İnsanların doğadaki izleri genetik miras bırakıyor

İnsan eDNA’sının kalıntılarda, kişinin soyu izleniyor ve hastalıkları tanımlanıyor

 İnsanların doğadaki izleri genetik miras bırakıyor
TT

İnsanların doğadaki izleri genetik miras bırakıyor

 İnsanların doğadaki izleri genetik miras bırakıyor

Elizabeth Anne Brown

ABD Florida Üniversitesi’nde vahşi yaşam genetikçisi olan Dr. David Duffy, yaptığı bir çalışmada sadece deniz kaplumbağalarındaki hastalıkları izlemenin daha iyi bir yolunu bulmayı amaçlıyordu ancak yoğun bir şekilde insan DNA’sı tespit etti.

Çevresel DNA (eDNA)

Son on yılda, vahşi yaşam araştırmacıları, tüm canlıların geride bıraktığı eser miktardaki genetik materyal olan, çevresel (environmental) DNA’yı veya eDNA’yı ortadan kaldırmak için teknikler geliştirdi. Ekolojistler, güçlü ve ucuz bir araç olan eDNA’nın her yerde olduğunu, havada süzüldüğünü, suda, karda, balda ve hatta çayınızda kaldığını söylüyor. Araştırmacılar bu aracı, istilacı türleri ele geçirmeden önce tespit etmek, savunmasız veya gizli vahşi yaşam popülasyonlarını takip etmek ve hatta neslinin tükendiği düşünülen türleri yeniden keşfetmek için kullanıyor. Bu teknoloji, Kovid ve diğer patojenleri izlemek için atık su gözetim sistemlerinde de kullanılıyor.

DNA

Çalışmaları boyunca eDNA’yı kullanan bilim adamları, araştırdıkları alanlarda çok miktarda insan DNA’sı buldular ve bunu bir tür kirlenme veya verilerini lekeleyen insan genlerinin bir tür tesadüfi varlığı olarak değerlendirdiler.

İnsan izi

Şimdi, birisi kasıtlı olarak insanlara ait eDNA toplasaydı ne olur?

New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ceza hukuku sisteminde yeni teknolojilerin kullanımı konusunda uzman Prof. Dr. Erin Murphy, kolluk kuvvetlerinin yeni eDNA toplama tekniklerine doğru çekildiğini zira, bir şüphelinin olasılığa-dayalı çizimlerini oluşturmak için DNA kullanmak gibi henüz etkinliği kanıtlanmamış araçları kullanmakta hızlı davrandı.

Bu durum, özellikle teknolojik ilerlemelerin daha küçük eDNA örneklerinden daha fazla bilgi toplanmasını sağlaması ile mahremiyetin ve sivil özgürlüklerin korunması açısından ikilemler yaratabilir. Dr. Duffy ve meslektaşları, açık su yolları ve bir binanın içindeki hava gibi çeşitli alanlarda çevreden toplanan insan DNA’sından ne kadar bilgi toplayabileceklerini görmek için hazır ve uygun maliyetli bir teknolojiyi kullandı.

Nature Ecology & Evolution dergisinde 15 Mayıs’ta yayınlanan araştırmalarının sonuçları, bilim adamlarının çevrede kalan insan DNA’sının çok küçük parçalarından tıbbi ve soybilimsel bilgiler elde edebileceğini gösterdi.

Adli tıp etik uzmanları ve hukukçular, Florida Üniversitesi ekibinin bulgularının, kanuni açıdan kapsamlı genetik mahremiyet düzenlemelerinin aciliyetini artırdığını söylüyor. Araştırmacılar için, bu durum ABD’deki bu tür tekniklere yönelik kurallardaki dengesizliği de gözler önüne seriyor. Zira ABD’de kolluk kuvvetlerinin kanıtlanmamış yeni bir teknolojiyi devreye sokması, bilimsel araştırmacıların sistemin çalıştığını doğrulamak için yapılan çalışmalara yönelik onay almasından bile daha kolay oluyor.

Çöp mü genetik hazine mi?

DNA’mızın parçalarının gezegenin her yanında olduğu onlarca yıldır biliniyordu ancak geçmişte bu o kadar da önemli bir şey olarak görülmüyordu. Bilim adamları, çevredeki DNA’nın, bir kan lekesi veya birinin dokunduğu bir nesne gibi farklı örneklerden gelmediği sürece, anlamlı bir şekilde geri kazanılamayacak kadar küçük ve çok bozulmuş halde olduklarına inanıyordu.

Vahşi doğa araştırmacıları yine de çevresel DNA’yı kucakladılar zira yalnızca çok küçük DNA parçaları arıyorlar ve bir numunedeki canlıları tür düzeyinde tanımlayacak barkod olarak adlandırdıkları yapıları tarıyorlar. Ancak Dr. Duffy ve ekibi, Florida deniz kaplumbağalarında hastalıkları gözlemlerken örneklerinde ‘şaşırtıcı’ insan eDNA seviyeleri tespit ettikten sonra, çevredeki insan DNA’sının durumunun daha doğru bir resmini elde etmek ve bunun bir bölgedeki insanlar hakkında ne kadar bilgi verdiğini görmek için çalışmaya başladı.

Araştırmacılar, deneylerinden birinde tekniklerinin kanıtlamak için, St. Augustine, Fla’daki bir dereden soda kutusu büyüklüğünde bir su örneği aldı. Daha sonra genetik materyal, araştırmacıların daha uzun DNA uzantılarını okumasına izin veren bir nanopore sıralayıcı aracılığıyla numuneden beslendi. Kullandıkları yaklaşık 1000 dolara mal olan cihaz, çakmak boyutunda ve flash sürücü gibi bir dizüstü bilgisayara takılarak kullanılıyor.

Ekip, numunelerden tahmin ettiklerinden çok daha fazla okunabilir insan DNA’sı buldu. İnsan genetiği hakkında bilgi genişledikçe, sınırlı örneklerin analizi bile zengin bir bilgiyi ortaya çıkarması bekleniyor. Araştırmacılar dere çevresindeki popülasyonun genetik soyunun küçük bir görüntüsünü oluşturmaya yetecek kadar mitokondriyal DNA elde etti. Ayrıca etnik kimliği genetik soyda zayıf bir faktör olarak görmelerine rağmen, sonuçlar bölge için en son nüfus sayımı grafiğinde verilen etnik kompozisyona pek uymuyordu. Diğer yandan federal kayıp kişiler veri tabanının gereksinimlerini karşılayacak kadar eksiksiz sonuçlara ulaşıldı. Bununla birlikte, daha yüksek diyabet, kalp sorunları veya birkaç göz hastalığı riski taşıdığı gösterilen anahtar mutasyonları da tespit edildi.

Adli analiz

Genetik araştırmalarının etik, yasal ve sosyal sonuçlarını inceleyen bir Harvard araştırmacısı olan Anna Lewis, eDNA’nın biyoetik uzmanları tarafından geniş çapta tartışılmadığını söyledi. Ancak Dr. Duffy ve meslektaşlarının bulgularından sonra ele alınacağını belirtti.

Lewis eDNA’ya odaklanan teknolojinin, belirli türdeki insanların - örneğin, belirli bir atadan kalma geçmişi olan veya belirli tıbbi durumları veya engelleri olan kişilerin- gözetimi için kullanılabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın New York Times’dan aktardığına göre araştırmacılar, bu tür teknolojilerin kullanımlarının sonuçlarının, teknolojiyi kimin ve ne amaçla kullandığına bağlı olduğu konusunda fikir birliği sağlıyor. Birleştirilmiş eDNA örnekleri, halk sağlığı araştırmacılarının bir toplulukta hastalığa neden olan bir mutasyonun görülme sıklığını belirlemesine yardımcı olabilirken, aynı zamanda eDNA örneği etnik azınlıkları bulmak ve onlara eziyet edilmesine de katkıda bulunabilir.

Lewis, “Bu, yetkililere güçlü ve yeni bir araç sağlıyor. Bence endişelenmek için uluslararası düzeyde pek çok neden var” ifadelerini kullandı. Ayrıca Çin gibi ülkelerin halihazırda Tibetliler ve Uygurlar da dahil olmak üzere azınlık popülasyonlarının kapsamlı ve açık genetik takibini yürüttüğünü, eDNA analizi gibi araçların bunu çok daha kolaylaştırabileceğini söyledi.

İnsanın çevresel DNA’sına yönelik araştırmalar da etik bir mayın tarlası haline gelebilir. Ancak bu, bazı durumlarda mümkün hale gelen, bu araştırmaların bireyin kimliğini ne ölçüde belirleyebileceğine dayanıyor.  

Florida Uluslararası Üniversitesi’nden Adli Tıp Biyoloğu ve eski bir suç laboratuvarı DNA analisti olan Prof. Dr. Robert O’Brien, Dr. Duffy’nin halka açık yerlerden elde ettiği türden genetik verilerin, ABD’deki kolluk kuvvetlerinin şu anda bireyleri teşhis etmek için kullandığı yöntemlerle çalışmayacağını ifade etti.

O’Brien, kolluk kuvvetleri DNA analistlerinin bir olay yeri örneğini bir şüphelinin örnekleri ile karşılaştırdıklarında, insan genomuna yayılmış ve FBI’ın Birleşik DNA İndeks Sistemi veya CODIS tarafından izlenen 20 işarete baktıklarını belirtti. Ayrıca bu işaretlerin yalnızca birkaçının aynı kişiden geldiği doğrulanırsa işe yaradığını ancak Duffy’nin incelediği eDNA parçalarının, bir seferde yalnızca bir belirteci tespit edebildiğini söyledi.

Adli tıp araştırmacıları, daha az insanın bulunduğu kapalı alanlarda eDNA’dan bireysel kimlik tanımlamanın zaten mümkün olabileceğini öne sürdü. Bu bağlamda, geçtiğimiz Ekim ayında, Oslo Üniversitesi Hastanesi adli tıp araştırma merkezinden bir ekibin hava örneklerinden insan DNA’sını çıkarmak için yeni bir teknik denediğine ve bir ofis içinde havadaki DNA’dan tam CODIS profilleri oluşturmayı başardığına dikkat çekti.



Google, Pentagon ile yapay zekâ konusunda bir anlaşma imzaladı

ABD başkanlık uçağından görünen Washington'daki Pentagon binası (AP)
ABD başkanlık uçağından görünen Washington'daki Pentagon binası (AP)
TT

Google, Pentagon ile yapay zekâ konusunda bir anlaşma imzaladı

ABD başkanlık uçağından görünen Washington'daki Pentagon binası (AP)
ABD başkanlık uçağından görünen Washington'daki Pentagon binası (AP)

The Information gazetesi bugün, Google’ın ana şirketi Alphabet’in, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile yapmış olduğu gizli yapay zekâ modelleri kullanma anlaşmasını duyurdu. Böylece Google, Pentagon ile benzer anlaşmalar imzalayan teknoloji şirketleri listesine katıldı.

Şarku’l Avsat’ın The Information gazetesinden aktardığına göre bu anlaşma, Pentagon’a Google’ın yapay zekâ araçlarını ‘herhangi bir yasal hükümet amacı’ için kullanma izni veriyor. Bu şekilde Google, Elon Musk’ın OpenAI ve xAI şirketleriyle birlikte, yapay zekâ modellerini gizli faaliyetlerde kullanmak üzere Pentagon ile anlaşma yapan şirketler arasına katıldı.

Gizli ağlar, geniş bir yelpazede hassas faaliyetlerle başa çıkmak için kullanılıyor, bunlar arasında görev planlaması ve silah hedeflerinin belirlenmesi de yer alıyor. Pentagon, 2025 yılına kadar büyük yapay zekâ laboratuvarlarıyla her biri 200 milyon dolara kadar anlaşmalar yaptı, bunlar arasında Anthropic, OpenAI ve Google da bulunuyor. Bakanlık, savunma alanında tam esneklik sağlamak ve teknoloji üreticilerinin, güvenilmeyen yapay zekâ araçlarını silahlar üzerinde kullanmakla ilgili uyarılarına bağlı kalmamak için bu tür anlaşmalar yapmayı sürdürüyor.

Google ile yapılan anlaşma, şirketin hükümetin talebi üzerine, yapay zekâ araçlarının güvenlik ayarlarını ve filtrelerini uyarlamasını da içeriyor.

Gazete, sözleşmenin, ‘Tarafların, yapay zekâ sisteminin, uygun insan gözetimi ve kontrolü olmadan, yerel kitlesel gözetim veya otonom silahlar, hedef seçimleri gibi amaçlar için kullanılmaması gerektiği konusunda anlaştıklarını’ belirten bir ifadeyi içerdiğini bildirdi. Ancak, anlaşmanın ‘herhangi bir operasyonel hükümet kararını yönetme hakkı veya itiraz hakkı vermediğini’ de ekledi.

Reuters, gazetenin haberinin doğruluğunu henüz doğrulayamadı. Alphabet ve ABD Savunma Bakanlığı, yorum yapmaları için yapılan başvurulara henüz yanıt vermedi.

Daha önce Reuters, Pentagon’un OpenAI ve Anthropic gibi büyük yapay zekâ şirketlerine, kullanıcılar için uyguladıkları standart sınırlamalar olmaksızın, yapay zekâ araçlarını gizli ağlarda kullanılabilir hale getirmeleri için baskı yaptığını bildirmişti.


ABD'de yapay zeka kaygısı artıyor

16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
TT

ABD'de yapay zeka kaygısı artıyor

16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)
16 Şubat 2024'te Paris'te OpenAI'ın tanıttığı Sora yapay zeka aracı tarafından oluşturulan videodan bir kare (AFP)

Yeni bir rapora göre insanlar, yapay zeka ve onun hayatları üzerindeki etkisi konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Stanford Üniversitesi'nin 2026 Yapay Zeka Endeksi Raporu'nda ankete katılanların yarısından fazlası, yapay zeka kullanan ürünlerin kendilerini tedirgin hissettirdiğini söylerken, teknolojiye yönelik heyecan son birkaç yıldır azalıyor.

Rapora göre yapay zeka hakkındaki kamuoyu, uzmanların ve sektör içindekilerin görüşlerinden giderek daha fazla kopuyor; insanlar yapay zekanın işlerden ekonomiye, seçimlerden ilişkilere kadar her şeye zarar vereceğinden endişe ediyor.

Rapor ayrıca, yapay zeka güvenliğinin yapay zeka gelişmelerine ayak uyduramadığını ve ChatGPT'nin 2022'de kullanıma sunulmasından bu yana yapay zeka kaynaklı olayların üç kattan fazla arttığını ortaya koydu.

Raporun yazarları, "Bu zorluğa ek olarak, son araştırmalar, yapay zekanın güvenlik gibi sorumlu boyutunu iyileştirmenin, doğruluk gibi başka bir boyutu zayıflatabileceğini ortaya koydu" diye yazdı.

vfdb

Rapor, özellikle gençlerin yapay zekadan duyduğu hayal kırıklığıyla birlikte, yapay zekaya yönelik olumsuz duyguların arttığı bir dönemde yayımlandı.

Gallup'un yakın zamanlı bir anketi, Z kuşağının yapay zekaya yönelik heyecanının geçen yıldan bu yana yüzde 36'dan sadece yüzde 22'ye düştüğünü, öfkeninse yüzde 22'den yüzde 31'e yükseldiğini ortaya koydu.

Yapay zekaya karşı tepkinin, teknoloji liderlerinin sürekli olarak uyardığı teorik bir yapay zeka süper zekası korkusundan ziyade, teknolojinin toplum üzerindeki etkisinden kaynaklandığı görülüyor.

ABD'de yaşayan davranış bilimci Caroline Orr Bueno, "Bence birçok yapay zeka lideri halktan kopuk ve Skynet korkusunun öncelikle yapay zeka karşıtı duyguları yönlendiren unser olmadığını fark etmiyorlar" dedi.

Elbette bu korkular var ancak çoğu kişi maaş çekleri ve faturalarla çok daha fazla ilgileniyor.

Yapay zekaya ilişkin hayal kırıklıkları, onu geliştiren şirketlere karşı doğrudan eylemlerin arttığı bir eğilimi beraberinde getirdi.

Geliştirmenin durdurulmasını talep eden çevrimiçi gruplar son aylarda popülerlik kazanıyor. Bazı üyeler yapay zeka karşıtı bir gündemi savunurken aşırı eylemlerde bulunuyor.

Yakın zamanda, OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Kaliforniya'daki evinin, biri molotof kokteyli, diğeri ateşli silahla olmak üzere iki ayrı olayda hedef alındığı iddia edildi.

Independent Türkçe

 


Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü
TT

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Vizyon 2030: Geleneksel yönetimden küresel dijital liderliğe geçiş öyküsü

Suudi Arabistan, Vizyon 2030 kapsamında dijital dönüşüm ve bilgi ekonomisi alanında başlattığı süreci kararlılıkla sürdürüyor. Ülke, gelişmiş dijital altyapısına ve uzun yıllara dayanan bilgi birikimine dayanarak geleceğin ekonomilerinde rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Bu dönüşümün, ekonomik çeşitliliği artırma, yeni istihdam alanları oluşturma ve genç nüfusu güçlendirme amacı taşıyan ulusal bir vizyonla desteklendiği belirtiliyor. Söz konusu strateji, inovasyon, araştırma ve teknolojiye dayalı entegre bir ekosistem inşa edilmesi üzerine kurulurken, Suudi Arabistan’ın küresel ölçekte bilgi temelli ekonomiler arasında konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor.

Kağıtsız hükümet

Suudi Arabistan, Vizyon 2030 kapsamında yürüttüğü dijital dönüşüm sürecinin bir parçası olarak ‘kâğıtsız hükümet’ politikasını hayata geçirdi. Söz konusu uygulama, vatandaşların kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla farklı sektörleri kapsayan tek bir dijital platform sistemi üzerine inşa edildi. Adalet, sağlık, turizm, yatırım, konut, lojistik ve gayrimenkul gibi birçok alanın entegre edildiği bu platformlar sayesinde işlemlerin dijital ortamda yürütülmesi sağlanıyor. Bu yaklaşımın, işlem sürelerini önemli ölçüde kısalttığı ve bürokratik süreçleri basitleştirdiği belirtiliyor. Böylece vatandaşlar, ülkede yaşayan yabancılar, yatırımcılar ve ziyaretçiler; fiziksel olarak bir kuruma gitmeden işlemlerini tamamlayabiliyor.

vefrthyju
Beem devlet uygulamasının Dijital Hükümet Forumu’nda tanıtımı (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)

‘Bütünleşik Hükümet’ programı

Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi, 2022 yılında Bütünleşik Hükümet programını başlattı. Programın amacı, dijital dönüşüm sürecini hızlandırmak, kamu kurumları arasındaki entegrasyon seviyesini yükseltmek ve vatandaşlara daha bütüncül bir dijital hizmet deneyimi sunarak kamu kaynaklarının dijital alanda daha verimli kullanılmasını sağlamak olarak açıklandı.

Bu dönüşümün somut sonuçlarından biri olarak ‘Balady Platform’ öne çıktı. Platformun, 37 farklı kamu platformunun kapatılmasına katkı sağladığı ve yüzde 80’in üzerinde bir entegrasyon başarısına ulaştığı belirtildi. Ayrıca ‘LOGISTI Platform’ 200’den fazla hizmet sunarak dikkat çekerken, ‘Sehhaty Platform’ ise 30 milyondan fazla kullanıcıya hizmet vererek geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı.

Uluslararası yapay zekâ merkezi

Suudi Arabistan, yapay zekâ alanında da küresel ölçekte ileri bir merkez konumunu güçlendirdi. Ülkenin enerji kaynakları, gelişmiş dijital altyapısı ve veri merkezleri sayesinde, yapay zekâ teknolojileri için cazip bir yatırım ve geliştirme üssü haline geldiği belirtiliyor.

Bu kapsamda, yapay zekâ teknolojilerinin yerelleştirilmesini hedefleyen ulusal bir girişim olarak HUMAIN projesi hayata geçirildi. Proje, Arapça içerik üretimini destekleyen büyük dil modelleri geliştirmeyi ve veri merkezlerinde ileri yapay zekâ uygulamalarını işletmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede özellikle Dammam’daki yapay zekâ altyapıları da öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor.

fbnyju
Riyad’da düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı sırasında Suudi yapay zekâ şirketi HUMAIN’in standını inceleyen ziyaretçiler (AFP)

Ayrıca ülke, insan kaynağı kapasitesini artırmak için eğitim sistemine yapay zekâ derslerinin entegre edilmesine ve öğrencilere ile ulusal yeteneklere yönelik eğitim programlarının başlatılmasına yatırım yapıyor. Bu adımların, gelecek nesillerin dijital ekonomiye ve yapay zekâ temelli sektörlere hazırlığını güçlendirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.

HUMAIN şirketi

HUMAIN, 2025 yılında resmen faaliyete geçirilerek yapay zekâ alanında kapsamlı çözümler geliştirmeye başladı. Şirketin geliştirdiği projeler arasında Arapça destekli akıllı bir asistan, ileri düzey büyük dil modelleri ve tamamen yapay zekâ ile çalışan bir işletim sistemi yer alıyor. Ayrıca Suudi Arabistan içinde geliştirilen donanım ve teknolojilerin de bu ekosisteme entegre edildiği belirtiliyor. HUMAIN’in hizmetlerinin yüz binlerce kullanıcıya ulaştığı, aktif kullanıcı sayısının 300 bini aştığı ifade ediliyor. Şirketin faaliyet alanının 5 farklı pazara yayıldığı ve 150’den fazla dijital uygulama ve hizmeti desteklediği de aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.

Dijital adalet sektöründeki dönüşüm

Suudi Arabistan’da yargı alanında dijital hizmetler, kayda değer bir dönüşüm sürecinden geçti. Bu kapsamda 160’tan fazla elektronik hizmet sunularak yıllık yaklaşık 90 milyon kâğıt kullanımının önüne geçildiği bildirildi. Dijitalleşme sayesinde 65 milyon fiziksel başvurunun da ortadan kalktığı ifade ediliyor. Ayrıca 200 milyondan fazla gayrimenkul belgesinin dijital ortama aktarıldığı, e-dava sisteminin uygulanmasıyla dava süreçlerinin ortalama süresinin yüzde 79 oranında azaldığı belirtildi. Bu süreçte ‘Virtual Enforcement Court’ ve ‘Virtual Notary’ gibi uygulamalar da hayata geçirildi.

gthyju
Suudi Arabistan Adalet Bakanı Dr. Velid es-Samani, Dijital Hükümet Forumu’nda yaptığı konuşmada (SPA)

Söz konusu gelişmelerin, gelişmiş dijital altyapı ve güvenli bir dijital ekosistem üzerine inşa edildiği vurgulanıyor. Bu dönüşümün, hizmet sunumunun ötesine geçerek kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi ve bürokratik karmaşıklığı azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.

Dijital ve bilgi ekonomisi

Suudi Arabistan, dijital ve bilgi ekonomisi alanında geleceğin yükselen ekonomileri arasında yerini güçlendirmeye devam ediyor. Ülke, bu kapsamda kapsamlı bir yasal ve kurumsal ekosistem geliştirerek teknoloji ve inovasyon temelli büyüme modelini destekliyor. Bu çerçevede Suudi Arabistan Fikri Mülkiyet Otoritesi (SAIP), Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Kurumu ve Suudi Uzay Ajansı gibi kurumlar oluşturuldu. Ayrıca İletişim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu yeniden yapılandırılırken, bilgi teknolojileri sektörünü geliştirmek amacıyla Ulusal Bilgi Teknolojileri Geliştirme Programı da hayata geçirildi. Bunun yanı sıra araştırma ve inovasyon merkezlerinin rolü güçlendirildi. Bu kapsamda Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) ile Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (KACST) gibi kurumlar, bilimsel araştırma ve teknolojik yeniliklerin geliştirilmesinde önemli merkezler olarak öne çıkıyor.

Siber güvenlik

Suudi Arabistan, siber güvenliği ulusal güvenliğin bir parçası olarak ele alan ulusal bir çerçeve oluşturdu. Bu yaklaşımın ekonomik ve sosyal istikrarı desteklemeyi, teknoloji şirketlerini güçlendirmeyi ve dijital hizmetlerin büyümesini hızlandırmayı hedeflediği bildirildi. Söz konusu strateji, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) ve Ulusal Siber Güvenlik Otoritesi (NCA) gibi kurumların kurulmasıyla desteklendi. Ayrıca, siber alanda çocukların korunmasına yönelik uluslararası girişimler de bu sürece dahil edildi. Bu adımların, Suudi Arabistan’ın teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında küresel liderliğini pekiştirmesine katkı sağladığı ifade ediliyor.

rgthy
Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) LEAP Fuarı’ndaki standı (SPA)

Dijital ekonomi pazarı

Suudi Arabistan’da dijital dönüşümün ekonomik göstergelere de güçlü şekilde yansıdığı bildirildi. Ülkede dijital ekonomi pazarının büyüklüğünün 745,98 milyar riyale (198,9 milyar dolar) ulaştığı, iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının ise 199 milyar riyal seviyesine çıktığı kaydedildi. Söz konusu büyüme, dijital sektörün ölçeğini ve olgunlaşma hızını ortaya koyarken, Suudi Arabistan merkezli çok sayıda teknoloji şirketinin de ‘milyar dolarlık şirket’ statüsüne yükseldiği ifade edildi. Bu gelişmeler, dijital ekonominin büyümesini hızlandırırken sektörün daha olgun ve küresel rekabete açık bir yapıya evrildiğine işaret ediyor.

Küresel endekslerde lider konumda

Uluslararası ileri göstergelerin, Suudi Arabistan’ın dijital ve teknolojik alanda elde ettiği konumu güçlendirdiği bildirildi. Buna göre ülke, iletişim ve teknoloji gelişim endeksinde dünya birincisi olurken, küresel rekabet raporuna göre siber güvenlik endeksinde üst üste ikinci kez yine dünya birinciliğini elde etti. Ayrıca Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanan endekste, yapay zekâ alanında kadınların güçlendirilmesi kategorisinde de küresel ölçekte ilk sırada yer aldı. Bu sonuçların, Suudi Arabistan’ın dijitalleşme, siber güvenlik ve yapay zekâ alanlarında küresel liderlik iddiasını pekiştirdiği değerlendiriliyor.

bghyju
LEAP Fuarı’ndaki bilgi ekranının önünde duran bir kadın (SPA)

Suudi Arabistan, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yayımlanan 2025 Dijital Hazırlık Endeksi’nde dünya birincisi oldu.

Bölgesel düzeyde ise Yapay Zekâ Güvenlik Endeksi’nde birinci sırada yer alırken, küresel sıralamada 11. basamağa yükseldi. Ayrıca süper bilgisayar alanında Şahin 3 süper bilgisayarı ile bölgesel liderliğini koruyan Suudi Arabistan, dünya genelinde 18. sıraya yerleşti.

Oxford Insights raporuna göre ülke, yapay zekâya hazır hükümetler endeksinde de bölgesel olarak ilk sırada bulunuyor.

Küresel göstergeler açısından Suudi Arabistan; dijital hükümet olgunluk endeksinde dünya ikincisi, yapay zekâ iş büyüme oranında ve önde gelen yapay zekâ model sayısında dünya üçüncüsü konumunda yer aldı. Stanford Üniversitesi verilerine göre ayrıca dünyada öncü yapay zekâ modelleri geliştiren 7 ülke arasında bulunuyor.

Bunun yanında G20 ülkeleri arasında iletişim ve teknoloji düzenlemeleri gelişmişlik endeksinde ikinci sırada, e-devlet gelişiminde altıncı sırada ve sürdürülebilir kalkınma için kalite altyapısı endeksinde ise 20. sırada yer aldığı kaydedildi.