ABD ablukası İran petrolünün can damarını sıkıştırıyor

Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında demirli bir petrol tankerinin yanından geçen bir tekne, 6 Eylül 2026 (AP)
Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında demirli bir petrol tankerinin yanından geçen bir tekne, 6 Eylül 2026 (AP)
TT

ABD ablukası İran petrolünün can damarını sıkıştırıyor

Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında demirli bir petrol tankerinin yanından geçen bir tekne, 6 Eylül 2026 (AP)
Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında demirli bir petrol tankerinin yanından geçen bir tekne, 6 Eylül 2026 (AP)

Hürmüz Boğazı’nda pazar günü iki geminin saldırıya uğraması, İran’ın petrol ihracatının ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının etkisiyle giderek daha fazla baskı altında kaldığına ilişkin göstergelerle aynı döneme denk geldi.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki Kişm Adası yakınlarında bir ticari gemiye düzenlenen saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı. Olay, stratejik su yolunda gerilimin tırmandığını gösteren son gelişme oldu.

İran makamları, yerel saatle sabah 05.00 sıralarında Hürmüzgan eyaletine bağlı Kişm Adası’nın Hengam Adası ile Şibderaz sahili arasındaki bölgede bir ticari geminin hedef alındığını bildirdi. Kişm Kaymakamı Hüseyin Emirtemuri, devlet televizyonu ile Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığı açıklamasında olayda 1 kişinin öldüğünü, 3 kişinin yaralandığını söyledi.

gthy
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler, 7 Eylül 2026 (AFP)

Tesnim, gemiye isabet eden cismin kaynağının bilinmediğini ve türünün henüz belirlenemediğini bildirdi. Daha önce de Hürmüz Boğazı’nın en büyük adası olan Kişm çevresinde gece boyunca çok sayıda patlama sesi duyulduğu yönünde haberler yayımlanmıştı.

Bu olaydan birkaç saat sonra İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), bir geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında kimliği belirsiz bir cisimle hedef alındığına ilişkin ihbar aldığını açıkladı. Kurum, saldırının ardından gemide yangın çıktığını ve yerel makamların mürettebatın tahliyesine yardımcı olmak üzere olay yerine ulaştığını belirtti.

Kurum, olayın meydana geldiği bölgeye ilişkin kesin bir bilgi vermedi. Saldırının yol açtığı hasarın boyutu, mürettebatın son durumu veya saldırının sorumlusunun kimliği de hemen netleşmedi.

Hürmüz çatışmanın merkezinde

Hürmüz Boğazı, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşının başlamasından bu yana Tahran ile Washington arasındaki çatışmanın başlıca cephelerinden birine dönüştü. İran saldırılara boğazı kapatarak ve gemi trafiğine sıkı kısıtlamalar getirerek karşılık verirken ABD de İran limanlarına abluka uygulamaya başladı.

Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’si bu bölgeden geçiyordu.

sdfrgt
Hürmüz Boğazı'nda sis ortasında demirli yüzer tarak platformu ve ticari gemiler (AP)

Tahran, boğazdan geçmek isteyen gemilerin kendisinden izin almasını şart koşuyor. İran ayrıca gemilerden boğazın kuzey kesiminde kendi kıyılarına yakın belirlediği güzergâhı kullanmalarını istiyor. Bunun yanı sıra gemilere sunulan hizmetler karşılığında ücret alınmasını da değerlendiriyor.

Kısıtlamalar ve saldırılar devam ederken Hürmüz’de seyrüsefer güvenliği, İran ve Körfez ülkelerinin petrol ihracatı yapabilme kapasitesinin belirlenmesinde temel unsurlardan biri haline geldi. Bunun etkileri bölgeyle sınırlı kalmayarak küresel enerji piyasalarına da yansıyor.

Tanker izleme verileri

Tanker hareketlerine ilişkin son takip verileri, ablukanın etkisinin yalnızca gemi trafiğiyle sınırlı kalmadığını, İran’ın petrol ihracatını da doğrudan etkilediğini gösteriyor.

Petrol tankerlerini takip eden TankerTrackers kuruluşu, 12 Eylül’e kadar 60 günlük dönemde tanker hareketlerini inceleyen son verilerinde, Umman Denizi ile Arap Denizi arasındaki bölgede ABD’nin deniz ablukası hattını geçen yeni bir İran ham petrolü sevkiyatı tespit edilmediğini bildirdi.

Buna karşılık Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’dan petrol taşıyan tankerler bölgeden geçmeye devam etti. Aynı dönemde günlük ortalama geçiş yaklaşık 7,85 milyon varil olarak kaydedildi.

Bazı günlerde miktar önemli ölçüde yükseldi. 9 Ağustos’ta yaklaşık 16,6 milyon varile ulaşan günlük geçiş, 25 Ağustos’ta da 14 milyon varile yaklaştı.

TankerTrackers, altı Arap ülkesinden ham petrol taşıyan ortalama 5 tankerin her gün söz konusu bölgeden geçtiğini, buna karşılık 60 günlük dönemde takip ettiği abluka hattını “tek bir varil” İran ham petrolünün dahi geçmediğini belirtti.

Bu sonuçlar, diğer tanker takip kuruluşlarının verileriyle de örtüşüyor. Reuters, eylül ayının başında Kpler, Vortexa ve TankerTrackers verilerine dayanarak yayımladığı haberinde, ABD’nin 14 Temmuz’da deniz ablukasını yeniden başlatmasından bu yana hiçbir yeni İran ham petrolü sevkiyatının Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e ulaşamadığını bildirmişti.

Körfez petrolü abluka hattını geçiyor

Buna karşılık deniz ablukası Körfez ülkelerinin petrol ihracatını durdurmadı. TankerTrackers verilerine göre son yedi günde abluka hattının bulunduğu bölgeden geçen toplam petrol miktarı günlük 10 milyon varili aştı.

Veriler, özellikle Umman petrolünün bir bölümünün açık denizlere ulaşmak için Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine zaten ihtiyaç duymadığını gösteriyor.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) da son 60 günde Amerikan güçlerinin “Çelik Duvar” adı verilen deniz operasyonu kapsamında yaklaşık 100 ticari geminin güzergâhını değiştirdiğini açıkladı. CENTCOM, gemilerin hiçbirinin ABD güçlerinin izni olmadan abluka bölgesinden geçmediğini belirtti.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise geçen hafta yaptığı açıklamada, ABD’nin deniz operasyonlarının Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerinin hareketliliğinin yeniden başlamasına yardımcı olduğunu söyledi. Wright, boğazdan günlük ortalama 9 milyon varilden fazla petrol geçtiğini ifade etti.

İran’ın dışarıdaki petrol stokları eriyor

Tahran yeni petrol sevkiyatlarını bölgeden çıkarmakta zorlanırken, ablukanın başlamasından önce Körfez’in dışına taşınmış İran petrolünün miktarı da azalıyor.

ABD merkezli Wall Street Journal’ın Kpler verilerine dayandırdığı haberine göre Körfez bölgesinden uzaktaki sularda tankerlerde bulunan İran petrolü stoklarında ciddi düşüş yaşandı.

Kpler, İran’ın Körfez içinde tankerlerine sınırlı miktarda petrol yüklemeye devam ettiğini ancak bu tankerlerin abluka hattının gerisinde kaldığını belirtti. Ağustos ayında günlük ortalama yükleme yaklaşık 255 bin varil oldu. Bu miktar, şubat-nisan dönemindeki ortalamaya kıyasla yüzde 85’lik düşüş anlamına geliyor.

kıoşp
Basra Körfezi bölgesinde Amerikan uçak gemisi ve savaş uçağı filosuna ait arşiv görüntüsü (AFP)

Buna karşılık Tahran, ablukanın yeniden uygulanmasından önce bölgeden ayrılan ve uzak bölgelerde tankerlerde bekleyen petrol sevkiyatlarından hâlâ gelir elde ediyor. Kpler’in tahminlerine göre bu stoklar temmuz ortasında yaklaşık 90 milyon varilden eylül başında yaklaşık 29 milyon varile geriledi.

Tahminlere göre bu petrolün günlük yaklaşık 1 milyon varili teslim ediliyor ve sevkiyatların büyük bölümü Çin’e yapılıyor. Bu hız devam ederse tankerlerde bulunan mevcut stokların ekim ortasına kadar tükenebileceği belirtiliyor. Daha önce teslim edilmiş bazı sevkiyatların bedellerinin ödenmesi ise aralık ortasına kadar devam edebilir.

İran’ın petrol satma kapasitesi

Bu gelişmeler, İranlı yetkililerin ülkenin petrol satışlarını sürdürme kapasitesi konusunda birbirinden farklı açıklamalar yaptığı bir dönemde yaşanıyor.

İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, ağustos ayının sonlarında İran televizyonuna verdiği röportajda, “petrol ihraç etmediklerini” söyledi. Himmeti, petrol gelirleri, vergi gelirleri ve sosyal güvenlik primlerindeki düşüşün ekonominin farklı sektörlerine yansımaya başladığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da bundan birkaç gün önce yaptığı açıklamada, ülkesinin daha önce sattığı petrolü “şimdi satamadığını” söylemişti.

Ancak İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad farklı bir tablo çizdi. Bakan, “petrol satışlarının durmadığını” belirterek uzak sularda müşterilere petrol teslimatının sürdüğünü, ancak ihracatın gerilediğini ifade etti.

Paknejad geçen hafta yaptığı açıklamada, petrol satışlarının ve müşterilere teslimatların Körfez ve Umman Denizi’nden binlerce kilometre uzaktaki bölgelerde gerçekleştirildiğini söyledi ancak satışların miktarına ilişkin bilgi vermedi.

Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı olmayı sürdürüyor. Tahran savaş ve abluka öncesinde, “gölge filo” olarak bilinen tanker ağı ve sevkiyatların kaynağını gizlemeye yönelik çeşitli yöntemler aracılığıyla Çin’deki bağımsız rafinerilere yüksek miktarlarda petrol ihraç ediyordu.

Abluka ihracat güzergâhını hedef alıyor

Mevcut deniz ablukası ile İran’ın yıllardır maruz kaldığı ABD petrol yaptırımları arasındaki temel fark, önceki yaptırımların büyük ölçüde Tahran’ın petrol satma kapasitesini hedeflemesi, mevcut ablukanın ise sevkiyatların bölgeden çıkmak için kullandığı güzergâha odaklanması.

Yaptırımların uygulandığı yıllarda İran, karmaşık yaptırım delme ağları aracılığıyla petrol ihracatını sürdürmeyi başardı. Tahran sevkiyatların kaynağını gizlemek ve petrolün alıcılara ulaşmasını sağlamak için tanker filosundan ve çeşitli yöntemlerden yararlandı.

Mevcut durumda ise sorun daha doğrudan bir nitelik taşıyor. Tahran alıcı bulmayı başarsa bile yeni petrol sevkiyatlarını Körfez ve Umman Denizi bölgesinden çıkarmak, deniz ablukası nedeniyle daha zor hale geldi.

Bölge dışındaki İran petrol stoklarının azalmasıyla birlikte ülkenin petrol sektörüne yönelik baskı da artıyor. Petrol, İran ekonomisinin başlıca döviz ve hükümet gelir kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor.

Hürmüz Boğazı ise Tahran ile Washington arasında açık bir çatışma noktası olmayı sürdürürken küresel enerji arzının güvenliği konusunda da sürekli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.



Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
TT

Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Libya’da, Ukrayna basınında yer alan ve batıdaki Misrata kentinde bulunan bir askeri üssün Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere yönelik saldırılarda kullanıldığını öne süren haberlerin ardından siyasi ve güvenlik endişeleri arttı. Gözlemciler ise ülkenin Moskova ile Kiev arasındaki çatışmanın içine çekilmesi konusunda uyarıda bulunuyor.

Söz konusu endişeler, CNN’in yayımladığı bir haberin ardından daha da arttı. CNN, Libya’da bulunduğunu belirttiği “Ukraynalı bir deniz İHA operatörünün”, biriminin Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere saldırmak üzere Misrata’daki bir askeri üssü kalkış noktası olarak kullandığını ve bunun karşılığında yerel güçlere eğitim verdiğini söylediğini aktardı.

Cumartesi günü yayımlanan haberde, “istihbarat kaynakları ve Ukraynalı askeri yetkililere” dayandırılan bilgilere göre, deniz İHA’ları konusunda uzman Ukraynalı unsurlar 2025 yılının sonlarından bu yana Libya’nın batısında bulunuyor.

Batı Libya’daki makamlar aylardır gündeme getirilen iddialara ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı sessizliğini bozarak Misrata askeri üssünün dış taraflara veya çıkarlara yönelik operasyonlarda kullanıldığı yönündeki “iddiaları” yalanladı.

Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, Ukrayna merkezli “UNITED24 Media” platformunun 6 Eylül’de yayımladığı ve Ukrayna’nın Libya’dan havalanan 12 İHA ile yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”yı Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef aldığı yönündeki iddiaların ardından geldi.

Ulusal Birlik Savunma Bakanlığı cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Misrata askeri üssünün veya herhangi bir ulusal askeri tesisin Libya devletinin egemenlik görevleri dışında herhangi bir saldırının başlatılması ya da herhangi bir tür askeri operasyonun gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmasına izin veren hiçbir anlaşma, düzenleme veya koordinasyonun bulunmadığını kesin bir dille reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu, mart ayından bu yana Akdeniz’de Rus yük gemilerinin Libya topraklarından kalkan İHA’larla hedef alındığına ilişkin haberlerin ikinci kez gündeme gelmesi. İddialar, Libya’nın Rusya-Ukrayna çatışmasının içine çekilmesi yönündeki siyasi ve güvenlik endişelerini artırıyor.

Bununla birlikte, Savunma Bakanlığı, Başbakan Abdülhamid Dibeybe’nin de yürüttüğü bakanlık sıfatıyla yaptığı açıklamada, gündeme getirilen tüm iddialara ilişkin olarak “hiçbir yabancı tarafa herhangi bir ülke veya taraf aleyhine düşmanca eylemlerde bulunmak amacıyla Libya topraklarını, tesislerini, hava sahasını veya karasularını kullanma izni vermediğini” vurguladı. Bakanlık ayrıca hiçbir ulusal askeri tesisin bu amaçla tahsis edilmediğini veya kullanılmadığını belirtti.

Sorumlu taraf kim?

Askeri araştırmacı Şerefeddin Ali el-Alvani, Libya’nın batısındaki Trablus, Misrata ve Zaviye gibi kentleri “devlet içinde devlet” olarak nitelendiriyor. Alvani, grupların, milislerin ve mevcut durumdan fayda sağlayan tüm kesimlerin “para karşılığında açık silah pazarının anahtarlarını elinde tuttuğunu” belirtiyor.

cdgbthynj
Mart ayından bu yana Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Alvani, bunun yalnızca Ukrayna yapımı silah ve İHA ticaretiyle sınırlı olmadığını, “her şeyin mubah hale geldiği bir karaborsa ekonomisini canlandırdığını” ifade ediyor.

Alvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu gerçeklik, Libya’daki askeri ve güvenlik kurumlarını birleştirme çabalarının başarıya ulaşması ve tüm silah depolarının Genel Komutanlığın çatısı altında toplanmasıyla sona erebilir” dedi.

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti 6 Eylül’de, “Trablus ve Zaviye’deki petrol depoları ile Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin dağıtıldığını” açıklamıştı.

Özellikle hükümete muhalif kesimler arasında “tartışma ve şüphelerin” sürdüğü bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti, Savunma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “nitelikli güvenlik ve istihbarat operasyonunun” sonucunda Libyalı ve yabancı 5 kişinin yakalandığını ve petrol depolarını hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin çökertildiğini bildirmişti.

Eski Libya Savunma Bakanı Muhammed el-Bergasi ise daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”nın Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef alındığı iddia edilen 12 İHA’nın Libya topraklarından havalandığı ihtimalini dışlamıştı.

Bergasi, “Bu İHA’ların denizdeki bir geminin üzerinden havalanmış olması daha muhtemel. Çünkü bunların çalıştırılması için pist veya karada bulunan fırlatma platformlarına ihtiyaç yok” değerlendirmesinde bulundu.

Bergasi’nin değerlendirmesinin yanı sıra güvenlik uzmanları da “söz konusu İHA’ların Libya’dan havalandığını gösteren gerçek bir kanıt bulunmadığını” belirtiyor.

Daha önce de “kimliği belirsiz İHA’lar” Trablus ve Zaviye’deki petrol tesislerinin yanı sıra Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef almıştı. Saldırıların arkasında kimin bulunduğuna ilişkin belirsizlik sürerken, dikkat çeken nokta ise İHA’ların Libya’nın diğer bölgeleri yerine yalnızca ülkenin batısındaki kritik tesislere yönelmesi oldu.

 Mart ayındaki saldırı

Rusya’ya ait “Arctic Metagaz” isimli tanker, mart ayının başlarında Libya açıklarında ağır hasar almıştı. Rusya Ulaştırma Bakanlığı o dönemde yaptığı açıklamada, Arktik bölgesindeki Murmansk Limanı’ndan sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan tankerin “Ukrayna donanmasına ait İHA’ların saldırısına uğradığını” ve saldırıda kullanılan silahların “Libya kıyılarından fırlatıldığını” açıklamıştı.

Rus haber ajansı Interfax da dönemin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yardımcılarından Nikolay Patruşev’in, Akdeniz’de Rusya’ya ait sıvılaştırılmış doğal gaz tankerine düzenlenen saldırıyı “uluslararası terör eylemi” olarak nitelendirdiğini aktarmıştı.

Şüphelerin arttığı ve Ukrayna’nın Libya’nın batısındaki varlığına ilişkin iddiaların önüne geçilmek istendiği bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı, “dost ülkelerle gerçekleştirilen her türlü askeri iş birliği ve teknik eğitimin resmi ve yasal çerçevelere tabi olduğunu” vurguladı.

Bakanlık ayrıca “Libya devletinin egemenliğine tam bağlılığını” ve “Libya topraklarının, ulusal güvenliği veya ülkenin dış ilişkilerini tehlikeye atabilecek eylemler için bir üs olarak kullanılmasını reddettiğini” belirtti.

Fransa’nın RFI radyosu tarafından geçen nisan ayında hazırlanan araştırma da Ukrayna ile Rusya arasındaki Afrika’daki “gizli çatışmanın” boyutlarını ele almış ve Libya’nın bu mücadelenin yeni sahnelerinden birine dönüştüğüne dikkat çekmişti.


Tahran ticaret gemisine saldırıda bir kişinin öldüğünü açıkladı... Pezeşkiyan: İran asla teslim olmayacak

Tahran ticaret gemisine saldırıda bir kişinin öldüğünü açıkladı... Pezeşkiyan: İran asla teslim olmayacak
TT

Tahran ticaret gemisine saldırıda bir kişinin öldüğünü açıkladı... Pezeşkiyan: İran asla teslim olmayacak

Tahran ticaret gemisine saldırıda bir kişinin öldüğünü açıkladı... Pezeşkiyan: İran asla teslim olmayacak

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (pazar) sabah yaptığı açıklamada İran halkının direnişini ve güç kullanma ile yıldırma politikalarını reddettiğini vurguladı. Pezeşkiyan, İran’ın teslim olmayacağını belirtirken İran resmi medyası, Hürmüz Boğazı’ndaki Kişm Adası açıklarında bir ticaret gemisinin hedef alındığı saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı IRNA’nın aktardığına göre Pezeşkiyan, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Amerikalılar savaşçıysa cesur silahlı kuvvetlerimizle karşı karşıya gelsinler” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, sivil altyapının, gıda kaynaklarının ve vatandaşların geçim araçlarının hedef alınmasının gerekçesini sorgulayarak insanların temel ihtiyaçlarının hedef alınmasını kınadı.

Pezeşkiyan, “İnsanlık değerlerinden yoksun kaldılarsa halkların su, gıda ve ilaca erişiminden mahrum bırakılmasının ardındaki gerekçeler nelerdir?” diye sordu.

Pezeşkiyan açıklamasının sonunda İran halkının güç kullanımı veya tehdit karşısında kırılmayacağını vurgulayarak “İran asla teslim olmayacak” ifadesini yineledi.

Bu açıklamalar, İran makamlarının bugün Hürmüz Boğazı’nda bir İran ticaret gemisine düzenlenen saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdiği sırada geldi. Saldırı, İran ile ABD arasında stratejik öneme sahip bu geçiş güzergâhı çevresindeki çatışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

İran devlet televizyonu ile Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Tasnim Haber Ajansı, Kişm Adası Valisi Hüseyin Emir Teymuri’nin açıklamalarına yer verdi. Emir Teymuri, pazar günü yaptığı açıklamada, “Bir İran ticaret gemisi bugün sabah saat 05.00 sıralarında (TSİ 04.30) Hengam Adası ile Kişm Adası’ndaki Şibderaz kıyıları arasındaki bölgede hedef alındı” dedi.

Emir Teymuri, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını belirtti. Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığına göre olayın ardından bölgede can kaybı ve yaralanmalar meydana geldi.

Kişm çevresinde gece boyunca çok sayıda patlama meydana geldiği bildirildi. Kişm, Hürmüz Boğazı’ndaki en büyük ada konumunda bulunuyor.

Tasnim, gemiye isabet eden mühimmatın “kaynağı bilinmeyen” bir mermi olduğunu bildirirken mühimmatın türünün henüz belirlenemediğini kaydetti.

Hürmüz Boğazı, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail savaşının ardından Tahran ile Washington arasındaki gerilimin başlıca odağı haline geldi.

İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına Hürmüz Boğazı’nı kapatarak karşılık verdi. Savaştan önce dünya genelindeki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazın kapatılması, ABD’nin İran limanlarına abluka uygulamasına yol açtı.

İran, gemilerin hayati öneme sahip bu su yolundan geçebilmesi için kendisinden izin alınmasını şart koşuyor. Tahran ayrıca gemileri boğazın kuzey kesiminde kendi kıyıları boyunca belirlediği güzergâhı kullanmaya zorluyor ve geçişler için hizmet bedeli uygulama mekanizmasını değerlendiriyor.

Tahran, belirlediği kurallara uymayan gemileri düzenli olarak hedef alırken ABD güçleri de İran kıyılarını aralıklarla bombalıyor.


BRICS ülkelerinden Ortadoğu’da “azami itidal” çağrısı

Yeni Delhi'deki yıllık zirvede BRICS ülkelerinin liderleri ve heyet başkanları (AFP)
Yeni Delhi'deki yıllık zirvede BRICS ülkelerinin liderleri ve heyet başkanları (AFP)
TT

BRICS ülkelerinden Ortadoğu’da “azami itidal” çağrısı

Yeni Delhi'deki yıllık zirvede BRICS ülkelerinin liderleri ve heyet başkanları (AFP)
Yeni Delhi'deki yıllık zirvede BRICS ülkelerinin liderleri ve heyet başkanları (AFP)

Rusya, Çin, Hindistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu BRICS ülkeleri, dün Yeni Delhi’de düzenlenen zirvenin oturum aralarında yayımladıkları ortak bildiride, Ortadoğu’daki savaşta “azami itidal” çağrısında bulundu.

Bildiride, “Ortadoğu/Batı Asya’da gerilimlerin giderek artmasından derin endişe duyuyoruz. Ulusal tutumlarımızı hatırlatarak, azami itidal gösterilmesi ve durumun daha da kötüleşmesine yol açabilecek eylemlerden kaçınılması çağrısında bulunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Mayıs ayında BRICS dışişleri bakanları, Yeni Delhi’de gerçekleştirdikleri toplantının ardından ortak bildiri üzerinde uzlaşamamıştı. Bu durum, şubat ayının sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş konusunda üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını yansıtıyordu. Tahran ise buna stratejik Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini aksatarak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef alarak karşılık vermişti.

Hindistan uzlaşı için çaba gösterdi

Ancak zirveye ev sahipliği yapan Hindistan, tarafların görüşlerini birbirine yaklaştırmak için yoğun çaba harcadı.

BRICS ülkeleri ortak bildiride sivil altyapılara ve nükleer tesislere yönelik saldırıları kınadı.

Bildiride, “Sivil altyapıya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) tam güvence denetimi altındaki barışçıl nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılardan derin endişe duyuyoruz. Bu saldırılar uluslararası hukuku ve Ajans’ın ilgili kararlarını ihlal etmektedir” denildi.

Ülkeler ayrıca, “insanları ve çevreyi korumak” amacıyla silahlı çatışmalar sırasında dahi nükleer güvence, emniyet ve güvenlik standartlarına uyulması gerektiğini vurguladı.

BRICS’in genişleyen yapısı

BRICS platformu, 2009 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’i bir araya getiren büyük yükselen ekonomiler oluşumu olarak kuruldu. Güney Afrika da kısa süre sonra gruba katıldı. Oluşum, G7 gibi ABD ve Batılı güçlerin ağırlıkta olduğu yapılanmaların dışında alternatif bir ekonomik ve siyasi iş birliği platformu olarak ortaya çıktı.

Yeni Delhi’deki zirve dün Çin, Rusya, İran ve Mısır liderlerinin yanı sıra grubun diğer ülkelerinden üst düzey temsilcilerin katılımıyla başladı.

Şarku’l Avsat’ın Çin resmi haber ajansı Şinhua’dan aktardığına göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zirve kapsamında yaptığı değerlendirmede,  Ortadoğu’daki savaşın “uluslararası toplumun ortak çıkarlarına” hizmet etmediğini söyledi.

Ortak bildiride ayrıca, “kutuplaşma ve güvensizliğin gölgesinde kalan mevcut küresel ortamı gözlemliyoruz ve küresel barış ile güvenliği güçlendirecek tedbirleri teşvik ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Bildiride, “Yürürlükteki uluslararası hukuk doğrultusunda küresel ticaretin ve enerji tedarik zincirlerinin kesintisiz akışını korumak için birlikte hareket etme ihtiyacının altını çiziyoruz” denildi.