Trump: Çin ve Rusya, İran’a yardım ederlerse ‘çok şey kaybedecekler’

(foto altı) St. Petersburg’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (AP)
(foto altı) St. Petersburg’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (AP)
TT

Trump: Çin ve Rusya, İran’a yardım ederlerse ‘çok şey kaybedecekler’

(foto altı) St. Petersburg’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (AP)
(foto altı) St. Petersburg’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün geç saatlerde yaptığı açıklamada, Çin ve Rusya’nın İran’a yardım ettiğini düşünmediğini belirterek, Moskova ve Pekin’in Tahran’a destek vermeleri halinde ‘kaybedecek çok şeyleri’ olduğunu söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, eleştirmenlerinin ve muhaliflerinin Çin ile Rusya’nın İran’a yardım ettiği yönündeki açıklamalarını gördüğünü belirtti.

Trump, “Eğer böyle bir şey yapıyorlarsa bu, son derece sınırlı düzeydedir. Ancak bunu kesinlikle yaptıklarını düşünmüyorum. Kaybedecek çok şeyleri var. Biz bunu öğreneceğiz… Çok kısa sürede öğreneceğiz” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Trump, geçtiğimiz temmuz ayında yaptığı açıklamada, Çin ve Rusya’nın savaşta Tahran’a yardım etmeyeceğine güvendiğini belirtmiş, ancak çatışmaya müdahil olmaları durumunda bunun ‘kendileri açısından çok kötü’ olacağı uyarısında bulunmuştu.

ABD, 28 Şubat’ta Washington ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılar düzenlemesiyle başlayan süreçten bu yana İran’la savaş halinde. Tahran ise İsrail’e ve ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine saldırılarla karşılık verdi.

O tarihten bu yana ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.

Trump daha önce Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i İran savaşında ‘tarafsız’ olarak nitelendirmişti.

Moskova ve Pekin, Tahran’la yakın ilişkiler yürütüyor. Rusya, İran savaşının Ortadoğu’da nükleer silahlanma yarışına yol açabileceğini belirtirken Çin, Washington’ın Tahran’a yönelik saldırılarını kınayarak bunları İran’ın egemenliğinin açık bir ihlali olarak nitelendirdi.

Trump, geçen ay Şi’nin Washington ziyareti sırasında kendisini İran’a destek vermemesi konusunda uyarmıştı. ABD’nin Pekin Büyükelçisi de Trump’a Çin’in böyle bir adım atmayacağı yönünde güvence verildiğini söylemişti.

Bu uyarı, Çin’in İran’a omuzdan atılan hava savunma füzeleri sağladığı ve Tahran’ın Çin’in yardımıyla petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmanın yollarını bulduğu yönündeki haberlerin ardından geldi.



Falkland tartışmasında Interpol krizi

Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
TT

Falkland tartışmasında Interpol krizi

Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)
Falkland Adaları tartışması, Londra ve Buenos Aires arasındaki gerilimi artırıyor (AP)

Birleşik Krallık (BK), Falkland Adaları açıklarındaki petrol projesinde görevli kişilerin tutuklanmasına yönelik Arjantin'in taleplerini reddetmesi amacıyla Interpol'e başvurdu.

Guardian'ın haberine göre Londra yönetiminin, Lyon'daki Interpol merkezine gönderdiği mektupta, aralarında Britanya vatandaşlarının da bulunduğu kişilere yönelik kırmızı bülten taleplerinin "siyasi amaçlı" olduğu savunuldu.

Haberde Londra veya Buenos Aires'in Interpol'le ne zaman iletişime geçtiğine dair bilgi paylaşılmıyor. 

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Britanya Denizaşırı Toprakları'nın parçası olan Falkland Adaları açıklarındaki petrol faaliyetlerinin sonlandırılmaması halinde BK yönetimine karşı hukuki süreç başlatma tehdidi savurmuştu.

Milei, 28 Eylül'deki sosyal medya paylaşımında, İsrailli Navitas ve Britanyalı Rockhopper Exploration şirketlerinin yer aldığı Sea Lion projesinin durdurulması için Londra'ya iki hafta süre tanıdığını açıklamıştı. Aksi halde Arjantin Dışişleri Bakanlığı'na uluslararası tahkim sürecini başlatma talimatı verdiğini belirtmişti.

Guardian, sürenin 12 Ekim Pazartesi günü dolduğunu ve Arjantin'in Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında BK'ye karşı tahkim başvurusu yapmasının beklendiğini yazıyor.

Gazetenin aktardığına göre Interpol, BK yönetimine gönderdiği yanıtta kuruluşun tüzüğünün 3. Maddesi'ne bağlı kalacağını belirtti. Sözkonusu madde, Interpol'ün siyasi nitelikteki herhangi bir müdahale veya faaliyette bulunmasını yasaklıyor.

Falkland Adaları hükümetinin üst düzey yöneticisi Andrea Clausen, Arjantin'in Interpol'ü devreye sokmasını tehdit olarak nitelendirerek teşkilatın harekete geçmemesini umduğunu söyledi.

Dünya Kupası pankartı gerilimi artırmıştı

Arjantin'le BK arasında Falkland Adaları nedeniyle yaşanan gerilim, 15 Temmuz'da 2026 FIFA Dünya Kupası yarı finalinde oynanan maçın ardından tekrar gündeme taşınmıştı. İngiltere'yi 2-1 yenerek finale yükselen Arjantinli futbolcular, sahada "Las Malvinas son Argentinas" (Falkland Adaları Arjantin'indir) yazılı pankart açmıştı. Arjantin'de adalar için "Las Malvinas" adı kullanılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da 31 Ağustos'ta ülkesinin Falkland Adaları konusundaki tutumunu gözden geçirdiğini söylemişti. 

BK Başbakanı Andy Burnham, 12 Ekim'de parlamentoda yaptığı açıklamada, Trump'la New York'taki Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjında gerçekleştirdiği görüşmede, "ada sakinlerinin Britanya yönetimi altında kalmaya yönelik açık ve net bir irade sergilediğini" ilettiğini belirtti.

1982'de Arjantin ve BK arasında yaşanan Falkland Savaşı'nda 649 Arjantinli asker, 255 Britanyalı asker ve üç ada sakini hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Guardian, Merco Press


ABD'nin dizel stratejisi Rusya'yı müzakere masasına döndürür mü?

Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
TT

ABD'nin dizel stratejisi Rusya'yı müzakere masasına döndürür mü?

Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)
Kremlin, Trump ve Putin arasındaki dizel anlaşmasının ardından ABD'nin açıkladığı enerji ateşkesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü bildirdi (Reuters)

Washington ve Kremlin arasında yapılan dizel yakıt tedariki anlaşmasının yankıları sürüyor.

Reuters'ın analizine göre Donald Trump yönetimi, anlaşma sayesinde Moskova'nın Ukrayna'yla barış görüşmelerine yönelik yaklaşımını "yumuşatmayı" amaçlıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklara göre ABD'li yetkililer, 9 Ekim'de Miami'de yapılan görüşmelerde Ukraynalı heyete, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sonlandırmak için müzakerelere hazır olmadığını söyledi. Toplantıya ABD'li yetkililerin yanı sıra Avrupalı temsilciler de katılmıştı.

ABD'li temsilciler, Rusya'yla dizel yakıt tedariki anlaşmasının üçlü görüşmelerin yeniden başlamasına yardımcı olabileceğini ifade etmiş.

Trump anlaşma kapsamında Rusya'nın ABD ve küresel piyasalara 2,25 milyon varilden fazla dizel yakıt sağlayacağını duyurmuştu. ABD Başkanı, bunun artan enerji fiyatlarını düşüreceğini savunurken Demokratlardan da Cumhuriyetçilerden de anlaşmaya tepki gelmişti.

Miami'deki toplantıda Trump'ın damadı Jared Kushner'ın, Ukrayna'dan Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurmasını istediği aktarılıyor. ABD yönetimi bu talebi daha önce de Kiev'e iletmişti.

ABD Başkanı, pazar günü de (11 Ekim) Rusya'yla Ukrayna arasında enerji ateşkesi ilan edildiğini açıklamış ancak Moskova veya Kiev bunu doğrulamamıştı.

Rusya dünkü saldırılarda Ukrayna'daki enerji altyapısını vururken, Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin 60 günlük kapsamlı ateşkes önerisini reddetti.

Analize göre Kiev yönetimi, Rusya'yı ticari anlaşmalarla müzakere masasına döndürme girişimlerine şüpheyle yaklaşıyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan Kremlin'e yakın bir kaynak, Putin'in ancak Donbas'ın kalan yüzde 11'ini ele geçirdiğinde müzakere masasına döneceğini ve bunu ülke içinde zafer olarak sunabileceğini savunuyor. Ukrayna ise toprak tavizi seçeneğine yanaşmıyor.

Zelenski, dünkü açıklamasında enerji ateşkesinin ilanından bu yana Ukrayna'nın Rusya'daki rafinerilere ya da enerji altyapısına saldırı düzenlemediğini söyledi. Buna karşılık Moskova'nın saldırıları sürdürdüğünü ifade etti. Ayrıca "gerilimi karşılıklı olarak düşürmeye yönelik adımlara hazır olduklarını" yineledi.  

Trump, geçen haftaki açıklamasında Ukrayna'nın "yeni bir lider bulma vaktinin geldiğini" iddia etmişti. New York Times'a konuşan kaynaklar, Trump'ın Zelenski'ye "çok öfkeli olduğunu" belirtiyor. Toplantıda ABD'li yetkililerin, Kiev'le askeri istihbarat paylaşımını kesmeye yönelik örtük bir tehditte bulunduğunu savunuyorlar.

Haberde ayrıca görüşmeye katılan Avrupalı yetkililerin, ABD ve Rusya arasındaki dizel anlaşması karşısında "şaşkına döndüğü" aktarılıyor.

Independent Türkçe, Reuters, CNN, New York Times


İran, ABD saldırılarına hazırlanıyor: Körfez ülkeleri yeniden hedefte

İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
TT

İran, ABD saldırılarına hazırlanıyor: Körfez ülkeleri yeniden hedefte

İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)
İran ordusu, olası ABD saldırılarına karşı Washington'ın Körfez'deki müttefiklerini tekrar hedef alabilir (AFP)

ABD'nin tekrar kapsamlı saldırıya geçme ihtimaline karşı İran, nükleer tesisler dahil savunmalarını güçlendiriyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre Tahran, Donald Trump'ın ABD'de kasımda düzenlenecek ara seçimlerden sonra tekrar saldırı talimatı vermesi ihtimaline karşı hazırlanıyor.

Uydu görüntüleri, İran'ın nükleer tesisler ve sınır bölgeleri dahil stratejik noktaları saldırılara karşı daha dayanıklı hale getirdiğini gösteriyor.

Kazma Dağı ve Natanz nükleer tesislerinin çevresinde, olası kara harekatına karşı savunma hatları inşa edildiği aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım'da düzenlenecek ara seçimlerden önce İran'a saldırı düzenlenmeyeceğini söylese de temmuzdaki açıklamasında Kazma Dağı'nın vurulabileceğini belirtmişti. ABD ve İsrail, "Kolang Dağı" diye de bilinen dağın altında nükleer santrifüjlerin gizlendiğini savunuyor.

Habere göre Tahran yönetimi, İran halkını da yeniden başlayabilecek bir savaşa hazırlıyor. Tahran'daki reklam panolarında sivillere omuzdan ateşlenen uçaksavar füzeleri ve keskin nişancı tüfeklerinin kullanımıyla ilgili eğitimler verileceği duyuruluyor.

Başkentte rejim yanlısı gösterilerin de son dönemde arttığı aktarılıyor.

Analizde, yüksek irtifada uçan bombardıman uçakları ve seyir füzelerine karşı koyma kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle İran'ın Körfez ülkelerini hedef alarak, Amerikan operasyonuna karşı caydırıcılık oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günkü açıklamasında, ABD yeniden saldırıya geçerse misilleme kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) hedef alınabileceği tehdidini savurmuştu:

Henüz ABD'nin BAE'deki değerli varlıklarını hedef listemize eklemedik. Eğer saldırı düzenlenirse bölgedeki kablolar, veri merkezleri ve yapay zeka tesislerinin büyük kısmı yok olacak. Bölgedeki bu unsurların değeri 2 trilyon doların üzerinde.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklara göre İranlı yetkililer, ABD'nin saldırıları tekrar başlatması halinde Suudi Arabistan'ın petrol rafinerilerinin hedef alınabileceğine dair uyarılar da yapmış.

Böyle bir durumda Tahran destekli Husilerin son dönemde ülkedeki havalimanlarına ve petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılarla mücadele eden Riyad yönetimi üzerindeki baskı iyice artabilir.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, dünkü açıklamasında Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğuyla ABD'yle görüşmelerin sürdüğünü belirterek, "ABD ekonomik savaşını sürdürdükçe Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizlik devam edecek" ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi de bugünkü X paylaşımında, "Hiçbir bölge dışı gücün Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde tehdit oluşturma, tahakküm kurmaya yönelik varlık gösterme veya müdahalede bulunma hakkı olmadığını" vurguladı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Mehr, Iran International