İnsanlı uzay seyahatleri 1961'den bu yana uzaya ışık tutuyor

Uluslararası Uzay İstasyonu'na düzenli olarak mürettebat gönderilmeye devam ederken NASA, Eylül 2025'te Artemis II misyonuyla Ay çevresine astronotlarını göndermeyi planlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İnsanlı uzay seyahatleri 1961'den bu yana uzaya ışık tutuyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İlk yapay uydunun 1957'de uzaya fırlatılması ve 1961'de uzaya ilk insanın gitmesinden bu yana başta ABD ve Rusya olmak üzere ülkeler, birçok insanlı uzay seyahati yaptı. Bu insanlı uzay uçuşları, yeni keşiflere ışık tutarken tarihteki yerlerini aldı.

AA muhabiri, ilk insanlı uzay seyahatinden bu yana yapılan insanlı uzay misyonlarından bir kısmını derledi.

İlk yapay uydunun 1957'de uzaya fırlatılmasından sonra astronotlar uzaya seyahat etti, bu sayede bugüne kadar binlerce gezegen ve yıldız keşfedildi.

İnsanlı uzay uçuşları da özellikle ABD ve Rusya tarafından düzenli şekilde sürdürülüyor.

- Uzaya giden ilk insan Sovyet kozmonot Gagarin'di

Eski Sovyetler Birliği, 12 Nisan 1961'de uzaya ilk insanı göndererek tarihi bir başarıya imza attı. Uzaya ilk giden Sovyet kozmonot Yuri Gagarin, dünyanın etrafında bir yörünge boyunca 108 dakika uçan kişi oldu.

Gagarin'in 1961'deki uçuşunun ardından Sovyetler Birliği'nin 6-7 Ağustos 1961'de Vostok 2 göreviyle uzaya gönderdiği Gherman Titov, bir günden fazla uzayda kalan ilk insan oldu.

Sovyetler Birliği tarafından Vostok 6 göreviyle 14-19 Haziran 1963'te Valentina Tereshkova, ilk kadın kozmonot olarak uzaya gönderildi. Aynı tarihlerde Valery Bykovsky, en uzun süreli bireysel uçuşu gerçekleştirdi.

- İlk uzay yürüyüşü Leonov tarafından yapıldı

Pavel Belyayev ve Aleksey Leonov'un 18-19 Mart 1965'te yaptıkları uçuşta Leonov, uzay yürüyüşü yapan ilk insan oldu.

Vladimir Dzhanibekov ve Oleg Makarov da 10-16 Ocak 1978'de uzaya gitti ancak uzaya gittiklerinden farklı bir araçla Dünya'ya dönen ilk insanlar oldu.

19-27 Ağustos 1982'de uzaya giden ikinci kadın olan Svetlana Savitskaya, 17-29 Temmuz 1984'te uzay yürüyüşü yapan ilk kadın olarak da tarihe geçti.

Eski Sovyetler Birliği'nin 26 Aralık 1991'de dağılmasının ardından Rusya ismiyle ilk uzay uçuşu, 17 Mart 1992'de yapıldı.

Rusya'nın 4 Ekim 1994 ile 22 Mart 1995 arasında yaptığı uzay uçuşunda Yelena Kondakova, uzayda en uzun süre kalan kadın olarak kayıtlarda yerini aldı.

- Uzaya giden ilk ABD'li astronot Shepard oldu

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) programları Mercury, Gemini ve Apollo ile uzaya ve Ay'a astronotlarını yollayan ABD, Merkür Projesi ile uzaya 25 uçuş yaptı. Bunların 6'sı, 1961-1963 yıllarında yapıldı.

NASA'nın 5 Mayıs 1961'deki, "Freedom 7" misyonuyla astronot Alan Shepard'ı uzaya gönderildi. Uzaya giden ilk Amerikalı Shepard, alt yörüngede 15 dakika 28 saniye uçtu.

"Friendship 7 Mercury" uzay aracıyla 20 Şubat 1962'de dünyanın yörüngesine girebilen John Glenn, bunu yapan ilk ABD'li astronot oldu.

Walter Schirra Jr, 3 Ekim 1962'de 9 saat 13 dakika ile ABD'nin en uzun uçuşunu gerçekleştirdi. 15-16 Mayıs 1963'te ise L. Gordon Cooper Jr, bir günden fazla uzayda kaldı.

Joseph Walker 19 Temmuz 1963'te, uzay aracıyla yörünge ötesine, uzaya uçan ilk insan olurken Gemini IV kapsamında NASA astronotu Edward White 3 Haziran 1965'te uzay yürüyüşü yapan ilk Amerikalı olarak kayıtlara geçti.

- Neil Armstrong, Ay'a ayak basan ilk insan oldu

ABD'nin Apollo 11 misyonu kapsamında 20 Temmuz 1969'da Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins'i Ay'a gönderildi. Armstrong Ay'a ilk ayak basan insan oldu, ardından Aldrin geldi.

Sally Ride, 18-24 Haziran 1983'te uzaya giden ilk Amerikalı kadın oldu.

Ulf Merbold, 28 Kasım-8 Aralık 1983'te uzaya giden ilk Avrupa Uzay Ajansı (ESA) astronotu olarak tarihe geçti.

Bruce McCandless, 3-11 Şubat 1984'te güvenli şekilde kendini araca bağlamadan ilk uzay yürüyüşünü yaptı.

5-13 Ekim 1984'te Marc Garneau, ilk Kanadalı astronot, Kathryn Sullivan ise uzay yürüyüşü yapan ilk Amerikalı kadın oldu.

- Çin

Yang Liwei, Shenzhou 5 göreviyle 14 Ekim 2003'te uzaya giden ilk Çinli astronot olarak tarihe geçti.

Shenzhou 6 ile Fei Junlong ve Nie Haisheng, 12-16 Ekim 2005'te uzaya gitti ve Çin'in uzaya ilk iki kişilik uçuşu gerçekleşti.

Zhai Zigang, Shenzhou 7 ile, 25-28 Eylül 2008'de uzayda yürüyen ilk Çinli astronot oldu.

Liu Yang, 16-20 Haziran 2012'de uzaya giden ilk Çinli kadın astronot olarak tarihte yerini aldı.

17 Haziran-17 Eylül 2021'de Nie Haisheng, Liu Boming ve Tang Hongbo Çin'in Tiangong Uzay İstasyonu'nun ilk mürettebatı oldu.

15 Ekim 2021-16 Nisan 2022 tarihlerinde Zhai Zhigang, Wang Yaping ve Ye Guangfu, Shenzhou 13/Tiangong'la Çin'in, 182 günle en uzun uzay uçuşunu gerçekleştirdi.

- Uluslararası Uzay İstasyonu mürettebatı

NASA, yıllardır düzenli olarak Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) mürettebat yollayarak uzaydaki araştırmalarını sürdürüyor.

Halen ISS'de NASA'nın "Expedition 71" mürettebatı görevlerini sürdürüyor. Genellikle misyonlar ortalama 6 ay sürüyor ve ekipler 6-7 kişi olabiliyor.

Ayrıca "Artemis Programı" kapsamında da ilk aşama "Artemis I", Orion uzay aracının Ay yörüngesinde bir turu tamamlayıp Pasifik Okyanusu'na başarıyla inmesiyle toplam 25 gün sürerek Aralık 2022'de sona erdi.

Eylül 2025'te Orion uzay aracının ilk mürettebatlı misyonu "Artemis II" görevinde de astronotların Ay'a iniş yapmadan Dünya'ya dönmesi planlanıyor.

Her şey planlandığı şekilde ilerlerse insanların ilk defa Ay'ın güney kutbunu inceleyeceği programın son aşaması "Artemis III" misyonunun da önü açılacak.

Bu bağlamda insanlı uzay seyahatinin artık düzenli şekilde farklı misyonlarla sürdürüldüğü görülüyor.

- Özel uzay şirketlerinin misyonları

Ülkeler dışında artık özel uzay şirketleri de uzay ajanslarıyla işbirliği halinde özellikle ISS'e astronotları gönderiyor.

Örneğin, Axiom Space şirketi, bugüne kadar 3 misyona imza attı. Axiom-1, Axiom-2 ve Axiom-3 misyonları kapsamında farklı milletlerden uzaya astronotları gönderen şirket, bu kişilere ve ülkelerine araştırma fırsatı da sağlıyor.

18 Ocak'ta başlayan ve dönüşü 9 Şubat'ta sağlanan Ax-3 kapsamında ISS'e giden mürettebat içinde Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı da yer aldı.

Özel şirketlerin bu girişimleriyle insanlı uzay seyahatlerinin alanının genişlediği, ülkelerin ve uzay ajanslarının ötesinde artık şirketler aracılığıyla uzaya giden kişi sayısının arttığı görülüyor.



125 milyon yıl önce bataklıklarda dolaşan dinozor tespit edildi

Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
TT

125 milyon yıl önce bataklıklarda dolaşan dinozor tespit edildi

Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)
Iguanodontian dinozor grubundan Paludohadros proudlovii'nin sığ bir su kütlesinin kenarındaki çamurda yürüdüğü halinin rekonstrüksiyonu (Guilherme Gehr)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri

Yaklaşık 125 milyon yıl önce İngiltere'nin bataklıklarında yaşayan bir dinozor türü, Surrey'deki ikonik Ewhurst tuğla fabrikasında ortaya çıkarılan bir fosil sayesinde tespit edildi.

25 yıldan uzun süre önce keşfedilen fosil örneği, Londra Doğa Tarihi Müzesi tarafından korunuyordu. Başlangıçta, başparmaklarındaki karakteristik sivri çıkıntılarla tanınan dinozor grubu Iguanodontianlar'ın üyesi olarak tanımlanmıştı.

Ancak fosilin, Iguanodon alt grubuna mı yoksa onun daha küçük akrabası Mantellisaurus'a mı ait olduğu belirsizliğini koruyordu.

Doğa Tarihi Müzesi'nden araştırmacılar, 2023'te Mantellisaurus hakkında yayımlanan bir çalışmanın, aralarındaki temel farklılıkların tespit edilmesini sağladığını söylüyor.

Bu nedenle son yıllarda paleontologlar, Doğa Tarihi Müzesi'nin gözetimindeki fosilleri yeniden inceliyor.

Yeni tanımlanan ve Paludohadros proudlovii adı verilen tür, bölgenin çamurlu sulak alanlarla kaplı olduğu Erken Kretase Dönemi'nde İngiltere'nin güneyinde yaşayan dört ayaklı bir otçuldu.

Dinozorun adındaki "palus", Latincede "bataklık" anlamına gelirken, tür ismi "proudlovii" ise Will Proudlove'a atfen verildi. Ewhurst Works'ün eski çalışanı Proudlove, kariyer basamaklarını tırmanarak müdür pozisyonuna yükselmişti.

Will, Paludohadros'un çıkarılmasından kısa süre önce, 35 yaşında hayatını kaybetmiş ve arkasında eşi Rachael'la çocukları Ellie ve Matt'i bırakmıştı.

Rachael Proudlove, "Ne yazık ki bu dinozor, onun ölümünden ancak bir yıl sonra keşfedildi. Fakat o zamandan beri bu hikaye hayatımızın bir parçası haline geldi" diyor.

Görsel kaldırıldı.
Kafatası kemikleri (Tim Burgess / Wienerberger Ltd.)

Journal of Systematic Palaeontology'de yayımlanan yeni araştırmaya göre yaklaşık 5 metre uzunluğunda ve 1,5 ila 2 ton ağırlığındaki Paludohadros proudlovii örneği, muhtemelen bir gergedana yakın boyutlardaydı.

Ancak görünüşe göre fosil kemikleri tam gelişmediği için araştırmacılar, bu bireyin henüz yavru olduğunu ve bu türün yetişkinlik çağında muhtemelen çok daha büyük boyutlara ulaşabildiğini düşünüyor.

Bilim insanları, tarih öncesi İngiltere'nin bataklıklarında yaşayan P. proudlovii'nin, iki ayaklı korkunç ve etçil Baryonyx walkeri de dahil birkaç başka dinozorla aynı ortamı paylaşmış olabileceğini belirtiyor.

Doğa Tarihi Müzesi'nden öğretim üyesi ve çalışmanın kıdemli yazarı Susannah Maidment, "Paludohadros, Baryonyx'ten sadece 100 metre uzakta bulundu ve bu dinozorun fosillerini de Doğa Tarihi Müzesi'nde muhafaza ediyoruz. Baryonyx daha çok balıkları yemesiyle bilinse de bu dinozorun son öğününde bir yavru iguanodontian da vardı" diyor.

Dr. Maidment şu ifadeleri kullanıyor: 

Bunun hangi türe ait olduğunu kesin bir şekilde söyleyemiyoruz; bu nedenle Baryonyx'in genç Paludohadros'ların kalıntılarını yemiş olması ya da fırsat bulduğunda onları avlamış olması da mümkün.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


"Skynet" yapay zeka ajanı siber saldırı düzenlemek için diğer modelleri ele geçiriyor

Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
TT

"Skynet" yapay zeka ajanı siber saldırı düzenlemek için diğer modelleri ele geçiriyor

Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)
Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin yıllık raporu, hackerların yetenekleriyle savunma önlemleri arasındaki uçurumun giderek genişlediği uyarısında bulunuyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson

Güvenlik araştırmacıları, internette güvenlik açığı taşıyan yapay zeka sistemlerini bulup ele geçiren ve onların siber saldırılar gerçekleştirmesini sağlayan bir yapay zeka ajanı keşfetti.

Otonom hackerın, Terminatör (Terminator) serisinin kötü karakteri olan yapay zekaya atfen isimlendirilen bir "Skynet modu" var. Bu mod, ele geçirilen modellerin 100 bine kadar adımı insan onayı olmadan gerçekleştirmesine olanak tanıyor.

İlk olarak siber güvenlik şirketi Symantec'in Tehdit İstihbaratı ekibinin ortaya çıkardığı saldırgan yapay zeka ajanı, saldırganların başkalarının yapay zeka modellerini ele geçirdiği "LLMjacking" (büyük dil modeli korsanlığı) adlı yeni bir trend kapsamında yer alıyor.

Saldırganın, kurbanın bilgi işlem gücünü ve yapay zeka hizmetlerindeki token kullanım hakkını ödeme yapmadan kullanmasına olanak tanıyan bu saldırı türü giderek yaygınlaşıyor.

LLMjacking, kurbanlar için maliyetli olabiliyor ancak genellikle nispeten zararsız işlerde kullanılıyor. Asıl amaç, Anthropic ve OpenAI gibi yapay zeka platformlarının yüksek ücretlerinden kaçınmak.

Symantec araştırmacıları, kötü niyetli yapay zekayı detaylandırdıkları blog yazısında, "Bu aracı diğerlerinden ayıran özellik, çalınan modelin sadece soruları yanıtlamakla kalmayıp saldırıyı planlaması ve yürütmesi" diye yazıyor.

Saldırgan yapay zeka ajanı, ele geçirilen sistemleri kullanarak hassas veri çalmak veya kripto para madenciliği yazılımları yerleştirmek gibi siber saldırıları kendi başına planlayıp gerçekleştirdi.

Araştırmacılar şu ifadeleri kullanıyor:

Operatörler, ticari bir yapay zeka modelinin kendileriyle işbirliği yapmasını sağlamak için güvenlik kısıtlamalarını aşmaya yönelik bir jailbreak yöntemi kullandı. Bu yöntem, modele güvenlik kontrollerini göz ardı etmesini ve kimlik bilgisi hırsızlığını rutin bir geliştirme çalışması olarak görmesini söylüyordu.

Operatörlerin 'Skynet modu' diye adlandırdığı talimat, hedefleri taramayı, bunlara zararlı yazılım bulaştırmayı, kripto para madenciliği yazılımları yerleştirmeyi ve sistemlere yeniden zararlı yazılım bulaştırmayı içeren bir döngüyü tanımlıyordu.

Araştırmacılar, yapay zeka bal küpü diye bilinen bir yöntem aracılığıyla bu ajanı yakalamayı başardı. Bu sayede korumasız bir yapay zeka hizmeti gibi davranarak saldırganı tuzağa düşürdüler.

Saldırgan yapay zeka yakalandıktan sonra araştırmacılar onu inceleyerek nasıl çalıştığını görebildi.

Bal küpü, Symantec'in raporunun yayımlanmasından önceki birkaç ayda onbinlerce farklı adresten gelen 127 binden fazla dış isteği kaydetti.

Araştırmacılar, keşfedilen bu faaliyetin "saldırganların yapay zekayı kullanma biçiminde değişime işaret ettiği" sonucuna varıyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/tech


Bilim dünyasında bir ilk: İnsan DNA'sı vücudun içinde düzenlendi

Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
TT

Bilim dünyasında bir ilk: İnsan DNA'sı vücudun içinde düzenlendi

Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)
Gen düzenleme, tek ve kalıcı bir tedavi sunarak "heyecan verici" bir atılıma işaret ediyor (Unsplash)

Suha Kidwai

Bir gen düzenleme tekniği kullanılarak insan vücudunun içindeki DNA doğrudan ilk kez değiştirildi.

Bilim insanları klinik çalışmada, Wilson hastalığının karaciğer hücrelerinde neden olduğu genetik mutasyonu düzeltmek için "birincil düzenleme" (prime editing) diye bilinen yüksek hassasiyetli bir araç kullandı. Bu rahatsızlık, vücudun fazla bakırı atmasını engelleyen nadir bir hastalık.

Hakemli dergi Nature'da yayımlanan çığır açıcı gelişme, karmaşık laboratuvar prosedürlerinin yerini alarak insan vücudundaki DNA'yı onarmaya yönelik daha hızlı, daha ucuz ve daha az invaziv genetik tedavilerin önünü açabilir.

Wilson Hastalığı Derneği Başkanı Rhonda Rowland, "Hayatım boyunca bunun benim nadir hastalığıma uygulanacağını hiç düşünmemiştim" diyor. 

Gerçekten heyecan verici bir yıl olacak.

Wilson hastalığı, karaciğerdeki fazla bakırı atmaktan sorumlu proteini üreten ATP7B genindeki mutasyonlardan kaynaklanıyor. Tedavi edilmediği takdirde bakır birikip zehirli seviyelere kadar ulaşarak ciddi karaciğer hasarına, sinirlerde bozulmaya ve nörolojik rahatsızlıklara yol açıyor.

Mevcut tedaviler, ömür boyu bakır temizleyici ilaçların alınmasını gerektiriyor ancak gen düzenleme, gendeki değişikliğin yarattığı sorunu doğrudan gidererek tek seferlik ve kalıcı bir çözüm sunma potansiyeline sahip.

CRISPR-Cas9 teknolojileri gibi standart gen düzenleme yöntemleri genellikle genleri yeniden yazmak yerine devre dışı bırakırken birincil düzenleme, DNA'nın belirli bölümlerinde son derece hassas şekilde ekleme, çıkarma ve değişiklik yapabilen mikroskobik bir kelime işlemci gibi çalışıyor.

ABD'li biyoteknoloji şirketi Prime Medicine'ın geliştirdiği tedavi, mRNA aşılarında kullanılan teknolojiye benzer şekilde minik lipit nanopartiküller aracılığıyla gen düzenleme araçlarını karaciğer hücrelerine taşıyor.

DNA'yı doğrudan vücut içinde düzenlemek, hastanın hücrelerini çıkarıp laboratuvarda değiştirdikten sonra tekrar enjekte etmek gibi maliyetli ve riskli süreçlere ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Geleneksel hücre düzenleme prosedürlerinde, düzenlenmiş hücrelerin vücuda kabul edilmesi için yer açılması amacıyla genellikle hastaların ağır bir kemoterapi alması gerekiyor. 

TD Cowen'dan biyoteknoloji analisti Joseph Thome, "Bu genetik tıp şirketlerine finansman sağlamak ucuz bir iş değil" diyerek doğrudan tedavilerin üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürebileceğini ve tedavileri daha geniş kesimler için erişilebilir hale getirebileceğini vurguluyor.

Öte yandan uzmanlar, hücreler çoğalmaya başlamadan önce doktorlar düzenlemelerin tamamen doğru olup olmadığını doğrulayamadığından, vücut içi gen düzenlemenin de kendine özgü zorluklar taşıdığı uyarısında bulunuyor.

Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden biyomedikal mühendisi Krishanu Saha, "Bu, ne tür riskleri kabul etmeye hazır olduğunuza bağlı" diyerek gen düzenleme araçlarını hedef organlara hassas şekilde ulaştırmanın hâlâ "temel zorluk" olduğunu ekliyor.

Prime Medicine'ın, halihazırda düzenleyici kurumların onayını bekleyen diğer vücut içi CRISPR tedavileriyle ilgili kararlarıyla birlikte bu denemeden elde edilen ilk klinik sonuçları gelecek yıl açıklaması bekleniyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news