Yapay zeka işinizi ne zaman elinizden alacak: 10 sektörden tahminler

Uzmanlara belirli mesleklerin ne zaman tamamen makinelerin kontrolüne geçeceği sorusunu yönelttik

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Yapay zeka işinizi ne zaman elinizden alacak: 10 sektörden tahminler

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Google'ın son raporuna göre yapay zekanın yükselişi, "yaşamımızın en derin teknolojik değişimi" niteliğinde. Bu değişimin hayatımızı etkilediği alanların ilk sırasında ömrümüzün büyük kısmını kaplayan mesleklerimiz yer alıyor.

Uzmanlar, yapay zekanın yepyeni iş alanları açarken, bazı işlerin de otomatikleşmesine neden olacağı görüşünde. Bu da halihazırda var olan pek çok mesleğin çok yakın bir gelecekte makineler tarafından icra edileceğini düşündürüyor.

Popüler çevrimiçi kurs platformu Coursera, sadece 2025'e kadar dijitalleşme, veri ve yapay zeka alanlarındaki gelişmelerin 97 milyona yakın yeni iş yaratacağını öne sürüyor. Öte yandan dünyaca ünlü yatırım bankası Goldman Sachs'ın bir raporunda, aynı zaman zarfında 300 milyon işin otomatikleşeceği sonucuna varılmıştı.

Aynı rapora göre yapay zeka kaynaklı otomasyondan en çok etkilenecek ilk üç sektör arasında ofis çalışanları, idari destek personeli ve hukuk yer alıyor.

Buradan hareketle uzman görüşleri ve araştırmalar ışığında yapay zekanın yakın gelecekte otomatikleştireceği 10 alanı ele aldık. Uzmanlara belirli mesleklerin ne zaman tamamen makinelerin kontrolüne geçeceği sorusunu da yönelttik.

Bunlar arasında Goldman Sachs'ın raporunda yer alan mesleklerin yanı sıra eğitim, yayıncılık, güvenlik ve mavi yaka meslekleri de kapsayan sektörler yer alıyor.

1. İdari işler: 2030 - 2035 
Son bir yıl içinde çeşitli saygın kurumların yürüttüğü araştırmalarda mesleğini yapay zekaya kaptırma riskiyle en fazla karşı karşıya olan kişilerin ofislerde muhasebeciler ve idari işleri üstlenenler olduğu görülüyor.

Örneğin Goldman Sachs'ın bahsi geçen raporunda ofis çalışanlarının ve idari destek personellerinin yapay zekayla gelen otomasyondan yüzde 46 oranında etkilendiği ifade edilmişti.

Benzer şekilde ABD'deki Princeton Üniversitesi'nin bir araştırmasında da bütçe analizi, muhasebecilik ve çağrı merkezi çalışanlarının en riskli 20 meslek arasında yer aldığı ortaya çıkmıştı.

Şirketler idari personelin yerine getirdiği kayıt tutma işlemleri için gün geçtikçe yazılımlara yöneliyor. Yazılımların da maliyeti var ama bu maliyet çalışanlara yapılan ödemelerden daha az.

Microsoft Office, FreshBooks ve Quickbooks gibi yazılımlar, bugün şirketler tarafından en sık kullanılan araçlardan. Söz konusu araçların yapay zekayla daha fazla entegre edilmesi, verilerin insan hatası olmadan saklanmasını ve analiz edilmesini sağlıyor.

Stratejik Yönetim Danışmanı Canan Duman'a göre yapay zeka kaynaklı otomasyon riski en yüksek olanlar, genellikle rutin ve giriş seviyesi işler.

Independent Türkçe'ye konuşan Duman, "Yapay zekanın insanlara göre ana avantajı, büyük miktarda veri içindeki inanılmaz derecede ince detayı tespit etme yeteneği" ifadelerini kullanıyor:

Örneğin kredi onayını ele alalım. Bir sigortacının sigorta başvurunuzu onaylayıp onaylamamaya karar verirken, satın alma işlemlerinizi sağlık kayıtlarınız, kullandığınız uygulama ve cihazları milisaniye cinsinden ve çok daha doğru bir şekilde değerlendirdiğini varsayalım. Bu tür algoritmalar, rutin beyaz yakalı işlerin yerini kolayca alacaktır. Tıpkı yazılımların defter tutma ve veri girişi gibi rutin beyaz yakalı görevleri sürekli olarak devralması gibi.

Yapay zekaya ayak uydurmak ve ortaya çıkacak yeni iş alanlarını doldurmak için çalışanlara eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan Duman, aksi takdirde epey olumsuz bir tablonun ortaya çıkacağı görüşünde:

Gelecekte yapay zeka, kredilerimizi taahhüt etmekten evlerimizi inşa etmeye ve hatta bizi işe alıp işten çıkarmaya kadar her şeyi yapacak. İşin yapılış biçimindeki bu dönüşüm, yalnızca ciddi işsizliğe yol açmayacak, aynı zamanda potansiyel olarak depresyon, madde bağımlılığı, genişleyen eşitsizlik ve toplumsal huzursuzluk gibi bir dizi toplumsal sorunu beraberinde getirecek.

İnsan kaynaklarının yerini halihazırda yapay zeka alıyor

Dünyanın en büyük bilişim teknolojisi şirketi IBM, kısa süre önce bazı rollerde işe alımları durduğunu açıklamıştı. Söz konusu işlerin, yapay zekayla değiştirilebilecek, müşteri odaklı olmayan roller olduğu belirtilmişti.

IBM CEO'su Arvind Krishna, askıya alacakları pozisyonların çoğunlukla insan kaynaklarında olacağını belirtiyor. Üstelik şirketteki bu pozisyonlar, kabaca 26 bin çalışana tekabül ediyor.

Krishna mayıs başında Bloomberg'e yaptığı açıklamada, çalışanların farklı departmanlara geçişlerini belgelemek ve istihdam doğrulama mektupları yazmak gibi İK görevlerinin muhtemelen yapay zekaya ilk aktarılanlar arasında olacağını söylemişti.

Krishna'ya göre, 260 bin çalışanı olan şirkette müşterilerle etkileşime geçme ve yazılım geliştirmeye odaklanan işler önümüzdeki yıllarda bu süreçten etkilenmeyecek.

2. Yatırım uzmanları ve danışmanlar: 2025 - 2030

İdari işler personelinin ardından otomasyon riskini en derinden hisseden meslekler arasında yatırım uzmanları ve danışmanlar geliyor.

Zira sohbet botlarının yaygınlaşmasıyla finansal veriler ve yatırım tavsiyeleri üzerine eğitilen sistemler ortaya çıktı. Örneğin kısa süre önce, dil modeli GPT-4'ü bir yatırım uzmanına dönüştüren Alpha duyuruldu.

Public firması tarafından geliştirilen Alpha, gerçek zamanlı ve geçmiş piyasa verilerini işleyip analiz etmeye yarıyor. 

OpenAI'ın sohbet botu ChatGPT'nin piyasaya sürülmesi ünlü yatırım bankası JPMorgan'ı da harekete geçirdi. Kurumun yatırım tavsiyesinde bulunabilecek yapay zeka yazılımı üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Banka IndexGPT adını verdiği bu sistem için mayıs ayında ABD'de patent başvurusunda bulundu.

Duman'a göre, yapay zekalı bu yeni nesil danışmanlara "robo-danışman" adı veriliyor. Bu kavram, müşterilere otomatik finansal hizmetler sağlayan çevrimiçi uygulamaları ifade ediyor.

Robo-danışmanlar, müşterinin finansal hedeflerini ve mevcut parasal durumunu belirlemeyi amaçlayan bir dizi soruya dayalı çözümler sunar" diyen Duman, şöyle ekliyor:

Yapay zeka muhtemelen daha kişiselleştirilmiş hizmet sunabilecektir. Daha fazla veriyi işleyebildiği ve daha iyi tahminlerde bulunabildiği için daha verimli ve doğru sonuçlar verecektir.

Goldman Sachs'ın raporunda da ticaret ve finans sektörlerinin yapay zekadan yüzde 35 oranında etkilendiği sonucuna varılıyor.

"Gelecek şimdiden burada"

Duman'ın aktarımına göre birçok banka, müşteri memnuniyetini artırmaya yardımcı olabilecek, insanların beklentilerini ve tercihlerini anlamak da dahil olmak üzere müşteri davranışını tahmin etmek için makine öğrenimi ve yapay zekayı zaten kullanıyor.

Yapay zekanın daha güvenli bir finansal deneyime katkıda bulunarak dolandırıcılığı tespit etmek için de kullanılabileceğini aktaran Duman, şöyle ekliyor:

Bu nedenle, finansal planlamanın geleceği şimdiden burada gibi görünüyor.

3. Hukuk: 2030 - 2035

Yukarıda bahsi geçen Goldman Sachs raporuna göre yapay zekadan en çok etkilenen sektörler arasında hukuk da yer alıyor. Raporda sektörün yüzde 44 oranında etkilendiği belirtilmiş.

Özellikle dava açmanın epey pahalıya mal olduğu ABD gibi ülkelerde yapay zekanın başvuru süreçlerini hızlandırmasının maliyetleri düşürmesi bekleniyor.

ABD'li kamu araştırmacısı Center for American Progress'e göre, "yapay zeka, ABD adalet sisteminde yasal temsile eşit erişimi teşvik etmek, yoksulluğu sona erdirmek, ayrımcılıkla mücadele etmek ve fırsat yaratmak açısından önemli" olabilir.

Asistan ve stajyerlerin işini almaya başladı

Kısa süre önce ChatGPT üzerine inşa edilen Casetext adlı yapay zeka aracı buna bir örnek. Bir hukuk asistanı olarak tasarlanan Casetext, bir avukatın normalde asistanına soracağı soruları yanıtlamaya yarıyor.

Örneğin bir avukat bu yapay zeka aracına, "Üzerinde çalıştığımız vakaya benzer olguları sıralar mısın?" diyebilir. Bu da araştırma ve sunma sürecini insan asistanlar yerine avukatların yapmasını sağlayabilir.

ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü'ne göre bu gelişmeler ışığında avukatların, yeni ortama uyum sağlayabilmesi için hukuk firmalarının yeni eğitimler başlatması gerekecek.

Hukuk fakülteleri müfredatlarını, öğrencilere yapay zekalı yazı ve araştırma araçlarının nasıl kullanılacağını öğretecek şekilde genişletilmesi de gerekli olabilir. 

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi Eşref Barış Börekçi, "Kısa vadede, ekonomik fayda sağlamaya daha elverişli olan, avukatlık faaliyetiyle bağlantılı alt meslek gruplarının (takip elemanları, paralegaller, Türkiye özelinde stajyer avukatlar) iş kapsamının şekil değiştirmesi, akabinde bu meslek gruplarının bazılarının ortadan kalkması veya yeni meslek tanımlarının ortaya çıkması son derece olası görünüyor" diyor.

Independent Türkçe'ye konuşan Börekçi, halihazırda Türkiye'deki büyük hukuk bürolarında ürün sahibi (product owner) pozisyonunda yazılımcıların çalışmaya başladığını ifade etti:

Bir hukuk bürosunda hukuk disipliniyle alakası olmayan bir yazılımcı çalıştırılması bundan 10 yıl önce sadece hayal olabilirdi.

Sanal hakimler ve avukatlar devri yakın mı?

Çin, mahkemelerinde yapay zekadan yararlanmanın yollarını 2016’dan beri arıyor. İlk başta yapay zekanın katılımı yukarıda bahsedilen görevlerle, yani davaya ilişkin delillerin sunumu ve araştırmalarla kısıtlıydı. Ancak ülke bununla kalmadı ve 2019’da davalara yardımcı olmak üzere "yapay zekalı yargıç" geliştirdi.

Böylece başkent Pekin'de İnternet Mahkemesi’ne bağlı çevrimiçi dava hizmeti merkezinde, davaların açılması ve işleme konulması gibi sıradan hukuksal işlemlerde yapay zeka teknolojisi kullanılmaya başlandı. Bu birime bakan kişi ise, sanal bir kadın hakim.
Bu arada yargıyla yapay zekayı birleştirme çalışmalarının başında Çin’in yanı sıra ABD ve BK geliyor. ABD adalet sisteminde risk değerlendirme aracı olarak kullanılan COMPAS algoritması, bir sanığın yargılama sırasında tutuklu mu tutuksuz mu yargılanacağı kararının verilmesi için kullanılıyor. Sanık için yapılan "Risk Değerlendirme" sonrasında risk puanı yüksek sanıklar tutuklanma, risk puanı düşük sanıklar ise serbest bırakma tavsiyesiyle yargıç karşısına çıkıyor. 

Estonya Adalet Bakanlığı da maliyeti 7 bin euro’dan az olan anlaşmazlıkları çözmek için "robot yargıç" kullanmayı planlıyor.

Tüm bunların temel amacı, hukukçuların üzerindeki yükü hafifletmek ve insan kaynaklı hataları sıfıra indirmek.

Ancak hukukta yapay zekanın aldığı kararlarla ilgili endişe verici haberler de geliyor. Örneğin, ABD'de yaşayan 65 yaşındaki Michael Williams, güvenlik güçlerinin kullandığı yapay zeka sisteminin haksız yere hapis yatmasına sebep olduğu gerekçesiyle Şikago polisine temmuzda dava açmıştı.

Börekçi'ye göre de yapay zekanın sektördeki ağırlığının artması yüz yıllardır kabul gören bazı hukuk ilkelerinin yeniden şekillenmesi ve bu ilkelerin içeriğinin değişmesini gerektirecek:

Gelecekte avukatın ChatGPT tarafından geliştirilen bir yazılım olduğunu varsayalım. Bu varsayım bugünün sisteminde yargılanan bireye sağlanan temel güvencelerden biri olan adil yargılanma hakkı açısından o kadar problemli olacaktır ki bu varsayımı okuyan birçok hukukçunun tüyleri ürpermiştir.

Barolar robot avukata karşı birleşti

Bunun yanı sıra dünyanın ilk yapay zeka avukatını mahkemeye çıkarmayı amaçlayan ABD'li girişimci Joshua Browder'ın hüsrana uğraması da avukatların mesleklerini en azından bir süre daha koruyacağını düşündürdü.

Bowder'ın kurucusu olduğu DoNotPay adlı teknoloji girişiminin tasarladığı aracın, sanığa duruşma sırasında kulaklık aracılığıyla danışmanlık yapması bekleniyordu.

Ancak Bowder, bu planlarına barolardan tepki ve hatta tehdit yağdığını, bunun sonucunda da projeden vazgeçtiğini açıklamıştı.

Bu da aslında sektörün yapay zeka karşısındaki dönüşümünde sektör bileşenlerinin vereceği tepkinin de göz önüne alınması gerektiğini gösteriyor. 

"Türkiye'de de barolardan direnç gelecektir"

Börekçi benzer bir durumda Türkiye'deki baroların da "kesinlikle direnç göstereceğini" ifade etti.

Yapay zekanın hukuk sektöründeki ağırlığının artması aslında bir paradigma yıkımı. Bu sebeple de böylesi bir yıkım ve yıkımın ardından yeni paradigmanın doğması beraberinde büyük bir çatışma getirecektir" diyen Börekçi, şöyle devam etti:

Nitekim Browder olayı muhtemel kavganın çok minik bir fragmanı gibi. Burada özellikle kuşak çatışmasının da etkisi olacaktır.

"Hukuki takdir kullanan meslekler daha az etkilenecek"

Bu arada Börekçi ve diğer birçok uzman, sektördeki tüm pozisyonların eşit şekilde ve hızda etkilenmeyeceği görüşünde. 

"Kabaca bir ayrım yapacak olursak hakim, savcı, noter ve avukatlar yoğunlukla hukuki takdir kullanırken mahkeme kalemlerindeki memurlar, noterdeki katipler, savcı katipleri, takip elemanları, icra dairelerindeki memurlar, paralegaller ise daha az yoğunlukta hukuki takdir kullanıyor" diyen Börekçi'ye göre hukuki takdir kullanmayan pozisyonlar daha hızlı etkilenecek:

Kanaatimce, kısa vadede, yoğunlukla hukuki takdir kullanan hukuk meslekleri, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerden daha az etkilenecektir. Buna karşın hukuki takdirin daha az oranda kullanıldığı meslekler ise yapay zeka teknolojilerinden daha fazla etkilenecektir.

Börekçi, buna örnek olarak son günlerin ses getiren yapay zeka uygulaması HarveyAI'ı örnek gösteriyor.

Harvey, avukatların doğal dili kullanarak basit talimatlarla yasal belgeler oluşturmasını veya yasal araştırma yapmasını sağlamak için GPT-4 teknolojisi üzerine inşa edilmiş bir girişim.

Şubat ayında dünyanın en büyük hukuk firmalarından biri olan Allen & Overy, Harvey'yi birden fazla dilde faaliyet gösteren 43 ofiste 3 bin 500'den fazla avukat tarafından kullanılacağı global uygulamasına entegre ettiğini duyurmuştu. Mart ayında ise muhasebe devi PricewaterhouseCoopers, yani PwC, 4 bin hukukçuya platforma erişim hakkı vereceğini söylemişti. 

4. Mühendisler ve yazılımcılar: 2028 - 2033

Mühendislik yapay zekanın belirli pozisyonları kapatırken, yeni iş alanları da açtığı önemli bir sektör.

Örneğin Goldman Sachs'ın yukarıda bahsi geçen raporunda yapay zekanın bu sektörde yeni istihdamlar yaratılmasını sağlayabileceği ifade ediliyor. 

Uzmanlara göre bu teknolojiler, mühendislerin karmaşık sorunları tanımlamasına ve analiz etmesine yardımcı olarak daha doğru tahminlere ve tasarımlara olanak tanıyabilir. Buna ek olarak iş akışını düzene sokabilir, rutin görevleri otomatikleştirebilir ve ekipler arasında işbirliğini geliştirerek mühendislerin yaratıcılığa ve yeniliğe odaklanmasına olanak verebilir.

Öte yandan yazılımcılar ve yazılım mühendisleri söz konusu olduğunda durum biraz daha tartışmalı hale geliyor.

ChatGPT'nin 2022'de herkesin kullanımına açılması, yapay zekanın yazılımcıları işsiz bırakacağı endişesini güçlendirdi. Zira bunun için tasarlanmamış olsa da ChatGPT'nin basit ila orta düzeyde kodları kullanıcıların isteği doğrultusunda yazabildiği görüldü.

Google'ın piyasaya sürdüğü Bard aracı da bu endişeyi besler cinsten. Zira Google, aslında bir sohbet botu olan bu aracı kendi başına kod yazabilecek şekilde güncelliyor.

Şirketin haftalar önce yaptığı açıklamada Bard'ın Java, C++ ve Python da dahil olmak üzere 20 programlama dilinde kod yazabileceği ve ayrıca hata ayıklama konusunda da kullanıcılara yardımcı olabileceği belirtilmişti.

Bu arada OpenAI da yapay zeka araçlarına yazılım mühendisliğini öğretmeye başladığını bu yılın başlarında açıklamıştı.

"5 yıl içinde programcı kalmayacak"

Görsel üretim aracı Stable Diffusion'ı geliştiren yapay zeka firması Stability AI'ın CEO'su Emad Mostaque, yapay zekanın birkaç yıl içinde yazılımcıları işsiz bırakacağına inanıyor.

Yapay zekanın, GitHub'daki tüm yeni yazılım kodlarının yüzde 41'ini yazabildiğini söyleyen işinsanı "5 yıl içinde hiç programcı kalmayacağını" savunuyor.

Öte yandan sektör çalışanları içinde bu görüşe karşı çıkan önemli bir kitle de var.

5. Yayıncılık: 2026 - 2038

Yapay zeka alanındaki atılımların derinden etkilediği alanlardan biri de yayıncılık. Yazarlar, gazeteciler, çevirmenler ve editörler sektördeki otomasyonun etkilerini hem olumlu hem de olumsuz biçimlerde yakından deneyimliyor.

Google ve Microsoft'un son yıllarda iyice gelişen yazı araçları, çevirmenlerin ve editörlerin işlerini büyük ölçüde hafifletti. Hatta yayınevleri haricinde çoğu kurum, kendi bünyesinde bir redaksiyon uzmanı bile çalıştırmıyor.

Google Translate, DeepL gibi araçların kullanımı giderek benimsenirken, word ve döküman hizmetleri de yanlış yazılan kelimeleri otomatik düzeltmeye ve bunu daha isabetli biçimde yapmaya başladı.

ChatGPT gibi sohbet botlarının ortaya çıkmasıyla gazetecilerin ve hatta yazarların işlerini de yapay zeka üstlenir hale geliyor.

Yapay zekanın gazetecilik serüveni: "Üç aşaması var"

Halihazırda MSN, CNET, Buzzfeed, Daily Mirror ve Insider gibi medya kurumları tamamen yapay zeka dil araçlarına yazdırılan haberler yayımlayarak ve bu esnada editörleri işten çıkarma girişimlerinde bulunarak sektördeki otomasyon tartışmalarını alevlendiriyor.

Öte yandan yapay zeka araçları sektörde aslında uzun süredir kullanılıyor. Bunun önde gelen örneklerinden birini de ABD’li haber ajansı Associated Press (AP) teşkil ediyor.

AP kurumsal gelir haberleri ve spor özetleri hazırlamak için yapay zekâyı 2014’te kullanmaya başlamıştı. Ajansın sisteminin belirli mecralardan çektiği somut, sayısal veriler, esasen önceden belirlenmiş yazı formatlardaki boşluklara yerleştiriliyor.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Doç. Dr. Bilge Şenyüz, gazetecilikle otomatikleşme ve yapay zeka kullanımının en temel düzeyde üç evre geçirdiği görüşünde.

"İlk evrede, robot gazetecilik olarak adlandırdığımız dönemde doğal dil işleme programları kullanılarak mali raporlar, spor sonuçları, hava durumu ve ekonomik göstergeler gibi sayısal veriye dayalı haberlerin otomatikleştirilmesine odaklanıldı" diyen Şenyüz, Independent Türkçe'ye verdiği röportajda, şu ifadeleri kullandı:

Hesaplamalı gazeteci (computational journalist) akımı bu dönemde görüldü. Popüler ve ana akım medya kuruluşları, hangi haberlerin otomatikleştirilebileceğine karar veren, araştırma ve geliştirmeye odaklanan bu tür istihdamlara kuruluşları bünyesinde yer vermeye başladılar.

Şenyüz, ikinci dönemde büyük veri kümelerini analiz etmek ve eğilimleri ortaya çıkarmak için makine öğreniminin önem kazandığını vurguluyor:

Bu dönemin önemli bir örneği 2019'da veri ekibini desteklemek için yapay zekayı kullanmaya başlayan ve ardından veri analistleri ve geliştiricilerle işbirliği içinde bir yapay zeka laboratuvarı kuran Arjantin gazetesi La Nación gazetesiydi.

Bugün halen birçok kurumun büyük veriler içinden önemli bilgileri ayıklamak için bu tür sistemlere başvurduğu biliniyor. Örneğin, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu da milyonlarca sayfalık sızdırılmış finansal ve yasal belgelerde muhabirlerinin daha yakından incelemesini hak eden ayrıntıları belirlemek için yapay zeka sistemlerine başvuruyor.

Bunun yanı sıra editörler, ChatGPT gibi sistemlerden de özet çıkarabiliyor veya sohbet botundan kayda değer ayrıntıları özetlemesini isteyebiliyor. Diğer yandan Şenyüz'e göre ChatGPT ve Google Bard gibi üretken yapay zeka uygulamaları üçüncü evreyi temsil ediyor. "Büyük dil modelleriyle desteklenen algoritmalar basit otomatik raporlarının ve veri analizinin ötesine geçen gazetecilik uygulamaları sunuyor" diyen akademisyen, sözlerine şöyle devam ediyor:

Artık bir sohbet botundan bir konu hakkında daha uzun, dengeli bir görüş veya belirli bir bakış açısından bir fikir yazısı yazmasını isteyebiliriz. Hatta bunu tanınmış bir yazarın veya yayının tarzında yapmasını bile isteyebiliriz.

Nitekim, yukarıda bahsi geçen örnekte MSN, CNET, Buzzfeed, Daily Mirror ve Insider gazetelerinin haberleri otomatik yazdırmak için bu üçüncü evre uygulamalara başvurduğu biliniyor.

"2026'ya kadar çevrimiçi içeriğin yüzde 90'ı makinelerle üretilebilir"

Öte yandan, Şenyüz'e göre yapay zeka halen bazı temel gazetecilik becerilerden yoksun. Akademisyen, "Orijinal ve yeni değil! Mevcut bilgilere dayanmakta. Ama çok iyi taklit edebiliyor" diyor.

Gelecekte daha orijinal, özgün içerikler görebileceğimizi aktaran Şenyüz, "Bazı uzmanlar, 2026'ya kadar çevrimiçi içeriğin yüzde 90'ının makineler tarafından oluşturulabileceğini tahmin ediyor" ifadelerini de kullanıyor. Şenyüz ayrıca, yapay zekanın, gazetelerin yerini ne zaman alacağı sorusunu ChatGPT’ye sormuş. Sohbet botu bu soruya şu yanıtı vermiş:

Bir yapay zeka dil modeli olarak, eğitim aldığım verilere dayanarak bilgi sağlayabilir ve metin üretebilirim. Ancak ben bir gazeteci değilim ve son dakika haberlerinin yayınlanmasında insan gazetecilerin yerini alamam. Gazetecilik, yalnızca bilgi aktarmanın ötesinde, röportaj yapma, araştırmacı haber yapma, gerçekleri kontrol etme ve bilgileri bağlamsal olarak uygun bir şekilde sunma gibi bir dizi beceriyi içerir. İnsan gazeteciler, çalışmaları için gerekli olan eleştirel düşünme, yaratıcılık ve etik yargıya sahiptir.

2038'de büyük kırılma ihtimali

Şenyüz'ün aktarımına göre bazı iletişim araştırmacıları ise 2038'de önemli bir kırılma yaşayacağımızı düşünüyor.

Bu dönemde artırılmış gerçeklik de çok yaygınlaşacak. Apple’ın piyasaya sürdüğü karma gerçeklik başlığı, artırılmış/sanal gerçeklik uygulamalarını ana akım/popüler hale getirecek. Tarih bize bu şirketin girdiği her donanım kategorisinde bir sıçrama yaptığını gösteriyor" diyen akademisyen, sektörde bilimkurgu filmlerini andıran değişimlerin yaşanabileceğine işaret ediyor:

2038'de ya da yakın bir gelecekte doğrulanmış gazetenizin 'tam olarak sabah kahveniz hazır olduğu anda, nöral arayüzler aracılığıyla doğrudan beyninize teslim edileceği' düşünülüyor.

"Son dakika habercilikte insanlı pozisyonlar boşalacak"

Dijital gazeteci ve yaratıcı içerik küratörü Ilgaz Fakıoğlu'na göreyse sektör içinde en çok etkilenen alanlardan biri de büyük ölçüde "kopyala-yapıştır" tarzına dayanan son dakika haberciliği olacak.

Zira halihazırda kullanımdaki otomasyon sistemleri, ajanslardan gelen içerikleri internet sitelerine otomatik çekebiliyor. Fakıoğlu'na göre bu gelişmeler, gazetecilik içinde çok hızlı bir değişime işaret ediyor.

"Örneğin ABD'de 2008 krizinden sonra gazeteciliğin geçtiği bir rol var: Onlar haber üreticisi değil de gerçeği gösteren, anlam inşa eden, hikaye anlatıcılığından yararlanan, küratör mantığında bir gazeteciliğe geçtiler" diyen Fakıoğlu, Independent Türkçe'ye verdiği röportajda şöyle ekliyor:

Gerçeğin yüzünü bozmadan onu daha güçlü kılabilmek için ürün odaklı yaklaşımlar öne çıkacak. Örneğin bir işin çok farklı şekillerde, etkileşimli olarak sunulması gibi. Ben yapay zekayla da entegre edilen bu yöntemlerin güçleneceğini düşünüyorum.

Yapay zekayla yazılmış kitaplar patlama yaratıyor

ChatGPT de dahil olmak üzere yapay zeka dil modellerinin hızla gelişmesi edebiyat dünyasını da derinden sarsıyor.

Örneğin ChatGPT'nin yeni sürümüyle kelime hafızasının artırılması ve OpenAI'ın GPT dil algoritmalarını temel alan roman yazma uygulamalarının piyasaya çıkmasının ardından online satış devi Amazon, yapay zekayla yazılmış kitaplarla dolup taştı.

Eserlerinde yapay zekayı kullandığını belirten ABD'li bilimkurgu yazarı Tim Boucher da bu sayede son 9 ayda 97 mini roman yayımladığını söylüyor.
Üstelik Hollywood senaristleri de yapay zekanın edebiyat camiasında estirdiği rüzgardan nasibini alıyor. Hollywood'da binlerce TV ve film senaristi, düşük ücretler ve yapay zekanın işlerini elinden alabileceği endişesiyle 15 yıl sonra ilk kez greve gitti. Amerika Yazarlar Birliği, yapay zeka programlarının senaryo yazımı ya da düzenlemesinde kullanılmasının yasaklanmasını ve bunun yerine teknolojideki gelişmelerin tartışıldığı yıllık toplantılar yapılmasını talep etti. Ancak bu talep Sinema ve Televizyon Yapımcıları Birliği tarafından reddedilince mayıs ayında 9 binden fazla yazar iş bıraktı. 

Yazarların 2007'deki son grevleri 100 gün sürmüş ve bunun sektöre maliyeti yaklaşık 2 milyar dolar.

Yapay zeka yazarların yerini alır mı?
İnternet yayıncılarının çoğu, yapay zekayı şimdilik sadece daha hızlı kitap üretmek için kullanıyor. Örneğin Amazon'un Kindle Direct Publishing adlı e-kitap platformunda genç okurlar için belirli aralıklarla fantastik romanlar yayımlayan Jennifer Lepp adlı bir yazar, rekabetin fazla olduğu e-kitap yayıncılığında okurlara düzenli olarak metin sunmak çok önemli olduğu için yapay zekaya başvuruyor.

Lepp, yapay zeka aracında elde ettiği metni düzenlemek ve revize etmek için yine kendi emeğine güveniyor. Ancak iş yükünün önemli ölçüde hafiflediğini ifade ediyor.

Çoğu uzmana göre yapay zekanın yaratıcı bir süreç olan yazarlığı tamamen devralması en azından yakın gelecekte mümkün değil. Ancak bu yaşananlar, eleştirmenlerin sanatsal değerini daha düşük bulduğu Wattpad öykülerinin otomasyona bağlanabileceğini düşündürüyor.

Öte yandan bu mecralarda yapay zekaya yazdırdığı kitapları yayımlayan yazarlar, söz konusu ürünlerin teknoloji ürünü olduğunu çoğu zaman gizliyor. Bu noktada okurların açıkça yapay zekayla yazıldığı bildirilen romanları okuyup okumak istemeyeceği sorusu da gündeme geliyor.

Örneğin Lepp gibi birçok yazar, yapay zekayı kendi ortağı olarak görse de nihai üretimin kendisine ait olduğu iddiasında. BK merkezli Bağımsız Yazarlar Birliği'nin kurucusu Orna Ross da, "Bir aracı kullanmak, yazı ortağına sahip olmak gibi" diyor:

Her türlü öneriyi ortaya atan, asla yorulmayan, her zaman orada duran çılgın bir ortak. Ama bu ilişkide sorumlu kişi kesinlikle benim.

6. Grafik tasarım: 2026 - 2038
 

Kullanıcıların sohbet kutucuğuna kelimeler girerek görüntü oluşturmasını sağlayan yapay zeka araçları da ChatGPT'yle birlikte 2022'de patlama yarattı. Uzmanlar bu tür araçların geneline "üretken yapay zeka" adını veriyor.

Yazılı komutlardan görsel üreten araçlardan en popülerleri arasında yine OpenAI'ın geliştirdiği Dall-E'nin yanı sıra açık kaynaklı Stable Diffusion ve Midjourney yer alıyor.

Bu araçların piyasaya sürülmesinden kısa süre sonra Microsoft benzer bir işleve sahip Designer uygulamasını ve tasarım devi Adobe da Firefly özelliğini duyurdu.

Tüm bunlar sonucunda sosyal medya yapay zekayla üretilmiş görsellerle dolarken, telif tartışmaları da baş gösterdi. Zira bu yapay zeka araçlarının eğitiminde internette halihazırda var olan milyonlarca görsel kullanıldı.

Bu görsellerin önemli bir kısmı da telifli çalışan fotoğrafçılara ve illüstratörlere ait. Öte yandan ülkelerin konuyla ilgili mevzuatları yapay zeka alanında hızlı gelişmeye yeterince ayak uyduramadığı için uzmanlar bu telif tartışmasının çok yakın zamanda çözülmesini de beklemiyor.

Görsel üretip sitelerde satma devri bitiyor mu?

Fakıoğlu'na göreyse Midjourney benzeri sistemler aslında uzun süredir hayatımızda. Ancak son gelişmelerle doğrudan geniş bir kullanıcı kitlesinin erişimine açılmış oldu.

Bu da tasarımın, herkesin günlük hayatında yapabildiği bir alan haline gelmesiyle sonuçlandı. Ücretsiz veya ücretli stok görsel siteleri yapay zeka üretimi görsellerle dolmaya başladı bile.

Bu durum, görsel üretip veya fotoğraf çekip iStock, Getty gibi ücretli sitelere yükleyerek para kazanmayı daha da zorlaştırmış durumda.

Fakıoğlu grafik tasarımcıların ve illüstratörlerin bundan sonra yine yapay zeka destekli animasyonlar gibi daha karmaşık işlere odaklanacağını söylüyor.

Yapay zeka SEO editörleri ve sosyal medyacıların da işini yapıyor

Zaman geçtikçe sosyal medya platformlarının da yazılı komutları görsel tasarımlara çeviren ek araçlarla donanması bekleniyor. Örneğin kısa süre önce Instagram'ın yapay zekalı bir tasarım özelliği üzerinde çalıştığı duyurulmuştu. Buna göre kullanıcılar, istedikleri görseli Instagram'ın yapay zekasına tarif edecek ve uygulama bu yazılı komutlar doğrultusunda platforma uygun tasarımlar oluşturacak.

Bu da aslında halihazırda bu görevi üstlenen SEO editörleri veya sosyal medya sorumlularının yükünü epey hafifleteceğini, hatta belki de onların yerini alabileceğini akla getiriyor.

Fakıoğlu, "Ben bu noktada sosyal medya editörlerinin haberi alıp hesaplardan paylaşım yaptığı iş tanımına çok gerek kalmayacağını düşünüyorum" diyor:

Çünkü şu an en iyi dijital pazarlamayı, yani kitleye uygun dijital pazarlamayı değerlendiriyoruz. Yapay zeka şu anda bile bunu iyi yapabiliyor.

7. Eğitim: 2027 - 2040

Özellikle ChatGPT ve diğer sohbet botlarının yaygınlaşması eğitimde de ciddi bir etki yarattı. Bu etki ilk olarak, öğrencilerin ödevlerini ChatGPT'ye yazdırıp yüksek puanlar almalarıyla ayyuka çıktı ve intihal tartışmalarına neden oldu.

Akademisyenler ve öğretmenler, yapay zeka yardımıyla yazılan makaleleri tespit etmek veya ders işleyiş tarzlarını değiştirmek için yollar ararken üzerinde çok fazla durulmayan bir husus da eğitmenliğin geleceği.

Zira bazı yorumcular yapay zekanın öğretmenlerin yerini de alabileceğine inanıyor. Buna göre yapay zeka destekli araçlar, not verme ve geri bildirim sağlama ve ölçme-değerlendirme gibi önemli görevleri yerine getirebilir hale geldi.

Ayrıca 7/24 destek sağlayan sohbet botları ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre uyarlanan kişiselleştirilmiş öğrenme algoritmaları da var.

Yapay zekayı aktif kullanan en bilindik araçlar arasında dil öğrenme uygulaması Duolingo, matematik öğrenme platformu ALEKS, Coursera yer alıyor.

Pandemiden beri online eğitime rağbetin artması da göz önüne alındığında tüm bu gelişmelerin öğretmenlere yönelik talebi etkileyebileceği düşünülüyor.

Öte yandan birçok uzman, yakın vadede yapay zekanın insanların yerini almaktansa çoğunlukla onları tamamlayacağı görüşünde. Zira öğrenci ve öğretmen etkileşiminin eğitimdeki pozitif çıktıları söz konusu olduğunda öğrenme sürecinin tamamen otomatikleşemeyeceğine dair düşünceler var.

Bu düşünceye göre yapay zeka gibi katı bir yapı, daha düşük düzeydeki bilişsel beceriler için işe yarayabilirken, karmaşık veya daha yüksek düzeydeki görevleri uygun şekilde değerlendiremez veya farklı yeteneklere sahip öğrencilerin ihtiyaçlarına uyum sağlayamaz.

Örneğin ABD'deki Teksas Üniversitesi'nin Austin kampüsünden bilgisayar bilimleri profesörü Peter Stone, yapay zekanın eğitim için ancak yardımcı bir araç olabileceğini söylüyor.

Stone, öğretmenlerin yapay zekanın kullanımını öğretme görevini de üstlenmesi gerekeceği düşüncesinde:

Matematik derslerinde insan öğretmenlerin rolünü yerini bir hesap makinesi mi aldı? Hayır. Öğretmenin hesap makinesi olmadan nasıl aritmetik yapılacağını ve ardından hesap makinesini uygun şekilde nasıl kullanacağını öğretmesi gerekiyor.

"Robotlar 2027'ye kadar öğretmenlerin yerini alacak"

Öte yandan bu konuda çok daha iddialı görüşler de var. Örneğin eğitim uzmanı Anthony Seldon, 2017'de düzenlenen Britanya Bilim Festivali'nde cesur bir iddia ortaya atmış ve yapay zekanın 2027'ye kadar öğretmenlerin yerini alacağını söylemişti.

"Yapay zeka müfredata entegre edilmeli"

Bugün eğitmenlerin önemli bir kısmı bu gelişmelere karşı yapay zeka sistemlerini yasaklama yoluna gidiyor. Örneğin ocak ayında ChatGPT, ABD'nin New York kentindeki okullarda yasaklanmıştı. Yetkililer botun yanlış bilgi verebileceğini ve kopya için kullanılabileceğini, bu sebeple öğrencilerin eğitimine zarar vermesinden endişelenildiğini söylemişti. 

Ancak Doç. Dr. Şenyüz'e göre bu sistemleri tamamen yasaklamak yerine müfredata nasıl dahil edebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. "İngilizce akademik yazılarımın niteliğini artırmada, referansların formatlarını değiştirmede, verilerden genel kategoriler oluşturmada ve veri kaynağı önerileri almada ben de sohbet botlarından ziyadesiyle yararlanıyorum" diyen akademisyen, şöyle ekliyor:

Dolayısıyla sohbet botları 'asla kullanılmamalı' diye düşünmek yerine, öğrencilerin faydalanacakları ama yetinmeyecekleri, eleştirel biçimde değerlendirecekleri bir kaynak haline nasıl getirebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.

Bu sistemlerden elde edilen bilgilerin tek ve mutlak doğru olarak kabul edilemeyeceğini ve bilginin kullanılmasındaki telif gibi etik sorunların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Şenyüz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Bir denge kurmak ve yapay zekanın gerçek öğrenmeyi teşvik edecek ve akademik sahtekarlığı teşvik etmeyecek şekilde kullanılmasını sağlamak önemli. Algoritma okuryazarlığı ve sorumlu yapay zekâ kullanımına ilişkin eğitim, öğrencilerin yapay zeka sistemlerinin sınırlamalarını ve potansiyel önyargılarını anlamalarını sağlayarak müfredata entegre edilmeli.

8. Güvenlik: 2030 - 2040

Yapay zeka teknolojileri kolluk kuvvetleri ve asayiş söz konusu olduğunda çoğu zaman robotlarla birlikte düşünülüyor. Zira şimdiden birçok ülkenin kolluk kuvvetlerinde yerini alan robotlar, gelecekte "yeni normal" haline gelebileceği düşünülen bir başka teknoloji.

Robot polisleri halihazırda hayata geçirenler arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hindistan ve Çin gibi ülkeler yer alıyor.

Örneğin Dubai Polisi dünyanın ilk robot polis memurunu 2017’de hizmete almıştı. Polis şapkası takan ve tekerlekler üzerinde hareket eden robotun 2030'a kadar, suçluları yakalama ve tutuklama becerileri edinmesi bekleniyor.

ABD’de ise silah üreticisi Axon, okullara düzenlenen silahlı saldırıları önlemek için drone tasarlayacaklarını duyurdu. Bu tür robotlar şimdilik silahsız ama ABD’de geliştirilen drone’lara elektroşok tabancası eklenmesi planlanıyor.

Yeni nesil veri toplama yöntemi: Drone'lar 

Geçmişte emniyet müdürlüğü de yapmış, suç araştırmaları uzmanı Mesut Demirbilek, güvenlik ve teknoloji ilişkisinin aslında daha eskiye dayandığını belirtiyor.

Demirbilek "Savunma sektörü ve güvenlik sektöründe artık insanların da bizzat gördüğü konular devreye girmeye başladı" diye ekliyor:

Örneğin her yerde polis drone'ları görmeye başladık. Vatandaş sokakta bir polis drone'unu gördüğü zaman orada artık bir polis olduğu anlamına geliyor.

Aynı zamanda Emniyet Teşkilatı'nda Yüksek Teknoloji Suçları Şube Müdürlüğü biriminin de (şimdiki adı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı) kurucusu olan Demirbilek, dünyada yeni uygulanmaya başlayan robot trafik polislerini örnek gösteriyor.

Bazı pilot uygulamalarda kavşaklarda ve belirli yerlerde robot trafik görevlileri oluyor. Bugün Taksim Meydanı'na robot trafik polisi koysanız insanlar selfie çekmek için sıraya girer. Ama bir süre sonra kanıksanır ve o robotlar drone'larla entegre vaziyette çalışacağı ve verileri aktaracağı için çok daha etkili sonuçlar ortaya çıkar.

Olay yeri incelemede yapay zeka

Yapay zekalı robotların sadece asayişi sağlamada değil, suçları çözmede de rol oynama ihtimali yüksek. Örneğin Demirbilek, "cinayetin soruşturulmasında yapay zeka ve makine öğrenme algoritmalarıyla çalışan olay yeri inceleme dronelarının görev yapmaya başlayacağını" tahmin ediyor.

Buna göre söz konusu dronelardaki yüksek çözünürlüklü kameralar farklı dalga boyutlarındaki ışıkları kullanarak olay yerindeki en küçük ayrıntıyı tespit edebilecek. Parmak izi, DNA izi veya delil olabilecek herhangi bir şey bu droneların yardımıyla tespit edilecek ve toplanacak.

"Olay yeri, vakanın minimum yüzde 51'ini orada çözmek anlamına gelir. Burada robotların (drone'lar da dahil) kullanılması artık çok gündemde" diyen Demirbilek, yapay zekanın bu süreçte oynadığı rolü şöyle özetliyor:

Olay yerlerinden bu araçlarla üç boyutlu görüntüler aldınız. Sonra bunlar üzerinde daha önceki yüzlerce, binlerce ve hatta milyonlarca olaya bakmış ya da olay dosyalarını okumuş olan yapay zeka size, 'Cesedin üzerindeki izler, şu olayda da böyleydi' diyor. Önceden bunu bilme şansınız olmayabilirdi. Bu sistemler, bütün cinayet dosyalarını bir veya iki dakika içinde tarayıp bunları karşılaştırabilir hale geldi.

Asayişin tamamen yapay zekanın eline geçmesi mümkün mü?

Yapay zekanın asayişi sağlamadaki rolünde yüz tanıma teknolojileri de büyük yer kaplıyor. Bu algoritmalar sayesinde suçlular daha kısa sürede yakalanırken, devletler tüm yurttaşları sıkı biçimde gözetleme olanağına sahip oluyor. 

Yüz tanıma sistemlerinin en büyüğü Çin'deki SKYNET. Bu sisteme bağlı 150 milyondan fazla kamera olduğu biliniyor. Demirbilek'in aktardığına göre 20 milyonluk bir şehirde kaybolan bir çocuğun ya da yetişkinin en geç 15 dakikada nerede olduğu bulunabiliyor.

Ancak asayişin tamamen bu tür sistemlere devredilmesi için önce siyasi ve toplumsal tartışmaların yürütülmesi gerek. Zira bu sistemlerin devletlerin elinde siyasi bir gözetim aygıtı görevi de görebilmesi nedeniyle her ülkede uygulanabilmesi mümkün değil.

Demirbilek, "Bu sistem 20 milyonluk bir şehri okullara ve sınıflara varıncaya kadar 7/24 takip edebiliyor. Ama bu SKYNET'i bugün kıta Avrupa'sında veya başka yerde kuramazsınız. Çünkü bunun için anayasal hak vb. şeyleri geçmeniz gerekir" diyor:

Arkada o kadar devasa bir yapay zeka var ki bunların bir bütün olması korkunç bir durum. Bunu Birleşik Krallık'ta, Avrupa'da yapamazsınız. İnsan hakları ve mahremiyet gibi birçok denge bozulur.

Savaş alanlarında robotlar: 2030'a kadar BK ordusunun çeyreğini oluşturacaklar

İnsansız hava araçları uluslararası krizlerde ve savaşlardaki önemini giderek artırırken, askeri operasyonlarda gözetleme, istihbarat ve diğer pek çok görev için yapay zeka kullanılmaya başladı.

Robot bilimindeki hızlı ilerlemelerle birlikte yapay zekanın yakında dünya çapındaki modern ordulara büyük avantajlar sağlayabileceği, askeri personelin, pilot ve mühendislerin yerini alacağı düşünülüyor.

Bu alandaki en iddialı atılımlardan biri BK ordusunda yaşanıyor. Britanyalı general Nick Carter, 2030'a kadar BK ordusunun dörtte birinin robotlardan oluşacağı görüşünde:

30 bini robot olmak üzere 120 bin kişilik bir ordumuz olabileceğini düşünüyorum, kim bilir?

Yapay zeka, simülasyonda operatörünü öldürmüştü

Öte yandan örneğin ateş edip etmeme kararının bir robota bırakılmasının ne kadar güvenli olduğu da soru işareti. Örneğin önceki günlerde ABD ordusunun simülasyonunda yapay zeka tarafından kontrol edilen bir askeri drone, algıladığı tehdidi yok edebilmek için bunu yapmamasını emreden insan operatörünü öldürme kararı almıştı.

BK Savunma Bakanlığı ise yapay zekalı araçlara monte edilen silahları yalnızca insanların ateşleyebileceği hususunda ısrarcı.

"Yapay zeka sadece yardımcı pilot olabilir"

Demirbilek'e göre bu gibi sebeplerden dolayı yapay zeka ancak bir yardımcı pilot görevini üstlenebilir. "Sizin aslında en büyük yardımcınız bundan sonra yapay zeka" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Yapay zeka hep yardımcı pilot olur. Başka bir şey değil. Yapay zekayı pilot yapamazsınız. Yardımcı pilotlukta ise mükemmeldir.

9. Şoförler, sürücüler: 2030 - 2035

Otonom sürüş, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla giderek daha fazla kabul gören bir konsept. Tesla, BMW ve elektrikli araç üretiminde iddia sahibi olan neredeyse tüm firmalar, modellerine otonom sürüş özelliği de ekliyor.

Bunun yanı sıra yalnızca otonom araçlar geliştirmeye odaklanan sayısız firma da var.

Söz konusu teknoloji, araba kullanıcılarının kişisel konforunu ve deneyimini iyileştirmeyi amaçlasa da toplu taşıma araçlarının da "şoförsüzleşmesi" için pilot çalışmalar mevcut.

Yapay zeka halihazırda sürücülerin yerini alıyor

Önde gelen çalışmalardan biri uzun süredir ABD'nin San Francisco kentinde yapılıyor. Kısa süre önce Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu'nun, şehrin herhangi bir yerinde robot taksilerin 7/24 ücretli yolcu almasına izin verip vermemeyi değerlendirdiği öğrenildi. 13 Temmuz’da yapılacak toplantıda onay verilirse San Francisco, sürücüsüz taksi deneyimi sunan ilk şehirlerden biri olacak.

Otonom taksi hizmeti konusunda önde gelen kentlerden biri de Dubai. Zira yetkililer 2030'a kadar Dubai'deki yolculukların yüzde 25'ini sürücüsüz seyahatlere dönüştürmeyi planlıyor. General Motors'un sürücüsüz araç birimi Cruise, bu plan doğrultusuna Dubai sokaklarının haritasını çıkarmaya geçen yıl başlamıştı.

Toplu taşımada devrim yaratmayı amaçlayan Cruise firması, San Francisco'daki robot taksilerin de geliştiricisi.

Öte yandan otonom sürüş teknolojileri geliştiren platform Waymo’nun, 2021’den bu yana sürdürdüğü sürücüsüz testlerde bazı sorunlar ortaya çıkmıştı. Google'ın ana şirketi Alphabet'in sürücüsüz otomobil projesi olan Waymo, geçen ay ilk kez ölümlü bir kazaya karışmıştı. Bu kaza, Waymo'nun ölümle sonuçlanan ilk kazası olarak tarihe geçmişti.

Yine de uzmanlar yakın gelecekte kentin yollarında bu araçların yol alacağına inanıyor.

Teknoloji yeterli olsa da hayata geçemeyebilir: "UBER bile taksilerle baş edemedi"

Öte yandan Demirbilek, bu tür köklü değişimlere geçilebilmesi için toplumsal ve siyasi şartların da uygun olması gerektiğine dikkat çekiyor.

"Bugün UBER bile İstanbul'daki taksilerle baş edemedi. Dubai'de ise 2030'dan itibaren taksiler kaldırılmak isteniyor. Gelecekte sadece otonom taksileri olacak. Daha kontrollü şehirlerde bu yapılabilir ama biz de ileride yavaş yavaş bu noktaya geleceğiz" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Şimdi olsa belki de 150-300 bin kişi bir anda işsiz kalacak. Bu işlerin toplumsal, ekonomik ve siyasi tarafı da var. Yani teknoloji teknoloji yetersiz olduğu için hayata geçemiyor değiller.

Demirbilek ayrıca, otonom sürüş teknolojisinin yaratabileceği hukuki sıkıntılara da değiniyor:

Diyelim ki otonom bir araç bir insana çarptı ve ölümüne sebebiyet verdi. Kim sorumlu tutulacak? Otonom aracın sahibi olan yapay zeka şirketi mi? Şirket belki de "Benim algoritmalarım çalışmış ama internet bağlantısında sorun olmuş. Ben sorumlu değilim' diyecek. O zaman da internet operatörünü mü sorumlu tutacağız?

Kargo teslimatını robotlar da yapıyor

Günümüzde önemli bir işkolu olan moto-kuryecilik de yapay zeka kaynaklı otomasyonla karşı karşıya. Halihazırda Amazon, FedEx ve Ford gibi büyük şirketler ABD'de evlere kargo teslimatı yapmak için robotları kullanıyor veya kullanmayı planlıyor. Starship Technologies, Nuro, Scout, Udelv, Kiwibot ve Coco da sektördeki büyük oyunculardan.

Son iki yılda yatırımcılar otonom dağıtım şirketlerine en az 8 milyar dolardan para yatırdı.

Ancak bu şirketlerin çoğu için "otonom" terimi biraz yanıltıcı olabilir. Aslında teslimat süreci boyunca her adımda aracı takip eden bir insan kontrolcü ekip var. Sahne arkası çalışanları çoğunlukla robotu izlese de bot bir sorunla karşılaşırsa, insan işçi aracı sürmek veya sorunu gidermek için uzaktan kumanda da kullanabilir. Bu da aslında moto-kuryeler için otomasyon riski anlamına gelirken, yeni pozisyonların da yaratılabileceği anlamına geliyor.

Otonom uçaklar, 2030'da uygulamaya girebilir

Otonom sürüş teknolojilerinden etkilenecek tek pozisyon otomobil şoförlüğü de değil. Zira insansız hava araçlarının dışındaki uçaklarda da otopilot özelliği denenmeye çoktan başladı.

Örneğin İsrail'de devletin de katkı sunduğu proje kapsamında üretilen drone taksiler, geçen ay ilk deneme uçuşlarını yapmıştı. Devletin 60 milyon Yeni İsrail Şekeli (yaklaşık 350 milyon TL) bütçe ayırdığı çalışmada, hem yolcuların hem de kargoların taşınacağı ulusal bir drone ağı oluşturulması amaçlanıyor.

Bu alandaki önemli bir atılım da havacılık devi Airbus'tan gelmişti. Şirketin gerçekleştirdiği bir test uçuşunda A350 model yolcu uçağı (350 - 410 yolcu kapasitesine sahip) otonom bir şekilde, GPS ve ILS desteği kullanmadan, hiçbir pilot müdahalesine gerekmeksizin başarıyla taksi, kalkış ve iniş yapmıştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Kontrol Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği'yle çift anadal yapan Dr. Oktay Arslan, daha önce Independent Türkçe'den Esra Öz'e verdiği röportajda pilotsuz kargo uçaklarının epey erken bir zamanda hayatımıza gireceğini söylemişti:

Teknolojideki gelişmeleri takip ettiğimizde 2030'ların ortalarında otonom uçuş teknolojilerini kullanan pilotsuz araçların, kargo uçağı, yolcu uçağı gibi ticari uygulamalarda uçuşlar yapması bekleniyor.

10. Temizlik işçileri, madenciler ve riskli işler: 2024 - 2030

Yapay zekalı makinelerin entegrasyonunun kas gücüne dayalı riskli işleri üstlenmesi yeni değil. Otomasyon sistemleri ve robotların fabrikalarda üretim hattında çalışarak endüstriyel işleri gerçekleştirebildiği, araba montajı, elektronik eşya üretimi, paketleme ve malzeme taşıma gibi görevlerde etkin şekilde kullanıldığı biliniyor.

Pandeminin hizmet sektöründe hijyen ihtiyacını artırmasıyla birlikte otellerde temizlik işçilerinin ve restoranlardaki servis elemanlarının yerini de robotlar almaya başladı. Örneğin, otomasyonlu kahve makineleri, yemek servisi robotları ve oda temizliği robotları ABD ve Japonya başta olmak üzere pek çok ülkede kullanılmaya devam ediyor.

Birçok uzmana göre bu mesleklerin tamamen otomatikleştirilmesi bugünkü teknolojiyle mümkün. Ancak yaşanacak iş kayıpları nedeniyle devletlerin bu değişimin gerçekleşmesi için önce yeni istihdam alanları yaratması gerekebilir.

Örneğin istihdam politikaları nedeniyle Hindistan'da "dhobi wallah" adı verilen iş kolu halen varlığını sürdürüyor. Bu işe mensup kişiler otellerde konaklayanların çamaşırlarını nehir kenarlarında elde yıkıyor ve güneş alan alanlarda kurutarak geri sunuyor. Diğer bir deyişle bugün yaygın biçime çamaşır makinelerinin üstlendiği görevi halen kas gücüyle yerine getirmeyi tercih ediyorlar.

Öte yandan arama kurtarma görevleri ve madencilik gibi daha riskli işler göz önüne alındığında robotların insanlar için çok tehlikeli işleri yerine getirmesi amacıyla hızlı teknolojik ilerlemeler kaydediliyor.

Bu alanda son derece yetenekli robotlar geliştirmesiyle tanınan ABD'li Boston Dynamics firması öne çıkıyor. Şirketin muhtemelen en çok ilgi çeken, iki ayaklı insansı robotu Atlas, 1,8 metrelik boyuyla çeşitli arama ve kurtarma görevleri için tasarlanmış ve 2013’te tanıtılmıştı. 
 

Madencilik de dünyanın en tehlikeli mesleklerinden biri. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO) göre, on yıldan kısa bir süre önce, madencilik işleri küresel işgücünün yüzde 1'ini, ölümle sonuçlanan kazalarınsa yüzde 8'ini oluşturuyordu.

Ancak maden kazma işlerini üstlenen robotlar ve çıkarılan madeni gerekli yerlere taşıyan otonom kamyonlar da yükselişte. Ünlü madencilik firması EY'nin 2019 tahminine göre, 2030'a kadar her 5 madencilik işinden 4'ünü teknoloji üstlenecek.

Stratejik Yönetim Danışmanı Duman'a göre rutin görevleri yerine getiren depo toplama elemanları ve inşaat işçilerinin yerini de yapay zeka alabilir.

"Yapay zeka, robotikle birleştiğinde, giderek daha karmaşık hale gelen mavi yakalı iş türlerinin yerini alacak" diyen Duman 2041'e kadar süre veriyor:

2041'e kadar, rutin görevleri yerine getiren depo toplayıcıları çoktan işinden edilmiş olacak. Bina uygulamaları da toplu halde montajı kolay robotlar tarafından yapılan prefabrike bileşenlere doğru kaydıkça, birçok inşaat işçisi de işinden olacak. Yakın gelecekte bir tesisatçı robotunun inşa edilmesi pek olası değil, ancak inşaat sektörünün bazı yönleri kökten değişebilir.



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news