Batı Sahra: Washington geri adım atıyor ve MINURSO’nun önü yeni senaryolara açık

Ertelenen bir çözüm

Birleşmiş Milletler Batı Sahra Referandum Misyonu (MINURSO) üyeleri, Batı Sahra'nın Guerguerat bölgesinde, Fas ve Moritanya arasındaki sınır kapısının Fas tarafına varıyor, 25 Kasım 2020 (AFP)
Birleşmiş Milletler Batı Sahra Referandum Misyonu (MINURSO) üyeleri, Batı Sahra'nın Guerguerat bölgesinde, Fas ve Moritanya arasındaki sınır kapısının Fas tarafına varıyor, 25 Kasım 2020 (AFP)
TT

Batı Sahra: Washington geri adım atıyor ve MINURSO’nun önü yeni senaryolara açık

Birleşmiş Milletler Batı Sahra Referandum Misyonu (MINURSO) üyeleri, Batı Sahra'nın Guerguerat bölgesinde, Fas ve Moritanya arasındaki sınır kapısının Fas tarafına varıyor, 25 Kasım 2020 (AFP)
Birleşmiş Milletler Batı Sahra Referandum Misyonu (MINURSO) üyeleri, Batı Sahra'nın Guerguerat bölgesinde, Fas ve Moritanya arasındaki sınır kapısının Fas tarafına varıyor, 25 Kasım 2020 (AFP)

Rabia Abdusselam

Diplomatik perdenin ardında, kronik bölgesel çatışmalar siyasi gerçekçiliğin mantığına tabidir; burada pozisyonlar, sahadaki durumu alevlendirebilecek çözümlere yönelmekte acele etmekten uzakta, güç dengesine ve doğrudan stratejik çıkarlara dayalı olarak formüle edilir.

Bu katı pragmatik yaklaşım, ABD Başkanı'nın kıdemli danışmanı Massad Boulos'un Eylül 2026'da BM Genel Kurulu'nun oturum aralarında France 24 kanalına verdiği röportajda yer alan son mesajlar ile somutlaştı. Açıklamaları, ufukta yakın veya acil bir siyasi çözümün bulunmadığını, statükonun gücünü ve çatışmanın hızlı bir çözümü imkansız kılan zorluklarını ifade eden açık bir itiraf ve kabul niteliğindeydi.

Son müzakerelerin sonuçlarına ilişkin olarak Boulos, “şu anda çatışmaya yakın bir nihai çözüm bulunmadığını” itiraf ederek, “üç tur görüşmenin yapıcı ve verimli geçtiğini” ancak nihai bir anlaşmaya ulaşmadığını belirtti. Bir çözümün zaman çerçevesi ve olasılıklarını değerlendirirken, Amerikalı yetkilinin yanıtı netti: “Washington şu anda 'ulaşılmaya yakın hissedilen' bir çözüm olduğunu görmüyor.”

İlgili bir bağlamda, Boulos, “BM Güvenlik Konseyi'nin 2797 sayılı kararı kendi başına nihai hedefi temsil etmiyor, aksine kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözümün üzerine inşa edilmesi gereken temel müzakere çerçevesini oluşturuyor” diye vurguladı.

Amerikan Özel Temsilcisi’nin Batı Sahra için somut bir çözümün yokluğuna ilişkin açıklaması, proaktif yaklaşımlara yönelik bir kısıtlamayı temsil ediyor ve çatışma yönetimi stratejilerinin halen hızlı bir çözüm seçeneğinden daha öncelikli olduğunu doğruluyor

 Bölgesel dengelerle ilgili olarak Boulos, Cezayir'i “bölgede çok iyi ve Amerika Birleşik Devletleri için son derece önemli bir ortak” olarak nitelendirerek, “Washington, Cezayir'in siyasi süreci teşvik etmede ve çatışmanın taraflarını müzakere masasına getirmede oynayabileceği kilit rolü kabul ediyor” dedi.

 Zaman sınırlı yaklaşımın gerilemesi

Washington'un çatışmadaki gerçeklerle başa çıkmada izlediği mevcut diplomatik yaklaşım, zaman sınırlamalarıyla kısıtlanan önceki Amerikan coşkusundan açık bir geri adım atmayı yansıtıyor. Boulos'un açıklamaları, “altmış günlük” misyon sırasında Özel Temsilci olan Steve Witkoff tarafından benimsenen kararlı yaklaşımdan oldukça uzak ve onu bir çözümün zorluğunu kabul eden gerçekçi bir bakış açısıyla değiştirmiş gibi görünüyordu. Bu, şu soruları gündeme getiriyor: Yapıcı ve verimli müzakere turlarının nihai ve somut bir siyasi anlaşmaya dönüşmesini engelleyen faktörler nelerdir?

rgt
Batı Sahra'nın Guerguerat bölgesinde Fas askeri araçları araba enkazlarının yanından geçiyor, 24 Kasım 2020 (AFP)

İlgili tarafların yakın gelecekte uzlaşmacı bir çözümün formüle edilmesini imkansız kılan siyasi yaklaşımları arasındaki mevcut uçurumun sınırları nedir? “Altmış günlük” süre sınırından geri adım atma ve çözüme ulaşmanın zorluğunu kabul eden daha gerçekçi bir Amerikan vizyonuna doğru kayma ile birlikte, 31 Ekim dönüm noktası ve MINURSO'nun (BM Batı Sahra Referandum Misyonu) geleceği, bölgedeki güç dengesini nasıl etkileyecek?

Misyonun gelecekteki rolü, siyasi bir çözüm dayatmak yerine statükoyu yönetmekle mi sınırlı kalacak?

Bu sorulara dayanarak ve bu değişimin boyutlarını ortaya koymak için bir başlangıç ​​noktası olarak, Massad Boulos'un açıklamaları, zamanlaması ve içeriği göz önüne alındığında olağanüstü bir önem kazanıyor. Çünkü bölgesel analizler sorunun çözüme yakın olduğuna meyletmeye başlamışken, ABD Özel Temsilcisi’nin bir “çıkmaz”ın varlığını kabul etmesi diplomatik öncelikleri yeniden düzenledi.

Bu bağlamda, daha önce Batı Sahra ve Mağrip ülkeleriyle ilgili konularda özel temsilci olarak görev yapmış Cezayirli siyasetçi ve diplomat Ammar Belani şunları söylüyor: “Massad Boulos'un 'şu anda somut veya ulaşılabilir bir çözüm yok' şeklindeki açıklaması, proaktif yaklaşımlara yönelik bir kısıtlamayı temsil ediyor ve çatışma yönetimi stratejilerinin halen hızlı bir çözüm seçeneğinden daha öncelikli olduğunu doğruluyor.”

Bu temelde, 2797 sayılı kararı sürecin son aşaması olarak gören tahminler boşa çıktı, zira son açıklamalar diplomatik durumun hâlâ çıkmazda olduğunu teyit ediyor.

2797 sayılı BM kararı, kesin bir araç değil, müzakereleri yönetmek için bir mekanizma olmaya devam ediyor. Siyasi bir çözüme ulaşmak, müzakerelere ve Polisario Cephesi'nin karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak konusunda açık ve gönüllü onayına bağlı

 Önceki üç görüşme turunun “yapıcı” olarak övülmesine rağmen, somut bir anlaşmaya dönüşmemesi, müzakereler için nabız yoklama aşamasından kalıcı bir çözüme geçişi önleyen engelleri ortaya koyuyor. Dolayısıyla, BM kararı kesin bir araç değil, yalnızca müzakereleri yöneten bir mekanizma olmayı sürdürüyor.

scdfvgthy
Cezayir'in Tinduf şehrinin yaklaşık 170 kilometre güneydoğusunda bulunan Dakhla mülteci kampında Polisario Cephesi konferansı öncesinde “Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti” bayrağı göndere çekildi, 13 Ocak 2023 (AFP)

Cezayirli diplomat Ammar Belani, bu çıkmaza dair analitik okumasında, “BM kararı sadece bir müzakere çerçevesidir ve tek başına bir çerçeve bir sonuç üretemez. Bir anlaşmaya varılmalı ve daha da önemlisi, Polisario Cephesi'nden açık ve gönüllü bir onay alınmalı, çünkü bu, her iki taraf için de kabul edilebilir bir çözümü garanti edebilecek tek koşuldur” diye konuştu.

Bu çıkmazın nedenlerini incelemeye çalışan akademisyen, siyasi analist, güvenlik ve stratejik çalışmalar, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Abdurrefik Kaşut, müzakerelerin nihai bir anlaşmaya dönüşmemesinin nedenini bir dizi engele bağladı. El-Mecelle’nin kendisi ile yaptığı röportajda, “Mevcut toplantılarda usule ilişkin ciddiyet yok ve temel konular gerçek anlamda tartışılmıyor; müzakere edilecek konuları tanımlayan birleşik bir gündem üzerinde hiç bir ön anlaşma bulunmuyor” dedi.

Bu çıkmaz, sahadaki durumu kontrol eden tarafın tek taraflı yaklaşımı ve görüşmeleri yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden konularla sınırlandırma çabası ile daha da kötüleşiyor. Paralel olarak, müzakereleri yönlendirmeye ve konuyu stratejik bir pazarlık kozu olarak kullanmaya çalışan üçüncü taraf uluslararası ve bölgesel güçlerin devreye girişi de buna ekleniyor.

Bu nedenle Kaşut, kendi kaderini tayin etme talebinde bulunan tarafın, bu diplomatik yolun yalnızca zaman kazanmak ve sahada demografik değişiklikler yapmak için bir geciktirme taktiği olduğuna, gelecekteki bir referandum olasılığını ortadan kaldıran bir oldubittiyi dayatmayı amaçladığına dair inancı göz önüne alındığında, güven krizinin en önemli engel olmaya devam ettiği sonucuna varıyor.

Cezayir bir taraf değil

 Sahadaki bu çıkmaza karşılık, bölgesel sorumluluğun uluslararasılaştırılması girişimleri, uluslararası güçlerin pragmatik değerlendirmelerine tosluyor. ABD’li danışman Massad Boulos'un açıklamaları, Cezayir'in çatışmada doğrudan bir engel olarak gösterilmesini reddederek, onu “hayati önemde bir ortak” olarak tanımlayarak diplomatik dengeyi yeniden sağlamaya hizmet etti.

Belani, “Bazı anlatılar Cezayir'i çatışmanın ana tarafı olarak göstermeye çalışıyor. Ancak bu yaklaşım, Fas ve Polisario Cephesi'ni çatışmanın ve siyasi sürecin iki ana tarafı olarak sınıflandıran, Cezayir ve Moritanya’yı ise, bölgesel istikrarı güçlendirmek için BM öncülüğündeki bu süreci desteklemeleri istenen komşu ülkeler olarak tanımlayan BM'nin hukuki gerçekleriyle çelişiyor” dedi.

Bu diplomatik çerçevede, Amerikalı yetkili Massad Boulos'un yaklaşımı, birkaç gün önce Cezayir televizyonunda yayınlanan bir röportajında Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun tarafından yinelenen Cezayir’in kararlı resmi pozisyonuyla örtüşüyor. Tebbun röportajda, “Cezayir çatışmanın doğrudan tarafı değil. BM Güvenlik Konseyi kararları son derece açık: Çatışmanın iki tarafı Polisario Cephesi ve Fas Krallığı iken, Cezayir ve Moritanya bu konuda sadece gözlemci konumundadır” diye vurguladı.

dfrgtyh
Fas yönetimindeki Batı Sahra'nın Dakhla yakınlarındaki çölde batan güneşe karşı duran develer, 13 Ekim 2019 (AFP)

Bu diplomatik konumlanma kapsamında, Cumhurbaşkanı Tebbun, Cezayir’in pozisyonunun değişmediğini vurgulamak için ünlü sözünü tekrarladı: “Daha önce söylediğim ve şimdi de yinelediğim gibi; biz Sahralılardan daha Sahralı değiliz ve kabul ettikleri her kararı destekliyoruz.”

31 Ekim'in beklenen sonuçlarının analizi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre diplomatik alanda ve sahada çıkmaz devam ederken, tüm gözler 31 Ekim tarihine yönelmiş durumda. Bu dönüm noktası, BM Güvenlik Konseyi'nin çıkmazdan kurtulma ve bölgedeki MINURSO misyonunun özelliklerini ve geleceğini tanımlama kabiliyeti için yeni bir sınavı temsil ediyor. Zira bu tarihte Güvenlik Konseyi’nin, BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi ve BM Misyonunun Başkanı Alexander Ivanko'nun brifingini dinleyeceği, BM Genel Sekreterinin Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın son çalışmalarının sonuçlarına ilişkin beklenen siyasi raporunu sunacağı kapalı oturumları içeren yoğun bir gündemi olacak.

Bu, uluslararası toplumu gerçek bir sınav ile karşı karşıya bırakıyor: Karar, statükoyu sürdürüp bölgesel istikrarı koruyacak mı, yoksa çıkmazdan kurtulmak için yeni bir siyasi dinamik mi başlatacak?

MINURSO'nun sivil görevlerinin azaltılması ve rolünün ateşkesi izlemekle sınırlandırılması gibi senaryolar göz önüne alındığında, statükoyu yönetmek için askeri bir araç olarak mı kalacak, yoksa siyasi bir çözümle bağlantılı bir geçiş aşamasına mı geçecek?

Diplomat Ammar Belani, perde arkasındaki uluslararası güç dinamiklerine ilişkin analizinde: “BM Güvenlik Konseyi bugün genel olarak Fas'ın pozisyonunu desteklemeye eğilimli görünüyor, çünkü 11 ila 12 üyesi özerklik planını farklı derecelerde destekliyor. Ancak bu sayısal saflaşma, Çin ve Rusya gibi etkili büyük güçlerin çekincelerine tosluyor; bu güçler, Pakistan ile birlikte Ekim 2015'te 2797 sayılı karara ilişkin oylamada çekimser kalmışlardı” dedi.

 Belani, “Pakistan'ın pozisyonunun Keşmir sorunu ve kendi kaderini tayin etme meselesiyle bağlantılı bir temelden kaynaklandığını, Pekin ve Moskova'nın ise pozisyonlarını, taraflar arasında gerçek ve uzlaşmaya dayalı bir çözüm çerçevesi dışında dayatılan herhangi bir uluslararası emsalden çekinerek, nüfuz alanlarıyla ilgili daha geniş jeopolitik hesaplara dayandırdığını” düşünüyor.

Bu stratejik kompleksin gölgesinde, diplomat Ammar Belani şu görüşte: “Saha ve siyasi ortam artık bir sonraki aşamayı şekillendirecek birden fazla senaryoya açık. Bunların en öne çıkanı, MINURSO misyonunun sivil görevlerini ve işlevlerini azaltarak, askeri olarak ateşkesin gözetimine odaklanan sınırlı bir görevle devam etmesini sağlayarak, misyonun görev süresinin bir yıl daha uzatılması, ABD diplomasisinin doğrudan siyasi ağırlığının taraflar arasında dağıtılması senaryosudur.

İkincisi, Washington'un siyasi bir anlaşma sağlamasına olanak tanımak için sadece altı aylık kısa, teknik bir uzatmanın kabul edilmesidir. Üçüncü seçenek ise mevcut saha yaklaşımıyla mükemmel bir şekilde uyumlu bir yenilemedir; bu, Moskova ve Pekin tarafından daha sert tepkilerle karşılanabilecek bir yoldur.”

Belani'nin siyasi analizi, BM misyonunun askeri yetkisinin derin bir şekilde dönüştürülebileceği, öncelikle güvenlik odaklı bir misyona dönüştürülüp böylece zaten başlamış olan kaynak azaltma mantığının tamamlanabileceğini de varsayıyor.

Öte yandan, 2020'den beri devam eden düşük yoğunluklu çatışmalar ortamında yaratacağı güvenlik boşluğu göz önüne alındığında, misyonun tamamen sona erdirilmesi yakın vadede olası görünmüyor. Bununla birlikte, hakim görüş, misyonun belirli bir süre boyunca müzakerelere eşlik edeceği ve görevinin ayrı bir kararla değil, kapsamlı ve kabul edilebilir bir siyasi çözümün “otomatik sonucu” olarak değiştirileceği veya sona erdirileceği bir geçiş senaryosuna daha meyilli.

Bu analitik bakış açısına göre, bir dönüm noktası olarak 31 Ekim’e güvenmenin özü, misyonun devam edip etmeyeceği sorusunda değil, Güvenlik Konseyi'nin sürdürmeyi amaçladığı formülün niteliğinin belirlenmesinde ve MINURSO, statükoyu yönetmek için askeri ve prosedürel bir araç olarak mı kalacak, yoksa iyi niyetle ve ön koşullar ile pazarlıklardan uzak müzakere edilen siyasi bir çözümle bağlantılı bir geçiş aşamasına mı geçecek sorusunda yatıyor.



FBI Direktörü, ajanlarını UFC dövüşçülerinin eğitmesini istiyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki UFC temalı doğum günü kutlamasına katılan FBI Direktörü Kash Patel, özel ajanlara karma dövüş sanatları tekniklerini öğretmeleri için Dana White'ın UFC antrenörlerini getirmeye yönelik bir girişim başlattı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki UFC temalı doğum günü kutlamasına katılan FBI Direktörü Kash Patel, özel ajanlara karma dövüş sanatları tekniklerini öğretmeleri için Dana White'ın UFC antrenörlerini getirmeye yönelik bir girişim başlattı (AFP)
TT

FBI Direktörü, ajanlarını UFC dövüşçülerinin eğitmesini istiyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki UFC temalı doğum günü kutlamasına katılan FBI Direktörü Kash Patel, özel ajanlara karma dövüş sanatları tekniklerini öğretmeleri için Dana White'ın UFC antrenörlerini getirmeye yönelik bir girişim başlattı (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki UFC temalı doğum günü kutlamasına katılan FBI Direktörü Kash Patel, özel ajanlara karma dövüş sanatları tekniklerini öğretmeleri için Dana White'ın UFC antrenörlerini getirmeye yönelik bir girişim başlattı (AFP)

FBI ajanları yakında, ABD Başkanı'nın en sevdiği spor dallarından birindeki sporculardan yeni bir eğitim alma fırsatı bulabilir.

Direktör Kash Patel'in özel ajanlara karma dövüş sanatları tekniklerini öğretmeleri için Dana White'ın UFC antrenörlerini getirmek için girişimde bulunduğu bildirildi.

Eylülde yayımlanan kurum belgesine göre Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki UFC temalı doğum günü kutlamasına katılan Patel, ajanlara yönelik "taktiksel savunma teknikleri" eğitimi verilmesi için UFC'yle bir yıllık ve "tek tedarikçili" bir sözleşme yapmaya çalışıyor.

İlk olarak MS NOW tarafından haberleştirilen belgede, "Eğitimin amacı, yüksek riskli durumlarda özel ajanlar için hayati önem taşıyan fiziksel dövüş becerilerini, zihinsel dayanıklılığı ve taktiksel farkındalığı geliştirmektir" ifadesi yer alıyor. Tahmini tutar belgede gizlendiği için sözleşmenin değeri bilinmiyor.

UFC'nin başkanı White, uzun zamandır Trump'ın dostu. Başkan yıllar boyunca çok sayıda UFC maçına katıldı, hatta haziranda Amerika'nın 250. kuruluş yıldönümünü ve kendi 80. yaş gününü kutlamak amacıyla "Octagon"u Beyaz Saray'ın Güney Çimliği'ne getirtti. Patel de bu sporun bir hayranı ve çeşitli etkinliklerde görülmüştü.

FBI, belgesinde UFC'nin bu eğitimi vermek için "eşsiz bir yetkinliğe" sahip olduğunu belirtti ve antrenörlerin "vuruş teknikleri, boğuşma/yere indirme, silahlı saldırıya karşı savunma, yerde kontrol ve FBI'ın beklediği ve talep ettiği standartlarda kondisyon sağlama" konularındaki becerilerine dikkat çekti.

Önerilen bu anlaşma, federal sözleşmeler için normalde gerekli olan ihale sürecini devre dışı bırakacak. Bu, Trump yönetiminin geçmişte de başvurduğu bir yöntem.

The New York Times'ın hazirandaki haberine göre, Lincoln Anıtı Yansıma Havuzu'nun başarısızlıkla sonuçlanan yenileme çalışmaları sırasında Ulusal Park Hizmetleri, su arıtma sistemi kurma işini Ohio merkezli Greenwater Services'a ihalesiz vermişti. Trump'a bağış yapan bir kişiyle bağlantısı bulunan şirketle 1,7 milyon dolarlık sözleşme imzalanmıştı. Proje tamamlandıktan sadece birkaç gün sonra, havuzdaki su yosun patlaması nedeniyle yeşile dönmüştü.

FBI yeni ortaya çıkan bir belgede, önerilen sözleşmenin bir yıllık süresinin "daha fazla pazar araştırması yapılmasına ve tedarikçilerin bu gereksinimi karşılama konusunda daha donanımlı hale gelmesine olanak tanıyacağını" belirtti.

İleride oluşturulacak uzun vadeli sözleşme ise rekabete dayalı bir temelde hazırlanacak.

The Independent, önerilen anlaşmayla ilgili yorum almak üzere FBI'la temasa geçti.

FBI, UFC'yle daha önce de çalışmıştı.

UFC, martın başında yaptığı duyuruda mevcut ve eski sporcularının o hafta Quantico'yu ziyaret ederek, FBI Özel Ajan Akademisi öğrencileri ve dünyanın dört bir yanından gelen üst düzey FBI personeli için iki günlük bir eğitim semineri vereceklerini açıklamıştı.

Patel o dönemde yaptığı açıklamada, "Bu, FBI ajanlarımızın yeryüzündeki en iyi sporculardan bazılarıyla birlikte öğrenip antrenman yapmaları ve böylece dünyanın önde gelen kolluk kuvvetinin Amerikan halkını koruma konusunda daha da hazırlıklı olmasına katkı sağlamaları adına muazzam bir fırsat" demişti.

Dana White karma dövüş sanatları sektöründe kuralları yeniden yazdı. Kendisiyle, ekibindeki profesyonellerle ve UFC'yle birlikte çalışmaktan büyük onur duyuyoruz. Ülkemize duydukları ortak sevgi ve bu sayede onu daha iyi savunabilmemize sağladıkları katkı için kendilerine minnettarız.

Independent Türkçe


Donald Trump, Kamala Harris'in dış görünüşüyle dalga geçti

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü Tennessee'nin Clarksville kentindeki seçim mitinginde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'e alaycı bir şekilde "güzel" dedi ve bu sözler bazı kadın destekçileri güldürdü (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü Tennessee'nin Clarksville kentindeki seçim mitinginde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'e alaycı bir şekilde "güzel" dedi ve bu sözler bazı kadın destekçileri güldürdü (Reuters)
TT

Donald Trump, Kamala Harris'in dış görünüşüyle dalga geçti

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü Tennessee'nin Clarksville kentindeki seçim mitinginde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'e alaycı bir şekilde "güzel" dedi ve bu sözler bazı kadın destekçileri güldürdü (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi günü Tennessee'nin Clarksville kentindeki seçim mitinginde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'e alaycı bir şekilde "güzel" dedi ve bu sözler bazı kadın destekçileri güldürdü (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Tennessee'deki mitingde Kamala Harris'in dış görünüşünü hedef alarak eski başkan yardımcısına alaycı bir tavırla "güzel" dedi. Bu sırada arkasında duran kadın MAGA destekçisi kadınlar da bu aşağılayıcı şakaya gülerek eşlik etti.

Trump, cumartesi günü Tennessee'deki Cumhuriyetçi adaylar için düzenlenen ara seçim mitinginde, her zamanki tarzıyla hazırladığı konuşma metninin dışına çıkarak, Kovid-19 pandemisi sırasında Harris ve eski Başkan Joe Biden'ın gerçekleştirdiği seçim mitinglerini hatırlattı.

Trump, "O güzel Kamala'yı hatırlıyor musunuz? Birisi onun çok güzel olduğunu söylemişti. Gerçekten mi?" diyerek espri yaptı.

Trump'ın arkasındaki bazı kadınlar bu söze kahkahalarla güldü. İçlerinden biri Harris'e yönelik hoşnutsuzluğunu başparmağını aşağı çevirerek gösterirken, bir diğeri de şiddetle başını iki yana salladı.

Trump, Harris'in dış görünüşü hakkında defalarca yorum yaptı. Zaman zaman ona "güzel" derken, ardından 2024 başkanlık seçimindeki rakibinden daha iyi göründüğünü iddia etti.

Ağustos 2024'te Elon Musk'la canlı yayımlanan sohbette Trump, Harris'in bir çiziminin yer aldığı Time dergisi kapağı üzerine konuşmuş ve onun dış görünüşünü incelemişti.

Trump, Musk'a, "Gelmiş geçmiş en güzel aktris gibi görünüyor. Aslında, harika bir First Lady olan Melania'ya çok benziyordu. Kamala gibi görünmüyordu" dedi.

Ama tabii ki o güzel bir kadın, o yüzden konuyu burada kapatalım, değil mi?

Bir haftadan kısa süre sonra Trump, Pensilvanya'daki mitingde konuya geri dönmüştü.

Trump tezahürat yapan kalabalığa, "Bir kadına asla güzel demeyin çünkü bu siyasi kariyerinizin sonu olur" demişti.

Ama ben çok daha iyi göründüğümü söylüyorum. Kamala'dan daha iyi görünen biriyim.

Trump, cumartesi günkü mitingin başka bir bölümünde eşi Melania Trump'tan da şikayet etti ve onun kendi konuşma tarzını onaylamadığını öne sürdü.

Eşim bunu yapmamdan nefret ediyor. Bunun 'hiç de zarif olmadığını' ve 'başkanlık makamına yakışmadığını' söylüyor. Ben de ona 'başkanlık makamına yakışmıyor olabilir ama seçimi açık ara farkla kazandım' dedim.

Trump, Melania'dan "çok zarif bir kadın" diye övgüyle söz ettikten sonra onun belgeseline geçti ve yapımın yılın bir numaralı filmi olduğunu iddia etti.

Üstelik bir numaralı film olması hoşuma gitmiyor. Nedenini biliyor musunuz? Bir ailede tek bir yıldıza yer vardır, bu yüzden benim böyle film işlerine ihtiyacım yok.

Independent Türkçe


Endonezya cami hoparlörlerini deprem uyarı sistemine dönüştürüyor

Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
TT

Endonezya cami hoparlörlerini deprem uyarı sistemine dönüştürüyor

Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)
Eylül 2018'de Endonezya'nın Palu kentinde yıkılan bir caminin enkazı… Palu depremi ve tsunamisinde 4 bin 340 kişi yaşamını yitirmişti (Mohd Rasfan / AFP)

Endonezya'da bilim insanları, cami hoparlörlerini deprem erken uyarılarının halka iletilmesinde kullanmak için çalışıyor.

Camilerin ülke genelinde yaygın olması, bu yöntemin tercih edilmesindeki en önemli etkenlerden biri. Özellikle uzak yerleşimlerde mevcut hoparlör altyapısından yararlanılması, yeni bir duyuru ağı kurma ihtiyacını azaltabilir.

Araştırmacılar, cep telefonu şebekelerinin afet sırasında aksayabileceğine de dikkat çekiyor. Cami hoparlörleri, mobil iletişimin kesintiye uğradığı veya yeterince güçlü olmadığı bölgelerde halka ulaşmak için alternatif bir kanal oluşturabilir.

Japonya ve Endonezya'nın ortak çalışması, başkent Cakarta'yı da kapsayan Cava Adası'nın batısına odaklanıyor. Projede sismik gözlem ağıyla yer hareketlerinin gerçek zamanlı olarak tahmin edilmesi, uyarıların hızla iletilmesi ve halkın bu uyarılar doğrultusunda gerekli önlemleri almasını sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Guardian'ın haberine göre, bazı camiler sismik sensör ağına bağlandı. Ancak sistem henüz prototip aşamasında ve halka deprem uyarısı vermeye başlamadı.

Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı'nın (JST) yayımladığı proje bilgilerinde, uyarıların iletilmesinde camilerden yararlanılacağı vurgulanıyor.

Beş yıllık araştırmanın Japonya tarafını Kyoto Üniversitesi Afet Önleme Araştırma Enstitüsü'nden Hiroshi Inoue, Endonezya tarafını ise Ulusal Araştırma ve İnovasyon Ajansı'ndan (BRIN) Andi Eka Sakya yönetiyor.

Çalışmaya Tokyo Üniversitesi, Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Kurumu (BMKG), Bandung Teknoloji Enstitüsü ve afet yönetimi kuruluşları da katılıyor.

Japonya'nın resmi kalkınma yardımı programından da destek alan araştırma, 2025'te Cava Adası'nın batısındaki üç eyalette başladı. Japan Times'ın aktardığına göre Endonezya, sistemi 2030'a kadar Cakarta ve bazı diğer bölgelerde denemeyi, ardından erken uyarı ağını ülke geneline yaymayı hedefliyor. Araştırmacılar bu kapsamda düşük maliyetli deprem gözlem cihazları da geliştiriyor.

Projenin Endonezya ayağını yöneten Andi Eka Sakya, 28 Temmuz'da Japonya'nın Kumamoto bölgesinde meydana gelen deprem sırasında ülkede bulunduğunu anlattı. Erken uyarının ardından televizyonlarda halka güvenlik önlemlerinin gösterildiğini ve panik yaşanmadığını belirten araştırmacı, Endonezya'da da benzer bir sistem kurmak istediklerini söyledi.

Proje yalnızca halka alarm vermekle sınırlı değil. Araştırmacılar, deprem tespit edildiğinde demiryolu seferlerinin ve fabrikalardaki makinelerin otomatik olarak durdurulmasını da hedefliyor. Böylece sarsıntı başlamadan önce alınacak önlemlerle olası hasarın azaltılması amaçlanıyor. Okul hoparlörleriyle radyo ve televizyon yayınlarının uyarı kanalı olarak kullanılması da proje kapsamında araştırılıyor.

Projenin bir başka hedefi de binaların deprem sırasındaki tepkilerine göre acil tahliye yönergeleri hazırlamak. JST, dünyadaki depremlerde can kayıplarının büyük bölümünün yapısal açıdan zayıf evlerin çökmesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Bu nedenle araştırmacılar, erken uyarıların yalnızca halka ulaştırılmasını değil, insanların bulundukları yapıların özelliklerine uygun biçimde hareket edebilmesini de sağlamaya çalışıyor.

Geliştirilecek yöntemlerin uygulamalı eğitimlerle halka aktarılması ve sistemin afetlerin etkisini azaltmada ne kadar başarılı olduğunun değerlendirilmesi planlanıyor.

Araştırmacılar, Endonezya'da edinilecek deneyimlerden daha sonra başka gelişmekte olan ülkelerde de yararlanılmasını amaçlıyor.

Independent Türkçe, Guardian, Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı (JST), Japan Times