İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerinin girişlerine ve çevre yollarına ateş açmayı sürdürmesiyle birlikte, bölge sakinlerinin köyler arasında ulaşımını tehdit eden riskler artıyor. Bu durum, girişleri kapatılmadan veya köylerin içine asker konuşlandırılmadan bazı yerleşimlerin fiilen tecrit edilmesi endişesini doğuruyor.
Mevcut durumun sonuçları günlük trafik akışının ötesine geçerek bölge halkının tarım arazilerine ve sağlık merkezlerine erişimini de etkiliyor. Bu gelişmeler, İsrail’in bölgedeki askeri hareketliliğini ve hava gözetimini sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Konu, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında perşembe akşamı gerçekleştirilen telefon görüşmesinde ele alındı.
Geçtiğimiz perşembe günü İsrail güçleri, Kafr Şuba beldesi sakinlerinin tarlalarına ulaşmasını engelledi. Bu gelişmeden önce salı günü İsrail’in faaliyetleri Mercayun-İbil es-Saki yolunu etkilemiş, aynı zamanda Haris ve Beraşit beldelerinin çevresi bombalanmış ve el-Mansuri beldesinin girişlerine doğru ateş açılmıştı.
Geri dönüşü engellemek için ateş gücüyle kontrol sağlanıyor
Emekli Tuğgeneral Dr. Hişam Cabir Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İsrail geçmişteki askeri deneyimlerinden ders çıkardı. Bu nedenle bu kez sarı hattın dışında kalan güney köylerini işgal edip buralara asker konuşlandırmak istemiyor. Bunun yerine, hattın dışında kalan köylere hâkim stratejik noktaları ele geçirmeyi hedefliyor. Böylece köylerin çevresindeki bölgeleri uzaktan kontrol altında tutarken, köylere girmeleri durumunda askerlerinin karşılaşabileceği tehlikelerden kaçınmayı amaçlıyor” dedi.
Mevcut İsrail taktiğinin, İsrail güçlerinin konuşlandığı askeri mevzilerden köyleri birbirine bağlayan ana ve tali yolları ateş altına alarak kontrol sağlamaya dayandığını belirten Cabir, buna İHA’larla kesintisiz hava gözetiminin de eşlik ettiğini ifade etti.
İsrail’e ait İHA’ların bölgedeki hareketliliği sürekli izlediğini kaydeden Cabir, yollardan herhangi birinde hareketlilik tespit edildiğinde kullanılan araçların niteliğinin incelendiğini belirtti. Cabir, bazı araçların yalnızca şüphe üzerine hedef alınabildiğini, bunlar arasında sık sık saldırıya uğrayan motosikletlerin de bulunduğunu söyledi. Minibüs gibi diğer araçların da hareketin niteliğine ve İsrail’in şüphelerine bağlı olarak tehlikeyle karşı karşıya kalabileceğini dile getirdi.
Cabir, sınır köylerini birbirine bağlayan yolların doğrudan askeri işgal altında bulunmasalar bile tehlikeli hale geleceğini vurguladı.

Nitekim bazı yollar, bölge fiilen işgal altında olmamasına rağmen geçişin mümkün olmadığı tehlikeli ve izole güzergâhlara dönüştü. Bunlar arasında Hırdali yönündeki Nebatiye-Mercayun yolu da bulunuyor. Bu güzergâhtan hiçbir araç geçemiyor. Nebatiye el-Fevka, Kafr Tibnit ve Kafr Rumman’ın çevresindeki yollar da yoğun topçu ateşi, makineli tüfeklerle gerçekleştirilen tarama ateşi ve topçu atışları ile İHA saldırıları nedeniyle benzer durumda.
2 Ekim’de Deyr Mimas Belediye Meclisi heyeti, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmede, beldeye ulaşımı sağlayan yolların açık tutulmasının garanti altına alınmasını, temel hizmetlerin sağlanmasını ve çiftçilerin zeytin hasadı için arazilerine ulaşmalarının kolaylaştırılmasını talep etti.
Geri dönüşü engellemek için topçu ateşi
İsrail’in güneydeki köylere yönelik bombardımanını değerlendiren Cabir, “Bu bombardıman her seferinde mutlaka yeni bir askeri tırmanış yaşandığı anlamına gelmiyor. Zira İsrail zaten sürekli bir hedef alma stratejisi izliyor ve belirli bölge ve köyleri vurmak için sık sık topçu ateşine başvuruyor” dedi.
Bazı köylere aralıklarla düzenlenen topçu saldırılarının siyasi ve güvenlik amaçları taşıdığını belirten Cabir, bu saldırılarla bölge halkının evlerine dönmesinin engellenmesinin, söz konusu bölgelerde yeniden yerleşik bir hayat kurulmasının önüne geçilmesinin ve İsrail’in kendi güçlerine tehdit olarak değerlendirebileceği herhangi bir faaliyetin ortaya çıkmasının önlenmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Cabir, İsrail’in bu amaca ulaşmak için geniş çaplı kara operasyonları düzenlemesine gerek olmadığını vurgulayarak, “İsrail, zaman zaman gerçekleştirdiği topçu bombardımanlarıyla köyleri baskı altında tutabilir. Bu yöntem, halkın geri dönmesini caydırırken söz konusu bölgelerde normal hayatın sürdürülmesini de zorlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Emekli Tuğgeneral Said Kazah ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerini birbirine bağlayan yolların yanı sıra İsrail işgali altındaki veya İsrail’in askeri mevzilerinin karşısında bulunan bölgelerin de güvenli olmadığını belirtti. Kazah, askeri hareketliliğin ve ateş açma olaylarının sürmesi, İsrail güçlerinin niyetlerinin ve gerçekleştirebilecekleri operasyonların niteliğinin bilinmemesi nedeniyle bu bölgelerin tehlike arz ettiğini ifade etti. Tehlikenin yalnızca yollarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Kazah, sınır köylerinde hâlâ direnmeyi sürdüren bölge sakinlerinin de risk altında olduğu uyarısında bulundu.
Sınır bölgelerindeki yollar ve köyler güvenli değil
Kazah, “Toprakları işgal eden yabancı bir ordunun varlığı, işgal altındaki veya bu güçlerle karşı karşıya bulunan tüm yolları ve bölgeleri sürekli tehlikeye açık hale getiriyor. İşgalci güçlerin niyetlerini veya uygulamaya koymaya çalıştıkları planları bilemediğimiz için güneydeki köylerde yaşayanların varlığı da risklerle dolu” dedi.
Savaşlarda ateş açılması nedeniyle her zaman ikincil zararların meydana gelebildiğini belirten Kazah, bu ihtimallerin askeri operasyonların planlanması sırasında hesaba katıldığını ifade etti. Kazah, bunun operasyon bölgelerinde veya bu bölgelerin yakınında bulunan sivillerin karşı karşıya kalabileceği tehlikelerin boyutunu açıkladığını kaydetti.
Kazah, sınır yollarının tamamen güvenli olmadığını belirterek, İsrail işgali altındaki tüm sınır bölgelerinin yanı sıra bu bölgelerin karşısında bulunan alanların da doğrudan askeri operasyonlar veya ateş açılması sırasında buralara ulaşabilecek mermiler nedeniyle tehlikeye açık olduğunu vurguladı. Bu durumun, sivillerin söz konusu bölgelerde seyahat etmesini ve ikamet etmesini sürekli risklerle karşı karşıya bıraktığını sözlerine ekledi.

Köylerin tecrit edilmesi yönündeki endişeler, geçmişte sahada yaşanan deneyimlere dayanıyor. İsrail’in mart ayında düzenlediği bombardıman, Hırdali yolu ile Mercayun-Hasbaya güzergâhındaki trafik akışını aksatmış, yollar daha sonra yeniden ulaşıma açılmıştı. Lübnan ordusu, 4 Haziran’da İsrail’e ait setlerin kaldırılmasının ardından Mercayun-Dibbin-İbil es-Saki yolunun açıldığını duyurmuştu. Ancak ordu, bölgede askeri birliklerin konuşlandırılması tamamlanmadan ve patlamamış mühimmatın tespiti yapılmadan önce yola yaklaşılmaması uyarısında bulunmuştu.






