Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki İHA savaşının şiddeti artıyor

Askeri raporlar, ordunun artık ülkenin toplam coğrafi alanının yaklaşık yüzde 63'ünü kontrol ettiğini gösteriyor

Beyaz Nil Eyaleti'ndeki bir mülteci kampında Kordofan eyaletlerinden gelen yerinden edilmiş aileler için kurulan geçici barınaklar (UNICEF)
Beyaz Nil Eyaleti'ndeki bir mülteci kampında Kordofan eyaletlerinden gelen yerinden edilmiş aileler için kurulan geçici barınaklar (UNICEF)
TT

Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki İHA savaşının şiddeti artıyor

Beyaz Nil Eyaleti'ndeki bir mülteci kampında Kordofan eyaletlerinden gelen yerinden edilmiş aileler için kurulan geçici barınaklar (UNICEF)
Beyaz Nil Eyaleti'ndeki bir mülteci kampında Kordofan eyaletlerinden gelen yerinden edilmiş aileler için kurulan geçici barınaklar (UNICEF)

İsmail Muhammed Ali

Sudan'daki çeşitli savaş cepheleri, ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında geniş çaplı ve karşılıklı bir askeri tırmandırmaya sahne oluyor. Askeri operasyonların odağı, her iki tarafın da savunma ve lojistik kapasitelerini zayıflatmayı, komuta ve kontrol merkezlerini ve hayati tesisleri hedef almayı amaçlayan yoğunlaştırılmış bir İHA savaşına doğru önemli ölçüde kaydı. Bu arada, her iki taraf da sahadaki asker sayısını artırmak ve savaşın yeni aşamalarına hazırlanmak için yarışıyor.

Bu durum, askeri raporların ordunun ülkenin toplam coğrafi alanının yaklaşık yüzde 63'ünü kontrol ettiğini, HDK'nin kontrol alanının ise yaklaşık yüzde 37'ye düştüğünü gösterdiği bir dönemde yaşanıyor.

Ordunun üstünlüğü, Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki toprak kazanımlarından, hayati önem taşıyan yolların ve erişim noktalarının güvence altına alınmasından kaynaklanıyor. Bu kazanımlar, özellikle spesifik askeri operasyonların devam etmesi ve cephe hatlarının değişmesiyle birlikte, güç ve kontrol dengesini kesin olarak değiştirdi. Veriler, ordunun başkent, büyük şehirler ve kilit stratejik konumlar da dahil olmak üzere Kuzey Kordofan eyaletinin yüzde 90'ından fazlasını etkin bir şekilde kontrol ettiğini gösteriyor. HDK güçleri ise artık kırsal kesimlere ve dağınık banliyölere sıkışmış durumda.

Hava saldırıları

Askeri kaynaklara göre, Kordofan bölgesi, ordunun öncülüğünde, savaş uçakları ve insansız hava araçları ile HDK tahkimatlarını ve komuta merkezlerini hedef alan şiddetli ve geniş çaplı hava saldırılarında bir artışa sahne oluyor. Aynı zamanda ordu, bölgedeki ilerlemesini sürdürmek için konuşlandırdığı güçlerini desteklemeye, çeşitli eksenler boyunca kuvvetlerini yeniden konuşlandırmaya devam ediyor.

Orduya yakın kaynaklar, hava kuvvetlerinin ve insansız hava araçlarının pazar günü Batı Kordofan eyaletinde geniş çaplı hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Saldırılar, aralarında altı önemli noktanın da bulunduğu çeşitli bölgelerde HDK’ye ait mevzileri, tahkimatları ve askeri konvoyları hedef aldı. Bu bölgeler: el-Muclad, ed-Dibab, el-Huvay, Um Marahik, en-Nayem ve Ayal Bahit’tir.

Bu esnada, Dar Hamar Acil Servisi, ordunun hava saldırılarının HDK'ye ait onlarca savaş aracını ve tüm ekipmanlarını imha ettiğini doğruladı. Saldırılar, Um Marahik'in doğusundaki Huvay, Nayem ve Ebu Addam civarında hareket halindeki konvoyları hedef aldı.

Bu yoğun hava saldırıları, insan hakları ve yerel örgütlerin, son günlerde sivil kayıplara neden olan ve bölgenin çeşitli yerlerinde mültecilerin yaşadığı araçları ve evleri hedef alan hava ve insansız hava aracı saldırılarının artan ivmesine ilişkin güçlü uyarılarının ortasında gerçekleşti.

Ordu savunmasının hedef alınması

Bu arada, pazar günü, ordunun hava savunma sistemleri, Doğu Sudan'daki Kadarif Eyaleti'ndeki Atbara ve Setit Barajı kompleksi ile Kassala Eyaleti'ndeki Haşm el-Girba Barajı etrafında konuşlandırılmış ordu hava savunma sistemlerini hedef almaya çalışan HDK'ye ait insansız hava araçlarını engelledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Saha kaynakları, dört insansız hava aracının Kadarif Eyaleti'nin el-Faşka bölgesindeki Atbara ve Setit Barajı bölgesinin üzerinde uçtuğunu, ancak saldırılarını gerçekleştiremeden önce ordunun savunma sistemlerinin ateşiyle engellenerek düşürüldüklerini belirtti. Aynı hava savunma sistemleri, Kassala Eyaleti'nde Atbara Nehri üzerindeki Haşm el-Girba Barajı’nın bulunduğu Haşm el-Girba şehrinde de bir başka insansız hava aracını düşürdü. Kaynaklar, bu saldırılar sonucunda herhangi bir can kaybı yaşanmadığını da belirtti.

 Son zamanlarda, çatışmanın her iki tarafı da bu savaşta hem stratejik hem de taktiksel olarak silahlı insansız hava araçlarını kullanmaya yöneldi. Nitekim Atbara ve Setit barajlarına ait tesisler daha önce de kamikaze İHA’ların saldırılarının hedefi olmuştu. Bu saldırılardan biri, Kadarif Eyaleti'ndeki el-Şevvak kasabasında bulunan barajın ana iletim hattını hedef alarak önemli maddi hasara ve elektrik kesintilerine neden olmuştu.

sdvef
Sudan Ordusu askerleri (AP)

Yukarı Atbara ve Setit Baraj Kompleksi, Kadarif ve Kassala Eyaletleri arasında yer alıyor. 2015 yılında Yeni Halfa tarım projesi kapsamında sulama ve yaklaşık 320 megawatt elektrik üretme amacıyla inşa edilmişti. Haşm el-Girba Barajı ise 1960'larda, Halfa Vadisi sakinlerinin ülkenin kuzeyinden doğuya göç ettirilmesinin ardından Yeni Halfa tarım projesinin sulama ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmişti.

HDK, Hartum, Kuzey Kordofan, Mavi Nil, Kuzey ve Nil Nehri eyaletlerindeki sivil tesisleri ve altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Son aylarda bu saldırılar barajları, elektrik santrallerini, hastaneleri ve eğitim tesislerini hedef alarak elektrik ve su tedarikini etkileyen geniş çaplı hasara neden oldu.

Batı Darfur'da katliam

HDK mevzilerini hedef alan hava saldırıları açısından şu anda en şiddetli savaş cephelerinden biri olan Darfur cephesi, Batı Darfur Eyaleti'nin Sirba bölgesindeki Bir Saliba idari biriminin Hacar Sanakit bölgesinde HDK tarafından insansız hava araçları kullanılarak gerçekleştirilen bir katliama sahne oldu. Saldırıda 11 mülteci hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı; yaralananların çoğu çocuk ve kadındı.

Darfur Bölgesi Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanı Babekir Hamdin, mültecilerin ve silahsız sivillerin kamplarının insansız hava araçlarıyla hedef alınmasını korkunç bir suç ve uluslararası insani hukukun ağır bir ihlali olarak kınadı. Bakan, bunun milislerin masum hayatlara karşı duyarsızlığını yansıttığını ve uzun süredir devam eden ihlaller siciline bir yenisini eklediğini belirtti.

Bakan, kurbanların geçen yıl HDK militanlarının köylerini yakıp mallarını yağmalamasının ardından, Naruma, Karmaliya ve Kakaramba köylerinden Sudan ve Çad arasındaki sınıra yakın Sanakit bölgesine göç etmek zorunda kaldıklarını açıkladı. Burada son derece kötü insani koşullarla karşı karşıya kaldıklarını ve HDK’nin peşlerini bırakmayıp, bu kez iltica ettikleri bölgeyi insansız hava araçlarıyla hedef aldığını belirtti.

Sudan ve Çad arasındaki sınır bölgelerinde, özellikle Kuzey ve Batı Darfur eyaletlerinde, HDK'nin ordunun Darfur'daki son kalelerini ele geçirme girişimleri nedeniyle ordu ve müttefikleri ile HDK arasında sürekli çatışmalar yaşanıyor.

Çatışmalar insani durumu daha da kötüleştirdi ve binlerce sakinin güvenlik arayışı içinde Çad topraklarına kaçmasına neden oldu; bu durum, sınır bölgelerindeki sivillerin ve mültecilerin güvenliği konusundaki endişeleri de artırdı.

BM raporları, Darfur bölgesinde yaklaşık 3,5 milyon yerinden edilmiş insanın, gıda ve ilaç kıtlığı, azalan sağlık hizmetleri ve güvenliksizlik nedeniyle insani yardım ulaştırmada yaşanan zorluklar da dahil olmak üzere, giderek kötüleşen insani koşullarla karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.

Endişe ve teyakkuz hali

Güney Darfur Eyaleti'nin başkenti Nyala'da, ordunun HDK'nin askeri mevzilerine ve toplanma yerlerine düzenlediği hava saldırılarının ardından geniş çaplı bir endişe ve askeri teyakkuz hali hakim.

Darfur Bölge Hükümeti Enformasyon Bakanı Ahmed İshak, “Ordunun Nyala'daki HDK askeri hedeflerine düzenlediği hava saldırıları yıkıcıydı, teçhizatlarını imha etti ve ağır kayıplara neden oldu” dedi. Bu isyancı güçlerin artık güvende olmadığını, zira ordunun onları Nyala veya başka herhangi bir bölgede, hatta sınır kasabası Um Dafuk'ta bile hedef alabileceğini vurguladı.

scdvfgbthyj
Sudan ordusu tarafından dağıtılan ve Nyala'daki HDK komuta merkezlerinin bombalanmasını gösteren görsel (Sudan Silahlı Kuvvetleri Facebook sayfası)

İshak, “HDK bitti ve tüm değerini kaybetti. Şu anda derin bir parçalanma ve dağılma durumunda; bu, milis grupların doğası ve kaderidir, çünkü yapıları böyledir” diye ekledi.

Nyala, grubun güçlerinin silah ve askeri teçhizat temin ettiği ana merkez ve HDK liderliğindeki geçiş hükümetinin karargahı olarak kabul ediliyor.

HDK, ordunun Ekim 2025 sonunda Kuzey Darfur'un başkenti el-Faşir'i kaybetmesinin ardından Darfur bölgesinin büyük bir bölümünü kontrol ediyor; bu kaybın ardından, BM'nin Hamideti güçleri tarafından işlenen ve soykırıma varan suçlara dair raporları yayınlandı.

Süregelen çatışmalar

Bu bağlamda, Mavi Nil bölgesi, bir yanda ordu, diğer yanda HDK-Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ittifakı arasında devam eden çatışmalara ve kara askeri operasyonlarında önemli bir artışa sahne oluyor.

Askeri kaynaklara göre, ordu, köyleri ve kasabaları saldırılardan korumak için bölgedeki birliklerini yeniden konuşlandırmaya ve yeni muharebe takviyeleri göndermeye odaklandı. Bu çatışmalar, ciddi insani sorunlar ve çatışma bölgelerinden el-Rusayris gibi daha güvenli illere kaçan sivillerden oluşan büyük göç dalgalarıyla aynı zamana denk geliyor.

 Ebola salgınıyla mücadele

 Sağlık açısından, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ebola salgını ile mücadele hazırlıklarını yoğunlaştırarak Sudan'ı Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki öncelikli ülkeler arasına yerleştirdi. Bunun nedeni, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki salgının ardından Kenya'da da teyit edilmiş vaka sayısının yediye yükselmesidir.

BM raporunda, DSÖ'nün Sudan, Cibuti ve Somali'nin sağlık sistemlerinin hazırlık durumunu değerlendirmek ve potansiyel vakaları izleme ve müdahale etme kapasitelerini güçlendirmek için bu ülkelere desteğini artırdığı belirtildi. Raporda, yayın tarihi itibariyle Doğu Akdeniz Bölgesi'nde hiçbir Ebola vakasının kaydedilmediği de vurgulandı.

Sağlık kaynakları, Sudan Sağlık Bakanlığı'nın, vakaların bildirildiği ülkelerden (yani Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kenya ve Uganda) gelenler için görsel tarama testleri uygulamaya başladığını belirtti.

Bu gelişmeler, şu anda onaylanmış bir aşısı veya özel bir tedavisi bulunmayan Ebola virüsünün Bundibugyo varyantının Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yayılmasıyla aynı zamana denk geliyor. DSÖ, ilgili ülkeleri epidemiyolojik gözetim, temas takibi ve laboratuvarların ve sağlık tesislerinin hazırlık düzeyinin yükseltilmesi alanlarında destekliyor.



WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
TT

WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), finansman yetersizliği nedeniyle bu ay Gazze Şeridi’nde yaklaşık 500 bin kişiye sağladığı aylık yardımları durduracağını açıkladı. WFP, ihtiyaçların hâlâ son derece acil olduğu uyarısında da bulundu.

WFP Filistin Direktörü Shaun Hughes AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu aydan itibaren 500 bin kişiyi yardım alanlar listemizden çıkaracağız” dedi.

Bu kesintiyle birlikte WFP’den gıda veya nakit yardımı alan Filistinlilerin sayısı 1,1 milyona düşecek. Bu sayı, savaşın ağır tahribatına uğrayan Gazze Şeridi nüfusunun yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

İki günde bir öğün yemek

Bu kesintiler, kış mevsiminin yaklaşması ve Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda ailenin kendi gıdasını temin etmekte zorlanmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kesintilerin sonuçlarından biri olarak, aşevlerinin hâlihazırda dağıttığı sıcak yemek sayısı günlük 250 binden 150 bine düşürülecek.

u7ık8l
Gazze Şeridi nüfusunun üçte ikisi hayatta kalabilmek için gıda yardımına muhtaç (Reuters)

İsrail’in askerî kontrol alanını belirleyen ve ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın yakınları gibi erişimin zor olduğu bölgelerde yaşayan ailelere ise her gün bir öğün yerine iki günde bir öğün yemek verilecek.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre, Gazze Şeridi’nde yaşayan 2,1 milyon kişinin neredeyse tamamı yerinden edilmiş durumda. Nüfusun üçte ikisi ise hayatta kalabilmek için gıda yardımına bağımlı.

Az olan daha da azalacak

WFP’nin kararını BBC’ye değerlendiren, Han Yunus’un el-Mevasi bölgesindeki bir kampta yaşayan ve beş çocuk annesi olan yerinden edilmiş Filistinli Mirfet es-Satri, “Bu bir felaket! Azaltılan gıda yardımlarıyla ne yapacağız? Küçük çocukların ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız?... Bazen yemek yiyebilmek için bu öğünleri bekliyoruz” dedi.

Yine el-Mevasi bölgesinde yaşayan üç çocuk annesi Suzan Behlül de kararın kendilerini ciddi şekilde etkileyeceğini belirterek, “Bu durum bizi çok etkileyecek. Günlük yardımlar asgari ihtiyaçlarımızı bir ölçüde karşılıyordu, ancak artık iki günde bir verilecek” dedi. Behlül, aşevinden sağlanan ve genellikle makarna veya mercimekten oluşan, bazen de patates ve patlıcanın eklendiği yemeklerin ailesini doyurmaya zaten yetmediğini ifade etti.

WFP’den hâlihazırda gıda yardımı alan aileler de BBC’ye yaptıkları açıklamalarda, yardımların zaten yetersiz olduğunu ve beslenme açısından kayda değer bir çeşitlilik sunmadığını dile getirdi.

vfghyju
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından dağıtılan yemekleri bekleyen çocuklar, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Gazze kentinde, evlerinin enkazı arasında ailesinin sekiz üyesiyle birlikte yaşayan Delal ed-Dahduh, “Un miktarı da gıda kolileri de yeterli değil” dedi. Ed-Dahduh, yeni kesintilerin ‘ciddi sonuçlara’ yol açmasından endişe duyduğunu belirtti.

Yaşadıkları mevcut trajik durumu savaş öncesindeki hayatlarıyla karşılaştıran anne, “Geçmişte, Allah’a şükür, kendi evimiz ve harika bir hayatımız vardı. Taze sebzelere, uygun sağlık hizmetlerine ve bize ait bir araziye sahiptik. Bugün ise WFP’nin sağladığı gıdalar da dahil olmak üzere tamamen yardımlara bağımlıyız” ifadelerini kullandı.

Hughes ise kesintilerin ihtiyaçların azalmasından veya ihtiyaç sahiplerine ulaşmada karşılaşılan engellerden kaynaklanmadığını vurgulayarak, “Bu kesintiler mali nedenlerle yapılıyor. İhtiyaçlar azalmadı ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmamızın önünde bir engel yok; onlara ulaşabiliyoruz” dedi.

Para transferlerinin azaltılması

Temmuz ayından bu yana yaklaşık 500 bin kişiye yapılan nakit yardımları zaten azaltılmış durumda. Bu da söz konusu kişilerin yerel pazarlardan gıda satın almak için artık daha az paraya sahip olduğu anlamına geliyor. WFP’den un çuvalları ve gıda kolileri alan Gazze sakinlerinin sayısı da aylık 1,1 milyondan 600 bine düşürülecek.

WFP, 2026 yılında Filistin topraklarındaki faaliyetleri için önceki yıllarda aldığı finansmanın yarısından azını temin edebildi. WFP, önümüzdeki altı ay boyunca ‘hayati önem taşıyan’ faaliyetlerini sürdürebilmek için acilen 450 milyon dolara ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Son derece kötü insani koşullar

Hamas ile İsrail arasında bir yıl önce ateşkes anlaşmasına varılmasına rağmen Gazze Şeridi’ndeki insani koşullar son derece kötü olmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre bölgede hiçbir yeniden imar çalışması yapılmadı ve toparlanma süreci son derece sınırlı kaldı. İsrail, sınır kapılarından giren mallar üzerinde sıkı denetim uyguluyor. Gıda pazarları bugün ürünlerle dolu olsa da bölge sakinlerinin yalnızca çok küçük bir bölümü bunları satın alabiliyor. Gazze nüfusunun yüzde 80’inden fazlası işsiz olduğu için halkın büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

dfgthyj
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktör Vekili Carl Skau, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta WFP’nin finanse ettiği bir aşevine yaptığı ziyaret sırasında (Reuters)

Gazze Şeridi’nde yemek pişirmek için kullanılan gaz da bulunmuyor. İsrail hükümeti, Hamas’ın bu gazı askerî amaçlarla kullanabileceği gerekçesiyle gazı ‘çift kullanımlı’ malzemeler arasında sınıflandırıyor. Odunun pahalı olması nedeniyle çok sayıda aile, hamur pişirmek veya yemek ısıtmak için yakıt olarak kullanmak üzere çocuklarını sokaklarda plastik ve karton toplamaya gönderiyor.

Hughes, “İnsani durum hâlâ son derece endişe verici. İnsanlar ağır koşullarda yaşıyor ve çoğunun uygun bir barınağı yok. Çadırlarda kalıyorlar; suya, sağlık ve temizlik hizmetlerine ve tıbbi bakıma erişimleri ise son derece kısıtlı… Gıda yardımlarının azaltılması, bu ailelerin üç yıldır yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştıracak” ifadelerini kullandı.

Nüfusun üçte ikisi gıda kriziyle karşı karşıya

Dünyanın önde gelen gıda güvenliği uzmanlarını bir araya getiren Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) temmuz ayında yaptığı açıklamada, nüfusun üçte ikisini oluşturan 1,4 milyon kişinin Temmuz-Aralık 2026 döneminde kriz düzeyinde veya daha ağır akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasının beklendiğini bildirdi.

WFP, hâlihazırda Gazze Şeridi’nin ekmek ihtiyacının üçte birini karşılayan fırınları desteklemeyi ve yaklaşık 300 bin kadın ile çocuğa gıda yardımı sağlamayı sürdürebildiğini belirtiyor. WFP ayrıca, yaklaşık 200 bin çocuğa beslenme amaçlı atıştırmalıklar dağıtıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da ise WFP, eylül ayında yardım alanların sayısını yarıya indirmesinin ardından yaklaşık 200 bin Filistinliye yardım sağlamayı sürdürüyor. Kurum, bölgedeki gıda güvensizliğinin giderek arttığını ve bunun başlıca nedenlerinin İsrailli yerleşimcilerin şiddetindeki artış ile Filistinlilerin yerlerinden edilmesi olduğunu belirtiyor.


DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi, Hürmüz Boğazı’nın güneyinde kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankerinin mayına çarptığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, DMO Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, “Kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki bölgede deniz mayınına çarpmasının ardından makine dairesinde patlama ve yangına maruz kaldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Hürmüz Boğazı’ndan çıkmak isteyen bu gemi, hareket noktasından itibaren tüm konum belirleme ve seyir sistemlerini kapattı. Hürmüz Boğazı’nın kurallarını hiçe sayarak boğazın geçişe izin verilmeyen güney güzergâhından geçmeye çalıştı ve bu nedenle söz konusu olay meydana geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Hürmüz Boğazı ve Körfez bölgesinde seyreden gemilerin seyir ve tanımlama sistemlerini kapatmaları hâlinde bu gemilere karşı kararlı ve kesin bir tutum sergilenecektir” uyarısında bulunuldu.


Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
TT

Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)

Wall Street Journal gazetesi, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Moskova’nın çıkarlarına hizmet edecek şekilde dört yıldır devam eden Ukrayna savaşını sona erdirmek üzere müzakere etmek amacıyla gelecek ay ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir zirve düzenlenmesini önerdiğini bildirdi.

Zirve önerisi, özellikle ABD Başkanı’nın Rusya’dan dizel satın alınmasına yönelik bir anlaşma duyurması ve cuma günü Moskova’yı başlıca yaptırımlardan muaf tutan bir kararname imzalamasının ardından Trump ile Putin arasındaki ilişkilerin iyileştiği bir dönemde gündeme geldi.

Gazete, konuyla ilgili bilgi sahibi eski bir Rus istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Putin’in önerisinin 9 Ekim’de Trump ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında geldiğini ve görüşmenin iki ülke arasında dizel konusunda bir anlaşmayla da sonuçlandığını aktardı.

Gazete ayrıca, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Kremlin’in üçlü diyaloğun, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi kapsamında gerçekleştirilmesini önerdiğini bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazeteye yaptığı açıklamada, olası bir toplantı konusunda görüşmelerin sürdüğünü doğruladı. Peskov, “Toplantının kendisi veya olası gündemi konusunda henüz net bir anlayış bulunmuyor. Ancak üç taraf da böyle bir toplantının mümkün olduğu varsayımını kabul ediyor” dedi.

Üst düzey bir ABD’li yetkili ise gazeteye yaptığı açıklamada, Trump’ın henüz böyle bir zirve düzenlenmesini kabul etmediğini, ancak fikre sıcak bakabileceğini söyledi.

Trump’ın Putin ile dizel konusunda vardığı anlaşma ve Moskova’yı yaptırımlardan muaf tutan başkanlık kararnamesi, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin tepkisine yol açtı. Zelenskiy, bu adımların Putin’i cesaretlendireceği ve savaşın uzamasına neden olacağı uyarısında bulundu.