Yüksek alkollü kuyrukluyıldız "meteor yağdıracak"

Meteorlar gelecek yıllarda da aynı tarihte Dünya'yla çarpışacak

46P/Wirtanen, 16 Aralık 2018'de Dünya'ya en yakın geçişini yaptı (NASA)
46P/Wirtanen, 16 Aralık 2018'de Dünya'ya en yakın geçişini yaptı (NASA)
TT

Yüksek alkollü kuyrukluyıldız "meteor yağdıracak"

46P/Wirtanen, 16 Aralık 2018'de Dünya'ya en yakın geçişini yaptı (NASA)
46P/Wirtanen, 16 Aralık 2018'de Dünya'ya en yakın geçişini yaptı (NASA)

NASA'nın "anormal derecede alkollü" olduğunu keşfettiği kuyrukluyıldız, çok yakında bir meteor yağmuruna neden olabilir.

46P/Wirtanen adlı gök cismi 1974'te Güneş'e yaklaştığında arkasında minik asteroitlerden oluşan bir toz kütlesi bırakmıştı.

Beş gökbilimci bu enkazın yörüngesini hesapladı ve Dünya'nın bu yıl 12 Aralık'ta yeni bir meteor yağmuruyla karşılaşabileceği sonucuna vardı.

Üstelik bu toz kütlesi muhtemelen gelecek yıllarda da aynı tarihte Dünya'yla çarpışacak. Bu da yerkürenin her yıl düzenli bir meteor yağmuruna sahne olacağı anlamına geliyor.

Hakemli bilimsel dergi Astronomy and Astrophysics'e gönderilen ve henüz inceleme aşamasında olan yeni makaleye göre söz konusu meteorların Dünya'ya çarpma hızı nispeten düşük olacak.

Saatte 10,2 kilometre hızla gezegene çarpması beklenen meteorlar, bu yüzden çok da parlak görülmeyebilir.

Ancak daha yavaş hareket eden meteorlar, gökyüzünde daha uzun süre süzülebiliyor. Bu da bir yandan gözlemlenebilme ihtimallerini artırıyor.

Birkaç farklı bilgisayar modeli kullanan bilim insanları, meteor yağmurunun zirve yapacağı saat aralığını da hesapladı.

Bulgulara göre yağmur, 12 Aralık'ta Türkiye saatiyle 11.30 ve 15.30 arasında zirveye ulaşacak.

Zirve noktasının gündüz saatlerine denk gelmesiyse gözlemciler için kötü bir haber.

Yüksek oranda alkollü

NASA araştırmacıları 2021'de Güneş Sistemi'nin iç kısımlarına yolculuğu sırasında Dünya'ya çok yaklaşan kuyrukluyıldızın "koma" adı verilen atmosferini incelemişti. Analizler, gök cisminin yüksek seviyede alkol barındırdığını ortaya koymıuştu.

Normalde kuyrukluyıldızlar "alkollü canavarlar" olarak biliniyor. Zira Güneş Sistemi'nin dış kısımlarından içine doğru hareket ettiklerinde ısınıp alkollü bileşikler salabiliyorlar.

Ancak NASA desteğiyle yapılan araştırmanın ardındaki bilim insanlarına göre 46P/Wirtanen, anormal derecede fazla alkol içeriyor. Bu durum, Güneş Sistemi'nin evrimine dair şaşırtıcı bilgiler sağlayabilir.

ABD'deki Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı'ndan Neil Dello Russo, "46P/Wirtanen, bugüne kadar herhangi bir kuyrukluyıldızda ölçülen en yüksek alkol-aldehit oranlarından birine sahip" diyor:

Bu da Wirtanen'in oluştuğu erken Güneş Sistemi'nde karbon, oksijen ve hidrojen moleküllerinin nasıl dağıldığına dair bilgi veriyor.

Comet 46P/Wirtanen, Güneş Sistemi'nin iç kısımlarını aslında düzenli ziyaret ediyor. Kuyrukluyıldız, her 5,4 yılda bir Güneş'in etrafında dönüyor ve hatta bazen Dünya'ya o kadar yaklaşıyor ki gece gökyüzünde çıplak gözle görülebiliyor.

Independent Türkçe



Beyin pili, depresyon tedavisinde umut ışığı oldu

Bazı bilim insanları, DBS'yle depresyon tedavisi için henüz yeterli aşamaya gelinmediğini belirtti (AP)
Bazı bilim insanları, DBS'yle depresyon tedavisi için henüz yeterli aşamaya gelinmediğini belirtti (AP)
TT

Beyin pili, depresyon tedavisinde umut ışığı oldu

Bazı bilim insanları, DBS'yle depresyon tedavisi için henüz yeterli aşamaya gelinmediğini belirtti (AP)
Bazı bilim insanları, DBS'yle depresyon tedavisi için henüz yeterli aşamaya gelinmediğini belirtti (AP)

Amerikalı bilim insanları, beyin pilini depresyon tedavisinde kullanmayı hedefliyor.

Araştırmacılar, derin beyin stimülasyonu (DBS) olarak bilinen tedavi yönetimini, ağır depresyon vakalarında da uygulamak istiyor. DBS, beynin belirli bölgelerine elektrik göndermek için kafatasının içine yerleştirilen elektrodlardan oluşan bir implant çeşidi. 

DBS, halihazırda Parkinson ve epilepsinin tedavisinde kullanılıyor. ABD merkezli haber ajansı AP'nin aktardığına göre Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) yöntemin, Tedaviye Dirençli Depresyon (TDD) hastalarında da kullanılabilmesi için inceleme ve onay sürecini hızlandırdı. 

New York'taki Mount Sinai Center for Neuromodulation adlı araştırma merkezi, DBS tedavisinin TDD üzerindeki etkilerini gözlemlemek için çalışmalar yürütüyor. 

Uzun yıllar boyunca TDD'den muzadrip Emily Hollenbeck, tedavi için bu programa katılıp DBS'yi deneyen kişilerden biri. 

Birçok ilacın yanı sıra elektroşok tedavisini de denediğini ve hiçbir şekilde kalıcı iyileşme kaydedilemediğini belirten Hollenbeck, bir doktorun tavsiyesiyle DBS'yi denemeye karar verdiğini söyledi.

Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Brian Kopell, elektrodları beynin iki yarımküresi arasındaki bilgi iletişimini sağlayan sinir ağlarından oluşan korpus kallozumun hemen üstünde yer alan singulat korteks bölümüne yerleştirdi. Beynin bu bölümü, duyguların düzenlenmesinden sorumlu.

Kopell, normalde elektriksel aktivitenin beynin tüm alanlarına herhangi bir engelle karşılaşmadan dağıldığını belirtirken, depresyonda bu akımın beynin "duygusal devresinde" sıkışıp kaldığına dikkat çekti. Cerrah, DBS'nin bu sıkışıklı giderdiğini ve beynin elektriksel aktivitesini normal haline döndürdüğünü bildirdi. 

Hollenbeck, ameliyatın ardından kısa sürede olumlu etkileri görmeye başladığını belirterek, "Ameliyattan sonraki ilk gün, o olumsuz ruh halinin, ağırlığın ortadan kalktığını hissetmeye başladım" dedi. 

Ayrıca kendisini en mutlu eden gelişmenin tekrar müzik dinlemekten zevk alması olduğunu söyledi. 

Hollenbeck'in psikiyatristi Dr. Martijn Figee ise "Bana Vietnam yemeğinin tadını yıllar sonra gerçekten ilk kez alabildiğini söyledi. New York'a taşındığından beri tamamen boş olan evini dekore etmeye de başladı" dedi.

Kaliforniya Üniversitesi'nden Dr. Katherine Scangos, DBS'le TDD tedavisi üzerine çalışmaların 20 yıldır yapıldığına dikkat çekerek "Alanda hızlı ilerlemeler kaydediliyor. Kısa süre içinde FDA onayının da geleceğini düşünüyorum" dedi.

Independent Türkçe


ChatGPT çöktü ve kullanıcılara endişe verici mesajlar göndermeye başladı

ChatGPT logosu (AFP)
ChatGPT logosu (AFP)
TT

ChatGPT çöktü ve kullanıcılara endişe verici mesajlar göndermeye başladı

ChatGPT logosu (AFP)
ChatGPT logosu (AFP)

OpenAI tarafından geliştirilen bir yapay zeka sohbet robotu olan ChatGPT’nin yakın zamanda bir arıza yaşadığı ve kullanıcıların saçma ve mantıksız yanıtlar aldığı görüldü.

Şarku’l Avsat’ın The Independent gazetesinden aktardığı habere göre, yapay zeka sohbet robotu, son saatlerde sorulara uzun ve anlamsız mesajlarla yanıt verdi.

Sorulmadan İspanyolca mesajlar yazdı ve aynı zamanda odada onlarla birlikte olduğunu öne sürerek kullanıcıları endişelendirdi.

Sorunun neden oluştuğuna dair net bir gösterge yok. Ancak uygulamanın yaratıcıları, sorunun farkında olduklarını ve durumu izlediklerini söyledi.

Reddit’te paylaşılan bir örneğe göre, bir kullanıcı plakta dinlenebilecek caz albümlerinden bahsetti.

ChatGPT’den çok geçmeden yüksek sesle ‘İyi dinlemeler!’ ifadesi geldi. Ayrıca kullanıcıya agresif davranarak, mantıksız yanıtlar vermeye başladı.

Diğer bir kullanıcı ise ‘Bilgisayar nedir?’ gibi basit soruya, paragraflar dolusu tuhaf yanıtlar verildiğini bildirdi.

Başka bir örnekte ChatGPT, güneşte kurutulmuş domateslerin nasıl yapılacağı sorulduğunda anlamsız sözlerle yanıt verdi.

Bir grup başka kullanıcı ise sistemin konuştuğu diller üzerindeki hakimiyetini kaybettiğini fark etti. 

Bazıları bunun İspanyolca kelimeleri İngilizce ile karıştırdığını, Latince kullandığını veya başka bir dilden geliyormuş gibi görünen ama aslında hiçbir anlam ifade etmeyen kelimeler uydurduğunu gördü.

Hatta bazı kullanıcılar, yanıtların endişe verici göründüğünü bile söyledi. 

Kodlama sorunuyla ilgili yardım istenen ChatGPT, “Sırayı sanki odada yapay zeka varmış gibi tutalım” ifadesini içeren uzun, başıboş ve büyük ölçüde saçma bir yanıt verdi.

Bu yanıtı alan kullanıcı Reddit’de “Bunu gece 02.00’da okumak korkutucu” diye yazdı.

OpenAI araçlarını kullanan geliştiricilere yönelik forumda ‘IYAnepo’ adlı bir kullanıcı, ChatGPT’nin tuhaf davranışına dikkat çekti.

FOTO: OpenAI şirket logosu (AP)
OpenAI şirket logosu (AP)

Söz konusu kullanıcı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Tamamen var olmayan kelimeler üretiyor, kelimeleri atlıyor ve diğer anormalliklerin yanı sıra benim için anlaşılmaz olan küçük anahtar kelime dizileri üretiyor. Bu tür talimatlar verdiğimi düşünebilirsiniz, ancak durum böyle değil. GPT’min hayaletli olduğunu hissediyorum.”

OpenAI, dün yaptığı açıklamada, ‘kullanıcı deneyimi optimizasyon sürecinin’, programın dili işleme biçiminde bir hataya yol açtığını bildirdi.

Şirket, dilsel modellerin sözcükleri rastgele örnekleyerek yanıtlar ürettiğini ve kısmen olasılıklara dayandığını açıkladı.

Bir süre sonra yapılan bir diğer açıklamada, sorunun çözüldüğü duyuruldu.

Bu olay bize, yapay zekanın, üretken olsa bile, kullanıcılarla yapılan görüşmelerde verebileceği izlenimin aksine, ‘söylediğini’ anlamadığını hatırlatıyor.

Görünüşe göre geliştirici OpenAI’nin katkısı olmadan ChatGPT’nin soruları yanıtlama biçimini değiştirmesi ilk kez olmadı.

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru kullanıcılar, sistemin tembelleştiğinden, küstahlaştığından ve soruları yanıtlamayı reddettiğinden şikayetçiydi.

OpenAI, 2022 sonlarında ChatGPT programını başlatarak yapay zeka alanında devrim yarattı.

Programın kısa sürede elde ettiği başarı, günlük dilde basit bir isteğe dayalı olarak, genellikle şaşırtıcı kalitede metin, ses, görüntü ve videolar oluşturabilen bu son teknolojiye büyük ilgi uyandırdı.


Yapay zeka araçları, e-postaları kolaylaştırıyor

Küresel iletişimin en önemli kanalı olan mail hizmetinin daha verimli hale gelmesi için çalışmalar sürüyor.
Küresel iletişimin en önemli kanalı olan mail hizmetinin daha verimli hale gelmesi için çalışmalar sürüyor.
TT

Yapay zeka araçları, e-postaları kolaylaştırıyor

Küresel iletişimin en önemli kanalı olan mail hizmetinin daha verimli hale gelmesi için çalışmalar sürüyor.
Küresel iletişimin en önemli kanalı olan mail hizmetinin daha verimli hale gelmesi için çalışmalar sürüyor.

E-posta tüm dünyada önemli bir iletişim kanalı olmaya devam ediyor. Ancak mükemmel bir mail yazmak bazen bir yük gibi görünebilir.

Yapay zekanın altın çağı

Neyse ki yapay zekanın altın çağına girmiş bulunuyoruz... Profesyonel e-postalar yazmaktan gelen kutularımızı düzenlemeye kadar bu teknoloji, e-postalarımızla etkileşim kurma şeklimizde devrim yaratıyor. Daha doğrusu, e-postalarımızla etkileşim kurmak için harcadığımız zamanı azaltmaya yardımcı oluyor.

Mesaj düzenleme seçenekleri

İşte gelen kutunuzu düzenlemenize, sorulara yanıt vermenize ve size ulaşan kişilerin memnuniyetini sağlamanıza yardımcı olacak bazı seçenekler:

-SaneBox: İster e-posta bombardımanına tutuluyor ister mesajlarınızı düzenlemek için daha verimli bir yol arıyor olun, SaneBox size hizmet etmek için denemeye değer bir seçenek. Bu uygulama, tercihlerinize göre e-postalarınızı otomatik olarak düzenleyerek, önemli mesajlara öncelik vererek ve önemsiz mesajları uygun dosyalara taşıyarak gelen kutunuzu düzene sokmak ve üretkenliğinizi artırmak için yapay zeka kullanıyor. Uygulama ayrıca ‘Rahatsız Etmeyin’ gibi e-postaların neden olduğu dikkat dağınıklığını azaltacak özelliklere de sahip.

Akıllı, profesyonel yanıtlar

-InboxGPT: Müşteri destek mesajlarınızın kalitesini artırmak mı istiyorsunuz? Profesyonel, kişiselleştirilmiş ve ilgi çekici e-posta yanıtları oluşturmak için tasarlanmış yapay zeka destekli bir araç olan InboxGPT'yi öneriyoruz. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu araç, destek mesajlarını tek bir gelen kutusunda birleştirmek için Gmail ile iş birliği içinde çalışıyor ve gönderdiğiniz her mai ile daha akıllı hale geliyor. Bu da gelecekteki yanıtların yükseltilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, mesajların tonunu uygun şekilde ayarlamak için aracı internet sitenizin içeriği üzerinde geliştirebiliyorsunuz.

Basın bültenleri

-Rasa.io: Bu araç haber bültenleri gönderen kullanıcılar için tasarlanmıştır. Yakın zamana kadar binlerce aboneye kişiselleştirilmiş e-posta gönderme fikri çılgınca görünüyordu. Ama bugün, ‘Rasa.io’ ile ortak bir alışkanlık haline geliyor. Kullanıcıları daha fazla etkileşime teşvik etmek için bu hizmet, herkese birleşik bir mesaj göndermek yerine, her kullanıcının tercihlerine ve davranışlarına göre kişiselleştirilmiş e-postalar gönderiyor. Bu amaçla; aracın yararlanacağı bir dizi konu ve kaynak belirlemeli ve ardından her bir okuyucuya ilgi alanlarına göre kişiselleştirilmiş haber bültenleri girmek gerekiyor.

Fast Company dergisi - "Tribune Media" hizmetleri


Ördek gagalı dinozor 100 milyon yıl önce "Avrasya'dan Afrika'ya yüzdü"

Fas'ta ördek gagalı bir dinozorun fosilleşmiş kalıntıları keşfedildi (Bath Üniversitesi)
Fas'ta ördek gagalı bir dinozorun fosilleşmiş kalıntıları keşfedildi (Bath Üniversitesi)
TT

Ördek gagalı dinozor 100 milyon yıl önce "Avrasya'dan Afrika'ya yüzdü"

Fas'ta ördek gagalı bir dinozorun fosilleşmiş kalıntıları keşfedildi (Bath Üniversitesi)
Fas'ta ördek gagalı bir dinozorun fosilleşmiş kalıntıları keşfedildi (Bath Üniversitesi)

Bilim insanlarının "afallatan" bir keşfine göre karada yaşayan bir dinozor Avrasya'dan Afrika'ya yüzlerce kilometre yüzmüş olabilir.

Araştırmacılar Fas'ta yaklaşık 250 kg ağırlığında ve üç ila 4 metre boyunda ördek gagalı bir dinozorun fosilleşmiş kalıntılarını buldu.

Hadrozor diye de bilinen bu canlı, 66 milyon ila 100 milyon yıl önce Kuzey Amerika'da ortaya çıktı ve kıtalar birbirine bağlıyken Avrupa ve Asya'ya göç etti.

Ancak süperkıta Pangea'nın parçalanmasının ardından Afrika "günümüz Avustralya'sı gibi okyanusta tek başına yüzen bir ada kıta" olarak kaldığı için bu türün bu bölgeye ulaşamaması gerekiyordu.

Çalışmaya göre bu durum, "kara bağlantıları koptuktan çok sonra evrimleşen ördek gagalı dinozorların bir şekilde Afrika'ya ulaşmayı başardığını" ve belki de yüzerek bunu yaptığını gösteriyor.

Ördek gagalı dinozor fosilleri Fas'ta bulundu (Bath Üniversitesi)
Ördek gagalı dinozor fosilleri Fas'ta bulundu (Bath Üniversitesi)

Bath Üniversitesi'nden ve raporun yazarlarından Dr. Nicholas Longrich, The Times'a şöyle dedi:

Yeni ördek gagalının anatomisi Avrupa'daki türlere çok benziyor, bu da ördek gagalıların birkaç yüz kilometre boyunca açık denizde yüzerek ya da süzülerek Kuzey Afrika'ya yerleştiğini gösteriyor. Dinozorların suları aşarak Afrika'ya ulaşması son derece olasılık dışı fakat olasılık dışıyla imkansız aynı şey değil. Ve yeterli zaman verildiğinde olasılık dışı şeyler olası hale gelir.

Dr. Longrich ördek gagalı dinozorun, kariyerinin en şaşırtıcı keşfi olabileceğini de sözlerine ekledi.

Bana Afrika'da ne tür dinozorlar bulabileceğimizi sorsaydınız, bırakın üç türü, ördek gagalı dinozor aklıma gelecek son şey olurdu.

Bu keşif, Tyrannosaurus rex'in uzak kuzeninin yıllarca bir müzede sergilendikten sonra göz önünde saklandığının keşfedilmesinin ardından yapıldı.

Tyrannosaurus mcraeensis diye bilinen canlı, bilim insanları fosilleri yeniden inceleyene kadar New Mexico'nun Albuquerque kentindeki bir müzede yanlışlıkla T-rex diye sergileniyordu.

Bu dinozorun Güney Amerika'dan geldiği ve yaklaşık 67 milyon yıl önce bugünkü Montana, Wyoming ve Kanada'ya göç ettiği düşünülüyor.

Bath Üniversitesi'nin araştırmacılarına göre Tyrannosaurus burada, yaklaşık 12 metre veya çift katlı bir otobüse eşdeğer olan korkunç boyutuna ulaştı.

Independent Türkçe


Z kuşağının bildirim kaygısından kaçınmak için etkili silahı: "Rahatsız Etme" modu

(Pexels)
(Pexels)
TT

Z kuşağının bildirim kaygısından kaçınmak için etkili silahı: "Rahatsız Etme" modu

(Pexels)
(Pexels)

Z kuşağı üyeleri, telefonlarını sürekli "Rahatsız Etme" modunda tutmalarının nedenini itiraf etti.

Çoğu cep telefonunda bulunan "Rahatsız Etme" özelliği, dikkatini işten, ders çalışmaktan ya da kişiyi iyi bir gece uykusundan alıkoyabilecek bildirimleri engellemek isteyenler tarafından kullanılıyor. Ancak internette bazı kişiler bu özelliği kaygılarını azaltmak için kullandıklarını itiraf etti.

Eskiden Twitter diye bilinen X'te Max Burns adlı kullanıcı, "Bugün bazı Z kuşağı gençlerinin cep telefonlarını 7/24 'Rahatsız Etme' modunda tuttuklarını, böylece aramalara cevap verme kaygısıyla asla yüzleşmek zorunda kalmadıklarını öğrendim" yazarak çevrimiçi bir tartışma başlattı. Buzzfeed'e göre Burns bu yazıyı "Rahatsız Etme" özelliğini Z kuşağından iki iş arkadaşıyla tartıştıktan sonra yazmış. İş arkadaşları, istenmeyen ve beklenmedik aramaların yarattığı endişeden kaçınmak için bu özelliği kullanmayı istediklerini söylemiş.

Kullanıcılar, gönderinin yorum bölümünden bu özelliği kullanma nedenlerinden bahsederek açıkça görüşlerini belirtti. 

Burns'ün tweetiyle özdeşleşen pek çok Z kuşağı üyesi olmasına rağmen bunun Z kuşağına özgü bir alışkanlık olmadığını söyleyenler de oldu.

Bir kullanıcı, "Bunun Z kuşağına özgü bir şey olduğunu sanmıyorum, bence bu 7/24 internete bağlı olmanın yarattığı genel bir kaygı" diye yazdı. Bir başka Y kuşağı da şöyle ekledi:

Hayati tehlike olmadıkça birini cep telefonundan aramak saygısızlıktır. O anda benim dikkatimi çekmeye hakkın olduğunu sana düşündüren nedir?

X kuşağından biri "Telefonum her zaman beyaz listeli bir 'Rahatsız Etme' modunda" diye cevap verdi.

Bu saçmalıklarla uğraşacak vaktim yok. Sizinle konuşmak istiyorsam beyaz listedesiniz. Aksi takdirde mesaj atın ya da sesli mesaj bırakın. Sözleşme dışında bana e-posta da göndermeyin.

Bir başka X kuşağı üyesi de "Bunu yapıyorum çünkü 40 yaşındayım ve rahatsız edilmek istemiyorum" diye ekledi.

Bazı kişiler telefonlarını genel kaygıdan ziyade spam aramalardan kaçınmak için "Rahatsız Etme" moduna aldıklarını yazdı. Bir kişi "Aramaların yüzde 99'u dolandırıcı, sigorta dolandırıcılığı ve siyasi spam" diye açıkladı.

Yüzde 1'i de annemden geliyor.

Bir başkası da "Bu kesinlikle kaygı mı yoksa genel telefon sistemi hizmetinin spam gönderenler tarafından tamamen ele geçirildiği ve neredeyse işe yaramaz hale geldiği gerçeği mi?" yorumunu yaptı.

Z kuşağı arasındaki telefon görüşmesi kaygısı asılsız bir teori değil. 2023'te yapılan bir araştırma, katılımcıların yüzde 90'ının telefonda biriyle konuşmaktan endişe duyduğunu göstermişti. Araştırmacılar bu kaygı ve kaçınmanın sebebini genç neslin, geçmişteki sabit telefonlar yerine cep telefonları ve akıllı telefonlarla büyümesine bağlıyor. Çok fazla telefon görüşmesi yapmak zorunda kalmadan büyüdükleri için telefon görüşmesi adabından yoksunlar ve aramaları yanıtlarken kendilerini rahat hissetmiyorlar.

Independent Türkçe


Diziler yakında "tamamen" yapay zekayla üretilebilir

(Reuters)
(Reuters)
TT

Diziler yakında "tamamen" yapay zekayla üretilebilir

(Reuters)
(Reuters)

BBC'den bir yönetmene göre BBC dizileri yakında tamamen üretken yapay zeka tarafından yapılabilir.

Birleşik Krallık'taki (BK) milletvekillerine, bu teknolojinin bir komuta yanıt olarak senaryo ve videolar üreteceği söylendi.

BK Kültür, Medya ve Spor Komitesi'nin Britanya'nın film ve yüksek kalitedeki TV yapımlarıyla ilgili soruşturmasında çarşamba günü, Doctor Who ve Snowpiercer gibi dizilerde çalışan yönetmen James Hawes'a bu teknolojinin kendi sektörünü nasıl etkileyeceği soruldu.

Directors UK Başkan Yardımcısı, BBC'nin bu yıl içinde Doctors'ın yayından kaldırılacağını duyurmasının ardından düzenlenen bir forumu milletvekillerine anlattı.

Hawes "Oradaki üyelerden birinin yapay zeka hakkında konuşmaya başlaması, beni Doctors gibi bir dizinin tamamen üretken yapay zekayla yapılmasına ne kadar kaldığını araştırmaya yöneltti ve çeşitli görsel efekt çalışanlarıyla bir anket yaptım.... Daha sonra buraya gelmeden önce Ekran Oyuncuları Sendikası(-Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Federasyonu) ve (Amerikan) Yazarlar Birliği'ne yaz boyunca danışmanlık yapan hukuk ekibinden bazı kişilerle konuştum" dedi.

Ve en iyi tahmine göre üç ila 5 yıl içinde birisi 'Bir acil servis odasına bir doktorun geldiği, ilişki yaşadığı kadınla flört ettiği ve birinin ameliyat masasında öldüğü bir sahne yarat' diyebilecek ve araç bunu yaratmaya başlayacak ve biz de bunları kuracağız ve bu üretken yapay zeka işi olacak.

Hawes'un yorumları, ChatGPT'yi geliştiren OpenAI'ın yeni bir video üretme aracı olan Sora'yı tanıtmasından birkaç gün sonra geldi. Tasarımcılarına göre bu araç bir komutu alıp gerçekçi görünen bir videoya dönüştürebiliyor.

Press Association'dan da yararlanılmıştır

Independent Türkçe


Bilim dünyası Güney Kutbu’nun derinliklerini dinliyor

Hidrofonlar, deniz memelilerinin davranışlarını anlamak için seslerin kaydedilmesini sağlar (AFP)
Hidrofonlar, deniz memelilerinin davranışlarını anlamak için seslerin kaydedilmesini sağlar (AFP)
TT

Bilim dünyası Güney Kutbu’nun derinliklerini dinliyor

Hidrofonlar, deniz memelilerinin davranışlarını anlamak için seslerin kaydedilmesini sağlar (AFP)
Hidrofonlar, deniz memelilerinin davranışlarını anlamak için seslerin kaydedilmesini sağlar (AFP)

Kolombiyalı bilim insanı Andrea Bonya, Antarktika'nın derinliklerindeki bir keşif gezisi sırasında su yaşamını dinlerken, suya batırılmış kulaklıkların "uzay aracına" benzer sesler ve çeşitli çarpıcı vızıltılar tespit ettiğini söylüyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı haberine göre, New York'taki Cornell Üniversitesi'nden biyolog, 500 metre derinliğe, bir yıl boyunca derinliklerdeki ses dalgalarını kaydedecek titanyum kaplı su hoparlörleri yerleştirdi.

Bu sesler deşifre edildiğinde, Antarktika'daki deniz memelilerinin davranış ve hareketlerini anlamak mümkün olacak.

Kolombiya Donanması'na ait Ark Simone Bolivar gemisinde bulunan 32 yaşındaki Kolombiyalı bilim insanı, bu sularda "Star Wars" serisinde veya uzay araçlarında duyulanlara benzer şaşırtıcı seslere sahip türler olduğunu ve sadece birkaçını dinleme fırsatı bulduğunu söylüyor.

Deniz akustiği alanında doktora sahibi olan Bonya, diğer bilim insanlarıyla birlikte 10. Kolombiya Antarktika Seferi gemisinde, geçen yıl Türk Donanması tarafından yönetilen bir görev sırasında takılan mikrofonları topluyor.

GPS koordinatları tarafından yönlendirilen gemi buluşma alanına giriyor.

Bonya, su hoparlörünü derinliklerden çekmek için bir çapa bırakıyor ve onu su altında tutuyor. Sekiz dakika bekledikten sonra ekip su yüzeyinde küçük bir bayrağın belirdiğine tanık olur.

Meslektaşları onu içtenlikle tebrik ederken, o da bu görevi tamamladıktan sonra rahatladığını söylüyor. "Çok heyecanlıyım. Bu sularda ilk kez benzer bir manevra gerçekleştiriyoruz (...). Her şey yolunda gidiyor."

Karaya ulaştığında, kayıtların genel bir analizini de yapıyor.

"Deniz ortamında ses çok önemlidir çünkü gürültü veya işitsel rahatsızlıklar türler arasındaki iletişimi etkileyebilir veya balıkçılık gibi doğal faaliyetleri engelleyebilir.”

Bu araştırma aynı zamanda dünyanın en korunaklı yerlerinden birinde memelilerin maruz kaldığı insan faaliyetlerinin ve kirliliğin etkisini ölçmeyi de amaçlamaktadır.

Deniz koruma alanı

Şarku’l Avsat’ın aktardığı araştırmanın bir diğer amacı da 2012 yılından bu yana Şili ve Arjantin tarafından desteklenen Antarktika Yarımadası'nın bir "deniz koruma alanı" haline getirilmesi önerisini desteklemek.

Bonya, çalışmalarında ses frekanslarını görsel olarak gösteren spektrometreler kullanıyor. Farklı boyutlardaki hayvanlar için orta ve yüksek frekanslar kaydediliyor.

Bu keşifler sadece deniz memelilerini izlemek için kullanılmayacak, aynı zamanda kulaklıklar yer hareketleri ve eriyen buzlardan yayılan düşük frekansları topladığı için jeofizik araştırmalarına da fayda sağlayacak.

Gemiden çok uzakta olmayan bir penguen kolonisi dev bir buz kütlesinin üzerinde yürürken, derin suların üzerinde araştırmacılar bir kambur balinanın, onu Pasifik Okyanusu'nun daha sıcak bölgelerine doğru itecek olan kış başlangıcından önce son nefeslerinden birini almasını izliyor.

Bonya şöyle diyor: “Bir balinayla ilk kez karşılaştığımda bu hayvan şarkı söylüyordu ve sanırım bu benim hayatımı değiştirdi.”

Antarktika Kıtası ve Şili'deki Macellan Boğazı'nda birkaç ay beslendikten sonra, bu büyük memelilerin binlercesi Haziran ve Ekim ayları arasında üremek için Kosta Rika'nın güneyinden Peru'nun kuzeyine uzanan bir deniz yolunda toplanır.

Bilim insanı şöyle diyor: "Sadece burada yaşayan Weddell foku ve leopar foku gibi türler de var. Bu türler, davranışları hakkında bilgi veren farklı perdelere ve ahenkli kombinasyonlara sahip keskin sesler çıkarıyor.”

Bilim adamı yeni bir su hoparlörü fırlatmaya ve gelecek yıl geri döndüğünde sudaki yerini belirlemek için kullanılacak titanyum bir silindirin başına kırmızı bir bayrak takmaya hazırlanıyor.

Keşif gezisi sırasında ikisi Bransfield Sound'da ve biri Drake Passage'da olmak üzere üç hoparlör suya bırakıldı.


Google, açık kaynak yapay zeka modeli Gemma'yı duyurdu

(AA)
(AA)
TT

Google, açık kaynak yapay zeka modeli Gemma'yı duyurdu

(AA)
(AA)

Google'dan yapılan açıklamada, Gemma model ailesinin, yapay zeka sohbet robotu Gemini ile aynı araştırma ve teknolojiyle oluşturulduğu ve son teknoloji açık kaynak modeline sahip olduğu bildirildi.

DeepMind ve Google'daki diğer ekiplerce geliştirilen yeni modelin Gemini'den ilham aldığı ifade edilen açıklamada, geliştirici inovasyonunu destekleyecek, işbirliğini teşvik edecek ve Gemma modellerinin sorumlu kullanımına rehberlik edecek araçların da yayınlandığı bildirildi.

Açıklamada, Gemma'nın bugünden itibaren dünya çapında kullanıma sunulduğu belirtilerek, model hakkında bilgi verildi.

Modelin, Gemma 2B ve Gemma 7B olmak üzere iki boyutta piyasaya sürüldüğü kaydedilen açıklamada, "Sorumlu Üretken Yapay Zeka Araç Seti"nin de Gemma ile daha güvenli yapay zeka uygulamaları oluşturmak için rehberlik sağladığı vurgulandı.

Google, bu ay yapay zeka sohbet robotu Bard'ı "Gemini" olarak yeniden adlandırırken, yeni sürüm "Gemini Advanced" için ücretli abonelik başlatmıştı.


Yeni hack, ekran kaydırırken çıkan sesten parmak izini kopyalıyor

Araştırmacılar biyometrik güvenlik önlemlerini kırmanın yeni bir yöntemini buldu (Unsplash)
Araştırmacılar biyometrik güvenlik önlemlerini kırmanın yeni bir yöntemini buldu (Unsplash)
TT

Yeni hack, ekran kaydırırken çıkan sesten parmak izini kopyalıyor

Araştırmacılar biyometrik güvenlik önlemlerini kırmanın yeni bir yöntemini buldu (Unsplash)
Araştırmacılar biyometrik güvenlik önlemlerini kırmanın yeni bir yöntemini buldu (Unsplash)

Araştırmacılar, bir kişinin parmak izini dokunmatik ekranı kaydırırken çıkardığı sesten nasıl yeniden oluşturabileceklerini keşfetti.

ABD ve Çin'den bir ekip tarafından yapılan bu keşif, akıllı telefonlardan kapı giriş kilitlerine kadar her şeyde kullanılan biyometrik güvenlik sistemleri üzerinde derin etkilere sahip olabilir.

PrintListener adı verilen teknik, parmağın kabarcıklı çizgilerinin desenini, ekran boyunca kayarken ürettiği akustik sinyaller aracılığıyla yeniden oluşturuyor.

Araştırmacılara göre bilgisayar korsanları akıllı telefondaki mikrofonu kullanarak sesi kaydedebilir ve kurbanın parmak izini çalabilir.

Araştırmacılar bulgularını detaylandırdıkları makalede, "Yaygın kullanımı nedeniyle, parmak izi sızıntısı hassas bilgi hırsızlığına, muazzam ekonomik ve personel kayıplarına ve hatta ulusal güvenliğin potansiyel olarak tehlikeye girmesine yol açabilir" dedi.

PrintListener'ın saldırı senaryosu kapsamlı ve gizlidir. Yalnızca kullanıcıların parmak ucu sürtünme sesini kaydetmesi yeterlidir ve çok sayıda sosyal medya platformundan yararlanılarak başlatılabilir.

PrintListener'ı "gerçekçi senaryolarda" kullanan araştırmacılar, bir kişinin parmak izinin yüzde 27,9 oranında kısmen, yüzde 9,3 oranındaysa tamamen yeniden oluşturulabildi.

Yöntem, ABD'deki Colorado Üniversitesi ve Çin'deki Tsinghua Üniversitesi, Wuhan Üniversitesi ve Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden isimlerin yer aldığı ekibin kaleme aldığı "PrintListener: Uncovering the vulnerability of fingerprint authentication via the finger friction sound" (PrintListener: Parmak sürtünme sesi aracılığıyla parmak izi kimlik doğrulamasının güvenlik açığının ortaya çıkarılması) başlıklı araştırma makalesinde detaylandırıldı.

Araştırmacılar, parmak izi kopyalamasına karşı korunmanın muhtemel arasında mobil cihazlarda özel ekran koruyucuların yer aldığını ancak yeni ses analiz tekniklerinin de geliştirilebileceğini belirtti.

Parmak izlerinin çalınmasını önlemek için alınabilecek en iyi önlem, akıllı telefonlar ve ekranlarla etkileşim şeklimizi değiştirmek. Makalede, "Örneğin, kullanıcıların sosyal medya platformlarında sesli ve görüntülü arama yaparken parmaklarını telefon ekranında kaydırmamaya çalışmaması" dendi.

Allied Market Research'ün yakın tarihli raporuna göre, 2022'de 21 milyar dolar olan küresel parmak izi biyometri pazarının 2032'ye kadar yaklaşık 75 milyar dolar değerinde olması bekleniyor.

Raporda ayrıca bu öngörünün "gizlilik ve güvenlikle ilgili operasyonel kaygılardan" etkilenebileceği de kaydedildi.

Independent Türkçe


Red Sea International, 5G hizmeti sunan firmalar arasında ön sıralarda

Red Sea International, sürdürülebilirliği destekleyen yüksek hızlı internet ve yenilikçi iletişim kuleleri ile lüks turizm destinasyonları geliştiriyor (Red Sea International)
Red Sea International, sürdürülebilirliği destekleyen yüksek hızlı internet ve yenilikçi iletişim kuleleri ile lüks turizm destinasyonları geliştiriyor (Red Sea International)
TT

Red Sea International, 5G hizmeti sunan firmalar arasında ön sıralarda

Red Sea International, sürdürülebilirliği destekleyen yüksek hızlı internet ve yenilikçi iletişim kuleleri ile lüks turizm destinasyonları geliştiriyor (Red Sea International)
Red Sea International, sürdürülebilirliği destekleyen yüksek hızlı internet ve yenilikçi iletişim kuleleri ile lüks turizm destinasyonları geliştiriyor (Red Sea International)

Red Sea International, inovasyon ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığını yansıtan bir adımla, Kızıldeniz destinasyonunda beşinci nesil (Gigabit 5G) teknolojisini kullanan ve tamamen yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışan yüksek hızlı internet hizmetlerinin başlatıldığını duyurdu. Bu öncü adım, ziyaretçiler için dijital iletişim deneyiminde büyük bir değişime işaret ediyor ve destinasyonun turizm alanında küresel bir lider olarak konumunu gözler önüne seriyor.

Bu kilometre taşına ulaşmak için destinasyon genelinde 100'den fazla yüksek hızlı dördüncü ve beşinci nesil (Gigabit 5G) telekom kulesi aktivasyonu ve yükseltmesi gerçekleştirildi. Söz konusu kulelerin çevresel bütünlüğü, Red Sea International'ın katı çevre standartlarına olan bağlılığını yansıtan benzersiz tasarımlar, malzemeler ve teknolojiler kullanılarak onaylandı.

‘Speedtest by Ookla’ platformuna göre 2023'ün ikinci yarısında yapılan internet hız testlerinin sonuçları ortalama 702,4 Mbps indirme hızı göstererek, Aralık 2023'te firmanın internet hızı dünyadaki en yüksek şehri yüzde 86 oranında aştı. Bu rakamlar, bölgedeki iletişim ve dijital altyapısındaki muazzam ilerlemeyi yansıtıyor.

Fotoğraf Altı: 2023'ün üçüncü ve dördüncü çeyreğinde çeşitli cihazlarda ve operatörlerde indirme ve yükleme hızları için ‘Speed Test Intelligence’ verilerinin Ookla analizi. (Red Sea International)
2023'ün üçüncü ve dördüncü çeyreğinde çeşitli cihazlarda ve operatörlerde indirme ve yükleme hızları için ‘Speed Test Intelligence’ verilerinin Ookla analizi. (Red Sea International)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Six Senses Red Sea Resort, beşinci nesil (5G) ağda 1.446,04 Mbps'lik ortalama indirme hızıyla başı çekerek ziyaretçiler için lüks ve yüksek hızlı bağlantı sağlıyor. Kızıldeniz Uluslararası Havalimanı ise 1.276,65 Mbps'lik ortalama indirme hızıyla bölgenin yolculara yüksek kaliteli bir deneyim sunma konusundaki kararlılığını yansıtıyor. Regis Red Sea Resort ve yıldızlarını ve Ritz Carlton Reserve'ü içeren Mother Islands da 992,33 Mbps indirme hızına sahip. Kızıldeniz Uluslararası çalışanlarının yerleşim bölgesi olan Turtle Bay'de de ortalama 980,58 Mbps indirme hızı kaydedildi. Bu da yalnızca ziyaretçiler ve misafirler için değil, aynı zamanda bölgedeki çalışanlar ve bölge sakinleri için de yüksek hızlı bağlantı sağlamaya olan ilgiyi gösterdi.

Fotoğraf Altı: Red Sea International tarafından geliştirilen iletişim kuleleri, projenin doğal çevresiyle uyum içinde olan yenilikçi ve pitoresk tasarımlarla ön plana çıkıyor. (Red Sea International)
Red Sea International tarafından geliştirilen iletişim kuleleri, projenin doğal çevresiyle uyum içinde olan yenilikçi ve pitoresk tasarımlarla ön plana çıkıyor. (Red Sea International)

Red Sea International Teknoloji Sektörü Başkanı Ahmed bin Ali es-Süheyli, beşinci nesil ağın misafirlerin verimli bir şekilde iletişim kurmasına ve deneyimlerini sorunsuz bir şekilde paylaşmasına olanak tanıdığını ve bunun da destinasyonun sunduğu benzersiz turizm deneyimini geliştirdiğini kaydetti.

Fotoğraf Altı: Beşinci nesil güneş enerjili istasyonlar, şebeke kulelerinin paylaşımını sağlamak ve mümkün olan en yüksek performansı elde etmek için operatörlerle iş birliği içinde çalışıyor. (Red Sea International)
Beşinci nesil güneş enerjili istasyonlar, şebeke kulelerinin paylaşımını sağlamak ve mümkün olan en yüksek performansı elde etmek için operatörlerle iş birliği içinde çalışıyor. (Red Sea International)

Red Sea International büyük telekomünikasyon şirketleriyle iş birliği yaptı. Kule tasarımında yeniliğe odaklanarak ve bunları tamamen yenilenebilir enerjiyle işleterek hizmetleri etkinleştirmek ve yükseltmek konusunda büyük gelişim kaydetti. Söz konusu iş birliği, şirketin sürdürülebilirlik ve çevrenin korunması konusundaki kararlılığını da ortaya koyuyor.

Kızıldeniz destinasyonu 2023 yılında ilk misafirlerini ağırlayarak Kızıldeniz Uluslararası Havalimanı'nın fiilen faaliyete geçtiğini ve iki otelinin açıldığını duyurdu. Lüks ve sürdürülebilir bir turizm deneyimi sunmak üzere projenin 2030 yılına kadar tamamlanmasını bekliyor.

Fotoğraf Altı: Red Sea International çalışanlarının yerleşim bölgesinde ortalama 980,58 Mbps indirme hızı kaydedildi. (Red Sea International)
 Red Sea International çalışanlarının yerleşim bölgesinde ortalama 980,58 Mbps indirme hızı kaydedildi. (Red Sea International)

Red Sea International, sürdürülebilir ve sorumlu bir kalkınma gerçekleştirme olasılığının canlı bir örneği olup, ekonomiyi çeşitlendirmek ve turizmi ekonomik büyümenin temel bir ayağı olarak geliştirmek için Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonuna ulaşılmasına katkıda bulunuyor.