UFC 321: Ağırsıklette yeni perde açılıyor

Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
TT

UFC 321: Ağırsıklette yeni perde açılıyor

Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta sonu dövüş sporlarına dönüş yapıp karma dövüş sanatlarının (MMA) en prestijli organizasyonu UFC'nin yeni etkinliğini inceleyeceğiz. 

UFC 321'in ana dövüşünde tartışmasız ağırsıklet şampiyonu Tom Aspinall, eski geçici şampiyon Ciryl Gane'le karşı karşıya gelecek. Bu dövüş sadece kemerin sahibini değil, UFC'nin modern döneminde ağırsıklet klasmanının kimliğini de belirleyecek: Hız mı yoksa güç mü? 

32 yaşındaki İngiliz dövüşçü Tom Aspinall, klasik bir ağırsıkletten çok farklı. Hızlı bacakları ve tekniğiyle dikkat çekiyor. Aspinall, UFC'de kısa sürede adını duyurdu. Maçlarını genelde kısa sürede bitiren, nakavt yeteneği yüksek bir isim olarak anıldı. 

Aspinall, sadece 8 UFC dövüşünde hızlı bitirişleriyle ağırsıkletler arasında öne çıktı. 2 dakika 2 saniyeyle UFC'de en kısa ortalama dövüş süresi rekorunu elinde tutuyor. Ayrıca profesyonel MMA dövüşlerinin büyük çoğunluğunu nakavtla kazandı.

Aspinall patlayıcı gücüyle ve hareketliliğiyle oktagonu rakiplerine dar ediyor. "Yavaş ama güçlü" şeklindeki geleneksel ağırsıklet algısını sarsan bir dövüşçü olduğu rahatlıkla söylenebilir. Kısa süreli ama son derece baskın performansları onu izleyicilerin gözünde heyecanlı, rakipleri içinse tehlikeli kılıyor.

Ağırsıklet kemerini uzun süre elinde tutan Jon Jones'un emekliliğini açıklamasıyla tartışmasız şampiyon hale gelen Aspinall, yarın gece UFC 321'de "gerçek şampiyon" olma sınavı verecek. Gane'e karşı çıkacağı maçta ağır favori olarak gösterilse de ağırsıklette beklenmedik sonuçların her zaman mümkün olduğunu da unutmamak lazım.

Ciryl Gane, profesyonel MMA sahnesine geldiğinde hızlıca dikkat çekti; bir dizi etkileyici galibiyet onu üst seviyelere taşıdı ve kısa zamanda şampiyonluk şansları yakaladı. Onun kariyeri, "teknik ağırsıklet" tanımının canlı bir örneği olarak sunuldu: Uzak mesafeyi çok iyi kullanan, denge kontrolünde başarılı bir dövüşçü.

Gane, daha önce tartışmasız şampiyonluk kemerine yaklaştı ama en büyük hedefe ulaşamadı. Önceki şampiyonluk girişimlerinde Jon Jones ve Francis Ngannou gibi elit dövüşçülerle karşılaştı ve bu kritik sınavlarda istediği sonucu alamadı. Bu, onu hem daha tecrübeli hem de motivasyonu yüksek bir yeniden doğuş arayışına soktu. 35 yaşındaki dövüşçü için yarınki karşılaşma, kariyerinde zirveye ulaşmak için belki de son fırsat.

Maçın kaderi, ilk iki rauntta Aspinall'ın erken baskısını kaldırıp kaldıramayacağına ve Gane'in mesafe yönetimini ilk darbelerden sonra sürdürüp sürdüremeyeceğine bağlı. Dövüşçülerin kondisyonu da en kritik noktalar arasında. Yere alma denemeleri, nakavt girişimleri ve gard değişiklikleri maç içerisinde bol bol görebileceğimiz hareketler olacak.

S Sport'tan izlenebilen UFC 321'de ilk maçlar 17.00'de, ana kart dövüşleriyse 21.00'de başlayacak. 

UFC ağırsıklet şampiyonluğunun tarihi

MMA tarihinin kalbi, ağırsıklette atar. Ağırlık sınıflarının en üstü olan bu klasmanda her yumruk bir devrimi başlatabilir, her nakavt bir çağın sonunu getirebilir. UFC'nin 1993'teki doğuşundan bugüne, ağırsıklet kemeri yalnızca yumrukları güçlü olanlara değil, aynı zamanda demir iradelilere de takıldı. Bazı şampiyonlar bir anlığına parladı, bazılarıysa yıllarca tahtta kaldı. İşte o "elitler ligi"nin hikayesi.

Mark Coleman - Güreşten Doğan İlk Kral (1997)

UFC'nin ilk yıllarında MMA hâlâ kaotik bir deneme sahasıydı. Ağırsıklette teknikten ziyade saf güç hüküm sürüyordu. İşte o ortamda Mark "The Hammer" (Çekiç) Coleman belirdi. Olimpik düzeydeki güreş geçmişiyle rakiplerini yere alıp, "ground-and-pound" (Rakibini yere indiren dövüşçünün, nakavt elde edene, maç durdurulana ya da rakibi maçtan çekilene kadar yerde rakibine yumruk ve dirsek darbeleri indirmesi) tekniğini popülerleştirdi.

Coleman, 1997'de Dan Severn'i mağlup ederek ilk resmi UFC Ağırsıklet Şampiyonu oldu. Onun tarzı, bugünkü modern MMA'nin temel taşlarını attı. Ancak Coleman'ın saltanatı uzun sürmedi; kondisyon eksikliği ve hızla gelişen MMA metotları onu tahtından etti. Yine de onun dönemi, "güç devrinin" başlangıcıydı.

Randy Couture - Akıl, Strateji ve Bitmeyen Gençlik (2000-2007)

Mark Coleman'dan sonra sahneye çıkan Randy "The Natural" (Doğal) Couture, ağırsıkletin entelektüel yüzüydü. Greko-Romen güreşini akıllı stratejiyle harmanlayan Couture, 2000'de Kevin Randleman'ı yenerek kemeri aldı.

Asıl efsane kısmı, onun yaşına rağmen defalarca zirveye çıkabilmesiydi. 2003'te 40 yaşına yaklaştığında tekrar kemer kazandı; 2007'de, 43 yaşında Tim Sylvia'yı mağlup edip tarih yazdı. Couture, ağırsıklette yaşın sadece bir sayı olduğunu kanıtladı.

Couture, modern dönemin "veteran şampiyonu" mitini yarattı, onu izleyen herkes, taktik zekanın ham güç kadar önemli olduğunu öğrendi.

Tim Sylvia ve Andrei Arlovski - Sıkı Rekabet (2004-2006)

2000'lerin ortası, ağırsıklet kemerinin el değiştirdiği, MMA'in kurumsallaştığı dönemdi. Belarus'lu Andrei Arlovski kemeri kazandı; ardından uzun boyuyla öne çıkan Amerikalı Tim Sylvia, onu mağlup ederek dönemin güç sembolü oldu.

İkili arasındaki üçleme, o yıllarda ağırsıkletin en popüler rekabetlerinden biriydi. Bu dönem, UFC'nin izle ve öde dönemine geçişinde önemli bir köprüydü. Bu sistem, ağırsıkletin izlenme oranlarını yeniden canlandırdı.

Brock Lesnar - Şov Dünyasından Gelen Canavar (2008-2010)

Profesyonel güreşin dev ismi Brock Lesnar 2008'de UFC'ye girdiğinde, herkes bunun bir reklam hamlesi olduğunu düşündü. Ama o, kısa sürede yanıldıklarını kanıtladı. Lesnar, Frank Mir yenilgisinin ardından harika bir geri dönüş yaptı ve Randy Couture'ü nakavt ederek kemeri kazandı.

Lesnar, devasa fiziği ve NCAA (Amerikan Kolej Sporları Kurumu) güreş geçmişiyle hem dövüşçüleri hem de medya dünyasını büyüledi. Kemerini iki kez savunarak 2000'lerin sonunda UFC'nin ticari yüzü haline geldi.

Her ne kadar divertikülit hastalığı onun kariyerini kısa kesse de Lesnar dönemi UFC'nin popülerliğini fırlattı; ağırsıklet, yeniden ana akım haline geldi.

Cain Velasquez - Bitmeyen Enerji (2010-2015)

Lesnar sonrasında gelen Cain Velasquez, güreş altyapısı ve dayanıklılığıyla tanındı. Onu farklı kılan şey, ağırsıklette nadir görülen bitmeyen enerjisiydi.

2010'da Lesnar'ı mağlup edip kemeri aldı; ardından Junior dos Santos'la unutulmaz bir üçleme gerçekleştirdi. Özellikle 2012-2013 arasındaki dönemde Cain ringde fırtına gibi esiyordu. Yüksek tempolu baskı, seri yumruk kombinasyonları ve rakibi asla rahat bırakmayan bir tempoya sahipti.

Kariyeri, sakatlıklarla gölgelenmiş olsa da birçok otorite onu "kusursuz ağırsıklet" olarak görüyor.

Stipe Miocic - Mavi Yakalı Efsane (2016-2021)

Clevelandlı itfaiyeci Stipe Miocic, ağırsıklet tarihinde istikrarın simgesine dönüştü. 2016'da Fabricio Werdum'u nakavt ederek kemeri aldı ve ardından tarihe geçen bir rekor kırdı: Üst üste üç başarılı kemer savunması, UFC ağırsıklet tarihinde o zamana dek görülmemişti.

Miocic, ne Lesnar kadar karizmatikti, ne de Velasquez kadar tempoluydu ama teknik, disiplin ve soğukkanlılıkla zirveye çıktı. Özellikle Daniel Cormier üçlemesi, onun adını efsaneler arasına kazıdı.

Yıllarca süren istikrarı, UFC tarihinin en uzun soluklu ağırsıklet saltanatını getirdi.
Francis Ngannou - Ham Gücün Saf Hali (2021-2023)

Kamerun'dan Paris'e, oradan Las Vegas'a… Francis Ngannou'nun hikayesi, modern MMA'nin en dramatik başarı öykülerinden biri. Sokaklardan gelen biri, dünyanın en sert adamı haline geldi.

Ngannou'nun yumruk gücü bilimsel bir fenomendi. UFC Performance Institute verilerine göre "insan tarafından kaydedilen en sert vuruş"a sahipti. 2021'de Stipe Miocic'i nakavt ederek şampiyon oldu, ardından Ciryl Gane'i teknik üstünlükle mağlup etti.

Ngannou, gücün ötesinde disiplinli bir stratejiyle dövüşmeyi öğrendi; yıllar süren gelişim, onu "ham kas"tan "bilinçli şampiyon"a dönüştürdü. UFC'yle yolları ayrılmış olsa da "The Predator" (Yırtıcı) unvanı hâlâ ağırsıklet tarihinin en ürkütücü sayfasında.

Tom Aspinall - Yeni Neslin Hızlı Şampiyonu (2023-günümüz)

Ve şimdi sahne, yeni dönemin yıldızına ait: Tom Aspinall. İngiliz dövüşçü, ağırsıkletin klasik "yavaş dev" kimliğini tamamen tersyüz etti. Hızlı refleksleri, akıcı kombinasyonları ve jiu-jitsu bilgisiyle ağırsıklet tarihinde bambaşka bir tarzın temsilcisi.

2023'te Sergei Pavlovich'i 1. raundda nakavt ederek geçici kemeri kazandı, ardından 2024-25 döneminde şampiyonluğunu resmileştirdi. Aspinall, modern MMA'in "atletik ağırsıklet" evresini başlattı.

Eğer istikrarını korursa, Stipe Miocic'in rekorlarını zorlayabilecek tek yeni jenerasyon ismi olarak gösteriliyor.

Yararlanılan kaynaklar: ESPN, CBS, UFC



Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paramount+, UFC'yle yeni yayın anlaşmasının tanıtımında Conor McGregor'ı kullandı ve bu da İrlandalı dövüşçünün olası bir dönüşüne işaret ediyor.

37 yaşındaki McGregor, eski rakibi Dustin Poirier'e karşı üst üste ikinci yenilgisinde bacağının kırıldığı Temmuz 2021'den bu yana dövüşmedi.

Ancak uzun zamandır kafese geri dönmeyi düşünüyor ve yaz aylarında UFC'nin büyük ilgi gören Beyaz Saray etkinliğinde dövüşme arzusunu dile getiriyor.

Ekimde kabul ettiği, üç kez doping testine girmemesi nedeniyle aldığı 18 aylık geriye dönük ceza, bu arayışını engellemeyecek gibi görünüyor. McGregor, 20 Mart'tan itibaren tekrar UFC'de mücadele edebilecek.

"Notorious" (Kötü Şöhretli) lakaplı dövüşçü şimdiyse New York'taki Times Meydanı'nda yer alan reklam panolarında UFC'nin Paramount+'la yaptığı yeni ortaklığın tanıtımında ön planda. Bu ortaklık sonucunda Dana White'ın organizasyonu, izleme başına ödeme modelinden vazgeçip tam erişimli abonelik modeline geçiyor.

McGregor, sosyal medya hesabından reklam panosunun fotoğrafını paylaşıp, "UFC'yi yeniden harika yapmak benim için büyük bir onur olacak! Sadece @paramountplus'ta" diye yazdı.

Eski iki sıklet UFC şampiyonu McGregor, Haziran 2024'te Octagon'a geri dönmeyi planlıyordu ancak ayak parmağının kırılması nedeniyle Michael Chandler'la planlanan dövüşten iki hafta kala çekilmişti.

İrlandalı dövüşçü daha önce, Chandler'la uzun zamandır beklenen son karşılaşmanın Beyaz Saray kartı için "kesinleşmiş bir anlaşma" olduğunu iddia etmişti ancak UFC tarafından henüz hiçbir şey doğrulanmadı.

Son zamanlarda McGregor siyasete de karıştı ancak bu ay İrlanda Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçti. Ülkenin uygunluk kriterlerinin "çok kısıtlayıcı" olduğunu söyledi.

McGregor, son yıllarda çok sayıda yasal sorunla da mücadele ediyor. Kasımdaki bir hukuk davasında jüri, 2018'de kendisine tecavüz suçlamasında bulunan kadın lehine karar verdi. McGregor saldırı suçundan sorumlu bulundu ve karara karşı yaptığı itiraz temmuzda reddedilse de kendisi hakkındaki tüm iddiaları inkar ediyor.

Independent Türkçe


Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
TT

Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)

Adrenalin'den herkese merhaba, kış sporları serimizde bu hafta açık alandan çıkıp salona giriyor, milyonların büyük tutkuyla takip ettiği buz hokeyini inceliyoruz.

Buz hokeyi, izleyenleri sahadaki hızı, sert mücadeleyi ve atak temposuyla ekranlara kilitleyen bir takım sporu. Belki futbol ya da basketbol kadar yaygın bilinmiyor ancak kış sporlarının en heyecan verici ve en fiziksel disiplinlerinden biri. 

Buz hokeyinin bugün bilinen haliyle ortaya çıkışı, 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Kanada, modern buz hokeyinin beşiği olarak kabul ediliyor. Kanada'da uzun kış mevsiminde doğa şartları, donmuş göller ve nehirler üzerinde oynanan çeşitli sopalı top oyunları buz hokeyinin ilk örnekleriydi. 

Bu ilk oyunlar zamanla organize edildi, sahalar çizildi ve belirli kurallar ortaya çıktı. Birçok tarihçi, modern buz hokeyinin ilk resmi maçlarının 1870'lerde Montreal'de oynandığını belirtiyor.

Oyun, başlangıçta topu sopayla hedefe vurma üzerine kurulu basit bir eğlenceyken zamanla bugünkü disiplinli takım sporuna dönüştü. Kısa sürede Kanada'nın ulusal sporu haline geldi ve 20. yüzyıla gelindiğinde spor Kuzey Amerika dışında da hızla yayıldı. 

Bugün buz hokeyi sadece Kuzey Amerika'nın değil Avrupa ve Asya'nın da güçlü ilgi gösterdiği bir spor dalı.

Buz hokeyi, iki takım arasında özel olarak hazırlanmış pistte oynanır. Her takımın sahada 6 oyuncusu oluyor: 5 oyuncu ve bir de kaleci.

Oyuncular, sert zeminde hızla kayarak, üzerinde delikler açılmış kauçuk bir disk olan pakı sopalarını kullanarak rakip takımın kalesine sokmaya çalışıyor. Maç süresince tempo son derece yüksek çünkü oyuncular hem defans hem hücum görevlerini aynı anda yürütür. 

Rakip oyuncularla yapılan fiziksel temas buz hokeyinin ayrılmaz bir parçası. Bu temas sadece güç göstergesi değil aynı zamanda oyunu kazanmak için alan açma ve rakibin hamlelerini engelleme amacıyla kuruluyor. 

Buz hokeyinde temas belirli kurallarla sınırlı ve sporcular çarpışırken güvenlik ekipmanları kullanıyor. Bu ekipmanlar kask, yüz maskesi, dişlik, dirsek ve dizlikler gibi fiziksel darbelerin etkisini azaltmak üzere tasarlandı.

Bir buz hokeyi maçı üç eşit süreye bölünür ve bu süreler profesyonel düzeyde genellikle 20 dakikadır. Oyun durunca süre de durduğundan, yayın ve mola süreleriyle birlikte bir maç genellikle 2 ila 2,5 saat sürer.

Takımlar süre boyunca kaleyi savunma ve hücum etme görevini dengeli biçimde yürütür. Buz hokeyinde amaç rakip kaleye gol atmak ve her gol bir puan olarak kayda geçiyor. 

Maç sonunda en çok gol atan takım kazanıyor. Beraberlik durumunda ekstra süre veya penaltı atışlarıyla kazanan belirlenebiliyor. Bu uygulamalar liglere ve turnuvalara göre değişiyor.

Buz hokeyinde kullanılan pak, sertleştirilmiş vulkanize kauçuktan yapılır ve profesyonel seviyede yaklaşık 170 gram ağırlığındadır. Çapı 7,62 santimetre, kalınlığıysa 2,54 santimetredir. 

xcdfvg
Buz hokeyinde kaleciler sahaya özel koruma ekipmanlarıla çıkıyor (Wendell Cruz-Imagn Images)

Maçlardan önce paklar soğutulur, hatta dondurulur çünkü soğuk pak buz üzerinde daha kontrollü kayar ve zıplama ihtimali azalır. Bu da pasların daha düzgün gitmesini ve şutların daha isabetli olmasını sağlar. 

Paklar son derece serttir ve profesyonel maçlarda saatte 160 kilometreyi aşan hızlara ulaşabildiği için tribünlerde ve oyuncu ekipmanlarında ek güvenlik önlemleri alınır.

Kale, metal bir çerçeveden ve pakın içeri girmesini sağlayan ama geri çıkmasını engelleyen özel bir ağdan oluşur. 

Standart bir buz hokeyi kalesi 1,83 metre genişliğinde ve 1,22 metre yüksekliğindedir. Kale direkleri genellikle çelikten yapılır ve kırmızı renkle boyanır, ağ ise dayanıklı naylon iplerden örülür. 

Oyun sopalarıysa oyuncunun pozisyonuna ve oyun tarzına göre değişir. Sopalar ağırlıklı olarak karbon fiber ve kompozit malzemelerden üretilir, bu da onları hem hafif hem de esnek hale getirir. 

Sopanın "bıçak" olarak adlandırılan düz kısmı genellikle plastikle güçlendirilmiş kompozitten yapılır ve pak kontrolünü artıracak şekilde hafif kavisli olur. Sopaların uzunluğu oyuncunun boyuna göre ayarlanır ve kurallara göre buz üzerinde dururken sopanın omuz hizasını geçmemesi gerekir. 

Buz hokeyinin kuralları oyun akışını hızlı ve adil kılacak biçimde geliştirilmiştir. 

Örneğin, "ofsayt" yani önde olma kuralı, bir oyuncunun paktan önce rakip savunma hattını geçerek avantaj sağlamasını engeller. Bir diğer temel kural "icing"dir. Bu kural, takımın kendi yarı sahasından pakı rakip kale çizgisinin ötesine doğru fırlattığında oyunun durmasına neden olur ve avantajlı pozisyonu engeller. 

Bu kurallar, oyunun kontrolünü sağlar ve stratejik hücumları öne çıkarır. Oyuncular arasında sert temas ve itişmeler sıkça görülse de oyunu düzenleyen kurumlar bu teması belirli sınırlar içinde tutmak için yaptırımlar uygular.

Fauller, duruşlar ve rakibe sopayla müdahale gibi durumlar hakemler tarafından cezalandırılır ve takım kısa süreli oyuncu eksikliğiyle mücadele eder.

Buz hokeyinde kavgalar sahada çok hızlı gelişebilir ve izleyenler için şaşırtıcı görünebilir. Yüksek tempolu maçlarda, özellikle güçlü rakipler karşı karşıya geldiğinde bazen birkaç saniye içinde birden fazla oyuncu arasında fiziksel temas tırmanıp yumruklaşmaya dönüşebilir. 

Bu tip durumlarda hakemlerin hemen araya girmediğini görmek de normaldir. Bunun nedeni, hokey kurallarında kavganın "oyunun akışı içinde" değerlendirilmesi ve bir tür kontrollü istisna olarak kabul edilmesidir. 

Hakemler bir mücadele sırasında yumruklaşmanın başladığını gördüğünde genellikle oyuncular yere düşene veya birbirlerini ayırana kadar bekler; çünkü anında müdahale hem hakemin hem de oyuncuların güvenliği açısından riskli olabilir. 

Ancak bu bekleme kavganın serbest olduğu anlamına gelmez. Buz hokeyi kurallarına göre kavga eden oyuncular otomatik olarak ceza alırlar ve çoğu ligde bu ceza en az 5 dakika olarak uygulanır. 

Eğer bir oyuncu provokasyon yaratır, üçüncü bir oyuncu kavgaya dahil olursa, kask çıkarıp ekstra fiziki temas kurarsa veya kaleci gibi normalde kavgaya dahil olmayan bir oyuncu yumruklaşmaya katılırsa bu cezalar daha da ağırlaşır. Maçtan ihraç veya uzun süreli ceza söz konusu olabilir. 

Hokey kurumları oyuncu güvenliğini ilk sıraya koyduklarından bu tür olaylara uygulanan yaptırımlar her sezon biraz daha sıkılaştırılıyor.

Buz hokeyinin bugün ulaştığı en üst seviye, National Hockey League'dir (NHL).

NHL, 1917'de Kuzey Amerika'da kuruldu ve kısa sürede dünyanın en elit buz hokeyi organizasyonu hâline geldi. 

Bu lig, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nden toplam 32 takımı bir araya getirir. NHL sezonu Ekim ayında başlar ve Nisan ayında normal sezon maçlarıyla devam eder. 

Ardından playofflar gelir ve Stanley Cup için mücadele eden takımlar şampiyonluk kupasını kazanmak için iç saha ve deplasman avantajlarını kullanarak yıllık bir seri yaparlar. 

Stanley Cup, spor dünyasında profesyonel takım sporları arasında en prestijli kupalardan biri olarak kabul edilir.

NHL sadece oyuncuların en üst düzey yeteneklerini sergilediği bir organizasyon değil aynı zamanda buz hokeyinin küresel markası hâline gelmiş bir yapıdır. 

NHL'de izlenen oyun hızı, sertlik seviyesi ve rekabet çıtası, dünyanın diğer bölgelerindeki liglere ve milli takımlar düzeyindeki müsabakalara ilham veriyor. 

Kanada'da özellikle Quebec, Ontario ve Manitoba gibi eyaletlerde genç yetenekler NHL kulüplerinin altyapı sistemlerinde yetiştiriliyor ve buradan profesyonel başarı basamaklarına tırmanıyor. Aynı şekilde ABD'de Minnesota, Michigan gibi eyaletler buz hokeyi altyapısına yatırım yapan önemli merkezler.

NHL dışındaki önemli liglerin başında Avrupa ligleri geliyor. Özellikle Kıtasal Hokey Ligi (KHL), Rusya merkezli olmak üzere Belarus, Çin ve Kazakistan'da da takımların mücadele ettiği, dünyadaki en güçlü ikinci lig olarak kabul ediliyor. 

KHL, yüksek bütçeli takımları, uluslararası oyuncu çeşitliliği ve seyirci ilgisiyle NHL'e ciddi bir alternatif oluşturuyor. 

İsveç, Finlandiya, Çekya ve İsviçre gibi ülkelerde organize edilen ulusal profesyonel ligler de yerel takımların ve genç yeteneklerin gelişimini destekliyor. Bu liglerde oynanan maçlar, Avrupa kupaları gibi turnuvalara katılım ve milli takım konularında sporcular için prestijli bir yarış imkanı sunuyor.

Elbette buz hokeyi yalnızca kulüp düzeyinde değil milli takımlar arasında da büyük bir rekabet sunuyor. Olimpiyat Oyunları ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu tarafından organize edilen Dünya Şampiyonası, sporun uluslararası sahnedeki en önemli organizasyonları arasında. 

Kaynaklar: NHL, TBHF, Red Bull


F1'in yeni takımı Cadillac, Ferrari'nin eski pilotuyla imzaladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

F1'in yeni takımı Cadillac, Ferrari'nin eski pilotuyla imzaladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Cadillac, 2026'daki ilk F1 sezonu için yedek pilot olarak Zhou Guanyu'yla anlaştı.

2022'yle 2024 arasında Alfa Romeo/Sauber adına F1'de yarışan Çinli pilot Zhou, geçen sezon Ferrari'de Lewis Hamilton ve Charles Leclerc'in yedeği olarak görev yapmış ancak yarış haftasonlarında yer almamıştı.

Deneyimli ikili Sergio Perez ve Valtteri Bottas, bu yıl Cadillac'ın ilk pilot kadrosunu oluşturacak, Zhou ise yedek pilot olarak padokta yer alacak.

Zhou geçen hafta Ferrari'den resmen ayrıldı ancak takım patronu Graeme Lowdon'ın aynı zamanda 26 yaşındaki pilotun menajeri olması nedeniyle Cadillac'a geçiş her zaman muhtemel görünüyordu.

Lowdon, "Yakın zamanda F1 sürüş deneyimine sahip, bir takımın parçası olarak çok çalışmaya hazır ve sezon boyunca bir aracı geliştirmenin zorluklarını bilen bir aday istedik" dedi.

Zhou tam aradığımız kişi. 2026'da yarışlara başlarken bizim için büyük bir değer olacak.

Zhou, Sauber'de geçirdiği üç yıl boyunca Bottas'la takım arkadaşıydı. Daha sonra ikisinin yerini Nico Hulkenberg ve Gabriel Bortoleto almıştı. Bottas geçen yıl Mercedes'te yedek pilot olarak görev yaparken Perez, Red Bull'dan ayrıldıktan sonra bir yıl ara vermişti.

Zhou şunları ekledi:

Bu, sporun şimdiye kadar gördüğü en büyük ve en heyecan verici yeni projelerden biri.

sxdfrgt
Valtteri Bottas ve Sergio Perez, 2026'da Cadillac'ın pilot ikilisi olacak (Cadillac Formula 1 takımı)

Hem Graeme hem de Valtteri'yle uzun yıllar çeşitli görevlerde çalıştım, bu yüzden takıma katılmak aileye geri dönmek gibi hissettiriyor.

Cadillac ayrıca Amerikalı pilot Colton Herta'yla da anlaştı ancak eski IndyCar yarış galibi, gelecekte F1'de mücadele etmek için gerekli süper lisans puanlarını kazanmak amacıyla bu yıl Formula 2'de yarışacak.

Bu yıl F1'e 11. takım olarak katılan Amerikan ekibi, en az 2029'a kadar Ferrari motorlarını kullanacak. Takım 4 üs üzerinden faaliyet gösterecek: Üçü ABD'de (Indiana, Kuzey Karolina ve Michigan) ve biri Birleşik Krallık'taki Silverstone'da. 2026 sezonu 8 Mart'ta Avustralya'da başlayacak.

Cadillac'ın gelişi, F1'de 10'dan fazla takımın olacağı anlamına geliyor. Bu, Haas'ın spora katıldığı ve Manor Racing'in aynı yıl çekildiği 2016'dan beri ilk kez oluyor.

Independent Türkçe