UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin "en yaşlı" rekorları

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin en yaşlı oyuncuları, golcüleri ve finalistleri 40 yaş sınırını aştı

(AA)
(AA)
TT

UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin "en yaşlı" rekorları

(AA)
(AA)

Portekizli savunma oyuncusu Pepe'nin (40) geçen salı günü Porto'nun evinde Antwerp ile yaptığı maçta fileleri havalandırarak UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin gol atan en yaşlı futbolcusu olması, "Devler Ligi"nin en yaşlı unvanına sahip isimlerini gündeme getirdi.

İtalyan kaleci Marco Ballotta, "Devler Ligi"nde forma giymiş en yaşlı, bir dönem Beşiktaş forması giyen Portekizli defans oyuncusu Pepe, bu kulvarda gol atan en yaşlı, İtalyan futbolcu Paolo Maldini ise şampiyon olan ve finalde gol atan en yaşlı futbolcu ünvanlarını elinde bulunduruyor.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde görev almış en yaşlı 5 oyuncunun hepsi kalecilerden oluşuyor.

İtalyan kaleci Marco Ballotta, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde forma giyen en yaşlı oyuncu konumunda. Ballotta, bu rekoru 2007 yılında İtalyan temsilcisi Lazio formasıyla Real Madrid'e karşı oynadıkları maçta elde etti.

"Devler Ligi"nde sahaya çıkan en yaşlı oyuncular şöyle:

Marco Ballotta (Lazio) - Real Madrid, 11 Aralık 2007 - 43 yıl 252 gün.

Gianluigi Buffon (Juventus) - Barcelona, ​​02 Aralık 2020 - 42 yıl 315 gün.

Olexandr Shovkovskiy (Dinamo Kiev) - Napoli , 13 Eylül 2016 - 41 yıl 255 gün.

Mark Schwarzer (Chelsea) - Atletico Madrid, 30 Nisan 2014 - 41 yıl 206 gün.

Allan McGregor (Rangers) - Ajax, 01 Kasım 2022 - 40 yıl 274 gün.

Pepe, Şampiyonlar Ligi tarihinin gol atan en yaşlı futbolcusu

Bir dönem Beşiktaş forması da giyen 40 yaşındaki Portekizli savunma oyuncusu Pepe, geçen salı günü Porto'nun evinde Antwerp ile yaptığı maçta fileleri havalandırarak UEFA Şampiyonlar Ligi tarihinin gol atan en yaşlı futbolcusu olmayı başardı.

Portekiz temsilcisi Porto'nun UEFA Şampiyonlar Ligi H Grubu 4. haftasında sahasında Belçika ekibi Antwerp'i 2-0 yendiği maçta 40 yaş 254 günlük Pepe, 90+1. dakikada takımının ikinci golünü kaydederek organizasyonda 40 yaş üstü gol atan ilk oyuncu unvanını elde etti.

Bu gol öncesinde Şampiyonlar Ligi'nde İtalyan forvet Francesco Totti, 38 yıl 59 günle gol atan en yaşlı futbolcu rekorunu elinde tutuyordu.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin gol atan en yaşlı futbolcuları şu şekilde:

Pepe (Porto) - Antwerp (Belçika), 7 Kasım 2023 - 40 yıl 254 gün.

Francesco Totti (Roma) - CSKA Moskova (Rusya), 25 Kasım 2014 - 38 yıl 59 gün.

Ryan Giggs (Manchester United) - Benfica (Portekiz), 14 Eylül 2011 - 37 yıl 290 gün.

Filippo Inzaghi (Milan) - Real Madrid (İspanya), 3 Kasım 2010 - 37 yıl 87 gün.

Javier Zanetti (Inter) - Tottenham Hotspur (İngiltere), 20 Ekim 2010 - 37 yıl 72 gün.

İtalyanlar, Şampiyonlar Ligi'nin en yaşlı şampiyonları

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde kupaya ulaşan en yaşlı 5 futbolcunun tamamı İtalyan kökenli futbolculardan oluşurken, bu başarılar da yine İtalyan takımlarında oynarken elde edildi.

Listede yer alan isimlerden sadece Javier Zanetti, İtalyan kökenli Arjantinli futbolcu olarak diğer 4 isimden farklılık gösterdi.

Şampiyonlar Ligi'nin en yaşlı şampiyonu ise İtalyan ekibi Milan formasıyla İngiliz temsilcisi Liverpool karşısında 2007 finalinden zaferle ayrılıp kupayı kazanan Paolo Maldini oldu.

Maldini, 2007 UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını kazanarak bu başarıya 38 yaş 331 günlükken ulaştı.

Şampiyonlar Ligi'nin en yaşlı şampiyonları:

Paolo Maldini (Milan) - Liverpool, 23 Mayıs 2007 - 38 yıl 331 gün.

Pietro Vierchowod (Juventus) - Ajax, 22 Mayıs 1996 - 37 yıl 46 gün.

Alessandro Costacurta (Milan) - Juventus, 28 Mayıs 2003 - 37 yıl 34 gün.

Javier Zanetti (Inter) - Bayern Münih, 22 Mayıs 2010 - 36 yıl 285 gün.

Marco Materazzi (Inter) - Bayern Münih, 22 Mayıs 2010 - 36 yıl 276 gün.

Şampiyonlar Ligi finalinin en yaşlısı Van der Sar

UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde forma giyen 40 yaş üstü tek oyuncu konumundaki Hollandalı file bekçisi Edvin van der Sar, bu ünvana İngiliz ekibi Manchester United formasıyla 2011 yılında ulaştı.

Hollandalı kaleci, 40 yaş 211 günlükken 2011 yılı UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona'ya karşı sahaya çıkarak bu rekoru elde etti.

Şampiyonlar Ligi finalistlerinin en yaşlıları:

Edwin van der Sar (Manchester United) - Barcelona, ​​28 Mayıs 2011 - 40 yıl 211 gün.

Gianluigi Buffon (Juventus) - Real Madrid, 03 Haziran 2017 - 39 yıl 126 gün.

Paolo Maldini (Milan) - Liverpool, 23 Mayıs 2007 - 38 yıl 331 gün.

Lothar Matthaus (Bayern Münih) - Manchester United, 26 Mayıs 1999 - 38 yıl 66 gün.

Ryan Giggs (Manchester United) - Barcelona, ​​28 Mayıs 2011 - 37 yıl 180 gün.

Şampiyonlar Ligi finalinde gol atan en yaşlı futbolcu Paolo Maldini

Milan'ın efsanelerinden Paolo Maldini, 25 Mayıs 2005'te İstanbul'da Liverpool'a karşı 4-3 kaybettikleri tarihe geçen finalde, 36 yaş 333 günlükken fileleri havalandırarak, UEFA Şampiyonlar Ligi finallerinde gol atan en yaşlı futbolcu unvanına ulaştı.

Paolo Maldini, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2005 yılında İstanbul'daki finali kaybetmesine rağmen, 2007 yılındaki finalde şampiyonluğa ulaşarak Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıran en yaşlı oyuncu olmayı başardı.

 



Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM


Dana White gözünü Oleksandr Usyk'e dikti

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Dana White gözünü Oleksandr Usyk'e dikti

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

UFC Başkanı Dana White, ağırsıklet şampiyonu Oleksandr Usyk'in takım direktörüne göre boksörü Zuffa Boxing'e transfer etmekle ilgileniyor.

Ukraynalı boksör, uzun süredir birlikte çalıştığı K2 Promotions'tan menajeri Alex Krassyuk'la geçen yaz yollarını ayırdıktan sonra serbest boksör konumunda ve bu nedenle White'ın 39 yaşındaki Usyk'i kadrosuna katmak için bir hamle planladığı söyleniyor.

Zuffa Boxing, White ve Turki Alalshikh tarafından haziranda küresel boks ortamını değiştirmek amacıyla kuruldu ve geçen eylülde Terence Crawford'la Canelo Alvarez arasındaki mega maç şirketin açılış etkinliği oldu.

Usyk'in takım direktörü Sergey Lapin, Talksport Bet'e verdiği röportajda şunları söyledi:

Temas var, diyalog var ve [Dana White ve Zuffa Boxing'den] ilgi mevcut. Şu anda detaylar kamuoyuna açıklanmayacak. Birkaç kapı açık ve format, şartlar ve takvim uyuşursa, piyasa kimsenin beklemediği bir hareket görebilir diyelim.

Zuffa Boxing, aralarında şu anki IBF kruvazör sıklet şampiyonu Jai Opetaia'nın da bulunduğu isimlerle sözleşme imzalayarak ivme kazanıyor; Avustralyalı dövüşçü 29 profesyonel maçta yenilgi yüzü görmedi.

Lapin şunları ekledi:

Herkes onun [Dana White] ne yaptığını gördü. 'Eski MMA'i küresel bir UFC makinesine dönüştürdü. Gerçek gücü sadece bir dövüşü değil, bir etkinliği paketlemekte yatıyor. Eğer o dahil olursa, ölçek ve ilgi anında farklılaşır.

Üç kez tartışmasız şampiyon olan boksör, yakın zamandaki rakibi Tyson Fury'nin düzenli antrenman kampını kurduğu Tayland'da motosiklet sürerken çekilmiş bir videosunu X'te yayımladı.

"Çingene Kral", üç kez ağırsıklet dünya şampiyonu olma fırsatını ararken, spora son dönüşü hakkında her zamanki gibi sesini yükseltiyor.

Independent Türkçe