Ateş gibi yayılan lise ve üniversite öğrencilerinin protesto hareketi, 21 Eylül’de Paris’in güneydoğusundaki Créteil kentinde bulunan “Saint-Exupéry” Lisesi’nde öğretmen yetersizliği nedeniyle başladı. Eylemler kısa sürede başkent ve uzak banliyölerini kapsayan Île-de-France bölgesindeki devlet liselerinin büyük bölümüne yayıldı. Hareketin başlamasından yalnızca bir hafta sonra grevler ve lise işgalleri Fransa’nın geneline yayıldı; Paris bölgesinin yanı sıra güneyde Marsilya, kuzeyde Lille ve ülkenin merkezindeki Rhône bölgesi ile Var ve Alpes departmanları gibi yerlerde toplam 180 eğitim kurumunu etkiledi.
Somut talepler
“Liseler Sendikalar Birliği”nin yaptığı “genel seferberlik” çağrısının ardından talepler giderek genişledi ve eylemlere 300’den fazla eğitim kurumu katıldı.
Eylül sonu ile ekim başı arasında üniversite öğrenci sendikaları da harekete katıldı. Perşembe günü üniversite öğrencileri lise öğrencilerinin protestolarına dahil oldu.

Öğrenci birliğinin verilerine göre Paris, Strasbourg, Marsilya, Lyon, Reims, Poitiers ve Nantes’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kentte en az 30 üniversite kampüsü kapatıldı. Ayrıca ortaokullar da harekete katıldı; bunlar arasında Fransa’nın merkezindeki Rhône bölgesindeki okullar da bulunuyor.
Göstericilerin talepleri arasında eğitime ayrılan kaynakların artırılması, devamsız öğretmenlerin yerine vekil öğretmenlerin görevlendirilmesi, okulların yenilenmesi ve eğitim koşullarının iyileştirilmesinin yanı sıra üniversiteye kabul sistemiyle bağlantılı baskılara itiraz da yer alıyor. Ülkenin farklı bölgelerindeki öğrenciler sınıflardaki aşırı kalabalıktan, öğretmen eksikliğinden, okul binaları ve eğitim ekipmanlarının kötüleşen durumundan ve bazı okullarda temizlik koşullarının yetersizliğinden şikâyet ediyor.
Grev ve olaylar haritası
Grevlerin ve özellikle son üç günde okulların çevresinde yaşanan şiddet olaylarının gösterildiği harita, Fransa’nın bütün bölgelerinde durumun giderek gerildiğini ortaya koyuyor.
Bir okulda öğretmen açığının giderilmesi talebiyle başlayan hareket, kapsamlı bir toplumsal talep eylemine dönüşerek, geniş siyasi boyut kazandı. Fransa bu süreçte yüksek hayat pahalılığı, enflasyon ve satın alma gücündeki gerilemeyle de karşı karşıya.

Ekonomik ve sosyal krizin başlıca nedenleri arasında petrol ürünleri ve doğalgaz fiyatlarındaki artış bulunuyor. Yetkililer, bu artıştan en fazla etkilenen kesimlere sınırlı yardımlar sağlayarak durumla başa çıkmaya çalıştı. Ancak devletin maliyesinin ağır borç yükü altında olması hükümetin hareket alanını daralttı. Kamu borcu 3,6 trilyon avroya ulaşırken, faiz ödemeleri de son yıllarda görülmemiş seviyelere çıktı. Fransa’nın 2026 yılında yaklaşık 80 milyar avro faiz ödemesi yapması bekleniyor.
Sorunları daha da ağırlaştıran gelişme ise Sébastien Lecornu hükümetinin 2027 yılı için kemer sıkma bütçesi hazırlaması oldu. Dün Bakanlar Kurulu’na sunulan bütçe, yeni vergiler getirilmesini, emeklilere yönelik ödeneklerde kesintiye gidilmesini ve önceki bütçelerde görülmemiş ölçüde harcama azaltılmasını öngörüyor. Ülkenin gelecek ilkbaharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlandığı bir dönemde, krizin siyasi boyut kazanması, ayrışmaların derinleşmesi ve karşılıklı suçlamaların artması beklenebilir hale geldi.
Fransa’da düzenlenen gösterilerin, zaman zaman sol ve aşırı sağ çevrelerden gelen ve protestoları fırsat bilerek olay çıkaran grupların katılımına sahne olması dikkat çekiyor. Bu gruplar polise saldırıyor, yangın çıkarıyor, sokaklarda ve zaman zaman özel işletmelerde maddi hasara yol açıyor ve güvenlik güçleriyle çatışmaya giriyor. Son iki günde de benzer olaylar yaşandı.

Resmî verilere göre yalnızca Île-de-France bölgesinde liselerin önünde en az 340 eylem düzenlendi, 169 okul kapatıldı ve 200 lisede eğitim aksadı. Polis verilerine göre bunlardan 50’si “şiddet olayları, çatışmalar ve vandalizme” sahne oldu.
Son günlerde yaşanan şiddet olaylarının tamamını sıralamak zor. Yangınlar, okul yöneticileri ve öğretmenlere yönelik saldırılar, göstericiler ile polis arasındaki çatışmalar ve gözaltılar kayıtlara geçti.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yalnızca çarşamba günü polis 625 kişiyi gözaltına aldı. Bin 109 öğrenci ve eğitim çalışanı ile 83 polis ve jandarma mensubunun yaralandığı bildirildi. Ulusal Polis Genel Müfettişliği, bazı lise öğrencilerinin yaralanmasıyla ilgili üç soruşturma başlattı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesini savunarak, göz yaşartıcı gazı da kapsayan “araçların” “son derece uygun şekilde” kullanıldığını ifade etti.
Hükümetin endişeleri
Yaşananlar hükümette ciddi endişelere yol açtı. Başbakan Sebastien Lecornu, dün öğleden sonra ilgili bakanları acil toplantıya çağırdı ve gelişmeleri takip etmek üzere bir kriz masası oluşturdu.

Buna paralel olarak Adalet Bakanı Gerald Darmanin, devlet adına mahkemelerde görev yapan 36 başsavcıyla çevrim içi toplantı düzenleyerek, yargı makamlarını olaylara karşı “kararlı” bir tutum almaya çağırdı. Bu çağrı, olay çıkaranlara ağır cezalar verilmesini istemesi anlamına geliyor.
Öte yandan Eğitim Bakanı Edouard Geffray, gerilimi azaltmak amacıyla bir “istişare platformu” oluşturdu. Platformun bütün lise öğrencilerinin katılımına ve taleplerini dile getirmesine imkân sağlaması amaçlanıyor.

