Fransa, hayat pahalılığını protesto etmek için yüz binlerce kişinin katıldığı gösterilerin ardından, ülke genelinde bir gün boyunca yaşanan şiddet olayları, yağma ve kargaşanın yol açtığı hasarı tespit ediyor. Olaylar, cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala yaşandı.
Toplumsal gerilimin tırmandığı ve parlamentoda çoğunluğa sahip olmaması nedeniyle hükümetin hareket alanının daraldığı bir dönemde yönetim, şiddet olaylarına karışanlara karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın Fransız haber ajansı AFP'den aktardığı habere göre olaylardaki şiddetin boyutu 2023'teki protestoları ve 2018-2019 yıllarında düzenlenen Sarı Yelekliler eylemlerini aştı.
Paris başta olmak üzere büyük kentlerin sokaklarında yüzlerce işletme ve mağaza hedef alındı. Molozlar ve yanmış motosikletlerin enkazı sokakların büyük bölümünü kapladı. Yerel yetkililer, “Sokakların tamamı sistematik biçimde tahrip edildi” açıklamasında bulundu.

AFP muhabirlerinin Paris'ten aktardığına göre, küçük gruplar hâlinde hareket eden gençler organize şekilde yağma eylemlerine girişti. Maske ve eldiven takan kişiler, mağazaların camlarını kırıp içeri girmeden önce güvenlik kameralarını devre dışı bıraktı.
Güneydeki Marsilya, kuzeydeki Lille ve güneybatıdaki Bordeaux kentlerinde göstericiler belediye ve valilik binalarına girerek tahribata yol açtı. Fransa'nın orta kesimindeki Limoges kentinde ise yerel yetkililere göre 19. yüzyıldan kalma büyük belediye binasının önemli bir bölümü yangında zarar gördü.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, X platformundan yaptığı açıklamada, “tahribat gerçekleştiren, kamu kurumlarına veya işletmelere saldıran ya da yağma eylemlerine katılan herkesin” peşine düşüleceğini ve cezalandırılacağını bildirdi.
Yetkililer, cumartesi günü 1.200 kişinin gözaltına alındığını, göstericilerle yaşanan çatışmalarda 150 güvenlik görevlisinin yaralandığını açıkladı.

Göstericiler arasında da yaralananlar oldu. Bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. Orta Fransa'daki Saint-Étienne kentinde 17 yaşındaki bir gencin, polisin attığı bir bomba nedeniyle elinin koptuğu belirtildi.
Başbakan Sébastien Lecornu, gece saatlerinde güvenlik güçlerini ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, “Bu akşam bilanço daha ağır olmadığı için kendimizi şanslı saymalıyız” dedi.
Ağır maliyet
İçişleri Bakanlığının tahminlerine göre gösterilere yaklaşık 550 bin kişi katıldı. Organizatörler ise katılımcı sayısının 800 bine ulaştığını öne sürdü.

Göstericiler arasında yer alan sosyal hizmet uzmanı Régine Monféraud, “Hayat pahalılığını protesto etmek ve düşük ücretler karşılığında didinip durmaktan, kiraların da sürekli yükselmesinden bıktığımızı söylemek için geldim” dedi.
Protestolar ve bunlara eşlik eden şiddet olayları, siyasi partiler arasında farklı tepkilere yol açtı. Radikal sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, Paris'teki gösteriye katılarak şiddet ve tahribat eylemlerinden uzak durulması çağrısında bulundu.

Anketlerde önde görünen aşırı sağcı lider Marine Le Pen ise Ulusal Birlik (RN) partisinin polisin yanında olduğunu vurguladı. Le Pen, solun tutumunun “şiddeti meşrulaştırdığını” ve ülkeyi kaosa sürüklediğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala Mélenchon ile Le Pen arasındaki siyasi rekabet de giderek sertleşiyor. Birçok kamuoyu yoklaması, iki liderin seçimlerin ikinci turunda karşı karşıya gelebileceğine işaret ediyor.

Özellikle Paris'te şiddet olaylarının gece geç saatlere kadar sürmesi üzerine Başbakan Lecornu, hasarın maliyetinin “çok yüksek olacağı” uyarısında bulundu.
Ticaret ve Dağıtım Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard da olayların “önemli ekonomik ve mali sonuçlar” doğurmasını beklediğini söyledi.