Libya hapishanelerindeki Eritreli göçmenler: İşkence, aç bırakma ve tecavüz

Eritreli göçmenler, aşırı kalabalık hücrelerde yaşadıkları zorlukları, kendilerine verilen yetersiz miktardaki yiyecekleri ve gardiyanların şantajını anlattı

Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
TT

Libya hapishanelerindeki Eritreli göçmenler: İşkence, aç bırakma ve tecavüz

Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)

Avrupa’ya ulaşma umuduyla yola çıkan Eritreli göçmenler, Libya’nın doğusundaki bir cezaevinde kendilerini serbest bırakmaları karşılığında ailelerinden para talep eden gardiyanların insafına kaldı. Göçmenlerden bazıları AFP’ye yaptıkları açıklamalarda, aşırı kalabalık hücrelerde tutulduklarını, yetersiz miktarda yemek verildiğini ve tecavüz olaylarının yaşandığını anlattı.

Afrika Boynuzu’nda yer alan Eritre’den ayrılan 19 yaşındaki Debesay, ülkesinin 1993’te bağımsızlığını kazanmasından sonra ülkeyi demir yumrukla yöneten Isaias Afwerki’ye atıfta bulunarak, “Hücremizde neredeyse herkes halsizlik ve sağlık sorunları yaşıyor” dedi.

Nüfusu 3,5 milyon olan Eritre’den çok sayıda genç kaçıyor. Ülke, özellikle Birleşmiş Milletler’in kölelik olarak nitelendirdiği süresiz askerlik hizmetinden kaçanlar nedeniyle sıklıkla “Afrika’nın Kuzey Kore’si” olarak tanımlanıyor. Ailesini Eritre’de korumak amacıyla gerçek adının açıklanmasını istemeyen Debesay de bunlardan biri.

Genç asker, 27 Ocak 2025’te ordudan firar ettiğini ve zorlu bir yolculuğun ardından kaçakçıların eşliğinde 10 gün yürüyerek Sudan’a ulaştığını söyledi.

Kaçırılma ve işkence

Libya’ya ulaştıktan sonra kaçırılan Debesay, “tekrarlanan işkencelere” maruz kaldı. Annesi, serbest bırakılması için Eritre’de büyük bir meblağ olan 9 bin doları topladı. Afrika Kalkınma Bankası’na göre ülke nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk içinde yaşıyor.

Fidyenin ödenmesinin ardından kaçıranlar Debesay’ı “başka bir gruba” sattı. Ancak borç yükü altında kalan ailesinin artık para gönderecek imkânı kalmamıştı. Üç ay sonra, fidye alamayan kaçırıcıları tarafından polise teslim edildi.

dfrgty
Avrupa'ya gizlice ulaşmaya çalışırken boğulmaktan kurtarılan Afrikalı göçmenler (EPA)

Debesay, tutulduğu cezaevindeki koşulların “son derece kötü” olduğunu belirterek, “Şiddetli açlık ve içme suyu sıkıntısı çekiyorduk. Küçük bir odaya yaklaşık 150 kişi tıkılmıştı. Başta verem ve sıtma olmak üzere bulaşıcı hastalıklar yaygındı ve ilaç bulunmuyordu” dedi. Polislerin kendilerini dövdüğünü ve hakaret ettiğini belirten Debesay, “Bize insan gibi davranmıyorlar” diye konuştu.

AFP, gardiyanların yardım istemeleri ve ailelerinden para almaları için telefonlarını kullanmalarına izin verdiği çok sayıda tutukluyla görüşebildi.

Birleşmiş Milletler’e göre, Muammer Kaddafi rejiminin 2011’de devrilmesinden bu yana Libya’daki istikrarsızlık, insan kaçakçılığının yanı sıra göçmenlerin maruz kaldığı çok sayıda ihlalin, özellikle de şantaj ve köleleştirmenin yayılmasına katkıda bulundu.

Birleşmiş Milletler kısa süre önce, Libya’da göçmenler, mülteciler ve sığınmacıların “cezasızlığın tamamen hüküm sürmesi nedeniyle sistematik ihlallere” maruz kaldığını bildirdi. BM’ye göre bu kişiler, ülke genelindeki yaklaşık 40 “resmi ve gayriresmî gözaltı merkezinde” keyfi olarak tutuluyor.

Avrupa’nın iş birliği eleştirisi

Çok sayıda insan hakları savunucusu, Avrupa Birliği’nin Libya’daki rakip yönetimlerle göçün kontrolü konusunda yürüttüğü “utanç verici” iş birliğini eleştirdi. Savunucular, bu iş birliğinin AB’yi göçmenlere yönelik “yaygın ve sistematik” ihlallerde, “cezasızlık” ortamında, “ortak” haline getirdiğini savunuyor.

Kaddafi’nin devrilmesinden bu yana Libya, iki rakip yönetim arasında bölünmüş durumda. Batıda Trablus merkezli ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümete Abdulhamid Dibeybe başkanlık ederken, doğudaki diğer yönetim Mareşal Halife Hafter ve oğullarının nüfuzu altında bulunuyor.

sdfrgty
İspanyol Sahil Güvenlik tarafından yakalanan Afrikalı göçmenler (EPA)

35 yaşındaki Ziresnay ise yaklaşık sekiz aydır tutulduğu ve kendi ifadelerine göre Eritre ile Etiyopya’dan yaklaşık 700 göçmenin bulunduğu cezaevindeki koşulları anlattı.

“Her gün sabah yalnızca bir parça ekmek, öğle yemeğinde az miktarda pirinç ve akşam da benzer miktarda pirinç veriliyor” diyen Ziresnay, bazı polislerin bir tutukluyu serbest bırakmak için 4 bin dolara kadar para istediğini, ancak çoğu tutuklunun artık parasının kalmadığını söyledi.

Ziresnay, bir gün göçmenlerin hasta olanların tedavi edilmesini talep etmek amacıyla kapıları şiddetle vurduğu sırada polislerin içeri girerek “ateş açtığını” anlattı. Olayda iki göçmenin öldüğünü, onlarcasının yaralandığını ve yaralıların uygun tıbbi müdahale alamadığını belirten Ziresnay, “Onların ağladığını ve acı çektiğini duyabiliyoruz” dedi.

Tecavüz vakaları

Kadın göçmenler ise cinsel şiddete maruz kalıyor. Bunlardan biri, 2022’de Eritre’den Etiyopya’ya kaçmasının ardından geçen mart ayında Avrupa’ya doğru yola çıkan Fiore.

Sudan’daki kaçakçılar, Fiore’nin de içinde bulunduğu grubu ülkenin doğusunda yaşayan Arap Rashaida kabilesine teslim etti.

Daha sonra 9 bin 500 dolar karşılığında serbest bırakılan 25 yaşındaki kadın, “Bir gece, yattığım yere bazı adamlar geldi. Benden yıkanmamı istediler ve ardından beni odadan çıkmaya zorladılar. Daha sonra üç adam bana tecavüz etti” dedi.

Libya’ya girdikten sonra gözaltına alınan Fiore, üç aydır devam eden gözaltı sürecinde cezaevindeki “iki gardiyanın” tecavüzüne bir kez daha maruz kaldığını ve hamile kaldığını söyledi.

Fiore ayrıca kadın tutukluların ilaç sıkıntısı çektiğini, “açlık ve susuzlukla” mücadele ettiğini anlatarak, “Son üç ay içinde temiz hava almama izin verilen tek gün, iki gardiyanın bana tecavüz ettiği gündü” dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığı habere göre Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel yaptığı açıklamada, yaşananları “sorumluluğu yalnızca ilgili Libya makamlarına ait olan üzücü eylemler” olarak nitelendirdi.

Libya’nın doğusundaki yetkililer ise AFP’nin yorum talebine cevap vermedi.

Bu sırada Debesay umudunu korumaya devam ediyor. “Hayatta kalmak, Avrupa’ya ulaşmak, eğitim almak, daha iyi bir hayat kurmak ve aileme destek olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.



Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya
TT

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Batı ile ortaklıkları genişletme arayışında olduğu bir dönemde, Fransa ve Almanya’yı kapsayan Avrupa turunun ardından dün Bağdat’a döndü. Ez-Zeydi, ülke içinde ise silahların devletin elinde toplanması ve İran’a yakın gruplarla ilişkiler konusunda siyasi baskılarla karşı karşıya.

Ez-Zeydi’nin Fransa ziyareti sırasında Irak, savunma, enerji, sivil havacılık ve ekonomik iş birliği gibi alanlarda 6 mutabakat zaptı ve niyet beyanı imzaladı. Ez-Zeydi daha sonra Berlin’e geçerek Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra enerji, güvenlik ve ulaştırma alanlarındaki iş birliğini görüştü.

Avrupa turu, ez-Zeydi’nin temmuz ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi. Ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde Amerikan güçlerinin 30 Eylül’e kadar Irak’tan ayrılacağını açıklarken, Bağdat’ın buna karşılık ABD ile ekonomik bir ortaklık üzerinde çalıştığını duyurdu. Ez-Zeydi ayrıca, hiçbir tarafın devlet kurumları dışında silah taşımasına izin vermeme kararlılığını açıkladı.

Ancak Irak hükümetinin Avrupa ve ABD ile ilişkilerini genişletme çabaları, uluslararası koalisyonun askeri misyonunun sona erme tarihi yaklaşırken ve silahların devletin elinde toplanmasının yöntemi ile zamanlamasına ilişkin anlaşmazlık sürerken, karmaşık bir siyasi ve güvenlik ortamında yürütülüyor.

Ez-Zeydi’nin hedefleri

Ez-Zeydi’nin, Washington ziyareti sırasında başlattığı girişimin üzerine inşa ederek Irak’ın Avrupa’ya açılım alanını genişletmeye ve enerji, sanayi ile altyapı sektörlerinde yatırım ve ortaklık çekmeye çalıştığı görülüyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Iraklı milletvekili, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin, ez-Zeydi’yi hükümeti kurmakla görevlendirdikleri sırada kendisine vermeyi taahhüt ettikleri desteğin seviyesini düşürdüğünü söyledi.

cdfvgthy
Irak Elektrik Bakanı Ali Vehib (solda) ve Siemens CEO’su Christian Bruch (sağda), 15 Eylül 2026 tarihinde Berlin’de bir iş birliği anlaşması imzaladı. (AFP)

Eski milletvekili, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin, başbakanlık görevine kimin getirileceği konusunda yaşanan derin anlaşmazlık nedeniyle ez-Zeydi’nin adaylığını kabul etmek zorunda kaldıklarını, ancak onun güvenlik ve siyasi konulardaki taahhütlerinin sonuçlarından endişe etmeye başladıklarını belirtti.

Eski milletvekiline göre Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu ayın 30’undan sonra silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda ABD yönetiminden açık veya örtülü olarak gelecek mesajları takip ediyor.

Bu güçlerin nihayetinde ABD’nin iradesiyle karşı karşıya gelemeyeceğini söyleyen eski milletvekili, ancak silahlarını teslim etmeyi reddeden gruplarla uzlaşmak üzere oluşturulan komite konusunda şu anda süreci ağırdan aldıklarını ifade etti. Eski milletvekili, bunun amacının Washington’ın uygulayabileceği siyasi baskının boyutunu görmek olduğunu belirtti.

Eski milletvekili, bu güçler açısından asıl sorunun, baskının yalnızca ‘ez-Zeydi’ye verilen desteğin geri çekilmesiyle’ sınırlı kalıp kalmayacağı veya ‘dolar sevkiyatlarının durdurulması gibi sert kararların’ alınıp alınmayacağı olduğunu söyledi. Böyle bir baskının, söz konusu güçleri ez-Zeydi ile aralarındaki sessiz anlaşmazlığın ötesine geçerek halkla karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti.

Washington destek veriyor

Washington’ın tutumuna ilişkin son göstergelerden birinde, ABD Dışişleri Bakanlığı, ez-Zeydi’nin devlet egemenliğini güçlendirme ve Irak topraklarından gerçekleştirilecek saldırıları önleme çabalarını desteklediğini açıkladı. Bakanlık ayrıca Bağdat ile ‘güçlü ve karşılıklı yarara dayalı bir ortaklık’ kurma taahhüdünü yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington’ın ez-Zeydi’nin ‘Irak’ın egemenliğini uygulama ve hayata geçirme’ çabalarını desteklediğini belirterek, Irak’ın “Ez-Zeydi’nin liderliğinde, ABD ile tam ortaklık içinde yeni bir yola girdiğini” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce de bu tutumu, 14 Temmuz’da Trump ile ez-Zeydi arasında Beyaz Saray’da gerçekleşen görüşmeyle ilişkilendirmişti. Bakanlık, Washington’ın Irak Başbakanı’nın ‘terörden arındırılmış, tüm Iraklılar için daha parlak bir gelecek’ vizyonunu desteklediğini, bunun yanı sıra Irak içinde veya Irak topraklarından gerçekleştirilecek saldırıların önlenmesini ve güçlü, karşılıklı yarara dayalı bir ABD-Irak ortaklığının kurulmasını desteklediğini bildirmişti.

yjuk
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Elysee Sarayı’nda karşıladı. (AP)

Gazeteci-yazar Felah el-Meşal ise ez-Zeydi’nin ‘Batı’ya yönelmesinin olumlu bir gelişme’ olduğunu belirterek, bunun Irak ile Fransa ve Almanya arasındaki ticari, yatırım ve sanayi ilişkilerinin geçmişine dayandığını ve ABD ile Avrupa arasındaki kaynakların çeşitlendirilmesini sağlayacağını söyledi.

El-Meşal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yaklaşımın ‘iki ülkenin pazarlarını Irak petrolüne ve petrolün yeniden işlenmesine açacağını, çıkarların ortaklaştırılması ve geliştirilmesine imkân sağlayacağını’ belirtti. Bunun özellikle petrol endüstrisi açısından önem taşıdığını ifade etti.

Ancak el-Meşal, ez-Zeydi’nin gerçekleştirmeye çalıştığı tüm bu hedeflerin, güvenlik istikrarı, bankacılık sisteminin etkinliği ve Irak’ın yatırım mevzuatı açısından teşvik edici bir ortamdan yoksun olan Irak’taki gerçeklerle karşı karşıya kaldığını söyledi. El-Meşal, buna ek olarak ABD ile İran arasında dönem dönem yaşanan bölgesel savaş koşullarına da dikkati çekti.

Yeni strateji

Bu çerçevede siyaset araştırmacısı Dr. Hani Aşur, ez-Zeydi’nin ‘siyasi ve ekonomik alanda aynı anda yeni bir politika izlediğini ve Arap, bölgesel ve uluslararası güçlere açıldığını’ belirterek, bu politikanın ez-Zeydi’nin benimsediği ekonomik yaklaşımın önünü açabileceğini söyledi.

Aşur, bölgesel koşulların yanı sıra ez-Zeydi’nin iş dünyasındaki geçmiş deneyiminin hükümeti ‘özellikle ekonomik alanda yeni bir politika’ benimsemeye yönelttiğini ifade etti. Aşur, bölgesel gelişmelerin Irak’ın petrol ihracatı üzerindeki etkisine de dikkati çekti.

cdfvgh
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Temmuz 2026 tarihinde Beyaz Saray’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile el sıkışırken (AFP)

Ez-Zeydi’nin Avrupa’da imzaladığı anlaşmaların yanı sıra hükümetinin Türkiye ve Suriye’ye yönelik tutumunun ve petrolün Akdeniz’e uzanan bir boru hattı üzerinden ihracatını artırma çalışmalarının, kendisine göre, ‘Irak’ı yeniden ayağa kaldırmak amacıyla yeni bir ekonomik yaklaşımı temel alan yeni bir stratejinin’ parçası olduğunu söyledi.


İsrail bombardımanının ardından Lübnan’ın güneyinde iki kişinin cansız bedeni bulundu

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısı sonucu dumanlar yükseldi (Reuters)
İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısı sonucu dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

İsrail bombardımanının ardından Lübnan’ın güneyinde iki kişinin cansız bedeni bulundu

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısı sonucu dumanlar yükseldi (Reuters)
İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısı sonucu dumanlar yükseldi (Reuters)

Lübnan resmi medyasının haberine göre, sağlık ekipleri Lübnan ordusunun refakatinde dün, İsrail’in ülkenin güneyinde işgal ettiği bölgenin yakınlarında İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir gün önce öldürülen iki erkeğin cansız bedenine ulaştı.

Resmi Ulusal Haber Ajansı’nın (NNA) aktardığına göre iki erkek, “İsrail düşmanının kendilerini hedef almasının” Salı günü akşamdan bu yana Nebatiye’de kayıp olarak aranıyordu.

Ajans, Lübnan Kızılhaçı ekiplerinin Lübnan ordusuna bağlı bir devriyenin desteğiyle dün “Ali Mustafa Fevvaz ve Fadl Abbas adlı iki gencin cansız bedenine” ulaştığını bildirdi.

Ajans ayrıca, iki kişinin bölgeye gittiklerini, salı günü burada “video görüntüleri çekerek arkadaşlarına gönderdiklerini” ardından kendileriyle bağlantının kesildiğini aktardı.

Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre İsrail savaş uçakları salı günü bölgede “iki dalga halinde hava saldırısı” düzenledi.

Doğu Zavter beldesi, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde kontrol ettiği bölgede bulunuyor. Beldeden hemen sonra gelen Batı Zavter ise ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında imzalanan çerçeve anlaşması kapsamında Lübnan ordusunun girdiği bölgeler arasında yer alıyor.

İsrail ordusu son dönemde Nebatiye bölgesindeki saldırılarını artırdı. İsrail ordusu, kontrol altına aldığı Ali et-Tahir Tepesi’nde Hizbullah’a ait yer altı altyapısının imha edildiğini açıklamıştı.

Lübnan’daki çatışmaların şiddeti, İran-ABD mutabakatı ve Lübnan ile İsrail hükümetleri arasındaki çerçeve anlaşması sayesinde haziran sonlarından itibaren azaldı. Ancak İsrail, saldırılarını sürdürürken evleri yıkmaya ve buldozerlerle bölgedeki yapıları tahrip etmeye devam ediyor.

Ortadoğu’daki savaş, Hizbullah’ın İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in “intikamını almak” amacıyla İsrail’e füze saldırıları düzenlemesinin ardından 2 Mart’ta Lübnan’a da sıçradı. Lübnan makamlarına göre İsrail’in saldırılarında 4 bin 300’den fazla kişi hayatını kaybetti.


Gazzeliler yıkılan evlerin enkazı ve çöken sağlık sistemi arasında mahsur kaldı

Gazzeliler yıkılan evlerin enkazı ve çöken sağlık sistemi arasında mahsur kaldı
TT

Gazzeliler yıkılan evlerin enkazı ve çöken sağlık sistemi arasında mahsur kaldı

Gazzeliler yıkılan evlerin enkazı ve çöken sağlık sistemi arasında mahsur kaldı

Gazze kentinin güneybatısındaki Sanayi bölgesinde salı günü gece yarısı henüz geride kalmıştı ki, bölge sakinleri Saada adlı konut binasının çökmesiyle sarsıldı. Söz konusu bina, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik savaşı sırasında düzenlenen hava saldırılarında daha önce hasar görmüştü. Binanın içinde, bütün risklere rağmen yaşamını sürdüren yaklaşık 100 kişiden 21’i hayatını kaybetti.

Günün ilerleyen saatlerinde bir başka çökme meydana gelirken, Gazze Sağlık Bakanlığı da sağlık sisteminin “sistematik ve kitlesel bir infaza” sürüklendiği uyarısında bulundu. Gazze’deki yetkililer ise yaşananların “insani felaketin sınırlarını aşarak bütün unsurlarıyla bir sağlık soykırımına” dönüştüğünü belirtti.

gth
 İnsanlar toplanırken, sivil savunma ekipleri çarşamba günü Gazze kentinde çöken bir binanın enkazı altında mahsur kalan kişileri kurtarmaya çalışıyor. (Reuters)

Bölge sakinlerinin aktardığına göre, yıkılan bina aralarında akrabalık ilişkileri bulunan çok sayıda aileyi barındırıyordu. Bu ailelerin hepsi, İsrail güçlerinin tamamen tahrip ettiği Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi sakinleriydi.

“Saada” binasının çevresinde daha önce hasar gören başka binalar ve yerinden edilmiş insanların kaldığı kalabalık çadır kampları bulunuyordu. Binanın çökmesi bu alanlardan bazılarının da zarar görmesine ve kamp sakinlerinin yaralanmasına yol açtı.

Sosyal medya platformlarında yayılan onlarca videoda, kurtarma ekiplerinin son derece zorlu koşullarda enkazdan ölü ve yaralıları çıkarmaya çalıştığı görüldü. Görüntüler, hasarlı evlerde yaşamaya devam etmek zorunda kalan çok sayıda Gazzeliyi derinden sarstı. Çadır yaşamının alternatifi olarak bu evlere sığınan bölge halkı, her an çökebilecek yapılar nedeniyle büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunuyor.

Son derece sınırlı imkânlarla çalışan sivil savunma ekipleri, enkaz altındaki cenazeleri çıkardı ve sağlık ekipleri tarafından Gazze kentindeki hastanelere nakledildi. Ekipler ayrıca, bazıları ağır durumda olan 15 yaralının hayatını kurtarmayı başardı. Ancak onlarca kişinin hâlâ enkaz altında kayıp olduğu bildirildi.

İlk belirlemelere göre hayatını kaybedenler arasında 8 çocuk, 6 kadın ve 7 erkek bulunuyor. Şifa Tıp Kompleksi’ndeki sağlık kaynakları da bu bilgiyi doğruladı. Ölenler arasında, Gazze’deki savaş sırasında İsrail hapishanelerinde tutuklanan bir kişinin eşi ile bazı çocuklarının da bulunduğu belirtildi. Ölen ve kayıp kişilerin çoğunun ise Şucaiyye Mahallesi’nin önde gelen ailelerinden el-Acile ailesine mensup olduğu kaydedildi.

Gazze Sağlık Bakanlığına göre, binanın çökmesi sonucu 20 kişinin hayatını kaybetmesiyle, Gazze savaşında hasar gören binaların çökmesi sonucu hayatını kaybedenlerin toplam sayısı 50’ye yükseldi.

Gazze Sivil Savunma Teşkilatı, enkaz altındaki insanları kurtarmak için Mısır ekipleri, Kızılhaç ve Gazze Belediyesi ekiplerinden destek aldığını açıkladı. Teşkilat, hâlâ hayatta olabilecek kişilerin kurtarılabilmesi için ekskavatör, kepçe ve diğer ağır iş makinelerinin acilen bölgeye gönderilmesi çağrısında bulundu.

Teşkilat ayrıca, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte çatlak ve hasarlı onlarca binada yeni çökmeler yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu tür felaketlere müdahale edilebilmesi için gerekli kurtarma araç ve ekipmanlarının Gazze’ye sokulmasını istedi. Ateşkes anlaşmasının garantör ülkeleri ile Barış Konseyi’ne de bölge halkının hayatını kurtarmak için gerekli ekipmanların Gazze’ye girişinin sağlanması çağrısı yaptı.

gb
Gazze kentinde daha önceki İsrail bombardımanında hasar gören bir binanın çökmesinin ardından kurtarma çalışmaları sürüyor. (Reuters)

Gazze Hükümet Medya Ofisi ise yaklaşık 2 bin binanın her an çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Bu binaların önemli bir bölümünde, başka seçenek ve yeni barınma merkezleri kurulabilecek yeterli alan bulunmaması nedeniyle sivillerin ve yerinden edilmiş kişilerin yaşamaya devam ettiği belirtildi.

Medya Ofisi, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde enkaz altında bulunan ve acil müdahaleye ihtiyaç duyan kayıp kişi sayısının 8 bin 500’ü aştığını bildirdi.

Ofis, Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı bu felaketten İsrail ve uluslararası toplumu tamamen ve doğrudan sorumlu tuttu. Gazze Şeridi’nde yaşayan 2,4 milyondan fazla kişinin maruz kaldığı “ciddi ve eşi benzeri görülmemiş insani koşulların” devam etmesinin bütün sonuçlarından da aynı tarafların sorumlu olduğunu belirtti.

Sağlık sisteminin çöküşü

İnsani durumdaki bu kötüleşme, Gazze Sağlık Bakanlığının sağlık sisteminin “sistematik ve kitlesel bir infaza” sürüklendiği yönündeki uyarılarının ardından geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Bakanlığın Sağlık Bilgi Merkezi Direktörü Zahir el-Vahidi, dün düzenlediği basın toplantısında, durumun insani felaketin sınırlarını aşarak “tüm unsurlarıyla bir sağlık soykırımına” dönüştüğünü söyledi.

El-Vahidi, sıkı kuşatmanın sürmesi ve temel yaşam ihtiyaçlarının girişinin engellenmesi nedeniyle sağlık tesislerinin “son derece yavaş biçimde can çekişen, izole yapılara” dönüştüğünü belirtti.

İsrail’in tıbbi yardım ve lojistik malzemelerin Gazze’ye girişini kolaylaştırdığı yönündeki açıklamalarını reddeden El-Vahidi, bunun “zayıf bir gösteriden” ibaret olduğunu ve Gazze’deki savaşın gerçek boyutlarını gizlemeye yönelik bir girişim olduğunu savundu. Gazze’ye girişine izin verilen malzemelerin sağlık tesislerinin asgari işletme ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını ve bu tesisleri “yaşamla ölüm arasında mücadele etmeye” mahkûm ettiğini söyledi.

 vfgth
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’ndeki yaralılar (EPA)

El-Vahidi, hastanelerin mevcut jeneratörlerin çalıştırılabilmesi için gerekli yakıt, yağ ve yedek parça konusunda ciddi sıkıntı yaşadığını belirtti. Ana elektrik jeneratörlerinin yüzde 70’inden fazlasının tamamen devre dışı kaldığını söyleyen El-Vahidi, bunun kritik ve hayat kurtarıcı servislerin her an faaliyetlerini durdurabileceği anlamına geldiğini ifade etti.

Kuşatma ve yedek parça ile araç lastiklerinin girişinin engellenmesinin, ulaşım şirketleri ile toplu taşıma araçlarının dün faaliyetlerini tamamen veya büyük ölçüde durdurmasına yol açtığını belirten El-Vahidi, bunun yüzlerce sağlık çalışanının —doktorlar, hemşireler ve teknisyenlerin— görev yerlerine ulaşmasını engellediğini söyledi. El-Vahidi, bu durumun sağlık tesislerinin izolasyonunu daha da derinleştirdiğini ve acil vakalara müdahale kapasitesini felce uğrattığını ifade etti.