Amr İmam
12 Ekim'de Mısır ordusu, Mısır'ın Sudan sınırına yakın Doğu Çöl bölgesindeki geleneksel altın madencilerini hedef alan hava saldırılarının koşullarını açıklayan bir bildiri yayınladı. Hava saldırılarının Mısır toprakları dışında gerçekleştirildiği söylentilerini ortadan kaldırmak amacıyla ordu, operasyonlarının Mısır devleti sınırları içinde gerçekleştiğini vurguladı.
Bu, Mısır Silahlı Kuvvetlerinin beş aydan kısa bir süre içinde Sudan sınırına yakın Doğu Çölü'ndeki altın madenciliği alanlarını hedef aldığı ikinci hadiseydi.
Mısır ve Sudan arasındaki sınır bölgesinde, Nisan 2023'te Sudan'da savaşın patlak vermesinden bu yana yasadışı altın madenciliği faaliyetlerinde önemli bir artış yaşandı. Kahire'deki güvenlik analistlerine göre bu gelişme, savaşın Mısır'a dayattığı güvenlik sorunlarına ışık tutuyor.
Emekli Mısırlı General Muhammed el-Gabari, silahlı kuvvetlerin son aylarda Sudan sınırında güvenlik önlemlerini sıkılaştırmak zorunda kaldığını belirtti. Mecelle'ye verdiği röportajda, takviyelerin şimdiye kadar sınır muhafızlarının sayısının artırılmasını ve sınır bölgesini izlemek ve herhangi bir ihlali önlemek için insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını içerdiğini sözlerine ekledi.
Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) milisleri arasındaki savaşın başlamasından önce, Mısır ve Sudan güçleri iki ülke arasındaki 1.273 kilometrelik sınır boyunca ortak devriyeler yürütüyordu.
Ancak bugün Mısır ordusu sınır gözetiminin yükünü taşırken, yasadışı altın madenciliği başta olmak üzere, bölgedeki yasadışı faaliyetlerin artması, sadece güvenlik açıklarıyla sınırlı olmayan faktörlerle bağlantılı.
23 yaşındaki bir gencin Hartum'un güneyindeki bir halk pazarında Mısırlı kamyon şoförlerine makineli tüfekle ateş açması, iki kişiyi öldürmesi ve bir kişiyi yaralaması üzerine, 12 Ekim'de Sudan'ın bazı bölgelerinde protestolar patlak verdi.
Sudan vatandaşları da Mısır ticari kamyonlarını hedef alan boykot kampanyaları düzenliyor; bu adım önümüzdeki günlerde Mısır'dan daha çok Sudan'a zarar verebilir. Zira iki ülke arasındaki ticaret bu yılın ilk çeyreğinde 326 milyon dolara ulaştı ve bunun büyük bir kısmını Mısır’dan yapılan ithalat oluşturdu.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre coğrafi yakınlık, Mısır'ı Sudan'ın en kolay ticaret ortağı yapıyor. İki ülke, uluslararası para işlemlerine getirilen kısıtlamaları ve bazı Sudan şirketlerine uygulanan yaptırımları aşmalarını sağlayan takas tabanlı bir ticaret sistemi geliştirdi.
Sudanlı gözlemciler, bu gerilimlerin bir kısmının yanlış anlamalardan, bir kısmının da bireysel eylemlerden kaynaklandığına inanıyor. Ancak öfkenin yoğunluğu, anlaşmazlığı körüklemek ve iki ülke arasındaki uçurumu derinleştirmekle ilgilenen tarafların da olduğunu gösteriyor.
Mısır, savaş nedeniyle ülkelerinden kaçmak zorunda kalan yüz binlerce Sudanlıyı kabul etti. Mısır hükümeti, Sudan'dan gelenlerin sayısını yaklaşık 1,5 milyon olarak tahmin ediyor; buna resmi bir belge olmadan sınırı geçen yüz binlerce kişi dahil değil.
Mısır aynı zamanda Sudan devlet kurumlarının da önemli bir destekçisi. Kahire, pozisyonunu bir iç savaşta taraf tutmak değil, devlete destek olarak sunuyor. Bu destek, Kahire'nin Sudan'ın güvenliği ile istikrarının kendi ulusal güvenliğiyle yakından bağlantılı olduğuna dair inancından kaynaklanıyor. Ayrıca, devlet kontrolü dışında faaliyet gösteren silahlı örgütler ve milis gruplar ile mücadelede devlet kurumlarını, özellikle de ulusal orduları destekleme yönündeki uzun süredir devam eden Mısır politikasına da dayanıyor.
Bu politika, Kahire'nin Lübnan, Libya ve Yemen'de olduğu gibi ulusal ordular ile milislerin kontrol için mücadele ettiği ülkelerdeki ortak seçiminde açıkça görülmektedir.
Hava saldırılarının ardından sosyal medyada dile getirilen Mısır karşıtı tutumların çoğu, Hızlı Destek Kuvvetleri destekçilerine aitti. Güney Darfur eyaletinin başkenti ve Hızlı Destek Kuvvetleri'nin önemli bir kalesi olan Nyala, şimdiye kadar en fazla Mısır karşıtı protestoya sahne oldu.
Hızlı Destek Kuvvetleri’nin finansman kaynağı
Mısır'ın sınır bölgesindeki yasadışı altın madenciliğine karşı aldığı önlemlerin sıkılaştırılmasının Hızlı Destek Kuvvetleri’ne verdiği zararın boyutu açıkça ortada.
Sudanlı analistlere göre, altın madenciliği bu paramiliter güç için en önemli ekonomik finansman kaynağını oluşturuyor ve kendisine yıllık milyonlarca dolar gelir sağlıyor.

Sudanlı siyasi analist Osman Mirgani, bu milis güçlerinin, iç savaşın başlamasından önce ülkenin çeşitli bölgelerinde Sudan hükümeti tarafından işletilen altın madenlerinin çoğunu kontrol etmeye başladığını belirtti.
Mecelle'ye verdiği röportajda, “Bu güçler, faaliyetlerini ve Sudan Silahlı Kuvvetlerine karşı askeri operasyonlarını finanse etmek için bu madenlerden çıkarılan altını ihraç ediyor” diye ekledi.
Sudan'da, Mısır sınırındaki bölge de dahil olmak üzere altın madenciliğinde çalışanların çoğunun, doğrudan veya dolaylı olarak Hızlı Destek Kuvvetleri tarafından istihdam edildiğini açıkladı.
Uluslararası raporlar, Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı ve “Hamideti” olarak bilinen Muhammed Hamdan Dakalu'nun, Sudan içinde altın çıkarma ve savaşın harap ettiği bu ülkeden kaçırma faaliyetleri için paravan görevi gören yabancı şirketler ve bankalarla bağlantılı olduğuna işaret ediyor.
Kahire'nin, sınırları içinde Sudanlılar tarafından yürütülen yasadışı altın madenciliği faaliyetlerine karşı yürüttüğü operasyonlar, Hızlı Destek Kuvvetleri için önemli bir finansman kaynağı üzerindeki baskıyı artırıyor
Görünüşe göre Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Mısır'a karşı yürüttüğü yoğun propaganda kampanyasıyla bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor: Sudan kamuoyunu ülke içindeki baş düşmanı olan ordu ve devlete karşı kışkırtarak halk desteğini zayıflatırken, aynı zamanda Sudan devlet kurumlarının en güçlü müttefiki olan Mısır'a karşı düşmanlığı körüklemeye çalışıyor.
Öte yandan, Kahire'nin sınırları içinde Sudanlılar tarafından yürütülen yasadışı altın madenciliği faaliyetlerine karşı yürüttüğü operasyonlar, Hızlı Destek Kuvvetleri için önemli bir finansman kaynağı üzerindeki baskıyı artırıyor.
Mısırlı analistler, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni destekleyen kuruluşlar ağının, Sudan'daki çatışma ile Mısır'ın dahil olduğu diğer bölgesel sıcak noktalar arasındaki açık bağlantıları ortaya çıkardığına inanıyor.

Hızlı Destek Kuvvetleri yetkilileri ile İsrailli yetkililer arasında gizli görüşmeler yapıldığına dair haberlere ek olarak, bu güçler, analistlere göre, Mısır'ın bölgesel rakibi ve iki hayati su yolu olan Nil Nehri ve Kızıldeniz konusunda anlaşmazlık yaşadığı Etiyopya'dan doğrudan destek alıyor.
İsrail de Etiyopya'nın bölgesel bir destekçisi sayılıyor. Mısır ve İsrail arasında 1979'da imzalanan barış antlaşması iki ülke arasındaki doğrudan askeri çatışmaları sona erdirmiş olsa da, jeopolitik rekabetlerini sona erdirmedi.
Mısırlı analistler, Addis Ababa ve Tel Aviv arasındaki çıkar yakınlaşmasının, Mısır'a baskı yapmaya ve Süveyş Kanalı'na kadar uzanan Kızıldeniz'in güney girişine yakın bölgelerde nüfuzlarını genişletmeye yönelik koordineli bir çaba olduğuna inanıyor.
Bu bağlamda, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin Mısır'ı bir çatışmaya çekme, güney sınırında gerilimi tırmandırma ve Mısır'ın çabalarını, askeri ve mali kaynaklarını tüketme girişimleri, bu daha geniş kapsamlı çatışmanın bir parçası gibi görünüyor. Mısırlı analistler, bu girişimlerin önümüzdeki günlerde devam etmesini ihtimal dahilinde görüyor.


