Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
TT

Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Libya’da, Ukrayna basınında yer alan ve batıdaki Misrata kentinde bulunan bir askeri üssün Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere yönelik saldırılarda kullanıldığını öne süren haberlerin ardından siyasi ve güvenlik endişeleri arttı. Gözlemciler ise ülkenin Moskova ile Kiev arasındaki çatışmanın içine çekilmesi konusunda uyarıda bulunuyor.

Söz konusu endişeler, CNN’in yayımladığı bir haberin ardından daha da arttı. CNN, Libya’da bulunduğunu belirttiği “Ukraynalı bir deniz İHA operatörünün”, biriminin Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere saldırmak üzere Misrata’daki bir askeri üssü kalkış noktası olarak kullandığını ve bunun karşılığında yerel güçlere eğitim verdiğini söylediğini aktardı.

Cumartesi günü yayımlanan haberde, “istihbarat kaynakları ve Ukraynalı askeri yetkililere” dayandırılan bilgilere göre, deniz İHA’ları konusunda uzman Ukraynalı unsurlar 2025 yılının sonlarından bu yana Libya’nın batısında bulunuyor.

Batı Libya’daki makamlar aylardır gündeme getirilen iddialara ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı sessizliğini bozarak Misrata askeri üssünün dış taraflara veya çıkarlara yönelik operasyonlarda kullanıldığı yönündeki “iddiaları” yalanladı.

Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, Ukrayna merkezli “UNITED24 Media” platformunun 6 Eylül’de yayımladığı ve Ukrayna’nın Libya’dan havalanan 12 İHA ile yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”yı Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef aldığı yönündeki iddiaların ardından geldi.

Ulusal Birlik Savunma Bakanlığı cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Misrata askeri üssünün veya herhangi bir ulusal askeri tesisin Libya devletinin egemenlik görevleri dışında herhangi bir saldırının başlatılması ya da herhangi bir tür askeri operasyonun gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmasına izin veren hiçbir anlaşma, düzenleme veya koordinasyonun bulunmadığını kesin bir dille reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu, mart ayından bu yana Akdeniz’de Rus yük gemilerinin Libya topraklarından kalkan İHA’larla hedef alındığına ilişkin haberlerin ikinci kez gündeme gelmesi. İddialar, Libya’nın Rusya-Ukrayna çatışmasının içine çekilmesi yönündeki siyasi ve güvenlik endişelerini artırıyor.

Bununla birlikte, Savunma Bakanlığı, Başbakan Abdülhamid Dibeybe’nin de yürüttüğü bakanlık sıfatıyla yaptığı açıklamada, gündeme getirilen tüm iddialara ilişkin olarak “hiçbir yabancı tarafa herhangi bir ülke veya taraf aleyhine düşmanca eylemlerde bulunmak amacıyla Libya topraklarını, tesislerini, hava sahasını veya karasularını kullanma izni vermediğini” vurguladı. Bakanlık ayrıca hiçbir ulusal askeri tesisin bu amaçla tahsis edilmediğini veya kullanılmadığını belirtti.

Sorumlu taraf kim?

Askeri araştırmacı Şerefeddin Ali el-Alvani, Libya’nın batısındaki Trablus, Misrata ve Zaviye gibi kentleri “devlet içinde devlet” olarak nitelendiriyor. Alvani, grupların, milislerin ve mevcut durumdan fayda sağlayan tüm kesimlerin “para karşılığında açık silah pazarının anahtarlarını elinde tuttuğunu” belirtiyor.

cdgbthynj
Mart ayından bu yana Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Alvani, bunun yalnızca Ukrayna yapımı silah ve İHA ticaretiyle sınırlı olmadığını, “her şeyin mubah hale geldiği bir karaborsa ekonomisini canlandırdığını” ifade ediyor.

Alvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu gerçeklik, Libya’daki askeri ve güvenlik kurumlarını birleştirme çabalarının başarıya ulaşması ve tüm silah depolarının Genel Komutanlığın çatısı altında toplanmasıyla sona erebilir” dedi.

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti 6 Eylül’de, “Trablus ve Zaviye’deki petrol depoları ile Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin dağıtıldığını” açıklamıştı.

Özellikle hükümete muhalif kesimler arasında “tartışma ve şüphelerin” sürdüğü bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti, Savunma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “nitelikli güvenlik ve istihbarat operasyonunun” sonucunda Libyalı ve yabancı 5 kişinin yakalandığını ve petrol depolarını hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin çökertildiğini bildirmişti.

Eski Libya Savunma Bakanı Muhammed el-Bergasi ise daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”nın Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef alındığı iddia edilen 12 İHA’nın Libya topraklarından havalandığı ihtimalini dışlamıştı.

Bergasi, “Bu İHA’ların denizdeki bir geminin üzerinden havalanmış olması daha muhtemel. Çünkü bunların çalıştırılması için pist veya karada bulunan fırlatma platformlarına ihtiyaç yok” değerlendirmesinde bulundu.

Bergasi’nin değerlendirmesinin yanı sıra güvenlik uzmanları da “söz konusu İHA’ların Libya’dan havalandığını gösteren gerçek bir kanıt bulunmadığını” belirtiyor.

Daha önce de “kimliği belirsiz İHA’lar” Trablus ve Zaviye’deki petrol tesislerinin yanı sıra Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef almıştı. Saldırıların arkasında kimin bulunduğuna ilişkin belirsizlik sürerken, dikkat çeken nokta ise İHA’ların Libya’nın diğer bölgeleri yerine yalnızca ülkenin batısındaki kritik tesislere yönelmesi oldu.

 Mart ayındaki saldırı

Rusya’ya ait “Arctic Metagaz” isimli tanker, mart ayının başlarında Libya açıklarında ağır hasar almıştı. Rusya Ulaştırma Bakanlığı o dönemde yaptığı açıklamada, Arktik bölgesindeki Murmansk Limanı’ndan sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan tankerin “Ukrayna donanmasına ait İHA’ların saldırısına uğradığını” ve saldırıda kullanılan silahların “Libya kıyılarından fırlatıldığını” açıklamıştı.

Rus haber ajansı Interfax da dönemin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yardımcılarından Nikolay Patruşev’in, Akdeniz’de Rusya’ya ait sıvılaştırılmış doğal gaz tankerine düzenlenen saldırıyı “uluslararası terör eylemi” olarak nitelendirdiğini aktarmıştı.

Şüphelerin arttığı ve Ukrayna’nın Libya’nın batısındaki varlığına ilişkin iddiaların önüne geçilmek istendiği bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı, “dost ülkelerle gerçekleştirilen her türlü askeri iş birliği ve teknik eğitimin resmi ve yasal çerçevelere tabi olduğunu” vurguladı.

Bakanlık ayrıca “Libya devletinin egemenliğine tam bağlılığını” ve “Libya topraklarının, ulusal güvenliği veya ülkenin dış ilişkilerini tehlikeye atabilecek eylemler için bir üs olarak kullanılmasını reddettiğini” belirtti.

Fransa’nın RFI radyosu tarafından geçen nisan ayında hazırlanan araştırma da Ukrayna ile Rusya arasındaki Afrika’daki “gizli çatışmanın” boyutlarını ele almış ve Libya’nın bu mücadelenin yeni sahnelerinden birine dönüştüğüne dikkat çekmişti.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.