Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Ulusal Birlik Hükümeti’nin eğitime yeniden başlanması çağrılarına rağmen

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
TT

Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)

Libya’da öğretmenlerin grevi, özellikle ülkenin batısındaki bazı bölgelerde eğitimi aksatmayı sürdürdü. Öğretmen Hareketi’nin başkanı, bütün talepleri karşılanana kadar protestoların devam edeceğini açıkladı. Bu tutum, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin okullarda eğitimin yeniden başlaması yönündeki çağrılarına ve Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararına rağmen değişmedi.

Öğretmen Hareketi Başkanı Eşref el-Hadi, dün basına yaptığı açıklamada, “Öğretmenlerin talepleri resmî olarak karşılanmadan oturma eyleminden ve grevden vazgeçmeyeceğiz. Taleplerimizin başında maaş artışı ve geçmiş dönemlerden kaynaklanan mali farkların ödenmesi geliyor” dedi. El-Hadi, okullara dönüşün, resmî, bağlayıcı ve uygulanabilir kararlarla desteklenmeyen yeni vaatlere dayandırılamayacağını vurguladı.

Anlaşmazlık, eğitim-öğretim yılının 13 Eylül’de başlaması planlanan tarihin üzerinden dört haftadan fazla zaman geçmesine rağmen okullarda eğitimin ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Grev, söz konusu tarihte başlamış ve farklı bölgelerdeki devlet okullarına yayılarak kamu kurumlarının önünde düzenlenen protestolarla devam etmişti.

Buna karşılık Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı Muhammed el-Karyu, dün ülkenin kuzeybatısındaki Tacura Belediyesi’ne bağlı bazı okulları ziyaret ederken, bakanlığın ve yürütme makamlarının öğretmenlerin haklarını korumaya ve talepleriyle ilgilenmeye önem verdiğini belirtti. El-Karyu, bu yaklaşımın öğretmenlerin eğitim görevlerini yerine getirirken gösterdikleri çabaların takdir edilmesinin bir gereği olduğunu ifade etti.

x
Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı, dün Tacura’daki okulları ziyaret etti (Bakanlık)

El-Karyu, eğitim kurumlarının istikrarlı biçimde faaliyet göstermesinin ve derslerin düzenli yürütülmesinin, öğrencilerin kapsamlı ve sürdürülebilir eğitim hakkını güvence altına alan temel unsur olduğunu belirterek, bunun öğrencilerin geleceğini ve akademik gelişimini korumak açısından önemine dikkat çekti.

Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti, Libya Genel Öğretmenler Sendikası ile varılan uzlaşının ardından eğitimin yeniden düzenli biçimde başlamasını sağlamaya çalışıyor. Ancak Öğretmen Hareketi, söz konusu uzlaşmayı nihai bir çözüm olarak kabul etmiyor ve yeterli güvencelerden yoksun olduğunu belirtiyor.

Cumartesi akşamı Trablus’ta Maliye, Yerel Yönetimler, Eğitim, Sağlık, Gençlik, Kültür ve Sanayi ve Madenler bakanlarının yanı sıra Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri, belediye başkanları ve eğitim denetim birimlerinin yöneticilerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda derslerin pazar gününden (dün) itibaren yeniden başlaması çağrısı yapıldı.

Katılımcılar, öğrencilerin eğitim hakkını “ulusal bir öncelik” olarak nitelendirdi. Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararını memnuniyetle karşılayan yetkililer, öğretmenleri okullara dönmeye çağırdı. Açıklamada, “Eğitimin aksamasının sürmesi, öğrenciler ve velileri üzerindeki olumsuz etkileri artırıyor” uyarısında bulunuldu.

Eğitim krizine güvenlik boyutu da eklendi

Eğitim krizine bir güvenlik kurumunun da müdahil olduğunu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İç Güvenlik Kurumu, cumartesi akşamı yayımladığı açıklamada, eğitim kurumlarının ve eğitim denetim birimlerine ait binaların demir zincirlerle kapatılması ve çeşitli bölgelerde derslerin engellenmesi konusunda uyarıda bulundu.

Kurum, açıklamasında söz konusu düzensizlikler karşısında “seyirci kalmayacağını” belirterek eğitim güvenliğinin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Eğitim kurumlarının baskı aracı olarak kullanılmasının açık bir hukuk ihlali teşkil ettiğini kaydetti.

İç Güvenlik Kurumu, protestoları kışkırtmakla, uygulamakla veya siyasi amaçlarla istismar etmekle suçlanan kişilerin “hukuki ve ahlaki sorumluluk taşıdığını” belirtti. Kurum ayrıca, olaya karıştığı tespit edilen kişiler hakkında kararlı hukuki ve güvenlik tedbirleri alınması amacıyla yargı makamlarıyla koordinasyon yürütüleceğini duyurdu.

Yerel gözlemciler, bu açıklamayı okulların kapalı tutulmasının sürmesine yönelik doğrudan bir tepki olarak değerlendirdi. Gelişmenin, krize yaklaşımın sendikal ve idari çerçevenin ötesine geçerek güvenlik boyutuna taşındığına işaret ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Libya Haber Ajansı’dan aktardığıma göre ajansa açıklamalarda bulunan Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığı Teknik ve Ortaöğretim Enstitülerinden Sorumlu Müsteşarı Abdülkadir ez-Zuruk Gani, öğretmenlerin taleplerinin resmî olarak ilgili bakana iletildiğini ve inceleme aşamasında olduğunu belirtti.

Taleplerin “meşru ve yasalarla güvence altına alınmış” olduğunu belirten Gani, öğretmenlerin haklarının korunması ve eğitimin en kısa sürede yeniden başlaması için diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulundu. Gani, gerekli işlemler tamamlanıp resmî karara varılmadan, eğitim takvimine ilişkin herhangi bir tarih açıklamayacaklarını da ifade etti.

Ülkenin doğusundaki Bingazi’de Eğitim Denetim Birimi Başkanı Cuma Halife de cumartesi günü kentteki öğretmen sendikası başkanı, okul yöneticileri ve sendika temsilcileriyle yaptığı toplantıda öğretmenlerin haklarına destek verdi. Halife, öğretmenlere hak ettiklerinin verilmesinin ve mesleki ve ekonomik koşullarının istikrara kavuşturulmasının önemini vurguladı.

Öğretmen Hareketi’nin talepleri arasında maaş cetvelinin birleştirilmesi, geçmiş dönemlerden kalan ücret farklarının ödenmesi, sağlık sigortasının uygulamaya konulması ve Öğretmeni Koruma Kanunu’nun yürürlüğe geçirilmesi bulunuyor.

Hükümet daha önce ekim ayı maaşından itibaren birleşik maaş cetvelini uygulamaya koymayı, ders saati ek ödeneğini düzenli ödemeyi, geçmiş dönemlere ait ücret farklarını belirlemeyi ve eğitim çalışanlarını sağlık sigortası sistemine dâhil etmek için çalışma yürütmeyi taahhüt etmişti.

Ancak hükümetin ve sendikanın açıklamalarına rağmen, Öğretmen Hareketi’nin protestoları sürdürme konusundaki ısrarı nedeniyle okullarda eğitimin ülke genelinde ne ölçüde normale döneceği belirsizliğini koruyor.



Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
TT

Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)

Libya’daki “Ulusal Ordu”nun Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile Bingazi’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında bir araya gelerek çeşitli güvenlik meselelerini ele aldı. Hafter, iki halk arasındaki köklü kardeşlik ve tarihî bağlara dikkat çekti.

Suriye diplomasisi, eş-Şeybani’nin ağustos ayının sonunda başkent Trablus’ta gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaklaşık 14 yıllık Libya yokluğunu sona erdirmişti. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve ortak iş birliği alanlarının geliştirilmesi hedeflenirken, Suriye’nin Libya Büyükelçiliği de yeniden açılmıştı.

Genel Komutanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Saddam Hafter’in Bingazi’deki merkezde gerçekleşen görüşmede Suriye yönetiminin “ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması, geçiş sürecinde karşılaşılan zorlukların aşılması, hayatın normale döndürülmesi ve uluslararası topluma açılım” konularındaki rolünü takdir ettiği belirtildi.

Hafter, Genel Komutanlığın Suriye yönetiminin yanında olduğunu vurgulayarak, “Kardeş Suriye halkına destek olmak ve Suriye’nin Arap ve uluslararası arenadaki konumunu yeniden kazanmasını sağlamak için elimizden gelen her türlü yardımı sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

scdfb
Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ve beraberindeki heyetle dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezinde görüştü. (Genel Komutanlık)

Suriye Dışişleri Bakanı eş-Şeybani ise Suriye yönetiminin Libya’da her düzeyde kalıcı istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak girişimleri desteklemeye önem verdiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Eş-Şeybani, görüşmede Suriye’deki son gelişmelere ilişkin de bilgi verdi.

Toplantıya Suriye tarafından Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdülkadir Tahan da katıldı.

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına göre görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı. Bu kapsamda, Bingazi’de Suriye Başkonsolosluğu açılması, iki taraf arasındaki ortak güvenlik meseleleri ve Libya’da kayıp olan Suriye vatandaşlarının durumunun takibi konuları ele alındı.

Suriye’nin Trablus Büyükelçiliği, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin Ağustos 2011’de devrilmesinden aylar sonra, 2012 yılında kapatılmıştı. Bu karar, o dönemde Libya’da oluşturulan Ulusal Geçiş Konseyi’nin Suriye devrimini tanımasının ardından alındı. İki ülke arasındaki ilişkiler, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde bu tarihten sonra kesildi.

Eş-Şeybani, daha önce 4 Ağustos’ta Libya’nın Şam Büyükelçiliği maslahatgüzarı Velid Hasan Ammar ile de görüşmüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alınmış, karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.

cvgr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezine gelişinde (Genel Komutanlık)

 


Gönül alma makamları Bağdat hükümeti’ne yük oluyor

Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
TT

Gönül alma makamları Bağdat hükümeti’ne yük oluyor

Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)

Irak’taki siyasi grupların talepleri, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin hükümet kadrosunu tamamlama çabalarını zorlaştırdı. Söz konusu gruplar, Bağdat hükümetine desteklerini sürdürme karşılığında dört başbakan yardımcısının atanmasını ve yeni bakanlıkların kurulmasını talep ediyor. Gözlemciler bu girişimleri “gönül alma makamları” olarak nitelendiriyor.

Bazı siyasi gruplar, Irak Parlamentosu’nun bugün başbakan yardımcılarının atanması ve aralarında Savunma, İçişleri ve Yükseköğretim bakanlıklarının da bulunduğu dokuz bakanlık için oylama yapmak üzere toplanacağını öne sürdü. Söz konusu talepler arasında yeni bakanlıkların kurulması da yer alıyor.

Ancak bir parlamento kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümet, dün akşam saatlerine kadar boş bulunan bakanlıkların doldurulması için oylama oturumu düzenlenmesini talep eden resmî bir başvuruyu Meclis Başkanlığına sunmadı” dedi. Bu durum, siyasi anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığını gösteriyor.

Bağdat’taki gözlemcilere göre siyasi grupların talepleri, dinarın döviz kurunun düşürülmesinin ardından piyasalarda yaşanan çalkantılara rağmen devam ediyor. Gözlemciler, yeniden gündeme getirilen “gönül alma makamlarının” bütçe üzerindeki yükü daha da artıracağı uyarısında bulunuyor.

Irak’ın, başta yaklaşık 8 milyon kamu çalışanı, emekli ve sözleşmeli personelin maaşları olmak üzere işletme giderlerini karşılamaya yetecek miktarda petrol ihraç edemediği bir dönemde, yeni makamların oluşturulmasının kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.


Babul Mendeb: İran Kızıldeniz'deki kozunu kaybettikten sonra ne olacak?

Yemen hükümetine bağlı Sahil Güvenlik birlikleri, stratejik Babul Mendeb Boğazı yakınlarındaki Taiz’in batısında hükümetin kontrolündeki Muha şehrinin açıklarında Kızıldeniz'deki bir devriye botunu izliyor, 12 Aralık 2023 (AFP)
Yemen hükümetine bağlı Sahil Güvenlik birlikleri, stratejik Babul Mendeb Boğazı yakınlarındaki Taiz’in batısında hükümetin kontrolündeki Muha şehrinin açıklarında Kızıldeniz'deki bir devriye botunu izliyor, 12 Aralık 2023 (AFP)
TT

Babul Mendeb: İran Kızıldeniz'deki kozunu kaybettikten sonra ne olacak?

Yemen hükümetine bağlı Sahil Güvenlik birlikleri, stratejik Babul Mendeb Boğazı yakınlarındaki Taiz’in batısında hükümetin kontrolündeki Muha şehrinin açıklarında Kızıldeniz'deki bir devriye botunu izliyor, 12 Aralık 2023 (AFP)
Yemen hükümetine bağlı Sahil Güvenlik birlikleri, stratejik Babul Mendeb Boğazı yakınlarındaki Taiz’in batısında hükümetin kontrolündeki Muha şehrinin açıklarında Kızıldeniz'deki bir devriye botunu izliyor, 12 Aralık 2023 (AFP)

Enver el-Ansi

Yemen hükümetine bağlı Amalika Tugayları, Babul Mendeb Boğazı'nı geri alarak gerçekleştirdiği bir dizi askeri başarıyı taçlandırdı. Bu gelişme, İran destekli Husi milisleriyle son derece zorlu koşullar altında günlerce süren şiddetli çatışmaların ardından yaşandı. Çatışmalar, Taiz şehrinin batı kesimindeki el-Vaziye bölgesinden, Kahbub Dağları'nın engebeli zirvelerine kadar geniş bir coğrafi alanda yaşandı ve boğazın kalbindeki Perim (Mayyun) Adası'nın ele geçirilmesiyle sonuçlandı.

Bu mutlak başarıyla birlikte, Amalika Tugayları, bir önceki yılın 10 Eylül'ünde bazı hükümet güçlerinin yaşadığı geri çekilmelerin ardından yeni bir sayfa açtı. Ayrıca, Husi milislerinin yanılsamaları ile İran Devrim Muhafızları'nın hayallerini de yıktı. Milisler ve Muhafızlar, stratejik ve ideolojik bölgedeki en hayati önemdeki ikinci su koridorunu kontrol etme hedeflerine ulaştıklarına inanıyorlardı, ama bu hayalleri suya düştü. Zira konumu itibarıyla, Babul Mendeb, Arap Körfezi'nin girişindeki Hürmüz Boğazı'ndan çok daha kritik.

Şüphesiz, Husi milislerinin Babul Mendeb'den kovulmasının ardından, bölgedeki ve dünyadaki birçok kişi rahat bir nefes aldı. Söz konusu zafer ile Yemen'in batı kıyısının tamamen özgürleştirilmesinin önü açıldı ve Zubab'dan başlayıp, ardından Muha'ya ve nihayetinde yakın gelecekte Hudeyde şehri ve üç limanına (tarihsel öneme sahip Hudeyde Limanı, ticari Salif Limanı ve Ras Isa petrol terminali) kadar tüm kasaba ve şehirlerin özgürleştirilmesinin zeminini hazırladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Amalika Tugayları’nın boğaza nazır yüksek Kahbub dağlarından hızlı ve beklenmedik ilerleyişinin ardından, cuma sabahı erken saatlerde Babul Mendeb'de yaşananlar bazılarını şaşırtmış olabilir. Buradan harekete geçen Amalika Tugayları unsurları Yemen anakarasından yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, dağın batısında bulunan Perim Adası'na ulaştılar. Milislerin adayı ve Kızıldeniz'in güneyindeki Yemen kıyılarını ele geçirmesinden bu yana geçen bir aydan kısa bir süre içinde, İran Devrim Muhafızları'nın desteğiyle Husiler, boğaz üzerindeki kontrollerini pekiştirmek için hızla tahkimatlar kurmaya, tüneller inşa etmeye ve radar sistemleri kurmaya başlamıştı. Ayrıca, Babul Mendeb Boğazı'nı kontrol etmelerinin, ilettikleri tehditlere göre Suudi Arabistan’a ait gemiler hariç, Kızıldeniz'de seyredecek Amerikan ve İsrail gemileri dahil diğer gemiler için bir tehdit oluşturmayacağına dair Washington'u temin etmek amacıyla Umman'ın başkenti Maskat'taki ABD Büyükelçiliği yetkilileriyle görüşmeye de çalıştılar.

Birçok Yemenli, Babul Mendeb Boğazı'na ve içindeki veya çevresindeki adalara nazır Yemen'in batı kıyılarını, vazgeçilemez ve kimsenin herhangi bir dış çatışmada manevra veya pazarlık için kullanamayacağı Yemen toprakları olarak görüyor

Ancak Yemen güçlerinin boğazı hızla geri alması, Suudi Arabistan liderliğinde meşru Yemen hükümetini destekleyen koalisyonun desteğiyle, Yemen Hava Kuvvetleri'nin hem savaş uçakları hem de insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği yoğun saldırılar altında ve saatler içinde gerçekleşti. Bu zafer, batı kıyısından Taiz şehrinin merkezindeki bölgelere binlerce savaşçısını nakleden ve el-Vaziye bölgesi ile Kahbub yaylaları üzerinde kontrol kurarak boğazda ve çevresinde varlıklarını güvence altına alabileceklerine inanan milislerin umutlarını yerle bir etti.

Bu, milislerin Babul Mendeb'deki ilk yenilgisi değildi. Daha önce 2014 ve 2015 yılları arasında Yemen'in güneybatı kıyısı boyunca ilerlediklerinde de geri püskürtülmüşlerdi. Ancak bu yenilgi farklı bir öneme sahip. Bu sefer Babul Mendeb'e, ABD ile büyük bir askeri çatışma beklentisiyle, İran Devrim Muhafızları ile yıllarca süren planlamanın, hazırlığın, onun desteğinin ve eğitiminin ardından ulaşmışlardı. Bu plan kapsamında İranlılar, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ile birlikte vekilleri Husilerin Babul Mendeb dahil olmak üzere Yemen'in güney batı kıyısını ele geçirmesini, seyrüsefer ve küresel ticaret yollarını etkilemek için ek bir araç olarak kullanmalarına olanak sağlamasını umuyorlardı. Bu, sadece Amerika Birleşik Devletleri için değil, tüm dünya için savaşın maliyetini artırmayı amaçlayan Hürmüz Boğazı'ndaki eylemlerine benziyor. Birçok İranlı siyasi ve askeri yetkili, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasına karşılık Babul Mendeb Boğazı'nı kastederek, başka bir boğazın kapatılacağını ima etmişti.

xscdfrg
Güneyli Devler (Amalika) Tugayları tarafından yayınlanan bir videodan alıntılanan kare, Taiz’e bağlı Zubab bölgesindeki bir yolda askeri bir konvoy içinde ilerleyen bir aracı gösteriyor, 6 Ekim 2026 (AFP)

Yemen halkının büyük çoğunluğu, Babul Mendeb'in ABD-İran çatışmasında bir pazarlık kozu olarak kullanılmasını ve Husi grubunun kendisini, topraklarını ve destekçilerini kendi savaşı olmayan bir savaşta İran'a hizmet etmek için kullanmasını reddediyor. Zira bu durum, tıpkı İsrail'in Gazze Savaşı sırasında Husi milislerinin direniş ekseninin İsrail’e karşı savaşına katılmasına karşılık olarak Yemen topraklarına düzenlediği saldırılarda olduğu gibi, Yemen'i hedef haline getirebilir ve kaynaklarına, sivil altyapısına ciddi zararlar verebilir. Yahut ABD'nin, Husi milislerinin ABD'nin Gazze Şeridi'ndeki İsrail savaşına ilişkin tutumuna misilleme olarak ABD gemilerini hedef almasının ardından, grubun kontrolündeki bölgelere karşı 53 gün süren hava harekatı başlatmasının ardından yaşanan yıkım gibi bir yıkıma maruz bırakabilir. Husi milisleri, Yemen devletinden bir yetki almadan ve İran'ın o savaş sırasında benimsediği “arenalar birliği” stratejisi doğrultusunda çatışmaya dahil olmuştu.

Babul Mendeb'in sembolizmi ve geri alınmasının önemi

Birçok Yemenli, Babul Mendeb'e nazır Yemen'in batı kıyısını, içindeki ve çevresindeki adalarla birlikte, Arap ulusal güvenliğinin çıkarlarına aykırı herhangi bir dış çatışmada manevra veya pazarlık aracı olarak kullanılamayacak Yemen toprakları olarak görüyor. Bu duruma örnek olarak, 6 Ekim 1973’teki Arap-İsrail savaşında, Kızıldeniz'e ve güney giriş kapısına kıyısı olan Arap devletlerinin tam mutabakatıyla Yemen ve Mısır arasında yapılan stratejik güvenlik anlaşmasıyla boğazın İsrail'e kapatılması verilebilir. Bu kapatma, Arap çıkarlarını korumaya ve savaş sırasında işgalci İsrail devletinin boğazı militarize etmesini önlemeye yönelik stratejik bir hamleydi.

Yemen'e bağlı Perim Adası arasında Babul Mendeb Boğazı, her iki tarafında yaklaşık 3 kilometre genişliğindedir. Maksimum derinliği yaklaşık 30 metredir ve bu da onu büyük ticari gemilerin ve dev petrol tankerlerinin geçişi için uygunsuz hale getirmektedir

Çoğu Yemenli için Babul Mendeb Boğazı, hem ulusal, hem bölgesel, hem de uluslararası düzeyde özel bir sembolik değere sahip. Bu nedenle boğazın, İran Devrim Muhafızları tarafından planlanan ve Husi milisleri tarafından uygulanan son savaşın başlığı haline gelmesine izin verilmemesi gerektiğinde ısrar ediyorlar. Bazılarına göre, planlama ve uygulamadan önce, bu sembolik önemi zayıflatmak ve tüm bölge üzerinde İran hegemonyasını kurmak için uzun süredir devam eden bir çaba vardı.

Bu nedenle, Yemenliler, Kızıldeniz'in güneyinde Husi milisleriyle devam eden çatışmada ülkelerinin egemenliğinin ve bağımsızlığının öncelik olmasını talep ettiler. Bilgili bir kaynağa göre, diğer herhangi bir askeri eylemden önce birincil amacın, “İran ve Husi milislerinin bu bölgede savaş ve çatışmadaki güç dengesini değiştiren ve böylece dünyanın bu hayati bölgesinde İran'ın yayılmacı projesine hizmet eden bir askeri gerçeklik kurmasını engellemek” olması çağrısında bulundular. Kaynak şunu da ekledi: “Birçok Yemenli ve Arap, operasyonun tamamını zorlaştıracak bir durum ortaya çıkmadan önce Babul Mendeb'in acilen geri alınması çağrısında bulundu. Zira Husiler Yemen’in Babul Mendeb kıyılarını ele geçirdikten sadece birkaç saat sonra, İran Devrim Muhafızları’ndan bazı uzmanlar hemen oraya giderek inceleme yapıp nasıl kullanılacağını belirlediler. Husilerin boğaz üzerindeki kontrolünü pekiştirmek ve sürdürmek için acil bir strateji geliştirmek üzerinde çalıştılar.”

Babul Mendeb: Alan ve önemi

Babul Mendeb Boğazı'nın genişliği ve derinliği her iki tarafta da farklılık gösteriyor. Yemen'in Perim Adası’nın ikiye böldüğü kısmında, doğu İskender Kanalı Yemen anakarasına doğru uzanır ve yaklaşık 3 kilometre genişliğe ulaşır. Bu kanalın maksimum derinliği yaklaşık 30 metredir ve bu da onu büyük ticari gemilerin ve dev petrol tankerlerinin geçişi için uygunsuz hale getirmektedir. “Batı Perim Kanalı” olarak bilinen, ada ile Afrika kıyıları arasında uzanan kanalsa, yaklaşık 25 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 310 metre derinliğindedir.

Yemen'deki çatışmanın başlamasından bir yıl sonra, 2016'da, askeri amaçlarla kullanılmak üzere bir hava üssü ve pist olarak hizmet vermek üzere, Babul Mendeb Boğazı'ndaki Perim Adası'na küçük bir havaalanı inşa edildi

Boğaz, bir tarafta Aden Körfezi ve Arap Denizi'ni, diğer tarafta ise Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz ve Akdeniz'i birbirine bağlıyor. Önemi, tüm bu denizleri ve su yollarını birbirine bağlayan hayati bir bağlantı ve ulaşım merkezi olmasından kaynaklanıyor. Boğaz, İran da dahil olmak üzere Körfez bölgesinden gelen petrol tankerleri için Güneydoğu ve Batı Asya ile Kuzeybatı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir köprü görevi görüyor. Normal şartlar altında, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'si ve konteyner ticaretinin yüzde 30'u, ayrıca deniz yoluyla taşınan petrol ve ürünlerinin yaklaşık yüzde 10'u Babul Mendeb ve Kızıldeniz'den geçmektedir. Husi saldırılarının 2023 sonlarında başlamasıyla birlikte, nakliye şirketleri gemilerini Ümit Burnu’na yönlendirmeye başlayınca, boğazdaki gemi trafiği keskin bir şekilde azaldı. Babul Mendeb Boğazı'nın kapatılması, Asya ve Avrupa arasındaki nakliye sürelerine 10-14 gün daha ekleyebilir, ulaşım ve sigorta maliyetlerini artırabilir ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayıplara yol açabilir.

Perim Askeri Havaalanı

Yemen'de çatışmanın başlamasından bir yıl sonra, 2016'da, Zubab bölgesinin bir parçası olan ve doğrudan Babul Mendeb Boğazı'na bakan Perim Adası'nda küçük bir havaalanı inşa edildi. Burası askeri amaçlarla kullanılan bir hava üssü ve pist olarak hizmet veriyor.

cdfghyju
Bir videodan alınan bir karede, Yemen'in Taiz şehrinde Husi milislerine ait teçhizatı ve hareketliliği hedef alan saldırılar sırasında meydana gelen bir patlamadan yükselen duman görülüyor, 1 Ekim 2026 (Reuters)

Askeri kaynaklara göre, pist 1,85 ila 3 kilometre uzunluğunda olup, “askeri uçaklar, kargo bombardıman uçakları veya uzun menzilli uçaklar da dahil olmak üzere” çeşitli uçak tiplerini barındırabiliyor. Bu havaalanı, gelişmiş askeri altyapının yanı sıra beton ve çelikten inşa edilmiş uçak hangarları ve sığınakları içerecek şekilde tasarlandı. Perim Adası'ndaki havaalanı, boğaz ve güney Kızıldeniz bölgesinde boğaza nazır stratejik Yemen limanları ve adaları boyunca uluslararası seyrüsefer rotalarını izlemek, takip etmek ve güvence altına almak amacıyla inşa edildi.