Grynspan ve Rodrigues, BM Genel Sekreterliği yarışında öne çıktı

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve eski Kosta Rika Devlet Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan Mayufis (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve eski Kosta Rika Devlet Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan Mayufis (BM)
TT

Grynspan ve Rodrigues, BM Genel Sekreterliği yarışında öne çıktı

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve eski Kosta Rika Devlet Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan Mayufis (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve eski Kosta Rika Devlet Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan Mayufis (BM)

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve eski Kosta Rika Devlet Başkan Yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in üç ay sonra sona erecek görev süresinin ardından yerine geçmek için yarışan sekiz aday arasında yeniden ilk sıraya yükseldi. Eski Guyana Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise ikinci sırada yer aldı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun New York'ta düzenlenecek 81. yıllık oturumunun başlamasına yalnızca birkaç gün kala, BM Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesi, genel sekreterlik görevine aday isimler arasından öne çıkanları belirlemek üzere üçüncü gayriresmî gizli oylamayı gerçekleştirdi.

Üçüncü oylama, BM'nin bu üst düzey makamı için adayların uygunluğunu değerlendirmeye yönelik bir dizi oylamanın parçası olarak yapıldı. Sürecin sonunda, BM Şartı'nın 97. maddesi uyarınca genel sekreteri resmen atama yetkisine sahip olan Genel Kurul'a resmî bir tavsiye sunulacak.

Şarku'l Avsat, 30 Temmuz ve 21 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen ilk iki ön oylamada olduğu gibi üçüncü turda da sekiz adayın tamamı için oyların Bahreyn ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarafından sayıldığını öğrendi.

cdfvgth
Eski Guyana Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett, Güvenlik Konseyi oturumuna başkanlık ederken (BM)

Sekiz aday arasında Lübnan asıllı Ekvadorlu diplomat Yvonne Abad el-Baki, eski Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, eski Ekvador Dışişleri Bakanı Maria Fernanda Espinosa Garcés, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Arjantinli Rafael Mariano Grossi, eski Uganda Meclis Başkanı Olara Otunnu, eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Grynspan Mayufis ve Rodrigues-Birkett bulunuyor.

Grynspan Mayufis, dokuz onay ve beş ret oyu alarak ilk sırada yer aldı. Rodrigues-Birkett ise sekiz onay ve altı ret oyuyla ikinci oldu.

Üçüncü sıradaki Grossi, beş onay ve sekiz ret oyu aldı.

Otunnu beş onay ve yedi ret oyu alırken Sall beş onay ve dokuz ret oyu aldı. Onu, üç onay ve altı ret oyuyla Espinosa izledi.

Bachelet, yalnızca bir onay oyu alırken 11 ret oyuyla yedinci sırada yer aldı. Yarışa sonradan katılan Abad el-Baki ise hiç onay oyu alamadı ve 10 ret oyuyla son sırada kaldı.

Tek renkli oy pusulaları

Adayların hiçbirinin ilk iki oylamada olduğu gibi üçüncü oylamada da uzlaşma sağlayamaması nedeniyle organizatörler oy pusulalarında tek renk uygulamasını sürdürdü. İlerleyen aşamalarda ise beş daimi üye olan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in temsilcilerine farklı renkte oy pusulaları verilecek. Böylece bu ülkelerden herhangi birinin, dokuz veya daha fazla oy alan bir adaya karşı veto hakkını kullanıp kullanmayacağının anlaşılması amaçlanıyor.

Önceki iki turda olduğu gibi Güvenlik Konseyi oylama sonuçlarını yayımlamadı. Konseyin eylül ayı dönem başkanı, BM nezdindeki Fransa Daimi Temsilcisi Jérôme Bonnafont, sonuçları açıklamadan oylamanın yapıldığını duyurdu. Güvenlik Konseyi Başkanı ilk iki turda da sonuçları resmî olarak açıklamamış ancak sonuçlar kısa süre içinde sızdırılarak kamuoyuna yansımıştı.

İkinci turda Rodrigues-Birkett, sekiz onay oyu, üç ret oyu ve dört çekimser oyuyla ilk sırada yer almıştı. İlk oylamada ise dokuz onay oyu, iki ret oyu ve dört çekimser oyu almıştı.

Grynspan Mayufis ikinci sırada yer almıştı. İkinci turda yedi onay, dört ret ve dört çekimser oyu alan Grynspan, 30 Temmuz'daki ilk oylamada ise 10 onay, bir ret ve dört çekimser oyu almıştı.

UAEA Genel Direktörü Arjantinli Rafael Mariano Grossi ikinci turda da üçüncü sıradaki yerini korumuştu. Grossi, yedi onay, altı ret ve iki çekimser oyu almıştı. İlk turda ise yedi onay, iki ret ve altı çekimser oyu elde etmişti.

Eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ikinci turda altı onay, yedi ret ve iki çekimser oyuyla dördüncü sırada yer almıştı. İlk turda ise altı onay, yedi ret ve iki çekimser oyuyla beşinci sıradaydı.

Eski Uganda Meclis Başkanı Olara Otunnu ikinci turda beş onay, beş ret ve beş çekimser oyu aldı. İlk oylamada ise iki onay, beş ret ve sekiz çekimser oyu almıştı.

Eski Ekvador Dışişleri Bakanı Maria Fernanda Espinosa Garcés, dört onay, üç ret ve sekiz çekimser oyuyla altıncı sıradaki yerini korudu. İlk turda beş onay, iki ret ve sekiz çekimser oyu almıştı.

Eski Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet ikinci turda yalnızca iki onay oyu alırken altı ret ve yedi çekimser oyu aldı ve yedinci sırada yer aldı. İlk turda ise altı onay, beş ret ve dört çekimser oyu elde etmişti.

İlk oylamanın ardından yarışa katılan Abad el-Baki ise ikinci turda hiç onay oyu alamadı. Aday, sekiz ret ve yedi çekimser oyu aldı.

Üçüncü oylama, New York'ta düzenlenecek 81. BM Genel Kurulu oturumunun üst düzey görüşmelerinin başlamasından yalnızca bir hafta önce gerçekleştirildi. Çok sayıda devlet ve hükümet başkanı, dışişleri bakanı ve üst düzey diplomat, dünyanın en kapsamlı uluslararası forumlarından biri olan Genel Kurul toplantılarına katılmak üzere New York'a geliyor.

Genel Kurul haftasının ardından, 28 Eylül'de sona erecek oturumun sonrasında dördüncü bir oylama yapılması mümkün.



Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
TT

Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'un faiz artırma kararının yankıları sürüyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed başkanlığına aday gösterdiği Warsh'un liderliğindeki banka, çarşamba günkü kararla Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmişti.  

Politika faizinin 25 baz puan artışla yüzde 3,75-4 aralığına yükseltildiği karar 12 üyenin oy birliğiyle alınmıştı.

Warsh, "Gerçek şu ki enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir böyle" derken, Fed'in enflasyonla mücadeleyi etkin şekilde sürdüreceğine yönelik öngörüler de güçlendi.

Diğer yandan Fed'in kararı, Trump'ın uzun süredir faizin düşürülmesi için bankaya baskı yapmasının ardından geldi.

Wall Street Journal'ın analizinde, ABD Başkanı'nın sözkonusu faiz artışına beklendiği kadar sert tepki göstermediğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyetçi lider, ilk açıklamasında "ABD'de faiz oranları yüzde 1 olmalıdır" demiş, daha sonra da Warsh'a güvendiğini fakat Fed başkanının "zorluk çıkaran" bir Federal Açık Piyasa Komitesi'yle (FOMC) uğraştığını savunmuştu. Komite üyelerini de "bir avuç politikacı" diye nitelemişti.

Analizde, Cumhuriyetçi liderin ılımlı tepkisinin "Beyaz Saray'la Fed arasındaki ilişkinin Warsh döneminde değiştiğinin şimdiye kadarki en açık işareti olduğu" belirtiliyor.

Trump, faiz kararı öncesinde Warsh'la telefonda görüştüğünü de söylemişti. WSJ'nin aktardığına göre bu görüşme yönetimden bazı üst düzey yetkililerin haberi olmadan gerçekleştirilmiş.

Warsh ise basın toplantısında Trump'la yaptığı görüşmeler hakkında konuşmayı reddetti ve faiz artışının Fed'in kendi değerlendirmelerinin sonucu olduğunu söyledi.

Kararın "soğukkanlı, ciddi ve sorumlu" bir şekilde alındığını belirten Fed başkanı, mayısta göreve geldiğinden beri bu konu üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Warsh daha önce kararlarını siyasi hedeflerle değil ekonomik koşullardan hareketle vereceğini belirtmişti.

Öte yandan Trump'la Warsh arasındaki yakın ilişkinin uzun sürmeyebileceğine işaret ediliyor.

Fed'in kasımda düzenlenecek ara seçim öncesinde ekimde yeniden faiz artırması halinde Cumhuriyetçi liderin, Fed başkanı üzerindeki baskıyı artırmaya başlayabileceği yazılıyor.

CNN'in analizindeyse Fed'in siyasi baskı altında olduğu algısının güçlenmesi durumunda piyasaların bankaya güveninin sarsılabileceğine, enflasyon beklentilerinin değişebileceğine dikkat çekiliyor.

Reuters ise kararın oybirliğiyle alındığını hatırlatarak, yatırımcıların bunu Fed'in enflasyonla mücadeleyi sürdürdüğünün ve bağımsız hareket ettiğinin işareti olarak gördüğü yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, CNN


Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
TT

Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)

Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül'de yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde Sol Parti'nin (Die Linke) Türk asıllı adayı Elif Eralp'in aldığı destek gündemde.

Kamu yayıncısı ZDF'nin 14-17 Eylül'de 1611 seçmenin katılımıyla Berlin Eyalet Meclisi seçimine ilişkin düzenlediği ankete göre Sol Parti yüzde 22, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) yüzde 20, Almanya için Alternatif (AfD) Partisi yüzde 18, Yeşiller yüzde 15 ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12 oy oranına sahip.

Ankette Berlin eyalet başbakan adaylarının aldığı destek oranları da belirlendi. Sol Parti'den Elif Eralp yüzde 25, CDU'dan Stefan Evers yüzde 24, Yeşiller'den Werner Graf da yüzde 12 destek aldı.

Financial Times'ın analizinde Eralp, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'ye göndermeyle “Berlin'in Mamdani'si” diye niteleniyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

Seçimleri kazanması halinde 45 yaşındaki Eralp de 3,9 milyon nüfuslu Berlin'in ilk Türk kökenli belediye başkanı olabilir. 1980 darbesinin ardından Türkiye'den kaçan sol görüşlü bir ailenin kızı olan Eralp, 2017'de radikal sağcı AfD'nin Federal Meclis'e ilk kez girmesiyle Sol Parti'ye katıldığını söylüyor.

Mamdani'yle benzer şekilde göçmen kökeni, genç seçmenlere hitap eden tarzı ve sosyalist politikalarıyla öne çıkan Eralp, New York Belediye Başkanı'nın kampanya stratejistinin ilkbaharda Berlin'de kendisi ve partisine danışmanlık yaptığını belirtiyor.

Berlin'de konut arzındaki yetersizlik ve kira maliyetlerindeki artış, seçim kampanyasının temel tartışma konuları arasında yer alıyor.

Sol Parti, konut politikası kapsamında kira sınırlamalarının güçlendirilmesi, sosyal konutların artırılması ve tatil amaçlı kiralamalara yönelik kısıtlamalar getirilmesi gibi politikaları savunuyor.

Parti, şirketlere ait 220 bin konutun kamulaştırılmasını ve kamuya ait yaklaşık 400 bin konutta kira tavanı uygulanmasını istiyor. Planın maliyetine ilişkin tahminler 7 milyar ila 36 milyar euro arasında değişiyor. Die Linke, maliyetin belediyenin elde edeceği kira gelirleriyle zaman içinde karşılanabileceğini savunuyor.

Sol Parti, Gazze savaşı nedeniyle İsrail'e yönelik sert eleştirileriyle de öne çıkıyor. Analize göre parti Ukrayna savaşı konusunda da Rusya'ya daha yakın olan eski çizgisinden uzaklaştı. Moskova'ya yönelik bazı yaptırımların desteklendiği ancak Kiev'e silah gönderilmesine karşı çıkıldığı ve NATO'nun dağıtılmasının istendiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Euractiv


İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
TT

İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)

ABD'li araştırma kuruluşunun incelemesine göre İran, İsrail'in bombaladığı nükleer tesisi yeniden inşa ediyor.

Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün perşembe yayımladığı araştırmada değerlendirilen uydu görüntülerine göre İran, Tahran'ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusundaki Parçin askeri kompleksinde bulunan Taleghan 2 tesisinde kapsamlı onarım çalışmaları yürütüyor.

Tesis, Ekim 2024'te İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda hedef alınmıştı. ABD ve İsrail'in bu yıl 28 Şubat'ta başlattığı savaşta da tesis tekrar İsrail Hava Kuvvetleri tarafından martta bombalanmıştı.

13 Eylül tarihli uydu görüntülerinin incelendiği araştırmada şu ifadelere yer verildi:

İnşaat sahasının her yerinde yoğun faaliyetler gözlemleniyor. Damperli kamyonlar, buldozerler, beton pompası taşıyan kamyonlar, beton karıştırıcıları ve vinçler dahil olmak üzere inşaat araçları, tesisi yeniden inşa etmek için aktif olarak çalışıyor.

Araştırmada, tesisteki ilk onarım çalışmalarının Haziran 2026'da gerçekleştiği, İsrail'in Taleghan 2'ye yönelik saldırıda kullandığı sığınak delici bombaların neden olduğu hasarın giderilmeye çalışıldığı belirtiliyor. Muhtemel hava saldırılarına karşı ek korumaların inşa edildiği de aktarılıyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın bu tesisi 1990'ların sonlarından 2003'e kadar süren ve gizli nükleer silah programı olduğu savunulan AMAD Projesi kapsamında inşa ettiğini iddia ediyor. İsrail ordusu, tesiste "ileri seviye patlayıcılar geliştirildiğini ve hassas deneyler yürütüldüğünü" iddia ediyor. Diğer yandan Tahran yönetimi, nükleer silah geliştirdiğine dair iddiaları defalarca reddetmişti.

ABD ve İsrail, geçen yıl 13 Haziran'da İran'a saldırı başlatmıştı. ABD-İran nükleer müzakereleri sırasında düzenlenen ve 12 gün süren saldırılarda, İran'ın uranyum depoladığı düşünülen nükleer tesisler hedef alınmıştı.

Diğer yandan İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, bu hafta düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın 70. Genel Konferansı'nda yaptığı konuşmada, İran'ın tehditler nedeniyle nükleer tesislerini korumak istediğini ancak bunun Batı medyası tarafından tesislerde gizli faaliyetler yürütülüyormuş gibi çarpıtılarak aktarıldığını belirtmişti.

İran'ın nükleer enerjiyi sağlık, tıp ve tarım gibi alanlarda kullandığını fakat silah geliştirmediğini vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Times of Israel, Iran International, Tesnim