İran, petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmak ve aralarında askeri teçhizatın da bulunduğu milyarlarca dolarlık Çin malı satın almak için takasa benzer bir mekanizma kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre gizli mekanizma, İran petrolünün Çin’den yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmak üzere tahsis edilen bakiyelerle takas edilmesine dayanıyor. Bu yöntem, Washington’ın İran’ın nükleer programı nedeniyle ekonomik ve askeri baskıyı artırdığı bir dönemde Tahran’a önemli bir finansman kanalı sağladı.
Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin de bu düzenleme sayesinde İran petrolünü indirimli fiyatlarla almaya devam ederken İran’a ihracat yapan banka ve şirketlerin yaptırım riski doğurabilecek doğrudan işlemlerden uzak durmasını sağladı.
ABD, İran petrolü satın alan veya petrolün taşınmasını kolaylaştıran bazı küçük ölçekli Çinli kuruluşlara yaptırım uyguladı. Ancak küresel ekonomi üzerinde daha ağır sonuçlar doğurabilecek en sert yaptırım adımlarını atmaktan kaçındı.
Washington, İran’la savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik çabaları kapsamında ekonomik baskıyı artırdı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ağustos ayında ülkelere İran’la ticari ilişkilerini sürdürmeleri halinde dolar merkezli finansal sistemden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu.
Reuters, altı aydır devam eden savaş kapsamında ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukasının bu takas mekanizması üzerindeki etkisini belirleyemediğini bildirdi.
Ajans geçen hafta, 14 Temmuz’da deniz ablukasının yeniden uygulanmasından bu yana hiçbir İran ham petrol sevkiyatının Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e ulaşamadığını bildirmişti.
Çin ve İran, Batı’nın tek taraflı ve hukuka aykırı olarak nitelendirdikleri yaptırımlarını defalarca kınarken çıkarlarını koruyacaklarını taahhüt etti. İki ülke uzun süredir ekonomik ve siyasi ortaklık yürütüyor ancak uluslararası kısıtlamalara rağmen aralarındaki ticaretin nasıl sürdürüldüğüne ilişkin kamuoyuna çok az bilgi verdiler.

Kaynakların tamamı İran’ın söz konusu mekanizmayı Çin’den ilaç, araç ve iletişim ekipmanı satın almak için kullandığını belirtti. Üretici şirketler İran’la doğrudan işlem yapmıyordu ve bu şirketlerin yaptırımları ihlal ettiğine ilişkin herhangi bir işaret bulunmuyor.
Kaynaklar ayrıca mekanizmanın geçen yıl en az bir kez İran’a milyonlarca dolar değerinde hava savunma ekipmanı tedarik edilmesine yönelik sözleşmeler kapsamında kullanıldığını aktardı.
Kaynaklar, Çinli üretici şirketlerle yapıldığı iddia edilen işlemlere ilişkin ayrıntı vermedi. Reuters da bu işlemlerin gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.
Eylül 2025’te, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ve Tahran’ın anlaşmanın bazı hükümlerine uymayı bırakmasının ardından İran’a yönelik diğer yaptırımların yanı sıra başlıca konvansiyonel silahların çoğunun ihracatına ilişkin Birleşmiş Milletler yasağı yeniden yürürlüğe konuldu.
İran ve Çin, Avrupa ülkelerinin yaptırımları “snapback” mekanizması yoluyla otomatik olarak yeniden yürürlüğe sokma girişiminin hukuki ve usuli açıdan “kusurlu” olduğunu belirtti.
Reuters’ın takasa benzer ticari düzenlemeye ilişkin sorularını yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı, “tarif ettiğiniz durumdan haberdar olmadığını” bildirdi.
Bakanlık açıklamasında “Çin, uluslararası hukuka dayanmayan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilmeyen tek taraflı yaptırımlara her zaman karşı çıkmıştır” ifadelerine yer verdi.
ABD’li bir yetkili ise Trump yönetiminin Avrupa Birliği de dahil olmak üzere ekonomik ortaklarıyla birlikte “İran’ı nükleer hedeflerini ilerletmesi için ihtiyaç duyduğu maddi araçlardan mahrum bırakmak” amacıyla çalıştığını söyledi.
Uluslararası bankacılık kanallarından kaçınma
Söz konusu düzenleme, İran’ın Çin’den mal ve hizmet satın alırken ödemeleri uluslararası bankacılık kanalları üzerinden doğrudan şirketlere aktarmadan kullandığı çeşitli mekanizmalardan biri.
Batılı bir yetkili ve konu hakkında bilgi sahibi iki kişi, Çin devletine ait petrol ticaret şirketi Zhuhai Zhenrong adına hareket eden bir alıcının en azından bu yıla kadar her ay yüz milyonlarca doları Çin merkezli ve “Zhoushen” olarak bilinen, niteliği belirsiz bir finans kuruluşuna yatırdığını söyledi.
Kaynaklara göre bu mevduatlar, İran Ulusal Petrol Şirketi ile bağlantılı Hong Kong’da kayıtlı bir şirketle üzerinde anlaşmaya varılan alımları karşılıyordu. Söz konusu bilgiler istihbarat birimleri tarafından derlenen ve kaynakların incelediği belgelerde yer aldı.

Ardından Zhoushen, parayı Çinli ihracatçılara ve İran’daki altyapı projelerini yürüten şirketlere, büyük olasılıkla diğer Çinli finans kuruluşları üzerinden aktarıyordu.
Kaynaklar, Zhoushen üzerinden işlem gören İran petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’inin altyapı projelerine tahsis edildiğini, geri kalan kısmın ise İran’a mal sağlayan şirketlerin alacaklarını ödemek için kullanılan özel amaçlı bir kuruluşun hesaplarına aktarıldığını belirtti.
Karar alma mekanizmasına yakın iki İranlı kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmayan bu kuruluşun varlığını doğruladı. Kaynaklar, geçen yıl bu kuruluş üzerinden 2 milyar ila 2,5 milyar dolar arasında para aktığını tahmin etti.
Kaynaklara göre fonları iki kuruluş yönetiyor: Biri Çin Ticaret Bakanlığı adına hareket eden bir şirket, diğeri ise İran Merkez Bankası ile bağlantılı bir kuruluş.
İran tarafıyla bağlantılı şirket, Merkez Bankası ithalatçıların kuruluşta bulunan fonları kullanmasına izin verdiğinde Çinli muhatabına bildirimde bulunuyor. Ardından ödemeler tedarikçilere aktarılıyor.
Reuters, Çin’deki şirket kayıtlarında “Zhoushen” adlı bir finans kuruluşuna rastlamadı. Kaynaklardan biri ise söz konusu kuruluşun yalnızca bir elektronik tabloda var olabileceğini söyledi.
İnkâr edilebilirlik
Zhuhai Zhenrong, İran’la yaptığı iddia edilen işlemler nedeniyle ABD yaptırımlarına tabi. Bir kaynak, İran Ulusal Petrol Şirketi’nin Çinli şirkete gönderdiği ve ödenmemiş bakiyenin teyit edilmesini isteyen Temmuz 2025 tarihli bir mektubu gördüğünü söyledi. Kaynağa göre bu belge iki şirket arasındaki ticari ilişkinin varlığına işaret ediyor.
Reuters belgenin gerçekliğini doğrulayamadı. İki şirketin yanı sıra İran Merkez Bankası ve Çin Ticaret Bakanlığı da yorum talebine yanıt vermedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, söz konusu düzenlemeden “haberdar olmadığını” belirtirken Pekin’in uluslararası hukuka dayanmayan veya Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilmeyen tek taraflı yaptırımlara karşı olduğunu yineledi.
Kaynaklar, mekanizmanın en az 2021’den bu yana yürürlükte olduğunu ve başlangıçta İran’a ilaç ve Kovid-19 aşıları sağlamak için kullanıldığını söyledi. Washington’ın Tahran’la iş yapan şirketlere yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmasıyla mekanizmanın önemi arttı.
Exeter Üniversitesi’nde uluslararası politika alanında öğretim görevlisi olan Andrea Ghiselli, Çin’in bu tür düzenlemeleri ABD baskısına direnmek ancak bankalarını ve şirketlerini uluslararası finans sisteminden dışlanma riskiyle karşı karşıya bırakmamak amacıyla kullandığını söyledi.
Ghiselli, “İnkâr edilebilirlik imkânını korumak istiyorlar” dedi.




