İsrail’deki Arap partileri, parlamento seçimlerinde medya kuruluşları ve strateji uzmanlarının “sarsıcı sürpriz” olarak nitelendirdiği bir başarı elde etti. Partilerin ilk sonuçlara göre sandalye sayısını 10’dan 19’a çıkardığı, ancak resmî sonuçların açıklanmasıyla bu sayının değişebileceği belirtiliyor. Bu sonuçlar, Arap siyasetinin İsrail siyasi sahnesindeki varlığını da benzeri görülmemiş bir düzeye taşıdı.
Ancak bu gelişme yalnızca rakamlardan ibaret değil. Aynı zamanda toplumsal bilincin şekillendirdiği nesnel gerekçeleri, bilinçli tercihleri ve hesaplanmış riskleri yansıtıyor. İsrail’in Arap vatandaşları kitlesel biçimde sandığa gitti. Katılım oranı yüzde 80’e ulaşarak yüzde 79’da kalan Yahudi toplumundaki katılımı geride bıraktı. Bu durum bazı İsrailli yorumcuların sonucu “tarihî bir zafer, ancak ölçüyü aşan bir zafer” olarak nitelendirmesine yol açtı.
Yorumcular bu ifadeyle, parti haritasına hâkim olan sağ kanadın, muhalefetteki bazı güçler de dâhil olmak üzere, bu sonuçla başa çıkmak için ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağına işaret ediyordu.

Bu siyasi hareketliliğin, yaşanan acıların büyüklüğü kadar umutların da gücünü yansıttığı söylenebilir.
İsrail’in Arap vatandaşları, Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümetin 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana kendilerine karşı anlaşılması güç, düşmanca bir politika izlediğini düşünüyor. O gün Hamas’ın ilk saldırılarına maruz kalanlar arasında Arap vatandaşlar da vardı. Savaşta 22 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kaçırıldı. Evlerine önce Hamas’ın, ardından Hizbullah’ın fırlattığı roketler düştü.
Savaş sırasında Arap vatandaşlar, İsrail’in Gazze’de çocuklara, kadınlara, yaşlılara, kiliselere, camilere ve üniversitelere yönelik saldırılarına duydukları acıyı dile getirdikleri için sert baskılarla karşılaştı.
İsrail hükümetinin, Arap toplumunun içinde ağır şiddet uygulayan suç örgütlerine destek verdiği öne sürülürken, hükümetteki bakanlar da onları Gazze’de, Batı Şeria’da ve Lübnan’ın güneyinde yaşananlara benzer biçimde yerlerinden etmeye yönelik planlar konusunda adeta yarıştı. Hastaneler ve üniversiteler gibi iş yerlerinde toplu işten çıkarmalar başladı. Arap vatandaşlar arasında kendi topraklarında ve evlerinde yaşamanın bile tehlikeli hâle geldiği yönünde bir kaygı oluştu.
İsrail’in Arap vatandaşları, Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman liderliğindeki muhalefet partilerinin, Netanyahu’nun İsrail’i tahrip etmekle suçlanmasına rağmen, herhangi bir Arap partisinin desteğine dayanan hükümet kurmayı reddetmesine de tepki gösterdi. Muhalefet, bu tutumuyla Netanyahu’nun başbakan olarak kalmasını göze almış oldu.

Bu nedenle Arap seçmenler hem hükümete hem de muhalefete yönelik barışçıl bir protesto gerçekleştirmek ve siyasi sahnedeki varlıklarını ortaya koymak amacıyla sandığa gitmeyi tercih etti. Bu katılımı, baskıcı politikalara karşı uzun soluklu mücadelelerinin bir aşaması olarak görüyorlar. Bu mücadelenin İsrail içinde ve dışında başka siyasi adımlarla da devam edeceğini düşünüyorlar.
Aynı zamanda bu siyasi varlıklarıyla İsrail toplumuna iyi niyet mesajı da veriyorlar. Aşırı sağın iktidarını sona erdirme çabalarına önemli katkıda bulundular ve her düzeyde diyalog ve iş birliği köprüleri kurmaya hazır olduklarını gösterdiler. Bu köprünün, Filistin halkını ve Arap dünyasını İsrail’e bağlamasını hedefliyorlar.
Arap vatandaşlarla barışçıl ilişkiler kurulmasından endişe duyduğu belirtilen Netanyahu ise ilk seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı “zafer” konuşmasında onlara özel bir bölüm ayırdı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Netanyahu, “İsrail’in düşmanlarıyla özdeşleşen” Arap partilerinin yer almadığı bir hükümet kuracağını söyledi.
Buna karşılık İsrail’de birçok kişi, Arap seçmenlerin bu katılımla kendi toplumlarında da bir farkındalık yarattığını dile getirdi.
Kanal 12’de yorum yapan Tzipi Shafir, “Yüzyıllar boyunca ayrımcılık ve baskıya maruz kalan Yahudiler, başka bir halkın benzer acılar yaşamasına neden olmaktan kaçınmalı” ifadelerini kullandı.
Shafir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arap partileri bugün bize insanlığımıza yeniden dönmemiz ve onlarla gerektiği gibi ilişki kurmamız için bir ders veriyor.”
İsrailli sol siyasetçi Yair Golan da dün, kısmi seçim sonuçlarının bir hükümet koalisyonu kurmak için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyulacağını göstermesi üzerine, muhalefetteki müttefiklerine Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için Arap partileriyle iş birliği yapma çağrısında bulundu.

Golan, X platformundaki paylaşımında, “Netanyahu’nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında uyguladığı ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Golan, “İsrail’deki Arap vatandaşlarla ortaklık içinde bir değişim hükümeti kurmak bizim sorumluluğumuz ve önümüzde bir fırsat var” dedi.



