ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul etti

SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
TT

ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul etti

SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)

ABD Uzay Kuvvetleri, yörüngede savaş yeteneklerine sahip askeri unsurların bulunduğunu resmen açıklayarak, uzayda konuşlandırılmış silahların varlığını ilk kez doğruladı.

Uzay Kuvvetleri sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, "ABD, Amerikan birleşik kuvvetlerini düşman tehditlerinden koruma yeteneğine sahip ve uzay kontrolünü sağlamaya yönelik silahları yörüngeye konuşlandırmıştır" ifadelerini kullandı. Sözcü, bu silahların niteliği veya teknik özellikleri hakkında detay vermekten kaçınırken; "uzay kontrolü" kavramının kinetik (fiziksel) ve kinetik olmayan (elektronik/siber) yöntemlerle rakip kapasiteleri etkisiz hale getirmeyi kapsadığını, bu yeteneklerin hem savunma hem de taarruz amacıyla kullanılabileceğini ifade etti.

Bu hamle; ABD, Rusya ve Çin arasında uzaydaki rekabetin arttığı bir dönemde geldi. Washington, her iki ülkeyi de uzaydaki uzantıları için potansiyel birer tehdit olarak değerlendiriyor. ABD Uzay Kuvvetleri'ne göre Çin, ordusunu modernize etme stratejisi kapsamında anti-uzay kapasitelerini hızla geliştirirken; Rusya ise uzayı doğrudan bir savaş alanı ve gelecekteki çatışmalarda üstünlük sağlamanın temel unsuru olarak görüyor.

Uzayın askerileştirilmesi süreci aslında 1957'de Sputnik'in fırlatılmasıyla başlayan Uzay Yarışı'na kadar uzanıyor. Dönemin iki süper gücü ABD ve Sovyetler Birliği, uyduların silahlandırılması ve imha edilmesi teknolojilerini o yıllardan itibaren araştırmaya başlamıştı.

Yörüngeye nükleer silah yerleştirilmesi endişelerine karşı 1967 yılında imzalanan Dış Uzay Antlaşması, uzayda kitlesel imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklamıştı. Ancak o tarihten bu yana ABD, Rusya, Çin ve Hindistan, söz konusu antlaşma kapsamına girmeyen ve askeri iletişim, keşif ile navigasyon için hayati önem taşıyan uyduları hedef alabilen konvansiyonel uzay savaş sistemlerini geliştirmeye devam ediyor.



Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti

ABD'ye ait bir MQ-9 insansız hava aracı (Arşiv)
ABD'ye ait bir MQ-9 insansız hava aracı (Arşiv)
TT

Pentagon, İran’daki savaş nedeniyle mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul etti

ABD'ye ait bir MQ-9 insansız hava aracı (Arşiv)
ABD'ye ait bir MQ-9 insansız hava aracı (Arşiv)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), dün yayımladığı raporda, Trump yönetiminin son aylarda reddettiği İran'daki savaşla bağlantılı "mühimmat eksikliği" yaşandığını kabul etti.

Pentagon Genel Müfettişliği'nin ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarına ilişkin raporunda, "Destansı Gazap (Epic Fury) Operasyonu sırasındaki mühimmat tüketimi stratejik stoklarda eksikliğe yol açmış ve sanayi sektöründe mühimmat stoklarının yenilenmesini engelleyen darboğazları ortaya çıkarmıştır" ifadelerine yer verildi. Ancak raporda, Bakanlığın üretim temposunu hızlandırmak için aldığı tedbirlere de dikkat çekildi.

Haziran ayında basında ABD'nin füze, özellikle de önleyici füze kullanımına kısıtlama getirdiğine dair haberler çıktığında hükümet bunu yalanlamış ve Donald Trump ülkenin "muazzam miktarda mühimmata" sahip olduğunu iddia etmişti. ABD Başkanı eylül ayı başında da ABD'nin "sınırsız miktarda mühimmata" sahip olduğu yönündeki ısrarını sürdürmüştü.

Şarku’l Avsat’ın basında yer alan haberlerden aktardığına göre bu mühimmat sıkıntısı, Trump'ın yaz aylarında Tahran'a yönelik geniş çaplı saldırıları tekrarlamamasına yol açtı.

Pentagon raporunda, "Önleyici füzelerin yoğun kullanımına rağmen, İran saldırıları Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde bulunan yüzlerce bina ve tesise zarar vermiş ve tahrip etmiştir" denildi.

Nisan - Haziran 2026 dönemini kapsayan belgede, uçak filosunda meydana gelen hasarlara da yer verilerek; 4 adet "F-15" uçağının imha edildiği, 1 adet "F-35" uçağının hasar gördüğü, 7 adet "KC-135" yakıt ikmal uçağının hasar gördüğü veya imha edildiği ve "30'a kadar" "MQ-9 Reaper" insansız hava aracının (İHA) imha edildiği belirtildi.

Belgede, 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan Körfez savaşına katılan ABD askeri personel sayısı 50 binden fazla olarak tahmin ediliyor. Raporda ayrıca, İran ve müttefiklerinin misillemelerinin dördü Irak, Kuveyt ve BAE'de olmak üzere diplomatik binalara da zarar verdiği açıklanıyor.


Newsom: Harris 2028'de yarışırsa ABD başkanlığına aday olmayacağım

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Demokrat adayların katıldığı bir mitingde konuşurken (AP)
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Demokrat adayların katıldığı bir mitingde konuşurken (AP)
TT

Newsom: Harris 2028'de yarışırsa ABD başkanlığına aday olmayacağım

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Demokrat adayların katıldığı bir mitingde konuşurken (AP)
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Demokrat adayların katıldığı bir mitingde konuşurken (AP)

ABD'nin Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in 2028 başkanlık yarışına katılmaya karar vermesi halinde Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için yarışmayacağını söyledi.

Newsom, başkanlığa aday olma ihtimaliyle ilgili bir soruya ABD merkezli CNN'e verdiği cevapta, "O aday olursa ben olmayacağım" dedi.

Newsom, "Elbette hayır. Neden böyle bir şey yapayım ki? Onun karşısına çıkmayacağım" ifadelerini kullandı.

58 yaşındaki Newsom, uzun süredir başkanlık için potansiyel adaylardan biri olarak görülüyor.

Şarku'l Avsat'ın Medya kuruluşlarından aktardığına göre Harris, nisan ayında Beyaz Saray için yeniden yarışma ihtimalini değerlendirdiğini belirterek, başkanlık yarışına yeniden katılma konusunda kapıyı açık bıraktı.

Harris, 2021-2025 yılları arasında dönemin Başkanı Joe Biden'ın yardımcılığını yaptı. Biden'ın 2024 başkanlık yarışından çekilmesinin ardından Demokrat Parti'nin adayı olan Harris, seçimde Donald Trump'a karşı kaybetti.

Newsom ise şu anda Kaliforniya'daki ikinci valilik dönemini sürdürüyor. Eyalet yasaları, valilerin art arda üç dönem görev yapmasına izin vermiyor. Bu nedenle Kaliforniya valiliği için seçimler bu yıl 3 Kasım'da yapılacak.

Newsom, 2024 başkanlık seçimlerine ilişkin değerlendirmesinde ise o dönemde aday olmaya hazır olmadığını söyledi.


ABD demokrasisinin göstergeleri son yarım yüzyılın en düşük seviyesine geriledi.

6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
TT

ABD demokrasisinin göstergeleri son yarım yüzyılın en düşük seviyesine geriledi.

6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)

Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü (International IDEA) tarafından yayımlanan raporda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki temel demokrasi göstergelerinin son yarım yüzyılın en düşük seviyesine gerilediği ve bu durumun küresel ölçekte olumsuz yansımaları olduğu açıklandı.

Basın özgürlüğünden yargı bağımsızlığına ve adalete erişime kadar ABD demokrasisinin ana bileşenlerinin son 50 yılın en dip noktasına indiği belirtildi. Washington’un kurallara dayalı uluslararası düzenden uzaklaşmasının çok taraflılığa olan güveni sarstığı ve otoriter liderleri cesaretlendirdiği vurgulandı.

Araştırmaya konu olan ülkelerin yaklaşık %57'sinde (2020-2025 yılları arasında) yargı bağımsızlığı, seçim dürüstlüğü veya ifade özgürlüğü gibi alanların en az birinde gerileme kaydedildi.

Enstitü Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, Donald Trump’ın 2020 seçim sonuçlarını tanımamasının, seçim süreçlerinin meşruiyetine saldırma konusunda küresel bir emsal oluşturduğunu ve 6 Ocak 2021 Kongre baskınının bu süreci hızlandırdığını ifade etti.

Raporda, ABD’deki bu gelişmelerin Brezilya’da 8 Ocak 2023’te yaşanan kurum baskınları gibi benzer olaylara ve dünya genelinde sivil toplum üzerindeki baskıların artmasına zemin hazırladığı kaydedildi.