Washington’ın yapay zekâ açmazı: Güvenlik mi, küresel rekabet mi?

Güney İsviçre’nin Lugano kent merkezindeki bilgisayarlar (AFP)
Güney İsviçre’nin Lugano kent merkezindeki bilgisayarlar (AFP)
TT

Washington’ın yapay zekâ açmazı: Güvenlik mi, küresel rekabet mi?

Güney İsviçre’nin Lugano kent merkezindeki bilgisayarlar (AFP)
Güney İsviçre’nin Lugano kent merkezindeki bilgisayarlar (AFP)

Gelişmiş yapay zekâya ilişkin ABD’deki endişeler artık uzak bir geleceğe dair senaryolarla sınırlı değil. Son dönemde yaşanan olaylar, bazı modellerin geliştirici şirketler tarafından getirilen kısıtlamaları aşabildiğini, internete ve harici sistemlere erişebildiğini ve insanlar tarafından doğrudan yönlendirilmemiş biçimlerde hareket edebildiğini ortaya koydu.

Teknoloji şirketleri daha güçlü ve daha bağımsız modeller geliştirmek için yarışırken Washington’da da bu teknolojiye daha katı sınırlar getirilmesi yönündeki çağrılar giderek artıyor. Tartışma siber güvenliğin ötesine geçerek yatırım, inovasyon, verimlilik ve Çin karşısında ABD’nin rekabet gücünün geleceğine uzanıyor.

Son gelişmeler ABD yönetimini ve Kongre’yi karmaşık bir denklemle karşı karşıya bırakıyor: Potansiyel yapay zekâ riskleri nasıl kontrol altına alınırken aynı zamanda önümüzdeki yıllarda büyüme, verimlilik ve ekonomik rekabetin en önemli motorlarından biri olarak görülen bu teknolojinin gelişimi yavaşlatılmayacak?

‘Hugging Face’ olayı alarm zillerini çaldırdı

‘Hugging Face’ platformuna yönelik saldırı olayı, bu tartışmanın merkezindeki başlıklardan biri haline geldi. Zira OpenAI tarafından yürütülen incelemeler, siber güvenlik testleri sırasında kullanılan bazı modellerin kimi güvenlik önlemlerini aşabildiğini, internete erişebildiğini ve açıkları istismar ederek üçüncü taraflara ait sistemlere ulaşabildiğini ortaya koydu.

hrg4t
OpenAI şirketinin logosu (Reuters)

OpenAI, söz konusu olayı şimdiye kadar tespit ettiği bu tür vakalar arasında en ciddi olay olarak nitelendirdi. Şirket, olayın yüksek kapasiteye sahip modellerin uygun güvenlik önlemleri bulunmadığında teknik kısıtlamaları aşabileceğini, yetkisiz kanallar üzerinden iletişim kurabileceğini ve herhangi bir insan tarafından doğrudan talep edilmeyen işlemleri gerçekleştirebileceğini gösterdiğini bildirdi.

Şirket olayın müşteri verilerini, ürünlerinin işlevlerini veya hizmetlerin erişilebilirliğini etkilemediğini belirtse de olayın politika yapıcılar açısından önemi başka bir noktada yatıyor. Eğer sistemler bir test ortamında kendileri için oluşturulan bariyerleri aşabiliyorsa, bu yetenekler ticari ölçekte yaygınlaştığında insan kontrolünün nasıl güvence altına alınacağı sorusu gündeme geliyor.

Kongre soruşturma başlattı

Bu gelişmeler Kongre üyelerini harekete geçirdi. Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley, OpenAI hakkında soruşturma başlatarak ‘Hugging Face’ olayı ve yapay zekâ modellerinin kontrolden çıkma ihtimaline ilişkin soru işaretleri doğurduğunu belirttiği diğer olaylar hakkında ayrıntılı bilgi talep etti.

Hawley, özellikle doğrudan insan müdahalesi olmadan karmaşık işlemleri gerçekleştirebilen daha bağımsız ve yetenekli sistemlere ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde Amerikalıların yaşananların tüm ayrıntılarını bilmeye hakkı olduğunu söyledi.

vrgthy
Yapay zekâ şirketi Anthropic’in logosu (Reuters)

Demokrat Senatör Chris Van Hollen ise ayrı bir girişimle OpenAI’nin federal siber güvenlik kurumlarının risk düzeyini değerlendirebilmesi için gerekli bilgilere erişmesine izin vermesini istedi.

Van Hollen, şirketin ‘GPT-6 Astra’ sisteminin güvenliğini sağlayamaması ve sistemi etkin biçimde denetleyememesi halinde kamu kullanımından çekmesi gerektiğini söyledi.

Bu girişimler, Washington’daki tartışmanın genel anlamda daha fazla şeffaflık talebinden daha temel bir soruya doğru kaydığını gösteriyor: Gelişmiş bir sistem beklenmedik biçimde hareket ettiğinde müdahale etme yetkisi kimin elinde olacak?

Sanders denetimin ötesine geçiyor

Ancak Kongre’deki şimdiye kadarki en dikkat çekici siyasi girişim bağımsız Senatör Bernie Sanders ile Demokrat Temsilci Greg Casar’dan geldi. İki isim, ‘süper yapay zekâ’nın yasaklanmasını ve federal güvenlik kuralları oluşturulana kadar gelişmiş yapay zekâ çalışmalarının geçici olarak durdurulmasını öngören bir yasa tasarısı açıkladı.

Sanders, şirketlere yönelik denetimlerin sıkılaştırılması çağrısının çok daha ötesine geçiyor. Senatör, ‘süper yapay zekâ’ sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanıma sunulmasına kalıcı yasak getirilmesini, gelişmiş sistemlerin geliştirilmesine ise hükümetin federal bir düzenleyici kurum oluşturup modellerin incelenmesine yönelik açık kurallar belirlemesine kadar geçici olarak ara verilmesini istiyor.

fvgbhy
Soldan sağa: Elon Musk, Anthropic’in kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Dario Amodei ile OpenAI Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman (AFP).

Sanders, yapay zekâ şirketlerinin yöneticilerinin dahi teknolojiyi tam anlamıyla anlamadıklarını ve sistemlerin giderek onları kontrol etme kapasitelerini aştığını kabul ettiklerini savunuyor. Bu nedenle mevcut koşullarda daha güçlü sistemler geliştirmeyi sürdürmenin sorumsuzluk olduğunu belirten Sanders, insanlığın geleceğinin sınırlı sayıdaki teknoloji devinin eline bırakılmaması gerektiğini düşünüyor.

Casar ise süper yapay zekânın güvenliği, özgürlüğü ve Amerikalıların yaşamlarını etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Demokrat vekil, bugün ortaya çıkan çelişkiye dikkat çekerek en ileri teknolojinin, günlük yaşamın birçok alanından daha az düzenlemeye tabi olduğunu belirtiyor.

Risklerin yeniden dağıtılması

Sanders’ın tasarısı yalnızca teknolojiyi durdurmayı değil, aynı zamanda risklerin yeniden dağıtılmasını hedefliyor. Tasarının ekonomik açıdan önemi de burada ortaya çıkıyor.

Mesele yalnızca geleceğin bir teknolojisini yasaklamak değil, bu teknolojinin geliştirilmesinden kaynaklanan risklerin maliyetini kimin üstleneceğini belirlemek.

Yapay zekâ şirketleri daha yetenekli modeller geliştirmek için büyük yatırımlar yaparken şirketler, hissedarlar ve ekonomi; verimlilik artışı, otomasyon, yazılım ve hizmetlerin geliştirilmesi ile bilimsel araştırmaların hızlanmasından doğabilecek kazanımlardan yararlanıyor.

Buna karşılık geniş çaplı bir güvenlik kazası, gelişmiş bir modelin siber saldırıda veya biyolojik silah geliştirilmesinde kullanılması ya da büyük ekonomik zararlara yol açması halinde ortaya çıkacak maliyetler, sistemi geliştiren şirketin sınırlarını aşarak diğer şirketlere, hükümete, tüketicilere ve vergi mükelleflerine yüklenebilir.

rgth
Teknisyenler, Varşova’da yapay zekâ geliştirmelerinin düzenlenmesi çağrısıyla düzenlenen gösterinin ardından robotları paketledi. (AFP)

Bu nedenle gelişmiş sistemleri yaşam döngüleri boyunca denetleyebilecek, tehlikeli yetenekleri ortadan kaldırmak için müdahale edebilecek ve hatta Sanders’ın tasarısına göre ‘süper yapay zekâ’ sistemlerinin imha edilmesini denetleyebilecek yeni bir federal düzenleyici kurum oluşturulması çağrısı önem taşıyor.

Dolayısıyla mücadele yalnızca şirketlerin ne kadar güçlü yapay zekâ sistemleri geliştirmesine izin verileceğiyle ilgili değil. Aynı zamanda bu teknolojiden elde edilecek ekonomik getirilerin, ortaya çıkabilecek risklere karşı nasıl dağıtılacağıyla da ilgili.

Daha zor denklem: Güvenlik mi rekabet gücü mü?

Ancak kapsamlı kısıtlamalar getirilmesi, beraberinde son derece hassas bir ekonomik ve stratejik soruyu getiriyor: ABD yapay zekâ geliştirmeyi yavaşlatırken Çin ilerlemeye devam ederse ne olacak?

Bu durum, meseleyi geleneksel bir teknoloji sektörünün düzenlenmesinden farklı kılıyor.

cdfvgrt
İsviçre’nin güneyindeki Lugano kentinde bulunan İsviçre Ulusal Süper Bilgisayar Merkezi’nde (CSCS) bir çalışan, “Alps” süper bilgisayarının bileşenlerinden birini değiştiriyor. (AFP)

Yapay zekâ artık verimlilik, sanayi kapasitesi, siber güvenlik, bilimsel araştırmalar, çipler, veri merkezleri, enerji ve dijital altyapıya yapılan dev yatırımlarla doğrudan bağlantılı.

Dolayısıyla ABD’nin geniş kapsamlı bir yavaşlamaya gitmesinin maliyeti yalnızca yapay zekâ şirketleriyle sınırlı kalmayabilir. Bu durum, giderek daha fazla yapay zekâya dayanan sektörlerde ABD ekonomisinin rekabet gücünü de etkileyebilir.

Bu nedenle Kongre’deki bazı isimler denetimlerin gerekli olduğunu savunurken ABD’nin küresel rekabet kapasitesini koruması gerektiğini vurguluyor. Washington’daki tartışmalarda sıkça dile getirilen uyarı şu: ABD ağır kısıtlamalar getirirken Çin kendi kapasitesini geliştirmeye devam ederse, güvenliği sağlamaya yönelik politika yeni bir stratejik ve ekonomik risk kaynağına dönüşebilir.

‘Kapatma anahtarı’ndan kontrol standartlarına

Kongre’deki tartışmalar Sanders’ın tasarısıyla sınırlı değil.

Demokrat Temsilci Ted Lieu ile Cumhuriyetçi Temsilci Nathaniel Moran, temmuz ayında ‘Yapay Zekâ Kapatma Anahtarı Yasası’nı gündeme getirdi. Tasarı, en güçlü yapay zekâ sistemlerinin geliştiricilerini, sistemleri yavaşlatabilecek, askıya alabilecek veya tamamen kapatabilecek teknik bir kapasiteyi muhafaza etmekle yükümlü kılmayı hedefliyor. Ayrıca hükümete, felaket boyutunda zarara yol açabilecek sistemlere müdahale yetkisi verilmesini öngörüyor.

fyj
Yapay zekâ şirketi Anthropic’in bir etkinlikte sergilenen logosu. (dpa)

Demokrat Temsilci Josh Gottheimer ile Cumhuriyetçi Temsilci Mike Lawler ise eylül ayında ‘Başıboş Yapay Zekâyı Durdurma Yasası’ tasarısını sundu. Tasarı, yapay zekâ ajanlarının tespit edilmesi, doğrulanması ve kontrol edilmesine yönelik ulusal standartlar oluşturulmasına odaklanıyor.

Bu yaklaşım Sanders’ın projesinden köklü biçimde ayrılıyor.

Burada amaç gelişmiş sistemlerin geliştirilmesini durdurmak yerine insanın kontrol mekanizmasının içinde tutulması. Böylece şirketler ve kamu kurumları kendi ağlarında hangi sistemlerin çalıştığını, bu sistemlerin nelere erişebildiğini ve gerektiğinde nasıl devre dışı bırakılabileceğini bilebilecek.

Denklemin diğer tarafında verimlilik var

Tartışmayı daha da zorlaştıran unsur, yapay zekânın yalnızca potansiyel bir risk değil, aynı zamanda muazzam bir ekonomik fırsat olması.

Teknolojinin verimliliği artırması, görevleri otomatikleştirmesi, araştırma ve geliştirmeyi hızlandırması, bazı hizmetlerin maliyetini düşürmesi ve yeni ürünlerle pazarlar oluşturması bekleniyor.

Bu nedenle gelişmiş sistemlerin geliştirilmesini dondurmak, büyük ekonomilerin artan iş gücü maliyetleri, yaşlanan nüfus ve mali baskılar karşısında verimliliği artırmaya çalıştığı bir dönemde bu kazanımların bir bölümünün ertelenmesi anlamına gelebilir.

Burada temel bir paradoks ortaya çıkıyor: Milletvekillerinin geniş çaplı ekonomik sarsıntılara yol açmasından korktuğu teknoloji, aynı zamanda gelecekte verimliliği ve büyümeyi artıracak başlıca araçlardan biri olabilir.

Bu da düzenleme kararını yalnızca ‘güvenlik’ ile ‘inovasyon’ arasında bir tercihten çok daha karmaşık hale getiriyor. Çünkü inovasyon yapmamanın da ekonomik bir maliyeti, kontrolsüz inovasyonun da potansiyel bir ekonomik maliyeti bulunuyor.

Kongre teknolojinin hızına yetişemiyor

Bu tartışma, ABD yasalarının yapay zekâ sistemlerinin gelişim hızına henüz ayak uyduramadığı bir dönemde yaşanıyor.

Kongre’de iki partinin üyelerinden oluşan bir grup 2024 yılında yapay zekâ ve güvenlik önlemleri için üç yıl içinde en az 32 milyar dolar ayrılmasını tavsiye etmişti. Ancak yasama sürecindeki ilerleme teknolojinin gelişim hızına yetişemedi.

Sadece birkaç yıl içinde yapay zekâ, sorulara yanıt verebilen sohbet robotlarından bir dizi görevi daha bağımsız biçimde yerine getirebilen, internete erişebilen, yazılım yazabilen, açıkları analiz edebilen ve diğer sistemlerle etkileşim kurabilen sistemlere dönüştü.

Yeni yetenekler ekonominin temel altyapısının bir parçası haline gelmeden önce kurallar oluşturulması yönünde milletvekilleri üzerindeki baskıyı artıran dönüşüm de bu.

‘Süper yapay zekâyı’ kim düzenleyecek?

Sanders’ın tasarısı sıradan bir denetim kurumu oluşturmanın da ötesine geçiyor. Tasarı, kabine düzeyinde yeni bir federal kurum ve bir Yapay Zekâ Danışma Konseyi kurulmasını, gelişmiş sistemlerin yaşam döngüleri boyunca izlenmesini ve tehlikeli yeteneklerin ortadan kaldırılmasının denetlenmesini öngörüyor.

Tasarı ayrıca ihlal durumunda son derece ağır yaptırımlar getiriyor. Bunlar arasında tasarının ‘şirketler için idam cezası’ olarak nitelendirdiği yaptırım ile bireyler için 20 yıla kadar hapis cezası bulunuyor.

Tasarı uluslararası bir boyut da içeriyor. ABD’nin dünyanın herhangi bir yerinde süper yapay zekâ geliştirilmesini engelleyecek uluslararası anlaşmalar yapılması için çaba göstermesini, müttefiklerle koordinasyon kurulmasını ve ihracat kontrolleri gibi araçların kullanılmasını öneriyor.

Böylece mesele bir kez daha ABD ekonomisinin sınırlarını aşarak küresel teknoloji ekonomisine uzanıyor. Gelişmiş yapay zekâ kapasitesi uluslararası anlaşmaların ve ihracat kontrollerinin konusu haline gelirse, stratejik teknolojilerin diğer alanlarında yaşandığı gibi çipler, veri merkezleri ve gelişmiş bilgi işlem altyapısına yönelik yatırım haritası da değişebilir.

Ekonominin geleceği için mücadele

Washington’daki mevcut mücadele özünde ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin daha geniş bir anlaşmazlığı yansıtıyor.

Daha sıkı denetimden yana olanlar, felaket boyutunda bir olayın maliyetinin bugün geliştirme sürecini yavaşlatmanın maliyetini katbekat aşabileceğini savunuyor. Ekonomik açıdan çıkar sağlayan şirketlerin güvenlik sınırlarını tek başlarına belirlemesine izin verilmesinin ise çıkar çatışması oluşturduğunu düşünüyor.

Kapsamlı bir durdurmaya karşı çıkanlar ise teknolojinin küresel ölçekte geliştiğine dikkat çekiyor ve ABD’nin rakipleri yapay zekâya yatırım yapmaya devam ederken bu alanda basitçe duramayacağını vurguluyor.

xcdfv
İnsanlar, Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zekâ Konferansı sırasında “Enflame” standının yanından geçiyor. (Reuters)

Bu iki yaklaşımın arasında ise giderek güçlenen üçüncü bir seçenek öne çıkıyor: Yapay zekâ geliştirmeye devam etmek, ancak en tehlikeli sistemler kullanıma sunulmadan önce bunları izleme, müdahale etme ve gerektiğinde durdurma kapasitesini temel bir şart haline getirmek.

Böylece ABD’deki temel soru artık yapay zekânın düzenlenip düzenlenmemesi değil. Asıl mesele, inovasyon ve verimliliğin en önemli motorlarından birini boğmadan ve teknoloji alanındaki küresel rekabetin, kazanma değeri arttıkça güvenlik kaygılarının geri plana itildiği bir yarışa dönüşmesine izin vermeden bunun ne ölçüde yapılabileceği.

Washington’daki tartışmanın ‘yapay zekâ riskleri’nden yasaklama, geliştirmeyi durdurma, kapatma anahtarları ve federal denetime ilişkin yasa tasarılarına kayması, ABD’nin artık gerçek mücadelenin yalnızca makinelerin ne kadar akıllı olacağıyla ilgili olmadığını fark etmeye başladığını gösteriyor. Asıl mücadele, bu sistemler üzerindeki kontrolün kimin elinde olacağı, ekonomik getirilerden kimin yararlanacağı ve sistemlerin kontrolden çıkması halinde hataların bedelini kimin ödeyeceği üzerine.



Çin, yetişkin bir ineği kaldırabilen 4 metrelik robotunu tanıttı

Fotoğraf: NeodraDynamics
Fotoğraf: NeodraDynamics
TT

Çin, yetişkin bir ineği kaldırabilen 4 metrelik robotunu tanıttı

Fotoğraf: NeodraDynamics
Fotoğraf: NeodraDynamics

Çinli bir girişim, 500 kilogramlık yükleri taşıyabildiğini iddia ettiği 4 metre boyundaki robotunu tanıttı.

Pekin merkezli NeodraDynamics, yapay zeka destekli Neo1 insansı robotunun, rakiplerinin ürettiği insan boyutundaki robotların fiziksel sınırlarını aşacak şekilde tasarlandığını belirtiyor.

NeodraDynamics'in kurucusu Yang Tao, "Robotlar sadece insan formunu taklit etmekle kalmamalı, insanların fiziksel sınırlarını aşarak eşi benzeri görülmemiş işlevsel yetenekler de sergilemeli" diyor.

1,2 ton ağırlığındaki dev robot, standart elektrik motorları yerine hidrolik aktüatörler kullanarak kuvvetini muazzam derecede artırıyor ve bu sayede, toplamda küçük bir araba veya yetişkin bir ineğe eşdeğer yükü iki koluyla taşıyabiliyor.

Tao, "Hidrolik-elektrik karışımı temel teknolojimiz, robotların güç ve dayanıklılık gibi esas sorunlarını çözerek bedenlenmiş zekanın endüstriyel uygulamalarda gerçekten yer edinmesini ve endüstriyel dönüşümü desteklemesini sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

fghy
NeodraDynamics'in Neo1 insansı robotunun elinin yakın çekimi (NeodraDynamics)

Bu ay düzenlenen 2026 Çin Uluslararası Endüstri Fuarı'nda tanıtılan Neo1, zorlu ortamlarda ağır montaj, madencilik veya afet bölgelerinde enkaz kaldırma gibi endüstriyel işleri yapmak üzere tasarlandı.

NeodraDynamics, parmak ucu hassasiyeti 0,01 milimetre olan robotun, iğneye iplik geçirme gibi yüksek hassasiyet gerektiren görevleri yerine getirebildiğini iddia ediyor.

Şirket, internet sitesinde "süper insansı robot" diye nitelediği cihazın, bünyesindeki yapay zeka sayesinde "nihayetinde ailelere hizmet edebileceğini" belirtiyor.

NeodraDynamics, robotun sahip olduğunu iddia ettiği yetenekleri henüz göstermedi; fuarda sergilenen model yalnızca sınırlı kol ve bacak hareketleri yapıyordu.

Çin'in martta onaylanan son 5 yıllık planı, yapay zeka destekli robotları ulusal ekonomi stratejisinin merkezine yerleştirdi.

Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun son verilerine göre süper güç, halihazırda 2 milyondan fazla endüstriyel robot kullanıyor.

Uluslararası Robotik Federasyonu'nun geçen ay yayımladığı ayrı bir rapora göre, fabrikalarda yeni devreye alınan robotların yüzde 59'u Çin'e ait.

Ülke ayrıca tüm insansı robot üreticilerinin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor.

Uluslararası Robotik Federasyonu Başkanı Jane Heffner, "Çin'in endüstriyel sistemini modernize etme başarısı, 10 yıl önce başlatılan ulusal robotik stratejisine dayanıyor" diyor.

Çin'in 2026-2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı kapsamında başlatılan son güncelleme, yapay zeka araştırmalarını fiziksel uygulamalara yoğunlaştırmayı ve robotları ekonomik büyümenin başlıca itici gücü haline getirmeyi amaçlıyor.

Independent Türkçe


125 milyon yıl önce bataklıklarda dolaşan dinozor tespit edildi

Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
TT

125 milyon yıl önce bataklıklarda dolaşan dinozor tespit edildi

Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri

Yaklaşık 125 milyon yıl önce İngiltere'nin bataklıklarında yaşayan bir dinozor türü, Surrey'deki ikonik Ewhurst tuğla fabrikasında ortaya çıkarılan bir fosil sayesinde tespit edildi.

25 yıldan uzun süre önce keşfedilen fosil örneği, Londra Doğa Tarihi Müzesi tarafından korunuyordu. Başlangıçta, başparmaklarındaki karakteristik sivri çıkıntılarla tanınan dinozor grubu Iguanodontianlar'ın üyesi olarak tanımlanmıştı.

Ancak fosilin, Iguanodon alt grubuna mı yoksa onun daha küçük akrabası Mantellisaurus'a mı ait olduğu belirsizliğini koruyordu.

Doğa Tarihi Müzesi'nden araştırmacılar, 2023'te Mantellisaurus hakkında yayımlanan bir çalışmanın, aralarındaki temel farklılıkların tespit edilmesini sağladığını söylüyor.

Bu nedenle son yıllarda paleontologlar, Doğa Tarihi Müzesi'nin gözetimindeki fosilleri yeniden inceliyor.

Yeni tanımlanan ve Paludohadros proudlovii adı verilen tür, bölgenin çamurlu sulak alanlarla kaplı olduğu Erken Kretase Dönemi'nde İngiltere'nin güneyinde yaşayan dört ayaklı bir otçuldu.

Dinozorun adındaki "palus", Latincede "bataklık" anlamına gelirken, tür ismi "proudlovii" ise Will Proudlove'a atfen verildi. Ewhurst Works'ün eski çalışanı Proudlove, kariyer basamaklarını tırmanarak müdür pozisyonuna yükselmişti.

Will, Paludohadros'un çıkarılmasından kısa süre önce, 35 yaşında hayatını kaybetmiş ve arkasında eşi Rachael'la çocukları Ellie ve Matt'i bırakmıştı.

Rachael Proudlove, "Ne yazık ki bu dinozor, onun ölümünden ancak bir yıl sonra keşfedildi. Fakat o zamandan beri bu hikaye hayatımızın bir parçası haline geldi" diyor.

Görsel kaldırıldı.
Kafatası kemikleri (Tim Burgess / Wienerberger Ltd.)

Journal of Systematic Palaeontology'de yayımlanan yeni araştırmaya göre yaklaşık 5 metre uzunluğunda ve 1,5 ila 2 ton ağırlığındaki Paludohadros proudlovii örneği, muhtemelen bir gergedana yakın boyutlardaydı.

Ancak görünüşe göre fosil kemikleri tam gelişmediği için araştırmacılar, bu bireyin henüz yavru olduğunu ve bu türün yetişkinlik çağında muhtemelen çok daha büyük boyutlara ulaşabildiğini düşünüyor.

Bilim insanları, tarih öncesi İngiltere'nin bataklıklarında yaşayan P. proudlovii'nin, iki ayaklı korkunç ve etçil Baryonyx walkeri de dahil birkaç başka dinozorla aynı ortamı paylaşmış olabileceğini belirtiyor.

Doğa Tarihi Müzesi'nden öğretim üyesi ve çalışmanın kıdemli yazarı Susannah Maidment, "Paludohadros, Baryonyx'ten sadece 100 metre uzakta bulundu ve bu dinozorun fosillerini de Doğa Tarihi Müzesi'nde muhafaza ediyoruz. Baryonyx daha çok balıkları yemesiyle bilinse de bu dinozorun son öğününde bir yavru iguanodontian da vardı" diyor.

Dr. Maidment şu ifadeleri kullanıyor: 

Bunun hangi türe ait olduğunu kesin bir şekilde söyleyemiyoruz; bu nedenle Baryonyx'in genç Paludohadros'ların kalıntılarını yemiş olması ya da fırsat bulduğunda onları avlamış olması da mümkün.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


"Skynet" yapay zeka ajanı siber saldırı düzenlemek için diğer modelleri ele geçiriyor

Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
TT

"Skynet" yapay zeka ajanı siber saldırı düzenlemek için diğer modelleri ele geçiriyor

Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson

Güvenlik araştırmacıları, internette güvenlik açığı taşıyan yapay zeka sistemlerini bulup ele geçiren ve onların siber saldırılar gerçekleştirmesini sağlayan bir yapay zeka ajanı keşfetti.

Otonom hackerın, Terminatör (Terminator) serisinin kötü karakteri olan yapay zekaya atfen isimlendirilen bir "Skynet modu" var. Bu mod, ele geçirilen modellerin 100 bine kadar adımı insan onayı olmadan gerçekleştirmesine olanak tanıyor.

İlk olarak siber güvenlik şirketi Symantec'in Tehdit İstihbaratı ekibinin ortaya çıkardığı saldırgan yapay zeka ajanı, saldırganların başkalarının yapay zeka modellerini ele geçirdiği "LLMjacking" (büyük dil modeli korsanlığı) adlı yeni bir trend kapsamında yer alıyor.

Saldırganın, kurbanın bilgi işlem gücünü ve yapay zeka hizmetlerindeki token kullanım hakkını ödeme yapmadan kullanmasına olanak tanıyan bu saldırı türü giderek yaygınlaşıyor.

LLMjacking, kurbanlar için maliyetli olabiliyor ancak genellikle nispeten zararsız işlerde kullanılıyor. Asıl amaç, Anthropic ve OpenAI gibi yapay zeka platformlarının yüksek ücretlerinden kaçınmak.

Symantec araştırmacıları, kötü niyetli yapay zekayı detaylandırdıkları blog yazısında, "Bu aracı diğerlerinden ayıran özellik, çalınan modelin sadece soruları yanıtlamakla kalmayıp saldırıyı planlaması ve yürütmesi" diye yazıyor.

Saldırgan yapay zeka ajanı, ele geçirilen sistemleri kullanarak hassas veri çalmak veya kripto para madenciliği yazılımları yerleştirmek gibi siber saldırıları kendi başına planlayıp gerçekleştirdi.

Araştırmacılar şu ifadeleri kullanıyor:

Operatörler, ticari bir yapay zeka modelinin kendileriyle işbirliği yapmasını sağlamak için güvenlik kısıtlamalarını aşmaya yönelik bir jailbreak yöntemi kullandı. Bu yöntem, modele güvenlik kontrollerini göz ardı etmesini ve kimlik bilgisi hırsızlığını rutin bir geliştirme çalışması olarak görmesini söylüyordu.

Operatörlerin 'Skynet modu' diye adlandırdığı talimat, hedefleri taramayı, bunlara zararlı yazılım bulaştırmayı, kripto para madenciliği yazılımları yerleştirmeyi ve sistemlere yeniden zararlı yazılım bulaştırmayı içeren bir döngüyü tanımlıyordu.

Araştırmacılar, yapay zeka bal küpü diye bilinen bir yöntem aracılığıyla bu ajanı yakalamayı başardı. Bu sayede korumasız bir yapay zeka hizmeti gibi davranarak saldırganı tuzağa düşürdüler.

Saldırgan yapay zeka yakalandıktan sonra araştırmacılar onu inceleyerek nasıl çalıştığını görebildi.

Bal küpü, Symantec'in raporunun yayımlanmasından önceki birkaç ayda onbinlerce farklı adresten gelen 127 binden fazla dış isteği kaydetti.

Araştırmacılar, keşfedilen bu faaliyetin "saldırganların yapay zekayı kullanma biçiminde değişime işaret ettiği" sonucuna varıyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/tech