UFC 321: Ağırsıklette yeni perde açılıyor

Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
TT

UFC 321: Ağırsıklette yeni perde açılıyor

Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)
Tom Aspinall, Jon Jones'un aksine son derece aktif bir dövüşçü olacağını ve sık sık kemer maçlarına çıkacağını söylüyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta sonu dövüş sporlarına dönüş yapıp karma dövüş sanatlarının (MMA) en prestijli organizasyonu UFC'nin yeni etkinliğini inceleyeceğiz. 

UFC 321'in ana dövüşünde tartışmasız ağırsıklet şampiyonu Tom Aspinall, eski geçici şampiyon Ciryl Gane'le karşı karşıya gelecek. Bu dövüş sadece kemerin sahibini değil, UFC'nin modern döneminde ağırsıklet klasmanının kimliğini de belirleyecek: Hız mı yoksa güç mü? 

32 yaşındaki İngiliz dövüşçü Tom Aspinall, klasik bir ağırsıkletten çok farklı. Hızlı bacakları ve tekniğiyle dikkat çekiyor. Aspinall, UFC'de kısa sürede adını duyurdu. Maçlarını genelde kısa sürede bitiren, nakavt yeteneği yüksek bir isim olarak anıldı. 

Aspinall, sadece 8 UFC dövüşünde hızlı bitirişleriyle ağırsıkletler arasında öne çıktı. 2 dakika 2 saniyeyle UFC'de en kısa ortalama dövüş süresi rekorunu elinde tutuyor. Ayrıca profesyonel MMA dövüşlerinin büyük çoğunluğunu nakavtla kazandı.

Aspinall patlayıcı gücüyle ve hareketliliğiyle oktagonu rakiplerine dar ediyor. "Yavaş ama güçlü" şeklindeki geleneksel ağırsıklet algısını sarsan bir dövüşçü olduğu rahatlıkla söylenebilir. Kısa süreli ama son derece baskın performansları onu izleyicilerin gözünde heyecanlı, rakipleri içinse tehlikeli kılıyor.

Ağırsıklet kemerini uzun süre elinde tutan Jon Jones'un emekliliğini açıklamasıyla tartışmasız şampiyon hale gelen Aspinall, yarın gece UFC 321'de "gerçek şampiyon" olma sınavı verecek. Gane'e karşı çıkacağı maçta ağır favori olarak gösterilse de ağırsıklette beklenmedik sonuçların her zaman mümkün olduğunu da unutmamak lazım.

Ciryl Gane, profesyonel MMA sahnesine geldiğinde hızlıca dikkat çekti; bir dizi etkileyici galibiyet onu üst seviyelere taşıdı ve kısa zamanda şampiyonluk şansları yakaladı. Onun kariyeri, "teknik ağırsıklet" tanımının canlı bir örneği olarak sunuldu: Uzak mesafeyi çok iyi kullanan, denge kontrolünde başarılı bir dövüşçü.

Gane, daha önce tartışmasız şampiyonluk kemerine yaklaştı ama en büyük hedefe ulaşamadı. Önceki şampiyonluk girişimlerinde Jon Jones ve Francis Ngannou gibi elit dövüşçülerle karşılaştı ve bu kritik sınavlarda istediği sonucu alamadı. Bu, onu hem daha tecrübeli hem de motivasyonu yüksek bir yeniden doğuş arayışına soktu. 35 yaşındaki dövüşçü için yarınki karşılaşma, kariyerinde zirveye ulaşmak için belki de son fırsat.

Maçın kaderi, ilk iki rauntta Aspinall'ın erken baskısını kaldırıp kaldıramayacağına ve Gane'in mesafe yönetimini ilk darbelerden sonra sürdürüp sürdüremeyeceğine bağlı. Dövüşçülerin kondisyonu da en kritik noktalar arasında. Yere alma denemeleri, nakavt girişimleri ve gard değişiklikleri maç içerisinde bol bol görebileceğimiz hareketler olacak.

S Sport'tan izlenebilen UFC 321'de ilk maçlar 17.00'de, ana kart dövüşleriyse 21.00'de başlayacak. 

UFC ağırsıklet şampiyonluğunun tarihi

MMA tarihinin kalbi, ağırsıklette atar. Ağırlık sınıflarının en üstü olan bu klasmanda her yumruk bir devrimi başlatabilir, her nakavt bir çağın sonunu getirebilir. UFC'nin 1993'teki doğuşundan bugüne, ağırsıklet kemeri yalnızca yumrukları güçlü olanlara değil, aynı zamanda demir iradelilere de takıldı. Bazı şampiyonlar bir anlığına parladı, bazılarıysa yıllarca tahtta kaldı. İşte o "elitler ligi"nin hikayesi.

Mark Coleman - Güreşten Doğan İlk Kral (1997)

UFC'nin ilk yıllarında MMA hâlâ kaotik bir deneme sahasıydı. Ağırsıklette teknikten ziyade saf güç hüküm sürüyordu. İşte o ortamda Mark "The Hammer" (Çekiç) Coleman belirdi. Olimpik düzeydeki güreş geçmişiyle rakiplerini yere alıp, "ground-and-pound" (Rakibini yere indiren dövüşçünün, nakavt elde edene, maç durdurulana ya da rakibi maçtan çekilene kadar yerde rakibine yumruk ve dirsek darbeleri indirmesi) tekniğini popülerleştirdi.

Coleman, 1997'de Dan Severn'i mağlup ederek ilk resmi UFC Ağırsıklet Şampiyonu oldu. Onun tarzı, bugünkü modern MMA'nin temel taşlarını attı. Ancak Coleman'ın saltanatı uzun sürmedi; kondisyon eksikliği ve hızla gelişen MMA metotları onu tahtından etti. Yine de onun dönemi, "güç devrinin" başlangıcıydı.

Randy Couture - Akıl, Strateji ve Bitmeyen Gençlik (2000-2007)

Mark Coleman'dan sonra sahneye çıkan Randy "The Natural" (Doğal) Couture, ağırsıkletin entelektüel yüzüydü. Greko-Romen güreşini akıllı stratejiyle harmanlayan Couture, 2000'de Kevin Randleman'ı yenerek kemeri aldı.

Asıl efsane kısmı, onun yaşına rağmen defalarca zirveye çıkabilmesiydi. 2003'te 40 yaşına yaklaştığında tekrar kemer kazandı; 2007'de, 43 yaşında Tim Sylvia'yı mağlup edip tarih yazdı. Couture, ağırsıklette yaşın sadece bir sayı olduğunu kanıtladı.

Couture, modern dönemin "veteran şampiyonu" mitini yarattı, onu izleyen herkes, taktik zekanın ham güç kadar önemli olduğunu öğrendi.

Tim Sylvia ve Andrei Arlovski - Sıkı Rekabet (2004-2006)

2000'lerin ortası, ağırsıklet kemerinin el değiştirdiği, MMA'in kurumsallaştığı dönemdi. Belarus'lu Andrei Arlovski kemeri kazandı; ardından uzun boyuyla öne çıkan Amerikalı Tim Sylvia, onu mağlup ederek dönemin güç sembolü oldu.

İkili arasındaki üçleme, o yıllarda ağırsıkletin en popüler rekabetlerinden biriydi. Bu dönem, UFC'nin izle ve öde dönemine geçişinde önemli bir köprüydü. Bu sistem, ağırsıkletin izlenme oranlarını yeniden canlandırdı.

Brock Lesnar - Şov Dünyasından Gelen Canavar (2008-2010)

Profesyonel güreşin dev ismi Brock Lesnar 2008'de UFC'ye girdiğinde, herkes bunun bir reklam hamlesi olduğunu düşündü. Ama o, kısa sürede yanıldıklarını kanıtladı. Lesnar, Frank Mir yenilgisinin ardından harika bir geri dönüş yaptı ve Randy Couture'ü nakavt ederek kemeri kazandı.

Lesnar, devasa fiziği ve NCAA (Amerikan Kolej Sporları Kurumu) güreş geçmişiyle hem dövüşçüleri hem de medya dünyasını büyüledi. Kemerini iki kez savunarak 2000'lerin sonunda UFC'nin ticari yüzü haline geldi.

Her ne kadar divertikülit hastalığı onun kariyerini kısa kesse de Lesnar dönemi UFC'nin popülerliğini fırlattı; ağırsıklet, yeniden ana akım haline geldi.

Cain Velasquez - Bitmeyen Enerji (2010-2015)

Lesnar sonrasında gelen Cain Velasquez, güreş altyapısı ve dayanıklılığıyla tanındı. Onu farklı kılan şey, ağırsıklette nadir görülen bitmeyen enerjisiydi.

2010'da Lesnar'ı mağlup edip kemeri aldı; ardından Junior dos Santos'la unutulmaz bir üçleme gerçekleştirdi. Özellikle 2012-2013 arasındaki dönemde Cain ringde fırtına gibi esiyordu. Yüksek tempolu baskı, seri yumruk kombinasyonları ve rakibi asla rahat bırakmayan bir tempoya sahipti.

Kariyeri, sakatlıklarla gölgelenmiş olsa da birçok otorite onu "kusursuz ağırsıklet" olarak görüyor.

Stipe Miocic - Mavi Yakalı Efsane (2016-2021)

Clevelandlı itfaiyeci Stipe Miocic, ağırsıklet tarihinde istikrarın simgesine dönüştü. 2016'da Fabricio Werdum'u nakavt ederek kemeri aldı ve ardından tarihe geçen bir rekor kırdı: Üst üste üç başarılı kemer savunması, UFC ağırsıklet tarihinde o zamana dek görülmemişti.

Miocic, ne Lesnar kadar karizmatikti, ne de Velasquez kadar tempoluydu ama teknik, disiplin ve soğukkanlılıkla zirveye çıktı. Özellikle Daniel Cormier üçlemesi, onun adını efsaneler arasına kazıdı.

Yıllarca süren istikrarı, UFC tarihinin en uzun soluklu ağırsıklet saltanatını getirdi.
Francis Ngannou - Ham Gücün Saf Hali (2021-2023)

Kamerun'dan Paris'e, oradan Las Vegas'a… Francis Ngannou'nun hikayesi, modern MMA'nin en dramatik başarı öykülerinden biri. Sokaklardan gelen biri, dünyanın en sert adamı haline geldi.

Ngannou'nun yumruk gücü bilimsel bir fenomendi. UFC Performance Institute verilerine göre "insan tarafından kaydedilen en sert vuruş"a sahipti. 2021'de Stipe Miocic'i nakavt ederek şampiyon oldu, ardından Ciryl Gane'i teknik üstünlükle mağlup etti.

Ngannou, gücün ötesinde disiplinli bir stratejiyle dövüşmeyi öğrendi; yıllar süren gelişim, onu "ham kas"tan "bilinçli şampiyon"a dönüştürdü. UFC'yle yolları ayrılmış olsa da "The Predator" (Yırtıcı) unvanı hâlâ ağırsıklet tarihinin en ürkütücü sayfasında.

Tom Aspinall - Yeni Neslin Hızlı Şampiyonu (2023-günümüz)

Ve şimdi sahne, yeni dönemin yıldızına ait: Tom Aspinall. İngiliz dövüşçü, ağırsıkletin klasik "yavaş dev" kimliğini tamamen tersyüz etti. Hızlı refleksleri, akıcı kombinasyonları ve jiu-jitsu bilgisiyle ağırsıklet tarihinde bambaşka bir tarzın temsilcisi.

2023'te Sergei Pavlovich'i 1. raundda nakavt ederek geçici kemeri kazandı, ardından 2024-25 döneminde şampiyonluğunu resmileştirdi. Aspinall, modern MMA'in "atletik ağırsıklet" evresini başlattı.

Eğer istikrarını korursa, Stipe Miocic'in rekorlarını zorlayabilecek tek yeni jenerasyon ismi olarak gösteriliyor.

Yararlanılan kaynaklar: ESPN, CBS, UFC



İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
TT

İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Oleksandr Usyk-Rico Verhoeven maçını inceliyoruz.

Boksta bazen kemerlerden daha büyük hikayeler vardır. Bazen insanlar sadece kimin kazanacağını değil, neden dövüştüğünü de merak eder. 

İşte bu hafta gözler tam da böyle bir gecede olacak. Ağırsıklet boksunun zirvesindeki Oleksandr Usyk, bu kez sıradan bir rakiple değil, kick boks dünyasının yaşayan efsanelerinden Rico Verhoeven'la karşı karşıya geliyor. 

Üstelik maçın sahnesi de sıradan bir arena değil. Mısır'daki Giza Piramitleri'nin gölgesinde kurulacak ring, sporun yıllardır kaybetmeye başladığı o büyük gösteri hissini yeniden hatırlatıyor.

Modern spor dünyasında artık her şey çok hızlı tüketiliyor. Bir maç oynanıyor, birkaç saat konuşuluyor ve ertesi gün unutuluyor. 

Ama bazı karşılaşmalar daha ilk duyurulduğu anda farklı bir yere oturuyor. Usyk'le Verhoeven arasındaki mücadele de tam olarak böyle bir organizasyon.

Çünkü burada sadece iki dövüşçü karşılaşmıyor. İki farklı dövüş kültürü çarpışıyor.

Bir tarafta boksun belki de en zeki ağırsıkletlerinden biri var. Usyk, kariyeri boyunca yalnızca güçlü yumruklarıyla değil, ring zekasıyla da öne çıktı. 

Rakiplerini adım adım çözen, maç içinde sürekli düşünen ve tempoyu kontrol eden bir boksör. Üstelik bunu çoğu zaman deplasmanda yaptı. 

İngiltere'de, Polonya'da, Suudi Arabistan'da… Nerede büyük maç varsa oraya gitti. Bu yüzden ona artık sadece şampiyon değil, "yol savaşçısı" deniyor.

Diğer taraftaysa bambaşka bir karakter var. Rico Verhoeven, kick boks dünyasında uzun yıllardır yenilmeyen bir isim. 

Özellikle ağırsıklette fiziksel gücü ve sertliğiyle tanınıyor. Ancak mesele şu: Kick boksla profesyonel boks aynı spor değil. Dışarıdan bakıldığında benzer görünseler de aralarında ciddi farklar var. 

Kick boksta tekmeler, diz darbeleri ve çok daha farklı mesafe oyunları bulunuyor. Bokstaysa her şey yumruklara, ayak hareketine ve savunma disiplinine dayanıyor.

Bu yüzden birçok kişi Verhoeven'a şans tanımıyor.

Bahis oranları da bunu açık şekilde gösteriyor. Usyk'in kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. 

Açıkçası bunun mantıklı sebepleri var. Çünkü Usyk sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda modern ağırsıklet boksunun teknik seviyesini yukarı taşıyan isimlerden biri. Tyson Fury gibi dev bir rakibi yenmiş bir boksörden söz ediyoruz.

Oleksandr Usyk son yılların en özel ağırsıkletlerinden biri olarak görülüyor. Ancak onu farklı yapan şey yalnızca namağlup olması değil. 

Usyk, profesyonel boksta iki farklı sıklette tartışmasız dünya şampiyonu olmayı başardı. Önce kruvazör sıklette tüm kemerleri topladı, ardından ağırsıklete çıkıp bunu yeniden yaptı.

Bu, modern boksta çok az dövüşçünün başarabileceği bir iş.

Rico Verhoeven ise kick boks dünyasının son 10 yılına damga vurmuş isimlerden biri. 

Uzun yıllardır ağırsıklet kick boksta zirvede yer alıyor ve birçok kişi tarafından spor tarihinin en dominant kick boksçularından biri kabul ediliyor. Özellikle GLORY organizasyonundaki başarıları onu sporun küresel yüzlerinden biri haline getirdi.

Verhoeven'ın en büyük özelliklerinden biri yalnızca sert vurması değil. Ağırsıklet olmasına rağmen şaşırtıcı derecede hareketli bir dövüşçü olması ve kondisyonunu maç boyunca koruyabilmesi onu rakiplerinden ayırıyor. 

Yıllardır farklı stillerdeki rakiplere karşı kazanmayı başarması da tesadüf değil. Ancak şimdi kariyerinin en büyük riskini alıyor. Çünkü kickboksta efsane olmak başka, profesyonel boksta Usyk gibi bir isimle ringe çıkmak bambaşka bir meydan okuma.

Ama sporun güzel yanı da burada başlıyor. Çünkü bazen mantık başka şey söyler, ring başka.

Verhoeven'ın şansı düşük olabilir ama tamamen yok değil. Özellikle ağırsıklette tek bir yumruk her şeyi değiştirebilir. 

Üstelik Hollandalı dövüşçü fiziksel olarak Usyk'ten daha. Kendi açıklamalarında da buna dikkat çekiyor. 

"Bir kez temiz vurursam bunu hissedecek" derken aslında ağırsıklet dövüşlerinin en temel gerçeğini hatırlatıyor: Bu kilolarda küçük hata büyük bedel doğurur.

Fakat bu maçın asıl önemli tarafı yalnızca sonuç değil. Böyle geceler insanlara dövüş sporlarını neden sevdiklerini yeniden hatırlatıyor.

Usyk'in bu maçı kabul etme nedeni de biraz buna dayanıyor gibi görünüyor. Uzun yıllardır sürekli zorunlu rakiplerle, federasyon baskılarıyla ve kemer hesaplarıyla uğraştı. 

Şimdiyse ilk kez gerçekten istediği maçı yaptığını söylüyor. "Bir kez olsun ihtiyaç duyulanı değil, istediğimi yapmak istedim" derken aslında profesyonel sporun görünmeyen tarafını anlatıyor.

Çünkü günümüzde büyük sporcular bile bazen kendi kariyerlerinin patronu olamıyor. Organizasyonlar, federasyonlar, yayıncılar ve para dengesi sporun önüne geçebiliyor. 

Bu nedenle Usyk'in Verhoeven gibi sıradışı bir rakibi seçmesi bazı boks otoritelerini rahatsız etti. Özellikle Dünya Boks Konseyi'nin (WBC) kemeri bu maçta ortaya koyması tartışma yarattı. 

Boks dünyasında herkes bu eşleşmeden memnun değil. Eski ağırsıklet Dave Allen, karşılaşmanın WBC kemeri için onaylanmasını yanlış bulurken, maçın resmi unvan mücadelesi değil bir gösteri dövüşü olması gerektiğini savundu.

Aslında bu fikri anlamak zor değil. Çünkü Verhoeven profesyonel boksta sadece bir maça çıktı. Bu yüzden "Dünya şampiyonluğu için yeterince deneyimli mi?" sorusu doğal olarak soruluyor.

Ama spor tarihi biraz da çılgın fikirlerle yazılmadı mı?

Örneğin karma dövüş sanatları dünyasından gelen Francis Ngannou, Tyson Fury karşısında kimsenin beklemediği kadar iyi performans gösterdi. 

Cumartesi gecesi ortaya çıkacak görüntü büyük ihtimalle uzun süre unutulmayacak. Piramitlerin önünde iki dev adamın karşı karşıya gelmesi bile başlı başına etkileyici.

Belki Usyk beklendiği gibi rahat kazanacak. Belki Verhoeven herkesi şaşırtacak. Ama sonuç ne olursa olsun böyle organizasyonlar spora canlılık katıyor.

Kaynaklar: ESPN, Ring, DAZN


Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
TT

Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City, İspanyol teknik adam Pep Guardiola’nın sezon sonunda görevinden ayrılacağını açıkladı.

Manchester City’nin pazar günü Premier Lig’de Aston Villa ile oynayacağı karşılaşmanın, Guardiola’nın kulüpteki 10 yıllık teknik direktörlük kariyerinin son maçı olacağı belirtildi.

Açıklama, son günlerde yoğunlaşan ayrılık iddialarının ardından geldi ve İngiliz futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlük dönemlerinden biri böylece sona ermiş oldu.

2016 yılında göreve başlayan 55 yaşındaki Guardiola, Manchester City’nin başında toplam 20 kupa kazandı. Bu başarılar arasında altı Premier Lig şampiyonluğu ile UEFA Şampiyonlar Ligi zaferi de yer aldı.

Ayrılığına ilişkin konuşan Guardiola, “Neden ayrıldığımı sormayın. Belirli bir sebep yok ama içten içe bunun benim zamanım olduğunu biliyorum” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre Guardiola, “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Eğer öyle olsaydı burada kalırdım. Kalıcı olacak şey hisler, insanlar, anılar ve Manchester City’ye duyduğum sevgi olacak” dedi.


Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım
TT

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Portekizli teknik direktör Jorge Jesus, Al Nassr FC ile Suudi Arabistan Ligi şampiyonluğuna ulaştıktan sonra görevinden ayrılacağını açıkladı. Jesus, Cristiano Ronaldo ile olan görevini tamamladığını belirterek, yıldız futbolcuya kulüpte şampiyonluk yaşatma sözünü yerine getirdiğini söyledi. Deneyimli teknik adam, geleceği konusunda ise Türkiye ve Suudi Arabistan dışındaki seçeneklere açık kapı bıraktı.

Şampiyonluğun ardından televizyon kanalına konuşan Jesus, “Cristiano Ronaldo ile ilk görüştüğümüzde bana iki yıllık sözleşme teklif edildi. Ancak ben yalnızca bir yıllık kontrat istedim. Çalıştırdığım kulüplerde hep böyle yaparım. Çok zor bir sezon geçirdik ve birçok karar almak zorunda kaldık. Çoğu zaman baskıyı üzerime aldım. Bu da ciddi bir yıpranma yaratıyor. Harika bir yıldı ama artık başka bir yerde yeni bir deneyim yaşamalıyım” dedi.

Portekizli teknik adam, “Bu tür kararlarda ilk dakikalarda her zaman bir tedirginlik olur. Takım zamanla rahatladı, rakibimiz alanları iyi kapattı. Duran toptan golü bulduk ve çok zor bir maç oynadık. Cristiano Ronaldo ve Nélson Semedo beni davet ettiğinde bunun kariyerimin en büyük meydan okuması olacağını biliyordum. Bu ligi kazanabilmek için rakiplerimizden çok daha iyi olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

Jesus, Ronaldo’ya verdiği sözü de anlatarak, “Ona ‘Seni şampiyon yapacağım, sonra da kendi yoluma gideceğim’ dedim” şeklinde konuştu.

Portekiz basınından A Bola, Jesus’un Al Nassr macerasının sona erdiğini net şekilde duyurduğunu yazarken, deneyimli çalıştırıcının Avrupa’ya dönmeyi düşünmediğini belirtti. Jesus, Avrupa kulüplerinin Suudi Arabistan’daki maaş seviyesine yaklaşamayacağını söyledi.

Tecrübeli teknik adam, “Avrupa’da bana finansal olarak yaklaşabilecek bir kulüp yok. Suudi Arabistan’da devam etmeyeceğim ama yeni projeme nerede başlayacağımı göreceğiz. Futbol benim tutkum. Bazen kaybeden ama çoğu zaman kazanan bir teknik direktörüm. Projelerim sona erdiğinde genelde önümde birkaç seçenek olur, şu anda da öyle. Hâlâ zihinsel ve fiziksel olarak çok güçlüyüm” dedi.

Brezilya’ya dönüş ihtimalini de değerlendiren Jesus, “Sanırım geri dönmeyeceğim. Brezilya’da yalnızca CR Flamengo ya da milli takımı çalıştırabilirim. Geçen yıl ocak ayında Brezilya Milli Takımı teklifini reddettim. Pişmanım demiyorum ama Al Hilal SFC’e sadık kalmak istedim. Kulüpler Dünya Kupası’na katılmak ve Asya Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak istiyordum ama başaramadım” ifadelerini kullandı.

Jesus, yerine Pep Guardiola’nın gelebileceği yönündeki iddialara ise dikkat çeken bir yanıt verdi: “Bununla gurur duymam mı gerekiyor? Hayır. Neden duyayım? Asıl onun benim yerime geleceği için gurur duyması gerekir.”

Portekizli çalıştırıcı, Türkiye’ye dönüş ihtimalini de gündeme getirerek, “Belki Fenerbahçe SK ile tamamlanmamış bir hikâyem vardır. Bu ihtimallerden biri ve düşüneceğim” dedi.

Fenerbahçe taraftarlarının umutlanabileceğini belirten Jesus, “Evet, hayal kurabilirler. Sadece Fenerbahçe değil, başka bir Türk kulübü de benimle ilgilendi. Türkiye’de üç büyük kulüp var: Fenerbahçe SK, Galatasaray SK ve Beşiktaş JK. Bu üç kulüpten ikisi benimle temas kurdu. Diğer kulübün adını ise şimdilik açıklayamam” diye konuştu.

Cristiano Ronaldo’nun şampiyonluk sonrası gözyaşlarına da değinen Jesus, “Onun futbola karşı büyük bir tutkusu var. Başından beri ona, ‘Bu projeyi yalnızca senin için kabul ediyorum, yoksa gelmezdim. Birlikte kazanacağız ve sen buradan bir şampiyonlukla ayrılacaksın’ dedim. Gerçekten de öyle oldu” ifadelerini kullandı.

Maç sonrası Ronaldo ile konuşmaya fırsat bulamadıklarını söyleyen Jesus, “O da yorgundu ben de. Ben Portekiz’e döneceğim, o ise milli takıma katılacak. Geleceğimle ilgili kararımı haziran ayında vereceğim” dedi.

Deneyimli teknik adam, SL Benfica’ya dönüş ihtimalini ise kesin bir dille reddetti. “Portekiz’e dönmem neredeyse imkânsız. Finansal açıdan mümkün değil. Portekiz’de bir yılda kazanacağım paradan fazlasını burada bir ayda kazanıyorum ve çok daha az baskı var” diyen Jesus, Benfica’daki başarılarına rağmen yeterince takdir görmediğini savundu.

Jesus sözlerini şöyle tamamladı: “Bu beni üzen konulardan biri. Benfica ile birçok kupa kazandım. Türkiye’de statlar ismimi haykırıyordu, bugün burada da aynısını gördünüz. Brezilya’da da aynıydı. Ama Portekiz’de, Benfica ile kazandığım tüm başarılara rağmen bunu hiç yaşamadım. Benfica büyük bir kulüp ve onu çalıştırdığım için gururluyum. Kulüp tarihinin en çok kupa kazanan teknik direktörüyüm ama şu an geri dönüş söz konusu değil.”