Cezayir güneye doğru ilerliyor… Enerji sektörü Afrika’daki nüfuzunu yeniden şekillendiriyor

Altyapı projeleri, Cezayir’e kıtadaki ekonomik varlığını güçlendirmek için yeni yollar açıyor

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla
TT

Cezayir güneye doğru ilerliyor… Enerji sektörü Afrika’daki nüfuzunu yeniden şekillendiriyor

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla

Rabia Abdusselam

Cezayir ile Niamey arasındaki son enerji anlaşmaları artık yalnızca geçici enerji anlaşmaları olmaktan çıktı. Bu anlaşmalar, Cezayir’in Sahel bölgesinin ve Afrika kıtasının iç kesimlerindeki nüfuzunu yeniden inşa etmeyi hedeflediği daha geniş bir stratejinin temel unsurlarından birine dönüştü. Cezayir’in bu konumlanması, Sahel bölgesinde yaşanan hızlı siyasi ve güvenlik dönüşümlerine doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Cezayir, bazı geleneksel güçlerin bölgedeki rollerinin gerilemesinden yararlanarak ortaya çıkan jeopolitik boşluğu doldurmayı ve yeni bir kalkınma ortaklığı modeli oluşturmayı hedefliyor.

Bu çerçevede, Cezayir’in bölgedeki yaklaşımı siyasi ve güvenlik alanlarındaki iş birliğiyle sınırlı kalmayarak, somut ve uygulamaya dönük adımlarla çok katmanlı ekonomik ve enerji ortaklığına evrildi.

Bu yaklaşımın somut göstergelerinden biri, yerel olarak RA1D adıyla bilinen Adrar Rafinerisi’nden Nijer’e ilk jet yakıtı (JET A1) sevkiyatlarının başlatılması oldu. Sevkiyatlar, Cezayir ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Sonatrach ile Nijer Ulusal Petrol Şirketi (SONIDEP) arasında imzalanan alım-satım anlaşması kapsamında gerçekleştirildi. Bu adım, Cezayir’in petrol ürünlerinin Nijer’e düzenli şekilde tedarik edilmesinin önünü açıyor.

Söz konusu hareketlilik yalnızca hayati enerji tedarikinin güvence altına alınmasıyla sınırlı kalmadı; arama ve üretim alanlarında stratejik bir ortaklığın oluşturulmasına da uzandı. Bu kapsamda, Nijer’in kuzeyindeki Agadez bölgesinde bulunan ve Cezayir sınırına yalnızca 85 kilometre mesafede yer alan Kafra Güneydoğu-1 (Kafra South East-1) arama kuyusunun sondaj çalışmalarına başlandı. 23 bin 737 kilometrekarelik bir alanı kapsayan sedimanter havzada yürütülen sondaj çalışmalarında yaklaşık 3 bin 900 metre derinliğe ulaşılması hedefleniyor. Nijer makamlarının resmi tahminlerine göre Kafra Bloğu’nda yaklaşık 260 milyon varillik petrol rezervi bulunuyor. Üretim paylaşım anlaşması 2015’te imzalanan proje, 2022’de yenilenmişti.

Bu adım, Sonatrach bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Sondaj Şirketi ENAFOR’un öncülük ettiği önemli bir lojistik başarının ardından geldi. ENAFOR, sondaj ekipmanları ve yaşam ünitelerinin, Cezayir’in güneydoğusundaki Hassi Messaoud sahalarından Agadez’in iç kesimlerine kadar 2 bin kilometreden fazla mesafede, zorlu çöl güzergâhları üzerinden başarıyla taşınmasını sağlayarak mühendislik ve operasyonel kapasitesini ortaya koydu. Sonatrach’ın Nijer petrol sektörünün geliştirilmesine katılımı, Cezayir açısından önemli stratejik boyutlar taşıyor.

Bu yaklaşımı ekonomik açıdan değerlendiren finans uzmanı Dr. Boubaker Mustafa, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, “Bu varlık, teknoloji transferi, bilgi birikiminin yerelleştirilmesi ve Cezayir’in onlarca yıl boyunca biriktirdiği deneyimin aktarılmasına dayanan, eşitlikçi bir Güney-Güney iş birliği modelinin pratikte ortaya konulması anlamına geliyor. Aynı zamanda tamamen Afrika içi bir seçenek sunuyor” dedi.

Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “Cezayir güneyindeki komşularıyla ilişkilerini Batı’nın vesayet anlayışı veya ulusötesi şirketlerin ağır koşulları üzerinden yürütmüyor. Aksine, yerel kadroların eğitimi ve teknik açıdan yetiştirilmesine yönelik açık bir kurumsal taahhütle komşularının enerji egemenliğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu da ekonomik eksene, karşılıklılık ve ulusal kaynaklara karşılıklı saygı temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünü açacak sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ortak kazanımlar açısından bakıldığında, projenin önemli miktarda gelir sağlaması bekleniyor. Mustafa’ya göre, petrol fiyatlarının varil başına 70 dolar seviyesinde istikrar kazanması halinde, günlük 90 bin varil olarak tahmin edilen üretime dayanarak yıllık toplam gelirin yaklaşık 2,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Fiyatların 80 dolar seviyesine çıkması durumunda ise yıllık gelirin yaklaşık 2,63 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor.

Enerji koridorlarının mühendisliği

Cezayir’in bölgesel açılımını pekiştirmeyi hedeflediği diğer enerji projeleri arasında, Nijerya’dan başlayarak Nijer üzerinden Cezayir’deki enerji merkezi Hassi R’Mel’e ulaşacak Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı (TSGP) öne çıkıyor. Cezayir’in en büyük gaz sahası olan Hassi R’Mel, ülkenin gaz rezervlerinin yüzde 57’sini barındırıyor ve üretim açısından dünyanın dördüncü büyük sahası konumunda bulunuyor. Buradan gaz, Avrupa’ya ihracata hazır uluslararası boru hattı şebekesine bağlanıyor.

acdfgthy
Cezayir’in bin 600 kilometre (994 mil) güneydoğusundaki Ayn Amenas bölgesinde, Zarzaitine yakınlarında bir doğalgaz boru hattı, 22 Ocak 2013 (Reuters)

Buna, Cezayir kıyılarını İspanya’ya doğrudan bağlayan Medgaz boru hattının yanı sıra, Tunus üzerinden İtalya’nın güneyine uzanan dev TransMed (Enrico Mattei) hattı da dahil. Projenin hayata geçirilmesi, Cezayir toprakları içinde halen faal olmayan Batı Uluslararası Gaz Hattı’nın yeniden işletmeye alınmasının da önünü açabilir. Bu adımla batıdaki kentlerin doğal gaz ihtiyacının güvence altına alınması ve Batı Cezayir’de uluslararası ortaklık güzergâhıyla bağlantılı sürdürülebilir kalkınma ve altyapı projelerinin hızlandırılması hedefleniyor.

Bu kıtasal enerji koridorunun işletme kapasitesi ve yatırım hacmi açısından yıllık yaklaşık 30 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip olması öngörülüyor. Projenin, Afrika ülkeleri arasındaki stratejik enerji ortaklığının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Proje, kıtanın en büyük ekonomilerinden ve doğalgaz ile sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) önde gelen üretici ve ihracatçılarından biri olan Nijerya ekonomisine güvenli ticari erişim imkânı sunarak Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin boru hatları üzerinden gaz tedariki pazarında önemli bir pay elde etmesinin önünü açacak.

Nijerya, 2024’te dünyada altıncı sırada yer alırken yaklaşık 650 milyar fit küp doğalgaz ihraç etti. İhracatın büyük bölümü LNG şeklinde gerçekleşirken, bu miktar yaklaşık 18,4 milyar metreküpe denk geliyor. Bonny Adası’ndaki Nigeria LNG tesisinin yıllık nominal kapasitesi ise yaklaşık 1,4 trilyon fit küp seviyesinde bulunuyor.

Buna karşılık söz konusu hat, Cezayir ekonomisinin Avrupa’ya güvenli enerji tedarik zincirlerini kontrol etme alanındaki rekabet gücünü artıracak. Toplam kapasitenin yıllık 60 milyar metreküpü aşması beklenirken, bunun 30 milyar metreküplük bölümünü Cezayir’in boru hatları üzerinden gerçekleştirdiği egemen gaz ihracatı oluşturuyor. Cezayir, bu kapasiteyle halihazırda Norveç’in ardından Avrupa’nın en güvenilir ikinci gaz tedarikçisi konumunda bulunuyor. Bu adım, AB ülkelerinin mevcut dönüşüm sürecinde tedarikçi listesini yeniden şekillendirdiği bir dönemde büyük önem taşıyor.

dfvgth
Cezayir ile İspanya’yı birbirine bağlayan Medgaz boru hattı, İspanya’nın Almeria kenti, 10 Haziran 2022 (Reuters)

Projenin geleneksel bakış açısıyla değerlendirilmesinin ötesine geçen uluslararası ilişkiler ve stratejik çalışmalar araştırmacısı Berhail Hamza, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, “TSGP yalnızca gaz taşımaya yönelik teknik bir altyapı olmaktan çıkarak hidrojen ekonomisine ve enerji piyasalarında yaşanması beklenen dönüşümlere uyum sağlayabilecek stratejik bir koridorun çekirdeğine dönüşüyor” dedi. Hamza’nın analizine göre bu jeopolitik dönüşümler ışığında ‘koridor yaklaşımı’ olarak adlandırdığı gelecek vadeden bir stratejik anlayış ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, önümüzdeki yıllarda uluslararası rekabetin yalnızca kaynaklara sahip olmakla değil, enerji, mal ve verilerin kıtalar arasındaki hareketini düzenleyen koridor ve altyapılara sahip olmakla belirleneceği fikrine dayanıyor.

Cezayir ekonomisi, topraklarından geçen hat nedeniyle elde edeceği transit ücretleri ve uluslararası boru hattı şebekesinin kullanım gelirlerinden doğrudan faydalanacak. Bunun yanı sıra Cezayir’in komşu Afrika ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında üstleneceği merkezi rol, bu hattı Afrika kıtasının tamamı için gerçek bir güvenlik supabına dönüştürebilir.

Bu büyük enerji projelerinin boyutları yalnızca finansal kazanımlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda Cezayir’in kıtadaki tarihsel nüfuzunu ve jeopolitik ağırlığını yeniden tesis etmeyi güçlü biçimde hedefleyen yeni diplomatik doktrinle doğrudan örtüşüyor.

Hamza, “Cezayir, yalnızca enerji ihraç eden bir ülke olmanın ötesine geçerek Afrika ile Avrupa arasında bağlantı sağlayan bir geçiş ülkesi olma konusunda stratejik bir fırsata sahip. Coğrafi konumunu ve enerji ağlarını kullanarak uluslararası sistem içindeki rolünü yeniden şekillendirebilir” ifadelerini kullandı.

Ekonomik araçlar: Yumuşak güç

Bu yaklaşım çerçevesinde Cezayir açısından asıl hedefin artık yalnızca enerji ihracatına dayalı bir doktrinle sınırlı olmadığı görülüyor. Hedef, enerji akışlarını yönetmek ve ülkenin benzersiz coğrafi konumunu kalıcı bir nüfuz ve uluslararası itibar kaynağına dönüştürmek üzerine şekilleniyor. Hızla değişen dünyada en etkili devlet, en büyük kaynak rezervlerine sahip olan değil, dünyanın vazgeçemeyeceği ayrıcalıklı bir koridora sahip olan devlet olabilir.

Bu kıtasal açılım çerçevesinde Cezayir’in enerji alanındaki hedefi artık yalnızca ihracatla sınırlı kalmıyor. Bu hedef, Cezayir’in Libya ve Sahel ülkelerinde yürüttüğü yoğun enerji diplomasisinin sahadaki somut adımlarında da kendini gösteriyor.

Bu doğrultudaki en güncel gelişmelerden biri, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) ile Sonatrach’ın Libya’daki iştiraki Sonatrach Petroleum Exploration and Production Corporation’ın (SIPEX), Gadames Havzası’nda önemli bir petrol ve doğal gaz keşfi gerçekleştirdiklerini resmen açıklaması oldu. El-Vefa Sahası’nın 70 kilometre uzağında bulunan A1-69/02 arama kuyusunda gerçekleştirilen sondaj çalışmaları sonucunda, Uwaynat Wanin ve Uwayn Kaza formasyonlarında günlük 13 milyon fit küp doğal gaz ve 327 varil kondensat üretim potansiyeline ulaşıldı. Kuyunun nihai derinliği ise yaklaşık 8 bin 440 fit olarak kaydedildi.

Sonatrach’ın sözleşmeden doğan yükümlülükleri kapsamında gerçekleştirdiği altıncı kuyu olan bu saha başarısı, yalnızca ticari boyut taşımıyor. Aynı zamanda Sonatrach’ın geleneksel bir enerji şirketi olmaktan çıkarak Sahel bölgesi ve Afrika’nın iç kesimlerindeki nüfuz haritasını yeniden şekillendiren stratejik bir araç ve yumuşak güç unsuru haline geldiğini de ortaya koyuyor. Bu rol, Cezayir’in bölgedeki jeopolitik boşlukları doldurmasına ve ülkeyi izole etmeyi ya da bölgedeki öncü rolünü zayıflatmayı amaçlayan bölgesel ve uluslararası girişimlerin önünü kesmesine katkı sağlıyor.

h
Cezayir ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Sonatrach’ın genel merkezi, 25 Kasım 2019 (Reuters)

Bu enerji dinamiği, Cezayir’in benzersiz coğrafi konumunun sunduğu imkânları değerlendirmeyi hedefleyen daha geniş jeoekonomik yaklaşımdan ayrı düşünülemez. Cezayir, bir yandan Avrupa pazarlarına açılan Akdeniz kapısı, diğer yandan ise Afrika Sahel bölgesine açılan stratejik bir hinterlant ve kaçınılmaz kuzey geçidi olarak konumunun avantajlarından yararlanmaya çalışıyor.

Bu bütünleşik mühendislik altyapısı Cezayir-Nijerya ekseniyle sınırlı kalmıyor; jeopolitikayı sınırları aşan ve birbiriyle bağlantılı çıkarlar ağına dönüştüren daha geniş bir kıtasal vizyonun parçasını oluşturuyor. Nijer’deki bu enerji ağı, Cezayir’den kıtanın batısına açılan stratejik bir kapı niteliğindeki Moritanya’ya uzanan paralel tedarik hatlarıyla da kesişiyor.

Tindouf-Zouerat kara yolu projesi üzerinden ortaklığın güçlendirilmesi ve Nuakşot’ta Cezayir ürünlerine yönelik düzenli fuarların organize edilmesi, Moritanya’nın Cezayir ihracatının Batı Afrika pazarlarına ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ülkelerine açılacağı bir ticaret ve lojistik platformuna dönüşmesini sağlıyor. Bu lojistik açılım, Cezayir’in Moritanya ve Senegal’de ulusal bankalarının varlığını genişletmesiyle yürüttüğü finansal ve bankacılık yapılanmasıyla da tamamlanıyor. Buna paralel olarak Cezayir’in güneyinde serbest ticaret bölgelerinin oluşturulması, sınır ötesi ticaret ağı kurulmasını güçlendirirken, Cezayir ürün ve hizmetlerinin Batı Afrika pazarlarına ulaşması için bankacılık ve lojistik kanallarının önünü açıyor.

Yoğun kıtasal rekabet

Cezayir’in bu jeoekonomik hareketliliği, özellikle Fransa’nın Sahel bölgesindeki varlığının gerilemesiyle birlikte, stratejik koridorlar ve nüfuz alanları üzerinde rekabetin giderek arttığı kıtasal tabloyla kesişiyor. Bu açık alanda stratejik yaklaşımlar ve alternatifler çeşitlenirken, Fas’ın Afrika-Atlantik Doğalgaz Boru Hattı projesi öne çıkıyor. Fas ayrıca karayla çevrili Sahel ülkelerinin kendi altyapısı ve limanları üzerinden Atlas Okyanusu’na erişimini sağlamaya yönelik girişimini sürdürüyor. Bunun yanı sıra Türkiye ve Körfez ülkelerinin yatırımlar, altyapı ve limanlar üzerinden faaliyetleri artarken, Rusya güvenlik ve ekonomi alanlarındaki varlığını sürdürüyor. Çin ise altyapı, ulaşım, enerji ve maden projelerinin finansmanı ve geliştirilmesinde etkinliğini artırıyor. Mısır da kıtadaki varlığını ve stratejik çıkarlarını güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor.

Koridorların yeniden şekillendirilmesi etrafındaki yoğun rekabete ilişkin bu değerlendirmeyi destekleyen analitik bir okumada Hamza, “Afrika kıtası artık geleneksel olarak görüldüğü gibi yalnızca ham madde kaynağı değil; altyapı, kaynaklar ve stratejik bağlantı alanlarında uluslararası rekabetin en önemli sahalarından biri haline geldi” ifadesini kullandı.

xcdvfgh
Cezayir çölünün derinliklerinde, Libya sınırına yakın Ayn Amenas’ın eteklerinde bulunan bir petrol tesisi, 18 Ocak 2013 (AFP)

Hamza, “Çin, ABD ve AB’den Körfez ülkelerine kadar büyük güçler bugün limanların, ulaşım ağlarının, enerji koridorlarının, denizaltı kablolarının, veri merkezlerinin ve çok kutuplu uluslararası sistemin güvenlik doktrini ile ekonomik ve stratejik nüfuzunun temel unsurlarından haline gelen diğer altyapıların geliştirilmesi konusunda kıyasıya rekabet ediyor” dedi. Uluslararası rekabet alanının genişlemesi karşısında temel bir soru öne çıkıyor: Cezayir mevcut enerji ve lojistik nüfuzunu sürdürülebilir ve nesiller boyunca devam edecek bir ekonomik nüfuza dönüştürebilir mi?

Bu sorunun yanıtı, ülkenin ekonomik diplomasisini, sahip olduğu özgün avantajlarla karmaşık bölgesel gerçekliğin yarattığı engeller arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor. Sahip olunan kaynaklar ve egemenlik unsurları açısından Cezayir’in göz ardı edilemeyecek önemli kozları bulunuyor. Bunların başında, Sonatrach’ın köklü petrol ve pazarlama deneyimi geliyor. Bunu, kuzeyde Akdeniz’e açılan kaçınılmaz bir kapı ve Batı Afrika kaynaklarını Avrupa pazarlarına bağlayabilecek en hızlı enerji güzergâhlarından biri olabilecek coğrafi konumu izliyor. Ayrıca Cezayir’in güvenilir tarihsel ve diplomatik birikimi, ülkenin yaklaşımlarına Sahel halkları ve devletleri nezdinde siyasi ve tarihsel açıdan ayrıcalıklı bir kabul sağlıyor.

Bununla birlikte, bu konumlanmanın sürdürülebilirliği diğer tarafta son derece karmaşık yapısal sorunlarla karşı karşıya. Bunların başında bölgedeki siyasi istikrarsızlık ve tekrarlanan darbeler ile sınır aşan silahlı grupların faaliyetlerinden kaynaklanan ve tedarik koridorlarının güvenliğini ve sahadaki projeleri tehdit eden güvenlik riskleri geliyor. Buna ek olarak, Sahra’yı aşan devasa projelerin yönetimi için gereken yüksek ölçekli finansman da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu alanlar, bölgede faaliyet gösteren egemen varlık fonları ve çok uluslu şirketlerle rekabet edebilmek ve onlara ayak uydurabilmek için daha fazla yasal ve bankacılık esnekliği ile Cezayir’in yurtdışındaki yatırımlarının kapsamının genişletilmesini gerektiriyor.



Değişim bloğu liderleri Eisenkot üzerinde uzlaştı, Arap partileri ise dışladı

Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
TT

Değişim bloğu liderleri Eisenkot üzerinde uzlaştı, Arap partileri ise dışladı

Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)
Yair Golan'ın Arap partilerinin liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Demokratlar Partisi)

İsrail'deki “Değişim Bloğu” liderleri, Binyamin Netanyahu hükümetinin yerine “Siyonist Acil Durum Hükümeti” kurmak üzere Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un görevlendirilmesi konusunda uzlaştı. Ancak hükümetin nasıl kurulacağı konusunda net bir yol haritası üzerinde anlaşamadılar. Parti liderlerinin çoğunun Arap partileriyle iş birliğine karşı çıkması nedeniyle bu konudaki görüş ayrılıkları sürerken, Arap partilerinin yerine geçebilecek bir seçenek olarak ultra-Ortodoks (Haredi) partilerin desteğini kazanma girişimi öne çıkıyor.

İsrail Meclisi'nde (Knesset) 48 sandalye kazanan Değişim Bloğu'nun hükümeti kurabilmek için 61 milletvekilinin desteğine ulaşması, yani 13 sandalye daha kazanması gerekiyor. Arap partileri 19, Haredi partileri ise 13 sandalyeye sahip.

Değişim Bloğu'nun beş lideri, Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot, Birlikte Partisi lideri Naftali Bennett, İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman, Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ve Birlikte Partisi'nin ikinci ismi Yair Lapid, salı günü Tel Aviv'in banliyölerinden Herzliya'daki bir otelde bir araya geldi. Görüşme, hükümetin kurulmasına ilişkin istişarelerin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ofisinde başlamasından bir gün önce gerçekleştirildi.

xc cd
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yaşar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim 2026'da Tel Aviv'deki parti merkezinde sandık çıkış anketlerinin sonuçlarının açıklanmasının ardından İsrail bayrağını sallarken (Reuters)

Toplantıda Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesine destek açıklayan liderler, yalnızca “7 Ekim hükümetinin değiştirilmesi” konusunda net bir uzlaşmaya vardı.

Lapid, toplantının başında yaptığı açıklamada, “Başbakan Binyamin Netanyahu'yu makamından göndereceğiz” dedi. Toplantının ardından konuşan Bennett ise “Zamanımız yok. Önce görevlendirmeyi alacağız, ardından Siyonist bir ıslahat hükümeti kurmak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Toplantıdan yalnızca bir saat sonra parti liderleri tarafından yayımlanan ortak açıklamada, “mümkün olan en kısa sürede Siyonist bir hükümet kurulması gerektiği” konusunda uzlaşıldığı bildirildi. Açıklamada, mevcut hükümetin (7 Ekim hükümeti) yerine ulusal acil durum hükümeti kurulması konusunda tam mutabakat sağlandığı belirtildi.

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Parti liderleri arasındaki mutabakat doğrultusunda bütün partiler, Gadi Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi için ilk yetkinin kendisine verilmesini tavsiye edecek. Amaç, hükümeti mümkün olan en kısa sürede kurmak ve İsrail'in yeniden seçime gitmesini önlemek.”

Ancak Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi ve cumhurbaşkanından bu yönde yetki alması konusunda anlaşan Değişim Bloğu liderleri, Arap partilerinin desteğine başvurmadan hükümeti nasıl kuracaklarına ilişkin herhangi bir işaret vermedi.

İsrail seçimlerinde iki ana rakipten hiçbiri, hükümeti tek başına kurabilmek için gerekli olan 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamadı. Oy sayımının kesin sonuçlarına göre Netanyahu'nun liderliğindeki blok 53, Eisenkot'un Değişim Bloğu ise 48 sandalye kazandı. Arap partileri ise 19 sandalye elde ederek “tarihi” olarak nitelendirilen bir sonuçla dikkat çekti.

Görüş ayrılıkları sürüyor

İsrail basını, Değişim Bloğu liderlerinin hükümet kurma konusunda uzlaştığını ancak hükümetin nasıl şekilleneceği konusunda anlaşmazlık yaşadığını yazdı.

Yediot Ahronot gazetesi, bir saat 10 dakika süren toplantının ardından parti liderlerinin Netanyahu'yu başbakanlık makamından ve Knesset Başkanı Amir Ohana'yı görevinden uzaklaştırma konusunda anlaştığını, ancak Netanyahu'nun nasıl görevden uzaklaştırılacağı ve yeni meclis başkanının kim olacağı konusunda uzlaşamadığını bildirdi.

Maariv gazetesi ise Arap partileriyle iş birliği yapılması ve Knesset başkanının kim olacağı konularının anlaşmazlığın merkezinde yer aldığını yazdı. Golan'ın Arap partileriyle ittifak kurulmasını desteklediği ancak toplantıda bu yöndeki girişiminin reddedildiği belirtildi.

Yediot Ahronot'un kaynaklarına göre Golan, toplantıda Arap partileriyle iş birliği konusunu gündeme getirerek bu partilerle çalışmama kararının kesin olup olmadığını sordu. Lieberman, kararın kesin olduğunu belirtirken Eisenkot ve Bennett de başlarını sallayarak bu görüşe katıldıklarını gösterdi.

Golan, Değişim Bloğu liderleriyle görüşmesinden önce sabah saatlerinde Arap partilerinin temsilcileriyle bir araya gelmişti. Golan'ın Yusuf Cabbarin ve Ahmed Tibi ile yaptığı görüşmede, “Netanyahu hükümetini değiştirmek ve bir değişim hükümeti kurmak için atılması gereken adımlar” ele alınmıştı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığı habere göre parti liderlerinin, muhalefetteki Yahudi partilerinin çoğunun koalisyon ortağı olarak görmeyi reddettiği Arap partileri olmadan hükümeti nasıl kuracaklarına ilişkin herhangi bir işaret vermedi.

Buna karşılık Yediot Ahronot ve Maariv'in haberlerine göre Lieberman, Haredi partilerinin de yer alacağı bir hükümet kurulması için girişimde bulunuyor. Lieberman, Arap partilerine ihtiyaç duyulmadan işlevsel ve istikrarlı bir hükümetin kısa sürede kurulabileceğini savunuyor.

Haredi partilerinin katılımıyla kurulacak bir hükümet, Arap partilerinin dışarıdan desteklediği ancak içinde yer almadığı bir azınlık hükümeti yerine açık bir çoğunluğa sahip olacak.

Yediot Ahronot, Eisenkot'un da diğer konuların yanı sıra Haredi partilerine odaklanmaya karar verdiğini ancak Arap partilerinin desteğine başvurmayı kesin olarak dışladığını kamuoyuna açıklamadığını belirtti.

Bennett de Lieberman gibi Arap partilerinin oylarına güvenmenin mümkün olmadığı görüşünde. Bennett'e göre Eisenkot bu yönde bir adım atarsa kurulacak hükümet uzun ömürlü olmayacak ve tekrarlanacak seçimler sonucunda Netanyahu uzun vadede daha güçlü biçimde iktidara dönebilecek.

Knesset'te kontrol mücadelesi

Anlaşmazlıklar yalnızca hükümetin nasıl şekilleneceğiyle sınırlı değil. Knesset başkanının kim olacağı da liderler arasındaki görüş ayrılıklarının başlıca konularından biri.

Lieberman ve Bennett, bu görevin muhalefet lideri Yair Lapid'e verilmesini isterken Eisenkot, kendisinin veya partisinden bir ismin Knesset başkanı olmasını tercih ediyor.

Toplantıya katılanlardan birinin aktardığına göre, görüşmede Lapid'in Knesset başkanlığına getirilmesi önerildi ancak Eisenkot kararın ertelenmesini istedi.

vbhn
İsrail Meclis Başkanı Amir Ohana, geçen haziran ayında Fas'ın başkenti Rabat'ta (AP)

Değişim Bloğu'ndan üst düzey kaynaklar, gündemdeki ilk konunun “Knesset'in kontrolünü ele geçirmek” olduğunu belirtti. Bu kapsamda Knesset Başkanı Amir Ohana'nın değiştirilmesi, bir düzenleme komitesi kurulması ve önceki yasama döneminde koalisyon tarafından yürütülen tartışmalı yasal düzenlemelerin iptal edilmesi planlanıyor.

Bunun yanı sıra geçiş döneminde hangi yasal düzenlemelerin gündeme getirileceği konusunda da taraflar arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.

Eisenkot'un başbakanlık görevine getirilmesine destek verilmesi yönündeki uzlaşma, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun pazartesi akşamı yaptığı açıklamadan saatler sonra geldi. Netanyahu, Arap partilerine dayanmayan ve kendi liderliğinde kurulacak geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümetinin oluşturulması ihtimalini görüşmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Ancak İsrail devlet televizyonu KAN, Eisenkot'un böyle bir birlik hükümetine katılmayacağını bildirdi.

KAN'ın haberine göre Eisenkot, kapalı toplantılarda ABD Başkanı Donald Trump'ın devreye girmesi halinde bile Netanyahu liderliğindeki bir hükümete katılmayacağını söyledi.

Eisenkot'un, “Trump beni davet ederse başkana saygımdan dolayı görüşmeye giderim. Ancak bunun İsrail'in iç meseleleriyle ilgili olduğunu vurgular ve herhangi bir müdahaleyi engellerim” dediği aktarıldı.


Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
TT

Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik 10 yıllık güvenlik yardımı anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı. Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in 2028 yılına kadar yıllık 3,8 milyar dolar yardım alması öngörülüyordu.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada, ilk başkanlık döneminde 2019'da yürürlüğe giren ve temeli selefi Barack Obama döneminde, 2016 yılında atılan yardım anlaşmasının sona erdirileceğini belirtti.

İsrail'in de bu yardımın kesilmesine karşı olmadığını söyleyen Trump, “İsrail'in buna ihtiyacı olursa kendisine yardım edeceğiz” dedi. Yardımın azaltılması kararının kendisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında varılan mutabakat doğrultusunda alındığını kaydetti.

ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çeken Trump, İsrail'in ülkesi açısından öncelikli konumda olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İsrail bizim için ilk sırada geliyor. Ona diğer bütün taraflardan daha fazla yardım sağlıyoruz ancak artık bu yardıma ihtiyacı kalmadı. Eğer ihtiyacı olsaydı, yardımın sürdürülmesi gerektiğini söylerdim.”

Anlaşma kapsamında İsrail, silah alımlarında kullanılmak üzere ABD'den yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar tutarında mali yardım alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Dış İlişkiler Konseyi'nden  (CFR) aktardığı verilere göre İsrail, 1948'de kuruluşundan bu yana ABD'den bugünkü dolar değeriyle 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı.

Bu miktar, 1946'dan bu yana herhangi bir ülkeye sağlanan ABD yardımını geride bırakıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da daha önce ülkesinin ABD yardımına bağımlılığını sona erdirmek istediğini dile getirmişti.

Netanyahu, haziran ayında yaptığı açıklamada İsrail'in askeri bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Washington'a olan bağımlılığının azaltılması çağrısında bulunmuştu.

Netanyahu, ocak ayında The Economist dergisine verdiği röportajda ise bu hedefe 10 yıl içinde ulaşmayı umduğunu söylemişti.

Trump, salı günkü açıklamasında kararının gerekçelerinden birinin de Demokratların Senato adayı Abdul (Abdurrahman) Seyyid'in yönelttiği eleştiriler olduğunu belirtti. Seyyid, ABD'de kamuoyunda giderek artan hoşnutsuzluktan ve İsrail karşıtı tepkilerden yararlanan isimler arasında gösteriliyor.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “İsrailliler artık bu yardıma ihtiyaç duymuyorken neden Abdul Seyyid gibi aşırılık yanlısı kişilerin saldırılarına ve eleştirilerine katlanalım?” ifadelerini kullandı.


Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
TT

Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin zaferini garantilemek için seçmenlere sandık başına gitmeleri ve oylarını “sanki kendi adı da oy pusulasında yer alıyormuş gibi” kullanmaları çağrısında bulundu. Bu çağrı, Cumhuriyetçi taban nezdinde partisine yarar sağlayabilecek olsa da diğer seçmen kesimleri üzerinde ters etki yaratabilir.

Zira Amerikalıların bu seçimlerde oy kullanması, mutlaka bir adayı destekledikleri anlamına gelmiyor. Aksine bu tercih, ABD Başkanı'nın iç ve dış politikalarına yönelik bir tepkinin ifadesi olarak öne çıkıyor. Birçok kamuoyu araştırmasının sonuçları da Trump karşıtlığının geniş bir seçmen kitlesi için temel bir seçim motivasyonuna dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü oylarını Trump'a karşı kullanacağını belirtiyor. CBS televizyonunun araştırmasında ise Demokrat seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası, oy tercihlerinin başkana yönelik muhalefetin bir ifadesi olduğunu dile getiriyor.

Bu veriler, Trump'ın Demokrat tabanı harekete geçiren başlıca unsura dönüştüğünü ve birçok seçmen açısından kendisine karşı çıkmanın adayların seçim programlarından daha öncelikli hale geldiğini gösteriyor.

Muhalefet stratejisi

Demokratlar bu tablodan yararlanıyor ve seçim kampanyalarını Trump'ı ve siyasi gündemini hedef alan bir söylem üzerine kuruyor. Bu strateji, Kongre'de önemli kazanımlar elde etmelerine, hatta Temsilciler Meclisi veya Senato'da ya da her iki kanatta birden çoğunluğu ele geçirmelerine yardımcı olabilir.

Ancak bu tür bir stratejinin temel sorunu, Demokratların seçimleri kazanmasını sağlayabilse de seçim sonrasında seçmenlerin desteğini korumalarını garanti etmemesi. Trump'a karşı olmak, seçmenin Demokratlara güvendiği anlamına gelmiyor.

defrgt
2 Kasım 2026'da Iowa eyaletinde oy kullanmak için sıraya giren seçmenler (AFP)

CBS'nin anketi, Demokrat Parti destekçilerinin önemli bir bölümünün açık ve belirgin bir Demokrat gündemi desteklemekten ziyade Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına karşı koyma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koydu. Parti destekçilerinin yaklaşık yüzde 40'ı, Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi durumunda “açık bir plana sahip olmadığını” düşünüyor.

Nitekim Demokratların, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik vereceklerine ilişkin henüz ortak ve net bir programı bulunmuyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries ise partisinin gündeminin ana hatlarını belirlemeye çalıştı.

Jeffries kısa süre önce, Demokratların iktidara gelmeleri halinde ilk 100 günde hayata geçirmeyi planladıkları bir program açıkladı. Plan; yaşam maliyetlerinin düşürülmesini, sağlık sisteminde reform yapılmasını, Trump'ın gümrük tarifelerine karşı çıkılmasını ve İran'la yürütülen savaşın ele alınmasını içeriyor. Parti ayrıca yönetimin uygulamalarına yönelik kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlanıyor.

Ancak böyle bir gündemin açıklanmış olması, Demokratların bu başlıkların nasıl hayata geçirileceği veya hangilerine öncelik verileceği konusunda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Özellikle partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki görüş ayrılıkları ve Trump'ın Beyaz Saray'daki görevini sürdürmesinin getireceği kısıtlamalar, ortak bir yol haritası oluşturulmasını zorlaştırıyor.

vfbghyju
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries, 31 Ekim 2026'da Virginia'da (AFP)

Demokratların bir bölümü sağlık sisteminde reformun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunurken, bazıları Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) reforme edilmesini istiyor. Diğerleri ise ekonomiyi canlandırmaya yönelik projelerin yasalaştırılmasına öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor.

Buna karşılık birçok Demokrat, yönetimin uygulamalarını denetleme ve hesap vermesini sağlama yetkilerini yeniden etkin biçimde kullanmayı bekliyor. Bu kapsamda Trump'ın veya yönetimindeki bazı yetkililerin görevden alınmasına yönelik girişimlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Demokratların öncelikleri

Ancak Trump'a yönelik muhalefeti seçim kazanımlarına dönüştürmek başka, bu muhalefeti seçmenlerin beklentilerini karşılayacak bir yasama programına çevirmek başka bir mesele. Demokrat Parti içinde gündeme getirilen konuların çeşitliliği ve öncelikler konusundaki görüş ayrılıkları, temel bir soruyu gündeme getiriyor: Seçmenler, yeni Kongre'den gerçekte ne bekliyor?

cfvgthd
3 Kasım'da Washington'daki bir seçim merkezinde oy kullanan kadın seçmen (AP)

Trump'a karşı oy kullanmak, ilk bakışta Demokratlara başkanı denetleme ve yönetimine karşı koyma yetkisi verilmesi anlamına gelebilir. Ancak kamuoyu araştırmaları, tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı ankete göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'i Kongre'nin yaşam maliyetlerini düşürmeye öncelik vermesini istiyor. İran'la savaşın sona erdirilmesini öncelikli görenlerin oranı yaklaşık yüzde 70'e ulaşırken, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik soruşturmaların öncelik haline getirilmesini isteyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 40'ta kalıyor.

 bgnm
2 Kasım 2026'da New Hampshire eyaletinde bulunan Demokrat bir kadın seçmen (Reuters)

Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Bir seçmen Trump'a karşı oy kullanabilir ancak yeni Kongre'nin, günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları bir kenara bırakarak başkanla siyasi mücadeleye odaklanmasını istemeyebilir.

Demokratlar çoğunluğu elde etmeleri halinde seçmenlerin beklentilerini karşılamayı başarabilecek mi? Yoksa parti içindeki görüş ayrılıkları, önümüzdeki dönemi somut sonuçların elde edilemediği siyasi çekişmeler ve güç mücadeleleriyle mi geçirmelerine yol açacak?