ABD ile İran arasındaki savaşı kontrol altına almayı amaçlayan diplomatik girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere ve petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları artıyor. Bu gelişmeler, deniz ulaşımının güvenliği ve stratejik su yolunun kontrolüne ilişkin karşılıklı suçlamaların gölgesinde yaşanıyor.
Katar heyeti, arabuluculuk çabalarını ilerletmek ve müzakereleri yeniden canlandırmak amacıyla Tahran’a ulaşırken, ABD Başkanı Donald Trump da İran’a karşı izlenebilecek olası seçenekler konusunda askerî bir brifing aldı. Bu durum, diplomatik sürecin askerî tırmanma ihtimalini ortadan kaldırmadığına işaret ediyor.
Müzakereleri yeniden canlandırmaya yönelik Katar girişimi
Katar heyeti, Washington ile Tahran arasındaki müzakereleri yeniden başlatmak ve savaşı sona erdirecek bir uzlaşmaya varılmasını sağlamak amacıyla yürütülen çabalar kapsamında, cuma günü üst düzey İranlı yetkililerle görüşmek üzere yeniden Tahran’a gitti.
Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre heyete, Katar Başbakanı’nın Birinci Danışmanı başkanlık ediyor. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmelerin ele alınacağı belirtildi.
Ziyaret, İran medyasında Tahran’ın ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’den İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai’ye hitaben gönderilmiş bir mesaj aldığı yönünde haberlerin yayımlanmasından bir gün sonra gerçekleşti. Wall Street Journal (WSJ), mesajın bir barış anlaşmasına varılmasına ilişkin belirli şartları değil, müzakerelerin yeniden başlatılması için olası bir çerçeveyi içerdiğini ve Katarlı arabulucular aracılığıyla iletildiğini yazdı.
Nisan ayında varılan ancak çatışmayı sona erdirecek kalıcı bir anlaşmaya dönüşmeyen ateşkesin ardından Katar ve Pakistan, müzakerelerin yeniden canlandırılmasına yönelik arabuluculuk çabalarında rol üstleniyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla arabulucu iki ülkeyle bir plan üzerinde görüşmeler yürüttüğünü duyurmuştu. Ancak çözümün şartlarına ilişkin görüş ayrılıkları, somut ilerleme kaydedilmesini engellemeye devam ediyor.
Tahran, boğazın yeniden açılması için Washington’dan yedi şartı kabul etmesini istiyor. Bu şartlar arasında Ortadoğu genelinde ateşkes ilan edilmesi, yurt dışındaki dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, petrol sektörüne uygulanan yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasına son vermesi bulunuyor.
Trump askeri brifing alıyor
Diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde Trump, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper tarafından İran’a karşı olası askerî seçenekler konusunda bilgilendirildi. Beyaz Saray’da gerçekleştirilen brifinge Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine de katıldı.
WSJ, Cooper'ın brifingi bizzat sunmak üzere Beyaz Saray’a gelmesinin nadir görülen bir durum olduğunu belirtti. Bu gelişmenin, siyasi girişimlerin sonuçsuz kalması ve bölgedeki gerilimin sürmesi karşısında gündeme gelen askerî değerlendirmelerin önemini yansıttığı ifade edildi.
Trump dün bir Amerikan radyo kanalına verdiği röportajda, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilmeyeceği yönündeki tutumunu yineledi. Trump, “Nükleer silahlardan arındırılmış bir İran göreceğiz. İran nükleer silaha sahip olmayacak ve bu durum çok yakında değişecek” dedi.
Tahran’ın anlaşmaya varmak istediğini belirten Trump, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyeceğine dair güvence verilmesi gerektiğini vurguladı. Trump ayrıca İran’ı, kendi ifadesiyle, dünyada teröre en fazla destek veren ülke olarak nitelendirdi.
Trump, 1979’dan bu yana İran’la yaşanan çatışmaların geçmişine de değinerek, İran yönetimini Amerikalıları hedef alan yıllar süren şiddet olayları ve saldırılardan sorumlu tuttu. ABD’nin düzenlediği bir saldırıda öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi ‘şeytani bir dahi’ olarak nitelendiren Trump, Süleymani’yi ABD güçlerine karşı el yapımı patlayıcıların kullanılmasının arkasındaki isim olmakla suçladı.
ABD’nin askerî operasyonlarının sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Trump, İran’ın 159 gemi ve 268 uçağını kaybettiğini, radar sistemleri ile hava savunma unsurlarının imha edildiğini öne sürdü. İran’ın askerî ve siyasi lider kadrosunun ağır darbeler aldığını belirten Trump, Washington’ın şu anda kiminle müzakere ettiğini tam olarak bilmediğini söyledi.
ABD Başkanı’nın açıklamaları, yönetiminin İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme talebindeki ısrarını sürdürdüğünü ve anlaşmaya varılamaması durumunda askerî seçeneği de gündemde tuttuğunu ortaya koyuyor.
Hürmüz Boğazı’nı kim kontrol ediyor?

Sahadaki gelişmeler kapsamında iki taraf, savaşın 28 Şubat’ta ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlamasından bu yana başlıca çatışma alanlarından birine dönüşen Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin karşılıklı açıklamalarda bulundu. Tahran, söz konusu saldırılara İsrail’i ve bölgedeki ABD tesislerini hedef alan saldırılarla karşılık verirken boğazdaki deniz trafiğine de kısıtlamalar getirmişti.
Cooper dün yaptığı açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) güçlerinin artık Hürmüz Boğazı’nda bulunmadığını belirterek, Tahran’ın deniz trafiğini tehdit etme girişimlerine rağmen su yolu üzerinde kontrol sahibi olmadığını savundu.
CENTCOM tarafından yayımlanan görüntülü mesajında Cooper, ABD güçlerinin seyrüsefer özgürlüğünü korumaya bağlı olduğunu belirterek, yaz aylarından bu yana yaklaşık 1,5 milyar varil petrolün taşınmasına yardımcı olduklarını söyledi. Cooper, ABD’nin deniz ablukasının İran’ın herhangi bir petrol ihraç etmesini engellediğini öne sürerek, deniz yollarının güvenliğini ve uluslararası ticaretin kesintisiz sürmesini sağlamaya yönelik ABD çabalarının devam ettiğini vurguladı.
Buna karşılık Tahran, gemilerin geçişine yönelik kısıtlamaları sürdürerek kendi güçlerinin belirlediği güzergâhın kullanılmasını ve geçiş öncesinde kendileriyle koordinasyon sağlanmasını talep ediyor. İran, Umman kıyılarına daha yakın olan güney güzergâhının yetkilendirilmediğini savunuyor. Bu durum, boğazdan geçen gemileri giderek artan kısıtlamalar ve risklerle karşı karşıya bırakıyor.
ABD ise İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürüyor. Bu uygulama, Tahran’ın petrol ihracatı yapma ve ticari faaliyetlerini yürütme kapasitesini daha da sınırlandırıyor.
Petrol tankerlerine yönelik saldırılar

Sahadaki yeni bir gelişmede, DMO Deniz Kuvvetleri, Tahran’ın izinsiz olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanarak Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan üç petrol tankerinde patlamalar meydana geldiğini ve yangın çıktığını duyurdu.
DMO, tankerlerden ikisinin boğazın doğu ve batı kesimlerinde çeşitli olaylara maruz kaldığını, ardından boğazın güneyindeki sularda durdurulduklarını bildirdi. Açıklamada, gemilerin mürettebatı seyrüsefer ve konum belirleme sistemlerini kapatmakla ve ABD güçlerinin desteğiyle boğazdan geçmeye çalışmakla suçlandı.
Açıklamada ayrıca, yaklaşık 2 milyon varil ham petrol taşıyan üçüncü bir tankerin deniz mayınına çarptığı, bunun sonucunda gemide patlamalar meydana geldiği ve yangın çıktığı belirtildi.
Reuters, İran’ın açıklamalarının doğruluğunu veya duyurulan olayların ayrıntılarını bağımsız olarak doğrulayamadı.
Ayrı bir olayda Umman, Hürmüz Boğazı’na kıyısı bulunan Musandam vilayeti açıklarında saldırıya uğrayan Panama bayraklı bir ticari geminin 25 kişilik mürettebatının tahliye edildiğini duyurdu. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktığı belirtildi.
Umman Deniz Güvenliği Merkezi, Umman Kraliyet Donanması’nın merkezle koordinasyon içinde tahliye operasyonunu gerçekleştirdiğini ve mürettebatın tamamına gerekli sağlık hizmetlerinin sağlandığını bildirdi.
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO) ise daha önce Umman’ın Hasab kenti açıklarında, kuzeydoğu yönünde yaklaşık 25 deniz mili mesafede bir petrol tankerinin saldırıya uğradığını duyurmuştu. Kurum, küçük bir teknenin gemiye yaklaşarak su hattının üzerindeki gövdesine iki patlayıcı düzenek yerleştirdiğini belirtmişti.
İki patlamanın makine dairesinde yangına yol açtığı ve geminin geçici olarak devre dışı kaldığı bildirildi. Yangının söndürülmesinin ardından tanker seyrine devam ederek bir sonraki uğrak limanına doğru hareket etti. Kurum, mürettebatın güvende olduğunu ve herhangi bir çevre kirliliğinin kaydedilmediğini teyit etti.
Deniz güvenliğiyle ilgili üç kaynağa göre, saldırıya uğrayan ve Panama bayrağı taşıyan Louise 1 adlı tankere iki yapışkan mayınla saldırı düzenlendi. İki kaynak, olayın geçtiğimiz şubat ayında ABD ile İran arasında savaşın başlamasından bu yana bölgede bu tür patlayıcıların bilinen ilk başarılı kullanımı olduğunu söyledi.
Merkezi Yunanistan’da bulunan ve denizcilik riskleri konusunda uzmanlaşan Marisks Grubu, küçük bir teknenin seyir halindeki bir petrol tankerine yaklaşarak geminin gövdesine patlayıcı düzenekler yerleştirmesinin ve ardından bölgeden uzaklaşmasının ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti. Gruba göre bu tehdit, özellikle yoğun deniz trafiğinin bulunduğu geçiş güzergâhlarında daha büyük önem taşıyor.
Grup ayrıca, yapışkan mayınların düşük maliyetli olduğunu ve gelişmiş teknolojiler gerektirmediğini, bu nedenle ticari gemileri hedef almak için nispeten etkili bir yöntem olarak kullanılabildiğini belirtti.
Gerilim artarken petrol fiyatları yükseliyor

Öte yandan İran resmi medyası, İran donanmasının Hürmüz Boğazı’nın doğu kesiminde ABD’ye ait insansız bir deniz aracını imha ettiğini bildirdi. ABD tarafından ise olayı doğrulayan veya yalanlayan herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bu olaylar, İran Silahlı Kuvvetleri’nin perşembe günü bölgede en az dört petrol tankerinin mayınlara çarpması sonucu durduğunu açıklamasının ardından yaşandı. İran tarafı, gemilerin telsiz üzerinden yapılan çok sayıda uyarıyı dikkate almadığını ileri sürdü. Bu gelişmeler, dünyanın petrol taşımacılığı açısından en önemli deniz geçiş güzergâhlarından birinde seyrüsefer güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Siyasi ve askerî gelişmeler enerji piyasalarına da yansıdı. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatabileceği ve bölgedeki çatışmanın genişleyebileceğine ilişkin endişelerin artmasıyla petrol fiyatları dün yükseldi.
Gösterge niteliğindeki Brent petrolün varil fiyatı, işlemlerin başlangıcında 116,43 dolara yükselerek perşembe günkü kapanışına kıyasla yüzde 1,35 artış kaydetti.
Fiyatlardaki yükseliş, küresel petrol ticareti açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler karşısında enerji piyasalarının ne kadar hassas olduğunu ortaya koyuyor. Deniz trafiğinin aksamasının sürmesi veya tankerlere yönelik saldırıların artması, arzda aksamalara yol açabileceği gibi nakliye ve sigorta maliyetlerini de yükseltebilir.
Katar ve Pakistan’ın arabuluculuk girişimleri yeni bir müzakere zemini oluşturmayı hedeflerken, sahadaki gelişmeler ile ABD ve İran’dan gelen açıklamalar, gerilimin düşürülmesinin önünde hâlâ ciddi engeller bulunduğuna işaret ediyor. Hürmüz Boğazı ise taraflar arasında gelecekte varılabilecek herhangi bir anlaşmanın temel sınama noktası olmayı sürdürecek.