Moskova’dan Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın yeniden başlamasının önlenmesi çağrısı

Rubio gelecekteki saldırılara karşı uyardı... Devrim Muhafızları ise henüz kullanılmamış silahlarla gözdağı verdi

Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
TT

Moskova’dan Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın yeniden başlamasının önlenmesi çağrısı

Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dün Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın tekrar başlamasının önlenmesi çağrısında bulundu. Lavrov, Tahran’da İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmelerin ardından, savaş öncesi koşullara dönüşün “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesini ve saldırganlığın tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesini” kapsadığını söyledi. Lavrov ayrıca, Moskova’nın krize bir çıkış yolu bulmak için görüşmelere hazır olduğunu belirtti.

Arakçi ise Körfez’deki “güvensizlikten” Washington’u sorumlu tutarak, “yabancı güçlerin katılımı olmaksızın” bölgesel güvenliğin sağlanması çağrısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran Devrim Muhafızları Ordusu, Washington’un “sınırlı da olsa” bir saldırı düzenlemesi hâlinde “ciddi bir enerji krizi” yaşanacağı uyarısında bulunurken, henüz kullanılmamış silahlara başvurabilecekleri tehdidinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ABD’nin düzenlediği saldırıların, İran’ın geniş bölgelerini “gerektiğinde gelecekteki saldırılara açık hâle getirdiğini” ifade etti.



Fransa’nın yaşadığı son yılların en şiddetli olayları hakkında neler biliyoruz?

Fransa Cumhuriyeti Anıtı (Monument à la République), Paris’te Cumhuriyet Meydanı’nda çıkan çatışmaların ertesi günü üzerine giydirilen sarı yelekle görüntülendi. (Reuters)
Fransa Cumhuriyeti Anıtı (Monument à la République), Paris’te Cumhuriyet Meydanı’nda çıkan çatışmaların ertesi günü üzerine giydirilen sarı yelekle görüntülendi. (Reuters)
TT

Fransa’nın yaşadığı son yılların en şiddetli olayları hakkında neler biliyoruz?

Fransa Cumhuriyeti Anıtı (Monument à la République), Paris’te Cumhuriyet Meydanı’nda çıkan çatışmaların ertesi günü üzerine giydirilen sarı yelekle görüntülendi. (Reuters)
Fransa Cumhuriyeti Anıtı (Monument à la République), Paris’te Cumhuriyet Meydanı’nda çıkan çatışmaların ertesi günü üzerine giydirilen sarı yelekle görüntülendi. (Reuters)

Fransa, son yılların en şiddetli toplumsal olaylarına sahne oluyor. Göstericilerle polis arasında çatışmalar yaşanırken araçlar ateşe verildi, kamu binaları basıldı. Ülkenin bir kentindeki tarihi belediye binasında çıkan yangın büyük hasara yol açarken, şiddet ve yağma olayları ülke genelindeki protestolar sırasında büyük kentlere yayıldı.

Yetkililer, hafta sonu boyunca yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alındığını açıklarken, binlerce şirket ve mağazanın tahrip edildiğini veya yağmalandığını bildirdi. Yaşam maliyetindeki artışı ve okullardaki kötü koşulları protesto etmek amacıyla yüz binlerce kişinin katıldığı barışçıl gösteriler ise şiddet olaylarının gölgesinde kaldı.

Paris’teki Cumhuriyet Meydanı’nda biber gazından göz gözü görmediği anlarda göstericiler kaçışırken görüntülendi. (DPA)
Paris’teki Cumhuriyet Meydanı’nda biber gazından göz gözü görmediği anlarda göstericiler kaçışırken görüntülendi. (DPA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşananları “kontrolden çıkmış şiddet” olarak nitelendirerek, olayların aşırı sol grupların “isyancı unsurları” ile onlara katılan çok sayıda suçlu tarafından gerçekleştirildiğini savundu.

Ülkede yeni protestoların düzenlenmesi bekleniyor. Ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin örgütleri, perşembe ve cumartesi günleri yeni gösteriler yapılması çağrısında bulundu. Ulusal Lise Öğrencileri Koordinasyon Grubu, gençleri “sokaklara çıkmaya” çağırırken, okulların kapatılması ve gösterilerin sürdürülmesi yönündeki girişimlere destek verdi.

Öte yandan, 2018 yılında sosyal adaletsizliğe karşı başlayan Sarı Yelekliler hareketini yeniden canlandırmayı amaçlayan bir grup aktivist, gelecek cumartesi ülke genelinde “Macron gitmeli” sloganıyla gösteriler düzenleyeceklerini duyurdu.

Fransız yetkililer, yağma ve şiddet olaylarının ardından güvenlik önlemlerini artırırken, dün Paris, Lille ve Nice’in de aralarında bulunduğu bazı kentlerin belirli bölgelerinde sokağa çıkma yasağı uyguladı.

Şiddet olayları geçmişteki protestoları hatırlatıyor

Fransa'da yaşananlar, son on yılda ülkeyi sarsan kitlesel olayları yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre polis faaliyetleri üzerine uzmanlaşan ve Grenoble Siyasal Bilimler Enstitüsü'nde araştırmalar yürüten Sébastian Roch ajansa yaptığı açıklamada, mevcut olaylarda meydana gelen hasarın Sarı Yelekliler protestolarının en yoğun dönemindeki zararla karşılaştırılabileceğini belirtti.

Başlangıçta akaryakıt vergilerindeki artışa karşı çıkan Sarı Yelekliler hareketi, daha sonra Macron hükümetine karşı düzenli protestolar gerçekleştirmişti. Gösterilerin bir bölümü şiddet olaylarına dönüşmüş; araçlar yakılmış, mağazalar yağmalanmış ve Paris'teki Zafer Takı çatışmalar sırasında tahrip edilmişti.

Roch, yıkım ve maddi hasar açısından mevcut olayların, büyük olasılıkla Aralık 2018'in ilk iki hafta sonundaki olaylara yaklaştığını ifade etti.

Paris’te hayat pahalılığı ve artan akaryakıt fiyatlarını protesto etmek amacıyla düzenlenen ulusal gösteri gününde yaşanan çatışmaların ertesi günü, vatandaşlar McDonald's şubesinin hasar gören pencerelerinin önünde beklerken, (Reuters)
Paris’te hayat pahalılığı ve artan akaryakıt fiyatlarını protesto etmek amacıyla düzenlenen ulusal gösteri gününde yaşanan çatışmaların ertesi günü, vatandaşlar McDonald's şubesinin hasar gören pencerelerinin önünde beklerken, (Reuters)

Haziran 2023'te Paris yakınlarında 17 yaşındaki bir gencin polis tarafından öldürülmesi de ülke genelinde günlerce süren olaylara yol açmıştı. Göstericiler mağazaları yağmalamış, kamu binalarını ateşe vermiş, binlerce kişi gözaltına alınmış ve yüzlerce kişi yaralanmıştı. Fransa'da 2005 yılında yaşanan ve üç hafta süren ayaklanmaların ardından hükümet olağanüstü hâl ilan etmişti.

Yaralanmalar son 40 yılın en yüksek seviyesinde

Polis faaliyetlerini ve şiddet olaylarını 30 yılı aşkın süredir inceleyen Roch'a göre mevcut olayları önceki protestolardan ayıran en önemli unsur, polisin kullandığı silahlar nedeniyle meydana gelen ağır yaralanmalar.

Paris’te, Cumhuriyet Meydanı yakınlarında hayat pahalılığı ve artan akaryakıt fiyatlarına karşı düzenlenen protestolardaki çatışmalar sırasında, maskeli bir gösterici yanan bir aracın yanından geçerken görüntülendi. (Reuters)
Paris’te, Cumhuriyet Meydanı yakınlarında hayat pahalılığı ve artan akaryakıt fiyatlarına karşı düzenlenen protestolardaki çatışmalar sırasında, maskeli bir gösterici yanan bir aracın yanından geçerken görüntülendi. (Reuters)

Roch, son 40 yılda benzerine rastlanmayan bir yaralanma tablosuyla karşı karşıya olduklarını belirterek, üç haftalık protestolar boyunca aralarında reşit olmayanların da bulunduğu 6 kişinin ellerini veya gözlerini kaybetmelerine yol açan ağır yaralanmalar yaşadığını söyledi.

Polis, son gösteriler sırasında göz yaşartıcı gazın yanı sıra ölümcül olmayan mühimmat ve kalabalıkları dağıtmak için kullanılan diğer silahlara başvurması nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.

Roch, üniversite veri tabanlarına atıfta bulunarak, İspanya'nın bu alanda Fransa'nın oldukça gerisinde ikinci sırada yer aldığını belirtti ve Avrupa'da polis müdahaleleri nedeniyle protestocular arasında bu ölçüde ağır yaralanma ve kalıcı sakatlığa yol açan başka bir ülke bulunmadığını savundu.

Yetkililer şiddetten aşırı sol grupları sorumlu tutuyor

Fransız yetkililer, şiddet olaylarının bir bölümünden aşırı sol grupları, diğer bölümünden ise olayları fırsata çevirerek mağazaları yağmalayan suç örgütlerini sorumlu tuttu. Başbakan Sebastien Lecornu, yaşananları “benzeri görülmemiş ölçüde organize edilmiş olaylar” olarak nitelendirdi.

Lecornu, Paris genelinde sokağa çıkma yasağı uygulanmasını uygun bulmadığını belirtirken, olağanüstü hâl ilan edilmesi ihtimalini de dışlamadı. Başbakan, mevcut aşamada belirli bölgelerde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanmasının daha uygun olduğunu söyledi.

Lecornu bugün yaptığı açıklamada, Paris'in ve diğer kentlerin bazı bölgelerinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının gece boyunca sükûnetin korunmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

Ancak Roch, aşırı sol hareketin sayıca sınırlı ve örgütsel açıdan zayıf olduğunu, bu nedenle yaşanan şiddetin tamamının yalnızca bu gruplarla açıklanamayacağını belirtti. Fransız istihbarat birimlerinin söz konusu hareketin mensuplarının sayısını yaklaşık 3 bin olarak değerlendirdiğini söyleyen Roch, farklı gruplara ayrılan bu kişilerin resmî örgütlenme yapılarından yoksun olduğunu kaydetti.

Roch'a göre şiddete başvuran aşırı sol aktivistler ile yağmacılar farklı hedeflere yöneliyor. Aktivistler genellikle bankalar ve McDonald's restoranları gibi kapitalizmi ve küresel ekonomiyi simgeleyen yerleri hedef alırken yağmacılar, siyasi mesaj vermekten ziyade mal elde etmek amacıyla spor giyim ve elektronik mağazalarına yöneliyor.

Roch, yağmacıların amacının sembolik bir mesaj vermek değil, mülk edinmek olduğunu vurguladı.

Macron'dan “tavizsiz ve kararlı” müdahale sözü

Cumhurbaşkanı Macron, şiddet olaylarına karışanlara karşı hükümetin “tavizsiz ve kararlı” bir tutum izleyeceğini açıkladı.

Macron, bölgelerde devleti temsil eden valilerin şirketleri ve kamu binalarını korumak için gerekli bütün önlemleri alacağını, ihtiyaç duyulması hâlinde belirli toplantı ve gösterilerin yasaklanabileceğini ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca istihbarat toplama ve planlama süreçlerinde yaşanmış olabilecek eksikliklerin araştırılması talimatını verdi. Bu eksikliklerin, yetkililerin şiddet olaylarının çıkma ihtimalini olduğundan düşük değerlendirmesine yol açmış olabileceği belirtiliyor.

Protestocuların bina lobisini tahrip etmesi sonucu hasar gören Marianne heykeli, Marsilya Belediye Binası’nın içinde yerde yatarken görüntülendi. (Reuters)
Protestocuların bina lobisini tahrip etmesi sonucu hasar gören Marianne heykeli, Marsilya Belediye Binası’nın içinde yerde yatarken görüntülendi. (Reuters)

Yetkililerin açıklamasına göre cumartesi günü ülke genelinde yaklaşık 2 bin 400 kişi gözaltına alındı. Bunların 855'i Paris bölgesinde, 101'i Marsilya'da ve 199'u Lyon'da yakalandı.

Paris'te gözaltına alınanlardan 557'si polis nezaretine alındı. Paris Savcılığına göre bu kişilerin yüzde 78'i yetişkindi.

Limoges kentinde ise 19. yüzyıldan kalma belediye binası çıkan yangında neredeyse tamamen tahrip oldu.

Fransa'daki protestolar sırasında kundaklanarak büyük ölçüde tahrip edilen Limoges Belediye Binası söndürme çalışmaları kapsamında tazyikli suyla yıkanırken, çevredekiler yaşananları izliyor. (Reuters)
Fransa'daki protestolar sırasında kundaklanarak büyük ölçüde tahrip edilen Limoges Belediye Binası söndürme çalışmaları kapsamında tazyikli suyla yıkanırken, çevredekiler yaşananları izliyor. (Reuters)

Savcılık, açılan ceza soruşturmalarının büyük bölümünün mala zarar verme, şiddet eylemleri gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan toplantılara katılma ve polise saldırı suçlarıyla ilgili olduğunu bildirdi.


İsrail sağında Trump’ın Netanyahu’ya desteği sevinçle karşılandı, muhalefette ise şok etkisi yarattı

Bir İsrailli, dün Tel Aviv yakınlarındaki Bnei Brak (Bney Brak) kentinde, Knesset seçimlerine katılan bir listeye ait seçim afişinin önünden geçiyor. (AFP) 
Bir İsrailli, dün Tel Aviv yakınlarındaki Bnei Brak (Bney Brak) kentinde, Knesset seçimlerine katılan bir listeye ait seçim afişinin önünden geçiyor. (AFP) 
TT

İsrail sağında Trump’ın Netanyahu’ya desteği sevinçle karşılandı, muhalefette ise şok etkisi yarattı

Bir İsrailli, dün Tel Aviv yakınlarındaki Bnei Brak (Bney Brak) kentinde, Knesset seçimlerine katılan bir listeye ait seçim afişinin önünden geçiyor. (AFP) 
Bir İsrailli, dün Tel Aviv yakınlarındaki Bnei Brak (Bney Brak) kentinde, Knesset seçimlerine katılan bir listeye ait seçim afişinin önünden geçiyor. (AFP) 

İsrail sağı, ABD Başkanı Donald Trump’ın, 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimlerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya destek açıklamasını memnuniyetle karşıladı. Netanyahu ve Cumhuriyetçi Partideki destekçileri, Trump’ın desteğini alabilmek için yoğun çaba harcadı. İsrail’in Kanal 13 ve Kanal 12 televizyonlarına göre, bu sonuca ulaşılana kadar Beyaz Saray’daki yetkililer arasında ciddi bir görüş ayrılığı yaşandı.

Siyasi yelpazenin diğer tarafında ise muhalefetteki “Değişim Kampı”, ABD’nin seçimlere müdahale etmemesi için uzun süredir çağrıda bulunuyordu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu çabaların başını özellikle eski Başbakan Yair Lapid çekti. Lapid, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden çok sayıda ABD’li yetkiliyle görüşerek, kurulacak bir “Değişim” hükümetinin Trump yönetimine daha yakın olacağını ve başkanın barış planının uygulanmasında daha fazla iş birliği yapacağını taahhüt etti.

Trump’ın açıklaması muhalefet liderlerini şaşkına çevirdi. Yair Lapid’e yakın bir yetkili, pazar sabahı Trump’ın yakın çevresinden isimlerle görüştüğünü ve bu kişilerin kendisine ABD Başkanı’nın daha önce yanlarında İsrail seçimlerine müdahale etmeyeceğini söylediğini ifade etti.


Moskova’dan Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın yeniden başlamasının önlenmesi çağrısı

Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
TT

Moskova’dan Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın yeniden başlamasının önlenmesi çağrısı

Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)
Arakçi ve Lavrov, İran Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından basın toplantısına gelirken (AP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dün Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın tekrar başlamasının önlenmesi çağrısında bulundu. Lavrov, Tahran’da İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmelerin ardından, savaş öncesi koşullara dönüşün “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesini ve saldırganlığın tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesini” kapsadığını söyledi. Lavrov ayrıca, Moskova’nın krize bir çıkış yolu bulmak için görüşmelere hazır olduğunu belirtti.

Arakçi ise Körfez’deki “güvensizlikten” Washington’u sorumlu tutarak, “yabancı güçlerin katılımı olmaksızın” bölgesel güvenliğin sağlanması çağrısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran Devrim Muhafızları Ordusu, Washington’un “sınırlı da olsa” bir saldırı düzenlemesi hâlinde “ciddi bir enerji krizi” yaşanacağı uyarısında bulunurken, henüz kullanılmamış silahlara başvurabilecekleri tehdidinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ABD’nin düzenlediği saldırıların, İran’ın geniş bölgelerini “gerektiğinde gelecekteki saldırılara açık hâle getirdiğini” ifade etti.