Yemen’in Taiz kentinde Husilerin kuşatması ve saldırıları altında bir çuval un ya da bir mutfak tüpü bulmak, artık sıradan günlük ihtiyaç olmaktan çıkarak zorlu bir mücadeleye dönüştü. Tedarik sıkıntısı, fiyat artışları ve temel ihtiyaç maddelerinin taşınmasındaki güçlükler, kentteki yaşamı giderek zorlaştırıyor.
Aileler temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken hastalar da ilaç, yakıt ve tıbbi oksijen eksikliği nedeniyle giderek büyüyen risklerle karşı karşıya. Yaşanan insani kriz, yüz binlerce sivilin hayatını tehdit ediyor.
Uluslararası Af Örgütü değil, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Yemen’in üçüncü büyük kenti Taiz’de insani koşulların bu ayın ekim ayından itibaren ciddi biçimde kötüleştiği uyarısında bulundu. Örgüte göre, Husilerin kuşatmayı sıkılaştırarak geriye kalan ana yolları kapatması; gıda, su, yakıt, ilaç ve mutfak tüpü sıkıntısını daha da derinleştirdi. Bu durum, insani yardım kuruluşlarının bölgeye erişimini de engelledi.
Taiz, 2015 yılından beri Husilerin kuşatması altında bulunuyor. Kentin Yemen’in diğer bölgeleriyle bağlantısını sağlayan ana yolların kapatılması, özellikle Aden ile Taiz arasındaki güzergâhı etkiledi. Söz konusu yol, gıda, yakıt ve tıbbi malzemelerin taşınması açısından önemli bir geçiş noktası niteliğinde.

Örgütün aktardığı kent sakinlerinin ifadeleri, günlük yaşam koşullarındaki kötüleşmenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bir kent sakini, çatışmaların yoğunlaşmasıyla sebze bulmanın son derece zorlaştığını ve fiyatların iki katına çıktığını belirtirken, başka bir kişi üç gün boyunca buğday ve un aradığını ancak bulamadığını söyledi.
Kriz yalnızca pazarlardaki ürün kıtlığıyla sınırlı değil. Kent dışından mal getirilmesi de artan nakliye maliyetleri ve yakıt sıkıntısı nedeniyle giderek zorlaşıyor. Yerel bir sivil toplum kuruluşu yöneticisi, örgütün aktardığına göre sorunun yalnızca gıdanın bulunabilirliğiyle ilgili olmadığını, bu ürünlerin taşınması için gereken yakıtın da temin edilemediğini belirtti. Yönetici, kamyon şoförlerinin nakliye maliyetlerinin iki katına çıktığını ifade etti.
Yaşam maliyetlerindeki artışın boyutunu gösteren bir başka gelişme ise mutfak tüpü fiyatlarının yaklaşık yüzde 400 yükselmesi oldu. Piyasalarda tüp bulunabilirliğinin de azalması, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zaten zorlanan ailelerin yükünü daha da artırdı.
Yakıt ve tıbbi oksijen krizi
Yakıt sıkıntısının etkileri su tedarikine de yansıdı. Dizelle çalışan su pompalarının durma ihtimali giderek daha fazla endişeye yol açıyor. Yakıt eksikliği, su pompalama istasyonlarının faaliyetlerini sürdürmesini tehdit ederken, tankerlerle taşınan suyun maliyeti son gerilimin artmasından bu yana üç katına çıktı. Su üretimi ise yarı yarıya azaldı. Mevcut alternatiflerin tükenebileceği uyarıları yapılıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, suya erişim üzerindeki kısıtlamaların yeni olmadığını ve kuşatma yılları boyunca kent sakinlerinin suya erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin vakaları daha önce belgelediğini belirtiyor. Kentteki koşulları takip eden bir kuruluş da su tankerlerini işleten kişilerin, Taiz’e su ulaştırmaya çalışırken, Husilere ait kontrol noktalarında durdurulduklarını bildirdiğini aktardı.

Hastane ve kliniklerde ise kriz çok daha ağır bir boyuta ulaşıyor. Kanser, böbrek hastalığı ve yüksek tansiyon başta olmak üzere kronik rahatsızlıkları bulunan hastalar tedaviye erişmekte güçlük çekiyor. Özellikle kent merkezinin dışında yaşayan hastalar bu durumdan daha fazla etkileniyor.
Doktorlar ve sağlık çalışanları, yolların kapatılması, yakıt sıkıntısı ve ulaşım maliyetlerindeki artışın, bazı bölgelerde yollar doğrudan kapatılmamış olsa bile hastaların sağlık kuruluşlarına ulaşmasını engellediğini belirtiyor. Bir doktor, hastaların yakıt bulamaması veya yakıt fiyatlarının yükselmesi nedeniyle hastanelere ulaşmakta zorlandığını, bunun da tedavi sürecini daha maliyetli ve karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Bu arada ilaç ve temel tıbbi malzeme stokları da giderek azalıyor. Taiz’de görev yapan bir kadın doktor, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çatışmalarda yaralanmış çok sayıda hastayı kabul ettiklerini, ancak sağlık kuruluşlarında cerrahi müdahaleler için gerekli anestezi malzemelerinin eksik olduğunu belirtti.

Tıbbi oksijen eksikliği de acil ameliyatlar, yoğun bakım, diyaliz ve yenidoğan bakımı gibi hayati sağlık hizmetlerini tehdit ediyor. Şarku’l Avsat’ın Örgüt’ten aktardığına göre sağlık çalışanları, oksijen tedarikindeki aksaklıkların bu hizmetlerin devamlılığını riske attığını belirtiyor.
Yakıt kesintisi, cihazlarını çalıştırmak için dizel jeneratörlere bağımlı bazı sağlık kuruluşlarının faaliyetlerini de aksattı. Bir doktor, çalıştığı sağlık kuruluşunun dizel yakıtın tükenmesi nedeniyle üç gün boyunca hizmet veremediğini söyledi. Doktor, hastaların sağlık kuruluşuna geldikten sonra gerekli bakım sağlanamadığı için hayal kırıklığıyla ayrılmak zorunda kaldığını ifade etti.
Savaş yöntemi olarak aç bırakma
Uluslararası örgüt, kentin Yemen’in geri kalanından izole edilmesini krizin derinleşmesindeki temel etkenlerden biri olarak değerlendiriyor. Bu durum gıda, su, yakıt ve ilaç tedarikini aynı anda etkilerken, insani yardımların bölgeye ulaşmasını da zorlaştırıyor. Örgüt, sivillerin temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmasının silahlı çatışmalarda aç bırakma yönteminin kullanılması anlamına gelebileceğine ilişkin hukuki kaygılara dikkat çekiyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, uluslararası insancıl hukukun sivillerin aç bırakılmasını bir savaş yöntemi olarak kullanmayı yasakladığını hatırlattı. Bu yasak, sivilleri gıda, su, ilaç ve hayatta kalmaları için gerekli temel ihtiyaçlardan kasıtlı olarak mahrum bırakmayı ve yardım malzemelerinin ulaştırılmasını engellemeyi de kapsıyor.

Uluslararası insancıl hukuk kuralları, geçici ve askeri zorunluluklardan kaynaklanan kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, insani yardımların sivillere ulaştırılmasının kolaylaştırılmasını, keyfi biçimde geciktirilmemesini ve insani yardım çalışanlarının hareket özgürlüğünün güvence altına alınmasını öngörüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Husilere temel ihtiyaç maddelerinin ve insani yardımların taşınabilmesi için hayati öneme sahip yolları derhal açma çağrısında bulundu. Örgüt ayrıca çatışmanın bütün taraflarından insani yardımın bölgeye ulaştırılmasını kolaylaştırmalarını ve sivillerin güvenli biçimde seyahat edebilmesini sağlamalarını istedi.
Örgüt, gıda, yakıt, su, ilaç ve insani yardımların Taiz’e gecikme olmaksızın girişine izin verilmesi gerektiğini vurguladı. Kısıtlamaların sürmesinin sivillerin çektiği acıları daha da artırabileceği ve daha fazla insanın hayatını tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu.


