Formula 1, MotoGP, WorldSBK: Bu hafta sonu motor sesine doyuyoruz

Ferrari pilotu Charles Leclerc geçen yıl İtalya'da zafere ulaşarak takımına ve taraflarına büyük sevinç yaşatmıştı (Reuters)
Ferrari pilotu Charles Leclerc geçen yıl İtalya'da zafere ulaşarak takımına ve taraflarına büyük sevinç yaşatmıştı (Reuters)
TT

Formula 1, MotoGP, WorldSBK: Bu hafta sonu motor sesine doyuyoruz

Ferrari pilotu Charles Leclerc geçen yıl İtalya'da zafere ulaşarak takımına ve taraflarına büyük sevinç yaşatmıştı (Reuters)
Ferrari pilotu Charles Leclerc geçen yıl İtalya'da zafere ulaşarak takımına ve taraflarına büyük sevinç yaşatmıştı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Formula 1, MotoGP ve WorldSBK'nin aynı hafta sonuna denk gelmesiyle motor sporları tutulması yaşanıyor diyebiliriz. Bu hafta bu üç organizasyondaki yarışlara ve şampiyonluk mücadelesine yakından bakacağız. 

Geçen yılki yarışa McLaren'ın Britanyalı pilotu Lando Norris pol pozisyonundan başlamış, damalı bayrağı ilk görense Ferrari'nin Monakolu sürücüsü Charles Leclerc olmuştu. 

1922'de inşa edilen "Hız Tapınağı" Autodromo Nazionale di Monza'da uzun düzlükler ve 11 viraj var. Pistte atılan turun yüzde 76'sı tam gaz sürülüyor ve araçlar saatte 350 kilometrenin üzerine çıkıyor. 

Takvimdeki en hızlı yarışlardan birine ev sahipliği yapan Monza'da takımların tek pit stop stratejisi uygulaması bekleniyor. 

7 dünya şampiyonluğu bulunan Lewis Hamilton ve Michael Schumacher, 5 galibiyetle bu pistte en fazla yarış kazanma rekorunu paylaşıyor. 

Aktif sürücüler arasında bu yarışı kazananlar Max Verstappen (2022, 2023), Fernando Alonso (2007, 2010), Leclerc (2019, 2024) ve Pierre Gasly (2020).

Burada en fazla yarış kazanan takımsa 20 galibiyetle Ferrari. 

Formula 1 pilotlar şampiyonasında Oscar Piastri, takım arkadaşı Lando Norris'in 34 puan önünde birinci sırada. Üçüncü sıradaki Verstappen ise liderin 104 puan gerisinde. 

Takımlar şampiyonasında ise Mclaren (584 puan), ikinci sıradaki Ferrari'nin (260) 324 puan önünde ve sezonun geri kalanında büyük aksilikler yaşanmazsa üst üste ikinci şampiyonluğunu elde edecek. Bu iki ekibi takip eden takımlarsa üçüncü sıradaki Mercedes (248) ve dördüncü sıradaki Red Bull (214). 

Bu sezonki 15 yarışın 7'sini Piastri, 5'ini Norris, ikisini Verstappen ve birini de Mercedes'in Britanyalı pilotu George Russell kazandı. 

McLaren 7 kez ilk iki sırada yer alırken 15 yarışın 12'sinde zafere ulaştı. Son 5 yarıştır ise üst üste kazanıyorlar. 

BeIN Sports'tan izlenebilen Formula 1 İtalya Grand Prix'sinde program şöyle: 

1. Antrenman: 5 Eylül 14.30

2. Antrenman: 5 Eylül 18.00

3. Antrenman: 6 Eylül 13.30

Sıralama Turları: 6 Eylül 17.00

Yarış: 7 Eylül 16.00

fghyju
MotoGP Katalonya Grand Prix'si resmi posteri (X/MotoGP)

MotoGP takımları ve pilotları, 2025 sezonunun 15. ayağı olan Katalonya Grand Prix'si için Barselona yakınlarındaki Circuit de Barcelona-Catalunya'ya geri döndü. 

1991'de açılan pist, 1995'ten bu yana Katalonya GP'sine ev sahipliği yapıyor. 4,66 km uzunluğundaki pist; hızlı virajlar, teknik bölümler ve uzun düzlüğüyle sürekli geçiş mücadelelerine olanak tanıyor. 

MotoGP dışında Moto2 ve Moto3 klasmanlarının yanı sıra MotoE yarışları da 6 Eylül'de burada düzenlenecek.

Ducati Lenovo sürücüsü Marc Márquez, sezonun lideri konumunda; zirvedeki sağlam duruşunu Barcelona'da da korumak istiyor.

Jorge Martín, geçen yıl şampiyonluğunu ilan ettiği pistte bu sezon Aprilia ile yeniden yükseliş arayışında. Montmeló, onun için hem duygusal hem performans açısından önemli.

Şampiyonluğuna garanti gözüyle bakılan Marc Márquez, 455 puanla pilotlar şampiyonasının ilk sırasında. Onu 280 puandaki kardeşi Álex Márquez ve Ducati'den takım arkadaşı, 228 puandaki Francesco Bagnaia takip ediyor.

Markalar şampiyonasındaysa Ducati 504, Aprilia 228 ve KTM 215 puanda.

Montmeló'nun teknik zorlukları ve karakteristik viraj yapısı, şampiyona yarışında stratejiyle cesaretin iç içe geçeceği bir sahne oluşturuyor.

Marc Márquez'in liderliği ve geçen yıl burada zirveye çıkarak şampiyonluğu göğüsleyen Jorge Martín'in dönüşü heyecanı artırıyor.

Honda, Pramac, KTM ve Yamaha isimlerinin yanı sıra genç yeteneklerin performansları, Katalonya GP'sini heyecan dolu bir dönemeç haline getiriyor.

S Sport'tan izlenebilen MotoGP Katalonya Grand Prix'sinde program şöyle: 

Antrenman seansı: 5 Eylül 16.00

2. antrenman seansı: 6 Eylül 11.10

1. Sıralama turları: 6 Eylül 11.50

2. Sıralama turları: 6 Eylül 12.15

Sprint: 6 Eylül 16.00

Isınma turları: 7 Eylül 10.40

Yarış: 7 Eylül 15.00

fghyju
WorldSBK Fransa resmi posteri (X/WorldSBK)

2025 sezonunun 9. ayağı World Superbike Fransa, 5–7 Eylül tarihlerinde Fransa'nın merkezindeki Circuit de Nevers Magny-Cours pistinde düzenleniyor. Paris'ten yaklaşık 265 km uzaklıkta yer alan bu kırsal pist, 4.411 km uzunluğunda ve 17 virajlı teknik yapısıyla tanınıyor. 

Magny-Cours, WorldSBK tarihinde en çok yarış düzenlenen pistlerden biri. Serinin lideri Toprak Razgatlıoğlu, serbest antrenmanın ilk seansında 1:36.930'luk turuyla en hızlı isim oldu. İkinci sırada Sam Lowes ve üçüncü sırada şampiyonluk yarışı rakibi Nicolo Bulega yer aldı.

Pilotlar klasmanında zirvede Toprak Razgatlıoğlu (407) var. Onu Ducati sürücüsü Nicolo Bulega (386) takip ediyor. Şampiyonluk mücadelesi geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iki pilot arasında.

Üçüncülük mücadelesinde ise Danilo Petrucci, Andrea Locatelli ve Alvaro Bautista öne çıkan isimler. Petrucci 233 puanla üçüncü sırada; Locatelli 218, Bautista ise 217 puanda.

Markalar sıralamasında ise BMW'yi (409) geride bırakan Ducati (425) lider durumda. Fark küçük olsa da Ducati önde.

Yararlanılan kaynaklar: Reuters, F1, MotoGP, WorldSBK



İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
TT

İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Oleksandr Usyk-Rico Verhoeven maçını inceliyoruz.

Boksta bazen kemerlerden daha büyük hikayeler vardır. Bazen insanlar sadece kimin kazanacağını değil, neden dövüştüğünü de merak eder. 

İşte bu hafta gözler tam da böyle bir gecede olacak. Ağırsıklet boksunun zirvesindeki Oleksandr Usyk, bu kez sıradan bir rakiple değil, kick boks dünyasının yaşayan efsanelerinden Rico Verhoeven'la karşı karşıya geliyor. 

Üstelik maçın sahnesi de sıradan bir arena değil. Mısır'daki Giza Piramitleri'nin gölgesinde kurulacak ring, sporun yıllardır kaybetmeye başladığı o büyük gösteri hissini yeniden hatırlatıyor.

Modern spor dünyasında artık her şey çok hızlı tüketiliyor. Bir maç oynanıyor, birkaç saat konuşuluyor ve ertesi gün unutuluyor. 

Ama bazı karşılaşmalar daha ilk duyurulduğu anda farklı bir yere oturuyor. Usyk'le Verhoeven arasındaki mücadele de tam olarak böyle bir organizasyon.

Çünkü burada sadece iki dövüşçü karşılaşmıyor. İki farklı dövüş kültürü çarpışıyor.

Bir tarafta boksun belki de en zeki ağırsıkletlerinden biri var. Usyk, kariyeri boyunca yalnızca güçlü yumruklarıyla değil, ring zekasıyla da öne çıktı. 

Rakiplerini adım adım çözen, maç içinde sürekli düşünen ve tempoyu kontrol eden bir boksör. Üstelik bunu çoğu zaman deplasmanda yaptı. 

İngiltere'de, Polonya'da, Suudi Arabistan'da… Nerede büyük maç varsa oraya gitti. Bu yüzden ona artık sadece şampiyon değil, "yol savaşçısı" deniyor.

Diğer taraftaysa bambaşka bir karakter var. Rico Verhoeven, kick boks dünyasında uzun yıllardır yenilmeyen bir isim. 

Özellikle ağırsıklette fiziksel gücü ve sertliğiyle tanınıyor. Ancak mesele şu: Kick boksla profesyonel boks aynı spor değil. Dışarıdan bakıldığında benzer görünseler de aralarında ciddi farklar var. 

Kick boksta tekmeler, diz darbeleri ve çok daha farklı mesafe oyunları bulunuyor. Bokstaysa her şey yumruklara, ayak hareketine ve savunma disiplinine dayanıyor.

Bu yüzden birçok kişi Verhoeven'a şans tanımıyor.

Bahis oranları da bunu açık şekilde gösteriyor. Usyk'in kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. 

Açıkçası bunun mantıklı sebepleri var. Çünkü Usyk sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda modern ağırsıklet boksunun teknik seviyesini yukarı taşıyan isimlerden biri. Tyson Fury gibi dev bir rakibi yenmiş bir boksörden söz ediyoruz.

Oleksandr Usyk son yılların en özel ağırsıkletlerinden biri olarak görülüyor. Ancak onu farklı yapan şey yalnızca namağlup olması değil. 

Usyk, profesyonel boksta iki farklı sıklette tartışmasız dünya şampiyonu olmayı başardı. Önce kruvazör sıklette tüm kemerleri topladı, ardından ağırsıklete çıkıp bunu yeniden yaptı.

Bu, modern boksta çok az dövüşçünün başarabileceği bir iş.

Rico Verhoeven ise kick boks dünyasının son 10 yılına damga vurmuş isimlerden biri. 

Uzun yıllardır ağırsıklet kick boksta zirvede yer alıyor ve birçok kişi tarafından spor tarihinin en dominant kick boksçularından biri kabul ediliyor. Özellikle GLORY organizasyonundaki başarıları onu sporun küresel yüzlerinden biri haline getirdi.

Verhoeven'ın en büyük özelliklerinden biri yalnızca sert vurması değil. Ağırsıklet olmasına rağmen şaşırtıcı derecede hareketli bir dövüşçü olması ve kondisyonunu maç boyunca koruyabilmesi onu rakiplerinden ayırıyor. 

Yıllardır farklı stillerdeki rakiplere karşı kazanmayı başarması da tesadüf değil. Ancak şimdi kariyerinin en büyük riskini alıyor. Çünkü kickboksta efsane olmak başka, profesyonel boksta Usyk gibi bir isimle ringe çıkmak bambaşka bir meydan okuma.

Ama sporun güzel yanı da burada başlıyor. Çünkü bazen mantık başka şey söyler, ring başka.

Verhoeven'ın şansı düşük olabilir ama tamamen yok değil. Özellikle ağırsıklette tek bir yumruk her şeyi değiştirebilir. 

Üstelik Hollandalı dövüşçü fiziksel olarak Usyk'ten daha. Kendi açıklamalarında da buna dikkat çekiyor. 

"Bir kez temiz vurursam bunu hissedecek" derken aslında ağırsıklet dövüşlerinin en temel gerçeğini hatırlatıyor: Bu kilolarda küçük hata büyük bedel doğurur.

Fakat bu maçın asıl önemli tarafı yalnızca sonuç değil. Böyle geceler insanlara dövüş sporlarını neden sevdiklerini yeniden hatırlatıyor.

Usyk'in bu maçı kabul etme nedeni de biraz buna dayanıyor gibi görünüyor. Uzun yıllardır sürekli zorunlu rakiplerle, federasyon baskılarıyla ve kemer hesaplarıyla uğraştı. 

Şimdiyse ilk kez gerçekten istediği maçı yaptığını söylüyor. "Bir kez olsun ihtiyaç duyulanı değil, istediğimi yapmak istedim" derken aslında profesyonel sporun görünmeyen tarafını anlatıyor.

Çünkü günümüzde büyük sporcular bile bazen kendi kariyerlerinin patronu olamıyor. Organizasyonlar, federasyonlar, yayıncılar ve para dengesi sporun önüne geçebiliyor. 

Bu nedenle Usyk'in Verhoeven gibi sıradışı bir rakibi seçmesi bazı boks otoritelerini rahatsız etti. Özellikle Dünya Boks Konseyi'nin (WBC) kemeri bu maçta ortaya koyması tartışma yarattı. 

Boks dünyasında herkes bu eşleşmeden memnun değil. Eski ağırsıklet Dave Allen, karşılaşmanın WBC kemeri için onaylanmasını yanlış bulurken, maçın resmi unvan mücadelesi değil bir gösteri dövüşü olması gerektiğini savundu.

Aslında bu fikri anlamak zor değil. Çünkü Verhoeven profesyonel boksta sadece bir maça çıktı. Bu yüzden "Dünya şampiyonluğu için yeterince deneyimli mi?" sorusu doğal olarak soruluyor.

Ama spor tarihi biraz da çılgın fikirlerle yazılmadı mı?

Örneğin karma dövüş sanatları dünyasından gelen Francis Ngannou, Tyson Fury karşısında kimsenin beklemediği kadar iyi performans gösterdi. 

Cumartesi gecesi ortaya çıkacak görüntü büyük ihtimalle uzun süre unutulmayacak. Piramitlerin önünde iki dev adamın karşı karşıya gelmesi bile başlı başına etkileyici.

Belki Usyk beklendiği gibi rahat kazanacak. Belki Verhoeven herkesi şaşırtacak. Ama sonuç ne olursa olsun böyle organizasyonlar spora canlılık katıyor.

Kaynaklar: ESPN, Ring, DAZN


Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
TT

Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City, İspanyol teknik adam Pep Guardiola’nın sezon sonunda görevinden ayrılacağını açıkladı.

Manchester City’nin pazar günü Premier Lig’de Aston Villa ile oynayacağı karşılaşmanın, Guardiola’nın kulüpteki 10 yıllık teknik direktörlük kariyerinin son maçı olacağı belirtildi.

Açıklama, son günlerde yoğunlaşan ayrılık iddialarının ardından geldi ve İngiliz futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlük dönemlerinden biri böylece sona ermiş oldu.

2016 yılında göreve başlayan 55 yaşındaki Guardiola, Manchester City’nin başında toplam 20 kupa kazandı. Bu başarılar arasında altı Premier Lig şampiyonluğu ile UEFA Şampiyonlar Ligi zaferi de yer aldı.

Ayrılığına ilişkin konuşan Guardiola, “Neden ayrıldığımı sormayın. Belirli bir sebep yok ama içten içe bunun benim zamanım olduğunu biliyorum” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre Guardiola, “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Eğer öyle olsaydı burada kalırdım. Kalıcı olacak şey hisler, insanlar, anılar ve Manchester City’ye duyduğum sevgi olacak” dedi.


Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım
TT

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Portekizli teknik direktör Jorge Jesus, Al Nassr FC ile Suudi Arabistan Ligi şampiyonluğuna ulaştıktan sonra görevinden ayrılacağını açıkladı. Jesus, Cristiano Ronaldo ile olan görevini tamamladığını belirterek, yıldız futbolcuya kulüpte şampiyonluk yaşatma sözünü yerine getirdiğini söyledi. Deneyimli teknik adam, geleceği konusunda ise Türkiye ve Suudi Arabistan dışındaki seçeneklere açık kapı bıraktı.

Şampiyonluğun ardından televizyon kanalına konuşan Jesus, “Cristiano Ronaldo ile ilk görüştüğümüzde bana iki yıllık sözleşme teklif edildi. Ancak ben yalnızca bir yıllık kontrat istedim. Çalıştırdığım kulüplerde hep böyle yaparım. Çok zor bir sezon geçirdik ve birçok karar almak zorunda kaldık. Çoğu zaman baskıyı üzerime aldım. Bu da ciddi bir yıpranma yaratıyor. Harika bir yıldı ama artık başka bir yerde yeni bir deneyim yaşamalıyım” dedi.

Portekizli teknik adam, “Bu tür kararlarda ilk dakikalarda her zaman bir tedirginlik olur. Takım zamanla rahatladı, rakibimiz alanları iyi kapattı. Duran toptan golü bulduk ve çok zor bir maç oynadık. Cristiano Ronaldo ve Nélson Semedo beni davet ettiğinde bunun kariyerimin en büyük meydan okuması olacağını biliyordum. Bu ligi kazanabilmek için rakiplerimizden çok daha iyi olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

Jesus, Ronaldo’ya verdiği sözü de anlatarak, “Ona ‘Seni şampiyon yapacağım, sonra da kendi yoluma gideceğim’ dedim” şeklinde konuştu.

Portekiz basınından A Bola, Jesus’un Al Nassr macerasının sona erdiğini net şekilde duyurduğunu yazarken, deneyimli çalıştırıcının Avrupa’ya dönmeyi düşünmediğini belirtti. Jesus, Avrupa kulüplerinin Suudi Arabistan’daki maaş seviyesine yaklaşamayacağını söyledi.

Tecrübeli teknik adam, “Avrupa’da bana finansal olarak yaklaşabilecek bir kulüp yok. Suudi Arabistan’da devam etmeyeceğim ama yeni projeme nerede başlayacağımı göreceğiz. Futbol benim tutkum. Bazen kaybeden ama çoğu zaman kazanan bir teknik direktörüm. Projelerim sona erdiğinde genelde önümde birkaç seçenek olur, şu anda da öyle. Hâlâ zihinsel ve fiziksel olarak çok güçlüyüm” dedi.

Brezilya’ya dönüş ihtimalini de değerlendiren Jesus, “Sanırım geri dönmeyeceğim. Brezilya’da yalnızca CR Flamengo ya da milli takımı çalıştırabilirim. Geçen yıl ocak ayında Brezilya Milli Takımı teklifini reddettim. Pişmanım demiyorum ama Al Hilal SFC’e sadık kalmak istedim. Kulüpler Dünya Kupası’na katılmak ve Asya Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak istiyordum ama başaramadım” ifadelerini kullandı.

Jesus, yerine Pep Guardiola’nın gelebileceği yönündeki iddialara ise dikkat çeken bir yanıt verdi: “Bununla gurur duymam mı gerekiyor? Hayır. Neden duyayım? Asıl onun benim yerime geleceği için gurur duyması gerekir.”

Portekizli çalıştırıcı, Türkiye’ye dönüş ihtimalini de gündeme getirerek, “Belki Fenerbahçe SK ile tamamlanmamış bir hikâyem vardır. Bu ihtimallerden biri ve düşüneceğim” dedi.

Fenerbahçe taraftarlarının umutlanabileceğini belirten Jesus, “Evet, hayal kurabilirler. Sadece Fenerbahçe değil, başka bir Türk kulübü de benimle ilgilendi. Türkiye’de üç büyük kulüp var: Fenerbahçe SK, Galatasaray SK ve Beşiktaş JK. Bu üç kulüpten ikisi benimle temas kurdu. Diğer kulübün adını ise şimdilik açıklayamam” diye konuştu.

Cristiano Ronaldo’nun şampiyonluk sonrası gözyaşlarına da değinen Jesus, “Onun futbola karşı büyük bir tutkusu var. Başından beri ona, ‘Bu projeyi yalnızca senin için kabul ediyorum, yoksa gelmezdim. Birlikte kazanacağız ve sen buradan bir şampiyonlukla ayrılacaksın’ dedim. Gerçekten de öyle oldu” ifadelerini kullandı.

Maç sonrası Ronaldo ile konuşmaya fırsat bulamadıklarını söyleyen Jesus, “O da yorgundu ben de. Ben Portekiz’e döneceğim, o ise milli takıma katılacak. Geleceğimle ilgili kararımı haziran ayında vereceğim” dedi.

Deneyimli teknik adam, SL Benfica’ya dönüş ihtimalini ise kesin bir dille reddetti. “Portekiz’e dönmem neredeyse imkânsız. Finansal açıdan mümkün değil. Portekiz’de bir yılda kazanacağım paradan fazlasını burada bir ayda kazanıyorum ve çok daha az baskı var” diyen Jesus, Benfica’daki başarılarına rağmen yeterince takdir görmediğini savundu.

Jesus sözlerini şöyle tamamladı: “Bu beni üzen konulardan biri. Benfica ile birçok kupa kazandım. Türkiye’de statlar ismimi haykırıyordu, bugün burada da aynısını gördünüz. Brezilya’da da aynıydı. Ama Portekiz’de, Benfica ile kazandığım tüm başarılara rağmen bunu hiç yaşamadım. Benfica büyük bir kulüp ve onu çalıştırdığım için gururluyum. Kulüp tarihinin en çok kupa kazanan teknik direktörüyüm ama şu an geri dönüş söz konusu değil.”