Suudi Pro Lig, transfer harcamasında yalnızca Premier Lig'e geçildihttps://turkish.aawsat.com/spor/4534296-suudi-pro-lig-transfer-harcamas%C4%B1nda-yaln%C4%B1zca-premier-lige-ge%C3%A7ildi
Suudi Pro Lig, transfer harcamasında yalnızca Premier Lig'e geçildi
Suudi Arabistan ligi, 2023-2024 yaz transfer döneminde en fazla harcamanın yapıldığı futbol ligleri arasında İngiltere Premier Lig'in arkasında 2. sırayı aldı
Al Hilal'in 90 milyon euroya transfer ettiği Neymar, Suudi Pro Lig'in en pahalı transferi oldu (AA)
Suudi Pro Lig, transfer harcamasında yalnızca Premier Lig'e geçildi
Al Hilal'in 90 milyon euroya transfer ettiği Neymar, Suudi Pro Lig'in en pahalı transferi oldu (AA)
Dünyanın önde gelen ligleri arasına girme hedefiyle futbola büyük yatırım yapan Suudi Arabistan, elit oyuncuların Çin kulüplerine gittiği 2015-2020 yıllarındaki transfer akımını akıllara getirse de yaz transfer döneminde adından söz ettirdi.
Cristiano Ronaldo'nun 2022'nin aralık ayında Al Nassr'a transferiyle başlayan süreç, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonunun Al Ahli, Al Hilal, Al İttihad ve Al Nassr kulüplerinin yüzde 75'ini devralmasıyla devam etti.
Yüksek maaşlarla yıldız futbolcuların dikkatini çeken Suudi Pro Lig kulüpleri, Ronaldo'dan sonra Karim Benzema, Neymar, Sadio Mane, N'Golo Kante, Riyad Mahrez ve Roberto Firmino'nun da aralarında bulunduğu birçok üst düzey oyuncuyu kadrosuna kattı.
Suudi Pro Lig'deki 18 kulüp, Alman internet sitesi Transfermarkt'ın verilerine göre, bonservis için kasalarından çıkan 955,87 milyon avroyla transfere 2,81 milyar avro ayıran İngiltere Premier Lig ekiplerinin arkasında 2. sıraya yerleşti.
Yaz dönemindeki transfer giderleri sıralamasında İngiltere Premier Lig ve Suudi Pro Lig'i, 898,64 milyon avroyla Ligue 1 (Fransa), 854,83 milyon avroyla da Serie A (İtalya) izledi.
Bu periyotta Bundesliga (Almanya) 748 milyon, LaLiga (İspanya) ise 440,85 milyon avro harcayarak listenin 5 ve 6. sırasında yer aldı.
Transfer döneminin 15 Eylül'de sona ereceği Trendyol Süper Lig ise 135,7 milyon avroluk giderle 11. sırada kendisine yer buldu.
En çok harcayan Al Hilal, en pahalı transfer Neymar
Yaz transfer döneminde en fazla para harcayan 10 kulüpten 3'ü Suudi Pro Lig'den çıktı.
Toplam 11 futbolcu için 464,1 milyon avro bonservis ücreti ödeyen İngiltere Premier Lig ekibi Chelsea'nin başı çektiği listede, Al Hilal (353,1 milyon avro) 2'nci, Al Ahli (200,99 milyon) 8'inci, Al Nassr ise (165,1 milyon) 10'uncu sırayı aldı.
Teknik direktörlüğünü Portekizli Jorge Jesus'un yaptığı Al Hilal, Brezilyalı yıldız futbolcu Neymar'ı renklerine bağlamak için Paris Saint-Germain'e ödediği 90 milyon avroyla Suudi Pro Lig'in en pahalı transferine de imza attı.
Malcom'u 60 milyon, Ruben Neves'i 55 milyon ve Aleksandar Mitrovic'i 52,6 milyon avro karşılığında transfer eden Al Hilal, Suudi Pro Lig'in en yüksek bonservis bedelli 5 futbolcusundan 4'ünü kadrosunda barındırıyor.
Al Nassr'ın Porto'dan 60 milyon avroya transfer ettiği Otavio ise Malcom ile 2'nci sırayı paylaştı.
UFC Başkanı Dana White, ağırsıklet şampiyonu Oleksandr Usyk'in takım direktörüne göre boksörü Zuffa Boxing'e transfer etmekle ilgileniyor.
Ukraynalı boksör, uzun süredir birlikte çalıştığı K2 Promotions'tan menajeri Alex Krassyuk'la geçen yaz yollarını ayırdıktan sonra serbest boksör konumunda ve bu nedenle White'ın 39 yaşındaki Usyk'i kadrosuna katmak için bir hamle planladığı söyleniyor.
Zuffa Boxing, White ve Turki Alalshikh tarafından haziranda küresel boks ortamını değiştirmek amacıyla kuruldu ve geçen eylülde Terence Crawford'la Canelo Alvarez arasındaki mega maç şirketin açılış etkinliği oldu.
Usyk'in takım direktörü Sergey Lapin, Talksport Bet'e verdiği röportajda şunları söyledi:
Temas var, diyalog var ve [Dana White ve Zuffa Boxing'den] ilgi mevcut. Şu anda detaylar kamuoyuna açıklanmayacak. Birkaç kapı açık ve format, şartlar ve takvim uyuşursa, piyasa kimsenin beklemediği bir hareket görebilir diyelim.
Zuffa Boxing, aralarında şu anki IBF kruvazör sıklet şampiyonu Jai Opetaia'nın da bulunduğu isimlerle sözleşme imzalayarak ivme kazanıyor; Avustralyalı dövüşçü 29 profesyonel maçta yenilgi yüzü görmedi.
Lapin şunları ekledi:
Herkes onun [Dana White] ne yaptığını gördü. 'Eski MMA'i küresel bir UFC makinesine dönüştürdü. Gerçek gücü sadece bir dövüşü değil, bir etkinliği paketlemekte yatıyor. Eğer o dahil olursa, ölçek ve ilgi anında farklılaşır.
Üç kez tartışmasız şampiyon olan boksör, yakın zamandaki rakibi Tyson Fury'nin düzenli antrenman kampını kurduğu Tayland'da motosiklet sürerken çekilmiş bir videosunu X'te yayımladı.
"Çingene Kral", üç kez ağırsıklet dünya şampiyonu olma fırsatını ararken, spora son dönüşü hakkında her zamanki gibi sesini yükseltiyor.
Independent Türkçe
Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadıhttps://turkish.aawsat.com/spor/5231116-venus-williams%C4%B1n-tenise-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC-istedi%C4%9Fi-gibi-olmad%C4%B1
Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadı
Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
Venus Williams, Avustralya Açık'ta korta çıkarak tarihe geçti ancak Sırbistan adına yarışan Olga Danilovic'in son 6 oyunu üst üste kazanarak üç setlik heyecan dolu maçta zafere ulaşmasıyla galibiyete erişemedi.
45 yaşındaki Williams, ana tabloya özel davetle katılarak tekler turnuvasında yarışan en yaşlı kadın oldu. 5 yıl sonra ilk defa Melbourne'e dönen 7 kez Grand Slam şampiyonu, maça iyi başladı ve tie-break’te attığı muhteşem bir forehand winner’la seyircileri coşturdu.
Danilovic ikinci seti kazanarak maçı eşitledi ancak son sette 4-0 öne geçen Williams, zafere ve 2021 Wimbledon'dan bu yana ilk Grand Slam tekler maçını kazanmaya doğru ilerliyor gibiydi.
Ancak çok güçlü bir cevap veren 24 yaşındaki Danilovic, Williams'ın ikinci tura yükselmesini engelleyerek 6-7 (5), 6-3, 6-4'lük skorla galip geldi. Avustralya Açık'ta ilk kez 17 yaşındayken, 1998'de oynayan Williams, korttan ayrılırken ayakta alkışlandı. Williams aynı zamanda Ekaterina Alexandrova'yla çiftler turnuvasında da yarışacak.
Venus Williams, John Cain Arena'dan ayrılırken alkışları kabul ediyor (AFP)
Williams, "Harika bir maçtı, harika bir andı" dedi.
Seyircinin enerjisi inanılmazdı. Bu beni çok motive etti. Rakibim de harika oynadı. Ayrıca biraz da şanslıydı. Bu sporun doğasında var. Bazen böyle işliyor. Ama inanılmaz bir an oldu.
Williams, turnuvaya özel davetle katıldığında tarihe geçeceğinin farkında değildi. 5 kez Wimbledon şampiyonu, tenise geçen yaz geri dönmüş ve hem teklerde hem de çiftlerde ABD Açık'a katılmıştı; burada Leylah Fernandez'le birlikte eylülde çeyrek finale ulaşmıştı.
Williams, aralık ayında Andrea Preti'yle evlendi ancak 2021'den beri ilk kez Avustralya'ya yapacağı seyahate hazırlanırken önceki "üç ay boyunca aralıksız antrenman yaptığını" söylemişti.
Amerikalı tenisçi, Melbourne'de 2003 ve 2007'de iki kez tekler finaline ulaşmış ve her ikisinde de kız kardeşi Serena Williams'a kaybetmişti. Ancak aynı zamanda çiftlerde 4 kez şampiyon oldu.
Williams ayrıca tenis oynamayı sürdüreceğinin ve bu yıl daha düzenli bir programla müsabakalara çıkacağının sinyalini verdi.
Williams, "Birçok açıdan işleri yeniden öğrenmek zorundayım, anlatabiliyor muyum?" dedi.
Bugünkü çabamdan gerçekten gurur duyuyorum çünkü her maçta daha iyi oynuyorum ve ulaşmak istediğim yerlere geliyorum. Şu anda sadece ilerlemeyi sürdürmem, kendim üzerinde çalışmam ve hatalarımı kontrol etmem gerekiyor. Bunlar da daha fazla maç oynayarak kazanılan şeyler, ayakları tam olarak doğru pozisyona getirmek, doğru vuruşları seçmek, tüm bunları hâlâ öğreniyorum. Biraz tuhaf ama bu kadar iyi oynamak, kendimi bu konuma getirmek ve çok yaklaşmak son derece heyecan verici.
Venus Williams, Olga Danilovic'i tebrik ediyor (AP)
Bundan sonra beni neyin beklediğini düşüneceğim. Burada çiftler maçım var, bu yüzden şu anda ona odaklıyım.
Williams ikinci turda Coco Gauff'la karşılaşabilirdi ancak Williams'ın 1998'de Avustralya Açık ana tablosuna ilk kez katıldığı zaman henüz doğmamış olan Danilovic, son derece etkileyici bir geri dönüşe imza attı.
Danilovic, korttaki röportajında, "Bunlar çok nadir şeyler ve Venus Williams'a karşı oynamak benim için hafife alınacak bir şey değil" dedi.
4-0 gerideyken kendi kendime, 'Sadece oyna, her şeyi ortaya koy ve puan puan ilerle' dedim. Bu maçı kazanmayı başardığım için çok mutluyum ama böyle bir efsaneye karşı oynamak büyük bir zevkti.
Independent Türkçe
Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şeyhttps://turkish.aawsat.com/spor/5230542-buz-%C3%BCst%C3%BCnde-150-km-skeleton-hakk%C4%B1nda-her-%C5%9Fey
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta kış sporlarının en sıradışı ve en yüksek adrenalinli branşlarından biri olan skeletonu inceliyoruz.
Skeleton'da yarışmacı, küçük ve aerodinamik bir kızakla yüzü öne bakacak şekilde buz pistinde kayıyor. Sporcunun başı, pist yüzeyine neredeyse değecek kadar yakın duruyor ve her şey saliselerle ölçülüyor.
Dışarıdan bakıldığında son derece basit gibi görünen bu disiplin, aslında büyük teknik beceri ve cesaret gerektiriyor. Yarışçı başlangıçta kısa bir koşuyla kızağını hızlandırıyor, ardından kızak üzerine atlıyor ve vücudunu tamamen aerodinamik bir pozisyona sokuyor.
Skeleton pistleri genellikle bobsled ve diğer kızak branşlarıyla aynı parkurları kullanıyor. Bu pistler, buzla kaplı beton kanallardan oluşuyor ve virajları, eğimleri ve düz bölümleri çok hassas ölçülerle tasarlanıyor. Sporcu pistte ilerlerken bütün yönlendirmeyi yalnızca vücut ağırlığıyla yapıyor.
Kızaklarda herhangi bir direksiyon, fren ya da mekanik kontrol sistemi bulunmuyor. Bu yüzden en küçük omuz, diz ya da ayak hareketi bile kızakta yön değişimine yol açıyor. Yarışçılar bu kontrolle virajlardan geçerken saatte 130 ila 150 kilometreye ulaşan hızlara çıkıyor.
Bu sporun kökeni 19. yüzyılın sonlarına, İsviçre'nin ünlü kış kasabası St. Moritz'e dayanıyor. 1885'de burada açılan Cresta Run adlı doğal buz pisti, yüzüstü kayma fikrinin doğduğu yer kabul ediliyor.
Başlangıçta bu etkinlik daha çok cesaret meraklılarının eğlencesi olarak görülüyordu. Ancak zamanla düzenli yarışlar organize edilmeye başlandı ve spor kurumsal bir kimlik kazandı.
"Skeletal" yani iskelet kelimesinden türeyen "skeleton" adıysa 1892'de ortaya çıkan yeni metal kızak tasarımlarından geliyor. Bu kızakların ince ve iskelet benzeri yapısı, spora kalıcı ismini kazandırdı.
Skeleton ilk kez 1928 Kış Olimpiyatları'nda olimpik programa girdi. Ardından 1948'de tekrar sahneye çıktı ancak uzun yıllar boyunca olimpiyatlardan uzak kaldı.
Modern dönemle birlikte 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları'nda resmen geri döndü. O tarihten bu yana hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde olimpik bir spor olarak varlığını sürdürüyor.
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'nda ise skeleton sporuna yeni bir soluk gelecek. Bu oyunlarda programa ilk kez karışık takım yarışı eklenecek. Bir erkek ve bir kadın sporcunun toplam zamanının sonucu belirleyeceği bu format, spora yeni bir heyecan katacak.
Skeleton kızakları dışarıdan basit görünse de her santimetresi hassas mühendislikle tasarlanıyor. Kızak, çelik bir şasi, karbon fiber gövde ve iki özel metal bıçaktan oluşuyor.
Bu bıçaklar "runner" adı verilen kayıcı yüzeyleri oluşturuyor ve buzla doğrudan temas ediyor. Runner'ların keskinliği, eğimi ve ayarı, sporcunun pistteki performansını doğrudan etkiliyor.
Kızakta herhangi bir fren sistemi bulunmuyor. Sporcu yarış bittikten sonra yavaşlamak için ayaklarını buz yüzeyine sürterek duruyor. Bu da yarışın ne kadar katıksız bir fiziksel mücadele olduğunu gösteriyor.
Sporcular yarış sırasında tam koruma sağlayan kasklar, dayanıklı eldivenler ve özel yarış tulumları kullanıyor. Bu ekipmanlar hem güvenliği artırıyor hem de aerodinamik performansı iyileştiriyor.
Bir skeleton pistinin uzunluğu genellikle 1200'le 1650 metre arasında değişiyor. Pist boyunca 15 ila 20 arasında keskin viraj bulunuyor ve bazı virajlarda sporcu neredeyse 5G'ye varan merkezkaç kuvvetlerine maruz kalıyor.
Buz yüzeyi her yarıştan önce özel ekipler tarafından yeniden hazırlanıyor. Pistin sıcaklığı, nem oranı ve buzun sertliği yarış hızlarını doğrudan etkiliyor.
Yarışçılar pisti önceden defalarca yürüyerek inceliyorlar. Viraj açılarını, giriş noktalarını ve en ideal çizgiyi ezberlemek, yarışın belki de en kritik bölümünü oluşturuyor.
Skeleton yarışları tamamen zamana karşı yapılıyor. Sporcular teker teker piste çıkıyor ve her inişte en iyi süreyi elde etmeye çalışıyor.
Olimpiyat formatında genellikle 4 ayrı iniş yapılıyor. Bu 4 turun toplam süresi, nihai sıralamayı belirliyor. En küçük hata bile madalya şansını saniyeler içinde yok edebiliyor.
Başlangıç bölümü yarışın en kritik anı. Sporcu yaklaşık 30 metrelik bir alanda kızağını koşarak itiyor ve hız kazandırıyor.
Bu ilk birkaç saniyede kazanılan momentum, pistin geri kalanında elde edilecek hızı büyük ölçüde belirliyor. Zayıf bir başlangıç, kusursuz bir sürüşle bile telafi edilemiyor.
Skeleton dünya çapında Uluslararası Bobsled ve Kızak Federasyonu (IBSF) tarafından yönetiliyor. Dünya kupaları, kıta şampiyonaları ve dünya şampiyonaları bu kurumun çatısı altında düzenleniyor.
Her sezon farklı ülkelerde yapılan yarışlar, sporcuların dünya sıralamasını şekillendiriyor.
Son yıllarda Büyük Britanya, Almanya, Kanada ve ABD gibi ülkeler skeleton'da büyük başarılar elde ediyor. Pist tecrübesi ve teknik altyapı, bu sporda belirleyici rol oynuyor.
Skeleton'u diğer kış sporlarından ayıran en önemli özellik, sporcuyla pist arasındaki mesafenin neredeyse sıfıra inmesi. Yarışçı buzla kelimenin tam anlamıyla burun buruna kayıyor.
En ufak bir hata, yanlış bir ağırlık transferi ya da milisaniyelik gecikme, saniyelerle ölçülen büyük kayıplara yol açıyor. Bu da skeleton'u gerçek bir sinir, denge ve cesaret sınavına dönüştürüyor.
İzleyenler için birkaç dakikalık bir iniş gibi görünen şey, aslında yıllar süren antrenmanların ve büyük bir teknik disiplinin ürünü oluyor.
Skeleton, basit bir kızak sporu değil. Hızın, cesaretin ve buz üzerindeki ustalığın en saf hali.
Kaynaklar: ESPN, Olympics, IBSF
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة