Yapay zeka işinizi ne zaman elinizden alacak: 10 sektörden tahminler

Uzmanlara belirli mesleklerin ne zaman tamamen makinelerin kontrolüne geçeceği sorusunu yönelttik

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Yapay zeka işinizi ne zaman elinizden alacak: 10 sektörden tahminler

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Google'ın son raporuna göre yapay zekanın yükselişi, "yaşamımızın en derin teknolojik değişimi" niteliğinde. Bu değişimin hayatımızı etkilediği alanların ilk sırasında ömrümüzün büyük kısmını kaplayan mesleklerimiz yer alıyor.

Uzmanlar, yapay zekanın yepyeni iş alanları açarken, bazı işlerin de otomatikleşmesine neden olacağı görüşünde. Bu da halihazırda var olan pek çok mesleğin çok yakın bir gelecekte makineler tarafından icra edileceğini düşündürüyor.

Popüler çevrimiçi kurs platformu Coursera, sadece 2025'e kadar dijitalleşme, veri ve yapay zeka alanlarındaki gelişmelerin 97 milyona yakın yeni iş yaratacağını öne sürüyor. Öte yandan dünyaca ünlü yatırım bankası Goldman Sachs'ın bir raporunda, aynı zaman zarfında 300 milyon işin otomatikleşeceği sonucuna varılmıştı.

Aynı rapora göre yapay zeka kaynaklı otomasyondan en çok etkilenecek ilk üç sektör arasında ofis çalışanları, idari destek personeli ve hukuk yer alıyor.

Buradan hareketle uzman görüşleri ve araştırmalar ışığında yapay zekanın yakın gelecekte otomatikleştireceği 10 alanı ele aldık. Uzmanlara belirli mesleklerin ne zaman tamamen makinelerin kontrolüne geçeceği sorusunu da yönelttik.

Bunlar arasında Goldman Sachs'ın raporunda yer alan mesleklerin yanı sıra eğitim, yayıncılık, güvenlik ve mavi yaka meslekleri de kapsayan sektörler yer alıyor.

1. İdari işler: 2030 - 2035 
Son bir yıl içinde çeşitli saygın kurumların yürüttüğü araştırmalarda mesleğini yapay zekaya kaptırma riskiyle en fazla karşı karşıya olan kişilerin ofislerde muhasebeciler ve idari işleri üstlenenler olduğu görülüyor.

Örneğin Goldman Sachs'ın bahsi geçen raporunda ofis çalışanlarının ve idari destek personellerinin yapay zekayla gelen otomasyondan yüzde 46 oranında etkilendiği ifade edilmişti.

Benzer şekilde ABD'deki Princeton Üniversitesi'nin bir araştırmasında da bütçe analizi, muhasebecilik ve çağrı merkezi çalışanlarının en riskli 20 meslek arasında yer aldığı ortaya çıkmıştı.

Şirketler idari personelin yerine getirdiği kayıt tutma işlemleri için gün geçtikçe yazılımlara yöneliyor. Yazılımların da maliyeti var ama bu maliyet çalışanlara yapılan ödemelerden daha az.

Microsoft Office, FreshBooks ve Quickbooks gibi yazılımlar, bugün şirketler tarafından en sık kullanılan araçlardan. Söz konusu araçların yapay zekayla daha fazla entegre edilmesi, verilerin insan hatası olmadan saklanmasını ve analiz edilmesini sağlıyor.

Stratejik Yönetim Danışmanı Canan Duman'a göre yapay zeka kaynaklı otomasyon riski en yüksek olanlar, genellikle rutin ve giriş seviyesi işler.

Independent Türkçe'ye konuşan Duman, "Yapay zekanın insanlara göre ana avantajı, büyük miktarda veri içindeki inanılmaz derecede ince detayı tespit etme yeteneği" ifadelerini kullanıyor:

Örneğin kredi onayını ele alalım. Bir sigortacının sigorta başvurunuzu onaylayıp onaylamamaya karar verirken, satın alma işlemlerinizi sağlık kayıtlarınız, kullandığınız uygulama ve cihazları milisaniye cinsinden ve çok daha doğru bir şekilde değerlendirdiğini varsayalım. Bu tür algoritmalar, rutin beyaz yakalı işlerin yerini kolayca alacaktır. Tıpkı yazılımların defter tutma ve veri girişi gibi rutin beyaz yakalı görevleri sürekli olarak devralması gibi.

Yapay zekaya ayak uydurmak ve ortaya çıkacak yeni iş alanlarını doldurmak için çalışanlara eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan Duman, aksi takdirde epey olumsuz bir tablonun ortaya çıkacağı görüşünde:

Gelecekte yapay zeka, kredilerimizi taahhüt etmekten evlerimizi inşa etmeye ve hatta bizi işe alıp işten çıkarmaya kadar her şeyi yapacak. İşin yapılış biçimindeki bu dönüşüm, yalnızca ciddi işsizliğe yol açmayacak, aynı zamanda potansiyel olarak depresyon, madde bağımlılığı, genişleyen eşitsizlik ve toplumsal huzursuzluk gibi bir dizi toplumsal sorunu beraberinde getirecek.

İnsan kaynaklarının yerini halihazırda yapay zeka alıyor

Dünyanın en büyük bilişim teknolojisi şirketi IBM, kısa süre önce bazı rollerde işe alımları durduğunu açıklamıştı. Söz konusu işlerin, yapay zekayla değiştirilebilecek, müşteri odaklı olmayan roller olduğu belirtilmişti.

IBM CEO'su Arvind Krishna, askıya alacakları pozisyonların çoğunlukla insan kaynaklarında olacağını belirtiyor. Üstelik şirketteki bu pozisyonlar, kabaca 26 bin çalışana tekabül ediyor.

Krishna mayıs başında Bloomberg'e yaptığı açıklamada, çalışanların farklı departmanlara geçişlerini belgelemek ve istihdam doğrulama mektupları yazmak gibi İK görevlerinin muhtemelen yapay zekaya ilk aktarılanlar arasında olacağını söylemişti.

Krishna'ya göre, 260 bin çalışanı olan şirkette müşterilerle etkileşime geçme ve yazılım geliştirmeye odaklanan işler önümüzdeki yıllarda bu süreçten etkilenmeyecek.

2. Yatırım uzmanları ve danışmanlar: 2025 - 2030

İdari işler personelinin ardından otomasyon riskini en derinden hisseden meslekler arasında yatırım uzmanları ve danışmanlar geliyor.

Zira sohbet botlarının yaygınlaşmasıyla finansal veriler ve yatırım tavsiyeleri üzerine eğitilen sistemler ortaya çıktı. Örneğin kısa süre önce, dil modeli GPT-4'ü bir yatırım uzmanına dönüştüren Alpha duyuruldu.

Public firması tarafından geliştirilen Alpha, gerçek zamanlı ve geçmiş piyasa verilerini işleyip analiz etmeye yarıyor. 

OpenAI'ın sohbet botu ChatGPT'nin piyasaya sürülmesi ünlü yatırım bankası JPMorgan'ı da harekete geçirdi. Kurumun yatırım tavsiyesinde bulunabilecek yapay zeka yazılımı üzerinde çalıştığı öğrenildi.

Banka IndexGPT adını verdiği bu sistem için mayıs ayında ABD'de patent başvurusunda bulundu.

Duman'a göre, yapay zekalı bu yeni nesil danışmanlara "robo-danışman" adı veriliyor. Bu kavram, müşterilere otomatik finansal hizmetler sağlayan çevrimiçi uygulamaları ifade ediyor.

Robo-danışmanlar, müşterinin finansal hedeflerini ve mevcut parasal durumunu belirlemeyi amaçlayan bir dizi soruya dayalı çözümler sunar" diyen Duman, şöyle ekliyor:

Yapay zeka muhtemelen daha kişiselleştirilmiş hizmet sunabilecektir. Daha fazla veriyi işleyebildiği ve daha iyi tahminlerde bulunabildiği için daha verimli ve doğru sonuçlar verecektir.

Goldman Sachs'ın raporunda da ticaret ve finans sektörlerinin yapay zekadan yüzde 35 oranında etkilendiği sonucuna varılıyor.

"Gelecek şimdiden burada"

Duman'ın aktarımına göre birçok banka, müşteri memnuniyetini artırmaya yardımcı olabilecek, insanların beklentilerini ve tercihlerini anlamak da dahil olmak üzere müşteri davranışını tahmin etmek için makine öğrenimi ve yapay zekayı zaten kullanıyor.

Yapay zekanın daha güvenli bir finansal deneyime katkıda bulunarak dolandırıcılığı tespit etmek için de kullanılabileceğini aktaran Duman, şöyle ekliyor:

Bu nedenle, finansal planlamanın geleceği şimdiden burada gibi görünüyor.

3. Hukuk: 2030 - 2035

Yukarıda bahsi geçen Goldman Sachs raporuna göre yapay zekadan en çok etkilenen sektörler arasında hukuk da yer alıyor. Raporda sektörün yüzde 44 oranında etkilendiği belirtilmiş.

Özellikle dava açmanın epey pahalıya mal olduğu ABD gibi ülkelerde yapay zekanın başvuru süreçlerini hızlandırmasının maliyetleri düşürmesi bekleniyor.

ABD'li kamu araştırmacısı Center for American Progress'e göre, "yapay zeka, ABD adalet sisteminde yasal temsile eşit erişimi teşvik etmek, yoksulluğu sona erdirmek, ayrımcılıkla mücadele etmek ve fırsat yaratmak açısından önemli" olabilir.

Asistan ve stajyerlerin işini almaya başladı

Kısa süre önce ChatGPT üzerine inşa edilen Casetext adlı yapay zeka aracı buna bir örnek. Bir hukuk asistanı olarak tasarlanan Casetext, bir avukatın normalde asistanına soracağı soruları yanıtlamaya yarıyor.

Örneğin bir avukat bu yapay zeka aracına, "Üzerinde çalıştığımız vakaya benzer olguları sıralar mısın?" diyebilir. Bu da araştırma ve sunma sürecini insan asistanlar yerine avukatların yapmasını sağlayabilir.

ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü'ne göre bu gelişmeler ışığında avukatların, yeni ortama uyum sağlayabilmesi için hukuk firmalarının yeni eğitimler başlatması gerekecek.

Hukuk fakülteleri müfredatlarını, öğrencilere yapay zekalı yazı ve araştırma araçlarının nasıl kullanılacağını öğretecek şekilde genişletilmesi de gerekli olabilir. 

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi Eşref Barış Börekçi, "Kısa vadede, ekonomik fayda sağlamaya daha elverişli olan, avukatlık faaliyetiyle bağlantılı alt meslek gruplarının (takip elemanları, paralegaller, Türkiye özelinde stajyer avukatlar) iş kapsamının şekil değiştirmesi, akabinde bu meslek gruplarının bazılarının ortadan kalkması veya yeni meslek tanımlarının ortaya çıkması son derece olası görünüyor" diyor.

Independent Türkçe'ye konuşan Börekçi, halihazırda Türkiye'deki büyük hukuk bürolarında ürün sahibi (product owner) pozisyonunda yazılımcıların çalışmaya başladığını ifade etti:

Bir hukuk bürosunda hukuk disipliniyle alakası olmayan bir yazılımcı çalıştırılması bundan 10 yıl önce sadece hayal olabilirdi.

Sanal hakimler ve avukatlar devri yakın mı?

Çin, mahkemelerinde yapay zekadan yararlanmanın yollarını 2016’dan beri arıyor. İlk başta yapay zekanın katılımı yukarıda bahsedilen görevlerle, yani davaya ilişkin delillerin sunumu ve araştırmalarla kısıtlıydı. Ancak ülke bununla kalmadı ve 2019’da davalara yardımcı olmak üzere "yapay zekalı yargıç" geliştirdi.

Böylece başkent Pekin'de İnternet Mahkemesi’ne bağlı çevrimiçi dava hizmeti merkezinde, davaların açılması ve işleme konulması gibi sıradan hukuksal işlemlerde yapay zeka teknolojisi kullanılmaya başlandı. Bu birime bakan kişi ise, sanal bir kadın hakim.
Bu arada yargıyla yapay zekayı birleştirme çalışmalarının başında Çin’in yanı sıra ABD ve BK geliyor. ABD adalet sisteminde risk değerlendirme aracı olarak kullanılan COMPAS algoritması, bir sanığın yargılama sırasında tutuklu mu tutuksuz mu yargılanacağı kararının verilmesi için kullanılıyor. Sanık için yapılan "Risk Değerlendirme" sonrasında risk puanı yüksek sanıklar tutuklanma, risk puanı düşük sanıklar ise serbest bırakma tavsiyesiyle yargıç karşısına çıkıyor. 

Estonya Adalet Bakanlığı da maliyeti 7 bin euro’dan az olan anlaşmazlıkları çözmek için "robot yargıç" kullanmayı planlıyor.

Tüm bunların temel amacı, hukukçuların üzerindeki yükü hafifletmek ve insan kaynaklı hataları sıfıra indirmek.

Ancak hukukta yapay zekanın aldığı kararlarla ilgili endişe verici haberler de geliyor. Örneğin, ABD'de yaşayan 65 yaşındaki Michael Williams, güvenlik güçlerinin kullandığı yapay zeka sisteminin haksız yere hapis yatmasına sebep olduğu gerekçesiyle Şikago polisine temmuzda dava açmıştı.

Börekçi'ye göre de yapay zekanın sektördeki ağırlığının artması yüz yıllardır kabul gören bazı hukuk ilkelerinin yeniden şekillenmesi ve bu ilkelerin içeriğinin değişmesini gerektirecek:

Gelecekte avukatın ChatGPT tarafından geliştirilen bir yazılım olduğunu varsayalım. Bu varsayım bugünün sisteminde yargılanan bireye sağlanan temel güvencelerden biri olan adil yargılanma hakkı açısından o kadar problemli olacaktır ki bu varsayımı okuyan birçok hukukçunun tüyleri ürpermiştir.

Barolar robot avukata karşı birleşti

Bunun yanı sıra dünyanın ilk yapay zeka avukatını mahkemeye çıkarmayı amaçlayan ABD'li girişimci Joshua Browder'ın hüsrana uğraması da avukatların mesleklerini en azından bir süre daha koruyacağını düşündürdü.

Bowder'ın kurucusu olduğu DoNotPay adlı teknoloji girişiminin tasarladığı aracın, sanığa duruşma sırasında kulaklık aracılığıyla danışmanlık yapması bekleniyordu.

Ancak Bowder, bu planlarına barolardan tepki ve hatta tehdit yağdığını, bunun sonucunda da projeden vazgeçtiğini açıklamıştı.

Bu da aslında sektörün yapay zeka karşısındaki dönüşümünde sektör bileşenlerinin vereceği tepkinin de göz önüne alınması gerektiğini gösteriyor. 

"Türkiye'de de barolardan direnç gelecektir"

Börekçi benzer bir durumda Türkiye'deki baroların da "kesinlikle direnç göstereceğini" ifade etti.

Yapay zekanın hukuk sektöründeki ağırlığının artması aslında bir paradigma yıkımı. Bu sebeple de böylesi bir yıkım ve yıkımın ardından yeni paradigmanın doğması beraberinde büyük bir çatışma getirecektir" diyen Börekçi, şöyle devam etti:

Nitekim Browder olayı muhtemel kavganın çok minik bir fragmanı gibi. Burada özellikle kuşak çatışmasının da etkisi olacaktır.

"Hukuki takdir kullanan meslekler daha az etkilenecek"

Bu arada Börekçi ve diğer birçok uzman, sektördeki tüm pozisyonların eşit şekilde ve hızda etkilenmeyeceği görüşünde. 

"Kabaca bir ayrım yapacak olursak hakim, savcı, noter ve avukatlar yoğunlukla hukuki takdir kullanırken mahkeme kalemlerindeki memurlar, noterdeki katipler, savcı katipleri, takip elemanları, icra dairelerindeki memurlar, paralegaller ise daha az yoğunlukta hukuki takdir kullanıyor" diyen Börekçi'ye göre hukuki takdir kullanmayan pozisyonlar daha hızlı etkilenecek:

Kanaatimce, kısa vadede, yoğunlukla hukuki takdir kullanan hukuk meslekleri, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerden daha az etkilenecektir. Buna karşın hukuki takdirin daha az oranda kullanıldığı meslekler ise yapay zeka teknolojilerinden daha fazla etkilenecektir.

Börekçi, buna örnek olarak son günlerin ses getiren yapay zeka uygulaması HarveyAI'ı örnek gösteriyor.

Harvey, avukatların doğal dili kullanarak basit talimatlarla yasal belgeler oluşturmasını veya yasal araştırma yapmasını sağlamak için GPT-4 teknolojisi üzerine inşa edilmiş bir girişim.

Şubat ayında dünyanın en büyük hukuk firmalarından biri olan Allen & Overy, Harvey'yi birden fazla dilde faaliyet gösteren 43 ofiste 3 bin 500'den fazla avukat tarafından kullanılacağı global uygulamasına entegre ettiğini duyurmuştu. Mart ayında ise muhasebe devi PricewaterhouseCoopers, yani PwC, 4 bin hukukçuya platforma erişim hakkı vereceğini söylemişti. 

4. Mühendisler ve yazılımcılar: 2028 - 2033

Mühendislik yapay zekanın belirli pozisyonları kapatırken, yeni iş alanları da açtığı önemli bir sektör.

Örneğin Goldman Sachs'ın yukarıda bahsi geçen raporunda yapay zekanın bu sektörde yeni istihdamlar yaratılmasını sağlayabileceği ifade ediliyor. 

Uzmanlara göre bu teknolojiler, mühendislerin karmaşık sorunları tanımlamasına ve analiz etmesine yardımcı olarak daha doğru tahminlere ve tasarımlara olanak tanıyabilir. Buna ek olarak iş akışını düzene sokabilir, rutin görevleri otomatikleştirebilir ve ekipler arasında işbirliğini geliştirerek mühendislerin yaratıcılığa ve yeniliğe odaklanmasına olanak verebilir.

Öte yandan yazılımcılar ve yazılım mühendisleri söz konusu olduğunda durum biraz daha tartışmalı hale geliyor.

ChatGPT'nin 2022'de herkesin kullanımına açılması, yapay zekanın yazılımcıları işsiz bırakacağı endişesini güçlendirdi. Zira bunun için tasarlanmamış olsa da ChatGPT'nin basit ila orta düzeyde kodları kullanıcıların isteği doğrultusunda yazabildiği görüldü.

Google'ın piyasaya sürdüğü Bard aracı da bu endişeyi besler cinsten. Zira Google, aslında bir sohbet botu olan bu aracı kendi başına kod yazabilecek şekilde güncelliyor.

Şirketin haftalar önce yaptığı açıklamada Bard'ın Java, C++ ve Python da dahil olmak üzere 20 programlama dilinde kod yazabileceği ve ayrıca hata ayıklama konusunda da kullanıcılara yardımcı olabileceği belirtilmişti.

Bu arada OpenAI da yapay zeka araçlarına yazılım mühendisliğini öğretmeye başladığını bu yılın başlarında açıklamıştı.

"5 yıl içinde programcı kalmayacak"

Görsel üretim aracı Stable Diffusion'ı geliştiren yapay zeka firması Stability AI'ın CEO'su Emad Mostaque, yapay zekanın birkaç yıl içinde yazılımcıları işsiz bırakacağına inanıyor.

Yapay zekanın, GitHub'daki tüm yeni yazılım kodlarının yüzde 41'ini yazabildiğini söyleyen işinsanı "5 yıl içinde hiç programcı kalmayacağını" savunuyor.

Öte yandan sektör çalışanları içinde bu görüşe karşı çıkan önemli bir kitle de var.

5. Yayıncılık: 2026 - 2038

Yapay zeka alanındaki atılımların derinden etkilediği alanlardan biri de yayıncılık. Yazarlar, gazeteciler, çevirmenler ve editörler sektördeki otomasyonun etkilerini hem olumlu hem de olumsuz biçimlerde yakından deneyimliyor.

Google ve Microsoft'un son yıllarda iyice gelişen yazı araçları, çevirmenlerin ve editörlerin işlerini büyük ölçüde hafifletti. Hatta yayınevleri haricinde çoğu kurum, kendi bünyesinde bir redaksiyon uzmanı bile çalıştırmıyor.

Google Translate, DeepL gibi araçların kullanımı giderek benimsenirken, word ve döküman hizmetleri de yanlış yazılan kelimeleri otomatik düzeltmeye ve bunu daha isabetli biçimde yapmaya başladı.

ChatGPT gibi sohbet botlarının ortaya çıkmasıyla gazetecilerin ve hatta yazarların işlerini de yapay zeka üstlenir hale geliyor.

Yapay zekanın gazetecilik serüveni: "Üç aşaması var"

Halihazırda MSN, CNET, Buzzfeed, Daily Mirror ve Insider gibi medya kurumları tamamen yapay zeka dil araçlarına yazdırılan haberler yayımlayarak ve bu esnada editörleri işten çıkarma girişimlerinde bulunarak sektördeki otomasyon tartışmalarını alevlendiriyor.

Öte yandan yapay zeka araçları sektörde aslında uzun süredir kullanılıyor. Bunun önde gelen örneklerinden birini de ABD’li haber ajansı Associated Press (AP) teşkil ediyor.

AP kurumsal gelir haberleri ve spor özetleri hazırlamak için yapay zekâyı 2014’te kullanmaya başlamıştı. Ajansın sisteminin belirli mecralardan çektiği somut, sayısal veriler, esasen önceden belirlenmiş yazı formatlardaki boşluklara yerleştiriliyor.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Doç. Dr. Bilge Şenyüz, gazetecilikle otomatikleşme ve yapay zeka kullanımının en temel düzeyde üç evre geçirdiği görüşünde.

"İlk evrede, robot gazetecilik olarak adlandırdığımız dönemde doğal dil işleme programları kullanılarak mali raporlar, spor sonuçları, hava durumu ve ekonomik göstergeler gibi sayısal veriye dayalı haberlerin otomatikleştirilmesine odaklanıldı" diyen Şenyüz, Independent Türkçe'ye verdiği röportajda, şu ifadeleri kullandı:

Hesaplamalı gazeteci (computational journalist) akımı bu dönemde görüldü. Popüler ve ana akım medya kuruluşları, hangi haberlerin otomatikleştirilebileceğine karar veren, araştırma ve geliştirmeye odaklanan bu tür istihdamlara kuruluşları bünyesinde yer vermeye başladılar.

Şenyüz, ikinci dönemde büyük veri kümelerini analiz etmek ve eğilimleri ortaya çıkarmak için makine öğreniminin önem kazandığını vurguluyor:

Bu dönemin önemli bir örneği 2019'da veri ekibini desteklemek için yapay zekayı kullanmaya başlayan ve ardından veri analistleri ve geliştiricilerle işbirliği içinde bir yapay zeka laboratuvarı kuran Arjantin gazetesi La Nación gazetesiydi.

Bugün halen birçok kurumun büyük veriler içinden önemli bilgileri ayıklamak için bu tür sistemlere başvurduğu biliniyor. Örneğin, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu da milyonlarca sayfalık sızdırılmış finansal ve yasal belgelerde muhabirlerinin daha yakından incelemesini hak eden ayrıntıları belirlemek için yapay zeka sistemlerine başvuruyor.

Bunun yanı sıra editörler, ChatGPT gibi sistemlerden de özet çıkarabiliyor veya sohbet botundan kayda değer ayrıntıları özetlemesini isteyebiliyor. Diğer yandan Şenyüz'e göre ChatGPT ve Google Bard gibi üretken yapay zeka uygulamaları üçüncü evreyi temsil ediyor. "Büyük dil modelleriyle desteklenen algoritmalar basit otomatik raporlarının ve veri analizinin ötesine geçen gazetecilik uygulamaları sunuyor" diyen akademisyen, sözlerine şöyle devam ediyor:

Artık bir sohbet botundan bir konu hakkında daha uzun, dengeli bir görüş veya belirli bir bakış açısından bir fikir yazısı yazmasını isteyebiliriz. Hatta bunu tanınmış bir yazarın veya yayının tarzında yapmasını bile isteyebiliriz.

Nitekim, yukarıda bahsi geçen örnekte MSN, CNET, Buzzfeed, Daily Mirror ve Insider gazetelerinin haberleri otomatik yazdırmak için bu üçüncü evre uygulamalara başvurduğu biliniyor.

"2026'ya kadar çevrimiçi içeriğin yüzde 90'ı makinelerle üretilebilir"

Öte yandan, Şenyüz'e göre yapay zeka halen bazı temel gazetecilik becerilerden yoksun. Akademisyen, "Orijinal ve yeni değil! Mevcut bilgilere dayanmakta. Ama çok iyi taklit edebiliyor" diyor.

Gelecekte daha orijinal, özgün içerikler görebileceğimizi aktaran Şenyüz, "Bazı uzmanlar, 2026'ya kadar çevrimiçi içeriğin yüzde 90'ının makineler tarafından oluşturulabileceğini tahmin ediyor" ifadelerini de kullanıyor. Şenyüz ayrıca, yapay zekanın, gazetelerin yerini ne zaman alacağı sorusunu ChatGPT’ye sormuş. Sohbet botu bu soruya şu yanıtı vermiş:

Bir yapay zeka dil modeli olarak, eğitim aldığım verilere dayanarak bilgi sağlayabilir ve metin üretebilirim. Ancak ben bir gazeteci değilim ve son dakika haberlerinin yayınlanmasında insan gazetecilerin yerini alamam. Gazetecilik, yalnızca bilgi aktarmanın ötesinde, röportaj yapma, araştırmacı haber yapma, gerçekleri kontrol etme ve bilgileri bağlamsal olarak uygun bir şekilde sunma gibi bir dizi beceriyi içerir. İnsan gazeteciler, çalışmaları için gerekli olan eleştirel düşünme, yaratıcılık ve etik yargıya sahiptir.

2038'de büyük kırılma ihtimali

Şenyüz'ün aktarımına göre bazı iletişim araştırmacıları ise 2038'de önemli bir kırılma yaşayacağımızı düşünüyor.

Bu dönemde artırılmış gerçeklik de çok yaygınlaşacak. Apple’ın piyasaya sürdüğü karma gerçeklik başlığı, artırılmış/sanal gerçeklik uygulamalarını ana akım/popüler hale getirecek. Tarih bize bu şirketin girdiği her donanım kategorisinde bir sıçrama yaptığını gösteriyor" diyen akademisyen, sektörde bilimkurgu filmlerini andıran değişimlerin yaşanabileceğine işaret ediyor:

2038'de ya da yakın bir gelecekte doğrulanmış gazetenizin 'tam olarak sabah kahveniz hazır olduğu anda, nöral arayüzler aracılığıyla doğrudan beyninize teslim edileceği' düşünülüyor.

"Son dakika habercilikte insanlı pozisyonlar boşalacak"

Dijital gazeteci ve yaratıcı içerik küratörü Ilgaz Fakıoğlu'na göreyse sektör içinde en çok etkilenen alanlardan biri de büyük ölçüde "kopyala-yapıştır" tarzına dayanan son dakika haberciliği olacak.

Zira halihazırda kullanımdaki otomasyon sistemleri, ajanslardan gelen içerikleri internet sitelerine otomatik çekebiliyor. Fakıoğlu'na göre bu gelişmeler, gazetecilik içinde çok hızlı bir değişime işaret ediyor.

"Örneğin ABD'de 2008 krizinden sonra gazeteciliğin geçtiği bir rol var: Onlar haber üreticisi değil de gerçeği gösteren, anlam inşa eden, hikaye anlatıcılığından yararlanan, küratör mantığında bir gazeteciliğe geçtiler" diyen Fakıoğlu, Independent Türkçe'ye verdiği röportajda şöyle ekliyor:

Gerçeğin yüzünü bozmadan onu daha güçlü kılabilmek için ürün odaklı yaklaşımlar öne çıkacak. Örneğin bir işin çok farklı şekillerde, etkileşimli olarak sunulması gibi. Ben yapay zekayla da entegre edilen bu yöntemlerin güçleneceğini düşünüyorum.

Yapay zekayla yazılmış kitaplar patlama yaratıyor

ChatGPT de dahil olmak üzere yapay zeka dil modellerinin hızla gelişmesi edebiyat dünyasını da derinden sarsıyor.

Örneğin ChatGPT'nin yeni sürümüyle kelime hafızasının artırılması ve OpenAI'ın GPT dil algoritmalarını temel alan roman yazma uygulamalarının piyasaya çıkmasının ardından online satış devi Amazon, yapay zekayla yazılmış kitaplarla dolup taştı.

Eserlerinde yapay zekayı kullandığını belirten ABD'li bilimkurgu yazarı Tim Boucher da bu sayede son 9 ayda 97 mini roman yayımladığını söylüyor.
Üstelik Hollywood senaristleri de yapay zekanın edebiyat camiasında estirdiği rüzgardan nasibini alıyor. Hollywood'da binlerce TV ve film senaristi, düşük ücretler ve yapay zekanın işlerini elinden alabileceği endişesiyle 15 yıl sonra ilk kez greve gitti. Amerika Yazarlar Birliği, yapay zeka programlarının senaryo yazımı ya da düzenlemesinde kullanılmasının yasaklanmasını ve bunun yerine teknolojideki gelişmelerin tartışıldığı yıllık toplantılar yapılmasını talep etti. Ancak bu talep Sinema ve Televizyon Yapımcıları Birliği tarafından reddedilince mayıs ayında 9 binden fazla yazar iş bıraktı. 

Yazarların 2007'deki son grevleri 100 gün sürmüş ve bunun sektöre maliyeti yaklaşık 2 milyar dolar.

Yapay zeka yazarların yerini alır mı?
İnternet yayıncılarının çoğu, yapay zekayı şimdilik sadece daha hızlı kitap üretmek için kullanıyor. Örneğin Amazon'un Kindle Direct Publishing adlı e-kitap platformunda genç okurlar için belirli aralıklarla fantastik romanlar yayımlayan Jennifer Lepp adlı bir yazar, rekabetin fazla olduğu e-kitap yayıncılığında okurlara düzenli olarak metin sunmak çok önemli olduğu için yapay zekaya başvuruyor.

Lepp, yapay zeka aracında elde ettiği metni düzenlemek ve revize etmek için yine kendi emeğine güveniyor. Ancak iş yükünün önemli ölçüde hafiflediğini ifade ediyor.

Çoğu uzmana göre yapay zekanın yaratıcı bir süreç olan yazarlığı tamamen devralması en azından yakın gelecekte mümkün değil. Ancak bu yaşananlar, eleştirmenlerin sanatsal değerini daha düşük bulduğu Wattpad öykülerinin otomasyona bağlanabileceğini düşündürüyor.

Öte yandan bu mecralarda yapay zekaya yazdırdığı kitapları yayımlayan yazarlar, söz konusu ürünlerin teknoloji ürünü olduğunu çoğu zaman gizliyor. Bu noktada okurların açıkça yapay zekayla yazıldığı bildirilen romanları okuyup okumak istemeyeceği sorusu da gündeme geliyor.

Örneğin Lepp gibi birçok yazar, yapay zekayı kendi ortağı olarak görse de nihai üretimin kendisine ait olduğu iddiasında. BK merkezli Bağımsız Yazarlar Birliği'nin kurucusu Orna Ross da, "Bir aracı kullanmak, yazı ortağına sahip olmak gibi" diyor:

Her türlü öneriyi ortaya atan, asla yorulmayan, her zaman orada duran çılgın bir ortak. Ama bu ilişkide sorumlu kişi kesinlikle benim.

6. Grafik tasarım: 2026 - 2038
 

Kullanıcıların sohbet kutucuğuna kelimeler girerek görüntü oluşturmasını sağlayan yapay zeka araçları da ChatGPT'yle birlikte 2022'de patlama yarattı. Uzmanlar bu tür araçların geneline "üretken yapay zeka" adını veriyor.

Yazılı komutlardan görsel üreten araçlardan en popülerleri arasında yine OpenAI'ın geliştirdiği Dall-E'nin yanı sıra açık kaynaklı Stable Diffusion ve Midjourney yer alıyor.

Bu araçların piyasaya sürülmesinden kısa süre sonra Microsoft benzer bir işleve sahip Designer uygulamasını ve tasarım devi Adobe da Firefly özelliğini duyurdu.

Tüm bunlar sonucunda sosyal medya yapay zekayla üretilmiş görsellerle dolarken, telif tartışmaları da baş gösterdi. Zira bu yapay zeka araçlarının eğitiminde internette halihazırda var olan milyonlarca görsel kullanıldı.

Bu görsellerin önemli bir kısmı da telifli çalışan fotoğrafçılara ve illüstratörlere ait. Öte yandan ülkelerin konuyla ilgili mevzuatları yapay zeka alanında hızlı gelişmeye yeterince ayak uyduramadığı için uzmanlar bu telif tartışmasının çok yakın zamanda çözülmesini de beklemiyor.

Görsel üretip sitelerde satma devri bitiyor mu?

Fakıoğlu'na göreyse Midjourney benzeri sistemler aslında uzun süredir hayatımızda. Ancak son gelişmelerle doğrudan geniş bir kullanıcı kitlesinin erişimine açılmış oldu.

Bu da tasarımın, herkesin günlük hayatında yapabildiği bir alan haline gelmesiyle sonuçlandı. Ücretsiz veya ücretli stok görsel siteleri yapay zeka üretimi görsellerle dolmaya başladı bile.

Bu durum, görsel üretip veya fotoğraf çekip iStock, Getty gibi ücretli sitelere yükleyerek para kazanmayı daha da zorlaştırmış durumda.

Fakıoğlu grafik tasarımcıların ve illüstratörlerin bundan sonra yine yapay zeka destekli animasyonlar gibi daha karmaşık işlere odaklanacağını söylüyor.

Yapay zeka SEO editörleri ve sosyal medyacıların da işini yapıyor

Zaman geçtikçe sosyal medya platformlarının da yazılı komutları görsel tasarımlara çeviren ek araçlarla donanması bekleniyor. Örneğin kısa süre önce Instagram'ın yapay zekalı bir tasarım özelliği üzerinde çalıştığı duyurulmuştu. Buna göre kullanıcılar, istedikleri görseli Instagram'ın yapay zekasına tarif edecek ve uygulama bu yazılı komutlar doğrultusunda platforma uygun tasarımlar oluşturacak.

Bu da aslında halihazırda bu görevi üstlenen SEO editörleri veya sosyal medya sorumlularının yükünü epey hafifleteceğini, hatta belki de onların yerini alabileceğini akla getiriyor.

Fakıoğlu, "Ben bu noktada sosyal medya editörlerinin haberi alıp hesaplardan paylaşım yaptığı iş tanımına çok gerek kalmayacağını düşünüyorum" diyor:

Çünkü şu an en iyi dijital pazarlamayı, yani kitleye uygun dijital pazarlamayı değerlendiriyoruz. Yapay zeka şu anda bile bunu iyi yapabiliyor.

7. Eğitim: 2027 - 2040

Özellikle ChatGPT ve diğer sohbet botlarının yaygınlaşması eğitimde de ciddi bir etki yarattı. Bu etki ilk olarak, öğrencilerin ödevlerini ChatGPT'ye yazdırıp yüksek puanlar almalarıyla ayyuka çıktı ve intihal tartışmalarına neden oldu.

Akademisyenler ve öğretmenler, yapay zeka yardımıyla yazılan makaleleri tespit etmek veya ders işleyiş tarzlarını değiştirmek için yollar ararken üzerinde çok fazla durulmayan bir husus da eğitmenliğin geleceği.

Zira bazı yorumcular yapay zekanın öğretmenlerin yerini de alabileceğine inanıyor. Buna göre yapay zeka destekli araçlar, not verme ve geri bildirim sağlama ve ölçme-değerlendirme gibi önemli görevleri yerine getirebilir hale geldi.

Ayrıca 7/24 destek sağlayan sohbet botları ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre uyarlanan kişiselleştirilmiş öğrenme algoritmaları da var.

Yapay zekayı aktif kullanan en bilindik araçlar arasında dil öğrenme uygulaması Duolingo, matematik öğrenme platformu ALEKS, Coursera yer alıyor.

Pandemiden beri online eğitime rağbetin artması da göz önüne alındığında tüm bu gelişmelerin öğretmenlere yönelik talebi etkileyebileceği düşünülüyor.

Öte yandan birçok uzman, yakın vadede yapay zekanın insanların yerini almaktansa çoğunlukla onları tamamlayacağı görüşünde. Zira öğrenci ve öğretmen etkileşiminin eğitimdeki pozitif çıktıları söz konusu olduğunda öğrenme sürecinin tamamen otomatikleşemeyeceğine dair düşünceler var.

Bu düşünceye göre yapay zeka gibi katı bir yapı, daha düşük düzeydeki bilişsel beceriler için işe yarayabilirken, karmaşık veya daha yüksek düzeydeki görevleri uygun şekilde değerlendiremez veya farklı yeteneklere sahip öğrencilerin ihtiyaçlarına uyum sağlayamaz.

Örneğin ABD'deki Teksas Üniversitesi'nin Austin kampüsünden bilgisayar bilimleri profesörü Peter Stone, yapay zekanın eğitim için ancak yardımcı bir araç olabileceğini söylüyor.

Stone, öğretmenlerin yapay zekanın kullanımını öğretme görevini de üstlenmesi gerekeceği düşüncesinde:

Matematik derslerinde insan öğretmenlerin rolünü yerini bir hesap makinesi mi aldı? Hayır. Öğretmenin hesap makinesi olmadan nasıl aritmetik yapılacağını ve ardından hesap makinesini uygun şekilde nasıl kullanacağını öğretmesi gerekiyor.

"Robotlar 2027'ye kadar öğretmenlerin yerini alacak"

Öte yandan bu konuda çok daha iddialı görüşler de var. Örneğin eğitim uzmanı Anthony Seldon, 2017'de düzenlenen Britanya Bilim Festivali'nde cesur bir iddia ortaya atmış ve yapay zekanın 2027'ye kadar öğretmenlerin yerini alacağını söylemişti.

"Yapay zeka müfredata entegre edilmeli"

Bugün eğitmenlerin önemli bir kısmı bu gelişmelere karşı yapay zeka sistemlerini yasaklama yoluna gidiyor. Örneğin ocak ayında ChatGPT, ABD'nin New York kentindeki okullarda yasaklanmıştı. Yetkililer botun yanlış bilgi verebileceğini ve kopya için kullanılabileceğini, bu sebeple öğrencilerin eğitimine zarar vermesinden endişelenildiğini söylemişti. 

Ancak Doç. Dr. Şenyüz'e göre bu sistemleri tamamen yasaklamak yerine müfredata nasıl dahil edebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. "İngilizce akademik yazılarımın niteliğini artırmada, referansların formatlarını değiştirmede, verilerden genel kategoriler oluşturmada ve veri kaynağı önerileri almada ben de sohbet botlarından ziyadesiyle yararlanıyorum" diyen akademisyen, şöyle ekliyor:

Dolayısıyla sohbet botları 'asla kullanılmamalı' diye düşünmek yerine, öğrencilerin faydalanacakları ama yetinmeyecekleri, eleştirel biçimde değerlendirecekleri bir kaynak haline nasıl getirebileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.

Bu sistemlerden elde edilen bilgilerin tek ve mutlak doğru olarak kabul edilemeyeceğini ve bilginin kullanılmasındaki telif gibi etik sorunların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Şenyüz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Bir denge kurmak ve yapay zekanın gerçek öğrenmeyi teşvik edecek ve akademik sahtekarlığı teşvik etmeyecek şekilde kullanılmasını sağlamak önemli. Algoritma okuryazarlığı ve sorumlu yapay zekâ kullanımına ilişkin eğitim, öğrencilerin yapay zeka sistemlerinin sınırlamalarını ve potansiyel önyargılarını anlamalarını sağlayarak müfredata entegre edilmeli.

8. Güvenlik: 2030 - 2040

Yapay zeka teknolojileri kolluk kuvvetleri ve asayiş söz konusu olduğunda çoğu zaman robotlarla birlikte düşünülüyor. Zira şimdiden birçok ülkenin kolluk kuvvetlerinde yerini alan robotlar, gelecekte "yeni normal" haline gelebileceği düşünülen bir başka teknoloji.

Robot polisleri halihazırda hayata geçirenler arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hindistan ve Çin gibi ülkeler yer alıyor.

Örneğin Dubai Polisi dünyanın ilk robot polis memurunu 2017’de hizmete almıştı. Polis şapkası takan ve tekerlekler üzerinde hareket eden robotun 2030'a kadar, suçluları yakalama ve tutuklama becerileri edinmesi bekleniyor.

ABD’de ise silah üreticisi Axon, okullara düzenlenen silahlı saldırıları önlemek için drone tasarlayacaklarını duyurdu. Bu tür robotlar şimdilik silahsız ama ABD’de geliştirilen drone’lara elektroşok tabancası eklenmesi planlanıyor.

Yeni nesil veri toplama yöntemi: Drone'lar 

Geçmişte emniyet müdürlüğü de yapmış, suç araştırmaları uzmanı Mesut Demirbilek, güvenlik ve teknoloji ilişkisinin aslında daha eskiye dayandığını belirtiyor.

Demirbilek "Savunma sektörü ve güvenlik sektöründe artık insanların da bizzat gördüğü konular devreye girmeye başladı" diye ekliyor:

Örneğin her yerde polis drone'ları görmeye başladık. Vatandaş sokakta bir polis drone'unu gördüğü zaman orada artık bir polis olduğu anlamına geliyor.

Aynı zamanda Emniyet Teşkilatı'nda Yüksek Teknoloji Suçları Şube Müdürlüğü biriminin de (şimdiki adı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı) kurucusu olan Demirbilek, dünyada yeni uygulanmaya başlayan robot trafik polislerini örnek gösteriyor.

Bazı pilot uygulamalarda kavşaklarda ve belirli yerlerde robot trafik görevlileri oluyor. Bugün Taksim Meydanı'na robot trafik polisi koysanız insanlar selfie çekmek için sıraya girer. Ama bir süre sonra kanıksanır ve o robotlar drone'larla entegre vaziyette çalışacağı ve verileri aktaracağı için çok daha etkili sonuçlar ortaya çıkar.

Olay yeri incelemede yapay zeka

Yapay zekalı robotların sadece asayişi sağlamada değil, suçları çözmede de rol oynama ihtimali yüksek. Örneğin Demirbilek, "cinayetin soruşturulmasında yapay zeka ve makine öğrenme algoritmalarıyla çalışan olay yeri inceleme dronelarının görev yapmaya başlayacağını" tahmin ediyor.

Buna göre söz konusu dronelardaki yüksek çözünürlüklü kameralar farklı dalga boyutlarındaki ışıkları kullanarak olay yerindeki en küçük ayrıntıyı tespit edebilecek. Parmak izi, DNA izi veya delil olabilecek herhangi bir şey bu droneların yardımıyla tespit edilecek ve toplanacak.

"Olay yeri, vakanın minimum yüzde 51'ini orada çözmek anlamına gelir. Burada robotların (drone'lar da dahil) kullanılması artık çok gündemde" diyen Demirbilek, yapay zekanın bu süreçte oynadığı rolü şöyle özetliyor:

Olay yerlerinden bu araçlarla üç boyutlu görüntüler aldınız. Sonra bunlar üzerinde daha önceki yüzlerce, binlerce ve hatta milyonlarca olaya bakmış ya da olay dosyalarını okumuş olan yapay zeka size, 'Cesedin üzerindeki izler, şu olayda da böyleydi' diyor. Önceden bunu bilme şansınız olmayabilirdi. Bu sistemler, bütün cinayet dosyalarını bir veya iki dakika içinde tarayıp bunları karşılaştırabilir hale geldi.

Asayişin tamamen yapay zekanın eline geçmesi mümkün mü?

Yapay zekanın asayişi sağlamadaki rolünde yüz tanıma teknolojileri de büyük yer kaplıyor. Bu algoritmalar sayesinde suçlular daha kısa sürede yakalanırken, devletler tüm yurttaşları sıkı biçimde gözetleme olanağına sahip oluyor. 

Yüz tanıma sistemlerinin en büyüğü Çin'deki SKYNET. Bu sisteme bağlı 150 milyondan fazla kamera olduğu biliniyor. Demirbilek'in aktardığına göre 20 milyonluk bir şehirde kaybolan bir çocuğun ya da yetişkinin en geç 15 dakikada nerede olduğu bulunabiliyor.

Ancak asayişin tamamen bu tür sistemlere devredilmesi için önce siyasi ve toplumsal tartışmaların yürütülmesi gerek. Zira bu sistemlerin devletlerin elinde siyasi bir gözetim aygıtı görevi de görebilmesi nedeniyle her ülkede uygulanabilmesi mümkün değil.

Demirbilek, "Bu sistem 20 milyonluk bir şehri okullara ve sınıflara varıncaya kadar 7/24 takip edebiliyor. Ama bu SKYNET'i bugün kıta Avrupa'sında veya başka yerde kuramazsınız. Çünkü bunun için anayasal hak vb. şeyleri geçmeniz gerekir" diyor:

Arkada o kadar devasa bir yapay zeka var ki bunların bir bütün olması korkunç bir durum. Bunu Birleşik Krallık'ta, Avrupa'da yapamazsınız. İnsan hakları ve mahremiyet gibi birçok denge bozulur.

Savaş alanlarında robotlar: 2030'a kadar BK ordusunun çeyreğini oluşturacaklar

İnsansız hava araçları uluslararası krizlerde ve savaşlardaki önemini giderek artırırken, askeri operasyonlarda gözetleme, istihbarat ve diğer pek çok görev için yapay zeka kullanılmaya başladı.

Robot bilimindeki hızlı ilerlemelerle birlikte yapay zekanın yakında dünya çapındaki modern ordulara büyük avantajlar sağlayabileceği, askeri personelin, pilot ve mühendislerin yerini alacağı düşünülüyor.

Bu alandaki en iddialı atılımlardan biri BK ordusunda yaşanıyor. Britanyalı general Nick Carter, 2030'a kadar BK ordusunun dörtte birinin robotlardan oluşacağı görüşünde:

30 bini robot olmak üzere 120 bin kişilik bir ordumuz olabileceğini düşünüyorum, kim bilir?

Yapay zeka, simülasyonda operatörünü öldürmüştü

Öte yandan örneğin ateş edip etmeme kararının bir robota bırakılmasının ne kadar güvenli olduğu da soru işareti. Örneğin önceki günlerde ABD ordusunun simülasyonunda yapay zeka tarafından kontrol edilen bir askeri drone, algıladığı tehdidi yok edebilmek için bunu yapmamasını emreden insan operatörünü öldürme kararı almıştı.

BK Savunma Bakanlığı ise yapay zekalı araçlara monte edilen silahları yalnızca insanların ateşleyebileceği hususunda ısrarcı.

"Yapay zeka sadece yardımcı pilot olabilir"

Demirbilek'e göre bu gibi sebeplerden dolayı yapay zeka ancak bir yardımcı pilot görevini üstlenebilir. "Sizin aslında en büyük yardımcınız bundan sonra yapay zeka" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Yapay zeka hep yardımcı pilot olur. Başka bir şey değil. Yapay zekayı pilot yapamazsınız. Yardımcı pilotlukta ise mükemmeldir.

9. Şoförler, sürücüler: 2030 - 2035

Otonom sürüş, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla giderek daha fazla kabul gören bir konsept. Tesla, BMW ve elektrikli araç üretiminde iddia sahibi olan neredeyse tüm firmalar, modellerine otonom sürüş özelliği de ekliyor.

Bunun yanı sıra yalnızca otonom araçlar geliştirmeye odaklanan sayısız firma da var.

Söz konusu teknoloji, araba kullanıcılarının kişisel konforunu ve deneyimini iyileştirmeyi amaçlasa da toplu taşıma araçlarının da "şoförsüzleşmesi" için pilot çalışmalar mevcut.

Yapay zeka halihazırda sürücülerin yerini alıyor

Önde gelen çalışmalardan biri uzun süredir ABD'nin San Francisco kentinde yapılıyor. Kısa süre önce Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu'nun, şehrin herhangi bir yerinde robot taksilerin 7/24 ücretli yolcu almasına izin verip vermemeyi değerlendirdiği öğrenildi. 13 Temmuz’da yapılacak toplantıda onay verilirse San Francisco, sürücüsüz taksi deneyimi sunan ilk şehirlerden biri olacak.

Otonom taksi hizmeti konusunda önde gelen kentlerden biri de Dubai. Zira yetkililer 2030'a kadar Dubai'deki yolculukların yüzde 25'ini sürücüsüz seyahatlere dönüştürmeyi planlıyor. General Motors'un sürücüsüz araç birimi Cruise, bu plan doğrultusuna Dubai sokaklarının haritasını çıkarmaya geçen yıl başlamıştı.

Toplu taşımada devrim yaratmayı amaçlayan Cruise firması, San Francisco'daki robot taksilerin de geliştiricisi.

Öte yandan otonom sürüş teknolojileri geliştiren platform Waymo’nun, 2021’den bu yana sürdürdüğü sürücüsüz testlerde bazı sorunlar ortaya çıkmıştı. Google'ın ana şirketi Alphabet'in sürücüsüz otomobil projesi olan Waymo, geçen ay ilk kez ölümlü bir kazaya karışmıştı. Bu kaza, Waymo'nun ölümle sonuçlanan ilk kazası olarak tarihe geçmişti.

Yine de uzmanlar yakın gelecekte kentin yollarında bu araçların yol alacağına inanıyor.

Teknoloji yeterli olsa da hayata geçemeyebilir: "UBER bile taksilerle baş edemedi"

Öte yandan Demirbilek, bu tür köklü değişimlere geçilebilmesi için toplumsal ve siyasi şartların da uygun olması gerektiğine dikkat çekiyor.

"Bugün UBER bile İstanbul'daki taksilerle baş edemedi. Dubai'de ise 2030'dan itibaren taksiler kaldırılmak isteniyor. Gelecekte sadece otonom taksileri olacak. Daha kontrollü şehirlerde bu yapılabilir ama biz de ileride yavaş yavaş bu noktaya geleceğiz" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Şimdi olsa belki de 150-300 bin kişi bir anda işsiz kalacak. Bu işlerin toplumsal, ekonomik ve siyasi tarafı da var. Yani teknoloji teknoloji yetersiz olduğu için hayata geçemiyor değiller.

Demirbilek ayrıca, otonom sürüş teknolojisinin yaratabileceği hukuki sıkıntılara da değiniyor:

Diyelim ki otonom bir araç bir insana çarptı ve ölümüne sebebiyet verdi. Kim sorumlu tutulacak? Otonom aracın sahibi olan yapay zeka şirketi mi? Şirket belki de "Benim algoritmalarım çalışmış ama internet bağlantısında sorun olmuş. Ben sorumlu değilim' diyecek. O zaman da internet operatörünü mü sorumlu tutacağız?

Kargo teslimatını robotlar da yapıyor

Günümüzde önemli bir işkolu olan moto-kuryecilik de yapay zeka kaynaklı otomasyonla karşı karşıya. Halihazırda Amazon, FedEx ve Ford gibi büyük şirketler ABD'de evlere kargo teslimatı yapmak için robotları kullanıyor veya kullanmayı planlıyor. Starship Technologies, Nuro, Scout, Udelv, Kiwibot ve Coco da sektördeki büyük oyunculardan.

Son iki yılda yatırımcılar otonom dağıtım şirketlerine en az 8 milyar dolardan para yatırdı.

Ancak bu şirketlerin çoğu için "otonom" terimi biraz yanıltıcı olabilir. Aslında teslimat süreci boyunca her adımda aracı takip eden bir insan kontrolcü ekip var. Sahne arkası çalışanları çoğunlukla robotu izlese de bot bir sorunla karşılaşırsa, insan işçi aracı sürmek veya sorunu gidermek için uzaktan kumanda da kullanabilir. Bu da aslında moto-kuryeler için otomasyon riski anlamına gelirken, yeni pozisyonların da yaratılabileceği anlamına geliyor.

Otonom uçaklar, 2030'da uygulamaya girebilir

Otonom sürüş teknolojilerinden etkilenecek tek pozisyon otomobil şoförlüğü de değil. Zira insansız hava araçlarının dışındaki uçaklarda da otopilot özelliği denenmeye çoktan başladı.

Örneğin İsrail'de devletin de katkı sunduğu proje kapsamında üretilen drone taksiler, geçen ay ilk deneme uçuşlarını yapmıştı. Devletin 60 milyon Yeni İsrail Şekeli (yaklaşık 350 milyon TL) bütçe ayırdığı çalışmada, hem yolcuların hem de kargoların taşınacağı ulusal bir drone ağı oluşturulması amaçlanıyor.

Bu alandaki önemli bir atılım da havacılık devi Airbus'tan gelmişti. Şirketin gerçekleştirdiği bir test uçuşunda A350 model yolcu uçağı (350 - 410 yolcu kapasitesine sahip) otonom bir şekilde, GPS ve ILS desteği kullanmadan, hiçbir pilot müdahalesine gerekmeksizin başarıyla taksi, kalkış ve iniş yapmıştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Kontrol Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği'yle çift anadal yapan Dr. Oktay Arslan, daha önce Independent Türkçe'den Esra Öz'e verdiği röportajda pilotsuz kargo uçaklarının epey erken bir zamanda hayatımıza gireceğini söylemişti:

Teknolojideki gelişmeleri takip ettiğimizde 2030'ların ortalarında otonom uçuş teknolojilerini kullanan pilotsuz araçların, kargo uçağı, yolcu uçağı gibi ticari uygulamalarda uçuşlar yapması bekleniyor.

10. Temizlik işçileri, madenciler ve riskli işler: 2024 - 2030

Yapay zekalı makinelerin entegrasyonunun kas gücüne dayalı riskli işleri üstlenmesi yeni değil. Otomasyon sistemleri ve robotların fabrikalarda üretim hattında çalışarak endüstriyel işleri gerçekleştirebildiği, araba montajı, elektronik eşya üretimi, paketleme ve malzeme taşıma gibi görevlerde etkin şekilde kullanıldığı biliniyor.

Pandeminin hizmet sektöründe hijyen ihtiyacını artırmasıyla birlikte otellerde temizlik işçilerinin ve restoranlardaki servis elemanlarının yerini de robotlar almaya başladı. Örneğin, otomasyonlu kahve makineleri, yemek servisi robotları ve oda temizliği robotları ABD ve Japonya başta olmak üzere pek çok ülkede kullanılmaya devam ediyor.

Birçok uzmana göre bu mesleklerin tamamen otomatikleştirilmesi bugünkü teknolojiyle mümkün. Ancak yaşanacak iş kayıpları nedeniyle devletlerin bu değişimin gerçekleşmesi için önce yeni istihdam alanları yaratması gerekebilir.

Örneğin istihdam politikaları nedeniyle Hindistan'da "dhobi wallah" adı verilen iş kolu halen varlığını sürdürüyor. Bu işe mensup kişiler otellerde konaklayanların çamaşırlarını nehir kenarlarında elde yıkıyor ve güneş alan alanlarda kurutarak geri sunuyor. Diğer bir deyişle bugün yaygın biçime çamaşır makinelerinin üstlendiği görevi halen kas gücüyle yerine getirmeyi tercih ediyorlar.

Öte yandan arama kurtarma görevleri ve madencilik gibi daha riskli işler göz önüne alındığında robotların insanlar için çok tehlikeli işleri yerine getirmesi amacıyla hızlı teknolojik ilerlemeler kaydediliyor.

Bu alanda son derece yetenekli robotlar geliştirmesiyle tanınan ABD'li Boston Dynamics firması öne çıkıyor. Şirketin muhtemelen en çok ilgi çeken, iki ayaklı insansı robotu Atlas, 1,8 metrelik boyuyla çeşitli arama ve kurtarma görevleri için tasarlanmış ve 2013’te tanıtılmıştı. 
 

Madencilik de dünyanın en tehlikeli mesleklerinden biri. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO) göre, on yıldan kısa bir süre önce, madencilik işleri küresel işgücünün yüzde 1'ini, ölümle sonuçlanan kazalarınsa yüzde 8'ini oluşturuyordu.

Ancak maden kazma işlerini üstlenen robotlar ve çıkarılan madeni gerekli yerlere taşıyan otonom kamyonlar da yükselişte. Ünlü madencilik firması EY'nin 2019 tahminine göre, 2030'a kadar her 5 madencilik işinden 4'ünü teknoloji üstlenecek.

Stratejik Yönetim Danışmanı Duman'a göre rutin görevleri yerine getiren depo toplama elemanları ve inşaat işçilerinin yerini de yapay zeka alabilir.

"Yapay zeka, robotikle birleştiğinde, giderek daha karmaşık hale gelen mavi yakalı iş türlerinin yerini alacak" diyen Duman 2041'e kadar süre veriyor:

2041'e kadar, rutin görevleri yerine getiren depo toplayıcıları çoktan işinden edilmiş olacak. Bina uygulamaları da toplu halde montajı kolay robotlar tarafından yapılan prefabrike bileşenlere doğru kaydıkça, birçok inşaat işçisi de işinden olacak. Yakın gelecekte bir tesisatçı robotunun inşa edilmesi pek olası değil, ancak inşaat sektörünün bazı yönleri kökten değişebilir.



Apple, Siri'yi baştan aşağı değiştiriyor: Yenilikler neler?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Apple, Siri'yi baştan aşağı değiştiriyor: Yenilikler neler?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Apple'ın odağına gizliliği alarak Siri'yi baştan aşağı yenilemeyi planladığı yeni bir haberde bildirildi. 

Apple, iki yıldır sanal asistanına yepyeni yetenekler kazandıracağına söz verirken, bunun için sistemin yenilenmesi gerekiyor.  Bu yeni özellikler arasında kullanıcının kişisel koşullarını anlama yeteneği de yer alacak. Böylece kullanıcılar, örneğin birinin uçağının ne zaman ineceğini sorabilecek ve sistem o kişinin kim olduğunu bilip seyahatiyle ilgili daha fazla bilgi edinebilecek.

Ancak bu yenileme ve Apple'ın yapay zeka alanındaki çabaları genel olarak bir dizi sorunla karşılaşırken özelliklerin çoğu ya geç geldi ya da hiç gelmedi. Buna Siri'deki değişiklikler de dahil.

Apple'ın bu yeni Siri sürümünü, gelecek ay düzenlenecek yıllık yazılım etkinliği Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda (WWDC) piyasaya süreceği söylentileri dolaşıyor.

Bloomberg'ün yeni haberine göre Siri'nin yeni sürümü bir dizi özellikle birlikte geliyor ancak Apple, gizliliğe odaklanmasının, halihazırda yapay zekayı daha yoğun kullanan diğer rakiplerinden ayrışmanın anahtarı olacağını umuyor. Kullanıcıların sohbet geçmişlerini 30 gün veya bir yıl sonra otomatik olarak silmesine imkan vermenin de bu özellikler arasında yer alacağı raporda iddia ediliyor.

Diğer sohbet botları da sohbet geçmişlerini silme ve geçici sohbetler yapma olanağı sunsa da gizlilik politikaları daha belirsiz. Dahası, sohbet geçmişlerinin yıllarca saklanabilmesi ve hatta modelleri daha fazla eğitmek için kullanılabilmesi, kişisel verilerin sohbet botu içinde depolanma ihtimali olduğu anlamına geliyor.

Öte yandan bu geçmişler, cevapları kişiselleştirmeye ve daha ayrıntılı bir bağlam sağlamaya yarayabileceğinden kullanıcılara fayda sağlayabilir. Apple, gizliliğe yönelik katı inancının bazı yapay zeka özelliklerini zedelemesiyle ilgili geçmişte eleştirilerle karşılaşmıştı çünkü bu, ürünlerinin kullanıcılar hakkında daha az veriye sahip olduğu anlamına geliyordu. Ancak şirket, her ikisini de yapmanın mümkün olduğuna inandığını defalarca vurguladı.

Siri'deki değişikliklerle ilgili diğer söylentiler arasında, kullanıcıların sohbetlerini görebilecekleri bağımsız bir uygulama ve sanal asistanla etkileşim kurma yöntemlerinin yeniden tasarlanması yer alıyor.

Independent Türkçe


Google'dan "sonsuz kaydırma"ya karşı yeni özellik

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Google'dan "sonsuz kaydırma"ya karşı yeni özellik

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Google, kullanıcıların "sonsuz kaydırma" yapmasını engellemeyi amaçlayan yeni bir özelliği, bir dizi başka güncelleme ve ürünle birlikte kullanıma sundu.

"Pause Point" (Duraklama Noktası) adlı yeni araç, kullanıcıları uygulamalarını gerçekten açmak isteyip istemediklerini düşünmeye zorlamayı amaçlıyor.

Bunu, kullanıcıların seçtiği belirli uygulamaların açılmadan önce 10 saniyelik bir gecikme göstermesine olanak tanıyarak yapıyor. Google, bu gecikmenin kullanıcıların kendilerine "Neden buradayım?" diye sormasını sağlamayı amaçladığını belirtiyor.

Şirket, "Bu duraklama sırasında kısa bir nefes egzersizi yapabilir veya ekran kaydırmaya fazla vakit harcamamak için zamanlayıcıyı ayarlayabilirsiniz" ifadelerini kullanıyor. 

Ayrıca en sevdiğiniz fotoğraflara bakabilir veya sesli kitap gibi alternatif uygulama önerilerine geçebilirsiniz.

Açıklamada, uygulama zamanlayıcıları ve uygulamaların tamamen kilitlenmesi gibi diğer özelliklerin her zaman pratik olmadığı söyleniyor. Google, "Bazen net bir amaç doğrultusunda uygulama kullanımını teşvik eden bir orta yol gerekir" diye belirtiyor.

Kullanıcılar, bu özelliğin belirli uygulamalarda etkinleştirilmesini isteyip istemediklerini seçebiliyor. Ancak özellik kolayca kapatılamıyor: Kullanıcıların bunu kapatmak için telefonlarını yeniden başlatması gerekiyor ve Google bunun, insanların "devre dışı bırakmadan önce durup düşünmesini" sağlayacağını söylüyor.

Duyuru, Google'ın bir dizi yeni güncelleme yaptığı dönemde geldi. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı, Chromebook'un Googlebook adlı güncellemesiydi.

Bir dizüstü bilgisayarın ne olabileceğini "yeniden düşünmeyi" amaçlayan bu yeni dizüstü bilgisayar, yapay zeka araçları paketi Gemini'ı temel alıyor.

Google, "15 yılı aşkın süre önce bulut tabanlı bir dünya için tasarlanmış dizüstü bilgisayar Chromebook'u piyasaya sürdük" ifadelerini kullanıyor. 

Şimdi bir işletim sisteminden bir zeka sistemine geçerken, dizüstü bilgisayarları yeniden düşünme fırsatını görüyoruz.

Independent Türkçe


Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
TT

Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Halid İsam el-İslambuli

Dünyanın yazılım ve teknoloji başkenti, inovasyon hayallerinin güç ve para çatışmalarıyla kesiştiği Silikon Vadisi'nin kalbi San Francisco'da, modern çağın en sert hukuki savaşlarından biri patlak verdi. Bir zamanların ortakları, bugünün hasımları olan milyarder Elon Musk ile OpenAI yönetim kurulunun temsilcisi ve şirketin CEO'su Sam Altman arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Musk, Altman ve yönetim kurulu üyelerini ‘şirketin kuruluş misyonuna ihanet etmekle’ suçluyor. Microsoft'un milyarlarca dolarlık desteğiyle OpenAI'ı kâr odaklı devasa bir şirkete dönüştürdüklerini ve şirketin özgün amacını açıkça çiğnediklerini öne süren Musk, şirketin eski kâr amacı gütmeyen yapısına kavuşturulmasını, ağır tazminat ödenmesini, Altman ile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasını ve şirketin köklü bir yeniden yapılanmaya gitmesini talep ediyor.

Bu dava eski ortaklar arasındaki kişisel bir hesaplaşmadan ibaret değil; teknoloji endüstrilerinin ve yapay zekanın geleceği üzerinde oynanan kapsamlı bir savaş ve gerçek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Musk'ın galip gelmesi halinde kamuya fayda ve güvenliği ön plana alan daha katı bir yönetişim modeli dayatılabilir; bu da Microsoft ile kurulan türden tekelci ortaklıklar da dahil olmak üzere büyük şirketlerin egemenliğini kırabilir, sektördeki rekabet kurallarını yeniden belirleyebilir, açık ya da sorumlu inovasyonu teşvik edebilir ve Musk'ın desteklediği Grok yapay zeka aracına sahip xAI gibi şirketleri de etkileyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre davayı OpenAI'ın kazanması halinde ise yeterli denetim mekanizmaları olmaksızın kâr odaklı bu hızlı yarış pekişecek. İnsani boyutta ise insanlık kaderi belirleyici olan ‘AI herkesin yararına mı yönetilecek, yoksa az sayıda şirketin tahakküm aracına mı dönüşecek?’ sorusuyla karşı karşıya.

Eski ortaklar arasındaki bu savaş, önümüzdeki on yılların dünyasının şeklini belirleyebilir.

Musk ve Altman'ın OpenAI'ı kurması

OpenAI, başta Google ve Microsoft olmak üzere teknoloji devlerinin ‘Yapay Genel Zeka’ (AGI) geliştirme sürecine hâkim olmasına yönelik artan kaygılara doğrudan bir yanıt olarak 2015 yılında Delaware eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI; bir makinenin insanın yapabileceği her türlü entelektüel görevi anlama ve öğrenme kapasitesini ifade ediyor. Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

Şirket başlangıçta şeffaflık ve iş birliğini temel alarak soylu ilkeler üzerine inşa edildi. Kuruluş tüzüğüne göre misyonu, AGI'nin tüm insanlığın yararına hizmet etmesini güvence altına almaktı. Şirket, bazı patent ve araştırmalarını kamuya açık hale getirerek diğer kurumlarla şeffaf bir iş birliği yapma niyetini ilan etti ve araştırma bulgularını kamuoyuyla paylaşmayı taahhüt etti.

Kuruluşa Elon Musk, Sam Altman ve Greg Brockman başta olmak üzere teknoloji dünyasının önde gelen isimleri ortak oldu. Kurucular, Amazon Web Services ve Infosys ile birlikte bir milyar dolar toplamayı taahhüt etti. Ancak fiilen toplanan miktar bunun çok altında kaldı. Şirket 2018 yılına kadar uzun vadeli güvenliği ve kamu yararını öncelik sırasına koyan açık bir araştırma laboratuvarı olarak faaliyet gösterdi; daha sonra ‘eski ortakların savaşını’ alevlendiren köklü dönüşümler başladı.

Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

2018'den 2024'e kritik yılların dönüşümleri

Elon Musk, yönetim kurulunun liderliği üzerinde yaşanan şiddetli bir güç mücadelesinin ardından 2018 yılının şubat ayında OpenAI yönetim kurulundan ayrıldı. Ayrılış gerekçesi olarak kâr amacı gütmeyen misyona "ihanet tohumlarını" ve ticari bir yönelişe geçişin başladığını gördüğünü ileri sürdü. Buna Tesla faaliyetleriyle olası çıkar çatışması da eklendi. Şirket bu tarihten itibaren büyük yatırımları çekmek amacıyla ticari bir kol oluşturarak kademeli olarak kâr odaklı bir yapıya geçti, ardından hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü. Bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi. Fakat gelişmiş modellere erişimin kısıtlanması ve kâr öncelikli yapıya kayış nedeniyle artan eleştirilere de muhatap oldu. Kasım 2023’e gelindiğinde ise Sam Altman'ın kısa süreliğine görevden alındığı, ardından yeniden atandığı bir kriz patlak verdi.

cx cd
Elon Musk'ın OpenAI aleyhine açtığı davada açılış duruşmalarının başlamasıyla birlikte Kaliforniya'nın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında (AFP)

Musk, 2024 şubatında davayı açarak Altman liderliğindeki OpenAI yönetim kurulunu ‘şirketin kuruluş tüzüğüne ihanet etmek ve Microsoft'un desteğiyle kurucu ortakların, hissedarların ve pay sahiplerinin onayı alınmaksızın yasalara aykırı biçimde şirketi kapalı bir kâr amaçlı yapıya dönüştürmekle’ suçladı.

ABD merkezli şirketlerle ilgili hukuk kurallarına göre bu şirketler, amaçları, kârı değerlendirme biçimleri ve kamu yararına bağlılıkları temelinde dört ana kategoriye ayrılıyor:

1- Geleneksel şirketler, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmayı ve kâr dağıtımını hedefler; sosyal fayda yükümlülükleri bulunmaz.

2- Sınırlı sorumlu şirketler yüksek esneklikleriyle öne çıkar ve kârı doğrudan sahiplerine aktarır.

3- Kamu yararına şirketler kâr amacı güder; ancak yasal olarak sosyal kamu yararı sağlamakla yükümlüdür.

4- Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ise bireyler arasında kâr dağıtımını yasaklar; tüm kaynakların kamu yararına yönelik amaçlara tahsis edilmesi zorunludur ve vergiden muaf tutulur. Kâr amacı gütmeyen modelden kâr odaklı modele bu geçiş, davanın özünü ve mevcut hukuki anlaşmazlığın can alıcı noktasını oluşturuyor.

Şirket hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü; ardından bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi.

Mahkeme koridorlarında

Dava ‘Musk - Altman Davası’ olarak 29 Şubat 2024 tarihinde Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal adalet kompleksi Kuzey Kaliforniya ABD Federal Bölge Mahkemesi'nde açıldı. Musk, aynı yıl kasım ayında OpenAI'ın kâr amaçlı yapıya geçişini engellemek amacıyla acil bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Musk, bu dönüşümün 2016-2020 yılları arasında yaptığı 44 milyon dolarlık katkıların koşullarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ertesi yıl şubat ayına gelindiğinde ise davayı yürüten Federal Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers, Musk'ın telafi edilemez zarara uğradığı iddiasını abartılı bularak davayı reddetti.

fbvfbv
OpenAI CEO'su Sam Altman, Avukat Jay Jurata tarafından sorgulanırken (Reuters)

Geçtiğimiz yıl nisan ayında OpenAI'ın 12 eski çalışanı, Elon Musk'ın şirkete karşı açtığı davaya müdahil olmak istediklerine dair mahkemeye bir dilekçe sundu. Dilekçede Altman, ‘dürüst olmamakla ve çalışanları ömür boyu geçerli iftira etmeme anlaşmaları (Non-Disparagement Agreements) imzalamaya zorlamaları konusunda yanıltmakla’ suçlandı. OpenAI ise karşı dava açarak Musk'ı ‘kendi projelerine yarar sağlamak amacıyla şirketin ilerleyişini engellemeye çalışmakla’ itham etti.

Yine geçtiğimiz yılın mayıs ayında ise Yargıç Rogers, ön duruşmalarda nihai taleplerin bir bölümünü kabul edilemez bulurken başta dolandırıcılık ve haksız zenginleşme iddiaları olmak üzere diğer taleplerin görülmesini kabul etti.

Ekim ayına gelindiğinde OpenAI, şirket yapısını özel kamu yararına şirket (Private Benefit Corporation) olarak yeniden düzenledi ve OpenAI'ın bağlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu yüzde 26, Microsoft ise yüzde 27 pay aldı.

Geçtiğimiz nisan ayı başlarında ise Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini, Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini ve Greg Brockman dahil diğer yöneticilerin de kapsama alınmasını talep etti. Yargıç Rogers bu talepleri kabul etti; bunun üzerine 27 Nisan 2026'da tarafları dinleyecek jürinin seçim süreci başladı.

Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini ve Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini talep etti.

Musk'ın mahkeme ifadesi: Üç kritik gün

Musk, 28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında her bir oturum yaklaşık yedi saat olmak üzere mahkemede jüri karşısında ifade verdi. Musk, 28 Nisan’daki oturumda özgeçmişine ve OpenAI'ı AI’ın risklerine karşı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurma gerekçelerine odaklandı ve şirketi insanlığa hizmet eden araştırma odaklı bir hayır kurumu olarak gördüğünü vurguladı. AI, Star Trek film serisine benzer bir modele dönüşmesini umduğunu, ancak şirketin, AI’ın kendi varlığının farkına varıp insanlara karşı bir yok etme savaşı başlattığı Terminatör serisini andıran bir senaryoya evirildiğini görünce şok yaşadığını söyledi. Yargıç Rogers, varoluş meselesini uzun uzadıya aktaran Musk'ın sözlerini, jürinin konuyu kavradığını ve daha fazla açıklamaya gerek olmadığını belirterek kesti.

frbhrgt
Elon Musk'ın OpenAI'a karşı açtığı davayla ilgili duruşma günü mahkemeye taşınan belge kutuları, 12 Mayıs tarihli (Reuters)

Musk, 29 Nisan’daki oturumda 800 milyar dolar değerindeki bir şirketin kuruluşuna 38 milyon dolar bağışladığı için kendini ‘aptal’ gibi hissettiğini dile getirdi ve Altman ile Brockman'ı ‘şirketin kâr amacı gütmeyen yapısını öngören kuruluş tüzüğüne ihanet etmekle’ suçladı. Musk, 30 Nisan’daki oturumda ise OpenAI’ın Avukatı William Savitt'in sert sorgulamasıyla karşı karşıya kaldı. ‘Şirketin kurucu ortakların parasını çaldığı’ iddiasını içeren gergin bir tartışmaya dönüşen bu sorgunun ardından Yargıç Rogers, belirgin gerilim üzerine sorgulamayı sonlandırdı.

Musk sonrası ifadeler

Musk'ın ifadesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ve jüri diğer önemli tanıkları dinledi. Bunların başında Musk'ın rakibi Altman geldi. Altman, 12 Mayıs’taki oturumda kendisinin ‘dürüst ve güvenilir bir iş insanı’ olduğunu söyleyerek Musk'ın ‘şirketi kâr amacı gütmeyen bir yapıdan kâr amaçlı yapıya dönüştürmek için çalmaya çalıştığı’ iddiasını reddetti. Altman ayrıca Musk'ın 2019'da şirketin ticari kolu kurma planına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve SpaceX ile Tesla'nın başındaki ismin yönetim kurulundan ayrılmasından bir yıl önce bu plandan haberdar olduğunu vurguladı.

4 Mayıs’taki oturumda ise yazılım, bilgisayar mühendisliği ve AI profesörü Stuart Russell, bu alandaki denetimsiz yarışın riskleri hakkında ifade verdi. Yargıç Rogers, varoluşsal tehlikelere ilişkin açıklamalarını sınırlandırmasını istedi.

fgr
OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında, 12 Mayıs 2026 (AFP)

5 ve 6 Mayıs oturumlarında Greg Brockman, şirketin kâr amaçlı modele geçişini savunduğu uzun bir savunma ifadesi verdi. 2017'de Musk ile yaşadığı gergin bir yüzleşmeyi aktaran Brockman, "Beni döveceğini sandım" dedi. Ayrıca Shivon Zilis'in Musk ile ilişkisinden ve onun şirket içinde "ajan ya da casus" rolü üstlendiği iddiasından söz etti. 6 Mayıs oturumunda ise eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Musk'ın dört çocuğunun annesi olan Shivon Zilis, belirli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde hassas bir ifade verdi. Musk ile önceki romantik ilişkisini kabul eden Zilis, şirket içinde onun için sızıntı kaynağı işlevi gördüğü iddiasını reddetti.

Jürinin kararı

Dünya bu davanın jüri kararını bekliyor. Amerikan federal mahkeme hukukuna göre bu tür davalarda jürinin oybirliğiyle karar vermesi zorunlu; ancak bu sağlandığı takdirde Yargıç Rogers esasa ilişkin nihai hükmünü açıklayabilecek. Tek bir jüri üyesinin bile karşı çıkması durumunda ‘hung jury‘ (askıya alınmış jüri) hali ortaya çıkacak. Bu durum davanın yeni bir jüri heyeti önünde yeniden görülmesine yol açabilir. Böylece anlaşmazlık aylarca daha uzayabilir. Bu yüzden her iki tarafın da jüri üyelerini her türlü yolla ikna etmeye ve kendi safına çekmeye çalışması bekleniyor.

sdv
Duruşma sırasında Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Davanın Musk lehine sonuçlanması halinde AI sistemlerinde açık kaynak modellerine kısmı bir dönüş yaşanabilir. Bu da üniversitelerin ve bağımsız araştırmacıların AI’ın gelişimini izlemesine ve sapmasını önlemesine olanak tanır. Altman'ın kazanması durumunda ise bu, büyük şirketlere insanlık tarihinin en büyük icadını ticari sır perdesi altında özelleştirme yolunu açan bir yeşil ışık olarak değerlendirilecek.

İnsanlık kritik bir kavşakta duruyor: Ya AI, kurucularının başlangıçta hayal ettiği gibi ‘insanlığın ortak mirası’ olarak kalacak ya da az sayıda güçlü şirketin tekelinde bir ‘teknolojik silaha’ dönüşecek.