İran üzerindeki baskılar, savaşın, ABD yaptırımlarının ve ekonomik koşulların kötüleşmesinin devam etmesiyle artarken, yetkililer ABD ve İsrail ile bağlantılı olmakla veya protesto eylemlerine katılmakla suçladıkları kişilere yönelik güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Tahran yönetimi dün Kirman eyaletinde dört şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bu açıklamanın yanı sıra yargı makamları, ocak ayındaki protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan bir kişi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini duyurdu. Öte yandan İran riyali değer kaybetmeye devam ederek yeni bir rekor seviyeye geriledi. Açık piyasada euronun değeri 3 milyon riyali aşarak yeni bir zirveye ulaştı.
4 şebekenin çökertilmesi ve 31 kişinin gözaltına alınması
İran Güvenlik Bakanlığı, ülkenin güneydoğusundaki Kirman eyaletine bağlı Sircan kentinde dört organize şebekenin çökertildiğini ve 31 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Bakanlık, şebeke üyelerini ‘Amerikan-Siyonist’ unsurlarla bağlantılı olmak ve güvenliği, kamu ile özel mülkiyeti hedef alan eylemler planlamakla suçladı.
Bakanlık, operasyonun vatandaşlardan gelen ihbarlar ve istihbarat bilgileri doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti. Bakanlığın açıklamasına göre soruşturmalar, şebekelerin kargaşa çıkarmayı ve kent sokaklarında sabotaj eylemleri gerçekleştirmeyi planladığını ortaya çıkardı. Grupların ayrıca çok sayıda molotofkokteyli ile kentteki güvenlik kameralarını hedef almaya yönelik araçlar hazırladığı belirtildi.
Bakanlık, gözaltına alınanları ocak ayında ülkede yaşanan olaylar sırasında şiddet ve sabotaj eylemlerine katılmakla suçladı. Bu eylemler arasında valilik binasının ateşe verilmesi, bankalar ile devlet kurumlarına ve kamu ve özel mülklere zarar verilmesi ve resmî açıklamaya göre silahlara el koyma girişimiyle bir polis merkezine saldırılması da yer aldı.
İran makamları, gözaltına alınanların kimlikleri veya haklarındaki adli süreçlerle ilgili bağımsız ayrıntı paylaşmadı. Gözaltılar, ekonomik koşullar nedeniyle Aralık 2025’in sonlarında başlayan ve daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişleyen protestoların ardından uygulanan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında gerçekleşti.
Ocak ayındaki protestolara katılan bir kişinin idam edilmesi
Ayrı bir gelişmede, İran yargı makamları, ocak ayındaki protestolar sırasında gözaltına alınan Siyavuş Cemşidi Hayr Abadi hakkında verilen idam cezasının infaz edildiğini açıkladı. Cemşidi, polise ateş açmak ve ulusal güvenlikle bağlantılı suçlar işlemekten hüküm giymişti.
Yargı makamları, Cemşidi’nin 8 Ocak’ta polis memurlarına en az üç el ateş ettiğini, iki gün sonra Şehrekürd kentinde üzerinde tabancayla yakalandığını bildirdi. Cemşidi ayrıca, internet üzerinden bazı kişilerle ‘güvenlik karşıtı’ olarak nitelendirilen faaliyetler düzenlemek amacıyla iletişim kurmak ve bir ‘görev’ karşılığında para almaya çalışmakla suçlandı.

İran makamları, ekonomik sıkıntılar nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestoların, dini kurumun yönetimine son verilmesi talebinin dile getirildiği geniş çaplı gösterilere dönüştüğünü belirtiyor. Tahran ayrıca, ABD ve İsrail tarafından desteklenen silahlı gruplar ile unsurların protestolara ve bazı şiddet olaylarına katıldığını öne sürüyor.
İdam kararının infaz edildiğinin duyurulması, protestolarla bağlantılı idam cezalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir döneme denk geldi. Çok sayıda ülkenin bu hafta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde protestocular hakkında verilen idam cezalarının infaz edilmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek bunların durdurulması çağrısında bulunduğu bildirildi.
Riyal, euro karşısında 3 milyon sınırını aştı
Ekonomik cephede ise İran riyalinin açık piyasadaki sert değer kaybı devam ederken, euro karşısında ilk kez 3 milyon riyal seviyesini aştı.
Açık döviz piyasası verilerine göre euro dünkü işlemlerde yaklaşık 3,015 milyon riyal seviyesine yükseldi. Dolar ise 2,7 milyon riyal sınırına yaklaştı. Piyasaya ilişkin yayımlanan verilere göre doların değeri bir haftadan kısa sürede yüzde 8’den fazla arttı.

Riyaldeki bu değer kaybı, yaptırımlar, petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar ve savaşın maliyetleri nedeniyle İran ekonomisi üzerindeki baskıların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Güncel ekonomik verilere göre tüketici fiyatları eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 89,8 yükselirken, son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 73,6 olarak kaydedildi.
Para birimindeki değer kaybı, ithal mallar, ham maddeler, ilaçlar ve makinelerin maliyetini artırırken, bu durum iç piyasadaki mal fiyatlarına doğrudan yansıyor ve hane halkı ile şirketlerin satın alma gücündeki erimeyi daha da hızlandırıyor.
Savaş, ekonomik baskıları yoğunlaştırdı
Riyalin çöküşünün etkileri, gıda fiyatlarında daha belirgin şekilde görülüyor. Tahran’da yaşayanlar, gıda fiyatlarının son aylarda ciddi oranda arttığını belirtiyor.
Bir somun ekmeğin fiyatı yaklaşık 250 bin riyalden 500 bin riyale yükselirken, pirincin kilogram fiyatı 3,5 milyon riyalden yaklaşık 5,5 milyon riyale çıktı. Et satın almak da giderek daha fazla aile için zorlaştı.
Buna, yaşam maliyetlerinin birçok ailenin ayak uydurabileceğinden daha hızlı artmasıyla reel gelirlerde yaşanan düşüş de ekleniyor. Bu durum, ekonomik krizi ülkedeki toplumsal baskıyı artıran başlıca unsurlardan biri haline getiriyor.

Para birimindeki kriz, İran üzerindeki dış baskıların devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatmasının ardından ABD, ekonomik baskıyı artırmak amacıyla İran limanlarına abluka uygularken, İran’ın petrol ticareti de sert şekilde geriledi.
Washington ayrıca İran’ı desteklediğini belirttiği kuruluşlara yönelik ek yaptırımlar uyguladı. Bunlar arasında bankalar ve havayolu şirketleri de bulunuyor. Söz konusu politika, Tahran’ın dövize ve gelir kaynaklarına erişim kapasitesini azaltmayı hedefliyor.
Böylece İran aynı anda üç düzeyde baskıyla karşı karşıya bulunuyor: Protestolarla bağlantılı takibatların sürmesi nedeniyle güvenlik ve siyasi alanda, para biriminin değer kaybı ve fiyat artışları nedeniyle ekonomik alanda, savaş, yaptırımlar ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamalar nedeniyle de dış alanda baskı artıyor. Bu unsurların bir araya gelmesi, krizin ülke içindeki toplumsal etkilerinin kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırıyor.


