Manchester City'li Bernardo Silva, Arsenal'lı Gabriel'e hareket yaptı (AP)
Manchester City'li Bernardo Silva, pazar günü Premier Lig'de oynanan ve 2-2 beraberlikle sonuçlanan hararetli maçta rakip Arsenal oyuncularıyla kupasızlıkları nedeniyle alay etti ve Topçular'ın (Adı "tophane/cephanelik" anlamına gelen Arsenal'in göğüs armasında da bir top arabası yer alır. Bu yüzden lakabı Gunners yani Topçulardır -ed.n.) taktiklerini hedef aldı.
Arsenal'ı "centilmenlik dışı hareketlerle" suçlayan Silva, Leandro Trossard'ın devre arasının hemen öncesinde oyundan atılmasının ardından 10 kişi kalan Mikel Arteta'nın takımının zamana oynadığını söyledi. City, 98. dakikada John Stones'la skoru eşitlemişti.
Daha sonra iki takım orta sahada çarpışırken Silva baş ve işaret parmağıyla "0" işareti oluşturup savunma oyuncusu Gabriel'e göstererek Arsenal'ın kupasızlığıyla alay eder gibi göründü.
Maç sonrası röportajda Silva, Manchester City'nin Arsenal'la rekabetiyle Jurgen Klopp'un Liverpool'uyla rekabeti arasındaki farkın kupalardan kaynaklandığını ve Topçular'ın henüz kupa kazanamadığını söyledi.
Belki de Liverpool'un Premier Lig kazanmış olması, Arsenal'in kazanmamış olmasındandır. Liverpool bir Şampiyonlar Ligi kazandı, Arsenal kazanamadı. Liverpool bizimle karşılaştığında maçı kazanmak için için her zaman başa baş mücadele etti, bu açıdan bakıldığında Arsenal'a karşı oynadığımız maçlar Liverpool'a karşı oynadığımız maçlar gibi değil. Yani evet, belki de bu farklı bir rekabet.
Silva ayrıca Arsenal'ın taktiklerini eleştirdi ve geçen sezonun şampiyonluk rakiplerinin karşılaşmasında futbol oynamaya çalışan sadece "bir takım" olduğunu söyledi. City'nin aldığı beraberlik, sezonun 5 maçının ardından iki puanlık farkı korumasını sağladı.
Sadece bir takım futbol oynamaya gelmişti. Diğeriyse ne yazık ki hakem tarafından izin verilen ve yapılabilecek olanın sınırlarında oynamaya geldi. Her şey daha ilk saniyede başladı. İlk pozisyonda ne olacağını anladık. Bir oyuncumuz [Rodri] 10 dakika içinde iki kez yere indirildikten sonra sakatlandı. Hakem kaptanımızı çağırdıktan sonra pozisyonuna geçmesine izin vermeyince bir gol yedik. İkinci gol zaten onların kalecimize her zamanki gibi bloklamasıydı ve hakem buna izin verdi. Ardından hakem zaman kaybettiren bir dizi olaya izin verdi. Beni en çok rahatsız eden şey, her sezon başında FA'yle bir sürü toplantı yapmak. Bize bu tür durumları kontrol edeceklerini ve onları durduracaklarını söylüyorlar ama sonuçta hiçbir değeri yok. Çok şey söylüyorlar ama hiçbir şey olmuyor.
MMA'i milyonlara sevdiren Conor McGregor yeniden sahnede
McGregor, UFC tarihinin ilk çifte şampiyonu (Zuffa LLC)
Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Conor McGregor'ın oktagona dönüşünü ve karma dövüş sanatları (MMA) dünyasında bıraktığı etkiyi inceliyoruz.
12 Temmuz'da gerçekleşecek UFC 329, klasik bir dövüş gecesinden çok daha fazla anlam taşıyor. 5 yıl aradan sonra oktagona dönen Conor McGregor, bu kez sadece Max Holloway karşısında kazanmak için değil, kendi hikayesinin yeni bir bölümünü yazmak için kafese girecek.
Kazandığı kemerler, nakavtları ve kaybettiği maçlar McGregor'ın hikayesini anlatmaya yetmez. İrlandalı yıldız, MMA tarihinin en tartışmalı, en büyük ve en etkili figürlerinden biri olarak bu sporu değiştiren isimlerin başında geliyor.
Bugün UFC milyarlarca dolarlık küresel bir organizasyon. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi MMA takip ediyor, dövüşçüler daha yüksek gelirler elde ediyor ve UFC artık ana akım spor dünyasının önemli parçalarından biri.
Bu dönüşümün tek sebebi elbette McGregor değildi ancak onun yarattığı etki, organizasyonun büyüme hikayesinin merkezinde yer alıyor.
McGregor'ın UFC kariyeri 2013'te başladı. Dublin'den çıkan eski bir tesisatçı çırağı, kısa sürede sadece yeteneğiyle değil, kişiliğiyle de tüm dünyanın dikkatini çekti.
2015'te Jose Aldo'yu yalnızca 13 saniyede nakavt ederek tüysıklet şampiyonu olduğunda artık sadece bir dövüşçü değildi. O gece McGregor, UFC'nin yeni yüzü haline geldi.
Bir yıl sonra Eddie Alvarez'i yenerek hafifsıklet kemerini de kazandı ve UFC tarihinde aynı anda iki farklı sıklette şampiyon olan ilk dövüşçü oldu.
Ancak McGregor'ın asıl farkı kazandığı kemerlerden çok, dövüşleri birer spor müsabakasından büyük olaylara dönüştürme yeteneğiydi.
Eski UFC şampiyonu Georges St-Pierre, McGregor'ın bu özelliğini şöyle anlatıyor:
Conor McGregor gibi biri yoktu. Bir dövüşün etrafında duygu yaratma konusunda en iyisiydi. İnsanlar onu ya sevip kazanmasını istiyor ya da ondan nefret edip kaybetmesini bekliyordu.
St-Pierre'in dikkat çektiği nokta, McGregor'ın sadece iyi bir dövüşçü olmadığıydı. O, insanların ilgisini mücadele başlamadan önce toplamayı başaran bir spor yıldızıydı.
McGregor'ın mirasının en önemli kısmı belki de bu.
Ondan önce UFC'nin büyük yıldızları vardı. Georges St-Pierre, Anderson Silva ve Brock Lesnar organizasyonun büyümesinde önemli roller oynadı. Ancak McGregor dönemiyle birlikte UFC'nin finansal ölçekte ulaştığı seviyeler değişti.
McGregor'ın Jose Aldo'yla karşılaştığı UFC 194, organizasyonun düzenli şekilde milyonlarca izleyiciye ulaşabildiği yeni dönemin başlangıcı oldu. İrlandalı yıldızın yer aldığı dövüşler arka arkaya devasa izlenme rakamlarına ulaştı.
Khabib Nurmagomedov'la yaptığı UFC 229 karşılaşması ise 2,4 milyon öde ve izle satışıyla organizasyon tarihinin en büyük etkinliği oldu.
McGregor'ın etkisi sadece televizyon gelirleriyle sınırlı kalmadı. Büyük arenalar, yüksek bilet satışları ve küresel sponsorluklar da bu dönemde büyüdü.
UFC'nin 2016'da WME-IMG tarafından yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında satın alınması da bu yükseliş döneminin en önemli sonuçlarından biriydi.
McGregor'ın popülerliği, UFC'nin yalnızca bir dövüş organizasyonu değil, küresel bir spor markası olarak görülmesine büyük katkı sağladı.
McGregor'ın etkisini anlatan en önemli noktalardan biri de rakiplerinin ve diğer şampiyonların bile onun yarattığı değişimi kabul etmesi.
Jon Jones, McGregor'ın UFC'ye katkısı hakkında şunları söyledi:
Conor McGregor bu spor için çok şey yaptı. Sporu ana akıma taşıdı ve hepimizin daha fazla para kazanmasını sağladı. Bazen insanların onun tüm dövüşçüler için yaptıklarını unuttuğunu düşünüyorum. Herkese nelerin mümkün olduğunu gösterdi.
Yani McGregor yalnızca kendi kazancını artıran bir sporcu olmadı. Dövüşçülerin marka oluşturabileceğini, sosyal medyanın kullanılabileceğini ve bir MMA sporcusunun geleneksel spor yıldızlarıyla aynı seviyede tanınabileceğini gösterdi.
2017'de Floyd Mayweather'la yaptığı boks maçı bunun en büyük örneğiydi. Profesyonel boksta hiç mücadele etmemiş bir MMA dövüşçüsü, dünyanın en büyük boks yıldızlarından biriyle karşılaşarak milyarlarca dolarlık bir etkinliğin parçası oldu.
Elbette McGregor'ın kariyeri yalnızca başarı hikayesinden oluşmuyor.
2018'de Khabib Nurmagomedov karşısında aldığı mağlubiyet, kariyerinin en önemli kırılma noktalarından biriydi. Sonrasında gelen uzun aralar, sakatlıklar ve kafes dışındaki tartışmalar nedeniyle eski üstünlüğünü yeniden kurup kuramayacağı sürekli tartışıldı.
Üstelik istatistiklere bakıldığında McGregor, UFC tarihinin en başarılı şampiyonu değil. İki farklı sıklette kemer kazanmasına rağmen hiçbir kemerini savunmadı. Uzun şampiyonluk dönemleri yaşayan Jon Jones, Georges St-Pierre veya Anderson Silva gibi isimlerle kıyaslandığında sportif başarı açısından tartışmalar devam ediyor.
Ancak McGregor'ın hikayesi zaten sadece sportif başarı üzerinden değerlendirilemez.
Bazı sporcular kupalarıyla, bazıları rekorlarıyla, bazıları ise değiştirdikleri kültürle hatırlanır. McGregor üçüncü kategoriye giren isimlerden biri.
Max Holloway karşılaşması bu yüzden yalnızca bir geri dönüş maçı değil.
McGregor artık eski dönemindeki yenilmez görüntüyle kafese çıkmayacak. 5 yıllık aranın ardından, yaşının ilerlediği ve kariyerinin son bölümüne girdiği bir dönemde yeniden kendisini kanıtlama fırsatı yakalayacak.
Kazansa da kaybetse de Conor McGregor'ın UFC tarihindeki yeri değişmeyecek.
Çünkü o, sadece kemer kazanan bir dövüşçü olmadı. Bir dönemin yüzü oldu, UFC'nin ekonomik sınırlarını genişletti ve MMA'in dünya çapında daha büyük bir kitleye ulaşmasında en önemli rollerden birini oynadı.
UFC 329 gecesinde oktagona çıkacak kişi sadece eski bir şampiyon olmayacak. Aynı zamanda bu sporun nasıl değiştiğinin yaşayan sembollerinden biri olacak.
Kaynaklar: ESPN, LA Times, UFC
İspanya, Belçika'yı son dakikada yıkarak yarı finale yükseldihttps://turkish.aawsat.com/spor/5294608-i%CC%87spanya-bel%C3%A7ikay%C4%B1-son-dakikada-y%C4%B1karak-yar%C4%B1-finale-y%C3%BCkseldi
İspanya, Belçika'yı son dakikada yıkarak yarı finale yükseldi
Merino gol sevincini yaşıyor. (Reuters)
İspanya, 2026 FIFA Dünya Kupası çeyrek finalinde Belçika'yı son dakikalarda bulduğu golle 2-1 mağlup ederek yarı finale yükseldi.
Los Angeles'taki SoFi Stadyumu'nda 70 bin taraftarın önünde oynanan karşılaşmada Avrupa şampiyonu İspanya'nın gollerini 30. dakikada Fabian Ruiz ve oyuna sonradan giren Mikel Merino 88. dakikada kaydetti. Belçika'nın tek golü ise 41. dakikada Charles De Ketelaere'den geldi.
Bu sonuçla İspanya, yarı finalde salı günü Dallas'ta Fas'ı 2-0 mağlup ederek adını son dört takım arasına yazdıran Fransa ile karşı karşıya gelecek.
İspanya, böylece 2010 yılında tarihinde ilk ve tek Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandığı turnuvadan bu yana ilk kez Dünya Kupası'nda yarı finale yükselme başarısı gösterdi.
Çeyrek final turu, cumartesi günü oynanacak İngiltere-Norveç ve son şampiyon Arjantin-İsviçre karşılaşmalarıyla tamamlanacak.
İspanya, son 16 turunda da komşusu Portekiz'i uzatma dakikalarında eleyebilmişti. Yedek kulübesinden oyuna giren Mikel Merino, ikinci yarının uzatma bölümünde attığı golle takımını çeyrek finale taşımıştı.
Merino, Belçika karşısında da benzer bir performans sergileyerek oyuna girdikten yalnızca iki dakika sonra fileleri havalandırdı ve İspanya'ya yarı final biletini getiren golü kaydetti.
Bono'nun eldivenleri yarı finale yetmedi... Mbappe ve Dembele ikilisi Fas’ın hayalini söndürdühttps://turkish.aawsat.com/spor/5294338-bononun-eldivenleri-yar%C4%B1-finale-yetmedi-mbappe-ve-dembele-ikilisi-fas%E2%80%99%C4%B1n-hayalini
Bono'nun eldivenleri yarı finale yetmedi... Mbappe ve Dembele ikilisi Fas’ın hayalini söndürdü
El Aynaoui, Fransa'ya karşı kaçırdığı fırsattan duyduğu üzüntüyü dile getirdi (AFP)
Fas Dünya Kupası'nda Fransa'yla oynadığı karşılaşmanın ikinci yarısında kalesinde gördüğü iki golle kupaya çeyrek finalde veda etti.
Fas, bir önceki Dünya Kupası'nda yarı finale yükselen ilk Arap ve Afrika ülkesi olarak tarihe geçmiş, turnuvayı ise dördüncü sırada tamamlamıştı. Ancak bu kez aynı başarıyı tekrarlayamadı.
Karşılaşmanın 28. dakikasında Yasin Bounou, Kylian Mbappe'nin kullandığı penaltıyı kurtardı. Ancak Fas kalecisi, ikinci yarının 60. dakikasında Fransa kaptanının şutuna engel olamadı ve Fransa 1-0 öne geçti.
Bu golden altı dakika sonra Mbappe'nin pasında topla buluşan Ousmane Dembele, yerden yaptığı vuruşla fileleri havalandırarak farkı ikiye çıkardı.
Fransa, salı günü Dallas'ta oynanacak yarı finalde İspanya-Belçika karşılaşmasının galibi mücadele edecek.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة