Suriye’nin Süveyda kırsalında, Şeyh Hikmet el-Hicri’nin politikalarına karşı çıkan Dürzi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ilin güneydoğusunda bir İsrail üssü kurulmasına yönelik hazırlıklar yapıldığı ve “Ulusal Muhafızlar” olarak bilinen grubun Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelere ve Dera iline geniş çaplı saldırı düzenlemeye hazırlandığı yönündeki iddiaları yalanladı. Kaynak, söz konusu haberlerin “sahada hiçbir karşılığı olmayan medya söylentilerinden ibaret” olduğunu belirtti.
Kaynak, “Hicri ve savaşçılarıyla bağlantılı medya platformları ve haber kuruluşlarında bu söylentiler yoğun biçimde yayılırken, İç Güvenlik Güçlerinin bazı noktalarına saldırı düzenlemek için sınırlı hazırlıklar yapılıyordu. Ancak saldırı gerçekleştirilmedi” dedi. Kaynak, gündeme getirilen ve yayımlanan iddiaların “medya söyleminin ötesine geçmeyeceği” görüşünde olduğunu ifade etti.
Geçen haftanın başından beri Şeyh Hicri ve “Ulusal Muhafızlar” ile bağlantılı haber platformları, grubun Süveyda kırsalındaki Suriye hükümetinin kontrolünde bulunan bölgelere geniş çaplı bir saldırı düzenlemeye hazırlandığı yönünde haberler yayımlıyor. Bu iddialarda Dera ilinin de olası saldırının hedeflerinden biri olacağı öne sürülüyor.
Söz konusu haberler, Suriye’nin güneyindeki Süveyda, Dera ve Kuneytra illerinin hava sahasında İsrail helikopterlerinin yoğun ve sürekli uçuşlar gerçekleştirdiği yönündeki iddialarla birlikte gündeme geldi. Bazı helikopterlerin Süveyda’daki silahlı gruplara askerî teçhizat taşıdığı ve ilin kırsalına iniş yaptığı da ileri sürüldü. Ayrıca Süveyda’daki fiilî yönetim ile İsrail hükümeti arasında, ilin güneydoğu kırsalındaki Tel Kalib’de bir askerî üs kurulması ve tepeye gözetleme sistemleri yerleştirilmesi konusunda görüşmeler yapıldığı iddia edildi.

Aynı dönemde, söz konusu platformlardan biri “Ulusal Muhafızlar” komutanlığının sahada görev yapan bütün sektör ve birlik komutanlarına bir askerî genelge gönderdiğini öne sürdü. İddiaya göre genelgede, belirlenen stratejik bölgeler ve tepelerde sivillerin yaklaşmasının veya görüntü çekmesinin yasaklandığı, yasağa uymayanların hukuki ve adli takibata uğrayacağı bildirildi.
Genelgede ilgili birliklere, Süveyda’nın doğusunda bulunan Tel Maaz, Tel el-Fara, Tel Aliya, Cebel el-Fine, Tel Kalib, Tel Şaaf, Tel el-Mecdea, Tel Sahen ve Tel Zevag bölgelerinde sıkı denetim uygulanması ve kararın derhâl yürürlüğe konulması talimatının verildiği ileri sürüldü.
Dürzi askerî kaynak, açıklamasında Tel Kalib’in eteklerinde bulunan Kefr kasabasının sakinleriyle her gün iletişim hâlinde olduğunu belirtti. Kaynak, “Kasaba halkı, durumun son derece normal olduğunu ve burada bir üs kurulacağına dair hiçbir belirti bulunmadığını doğruluyor” dedi.
Suriye’nin güneyinden gazeteci Ömer el-Hariri de Hicri ile bağlantılı platformlar ve internet sitelerinde yayımlanan çok sayıdaki haberi “sahte” olarak nitelendirdi. Hariri, X hesabından yaptığı paylaşımda söz konusu haberlerin yayılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Hariri, “İsrail işgalinin Süveyda’da askerî üs kuracağı yönündeki haberlerin hiçbiri doğru değil” dedi. Süveyda ile İsrail’in Kuneytra ve Golan’daki üsleri arasındaki mesafenin 100 kilometreden az olduğuna dikkat çeken Hariri, İsrail uçaklarının Hicri’ye bağlı silahlı gruplara destek sağlamak için ayrıca bir hava destek üssüne ihtiyaç duymadığını kaydetti.

İsrail helikopterlerinin Suriye’nin güneyindeki hava sahasında yoğun ve sürekli uçuşlar gerçekleştirdiği yönündeki iddiaları da değerlendiren Hariri, bu helikopterlerin geçmişte de bölgeye geldiğini belirtti. Hariri, helikopterlerin daha önce silah, lojistik amaçlı iletişim cihazları ve yardım malzemeleri taşıdığını, ayrıca hasta ve yaralıların naklinde kullanıldığını ifade etti.
Karşılıklı suçlamalar
Buna karşılık “Ulusal Muhafızlar” Sözcüsü Binbaşı Talal Amir, Şam yönetimini kendilerine saldırı düzenlemeyi planlamakla suçladı. Amir, Şarku’l Avsat’a yazılı olarak yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin kendi kontrolündeki bölgelerde yaşanan idari başarısızlığı örtbas etmek ve kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek amacıyla dışarıda bir çatışma çıkarmaya çalıştığını öne sürdü.
Amir, “İşgal altındaki bölgelerde takviye kuvvetlerin geldiğini ve tahkimat çalışmalarının yapıldığını günün her saati gözlemliyoruz. Bu çerçevede Şam hükümeti, dikkatleri dağıtmak ve kamuoyunda bir saldırıyı püskürttüğü algısı yaratmak amacıyla söylentiler yayıyor” ifadelerini kullandı.
Amir, “Ulusal Muhafızlar işgal altındaki köylerini kurtarmak için saldırı düzenlemek isteseydi bunu önceden açıklamaz veya sosyal medyaya sızdırmazdı” ifadesini kullandı.
Sözcü ayrıca Süveyda Valisi Mustafa el-Bekur’un bölge halkına krizin çözümü için diyalog çağrısında bulunmasını da reddetti.

Eski Suriyeli muhalif müzakere heyetinin başmüzakerecisi Avukat Muhammed Sabra ise Süveyda’daki milis grupların askerî saldırı düzenleme kapasitesine sahip olmadığı görüşünü dile getirdi.
Sabra, söz konusu grupların askerî kabiliyetlerinin sınırlı olduğunu, personel sayılarının ciddi biçimde yetersiz kaldığını ve silah envanterlerinin bireysel silahlar, tüfekler ve bazı tanksavar mühimmatlarıyla sınırlı olduğunu söyledi. Ayrıca grup üyeleri arasında anlaşmazlıklar bulunduğunu ve bazı unsurların birçok durumda yağma, gasp, adam kaçırma ve sivilleri korkutma eylemlerine karışan çetelere dönüştüğünü öne sürdü.
Sabra’ya göre bu grupların Süveyda üzerindeki kontrolünü sürdürmesi, askerî güçlerinden ziyade bölgesel dengelerden ve İsrail’le olan bağlantılarından kaynaklanıyor. Sabra, İsrail’in bu grupları sona erdirmeye yönelik herhangi bir askerî girişimi, Suriye’nin içişlerine daha kapsamlı müdahalede bulunmak için gerekçe olarak kullanabileceğini belirtti.
Sabra, İsrail’in Süveyda’daki milislere verdiği askerî ve lojistik desteğin arttığı yönündeki değerlendirmelerin doğru olduğunu düşündüğünü de ifade etti. Ancak bu desteğin, söz konusu grupların Süveyda’nın batısında hükümet kontrolündeki bölgelere saldırı hazırlığında olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.
Sabra, desteğin artmasının İsrail’de yaklaşan kritik parlamento seçimleri öncesindeki siyasi belirsizlikle bağlantılı olabileceğini dile getirdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçimleri kazanamaması ve başka bir ismin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi hâlinde, mevcut hükümetin geçici hükümet statüsünde görev yapacağını belirten Sabra, böyle bir durumda yeni hükümetin güvenlik politikalarını etkileyebilecek yeni askerî veya güvenlik gelişmelerine yol açacak adımların atılmasının kısıtlanabileceğini söyledi. Yeni hükümetin Suriye’ye yönelik güvenlik politikalarının ise henüz bilinmediğini kaydetti.

Sabra, seçimlerin Netanyahu ile muhalefet arasında istikrarlı bir hükümet kurmaya yetecek net bir sonuç ortaya çıkarmaması durumunda İsrail’in yeni bir siyasi krize sürüklenebileceğini ve seçimlerin üç ila dört ay içinde tekrarlanabileceğini ifade etti. Ona göre böyle bir süreçte de hükümetin yetkileri belirli ölçüde kısıtlanabilir.
Sabra, bu nedenle Süveyda’daki milislere silah sevkiyatının artmasının, her iki olasılığa karşı hazırlık amacı taşıyabileceğini belirtti. Böylece grupların söz konusu dönem boyunca yetecek miktarda silah ve mühimmata sahip olmasının hedeflenmiş olabileceğini ifade etti. Sabra ayrıca İsrail’in bu gruplara silah tedarikinin geçen hafta belirgin biçimde arttığına da dikkat çekti.



