Çimlerin üzerinde yazılan bir efsane: Wimbledon

Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
TT

Çimlerin üzerinde yazılan bir efsane: Wimbledon

Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta 139.'su düzenlenecek Wimbledon Tenis Turnuvası'nın tarihini ele alıyoruz.

Her sporun bir mabedi vardır. Futbol için Wembley ve boks için Madison Square Garden ne ifade ediyorsa, tenis için de Wimbledon aynı anlamı taşır. Ancak Londra'nın güneybatısındaki bu tarihi kortları farklı kılan şey sadece büyük şampiyonlar ya da kaldırılan kupalar değil.

Wimbledon, neredeyse bir buçuk asırdır değişen dünyaya rağmen özünü koruyabilen ender spor organizasyonlarından biri.

Gelecek hafta dünyanın en iyi tenisçileri yine aynı çimlerin üzerine çıkacak. Kimi ilk zaferinin peşinde koşacak, kimi tarihe yeni bir rekor eklemeye çalışacak.

Fakat aslında korta çıkan her sporcu, 148 yıl önce başlayan uzun bir hikayenin yeni sayfasını yazacak.

Bu hikaye 1877'de başladı.

Bugün milyonlarca kişinin takip ettiği dev organizasyonun ilk turnuvası son derece mütevazıydı.

O dönem adı All England Croquet Club olan kulüp, İngiltere'de hızla popülerleşen yeni bir spor dalı olan çim tenisine de yer açmaya karar verdi ve adını All England Croquet and Lawn Tennis Club olarak değiştirdi. Düzenlenen ilk Wimbledon'da sadece bir kategori vardı: Tek erkekler.

Toplam 22 sporcu mücadele etti. Finalde 27 yaşındaki Spencer William Gore, William Marshall'ı 6-1, 6-2 ve 6-4'lük setlerle mağlup ederek tarihin ilk Wimbledon şampiyonu oldu.

Karşılaşmayı izlemek için yaklaşık 200 kişi birer şilin (bir poundun 20'de biri) ödemişti. Üstelik final planlandığı gün oynanamadı; Londra'nın meşhur yağmuru organizasyonu erteledi ve mücadele üç gün sonra yine pek de elverişli olmayan hava koşullarında tamamlandı.

Belki de bu yüzden Wimbledon'ın kaderinde yağmurla birlikte anılmak vardı. Aradan geçen onlarca yıl boyunca yağış nedeniyle duran maçlar turnuvanın ayrılmaz bir parçası oldu. Ancak 2009'da Merkez Kort'a açılır kapanır çatının eklenmesiyle birlikte bu gelenek teknolojiye yenik düştü.

İlk yıllarda kullanılan raketler bugünkülerle kıyaslanamayacak kadar ilkel, oyuncuların teknikleriyse oldukça farklıydı. Buna rağmen 1877'de belirlenen kuralların büyük bölümü modern tenisin temelini oluşturdu. O gün atılan adımlar, bugün milyarlarca dolarlık bir spor ekonomisinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Turnuva büyüdükçe kapsamı da genişledi. 1884'de kadınlar ilk kez Wimbledon sahnesine çıktı. Aynı yıl çiftler kategorileri de programa eklendi ve organizasyon gerçek anlamda uluslararası bir şampiyonaya dönüşmeye başladı.

Ancak Wimbledon'ın tarihi sadece başarılarla dolu değil.

I. Dünya Savaşı sırasında, 1915'le 1918 arasında turnuva düzenlenmedi. Aynı durum II. Dünya Savaşı yıllarında da yaşandı. 1940'ta Alman bombardımanında Merkez Kort ciddi hasar gördü, binlerce koltuk kullanılamaz hale geldi.

Kulübün bazı alanları savaş döneminde farklı amaçlarla değerlendirildi, hatta boş alanlarda tarım yapıldı. Buna rağmen savaş sona erdiğinde Wimbledon yeniden ayağa kalktı ve gelenek kaldığı yerden devam etti.

1922'de bugünkü adresi olan Church Road'a taşınan turnuva, ilerleyen yıllarda yeniliklere de öncülük etti. 1967'de renkli televizyon yayını yapan ilk büyük spor organizasyonlarından biri oldu. Milyonlarca kişi ilk kez Wimbledon'ın yemyeşil kortlarını evlerinden izleme fırsatı yakaladı.

Asıl büyük değişimse bir yıl sonra yaşandı.

1968'de başlayan Açık Dönem'le profesyonel tenisçilerin de Grand Slam turnuvalarında mücadele etmesinin önü açıldı. Wimbledon artık sadece amatörlerin yarıştığı bir organizasyon olmaktan çıkıyor, dünyanın en iyi oyuncularını aynı kortta buluşturuyordu. Aynı yıl para ödülleri de dağıtılmaya başlandı. Erkekler şampiyonu 2 bin sterlin kazanırken kadınlar şampiyonu 750 sterlinle yetinmek zorundaydı.

Bu eşitsizlik uzun yıllar sürdü. Ancak sporun değişen dinamikleri ve özellikle kadın tenisçilerin yürüttüğü mücadele sonucunda 2007'de önemli bir karar alındı.

O tarihten itibaren Wimbledon'da kadın ve erkek şampiyonlara eşit para ödülü verilmeye başlandı. Böylece turnuva, kendi geleneklerini korurken çağın gerekliliklerine de uyum sağlayabileceğini göstermiş oldu.

Bugün Wimbledon'ı diğer Grand Slam organizasyonlarından ayıran en önemli özellikse hiç kuşkusuz çim kort.

Avustralya Açık ve Amerika Açık sert zeminde, Fransa Açık toprak kortta oynanıyor. Wimbledon ise hâlâ çimde düzenlenen tek Grand Slam olma özelliğini taşıyor.

Çim zeminde top daha hızlı sekiyor, ralliler kısalıyor ve oyuncuların refleksleri daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle Wimbledon şampiyonu olmak, birçok tenisçi tarafından kariyerin en büyük başarısı olarak görülüyor.

Turnuvanın en dikkat çekici geleneklerinden biri de beyaz kıyafet zorunluluğu. Sporcuların neredeyse tamamen beyaz giyinmesi bekleniyor ve bu konuda oldukça katı kurallar uygulanıyor.

Modern spor dünyasının renkli sponsor anlaşmaları ve gösterişli tasarımları düşünüldüğünde, Wimbledon'ın bu tavrı onu farklı bir yere koyuyor.

Tribünlerdeki çilek ve krema geleneği de aynı şekilde yıllardır yaşatılıyor. Her yaz tonlarca İngiliz çileği ve binlerce litre krema tüketiliyor.

Kraliyet ailesinin turnuvaya olan ilgisi de bu tabloya ayrı bir anlam katıyor. Böylece Wimbledon yalnızca bir tenis turnuvası değil, İngiliz kültürünün önemli sembollerinden biri olarak da varlığını sürdürüyor.

Elbette bütün bu gelenekler, kortta yazılan efsaneler olmasa aynı etkiyi yaratmayabilirdi.

Björn Borg'un soğukkanlılığı, Martina Navratilova'nın 9 şampiyonlukla kırdığı rekor, Pete Sampras'ın çim kort hakimiyeti, Roger Federer'in zarafet dolu oyunu, Serena Williams'ın yıllarca süren hakimiyeti, Rafael Nadal'ın hiç bitmeyen mücadele ruhu ve Novak Djokovic'in modern döneme damga vuran başarıları Wimbledon tarihini zenginleştiren kilometre taşları oldu.

Her kuşak kendi yıldızını yarattı ama turnuvanın ruhu hiç değişmedi.

Belki de Wimbledon'ın gerçek sırrı tam burada yatıyor. Teknoloji değişiyor, raketler hafifliyor, yayın platformları dönüşüyor, para ödülleri katlanıyor ama Merkez Kort'a çıkan her oyuncu hala 1877'de başlayan bir geleneğin parçası olduğunu biliyor.

Gelecek ay yine yeni bir şampiyon kupayı havaya kaldıracak. Belki genç bir yıldız doğacak, belki bir efsane kariyerine yeni bir sayfa ekleyecek. Fakat sonuç ne olursa olsun Wimbledon'ın asıl kazananı yine kendi tarihi olacak.

Çünkü bazı organizasyonlar sadece spor müsabakası düzenlemez; nesiller boyunca anlatılan bir hikaye yaratır. Wimbledon da tam 148 yıldır bunu yapıyor ve tenisin kalbinin neden hala Londra'da attığını her yaz yeniden hatırlatıyor.

Kaynaklar: Wimbledon, Historic UK



Ronaldo sessizliğini bozdu: Milli takımdan ayrılmakla hata ettim, Jesus sözünü tutmadı

Cristiano Ronaldo, Portekiz Milli Takımı’nda yeniden forma giymeye hazır (EPA)
Cristiano Ronaldo, Portekiz Milli Takımı’nda yeniden forma giymeye hazır (EPA)
TT

Ronaldo sessizliğini bozdu: Milli takımdan ayrılmakla hata ettim, Jesus sözünü tutmadı

Cristiano Ronaldo, Portekiz Milli Takımı’nda yeniden forma giymeye hazır (EPA)
Cristiano Ronaldo, Portekiz Milli Takımı’nda yeniden forma giymeye hazır (EPA)

Cristiano Ronaldo, Portekiz Milli Takımı ile yaşadığı son krize ilişkin sessizliğini bozarak milli takıma dönmeye hazır olduğunu açıkladı. Portekizli yıldızın açıklaması, milli takım kariyerinin sona erdiğine yönelik spekülasyonları da fiilen sonlandırdı.

Portekiz Milli Takımı kaptanı, 8 maddeden oluşan kapsamlı açıklamasında Norveç karşısında yedek kalmasının ardından milli takım kampından ayrıldığı için özür diledi. Ronaldo, kararının yanlış olduğunu kabul ederken Portekiz Futbol Federasyonu tarafından verilebilecek her türlü cezayı kabul etmeye hazır olduğunu belirtti.

Ancak Ronaldo, aynı zamanda teknik direktör Jorge Jesus’a yönelik açık eleştirilerde bulundu. Yıldız futbolcu, milli takımdaki forma süresi ve maçlara katılımının yönetilmesi konusunda Jesus ile daha önce bir anlaşmaya vardıklarını, ancak teknik direktörün sözünü tutmadığını düşündüğünü söyledi.

41 yaşındaki yıldız, Norveç karşısında yedek bırakılmasına şaşırdığını ve yaklaşık yarım saat boyunca ısınmasına rağmen oyuna alınmadığını belirtti. Ronaldo, Jesus’ın yaşananlarla ilgili kamuoyuna açıklama yapacağı yönünde kendisine söz verdiğini ancak bunu gerçekleştirmediğini ifade etti.

Ronaldo ayrıca 2026 Dünya Kupası’nın ardından milli takım kariyerini sonlandırmayı düşündüğünü ve bunun için bir veda mektubu bile kaleme aldığını açıkladı. Ancak Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı Pedro Proença’nın kendisini devam etmeye ikna ettiğini belirtti.

Ronaldo geleceğine ilişkin tartışmalara da son noktayı koydu. Yıldız oyuncu, fiziksel olarak hazır olması ve kulübü Nasr’da forma giymesi halinde, varsa kendisine uygulanacak cezanın ardından Portekiz Milli Takımı’nın hizmetinde olmaya devam edeceğini vurguladı.

Ronaldo, milli takım için her zaman olduğu gibi mücadele etmeye ve galibiyetler kazanmaya hazır olduğunu ifade etti.


Ronaldo milli takıma geri mi dönüyor?

Jorge Jesus, Cristiano Ronaldo'nun geri dönüşü için kapıyı açık bıraktı (Reuters)
Jorge Jesus, Cristiano Ronaldo'nun geri dönüşü için kapıyı açık bıraktı (Reuters)
TT

Ronaldo milli takıma geri mi dönüyor?

Jorge Jesus, Cristiano Ronaldo'nun geri dönüşü için kapıyı açık bıraktı (Reuters)
Jorge Jesus, Cristiano Ronaldo'nun geri dönüşü için kapıyı açık bıraktı (Reuters)

Portekiz Teknik Direktörü Jorge Jesus, geçen hafta kadrodan ayrılma kararı alan Cristiano Ronaldo'nun milli takım kariyerine kaldığı yerden devam etmesinin memnuniyetle karşılanacağını ima etti.

Ülkesi adına çıktığı 234 maçta attığı 146 golle bu alanda rekoru elinde bulunduran, 5 kez Ballon d'Or ödülü kazanan ve halen Al Nassr forması giyen forvet, 27 Eylül'de Norveç deplasmanında alınan 2-1'lik Uluslar Ligi galibiyetinde yedek kulübesinde kalıp oyuna girmemesinin ardından takımdan ayrılmıştı.

Yaşanan bu anlaşmazlık, 41 yaşındaki oyuncunun milli takım kariyerinin sona ermesi ihtimalini doğurmuş, kendisi ise durumla ilgili "gerçekleri" zamanı gelince açıklayacağını ifade etmişti.

Ancak Jesus, pazar günü Norveç'e karşı iç sahada alınan 2-1'lik galibiyetin ardından basın toplantısında şunları söyledi:

İsterse milli takıma geri döner. Bir sonraki kadro açıklanmadan önce konuşabiliriz ama kararı verecek olan Cris.

İlk kadro seçimimde ona, 'Sana ihtiyacım var, oynasan da oynamasan da bana yakın olmana ihtiyacım var, sana ihtiyacım var' demiştim. Şimdi de aynı şeyi söylüyorum.

Ronaldo, Portekiz'in Galler'e karşı aldığı açılış maçı galibiyetinde ilk 11'de sahaya çıkmış ancak Oslo'daki maçta yedek kulübesinde bırakılması kamuoyuna yansıyan bir anlaşmazlığa yol açmıştı.

Jesus daha sonra Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı Pedro Proenca'nın habersiz ziyaretinin ardından çıkan anlaşmazlık ve acil görüşme haberlerini yalanlamaya çalışmıştı.

Tüm bu çabalara rağmen Ronaldo, Instagram üzerinden açıklama yayımlayarak kadrodan ayrıldığını doğrulamış ve ve milli takımdaki geleceğini belirsiz bırakmıştı.

Ronaldo, "Milli takımın basın toplantısının ve Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı'yla yaptığım görüşmenin ardından, milli takım antrenman kampından ayrılma kararı aldım" diye yazmıştı.

Kendimi her zaman adadığım milli takımdan ayrılmama neden olan gerçekleri, zamanı geldiğinde tüm Portekiz halkına açıklayacağım.

Şimdi Portekiz'e ve istisnasız bir şekilde tüm takım arkadaşlarıma başarılar dileme zamanı.

Ronaldo'nun yokluğunda Portekiz, Danimarka'da 4-2 kazanarak güçlü bir performans sergiledi ve milli arayı Norveç'e karşı evinde aldığı galibiyetle tamamladı. Bu sonuçlarla Portekiz, 12 puanın tamamını topladığı Dördüncü Grup'un zirvesinde.

Independent Türkçe


Donis: Şampiyonluk için en büyük silahımız mücadele ruhumuz

Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yunan Georgios Donis (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yunan Georgios Donis (Şarku’l Avsat)
TT

Donis: Şampiyonluk için en büyük silahımız mücadele ruhumuz

Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yunan Georgios Donis (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yunan Georgios Donis (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yunan Georgios Donis, takımının Salı akşamı finalde Birleşik Arap Emirlikleri ile karşılaşacağı 27. Arap Körfez Kupası’nda oyuncuların kazanma arzusu ve mücadele azminin Yeşillerin en önemli silahı olacağını söyledi.

Suudi Arabistan'ın turnuva boyunca savunma anlamında iyi bir performans ortaya koyduğunu belirten Donis, hücum ve savunmada duran toplara da özel önem verdiklerini ifade etti.

Suudi Arabistan, grup aşamasında kusursuz bir performans sergileyerek A Grubu'nu üçte üç yaparak lider tamamladı. Yeşiller, sırasıyla Kuveyt, Umman ve Irak'ı mağlup etti. Yarı finalde ise Katar ile normal süresi ve uzatma bölümü golsüz sona eren karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda kazanarak finale yükseldi ve şampiyonluk için Birleşik Arap Emirlikleri'nin rakibi oldu.

Maç yoğunluğu ve turnuva boyunca oyuncularının karşılaştığı zorluklara da değinen Donis, “14 gün içinde beş maç oynadık. Bazı sakatlıklarımız var. Ayrıca hava koşulları da zordu” dedi.

Yunan teknik adam, “Savunmayı geride kuran bir takıma karşı oynamak kolay değil” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Milli Takımı oyuncusu Muhammed Kanno da finale yükselmenin turnuvanın başından bu yana Yeşillerin hedefleri arasında olduğunu söyledi.

Kanno, “Finale ulaştık. Bu bizim hedefimizdi. İnşallah şampiyonluğa ulaşırız” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri ile oynanacak final karşılaşmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Kanno, “BAE Milli Takımı güçlü bir ekip. Teknik direktörümüzün talimatlarına uyacağız. İnşallah taraftarlarımızı mutlu etmek için elimizden geleni yapacağız» diye konuştu.

Finalin penaltı atışlarına kalmadan sonuçlanmasını umduğunu belirten Kanno, “Penaltılar biraz da şans işidir. Önemli olan finale ulaşmış olmamız. İnşallah finalde penaltılara kalmayız ve maçı kazanırız” ifadelerini kullandı.