İran, ABD’nin limanlarına uyguladığı deniz ablukası nedeniyle karşı karşıya kaldığı ekonomik baskıların ardından şimdi de nükleer programı konusunda yeni baskılarla karşı karşıya. İran-ABD krizinde üç gerilim hattı aynı anda öne çıkıyor: Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine yönelik tedbirlerini sıkılaştırması, ABD’nin İran’ın nükleer programı üzerindeki baskıyı artırması ve Pekin’in Tahran’a istihbarat desteği sağladığı yönündeki suçlamaları reddetmesi.
Nükleer dosyada Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlık, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami’nin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) yıllık Genel Konferansı’na katılmak üzere Avusturya’ya girişinin engellenmesiyle daha da tırmandı.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Washington’ın İslami’nin kendisine uygulanan yaptırımlardan muaf tutulma talebini reddettiğini ve bunun Avusturya’ya giriş için gerekli vizeyi almasını engellediğini doğruladı.
Tahran ise kararın ABD’nin Viyana üzerindeki baskısının sonucu olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın maslahatgüzarını çağırırken, Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, vize verilmemesini ‘kesinlikle hiçbir gerekçesi olmayan bir karar’ olarak nitelendirdi. Bekayi, baskının sorumluluğunu Washington’a yüklerken, bunun Avusturya hükümetini sorumluluktan muaf tutmayacağını ifade etti.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı Behruz Kemalvendi ise heyetin konferansa katılımının engellenmesini ‘çocukça bir davranış’ olarak nitelendirerek, bu tür siyasi baskılara izin verilmesinin başka ülkeleri de etkileyebilecek bir emsal oluşturabileceği uyarısında bulundu.
İslami, geçen yıl UAEA’nın yıllık konferansına katılmış ve burada İran adına konuşma yapmıştı.
‘Balta Dağı’ yeniden gündeme geliyor
Nükleer dosyada ayrıca Tahran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yakınında bulunan Balta Dağı bölgesinde yeni faaliyetler yürütüldüğüne ilişkin haberleri yalanladı. Bekayi, bölgede faaliyet yürütüldüğüne dair haberlerin hiçbir dayanağının bulunmadığını belirterek, Trump’ın bölgeye ilişkin açıklamalarını ABD’nin yürüttüğü ‘medya ve psikolojik savaşın’ bir parçası olarak değerlendirdi.
Trump, geçen hafta, çok sayıda tahkim edilmiş ve yerin derinliklerine gömülmüş tünelden oluşan kompleksin bulunduğu bölgenin hedef alınabileceği uyarısında bulunmuştu. Bölge, savaş sırasında ağır hasar gören Natanz tesisinin güneyinde yer alıyor.
Ancak UAEA, bölgede inşaat çalışmaları ve faaliyetlere ilişkin işaretler tespit edildiğini doğruladı. UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, uydu görüntülerinin bölgede yeni hareketlilik gösterdiğini belirtirken, ajansın tesisin içinde yürütülen faaliyetlerin niteliğini kesin olarak belirleyecek doğrulanmış bilgilere sahip olmadığını vurguladı.

UAEA, İran’ın daha önce bazı faaliyetlerini yeni saldırılara maruz kalmalarını önlemek amacıyla tüneller ve dağların içindeki korunaklı tesislere taşıma niyetini kendilerine bildirdiğini belirtiyor.
Böylece Tahran, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığı ve enerji, nükleer programı ve dış ilişkiler ağı olmak üzere üç alanda eş zamanlı baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Washington ise özellikle Çin başta olmak üzere ortaklarından İran’a gelebilecek desteği sınırlandırmaya çalışırken, İran’ın nükleer tesisleri karşısında askeri seçeneği de masada tutuyor.
77 gemiye yaptırım
İran’ın Hürmüz’deki deniz trafiğini yönetmek amacıyla kurduğu Fars Körfezi Su Yolu İdaresi, ‘İran’ın boğaza ilişkin protokollerini ihlal ettiğini’ belirttiği 77 geminin yer aldığı güncellenmiş bir liste yayımladı. İdare, listede yer alan gemilerin gelecekte Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri sırasında para cezası, alıkoyma veya el koyma dahil çeşitli kısıtlamalarla karşılaşacağı uyarısında bulundu. Ayrıca bu gemilerle iş birliği yapan gemilerin de aynı listeye alınabileceği tehdidinde bulundu.
İdare, sigorta şirketleri ile denizcilik sınıflandırma kuruluşlarına da uyarıda bulunarak hedef alınan gemilere hizmet sunmaktan kaçınmalarını istedi. Bu adımın, bölgede faaliyet gösteren şirketlerin karşı karşıya olduğu risk maliyetlerini artırması ve deniz ticaretini daha da karmaşık hale getirmesi bekleniyor.
Bu tırmanış, Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb’teki deniz taşımacılığının giderek artan aksaklıklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. Kısıtlamalar ve saldırıların küresel enerji arzına yansımasından endişe ediliyor.
Pekin, Tahran’a istihbarat desteği sağladığı iddialarını yalanladı
Buna paralel olarak Çin, İran’ın 17 Temmuz’da düzenlediği ve üç ABD askerinin ölümüne yol açan saldırıdan önce, Çinli kuruluşların Ürdün’deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü’ne ait uydu görüntülerini İran’a sağladığı yönündeki ABD basınında yer alan haberleri sert bir dille yalanladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, suçlamaların ‘temelsiz’ olduğunu ve herhangi bir kanıta dayanmadığını belirterek, Pekin’in bu iddiaları ‘şiddetle’ reddettiğini söyledi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD’li yetkililerin İran’ın söz konusu hava üssüne ait uydu görüntülerine ulaştığını söylediğini aktarmış, ancak görüntüleri sağladığı öne sürülen Çinli kuruluşların hangileri olduğunu belirtmemiş ve Çin hükümetini doğrudan olaya karışmakla suçlamamıştı.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump, konunun önemini küçümseyerek Çin ile ABD’nin karşılıklı olarak casusluk faaliyetleri yürüttüğünü söyledi. Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ‘mantıklı davrandığını’ ve Washington’ın da aynı şekilde hareket ettiğini ifade etti.
