleri mensuplarının devletin güvenlik kurumlarına katılmak üzere kayıt işlemlerinin sürdüğünü söyledi. Ahmed ayrıca Özerk Yönetim’e bağlı kurum ve kuruluşların devlet kurumlarına entegre edilmesi sürecinin de devam ettiğini belirtti.
Ahmed, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlanmasının Kürt meselesini yeni bir siyasi aşamaya taşıdığını ifade etti. Önümüzdeki dönemde önceliğin Kürtlerin haklarının anayasada güvence altına alınması olacağını belirten Ahmed, bunun yönetim birimleri ile güvenlik güçlerinin devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlanmasıyla eş zamanlı yürütüleceğini kaydetti.

Kürt lider, Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde uygulanan tüm adımların Şam yönetimiyle müzakere ve uzlaşı temelinde atıldığını vurgulayarak, “Ne bizim tarafımızdan ne de devlet tarafından tek taraflı adımlar atılıyor. Her şey müzakere yoluyla yürütülüyor” dedi.
Entegrasyon süreciyle bağlantılı olarak kadınların hâlâ karar alma mekanizmalarından uzak olduğunu belirten Ahmed, resmi kurumlarda kadınların varlığının bazı makamların kendilerine açılmış olmasına rağmen sınırlı veya sembolik düzeyde kaldığını söyledi.
Kürt Özerk Yönetimi’ne bağlı Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) geleceğine ilişkin Ahmed, başlangıçta bu gücün Suriye ordusuna dahil edilmesini talep ettiklerini belirtti. Ahmed, dünyanın birçok ordusunda kadınların görev yaptığını hatırlatarak bu talebin müzakereler sırasında kabul edilmediğini söyledi. Görüşmelerin şu anda YPJ’nin İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir “özel operasyon birimi” olarak yapılandırılması yönünde ilerlediğini ifade etti.
Türkiye ile ilişkiler
İlham Ahmed, eski SDG Komutanı ve şu anki Suriye Cumhurbaşkanı Danışmanı Mazlum Abdi ile kendisinin Türkiye’yi ziyaret ederek Abdullah Öcalan ile görüşeceği yönündeki iddialara ve planlara ilişkin, bu tür temasların sorunların diyalog yoluyla çözülmesinde belirleyici olduğunu ve bir an önce gerçekleştirilmesinin önemini vurguladı

Türkiye’nin Şam ve diğer ülkelerle ilişkilerinde SDG dosyasını öncelikli konuların başında tuttuğunu ifade eden Ahmed, Ankara’nın SDG’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılması yönündeki taleplerine dikkat çekti.
Ahmed, Türkiye’nin bu tutumunun Şam ile diyaloğun kurulması ve ateşkesin ilan edilmesinde önemli bir etkisi olduğunu belirterek bunun aynı zamanda kendilerinin Suriye hükümetiyle çatışmaya girmekten kaçınma arzularıyla da örtüştüğünü söyledi.
Rusya ve İran’ın da daha önce Suriye’de bulunduğunu ancak artık ülkede etkilerinin kalmadığını belirten Ahmed, Türkiye’nin ise farklı bir konumda olduğunu ifade etti. Ahmed, Ankara’daki “bürokratik” güvenlik kurumlarıyla temasların bulunduğunu ancak Dışişleri Bakanlığı ile herhangi bir iletişimin olmadığını söyledi.
Bu çerçevede Abdullah Öcalan’ın farklı dönemlerde önemli roller üstlendiğini belirten Ahmed, kendilerine ulaşan mesajların Öcalan’ın uzlaşı sürecini desteklediğini ve bölgede daha geniş çaplı bir savaşın çıkmasını istemediğini gösterdiğini söyledi.
Ahmed, Öcalan’ın Kürt meselesinin “demokratik bir Suriye” içinde çözülmesini istediğini ancak bazı haberlerde yer aldığı şekilde silah bırakma konusunu doğrudan gündeme getirmediğini belirtti. Öcalan’ın silah meselesini çözüm süreci ve Kürtlerin haklarının tanınmasıyla bağlantılı ele aldığını ifade etti.
Görevi için kararname bekliyor
Suriye Halk Meclisi’ne atanması ve görev yapacağı komitelere ilişkin de konuşan Ahmed, Halk Meclisi’nde üstleneceği görevin henüz resmen belirlenmediğini ve kendisiyle ilgili kararnamenin henüz yayımlanmadığını söyledi.
Ahmed, mecliste şu anda Afrin ve Haseke’den iki Kürt kadın milletvekilinin bulunduğunu belirterek kendi görevinin kararnamenin yayımlanmasının ardından netleşeceğini ifade etti. Ahmed, kendisinin Dış İlişkiler Komitesi veya Anayasa Komitesi’nde görev yapmasının gündemde olduğunu söyledi.
“İlke” televizyonuna verdiği röportajda Ahmed, parlamentodaki üye sayısının tamamlanmasının ve çalışmaların başlamasının ardından Suriye’nin yeni anayasasına ilişkin tartışmaların başlayacağını belirtti. Yeni anayasanın gündeme alınacağını söyleyen Ahmed, “Yeni Suriye’nin demokratik adımlara açık olması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Ahmed, Suriye’deki yönetim modelini de eleştirerek aşırı merkeziyetçiliğin yeni sorunlara yol açabileceğini söyledi. Önümüzdeki anayasa görüşmelerinde vilayetlere kendi işlerini yönetebilmeleri için belirli bir hareket alanı tanınması gerektiğini savundu.
Ahmed, Kürtlerin durumuna ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:
“Kürtlere belirli bir özgürlük alanı sağlandı, bazı adımlar atıldı. Kürtlerin ulusal bayramları ve Nevruz resmen tanındı. Kürtler her yerde kendi dillerini konuşabiliyor ve kültürlerini koruyabiliyor. Ancak Kürtçe henüz okullarda resmi bir dil olarak kabul edilmedi. Devletin resmi dili olarak değil, ‘ulusal dil’ olarak kabul edildi. Üzerinde anlaşmaya varılan formül, Kürtçenin haftada 3 saat okutulmasının yanı sıra tarih, coğrafya, felsefe ve etkinlikler gibi bazı derslerin de Kürtçe yürütülmesini öngörüyor.”
Ahmed, mevcut düzenlemeden memnun olmadıklarını belirterek şöyle devam etti:
“Bu sonuçtan memnun değiliz. Mevcut durum öncekinden daha geride. Çünkü bölgedeki (Suriye’nin kuzeydoğusu) okullarda son 15 yıl boyunca derslerin büyük bölümü Kürtçe okutuluyordu. Yıllarca Kürtçe eğitim alan öğrencilerin bir anda Arapçaya geçmesi, eğitim düzeylerinde sorunlara yol açabilir.”







