Sudan’daki sağlık sektörü enkazın altından yeniden ayağa kalkabilecek mi?

Kısmi toparlanma; tedavi masrafları, ilaç kıtlığı ve devam eden çatışmalarla karşı karşıya

Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nün girişi (Şarku’l Avsat)
Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nün girişi (Şarku’l Avsat)
TT

Sudan’daki sağlık sektörü enkazın altından yeniden ayağa kalkabilecek mi?

Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nün girişi (Şarku’l Avsat)
Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nün girişi (Şarku’l Avsat)

Yıkım ve yağmanın ardından kapılarını yeniden açan hastaneler ile elektrik, tıbbi ekipman, ilaç ve personel eksikliğiyle mücadele etmeyi sürdüren sağlık tesisleri arasında Sudan, üç yılı aşkın süredir devam eden yıkıcı savaşın yıprattığı sağlık sistemine dair iki karşıt tabloya sahne oluyor.

Başkent Hartum’un geniş kesimlerinde çatışmaların azalması ve halkın geri dönmeye başlamasıyla birlikte bazı hastaneler kademeli olarak yeniden faaliyete geçiyor. Buna karşılık Darfur, Kordofan ve diğer bölgelerde tablo daha karanlık. Çatışmaların devam etmesi, finansman yetersizliği ve sağlık tesislerine erişimde yaşanan güçlükler, geniş kesimlerin sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Sudan’daki sağlık tesislerinin yaklaşık yüzde 37’si hizmet vermiyor. Yaklaşık 21 milyon kişinin tıbbi hizmetlere ihtiyaç duyduğu ülkede ilaç sıkıntısı yaşanırken tedaviye erişimin maliyeti de yükseliyor.

cd
Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki sağlık personeli (Şarku’l Avsat)

Bununla birlikte WHO, erken toparlanma çalışmalarının başlatılması ve sağlık tesislerinin yeniden rehabilite edilmesiyle bazı eyaletlerde iyileşme gözlendiğine dikkat çekiyor. Bu durum, soruyu daha karmaşık hale getiriyor: “Sudan’ın sağlık sistemi gerçekten toparlanmaya mı başladı, yoksa yaşananlar yalnızca savaşın uzaklaştığı bölgelerde sağlık hizmetlerinin kısmen yeniden sunulmasından mı ibaret?”

İyileşmekte olan hastaneler

Başkentteki en büyük hastanelerden biri olan Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeniden faaliyete geçişin işaretleri belirginleşiyor. Hastanenin Başhekimi Abdulmunim Ali el-Kasım, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş sırasında hastanenin altyapısı, cihaz ve ekipmanları, elektrik şebekeleri, kabloları ve jeneratörlerinin büyük ölçüde tahrip edildiğini söyledi. Kasım, 2024’te acil servis bölümünün hastaları kabul edebilmesi için rehabilitasyon çalışmalarının başlatıldığını, ancak hastanenin diğer bölümlerinin büyük ölçüde yıkılmış halde kaldığını belirtti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’nin (KSrelief) desteğiyle hastaneye Temmuz 2025’te 730 kilovolt-amper kapasiteli bir elektrik jeneratörünün yanı sıra yoğun bakım, acil servis ve laboratuvar ekipmanları sağlandı. Kasım, söz konusu desteğin toplam değerinin yaklaşık 1 milyon dolara ulaştığını ifade etti.

Kasım’a göre elektrik arzındaki istikrar, sağlık hizmetlerine doğrudan yansıdı. Laboratuvar sonuçları için bekleme süresi 4 ila 6 saatten yaklaşık 1 saat 15 dakikaya inerken, desteğin ilk ayında yaklaşık 500 cerrahi operasyon gerçekleştirildi. Bu sayı daha sonra ayda bin ila bin 500 operasyona yükseldi. Günlük ortalama operasyon sayısı ise 40 ila 50 arasında değişiyor.

xscdfgth
Tıbbi laboratuvar uzmanı et-Tayyib Yusuf

Hastane şu anda günde yaklaşık 600 hastayı kabul ediyor. Yoğun bakım ünitesindeki 15 yataktan 11’i hizmete açılırken, kalan dört yatağın da kullanıma hazırlanması sürüyor.

Hastaneye ayrıca tam donanımlı bir oksijen üretim istasyonu sağlandı. Bunun yanı sıra, tek vardiyada ayda 50 protez uzuv üretim kapasitesine sahip bir protez merkezi faaliyete geçirildi. İki vardiya halinde çalışılması durumunda üretim kapasitesi iki katına çıkarılabiliyor.

Ancak faaliyetlerin yeniden başlaması sorunların sona erdiği anlamına gelmiyor. Kasım’a göre tesis hâlâ yatak ve servis yetersizliğiyle karşı karşıya bulunuyor ve yakıta ihtiyaç duyuyor. Elektrik arzındaki dalgalanmalar da sürerken, halkın geri dönmesi hizmetlerini yeniden başlatan sağlık tesisleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Binalar yeniden inşa edildi ama eksiklikler hâlâ devam ediyor

Aynı tablo, savaş sırasında büyük ölçüde tahrip edilmesinin ardından yeniden inşa edilerek hizmete açılan Bahri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde de görülüyor. Hastanenin Genel Müdürü Ahmed el-Beşir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 640 yatak ve 20 ameliyathaneye sahip hastanenin günün her saati hasta kabul kapasitesini artırabilmesi için hâlâ yoğun bakım cihaz ve ekipmanlarına, ayrıca yedek bir elektrik kaynağına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

zxscdtyn
Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki hasta refakatçileri (Şarku’l Avsat)

Hastanenin kanalizasyon şebekesinin tamamlanmasına ve genel şebekeye bağlanmasına da ihtiyaç bulunuyor. Bunun mümkün olmaması halinde atık suların taşınarak bertaraf edilmesini sağlayacak araçların temin edilmesi gerekiyor. Yönetim ayrıca, savaş sırasında kaybedilen sağlık personelinin bir bölümünün açığını kapatmak amacıyla acil servis kompleksini sürekli mesleki eğitim merkezine dönüştürmeye çalışıyor.

Bu ayrıntılar, sağlık sisteminin yeniden inşasındaki en önemli sorunlardan birini ortaya koyuyor. Bir binanın onarılması ve yeniden hizmete açılması, sağlık hizmetlerinin tam kapasiteyle yeniden sunulabileceği anlamına gelmiyor.

Büyük hastanelerin dışındaki iç karartıcı manzara

Yeniden faaliyete geçen büyük hastanelerden uzakta ise tablo, Hartum eyaletinin kendi içinde bile farklılık gösterebiliyor. Omdurman’ın batısındaki Fettaşa bölgesinde İman, oğlunun yüksek ateş ve giderek ağırlaşan öksürükle mücadele ettiği sırada, en yakın sağlık tesisinin ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunamaması nedeniyle üç gün beklemek zorunda kaldı. İman, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) Aralık 2025’te yayımladığı tanıklığında, bölgedeki tek sağlık merkezinde yalnızca bir sağlık çalışanının bulunduğunu ve merkezde aşılama, beslenme, ilaç, eczane ve laboratuvar hizmetlerinin bulunmadığını söyledi. Anne, bölgeyi ayda iki kez ziyaret eden UNICEF destekli seyyar kliniği beklemekten başka seçenek bulamadı. Bu tanıklığın üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen aynı sorunların devam etmesi, başkentin merkezindeki büyük hastanelerin yeniden faaliyete geçmesi ile eyaletin çeperlerindeki sağlık tesislerinin durumu arasındaki büyük farkı ortaya koyuyor.

Hartum dışına çıkıldığında bu fark daha da belirginleşiyor. Kassala eyaletinin Halfa el-Cedide ilçesindeki Sevra Sağlık Merkezi’nde, sekizinci çocuğuna hamile olan Nur, daha önce hamilelik sırasında doktorların reçete ettiği demir takviyelerini satın almak zorunda kaldığını, ancak parasını karşılayamadığı için zaman zaman kullanmayı bıraktığını anlatıyor.

dcf
Ailesiyle birlikte el-Faşir’den kaçan ve et-Tavile kentindeki bir kampta tedavi gören Sudanlı çocuk (Arşiv – AP)

Nur, UNICEF’in Temmuz 2025’te yayımladığı tanıklığında, daha önce tedavi masraflarının ilaca erişimini engellediğini, ilaçların ücretsiz temin edilmeye başlamasının ise aile için büyük bir rahatlama sağladığını söyledi.

Aynı merkezde çocukları için ilaç alan Ayşe de ailelerin karşı karşıya olduğu ekonomik koşullar nedeniyle tedavinin ücretsiz sunulmasının kendileri için büyük bir destek olduğunu ifade etti.

Beyaz Nil eyaletinde ise ailelerin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun mesafe. UNICEF, Ocak 2026’da dokuz aylık kızı Emine ile aşı yaptırmak için yola çıkan Zehra’nın yolculuğunu belgeledi.

Zehra, daha önce hizmet alabilmek için Cebeleyn kentine gitmek zorunda kalırken, şimdi evine en yakın sağlık tesisine ulaşmak için yaklaşık iki saat yol kat ediyor.

Aynı bölgede Emine adlı başka bir anne de iki yaşındaki kızı Ayşe’yi sağlık merkezine getirdi. Şiddetli ishal ve kusma nedeniyle aşırı derecede halsiz düşen çocuk yürüyemeyecek duruma gelmişti. Stabilizasyon merkezine yatırılarak tedavi ve terapötik süt verilen Ayşe, tedavinin ardından gücünü yeniden kazanmaya başladı.

El-Faşir… Bir ağacın altında gerçekleşen doğum

Savaş ve yerinden edilmenin yaşandığı bölgelerde ise tablo en ağır boyutlarına ulaşıyor. Kuzey Darfur’dan yerinden edilen Amani, el-Faşir’deki çatışmalardan kaçarken hamileliğinin son aylarında ailesiyle birlikte sürekli yer değiştirmek zorunda kaldığını anlattı.

xcsdvfghty
Bahri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Yoğun Bakım Ünitesi (Şarku’l Avsat)

UNICEF’in Ağustos 2025’te yayımladığı tanıklığında Amani, ailenin günler boyunca yiyecek, su ve kendilerine yardım edecek kimse bulamadığını söyledi. Şarika ile Tavile arasındaki yerinden edilme yolculuğu sırasında doğum sancıları başlayan Amani, bölgede ne bir hastanenin ne de sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirtti.

Amani, annesinin ve bazı bölge sakinlerinin yardımıyla yol kenarında, bir ağacın altında ve küçük bir hasırın üzerinde kızını dünyaya getirdi. Doğum sırasında hayatta kalıp kalamayacağını veya ölmesi halinde çocuklarının başına ne geleceğini bilmediğini ifade etti.

Doğumun ardından yeni doğan bebeğini taşıyacak ya da yolculuğa devam edecek kadar güçlü olmayan Amani, Tavile’ye ailesiyle birlikte ulaşabilmek için yaklaşık bir hafta beklemek zorunda kaldı.

Amani’nin yaşadıkları, Hartum’da yeniden faaliyete geçen hastanelerin ortaya koyduğu tablonun tam tersini yansıtıyor. Savaş bölgelerinde mesele yalnızca sağlık hizmetlerinin kalitesi ya da tıbbi cihazların bulunup bulunmaması değil; öncelikle ortada bir sağlık tesisinin bulunup bulunmadığı.

‘Çöküş’ tanımına ilişkin tartışma

Bu farklılıklar, sağlık sektörünün mevcut durumunun nasıl tanımlanacağına ilişkin tartışmanın merkezinde yer alıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), insani yardım finansmanındaki kesintilerin daha fazla sağlık tesisinin kapanmasına ve milyonlarca Sudanlının temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açtığı uyarısında bulundu.

MSF’ye göre 2,87 milyar dolarlık Sudan İnsani Müdahale Planı, 11 Ağustos itibarıyla ihtiyaç duyulan finansmanın yalnızca yaklaşık yüzde 41’ini alabildi.

rtbn
Çad’daki bir mülteci kampında, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) ait bir çadırın yanında dinlenen Darfurlu bir çocuk (Arşiv – Reuters)

Ancak Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim, MSF’nin raporunun büyük ölçüde örgütün kendi faaliyetleri ve çalışma koşullarını ele aldığını savunuyor. İbrahim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, raporun “ülkedeki sağlık sektörünün gerçek durumunu tek başına yansıtmadığını” söyledi.

Kasım da sağlık sisteminin ‘çöküşün eşiğinde’ olduğu yönündeki tanımlamayı reddetti. Kasım, sektörün ciddi kaynak sıkıntısı yaşadığını kabul etmekle birlikte, devletin yanı sıra ulusal, bölgesel ve uluslararası kuruluşların çabaları sayesinde kademeli olarak toparlanmaya başladığını belirtti.

El-Beşir de ‘çöküş’ ifadesinin doğru bir tanımlama olmadığı görüşünde. Bununla birlikte el-Beşir, hastanelere yönelik desteğin artırılması, gerekli tıbbi cihazların temin edilmesi ve uzmanlık gerektiren sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini kabul ediyor.

İlaç arayan bir kanser hastası

Hastalar açısından toparlanma, yalnızca yeniden açılan hastanelerin sayısıyla ölçülmüyor. Asıl ölçüt, hastaların hastanelere ulaştıklarında ihtiyaç duydukları tedaviyi bulup bulamadıkları. Temmuz 2026’da rahim ağzı kanseri tedavisi gören Naile Hamad, Hartum’daki Hartum Onkoloji Hastanesi’nde kemoterapi alırken, kızı İsar es-Sir, hastanede bulunmayan ve tedaviyi tamamlayıcı nitelikteki bir ilacı dışarıda temin etmeye çalışıyordu.

İsar, Reuters’ın kayıt altına aldığı tanıklığında, ailenin ilacı hastane dışında dönemin piyasa fiyatıyla yaklaşık 180 bin Sudan cüneyhine, yani o dönemde yaklaşık 45 dolara bulduğunu söyledi. Annesinin bu ilaca her 21 günde bir aldığı kemoterapi dozuyla birlikte ihtiyaç duyduğunu belirtti.

rgthy
Omdurman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden (Şarku’l Avsat)

Maliyet yalnızca ilaçla da sınırlı değil. İsar, annesinin kemoterapi aldığı yatak için de 40 bin Sudan cüneyhi ödediklerini belirterek, iş ve gelir imkânlarının olmadığı bir ortamda ailenin bu masrafları nasıl karşılayabileceğini sordu.

Naile ise ailenin daha önce yemek masraflarını karşılamakta zorlandığını, şimdi ise hem yiyecek hem de ilaç temin etmek için mücadele ettiğini anlattı. Evi yıkılan Naile, komşularının yanında kalmak zorunda kaldı.

Reuters’a konuşan Hartum Onkoloji Hastanesi Baş Eczacısı Muna Abdurrahman, bazı ilaçların ücretsiz temininin durmasının ardından kimi hastaların ilaçlarını kendi imkânlarıyla satın alamadıkları için tedavi dozlarının iki hafta veya daha fazla geciktiğini söyledi.

Ekonomik kriz, tanı hizmetlerine de yansıyor. Tıbbi laboratuvar uzmanı et-Tayyib Yusuf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dolar kurundaki yükselişin sektörü doğrudan etkilediğini belirterek laboratuvarların dövizle ithal edilen solüsyon ve sarf malzemelerine bağımlı olduğuna dikkat çekti.

Yusuf, Hartum’a dönen birçok laboratuvar sahibinin iş yerlerini ve cihazlarını kaybetmelerinin ardından ‘sıfırdan’ başlamak zorunda kaldığını, bunun yanı sıra bakım, kira ve ekipmanların yeniden satın alınması gibi maliyetlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Yüksek maliyetler nedeniyle bazı laboratuvar sahipleri cihazları ortaklık sistemiyle satın alarak tek bir merkezde bir araya getirmeye başladı. Her laboratuvarın kendi ekipmanına sahip olması yerine uygulanan bu yöntem, hizmetlerin sürdürülmesini sağlayan geçici bir çözüm olarak görülüyor.

Pahalı ilaçlar ve toparlanma sürecindeki fabrikalar

İlaç piyasasında da durum büyük ölçüde farklı değil. Eczacı Mahmud en-Naim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaşın ardından fiyat artışları ve vatandaşların şikâyetlerinin arttığını belirterek bunun bazı yerli ilaç fabrikalarının yıkılması, dış tedarik zincirlerinin aksaması ve ithalatın dövize bağımlı olmasından kaynaklandığını söyledi.

Naim, Ulusal İlaç Konseyi’nin yeni ilaç çeşitlerinin ve ilaç şirketlerinin kayıt altına alınmasını teşvik etmeye başladığını belirtti. Rekabetin artmasının fiyatların düşürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Hartum’daki bazı fabrikalar da yeniden üretime başladı, ancak henüz tam kapasiteyle çalışmıyor. Yerli üretim ve tedarik zincirlerinin istikrara kavuşması halinde bu durum, ilaç piyasasında kademeli bir rahatlamanın önünü açabilir.

Salgın hastalıklar... Henüz sona ermemiş bir tehlike

Yıkım, finansman yetersizliği ve tedavi maliyetlerinin yüksekliğinin yanı sıra sağlık sistemi salgın hastalıkları da büyük bir risk olarak karşı karşıya bulunuyor. Kasım, hastaneye başvuran vakalar arasında sulu ishal, sıtma ve dang humması görülme oranlarının gerilediğini belirterek salgınlarla mücadele çalışmalarının sürdüğünü ve kolera, dang humması ve diğer hastalık vakalarının tedavisi için bir izolasyon merkezi kurulduğunu söyledi.

xsdcfgthy
2026 yazında Hartum’da Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen aşılama kampanyasında kolera aşısı olan Sudanlı bir kız çocuğu (AP)

El-Beşir ise Sudan’da endemik hastalıklardan biri olan sıtmayla yalnızca hastanelerin mücadele edemeyeceğini belirtti. El-Beşir, mücadelenin sağlık konusunda bilinçlendirme ve korunmadan hastalık taşıyan vektörlerin kontrolüne, teşhis ve tedaviye kadar federal sağlık sistemi, eyaletler, yerel yönetimler ve toplum arasında koordinasyon gerektirdiğini ifade etti.

Bu riskler, hastalıkların ve yetersiz beslenmenin su ve kanalizasyon hizmetlerindeki eksiklikler ve sağlık tesislerine erişimdeki güçlüklerle aynı anda yaşandığı yerinden edilme ve çatışma bölgelerinde daha da ağırlaşıyor.

Böylece mevcut tablo, tamamen çökmüş bir sağlık sektörüne işaret etmese de savaşın etkilerini geride bırakmış bir sağlık sistemini de ortaya koymuyor. Hartum’da bazı hastaneler yeniden hizmet vermeye başladı; cerrahi operasyonlar, yoğun bakım ve laboratuvar hizmetleri yeniden devreye girdi. Rehabilitasyon ve oksijen üretimi projeleri başlatılırken, Kassala ve Beyaz Nil eyaletlerinde ücretsiz ya da halka daha yakın sağlık hizmeti sunma kapasitesini yeniden kazanan tesis örnekleri görülüyor.

Ancak İman hâlâ çocuğunun tedavisi için seyyar kliniği bekliyor, Zehra bir sağlık merkezine ulaşmak için iki saat yol kat ediyor, Amani savaştan kaçarken kızını bir ağacın altında dünyaya getiriyor. Naile ise başkentteki en büyük kanser tedavi merkezlerinden birine ulaşmasına rağmen ihtiyaç duyduğu ilacı bulamıyor.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.