İsrail ülkeyi yönetecek koalisyon arayışında

26. Knesset seçimleri Netanyahu’yu ilk sırada tutarken sürpriz Araplardan geldi

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (AFP)
TT

İsrail ülkeyi yönetecek koalisyon arayışında

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (AFP)

İsrail’in, tarihindeki 26. Knesset seçimlerinde oy sayımının tamamlanmasını beklemesine gerek kalmadı. Sandıkların kapanmasının hemen ardından, toplu savaşlar yürüten ülkeyi yönetebilecek olası koalisyon formülleri tartışılmaya başlandı. “Yahudi toplumunun iç meselesi” olarak görülen bu seçimler, bölgenin tamamını etkileyebilecek bir gelişme olarak komşu ülkeler tarafından da yakından takip edildi.

Başbakan Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un çoğunluğu elde edemediği, ancak her iki ismin de hükümet kurabileceklerine inandığı seçimlerin ardından en önemli soru şu oldu: Ülkeyi yönetebilecek bir koalisyona ulaşmak için hangi seçenekler mümkün?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sandık çıkış anketlerinin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından 28 Ekim 2026 sabahı Kudüs’te düzenlenen seçim mitinginde. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sandık çıkış anketlerinin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından 28 Ekim 2026 sabahı Kudüs’te düzenlenen seçim mitinginde. (AFP)

Seçim sonuçlarının kesin bir tablo ortaya koymaması nedeniyle, hükümet kurmak isteyen iki liderin de kendi siyasi bloklarını genişletmenin yollarını bulması gerekiyor. Ancak şu ana kadar perde arkasında yürütülebilecek olası müzakerelere ilişkin çok az bilgi kamuoyuna yansıdı.

Liderlerden hiçbirinin koalisyon kurmayı başaramaması halinde İsrail yeniden sandık başına gitmek zorunda kalacak. İşte tarafların hükümet kurabilmek için önündeki en olası senaryolar:

Netanyahu liderliğinde hükümet

Başbakan Netanyahu ve aşırı sağcı müttefikleri ile ultra-Ortodoks Yahudi siyasi akımları, oyların kesin sayımında toplam 53 sandalye elde ederek ilk sırada yer aldı. Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi 27 sandalye kazanırken, bu toplam hükümet kurmak için gereken 61 sandalyelik çoğunluğun altında kaldı.

Netanyahu iktidarda kalmayı umuyorsa muhalefet partileriyle temasa geçerek onları hükümetine katılmaya davet etmek zorunda. Bu ise özellikle Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma vaadi üzerine kurulan muhalefet kampanyası göz önüne alındığında, siyasi tutumlarda köklü bir değişiklik anlamına geliyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise hükümeti kurabilecek en uygun adayı belirlemekle görevlendirilmiş durumda. Herzog, ne pahasına olursa olsun yeni bir seçime gidilmesinden kaçınılması çağrısında bulundu.

Gadi Eisenkot, geçtiğimiz salı günü sandıkların kapanmasının ardından Yashar Partisi’nin genel merkezinde İsrail bayrağını sallıyor. (DPA)
Gadi Eisenkot, geçtiğimiz salı günü sandıkların kapanmasının ardından Yashar Partisi’nin genel merkezinde İsrail bayrağını sallıyor. (DPA)

Eisenkot’un oluşturduğu blokta yer alan dört partiden, Yair Golan liderliğindeki ve sekiz sandalye kazanan sol eğilimli Demokratlar Partisi, Netanyahu ile yakınlaşmaya en az sıcak bakan parti olarak öne çıkıyor.

Netanyahu’nun eski müttefiki, şimdiki en sert rakiplerinden biri olan Avigdor Lieberman’ın da bu seçeneği kesinlikle reddetmesi bekleniyor. Lieberman’ın sağcı İsrail Evimiz Partisi yedi sandalye kazandı.

Lieberman, perşembe günü yaptığı açıklamada, “Tasavvur edilebilecek tek koalisyon, Netanyahu’nun şahsen yer almadığı koalisyondur” dedi. Bununla birlikte, Likud Partisi’nin diğer üyelerinin hükümete katılmasına açık kapı bıraktı.

Merkez sağ çizgideki Naftali Bennett liderliğindeki Birlikte Partisi’nin tutumu ise daha belirsiz görünüyor. Parti seçimlerde 12 sandalye kazandı.

Bennett başlangıçta belirli koşulların yerine getirilmesi halinde Netanyahu bloğuyla ittifaka karşı çıkmayacağının sinyalini verdi. Bu koşulların başında, 7 Ekim 2023 saldırılarına ilişkin derhal bir soruşturma komisyonu kurulması geliyor. Ancak daha sonra açıklamalarının yanlış anlaşıldığını belirterek geri adım attı.

Son olarak, 21 sandalye kazanan Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi ile ittifak ihtimali oldukça düşük görünüyor. Eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, seçim kampanyasını liderlik vasfından yoksun olmakla suçladığı Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma vaadi üzerine kurmuştu.

Bununla birlikte, siyasi rakiplerin iktidarı paylaşma konusunda beklenmedik anlaşmalara vardığı yakın dönemden bir örnek de bulunuyor.

2020 yılında Netanyahu ile merkez siyasetçi Benny Gantz, aralarındaki derin anlaşmazlıklara rağmen başbakanlık görevini dönüşümlü yürütme konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak bu ortaklık yalnızca bir yıl sonra çöktü.

Eisenkot ise bu tür bir anlaşma ihtimalini defalarca reddetti. Oylama öncesinde yaptığı açıklamada, “Başbakanlık görevinde dönüşümlü bir sistemin hiçbir türü söz konusu olmayacak. Tek bir başbakan olacak, o da ben olacağım” ifadelerini kullandı.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, erken seçime gidilmesinin önlenmesi gerektiğini vurguluyor. (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, erken seçime gidilmesinin önlenmesi gerektiğini vurguluyor. (AFP)

Muhalefet bloğunun dışında ise Netanyahu için oldukça düşük ihtimalli bir seçenek daha bulunuyor: Toplam 19 sandalye kazanan iki Arap siyasi listesiyle iş birliği yapmak.

Ancak Netanyahu, seçim kampanyası boyunca Arap listelerini eleştirmiş, oylamanın ardından geçen günlerde ise bu listeleri seçimlerde hile yapmakla suçlamıştı.

Ancak, siyasi manevralarıyla bilinen Netanyahu söz konusu olduğunda hiçbir ihtimal tamamen dışlanamıyor. Nitekim Netanyahu, 2015 ve 2021 yıllarında da Arap partileriyle temas kurmuştu.

Eisenkot liderliğinde hükümet

Eisenkot, seçim akşamı yaptığı açıklamada, İsrail halkının Netanyahu’ya çoğunluğu vermeyerek “değişimi seçtiğini” söyledi.

Kendi siyasi bloğunun 48 sandalyeye sahip olması ve Netanyahu ile iktidarı paylaşma anlaşmasını reddetmesi nedeniyle Eisenkot’un önünde iki seçenek bulunuyor: Diğer partilerin desteğiyle bir azınlık hükümeti kurmak ya da Arap milletvekillerini veya karşı bloktan ayrılacak isimleri yanına çekerek koalisyonunu genişletmeye çalışmak.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre sekiz sandalyeye sahip Birleşik Arap Listesi lideri Mansur Abbas, daha önce kısa ömürlü bir koalisyon hükümetine katıldı. Abbas, benzer bir deneyimi yeniden yaşamaya hazır olduğunun sinyalini de verdi. Ancak bu seçenek, muhalefet bloğundaki bazı kesimlerin tepkisini çekiyor.

İsrail’in merkezindeki Lod kentinde, cuma günü Arap Ortak Listesi’ne ait seçim afişi. (AP)
İsrail’in merkezindeki Lod kentinde, cuma günü Arap Ortak Listesi’ne ait seçim afişi. (AP)

Arap Ortak Listesi’nin lideri Yusuf Cabbarin ise Eisenkot’un hükümetine katılmadan Knesset’te kendisini desteklemeye hazır olduğunu açıkladı. Cabbarin, özellikle Gazze’deki yıkıcı savaşa ilişkin çekincelerini dile getirdi.

İki Arap listesinin desteği, Eisenkot’a hükümet kurma girişimini sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu sandalyeleri sağlayabilir. Ancak bu desteğe dayanmak, seçim kampanyasında verilen bir sözden geri adım atılması ve uzun süre ayakta kalması beklenmeyen kırılgan bir azınlık hükümeti riskinin üstlenilmesi anlamına geliyor.

Eski bir Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot, barış yanlısı bir siyasetçi olarak görülmüyor. Gelecekte yeni askeri operasyonların düzenlenmesi ihtimali, özellikle Gazze’de Hamas yönetimini 18 ay içinde sona erdirme taahhüdü, Arap listelerinin kendisine verdikleri desteği geri çekmelerine yol açabilir.

Eisenkot ayrıca Netanyahu’nun siyasi bloğunda bölünme yaratmaya çalışabilir.

Likud Partisi içinde ayrılık yaşanması pek olası görünmüyor. Zira parti, Netanyahu’nun arkasında güçlü biçimde kenetlenmiş durumda. Aşırı sağcı müttefikleri ise Değişim Bloğu açısından siyasi olarak kabul edilemez görülüyor.

Buna karşılık, şu anda Netanyahu ile ittifak halinde bulunan ve toplam 13 sandalyeye sahip ultra-Ortodoks partilerin daha esnek bir tutum sergilemesi mümkün.

Gazze savaşında oğlunu kaybeden Eisenkot, Haredi Yahudilerine tanınan askerlik muafiyetlerinin kaldırılmasını savunuyor. Bu talep, söz konusu toplumu temsil eden partilerin karşı çıktığı başlıca konular arasında yer alıyor. Ancak bu partiler, kendilerine bazı tavizler verilmesi halinde tutumlarını değiştirmeye hazır olabilir.

Araplar açısından tarihî başarı

Bu seçimler, Arap seçmenlerin tarihî düzeyde sandığa katılımına sahne oldu. Arap partilerinin toplam 19 sandalye kazanması, toplumsal öfkeyi önemli bir siyasi baskı unsuruna dönüştürerek Netanyahu’nun hesaplarını zorlaştırdı. Aynı zamanda Eisenkot liderliğindeki muhalefeti, hükümeti değiştirmek için bu desteği kullanıp kullanamayacağı konusunda önemli bir sınavla karşı karşıya bıraktı.

İsrail Knesset seçimlerinin sonuçları, Arap toplumunun siyasi temsilinin boyutlarını yeniden şekillendirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre sandığa katılımın benzeri görülmemiş seviyelere ulaşması ve Arap partilerinin toplam 19 sandalye kazanması, hükümetin politikalarına yönelik toplumsal tepkinin ve ayrımcı olarak nitelendirilen uygulamalarına karşı mücadele kararlılığının öne çıktığı seçimlerin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu.

Oy verme oranının yaklaşık yüzde 80'e ulaşmasıyla ortaya çıkan bu geniş katılım, Arap toplumu açısından önemli bir siyasi kazanım niteliği taşıyor. Ancak seçim başarısının hükümetin yapısı üzerinde somut bir etkiye dönüştürülmesi, hâlâ ciddi siyasi ve parlamenter engeller barındırıyor.



Pakistan Ordusu: İran ile ABD arasındaki arabuluculuğa ilişkin ihtiyatlı iyimserlik

Pakistan Ordu Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri. (Reuters)
Pakistan Ordu Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri. (Reuters)
TT

Pakistan Ordusu: İran ile ABD arasındaki arabuluculuğa ilişkin ihtiyatlı iyimserlik

Pakistan Ordu Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri. (Reuters)
Pakistan Ordu Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri. (Reuters)

Pakistan ordusu sözcüsü dün yaptığı açıklamada, askeri kurumun İran ile ABD arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimlerine ilişkin “ihtiyatlı bir iyimserlik” taşıdığını söyledi. Açıklama, üst düzey bir heyetin bu hafta Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından verilen ilk röportajda yapıldı.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, bu ay içinde iki kez Tahran’ı ziyaret etti. Münir’in pazartesi günü gerçekleştirdiği ikinci ziyaretine Suudi Arabistanlı ve Türk yetkililer eşlik etti.

Münir, sekiz aydır devam eden İran savaşında gerilimi düşürmeye yönelik Pakistan’ın diplomatik girişimlerinde başlıca arabulucu rolünü üstleniyor.

Ordu Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri, iki ziyaretin olumlu işaretler taşıyıp taşımadığına ilişkin bir soruya, “Mareşal Münir, olumlu bir gelişme ihtimali olmasaydı neden Tahran’ı iki kez ziyaret etsin? Dolayısıyla evet, kesinlikle” cevabını verdi.

Pakistan Silahlı Kuvvetleri Halkla İlişkiler Genel Müdürlüğü Başkanı Çaudri, “Her zaman kullandığımız ifade şu: İhtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz” dedi. Çaudri, çatışmanın kendi çıkarlarına hizmet ettiğini düşünen ve süreci sabote etmeye çalışan “güçlü aktörlerin” hâlâ bulunduğunu belirtti, ancak herhangi bir tarafın adını vermedi.

Pakistan Silahlı Kuvvetleri karargâhının bulunduğu Ravalpindi’den konuşan Çaudri, görüşmelerin içeriği veya ABD’nin İran ziyaretine destek verip vermediği konusunda ayrıntı paylaşmaktan kaçındı.

Suudi Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ile Türkiye Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın da pazartesi günü Tahran’da Münir’e eşlik etti.

Üç ülke, geçen yıl 7 Ağustos’ta ortak savunma anlaşması imzalamış ve taraflardan herhangi birine yönelik saldırının bütün taraflara yapılmış sayılacağını açıklamıştı.

Üç imzacı ülke anlaşmanın kolektif caydırıcılık ve bölgesel güvenliği amaçladığını belirtirken, analistler anlaşmanın bölgesel güçlerin İran ile ABD arasındaki çatışmanın sonuçlarını yönetme çabalarıyla yakından bağlantılı olduğunu değerlendiriyor.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazartesi günkü görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, bölgenin güvenliğinin dış müdahale olmaksızın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini söyledi.

Çaudri, İran’ın anlaşmaya katılma ihtimaliyle ilgili bir soruya, anlaşmanın mevcut hükümlerinin yeni üyelerin kabul edilmesini engellemediğini belirterek yanıt verdi. “Kolektif caydırıcılık ve bölgesel barış konusunda ortak bir vizyonu benimseyen herhangi bir taraf neden katılmasın? Herkese kapımız sonuna kadar açık” diyen Çaudri, kararın üç ana tarafın siyasi liderlerine ait olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Çaudri’ye, anlaşma kapsamında Pakistan’ın Suudi Arabistan’a daha fazla asker gönderip göndermeyeceği de soruldu. Sözcü, bunun sahadaki gelişmelere ve iki ülkenin siyasi liderliklerinin kararına bağlı olduğunu ifade etti.

Pakistan’ın Suudi Arabistan’ı ve Mekke ile Medine’deki kutsal mekânları savunma konusundaki kararlılığını da yineledi.


Trump ve Clinton, kritik seçim öncesinde seçmenleri harekete geçirmek için kampanya yürütüyor

ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinin Daytona Beach kentinde Senatör Ashley Moody ile birlikte. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinin Daytona Beach kentinde Senatör Ashley Moody ile birlikte. (AP)
TT

Trump ve Clinton, kritik seçim öncesinde seçmenleri harekete geçirmek için kampanya yürütüyor

ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinin Daytona Beach kentinde Senatör Ashley Moody ile birlikte. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinin Daytona Beach kentinde Senatör Ashley Moody ile birlikte. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Florida eyaletinde Cumhuriyetçi destekçileriyle düzenlenen bir seçim mitingine katılırken, eski Başkan Bill Clinton da komşu Mississippi eyaletinde Demokratlara hitap etti. Her iki isim de Kongre’de hangi partinin çoğunluğu sağlayacağını belirleyecek ara seçimlerde seçmenleri sandığa gitmeye çağırdı.

Trump, Daytona kentinde toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, “Bu, şimdiye kadarki en önemli ara seçim” dedi. Bundan yalnızca bir saat önce Tupelo kentinde konuşan Clinton da benzer bir değerlendirmede bulundu ve Cumhuriyetçi Partili üçüncü bir ABD başkanına atıfta bulundu.

Clinton konuşmasında, “Dostum George Bush bir keresinde demokrasinin kendi kendini düzelttiğini söylemişti. Mississippi’de bunun doğru olup olmadığını öğrenmek üzereyiz” ifadelerini kullandı. Clinton, konuşmasını Demokratların Senato adayı Scott Colom’a oy verilmesi çağrısıyla tamamladı.

Seçimler, Trump’ın Beyaz Saray’daki görev süresinin son iki yılının Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre’nin desteğiyle sorunsuz geçip geçmeyeceğini ya da Demokratların muhalefeti ve engellemeleriyle karşılaşıp karşılaşmayacağını belirleyecek.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığı ajansın oy kullanma verileri üzerinde yaptığı analize göre, seçimlere beş gün kala erken oy kullanan Amerikalıların sayısı, 2022 ara seçimlerinin aynı dönemine kıyasla yaklaşık 10 milyon arttı.


Türkiye, Feridun Sinirlioğlu’nu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine aday gösterdi

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile tokalaşırken. (BM)
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile tokalaşırken. (BM)
TT

Türkiye, Feridun Sinirlioğlu’nu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine aday gösterdi

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile tokalaşırken. (BM)
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile tokalaşırken. (BM)

Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Hadi Sinirlioğlu’nu Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği görevine aday gösterdi. Şarku’l Avsat’ın Anadolu Ajansı’ndan aktardığı habere göre, adaylık başvurusu yapıldı.

Ajansın Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan ve dün tarihli adaylık mektubunun BM Genel Kurulu Başkanı ile BM Güvenlik Konseyi Başkanı’na iletildiği belirtildi.

Bu adım, yeni BM Genel Sekreteri’nin seçilmesi sürecinde yaşanan tıkanıklığın sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Kaynaklara göre, BM Güvenlik Konseyi’nin dün gerçekleştirdiği son ön yoklama oylaması da kesin bir sonuç vermedi.

Mevcut BM Genel Sekreteri Portekizli Antonio Guterres’in görev süresi 31 Aralık’ta sona erecek.

Genel Sekreterlik görevine aday olan bir ismin, BM Güvenlik Konseyi’ndeki 15 üyeden en az dokuzunun oyunu alması gerekiyor. Bunun yanı sıra, aralarında derin görüş ayrılıkları bulunan beş daimî üyeden herhangi birinin veto hakkını kullanmaması şartı aranıyor.

Adayın bu aşamaları geçmesinin ardından ismi, onaylanmak üzere bütün üye ülkelerin temsil edildiği BM Genel Kurulu’na sunuluyor.