Üretken yapay zeka akıllı telefonlara, bilgisayarlara ve arabalara taşınıyor
Gelişmiş çipler ve işlemciler geliştirilmesi yeni imkanlara kapı araladı.
Gelişmiş cihazların işlem gücünü kullanan üretken yapay zeka araçları, uygulamaları ve hizmetleri verilere kolayca erişebiliyor, sonuçları daha hızlı analiz edebiliyor ve daha güvenli hale geliyor. Bu nedenle geliştiriciler bunları yaygın elektronik cihazlarda kullanmaya çalışıyor.
Bulut üretim platformları
Chat GPT sohbet robotunda kullanılanlar gibi üretken yapay zeka sistemleri, hizmet sağlayıcıların ve şirketlerin büyük veri merkezlerinde yer alıyor. Şirketler üretken yapay zeka hizmetlerinden yararlanmak istediklerinde, Microsoft 365 Copilot gibi bir yapay zeka platformuna erişim için ödeme yapıyor.
Ancak söz konusu bulut tabanlı sistemle ilgili tek sorun, onu çalıştıran büyük dil modelinin ve veri merkezlerinin, yalnızca uygulamaları çalıştırmak için değil, aynı zamanda büyük ve kurumsal veriler üzerinde üretken yapay zeka modellerini eğitmek için de gelişmiş GPU döngüleri ve büyük elektrik gücü tüketmesi. Ayrıca ağ bağlantısı sorunlarıyla da karşılaşabiliyor.
Bu nedenle üretken yapay zeka endüstrisi, büyük dil modellerini eğitmek ve çalıştırmak için gereken özel işlemcilerin eksikliğiyle de karşı karşıya.
Bu nedenle, danışmanlık firması J. Gould Associates'in kıdemli analisti Jack Gould ve bu alandaki diğer uzmanlar, üretken yapay zekanın gelişmiş cihazlara odaklanması gerektiğine inanıyor. Yani, önümüzdeki yıllarda odak noktası bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar ve hatta arabalar olacak ve bu da üretici yapay zeka uygulamalarının üreticilerinin işleme görevini veri merkezlerinden aktarmasına ve cihaz ile ağa bağlantının maliyetini ödeyen kullanıcı olduğu için ücretsiz kâr elde etmesine olanak tanıyacak.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre üretken yapay zekanın dijital dönüşümü, bulut sektörünü geride bırakana kadar sektörün büyümesine katkı sağlıyor. Araştırma firması Gartner, 2025 yılına kadar şirketler tarafından yönetilen verilerin yüzde 50'sinin bir veri merkezi ya da bulut dışında işleneceğini ve üretileceğini öngörüyor.
Intel, Nvidia ve AMD gibi işlemci üreticileri ise dikkatlerini, gelişmiş cihazlardaki grafik işlem birimlerinin ve merkezi işlem birimlerinin üretken yapay zeka görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olan küçük çipler (çip üzerinde sistem) ve sinirsel işlem birimleri üretmeye yönelttiler.
IDC'nin uluslararası araştırmalardan sorumlu başkan yardımcısı Rick Viars, Computer World dergisi tarafından bildirilen bir röportajda şunları söyledi:
“Üretken yapay zeka iPhone 15'te değil, iPhone 16'da, belki de Chat’in bir versiyonu olan ‘Apple GPT’ şeklinde ortaya çıkacak.”
Akıllı telefonlar
Apple GPT’nin önümüzdeki haziran ayında Apple'ın Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı'nda, yani şirketin iOS 18 işletim programının yeni sürümünü ve üretken yapay zeka kartlarıyla desteklenen tamamen yeni bir ‘Siri’ sürümünü açıklayacağı etkinlikte duyurması bekleniyor.
iPhone'un (ve diğer akıllı telefonların), ‘Google Pixel 8’ telefonundaki fotoğraflara adanmış ‘En İyi Çekim’ özelliği gibi üretken yapay zeka işlevlerini yerine getirecek çiplerin ortaya çıkışına tanık olması planlandığı tahmin ediliyor. Bu özellik, kullanıcının bir fotoğraftaki birinin yüzünü önceki bir fotoğrafta gösterilen yüzle değiştirmesine olanak tanıyor.
Viars açıklamasının devamında “Pixel, Amazon ya da Apple telefonlardaki bu işlemciler, gülmeyen birinin fotoğrafını asla çekmeyeceğinizi garanti ediyor çünkü diğer beş fotoğrafı kullanarak düzenleyebilir ve mükemmel fotoğrafı oluşturabilirsiniz” dedi.
Bu yönde bir hareket, üretken yapay zeka şirketlerinin düşüncelerini, sağlayıcının işin tüm maliyetini ödemesi gereken bir kıtlık ekonomisinden, destekleyicinin bazı temel görevlerin gelişmiş cihaz tarafından ücretsiz olarak yerine getirileceğini varsayabileceği bir bolluk ekonomisine kaydırmasına olanak tanıyacağı ifade ediliyor.
Windows – 12
Beklentiler, bu yılın sonunda piyasaya sürülecek olan bir sonraki Windows sürümünün (büyük olasılıkla Windows 12) gelişmiş cihazlarda üretken yapay zekanın benimsenmesi için bir katalizör görevi göreceği yönünde. Yeni işletim sisteminin yerleşik yapay zeka özellikleri içermesi de bekleniyor.
Üretken zeka için çipler ve işlemciler
Üst düzey cihazlarda yapay zeka kullanımı, masaüstü ve görüntü manipülasyonunun ötesine geçiyor ve Intel gibi çip üreticileri, cihazlara gömülü üretken yapay zekanın benimsenmesini hızlandırmak için endüstriyel, perakende ve sağlık hizmetleri gibi dikeyleri hedefliyor.
Örneğin, perakendeciler satış noktası ve dijital tabela sistemlerinde katalizör çiplere ve yazılımlara sahip olurken, sanayiciler operasyonları izlemek ve kusurları tespit etmek için robotik ve lojistik sistemlerinde üretken YZ ile güçlendirilmiş işlemciler kullanabiliyor. Ayrıca, doktorlar stres zamanlarında teşhis için yardımcı obstetrik YZ’den faydalanabiliyor.
Intel, geçtiğimiz aralık ayında duyurduğu ‘Ultra Core’ işlemcilerinin, önceki işlemcilerine kıyasla gerçek zamanlı sonografi uygulamalarında yapay zeka performansını yüzde 22 ila 25 oranında artırdığını iddia ediyor.
AMD Yapay Zeka Pazarlama Departmanı Başkanı Brian Madden konuya dair şunları söylüyor:
"Yapay zeka destekli uygulamalar, bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar, endüstriyel sensörler, bir restorandaki küçük bir sunucu ve hatta bir sunucu gibi birçok gelişmiş cihazda giderek daha fazla kullanılıyor."
Bilimsel ve tıbbi araştırma sistemleri
Madden, üretken yapay zekanın ‘son elli yılın en dönüştürücü teknolojisi’ olduğunu savunuyor.
Aslında, üretken yapay zeka bilim, araştırma, endüstri, güvenlik ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde kullanılmaya başlandı. Yeni ilaçların ve testlerin keşfinde, tıbbi araştırmalarda ve tıbbi teşhis ve tedavideki ilerlemelerde çığır açıyor.
Örneğin, bir AMD müşterisi olan Clarius, doktorların fiziksel yaralanmaları teşhis etmesine yardımcı olmak için üretken yapay zeka kullanırken, Japonya'nın Hiroşima Üniversitesi, doktorların bazı kanser türlerini teşhis etmesine yardımcı olmak için AMD çipleri tarafından desteklenen yapay zekaya başvuruluyor.
Yapay zekâ savaşın ve barışın kurallarını yeniden yazıyorhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5304493-yapay-zek%C3%A2-sava%C5%9F%C4%B1n-ve-bar%C4%B1%C5%9F%C4%B1n-kurallar%C4%B1n%C4%B1-yeniden-yaz%C4%B1yor
Yapay zekâ savaşın ve barışın kurallarını yeniden yazıyor
Al Majalla
Muhammed Mansur
Yapay zekâ (AI) çağında barış, artık yalnızca ateşkes anlaşmalarının imzalanmasına, sınırların gözetimine veya füze ve nükleer başlıkların yayılmasının sınırlandırılmasına bağlı değil. Ülkeler algoritmaları keşif, hedef belirleme, hava savunması ve askeri karar alma sistemlerine dahil etmek için yarışırken, geleneksel güvenlik düzenlemelerinin tek başına başa çıkamayacağı yeni bir risk katmanı ortaya çıkıyor.
NATO tarafından gerçekleştirilen Ribemus 22 Tatbikatı sırasında, Hollanda amfibi savaş taşıma gemisi HNLMS Rotterdam’ın çıkarma platformu iskelesinde uzaktan kumandalı Aircover İHA’sı kullanan bir asker (AFP)
Uydu görüntülerini analiz edebilen, iletişimleri kişilerin hareketleriyle ilişkilendirebilen, olası bir hedefi sınıflandırıp ardından saniyeler içinde bir saldırı önerebilen bir algoritma, yalnızca savaşma biçimini değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda savaştan kaçınma, tırmanışı kontrol altına alma ve işler ters gittiğinde sorumluluğu belirleme fırsatlarını da değiştiriyor.
Böylece mesele, ‘katil robotların’ geleceğinin ötesine geçerek, uluslararası düzeyde yapay zekâ yönetişiminin, küresel barışı korumak için giderek daha fazla önem kazanan bir şart haline gelmesiyle sonuçlanıyor.
Makinenin hızı ve siyasetin kapasitesi
2026 Küresel Barış Endeksi raporu, savaş alanlarının yaşadığı dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor. Kayıtlara geçen insansız hava aracı (İHA) saldırılarının sayısı, 2018 yılında 364'ten 2025 yılında 42 binin üzerine yükseldi. Bu oran, yedi yıl içinde yaklaşık 115 kat artışa denk geliyor.
Bu rakamlar, tüm İHA’ların otonom şekilde çalıştığı veya yapay zekanın her saldırının hedeflerini seçtiği anlamına gelmiyor. Rusya-Ukrayna savaşı da bu artışın büyük bölümünü oluşturuyor. Ancak rakamlar, göz ardı edilmesi zor bir eğilimi ortaya koyuyor. Sensörler ucuzladı, saldırı platformları çoğaldı, askeri veriler yoğunlaştı ve hedefin tespiti ile vurulması arasındaki süre kısaldı.
Rapora göre hedefin tespiti ile saldırının gerçekleştirilmesi arasındaki süre, bazı sistemlerde yaklaşık bir tam günden sadece beş saniyeye indi.
Geleneksel olarak barış kavramı, silahların sınırlandırılması, saldırganlığın önlenmesi, çatışmaların çözülmesi ve devletler arasında güvenin inşası ile ilişkilendiriliyordu. Ancak yapay zeka bu unsurlara, savaş ve barış kararlarını etkileyen sistemlerin yönetim şekli boyutunu da ekliyor.
Bu hız, ordulara büyük bir askeri avantaj sağlayabilir, ancak aynı zamanda ciddi bir siyasi sorun da yaratıyor. Diplomasi, bilgileri doğrulamak, rakibin niyetlerini anlamak, iletişim kanallarını açmak ve aceleci tepkileri önlemek için zamana ihtiyaç duyar. Algoritma ise genellikle yanıt hızını iyileştirmek için tasarlanır, tereddüt veya müzakere için ek bir fırsat sunmak için değil.
Rakip iki tarafın uyarı ve hedef belirleme sistemleri, makinenin hızıyla çalışmaya başladığında, tırmanış liderlerin kavrayabileceğinden daha hızlı gerçekleşebilir. Bir algoritma, bir askeri hareketi veya radar sinyalini bir saldırı hazırlığı olarak yorumlayıp önleyici bir saldırı önerebilirken, diğer tarafın sistemi de benzer bir sonuca ulaşabilir.
Bu anda tehlike, bilimkurgu filmlerinde olduğu gibi makinelerin dünyaya hakim olması değil, insanların algoritmaların tasarladığı bir ortam içinde, sadece saniyeler içinde onay veya red vermelerine izin veren bir hızla kaderi belirleyen kararlar almasıdır.
Savaş yönetiminden barışın inşasına
Geleneksel olarak barış kavramı, silahların sınırlandırılması, saldırganlığın önlenmesi, çatışmaların çözülmesi ve devletler arasında güvenin inşası ile ilişkilendiriliyordu. Ancak yapay zeka bu unsurlara, savaş ve barış kararlarını etkileyen sistemlerin yönetim şekli boyutunu da ekliyor.
Artık yapay zekanın askeri kullanımı, ateş açmakla sınırlı kalmıyor; uydu görüntülerinin analizini, güçlerin hareketlerinin öngörülmesini, siber saldırıların tespitini, hedef listelerinin sıralanmasını, tehditlerin değerlendirilmesini ve liderlere önerilerin sunulmasını da kapsıyor.
İnsan resmi olarak ‘karar döngüsü içinde’ kalmaya devam edebilir, ancak varlığı gerçek bir denetim uyguladığı anlamına gelmiyor. Eğer sistem zaten sınıflandırılmış bir hedef sunuyor, tehlike derecesini belirliyor, uygun silahı seçiyor, ardından operatöre onay için sadece birkaç saniye tanıyorsa, insan kararı, makinenin yönlendirdiği bir sürecin şekli bir adımına dönüşür.
Sorun, ‘otomasyon önyargısı’ olarak bilinen olgu nedeniyle daha da büyüyor. Zira insanlar, özellikle zaman baskısı, yorgunluk ve korku altında bilgisayarın önerisine güvenme eğiliminde. Operatör, sistemin önerisi diğer göstergelerle çeliştiğinde bile, sistemin kendisinden daha isabetli olduğunu varsayabiliyor.
Askeri alanda yapay zekanın yönetişimi, yalnızca silah sayımına dayanamaz. Sisteme devredilen işlevlere, çalıştığı bağlama ve almasına izin verilen kararlara da dayanması gerekir.
Bu nedenle insan denetimi, yalnızca son düğmeye basan bir kişinin varlığıyla ölçülemez. Gerçek denetim, insanın önerinin dayanağını anlamasını, bağımsız bilgiye sahip olmasını, sistemin sınırlarını bilmesini ve saldırıya itiraz etme veya iptal etme konusunda gerçekçi bir fırsata sahip olmasını gerektirir.
Bu şartlar olmadan insan, karar alan bir kişi olmaktan çıkıp, algoritmanın aldığı bir seçime hukuki bir kılıf sağlayan biri haline gelebilir.
Silahın davranışını öngörmek
Geleneksel silahlanma denetim sistemleri, tank sayısı, füze menzili, kimyasal madde miktarları ve nükleer stokların büyüklüğü gibi görülüp sayılabilen unsurlara dayanıyordu.
Ancak yapay zeka çok daha zorlu; hızla kopyalanabilen, değiştirilebilen ve aktarılabilen bir yazılım niteliğinde. Aynı model, sivil ve askeri uygulamalarda da kullanılabiliyor. Mahsul görüntülerini analiz etmek için kullanılan bir algoritma, savaş alanı görüntülerini analiz etmek için de çalışabilir ya da nesneleri tanıma aracı, hedef seçim sisteminin bir parçasına dönüşebilir.
Bu nedenle askeri yapay zekanın yönetişimi, yalnızca silah sayımına dayanamaz; sisteme devredilen işlevlere, çalıştığı bağlama ve almasına izin verilen kararlara dayanması gerekir.
Çatışma sonrası siyasi uzlaşmalar, ihlalleri soruşturma, sorumluları tespit etme ve emri verenler veya uygulayanları hesap vermeye zorlama kapasitesine dayanıyor. Ancak yapay zeka bu görevi daha da karmaşık hale getirebilir.
Algoritma yargılanamaz, hapsedilemez veya kurbanlara tazminat ödemesi talep edilemez; devletler, liderler ve operatörler kuvvet kullanımından hukuki olarak sorumlu kalmaya devam ediyor. Ancak sorumluluk, modeli tasarlayan bir şirketten, verileri sağlayan başka bir şirkete, onu askeri bir platforma entegre eden bir müteahhide, ayarlarını düzenleyen bir orduya, çalışma bölgesini belirleyen bir komutana ve saldırıyı onaylayan bir operatöre kadar çok sayıda taraf arasında dağılabilir. Hatalı bir saldırı gerçekleştiğinde, her taraf belirleyici kararı kendisinin almadığını söyleyebilir.
Bu karmaşıklıklar, sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor, ancak bunu kanıtlamayı daha da zorlaştırabilir. Sistemin aldığı verileri, kullanılan model sürümünü, sunulan güven derecesini, ortaya çıkan uyarıları ve verilen insani emirleri gösteren dijital kayıtlar olmadan, soruşturma, kapalı bir sistem içinde saniyenin küsuratında gerçekleşen bir kararı yeniden inşa etme girişimine dönüşebilir. Bu da yalnızca kurbanlara zarar vermeyen bir ‘sorumluluk boşluğu’ yaratırken barış fırsatlarını da zayıflatıyor. Çünkü bireylerinin nasıl öldürüldüğünü ve kimin sorumlu olduğunu bilmeyen toplumların uzlaşmayı kabul etmesi veya adalete güvenmesi zorlaşıyor.
Alman savunma girişim şirketi Helsing'in standında sergilenen HX-2 AI Strike Dronu. Şirket, askeri ekipmanların kapasitesini güçlendirmek amacıyla yapay zeka ve yazılım geliştirme üzerinde çalışıyor (AFP)
Uluslararası insancıl hukuk ister tüfek ister füze ister yapay zekaya dayanan bir sistem olsun, tüm silahlara uygulanıyor. Ordular, siviller ile savaşçılar arasında ayrım yapmak, aşırı zararlardan kaçınmak ve sivilleri korumak için mümkün olan önlemleri almakla yükümlü olmaya devam ediyor.
Ancak sorun ilkelerin yokluğunda değil, kararlar hızlandıkça ve sistemler karmaşıklaştıkça bunların uygulanmasının zorlaşmasında yatıyor. Hukuk, komutanın hedefi doğrulaması gerektiğini söylüyor, ancak kendisine kaç saniye tanınması gerektiğini, hangi türde verilerin sunulması gerektiğini, modelin çalışma biçimini ne kadar anlaması gerektiğini veya sistemin kullanımını kabul edilemez hale getiren belirsizlik düzeyini her zaman belirlemiyor.
Askeri üstünlük teknolojisi, rakipleri onu edinmeye çalışmaya itiyor. Ancak yapay zeka, ordulara hedefleri daha az maliyetle ve daha kısa sürede tespit edip saldırma konusunda daha büyük bir kapasite vaat ettiği için silahlanma yarışını hızlandırabilir.
Bu yüzden Uluslararası Kızılhaç Komitesi, hukukun uygulanabilirliği ile yeterliliği arasında ayrım yapıyor. Mevcut kurallar, rastgele saldırıları önlemekte ve sivilleri koruyor. Ancak tek başına otonom silahlar ve askeri algoritmalar için gerekli tüm operasyonel sınırları sağlamıyor.
Komite, etkileri yeterince öngörülemeyen sistemlerin yasaklanmasını, insanları otonom şekilde hedef almak için tasarlanan veya kullanılan silahların yasaklanmasını çağırıyor. Bunun yanı sıra hedeflerin türü, coğrafi alan, çalışma süresi ve insanın müdahale ve devre dışı bırakma kapasitesini kapsayan diğer sistemlere sıkı kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.
Bunun anlamı, barışın eski hukukun değerini yitirmesi nedeniyle yeni bir hukuka ihtiyaç duymadığı, aksine teknolojinin hukuki ilkeleri içeriğinden boşaltmasını engelleyecek ayrıntılı kurallara ihtiyaç duyduğudur.
Silahlanma yarışını önlemenin bir parçası
Askeri üstünlük teknolojisi, rakipleri onu edinmeye çalışmaya itiyor; ancak yapay zeka, ordulara hedefleri daha az maliyetle ve daha kısa sürede tespit edip saldırma konusunda daha büyük bir kapasite vaat ettiği için silahlanma yarışını hızlandırabilir. Bu yüzden devletler tanıdık bir ikilemle karşı karşıya kalıyor: askeri otonominin risklerinden korksalar bile, bunu geliştirmemenin, geliştirmekten daha tehlikeli olduğunu düşünebilirler. Çünkü rakipler bunu daha önce elde edebilir.
Askeri alandaki yarış, testleri tamamlanmamış sistemlerin konuşlandırılmasına, güvenlik standartlarının düşürülmesine, kusur ve kazaların gizlenmesine yol açabilir. Burada uluslararası yönetişimin önemi ortaya çıkıyor. Sadece yasa dışı kullanımı önlemek için değil, aynı zamanda kısıtlamalara uymanın stratejik maliyetini azaltan ortak kırmızı çizgiler aracılığıyla rekabet baskısını hafifletmek için de.
Ancak müzakereler teknolojiden daha yavaş ilerliyor. Çoğu devlet, uluslararası hukukun uygulanması ve sorumluluğun insanda kalması konusunda anlaşsa da ‘insan denetimi’ kavramı ve gerekli kuralların bağlayıcı mı yoksa gönüllü mü olduğu konusunda anlaşmazlık devam ediyor. Bu gecikme, kısıtlamaların, sistemler yayıldıktan ve ordu doktrinleri ile tedarik zincirlerine entegre olduktan sonra gelmesine yol açma tehdidi taşıyor. Bu da bunların denetlenmesini daha da zorlaştırıyor.
Kimyasal ve biyolojik silahların yasaklanması ile mayınlar ve misket bombalarının kısıtlanmasına ilişkin anlaşmalardan yararlanılabilir; bunlar uluslararası standartlar oluşturma ve ihlal edenler için hukuki ve siyasi bir damga yaratma kapasitesini kanıtladı. Ancak yapay zeka farklı. Yasaklanabilecek bir madde veya sayılabilecek bir stok değil, çift kullanımlı bir teknoloji ve genellikle sivil şirketler ile üniversiteler içinde geliştiriliyor. Bu nedenle uygulanabilir herhangi bir anlaşmanın, teknolojinin kendisinden ziyade belirli işlevleri yasaklamaya odaklanması bekleniyor.
Bu, sistemlerin fiili insani hüküm olmadan insanları seçip saldırmasını engellemeyi, öngörülemez sistemleri yasaklamayı, yapay zekayı nükleer silah fırlatma kararlarından uzak tutmayı kapsayabilir; bunun yanı sıra zaman ve coğrafi sınırlamalar, devre dışı bırakma araçları, dijital kayıtlar, konuşlandırmadan önce testler ve hukuki incelemeler dayatılması da bunlara eklenebilir.
“Algoritmalar, fiyat artışı, yerinden edilme, kışkırtıcı söylem ve yerel şiddet göstergelerini analiz edebilir, gerginliğin bir savaşa dönüşmesinden önce erken uyarı sağlayabilir, arabuluculuk çabalarını destekleyebilir, ihlalleri belgeleyebilir, çatışmanın etkilerini analiz edebilir ve yardımları yönlendirebilir.
Artık savaşın geleceğini sadece hükümetler ve ordular çizmiyor. Teknoloji şirketleri de askeri uygulamaların dayandığı modelleri, çipleri, bulut altyapısını ve görü sistemlerini geliştirerek, uluslararası güvenlikte doğrudan bir rol üstleniyor. Kullanım biçimine dair olası bilgisizlikleri, riskleri değerlendirme, doğruluk sınırlarını ortaya koyma, veriyi koruma, kusurları bildirme ve hukuka aykırı kullanımları önleme sorumluluğundan kendilerini muaf kılmıyor. Bu yüzden sözleşmeler, ihracat denetimleri, güvenlik standartları ve bağımsız denetim yoluyla hesap verebilirlik sistemine dahil edilmeleri gerekiyor.
Zira dijital barış, bir modeli eğiten mühendisin, bir izleme aracı satan şirketin veya bir ürünün bir hedef belirleme sistemine dahil edilmesine izin veren bir yönetim kurulunun kararından etkilenebilir.
Hız her zaman tehlikeli değildir
Yönetişim, teknolojinin kapsamlı bir şekilde reddedilmesine dönüşmemeli. Zira yapay zeka sivilleri korumaya, yıkım görüntülerini analiz etmeye, mayınları tespit etmeye, füzeleri engellemeye, daha az zararlı bir silah seçmeye veya hedef yakınında sivil tespit edildikten sonra bir saldırıyı iptal etmeye yardımcı olabilir. Bir füze ile bir kent arasında yalnızca birkaç saniye bulunduğunda otomatik sistem gerekli olabilir.
Ancak temel fark, kontrol edilebilir bir ortamda belirli bir görevi otomatikleştirmek ile bir sistemin bir insanın hedef alınmayı hak edip etmediğini belirlemesine yetki devretmek arasında yer alıyor. Açık bir kapsam dahilinde uçan bir cismi engelleyen sistem, bir kişinin telefonuna, hareketlerine veya ilişkilerine dayanarak savaşçı olduğu sonucuna varan bir algoritmadan farklı.
Fransa'nın batısındaki Guer kentindeki Saint-Cyr Coëtquidan Askeri Akademisi'nde bir keşif İHA’sı, 2 Temmuz 2026 (AFP)
Savaşta yapay zekanın kullanım alanları hızla genişlerken, çatışmaların önlenmesi ve barış inşası alanındaki uygulamaları sınırlı ve dağınık kalmaya devam etmesi, paradoks oluşturuyor.
Algoritmalar, fiyat artışı, yerinden edilme, kışkırtıcı söylem ve yerel şiddet göstergelerini analiz edebilir, gerginliğin bir savaşa dönüşmesinden önce erken uyarı sağlayabilir, arabuluculuk çabalarını destekleyebilir, ihlalleri belgeleyebilir, çatışmanın etkilerini analiz edebilir ve yardımları yönlendirebilir.
Ancak öngörü araçları da kendi payına gözetim ve baskı araçlarına, ya da tüm toplulukları tehlike kaynağı olarak sınıflandıran sistemlere dönüşebilir. Dolayısıyla ‘barış zekası’ da yönetişime ihtiyaç duyuyor. Bir çatışmayı öngörmek, devlete bir ihtimale dayanarak insanları tutuklama hakkı vermez. Nefret söyleminin analizi, tüm toplumun gözetlenmesini meşrulaştırmaz.
Devletlerin ayrıca soruşturulabilir dijital kayıtlar tutması, her operasyondan sorumlu bir insan komutan belirlemesi, ciddi kaza ve hataları bildirmesi, şirket ve müteahhitlerin sorumluluğuna ilişkin net kurallar oluşturması gerekiyor.
Algoritma bir örüntü tespit edebilir, ancak çatışmanın tarihini, adaletsizlik duygularını veya kimliğin karmaşıklığını tek başına anlayamaz; güven inşa edemez veya bir uzlaşma için müzakere yapamaz.
Yönetişim, her yazılım satırını gözden geçiren küresel bir kurum oluşturmak veya devletlerin teknolojiyi kullanmasını engellemek anlamına gelmiyor. Ancak yapay zekanın kalıcı bir istikrarsızlık faktörüne dönüşmesini engelleyecek bir dizi kural oluşturmak anlamına geliyor.
Mümkün olan asgari düzey, insanları hedef alma konusunda nihai kararı otonom sistemlere devretmeyi yasaklamayı, nükleer silah fırlatma kararında yapay zeka kullanımını önlemeyi, etkilerini öngöremeyen veya çalışma kapsamını belirleyemeyen sistemleri yasaklamayı kapsıyor.
Ayrıca konuşlandırmadan önce hukuki ve teknik incelemelerin dayatılmasını, gerçeğe benzer koşullarda bağımsız testleri, operatörlerin sistemin sınırlarını anlaması için eğitilmesini ve saldırıyı iptal etmek için etkili araçların sağlanmasını da kapsıyor.
Devletlerin ayrıca soruşturulabilir dijital kayıtlar tutması, her operasyondan sorumlu bir insan komutan belirlemesi, ciddi kaza ve hataları bildirmesi, şirket ve müteahhitlerin sorumluluğuna ilişkin net kurallar oluşturması gerekiyor.
Uluslararası düzeyde ise, ciddi kazalara ilişkin bilgi paylaşımı için kanallar oluşturulabilir, silahlı gruplara yayılmasının önüne geçilebilir, en yüksek risk taşıyan sistemlerin ihracatı düzenlenebilir, nükleer güçler arasındaki krizlerde uyarılara otomatik bağımlılığı engelleyecek düzenlemeler oluşturulabilir.
Bu tedbirler savaşı ortadan kaldırmayacak, ancak algoritmaların denetim veya hesap verebilirlik olmadan tırmanışa iten bir güce dönüşmesini engelleyebilir.
Google en popüler uygulamalarından birini değiştiriyorhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5304273-google-en-pop%C3%BCler-uygulamalar%C4%B1ndan-birini-de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor
Google en popüler uygulamalarından birini değiştiriyor
Fotoğraf: Reuters
Google, Android'in en popüler uygulamalarından birini değiştiriyor.
Neredeyse tam 10 yıl önce Google, kullanıcıların çeşitli görevleri yerine getirmek için sesleriyle sohbet edebilecekleri bir araç olan Asistan'ı tanıtmıştı. Uygulama o zamandan beri telefonlardan televizyonlara ve akıllı ev cihazlarına kadar Google'ın Android işletim sistemiyle çalışan çeşitli cihazlarda yerini aldı.
Ancak geçen yıl Google, Asistan ve ilgili uygulamasını kullanımdan kaldıracağını duyurmuştu. Bunun yerine kullanıcıları aynı amaca hizmet eden ve daha güncel yapay zeka araçlarını kullanan Gemini'a yönlendireceğini açıklamıştı.
Google artık kullanıcılara yakında bu uygulamayı artık kullanamayacaklarını ve bunun yerine Gemini'a geçmeleri gerektiğini bildiren bir e-posta gönderiyor. Kullanıcılara gönderilen e-postada, "Mobil cihazınızdaki Google Asistan'ın kullanımının sonlandırıldığını ve yeni nesil yapay zeka destekli asistanımız Gemini'ın artık Android'deki asistan deneyimi olduğunu bildirmek için yazıyoruz" deniyor.
E-postada Google'ın Asistan'a erişimi 4 Eylül'den itibaren kaldırmaya başlayacağı ve sürecin "birkaç hafta" sürebileceği belirtiliyor. Süreç tamamlandığında Asistan artık kullanılamayacak.
Daha sonra, cihaz minimum sistem gereksinimlerini karşılıyorsa ve Gemini'ın mevcut olduğu bir bölgedeyse, telefonlar Gemini'ı kullanmaya geçecek. Örneğin güç düğmesine uzun basıldığında veya 'Hey Google' dendiğinde artık sanal asistanın yeni sürümü Gemini açılacak.
Değişiklik, cihazla eşleştirilen akıllı saatler ve kulaklıklar gibi diğer cihazlar için de geçerli olacak.
Gemini, Asistan'la aynı görevleri yapmaya ve aynı komutları anlamaya devam edebilecek. Ancak Google, destek sayfasındaki bir mesajda, kullanıcıların örneğin telefonla daha doğal bir şekilde konuşabilmeleri ve telefonun bunu anlaması için daha güncel yapay zeka teknolojisi kullandığını vurguluyor.
Independent Türkçe
Yapay zekayı eğitenler işsiz kalıyor: Kendi kuyumuzu kazdıkhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5303966-yapay-zekay%C4%B1-e%C4%9Fitenler-i%C5%9Fsiz-kal%C4%B1yor-kendi-kuyumuzu-kazd%C4%B1k
Yapay zekanın eğitilmesinde rol alanlar aynı teknoloji nedeniyle işlerinden oluyor.
BBC’nin haberine göre Filipinler’deki dış kaynak (BPO) sektöründe yapay zeka kullanımı yaygınlaşırken, istihdam endişeleri de artıyor.
Adı haberde Lisa olarak değiştirilen içerik yazarı, çalıştığı şirkette yapay zeka tarafından üretilen metinleri düzenlemekle görevlendirildiğini belirtiyor.
15 yıldır bu sektörde çalıştığını anlatan Filipinli, firmadaki deneme süresinin sona ermesine bir ay kala işten çıkarıldığını söylüyor:
Kendi kuyumu kazmış gibi hissediyorum. Yerimizi alan yapay zekayı eğiten bizdik.
Benzer şekilde işten çıkarılan içerik yazarı Mary ise yapay zekanın işleri kolaylaştırmak yerine daha fazla doğrulama ve düzenleme gerektirdiğini belirterek "Teknik olarak işimiz arttı çünkü yapay zekanın ürettiği bilgiler hatalı olabiliyor" ifadelerini kullanıyor.
Yaklaşık 1,9 milyon kişiye istihdam sağlayan ve yılda 40 milyar dolar gelir üreterek Filipin ekonomisinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan dış kaynak sektörü, uzmanlara göre üretken yapay zekadan en fazla etkilenecek alanlardan biri.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre ülkede 12,7 milyon çalışan, yani her dört çalışanın birinden fazlası üretken yapay zekanın olumsuz etkileyebileceği mesleklere sahip. Tahminlere göre bu, Güneydoğu Asya'daki en yüksek oran.
Accenture, Concentrix ve Teleperformance gibi BPO sektörünün önde gelen şirketleri ülkede birçok şube açtı ve yüzbinlerce kişiye istihdam sağlıyor. Bu firmalar, yapay zekanın doğrudan istihdam kaybıyla ilişkilendirilemeyeceğini savunuyor.
Filipinler Bilgi Teknolojileri ve İş Süreçleri Birliği (IBPAP), devletle birlikte çalışarak sektörün gelişmesinde önemli rol oynuyor. IBPAP direktörü Jack Madrid, üyelerinin üçte ikisinden fazlasının yapay zeka pilot uygulamalarını devreye aldığını belirtiyor.
İstihdam kaybı ve işe alımlardaki yavaşlamanın yalnızca yapay zekayla değil, küresel talepteki düşüşle de ilgili olduğunu söylüyor.
Filipinler-Diliman Üniversitesi'nden Paul Quintos ise bazı şirketlerin istihdam sorunları nedeniyle endişelendiğini ve yapay zekaya geçiş sürecini yavaşlatmak istediğini ifade ediyor.
Ancak akademisyene göre Hindistan ve Singapur’daki BPO firmalarıyla rekabet eden şirketler, hem piyasa koşullarının hem de yabancı müşterilerin baskısıyla yapay zeka otomasyonuna yönelmek durumunda kalıyor.
Filipinler de süreci hızlandırmak istiyor. BPO sektöründekiler de dahil 300 binden fazla çalışana yapay zeka eğitimi verilmesi planlanıyor.
Independent Türkçe, BBC, Chosun
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة