ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyor

Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
TT

ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyor

Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)

Yapay zekânın küresel başkenti olarak anılan San Francisco’da, altıncı sınıflara beşerî bilimler dersi veren öğretmen Tristen Chang, öğrencilerinin sohbet robotlarına başvurarak ödevlerini yapmalarını önleyecek şekilde derslerini yeniden düzenliyor.

Chang, geçen yıldan bu yana evde yazılan kompozisyon ödevlerini kaldırarak öğrencileri değerlendirmek için sözlü sınavlar uygulamaya başladı. Öğrencilere karakterler, olay örgüsü, temalar ve mecazlar hakkında 15 soru yöneltiyor ve bu soruları yanıtlamaları için yalnızca beş dakika veriyor.

Chang, “Teknoloji, öğretim yöntemlerini değiştiren uzun bir geçmişe sahip ancak yapay zekâ bunların en köklü değişimi. Önceki yöntemlerin tamamı artık geçmişte kaldı” dedi.

Üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte ABD’deki ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler, öğrencilerin öğrenme düzeylerini nasıl değerlendireceklerini yeniden ele alıyor. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ajansın ülke genelinde onlarca öğretmen ve eğitim uzmanıyla yaptığı görüşmelerde öğretmenlerin ev ödevlerini azalttıkları ve sınıf içi yazma etkinlikleri ile tartışmalara daha fazla zaman ayırdıkları görüldü. Ayrıca görevleri, öğrencilerin yalnızca yanıtlarını değil, düşünme becerilerini de ölçebilecek şekilde yeniden tasarlıyorlar.

Bir akıllı telefonda çeşitli yapay zekâ uygulamaları görüntüleniyor (DPA).
Bir akıllı telefonda çeşitli yapay zekâ uygulamaları görüntüleniyor (DPA).

Eğitim sistemleri yapay zekâ konusunda henüz ortak bir yaklaşım geliştirebilmiş değil. Bu durum, birçok öğretmenin geçiş sürecini büyük ölçüde kendi başına yönetmesine neden oluyor. Bazı öğretmenler yapay zekâyı sınıflara entegre etmek isterken bazıları kullanımını sınırlandırmayı tercih ediyor. Pek çok öğretmen ise iki yaklaşım arasında bir yol izliyor.

Stanford Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörü ve Ulusal İngilizce Öğretmenleri Konseyi Başkanı Antero Garcia, “Birçok yetişkin bu araçları iş ortamlarında kendilerine çeşitli şekillerde yardımcı olması için kullanıyor. Ancak bunun eğitim açısından ne anlama geldiğini henüz tam olarak kavrayabilmiş değiliz” dedi.

Eğitimin temel bir unsuru

San Francisco’da bir ortaokulda İngilizce öğretmenliği yapan Rusty Shabey, öğrencilerin ev ödevlerinin yoğunluğundan bunaldıklarında sıklıkla yapay zekâya başvurduğunu söyledi. Shabey, bu eğilimi tersine çevirmek amacıyla sınıf içinde yazma çalışmalarına daha fazla zaman ayırıyor. Örneğin, yedinci sınıf öğrencileriyle bir kompozisyon üzerinde çalışmak için bir ayını harcıyor.

New York’ta bir lisede matematik öğretmeni olan Bobson Wong ise artık daha az sayıda ev ödevi sorusu veriyor ve öğrencilerinin performanslarını daha yakından takip edebilmek için sınıf içi alıştırmaları artırıyor.

Wong, “Yapay zekâ yalnızca öğrencilerin matematik problemlerini çözme biçimini değil, benim bu dersi anlatma biçimimi de kesinlikle değiştirdi” ifadelerini kullandı.

Yapay zekânın yalnızca matematik problemlerini çözmekle kalmayıp çözümün tüm aşamalarını da gösterebildiği bu alanda Wong, artık öğrencilerine hangi çözüm yöntemini tercih ettiklerini ve nedenini soruyor.

Yapay zekânın öğrenme üzerindeki etkileri ise tartışılmaya devam ediyor. Harvard Üniversitesinin 2025 yılında gerçekleştirdiği rastgele (randomize) bir deney, yapay zekâ destekli sanal bir özel öğretmenin öğrenme kazanımlarını ve öğrenci katılımını artırabildiğini ortaya koydu. Buna karşılık Massachusetts Teknoloji Enstitüsünün (MIT) Medya Laboratuvarı tarafından geçen yıl yürütülen küçük ölçekli bir araştırma, kompozisyon yazmak için ChatGPT kullanan kişilerin görevlerini daha hızlı tamamladığını, ancak yeterince zihinsel çaba göstermemiş olabileceklerini gösterdi.

Buna rağmen yapay zekâ, eğitimde artık temel araçlardan biri hâline geldi. RAND kuruluşunun 2025 yılında yaptığı bir araştırma, ABD’deki öğrencilerin ve İngilizce, matematik ve fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunluğunun okul çalışmalarında yapay zekâ kullandığını ortaya koydu.

Öğretmenler ezberlenebilir sorulardan uzaklaşıyor

Bazı öğretmenlere göre yapay zekâyla başa çıkmanın en etkili yolu, yanıtları önceden tahmin edilebilen sorulardan kaçınmak. Yapay zekâ, karakterler ve olay örgüsü gibi konulardaki geleneksel soruları yanıtlamakta oldukça başarılı olduğundan, bazı öğretmenler öğrencilerden yaygın düşünce kalıplarının dışına çıkan yorumlar yapmalarını istiyor.

New York’un Bronx bölgesindeki bir lisede İngilizce öğretmeni olan Bian Rockfield, “En azından şu an için yapay zekânın eksiksiz biçimde yanıtlayamayacağı sorular hazırlamak için büyük çaba harcıyorum” dedi.

Rockfield’ın kullandığı yöntemlerden biri de öğrencilerden, erişmek için genellikle ücretli abonelik gerektiren ve sohbet robotlarının kolayca ulaşamadığı akademik makaleleri okumalarını gerektiren konularda yazı yazmalarını istemek.

Yapay zekâ sınıfta bir yardımcıya dönüşüyor

Yapay zekânın kötüye kullanılmasına ilişkin endişelere rağmen bazı öğretmenler bu teknolojiyi sınıfta bir araç olarak benimsiyor. Öğretmenler, yapay zekânın belirli bir konuyla ilgili makaleler bulmalarına, sınıf için afişler hazırlamalarına ve sunumlarda kullanılacak görseller oluşturmalarına yardımcı olabildiğini belirtiyor.

New York yakınlarındaki bir banliyöde bulunan lisede sosyal bilgiler öğretmenliği yapan Michael Zagari, tarihî belgelerdeki kelimeleri farklı okuma seviyelerindeki öğrencilere uygun hâle getirmek ve sınıfta açıklayabilmek için makaleleri özetlemek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor.

Zagari ayrıca öğrencilerini araştırma projelerine başlarken yapay zekâ kullanmaya teşvik ediyor. Ona göre öğrenciler, yapay zekâya etkili talimatlar vermeyi öğrenerek eleştirel düşünme becerilerini geliştiriyor.

Zagari, “Yapay zekâ ortadan kaybolmayacak. Tıpkı internetin sorumlu kullanımını öğrettiğimiz gibi, yapay zekânın nasıl kullanılacağı konusunda da dijital yurttaşlık sorumluluğunu öğretmeliyiz” ifadelerini kullandı.



Cumhuriyetçiler Trump desteği ile seçmen desteği arasında sıkıştı

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
TT

Cumhuriyetçiler Trump desteği ile seçmen desteği arasında sıkıştı

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)

ABD’deki ara seçimler dikkat çekici bir çelişkiye sahne oluyor. Cumhuriyetçi adaylar, ön seçimler sırasında Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanmak için adeta yarışırken seçim günü yaklaştıkça bazıları Trump’tan uzaklaşmaya, hatta politikalarını açıkça eleştirmeye başladı. Bu değişim, Trump’ın düşen kamuoyu desteğiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki nüfuzunun ne ölçüde zayıfladığı sorusunu gündeme getiriyor.

Reuters’ın bu ayın başında yayımladığı bir haber, Senato ve Temsilciler Meclisi için kritik ve çekişmeli yarışlara katılan Cumhuriyetçi adayların yaklaşık üçte ikisinin Trump’ın bazı politikalarından uzaklaştığını veya onunla siyasi bağlarını zayıflatmaya çalıştığını ortaya koydu. Habere göre, başa baş geçen 62 seçim yarışından 41’inde adaylar belirli konularda Trump’tan bağımsız hareket ettiklerini göstermeye yönelik tutumlar benimsedi. 23 yarışta Trump’ın politikalarıyla görüş ayrılıkları öne çıkarken 12 aday da internet sitelerinden Trump’a yapılan atıfları kaldırdı.

İran savaşı

İran savaşı, akaryakıt fiyatları ve yaşam maliyetindeki artışla doğrudan bağlantılı olması nedeniyle Cumhuriyetçi Parti içindeki tartışmaların başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Kritik seçim yarışlarına katılan bazı adaylar, Beyaz Saray’ın tutumundan açıkça ayrışarak savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

sdcvfgbhj
Trump, 22 Ekim 2026'da Iowa'daki Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson ile birlikte (AFP)

Senato koltuğu için çekişmeli bir yarışın yaşandığı Iowa’da Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson, savaşın sona erdirilmesini istedi. Hinson, eyalet sakinlerinin savaşın bedelini akaryakıt istasyonlarında ve mağazalarda ödediğini belirtti.

Michigan’da ise Cumhuriyetçi aday Mike Rogers, seçim konuşmalarında ve reklamlarında yüksek fiyatlara dikkat çekerek savaşın bir an önce sona erdirilmesi çağrısı yaptı.

Michigan’dan Temsilciler Meclisi üyeliğine yeniden aday olan Tom Barrett ise daha ileri giderek Kongre’nin önceden onayı alınmadan İran’a yönelik askerî operasyonlar düzenlenmesine karşı oy kullandı.

Göç politikaları

Cumhuriyetçilerin mesafeli tutumları İran savaşıyla sınırlı kalmadı, göç politikalarına da uzandı. Bir dönem Cumhuriyetçi Parti’nin güçlü olduğu alanlardan biri olarak görülen göç meselesinde, Trump yönetiminin politikalarını uygularken sıklıkla şiddete başvuran yöntemleri kamuoyunda tepki çekti.

Fox News’un yaptığı bir ankete göre katılımcıların yüzde 53’ü, ABD yönetiminin göçmenlik uygulamalarında sınırı aştığını düşünüyor.

Bu durum özellikle Latin Amerika kökenli seçmenler üzerinde etkili oldu. Bunun üzerine bazı Cumhuriyetçi adaylar yönetimin uygulamalarından uzaklaşmaya, hatta zaman zaman bu uygulamaları eleştirmeye başladı.

h
ABD Ulusal Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, 9 Ekim 2026'da Washington'da Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlileriyle birlikte (AP)

Florida’yı Temsilciler Meclisi’nde temsil eden Cumhuriyetçi üye María Elvira Salazar, geniş çaplı sınır dışı işlemlerini bir seçim reklamında eleştirdi. Temsilciler Meclisi üyesi Monica De La Cruz ise Trump yönetiminin bazı uygulamalarından uzak durmaya çalıştı. De La Cruz, sabıka kaydı bulunmayan kişilerin hedef alınmasını eleştirerek sınır dışı işlemlerinin suça karışmış göçmenlere odaklanması çağrısında bulundu.

New York’ta Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, bazı düzensiz göçmenlere yasal statülerini düzenleme yolu açacak reformları savundu. Lawler ayrıca yönetimin Haitili göçmenlere tanınan geçici koruma statüsünü sona erdirme kararına karşı çıktı.

Pennsylvania’da ise Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Brian Fitzpatrick, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) çalışma yöntemlerinde reform yapılması ve kurum üzerindeki denetimin güçlendirilmesi amacıyla Demokratlarla birlikte yürütülen yasama girişimlerine katıldı.

Trump’ın adını geri plana çekiyorlar

Bazı adaylar, Trump’ın politikalarından uzaklaşmanın yanı sıra seçim kampanyalarında ABD Başkanı’na duydukları açık desteği de daha az görünür hâle getirmeye başladı. Bu adımların, Trump’ın tabanını aşarak daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşma çabasının parçası olduğu değerlendiriliyor.

dcvfgb
Trump, 23 Ekim 2026'da Florida valiliği için Cumhuriyetçi aday Byron Donalds ile birlikte (AP)

Örneğin Florida’da Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Kathy Castor’a karşı yarışan Cumhuriyetçi aday Mike Beltran, kampanya internet sitesinin ana sayfasından Trump’la birlikte çekilmiş bir fotoğrafını ve başkana desteğini vurgulayan ifadeyi kaldırdı. Bunların yerine aile fotoğrafını koydu.

Teksas’ta aday Carlos De La Cruz, kendisini tanımlarken kullandığı “Trump yanlısı muhafazakâr” ifadesini “kendini kanıtlamış muhafazakâr” olarak değiştirdi. Buna karşın Trump’ın fotoğrafı ve adına yapılan atıflar internet sitesinin diğer bölümlerinde yer almaya devam etti.

Florida valiliğine aday olan Byron Donalds’ın seçim kampanyası da internet sitesinden Trump’a yönelik çeşitli atıfları kaldırdı.

Temkinli denge arayışı

New York’ta zorlu bir seçim mücadelesi veren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, Trump’ın desteğini korumakla ondan bağımsız bir tutum sergilemek arasında denge kurmaya çalışan Cumhuriyetçilerin yaklaşımını yansıtıyor.

Lawler, Haitili göçmenlere yönelik geçici yasal koruma ve Türkiye’nin yeniden F-35 savaş uçaklarını alabilmesi önerisi gibi konularda Trump’la görüş ayrılığı yaşadı. Eylül ayında düzenlenen Cumhuriyetçi Parti kongresinde Trump destekçilerinin karşısında bu farklılıkları dile getirmekten çekinmedi. Lawler, Trump’la her konuda aynı fikirde olmadıklarını, bunun da doğal olduğunu söyledi.

Benzer bir tablo Iowa’da da görülüyor. Eyalette zorlu bir seçim yarışına giren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mariannette Miller-Meeks, Trump’ın sığır eti ithalatına ilişkin politikasını eleştirdi. Daha önce benzer girişimlere karşı çıkmış olmasına rağmen, daha sonra Trump’ın İran’a karşı savaş başlatma yetkilerini kısıtlamayı amaçlayan bir düzenleme lehinde oy kullandı.

Ancak bu oylamadan iki haftadan kısa bir süre sonra Miller-Meeks, Iowa’daki bir çelik fabrikasına yapılacak büyük ölçekli yatırımı duyurmak üzere Beyaz Saray’da Trump’ın yanında yer aldı.

Bu örnek, bazı Cumhuriyetçilerin belirli konularda bağımsızlıklarını ortaya koyarken başkanla ilişkilerini korumaktan da vazgeçmediklerini gösteriyor.

hy
New York’taki Cumhuriyetçi aday Mike Lawler, 25 Ekim 2026 (AFP)

Söz konusu adımlar, ön seçimler ile ara seçimler ve seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayacak dönem arasında farklılaşan siyasi hesapları gözler önüne seriyor. Trump’ın ön seçimlerde adaylara verdiği destek, parti tabanını harekete geçirmek ve adayların kendi partilerinin adaylığını kazanmasını sağlamak açısından belirleyici oldu. Ancak aynı adaylar, ara seçimlerde bağımsız ve ılımlı seçmenleri de kapsayan daha geniş bir destek tabanına ulaşmaya çalışıyor.

Seçimlerin ardından bu açık görüş ayrılıklarının devam edip etmeyeceği ya da sandıkların kapanmasıyla birlikte sona erecek geçici seçim hesaplarından ibaret kalıp kalmayacağı merak konusu.

İntikamcı eğilimleriyle tanınan Trump, iki yıl daha Beyaz Saray’da kalacak. Cumhuriyetçiler ise geçmişte parti içindeki muhaliflerini hedef almaktan çekinmeyen bir başkanla çalışmayı sürdürecek. Kongre’deki güç dengeleri netleştiğinde, Cumhuriyetçilerin Trump’tan ne ölçüde bağımsız hareket edebileceğinin sınırları da daha belirgin hâle gelecek.


Kuzey Kore, Wonsan bölgesinden 12 kısa menzilli balistik füze fırlattı

Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
TT

Kuzey Kore, Wonsan bölgesinden 12 kısa menzilli balistik füze fırlattı

Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)

Güney Kore ordusu, Kuzey Kore’nin bugün Wonsan bölgesinden yaklaşık 12 kısa menzilli balistik füze fırlattığını açıkladı. Güney Kore haber ajansı Yonhap’ın haberine göre fırlatmalar ordu tarafından tespit edildi.

Güney Kore Savunma Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada, Pyongyang’ın iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlıklarının çözümü için Seul’ün görüşme önerisinde bulunmasından bir haftadan kısa süre sonra, doğu kıyısı açıklarına kimliği belirlenemeyen bir füze fırlattığını duyurmuştu.

Japonya Savunma Bakanlığı da fırlatmayı doğrulayarak, bunun “balistik füze olduğu düşünülen” bir cisim olduğunu bildirdi. Güney Kore ordusu ise Kuzey Kore’nin “Doğu Denizi yönüne kimliği belirlenemeyen bir cisim fırlattığını” açıkladı. Seul yönetimi, Japon Denizi’ni Doğu Denizi olarak adlandırıyor.

Füze denemesi, iki Kore arasındaki gerilimin sınır bölgesinde meydana gelen ve üç Güney Koreli askerin yaralanmasına yol açan kara mayını patlamasının ardından arttığı bir dönemde gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Seul ve Birleşmiş Milletler tarafından bu ayın başlarında yürütülen ortak soruşturmada, mayının askerden arındırılmış bölgeye Kuzey Kore tarafından döşendiği sonucuna varıldı. Bu bulgu, iddiayı reddeden Pyongyang’ın tepkisine neden oldu.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un nüfuzlu kız kardeşi Kim Yo-jong da Güney Kore’nin Pyongyang’dan özür talep etmesini “aşağılıkça” olarak nitelendirdi.

Kuzey Kore, ekim ayında da ABD Başkanı Donald Trump’ın yıl içinde Kim Jong-un ile görüşebileceğine ilişkin açıklamasından bir gün sonra birden fazla kısa menzilli balistik füze fırlatmıştı.


İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerden benzeri görülmemiş katılım

Arap İsrailli bir kadın seçmen, salı günü İsrail’in kuzeyindeki Ümmü’l-Fehm kentinde kurulan sandıkta oy kullanıyor (Reuters)
Arap İsrailli bir kadın seçmen, salı günü İsrail’in kuzeyindeki Ümmü’l-Fehm kentinde kurulan sandıkta oy kullanıyor (Reuters)
TT

İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerden benzeri görülmemiş katılım

Arap İsrailli bir kadın seçmen, salı günü İsrail’in kuzeyindeki Ümmü’l-Fehm kentinde kurulan sandıkta oy kullanıyor (Reuters)
Arap İsrailli bir kadın seçmen, salı günü İsrail’in kuzeyindeki Ümmü’l-Fehm kentinde kurulan sandıkta oy kullanıyor (Reuters)

İsrail’deki Arap partileri, parlamento seçimlerinde medya kuruluşları ve strateji uzmanlarının “sarsıcı sürpriz” olarak nitelendirdiği bir başarı elde etti. Partilerin ilk sonuçlara göre sandalye sayısını 10’dan 19’a çıkardığı, ancak resmî sonuçların açıklanmasıyla bu sayının değişebileceği belirtiliyor. Bu sonuçlar, Arap siyasetinin İsrail siyasi sahnesindeki varlığını da benzeri görülmemiş bir düzeye taşıdı.

Ancak bu gelişme yalnızca rakamlardan ibaret değil. Aynı zamanda toplumsal bilincin şekillendirdiği nesnel gerekçeleri, bilinçli tercihleri ve hesaplanmış riskleri yansıtıyor. İsrail’in Arap vatandaşları kitlesel biçimde sandığa gitti. Katılım oranı yüzde 80’e ulaşarak yüzde 79’da kalan Yahudi toplumundaki katılımı geride bıraktı. Bu durum bazı İsrailli yorumcuların sonucu “tarihî bir zafer, ancak ölçüyü aşan bir zafer” olarak nitelendirmesine yol açtı.

Yorumcular bu ifadeyle, parti haritasına hâkim olan sağ kanadın, muhalefetteki bazı güçler de dâhil olmak üzere, bu sonuçla başa çıkmak için ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağına işaret ediyordu.

cdvfgbh
Birleşik Arap Listesi lideri Mansur Abbas, salı günü İsrail’deki seçimlerde oy kullanıyor (Reuters).

Bu siyasi hareketliliğin, yaşanan acıların büyüklüğü kadar umutların da gücünü yansıttığı söylenebilir.

İsrail’in Arap vatandaşları, Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümetin 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana kendilerine karşı anlaşılması güç, düşmanca bir politika izlediğini düşünüyor. O gün Hamas’ın ilk saldırılarına maruz kalanlar arasında Arap vatandaşlar da vardı. Savaşta 22 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kaçırıldı. Evlerine önce Hamas’ın, ardından Hizbullah’ın fırlattığı roketler düştü.

Savaş sırasında Arap vatandaşlar, İsrail’in Gazze’de çocuklara, kadınlara, yaşlılara, kiliselere, camilere ve üniversitelere yönelik saldırılarına duydukları acıyı dile getirdikleri için sert baskılarla karşılaştı.

İsrail hükümetinin, Arap toplumunun içinde ağır şiddet uygulayan suç örgütlerine destek verdiği öne sürülürken, hükümetteki bakanlar da onları Gazze’de, Batı Şeria’da ve Lübnan’ın güneyinde yaşananlara benzer biçimde yerlerinden etmeye yönelik planlar konusunda adeta yarıştı. Hastaneler ve üniversiteler gibi iş yerlerinde toplu işten çıkarmalar başladı. Arap vatandaşlar arasında kendi topraklarında ve evlerinde yaşamanın bile tehlikeli hâle geldiği yönünde bir kaygı oluştu.

İsrail’in Arap vatandaşları, Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman liderliğindeki muhalefet partilerinin, Netanyahu’nun İsrail’i tahrip etmekle suçlanmasına rağmen, herhangi bir Arap partisinin desteğine dayanan hükümet kurmayı reddetmesine de tepki gösterdi. Muhalefet, bu tutumuyla Netanyahu’nun başbakan olarak kalmasını göze almış oldu.

vghty
Netanyahu, dün ilk seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Kudüs’te destekçilerine el sallıyor (AFP).

Bu nedenle Arap seçmenler hem hükümete hem de muhalefete yönelik barışçıl bir protesto gerçekleştirmek ve siyasi sahnedeki varlıklarını ortaya koymak amacıyla sandığa gitmeyi tercih etti. Bu katılımı, baskıcı politikalara karşı uzun soluklu mücadelelerinin bir aşaması olarak görüyorlar. Bu mücadelenin İsrail içinde ve dışında başka siyasi adımlarla da devam edeceğini düşünüyorlar.

Aynı zamanda bu siyasi varlıklarıyla İsrail toplumuna iyi niyet mesajı da veriyorlar. Aşırı sağın iktidarını sona erdirme çabalarına önemli katkıda bulundular ve her düzeyde diyalog ve iş birliği köprüleri kurmaya hazır olduklarını gösterdiler. Bu köprünün, Filistin halkını ve Arap dünyasını İsrail’e bağlamasını hedefliyorlar.

Arap vatandaşlarla barışçıl ilişkiler kurulmasından endişe duyduğu belirtilen Netanyahu ise ilk seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı “zafer” konuşmasında onlara özel bir bölüm ayırdı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Netanyahu, “İsrail’in düşmanlarıyla özdeşleşen” Arap partilerinin yer almadığı bir hükümet kuracağını söyledi.

Buna karşılık İsrail’de birçok kişi, Arap seçmenlerin bu katılımla kendi toplumlarında da bir farkındalık yarattığını dile getirdi.

Kanal 12’de yorum yapan Tzipi Shafir, “Yüzyıllar boyunca ayrımcılık ve baskıya maruz kalan Yahudiler, başka bir halkın benzer acılar yaşamasına neden olmaktan kaçınmalı” ifadelerini kullandı.

Shafir sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arap partileri bugün bize insanlığımıza yeniden dönmemiz ve onlarla gerektiği gibi ilişki kurmamız için bir ders veriyor.”

İsrailli sol siyasetçi Yair Golan da dün, kısmi seçim sonuçlarının bir hükümet koalisyonu kurmak için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyulacağını göstermesi üzerine, muhalefetteki müttefiklerine Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için Arap partileriyle iş birliği yapma çağrısında bulundu.

fvrfb
Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, salı günü Roş HaAyin kentindeki seçim merkezinde oy kullanırken (DPA)

Golan, X platformundaki paylaşımında, “Netanyahu’nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında uyguladığı ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Golan, “İsrail’deki Arap vatandaşlarla ortaklık içinde bir değişim hükümeti kurmak bizim sorumluluğumuz ve önümüzde bir fırsat var” dedi.