Lazer silahları... Geliştirme konusunda küresel bir yarış

Kitlesel üretim çağına girildi

Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
TT

Lazer silahları... Geliştirme konusunda küresel bir yarış

Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor

Geçtiğimiz eylül ayında, lazer silahları alanında dünyanın bir dönüm noktasına yaklaştığını yazmıştım. Bu değerlendirme, Çin’in Pekin’de düzenlenen bir askerî geçit töreninde LY-1 adlı deniz konuşlu lazer silahını tanıtmasının, ABD’nin lazerle donatılmış ilk muharebe araçlarını Amerikan ordusuna teslim etmesinin, Fransa’nın insansız hava araçlarına (İHA) karşı kullanılmak üzere yeni bir lazer prototipi talep etmesinin ve Hindistan’ın yönlendirilmiş enerji bileşeni içeren entegre hava savunma sistemini test etmesinin ardından gelmişti. Bu gelişmeleri Jared Keller da kaleme almıştı. Sonuç olarak şu nötr değerlendirmeye varmıştım: Küresel lazer silahları yarışının kazananı, teknolojik üstünlüğe kimin sahip olduğuyla değil, yönlendirilmiş enerji alanındaki hedeflerini gerçeğe dönüştürmek için gerekli siyasi iradeyi kimin göstereceğiyle belirlenecek.

Askeri lazer sistemleri

Askerî alanda lazer sistemlerinin kullanımına ilişkin çok sayıda rapor da giderek artıyor. Bunlar arasında İsrail’in yüksek enerjili lazer silahı Demir Işın (Iron Beam) öne çıkıyor; söz konusu sistemin 100 kilowatt güce sahip olduğu belirtiliyor. Diğer yandan The Defence Blog adlı internet sitesinde yer alan haberde, Çin yapımı bir lazer silahının havaalanı savunması amacıyla bir araca entegre edilmiş şekilde tespit edildiği bildirildi. Bu sistemin, ilk kez 2022 yılında Zhuhai kentinde gerçekleşen Çin Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’nda tanıtılan Guangjian-21A sistemiyle büyük ölçüde örtüştüğü ifade edildi.

sxd vcdv
Askeri gemide bulunan bir lazer silah sistemi

ABD ise düşük hızda, sabit konuşlu ve küçük boyutlu İHA’lara karşı geliştirilen lazer karşıtı sistemleri pazarlıyor. ABD Savunma Bakanlığı tarafından kullanılan bu sistemler Entegre İnsansız Hava Aracı İmha Sistemleri (FS-LIDS) olarak biliniyor. Böylece bugün lazer silahları alanındaki küresel yarış, giderek büyüyen rekabetçi bir pazara dönüşmüş durumda. Bu pazarda, rakip güçlere ait sistemler giderek aynı envanterlerde ve hatta aynı operasyon sahalarında birlikte varlık gösteriyor.

Hızlanan geliştirme süreci

Nisan ve mayıs ayları boyunca, lazer silahlarının küresel ölçekte gelişim hızı, o dönüm noktasına ilişkin analizimde görmediğim bir seviyeye ulaştı; hatta bu hızın artık daha da artmış olabileceği değerlendiriliyor.

Almanya ve Avustralya

* Geliştirme süreçleri – Almanya: Geçtiğimiz 10 Nisan’da Alman ordusu Bundeswehr, WTD 91 test sahasında (Meppen) yürütülen lazer silahı testlerine ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, farklı olgunluk seviyelerinde dört ayrı sistem detaylandırıldı. Bunlar arasında, Almanya-Hollanda ortak yapımı Jupiter sistemi de yer aldı; bu sistem Boxer muharebe aracına entegre edilmiş durumda. Ayrıca, 2029 yılına kadar operasyonel olarak konuşlandırılması planlanan Sachsen firkateyni üzerinde test edilen deneysel bir deniz platformu da raporda yer aldı.

* Avustralya planları: 21 Nisan’da Avustralya hükümeti, İHA’larla mücadele kabiliyetlerini güçlendirmek için yatırımlarını önümüzdeki on yılda 7 milyar dolara çıkarma planını açıkladı. Bu kapsamda, AIM Defence şirketine ait yüksek enerjili taşınabilir Fractl sisteminin geliştirilmesi için 21,3 milyon dolarlık başlangıç sözleşmesi imzalandı. Bir hafta sonra Avustralya Savunma Sanayii Bakanı Pat Conroy, Avustralya ordusunun 300 adet Bushmaster aracının yeni üretim partisinde lazer silahları entegre etmeyi planladığını duyurdu.

Çin ve Güney Kore

* Çin silahları: 22 Nisan’da Army Recognition adlı internet sitesi, Çinli Novasky Technology şirketinin 3 kilowatt gücündeki NI-L3K adlı lazer silahını Malezya’da düzenlenen Defence Services Asia 2026 savunma fuarında tanıttığını bildirdi. Kamyona monte edilen sistemin, özellikle İHA’lara karşı son savunma hattı olarak tasarlandığı ve ihracat amacıyla geliştirildiği belirtildi. Bu gelişme, Pekin’in yönlendirilmiş enerji silahları ticaretine artan şekilde dahil olmasıyla birlikte son haftalarda görülen ikinci benzer sistem oldu.

* Güney Kore planları: 24 Nisan’da Seoul Economic Daily, kaynaklara dayandırdığı haberinde Güney Kore’nin Cheongwang adlı 20 kilowatt gücündeki ikinci lazer silahını Seul yakınlarında konuşlandırmayı planladığını yazdı. Sistem, Kuzey Kore’ye ait İHA’ları düşürmeyi hedefliyor. Ayrıca yetkililerin, 2027 yılına kadar nükleer santraller, havaalanları ve limanlar gibi kritik altyapıyı kapsayacak şekilde savunma ağının genişletilmesini hızlandırmayı planladığı aktarıldı.

Rusya ve Türkiye

* Rusya hava savunma sistemleri: 1 Mayıs’ta Rusya’nın resmi haber ajansı TASS, hükümetin İHA’lara karşı lazer silahlarını ülkenin hava sahası sınırlarını koruyan operasyonel sistemler arasına dahil eden bir kararname yayımladığını bildirdi. Rus lazer silahlarının kapasitesine ilişkin doğrulanmış veriler ile propaganda iddiaları arasındaki belirsizlik sürerken, söz konusu kararın Moskova’nın bu sistemleri ‘deneysel’ aşamadan ‘aktif kullanım’ kategorisine taşıdığına işaret ettiği değerlendiriliyor.

* Türk lazer silahları: 5 Mayıs’ta Türkiye, yeni lazer silahlarını İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 savunma fuarında tanıttı. ASELSAN tarafından geliştirilen 10 kilowatt gücündeki GÖKBERK 10 ile TÜBİTAK üretimi 20 kilowatt gücündeki YGLS sistemleri (80 kilowatta kadar ölçeklenebilir olduğu belirtiliyor) öne çıktı. Her iki sistemin de ülkenin Çelik Kubbe konseptine katkı sağladığı, bu konseptin ise füze sistemleri, radar, elektronik harp ve yönlendirilmiş enerji unsurlarını tek bir ulusal hava savunma ağı altında birleştirmeyi hedefleyen entegre bir komuta-kontrol yapısı öngördüğü ifade edildi.

Amerikan lazer kubbesi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere 6 Mayıs’ta ABD, Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Ortak Kurumlar Arası Görev Gücü 401’in İHA’larına karşı yönlendirilmiş enerji kullanımıyla mücadeleye yönelik bir pilot program için beş askerî tesis seçtiğini açıkladı. Bu adım, stratejik varlıklar ve kritik altyapının korunmasına yönelik ‘lazer kalkanı’ benzeri bir ulusal savunma konseptinin oluşturulması yolunda önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Operasyonların, tesis komutanlarıyla birlikte yürütülecek konuşlanma planlarının 180 gün içinde tamamlanmasının ardından, yılın ilerleyen dönemlerinde başlaması bekleniyor.

Ukrayna’nın lazer kompleksi

7 Mayıs’ta Ukraynalı şirket Celera Tech, Tryzub adlı lazer kompleksinin mobil bir platforma, römorka monte edilecek şekilde entegre edildiğini ve nihai testlerin ardından kamuoyuna tanıtılmak üzere hazırlandığını açıkladı. Sistem ilk kez 2024 yılında Ukrayna’nın İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı tarafından kamuoyuna duyurulmuş, 2025 yılında ise sergilenmişti. Şirketin açıklamasına göre sistemin etkin menzili keşif amaçlı İHA’lara karşı bin 500 metreye (0,9 mil), FPV tipi İHA’lara karşı ise 800 ila 900 metreye (0,5 mil) ulaşıyor. Ayrıca sistemin, Şahid tipi İHA’lara karşı 5 kilometreye (3,1 mil) kadar etkili olduğu iddia ediliyor. En son geliştirme aşamasında ise yapay zekâ destekli hedefleme ve radar entegrasyonunun sisteme dahil edildiği belirtildi.



Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
TT

Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Dünya yörüngesinde parçalanan ölü bir uydu, diğer uzay araçlarını tehdit edebilecek tehlikeli bir enkaz bulutu yarattı.

Uzay izleme şirketi LeoLabs, Sovyet dönemine ait Meteor 2-7'nin enkazını Batı Avustralya'daki radar istasyonunun üzerinden geçerken tespit etti.

45 yıl önce fırlatılan meteoroloji uydusu, onlarca yıldır faaliyet göstermiyordu ve artık aynı yörüngedeki diğer uydular için risk teşkil ediyor.

LeoLabs, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu, son 6 ayda tanık olduğumuz bir dizi olayın en sonuncusu" dedi.

Bu olayların hepsi birlikte uzay güvenliği ve emniyeti açısından endişe verici bir eğilime işaret ediyor ve sürekli takipte kalmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Orbital Radar'a göre ortalama yüksekliği 856 km olan Meteor, alçak Dünya yörüngesinin üst kesimlerinde yer alıyor.

Bu yükseklikteki cisimler, diğer uydularla çarpışmadıkları sürece yüzlerce hatta binlerce yıl burada kalabilir.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) astronotlar, 2024'te patlayan bir Rus uydusundan kaynaklanan enkazın yarattığı çarpışma riski nedeniyle kendilerini korumaya almak zorunda kalmıştı.

RESURS-P1 uydusu, hizmet dışı kalmasından iki yıl sonra yaklaşık 355 km irtifada 180'den fazla büyük enkaz parçasına ayrılmıştı.

Bu parçalar, felaket niteliğinde bir çarpışmaya yol açmadan nihayetinde Dünya atmosferinde yanmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri Uzay Gözetleme Ağı'nın tahminlerine göre, alçak Dünya yörüngesinde 10 santimetreden büyük onbinlerce uzay çöpü ve 1-10 cm arasında 200 bine varan cisim var.

Gökbilimciler, büyük uzay enkazı parçaları arasındaki çarpışmanın Kessler etkisi diye adlandırılan bir duruma yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, çarpışmanın ardından ortaya çıkan enkazın bir dizi yeni çarpışmaya sebep olmasını ifade ediyor.

Böyle bir olay nihayetinde aktif uyduları ortadan kaldırabilir ve roketlerle aşılması imkansız bir uzay enkazı tabakası oluşturarak insanları fiilen Dünya'ya hapsedebilir.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
TT

Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)

Google bir görsel, metin, video veya ses dosyasının yapay zekayla oluşturulup oluşturulmadığını kontrol etmek üzere tasarlanmış yeni yapay zeka tespit aracını tanıttı.

SynthID Detector, yapay zekayla üretilmiş medya içeriklerine yerleştirilen ve insanlar tarafından fark edilemeyen filigranlardan yararlanıyor. Google, halihazırda 180 milyardan fazla görsel ve videonun yanı sıra toplam süresi 240 bin yıla ulaşan ses içeriğine filigran eklediğini belirtiyor.

Bu tespit teknolojisi, 54 yaşındaki bir adamın yapay zeka destekli dijital yayın dolandırıcılığı suçundan bu hafta ABD'de 18 ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından piyasaya sürüldü.

Kuzey Karolina'dan Michael Smith, Apple Music ve Spotify gibi platformlarda 7 yıl boyunca fark edilmeden bu dolandırıcılığı sürdürmüş ve yapay zekayla üretilmiş yüzbinlerce şarkı aracılığıyla bu platformlardan milyonlarca dolar kazanmıştı.

SynthID Detector'ın erken bir sürümü, medya profesyonellerinin doğrulama aracı olarak kullanması amacıyla geçen yıl piyasaya sürülmüştü. Son çıkan sürüm ise herkesin kullanımına açık.

Google DeepMind'ın bilim ve stratejik girişimlerden sorumlu başkan yardımcısı Pushmeet Kohlo blog yazısında, "Yapay zeka araçları giderek daha iyi ve kullanımı daha kolay hale geldikçe çevrimiçi ortamda karşılaştığımız içeriklerin bağlamını açıkça görebilmek, neye güveneceğimiz konusunda bilinçli kararlar vermemize yardımcı olur" diye yazdı.

Bu araç, Arama, Gemini uygulaması ve Chrome'daki yerleşik doğrulama özelliklerimize ekleniyor ve bunlar halihazırda günde 1 milyondan fazla isteği işliyor.

Filigranlar, bir görselin veya videonun kullanıcılara nasıl göründüğünü değiştirmiyor ve içeriğin kalitesini etkilemiyor. Ayrıca filtre uygulandıktan veya görüntü kırpıldıktan sonra bile işlevini koruyacak şekilde tasarlandı.

Tespit aracı halihazırda sadece Google, OpenAI, Nvidia, Kakao ve Apple platformları kullanılarak oluşturulan içeriklerde çalışıyor.

OpenAI'ın, ChatGPT metin çıktılarına görünmez bir filigran eklediğini duyurmasından sadece birkaç gün sonra SynthID Detector piyasaya sürüldü.

Kelime seçimini incelikle değiştiren textGrain sistemi, metnin insan kullanıcılara normal görünmesini sağlarken, gizli kalıpları bilen otomatik sistemler tarafından tespit edilebilmesini mümkün kılıyor.

Anthropic de sohbet botu Claude için benzer bir teknolojiyi duyurdu ancak her iki şirket de yapay zekayla üretilen metinler insanlar tarafından düzenlendiğinde veya bu metinlere insan eliyle eklemeler yapıldığında filigranların etkisinin azaldığını belirtti.

Bu araçlar, Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası nedeniyle geliştirildi. Yasa, üretken yapay zeka sistemlerinin ürettiği içeriklerin otomatik sistemler tarafından tanımlanabilir olmasını şart koşuyor.

Google'ın son tespit aracına, şirketin yapay zeka birimi DeepMind üzerinden erişilebilir.

Independent Türkçe


Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
TT

Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])

Bilim insanları, galaksimizdeki benzersiz bir gökcisminin "karmaşık yapısını" gözalıcı detaylarıyla görüntüledi.

Samanyolu'nda türünün bilinen tek süpernova kalıntısı Pa 30, bir yıldızın yaklaşık 850 yıl önce gözlemlenen ölümcül patlamasından geriye kalanlardan oluşuyor. Gökbilimciler son teknoloji teleskopları kullanarak bu cismi ince detaylarıyla görüntüledi.

Görüntü, patlamanın karmaşık yapısını ortaya koyuyor: Adeta havai fişek gösterisi gibi, şeritler evrene doğru uzanıyor. Bu şeritlerin her biri, Güneş Sistemi'ni defalarca içine alabilecek kadar geniş.

Ortasında ise patlayan yıldızın hayatta kalan parçaları olan "zombi yıldız" yer alıyor ve sıradışı bir şekilde gösterinin tam merkezinde duruyor. Yıldızın patlaması 1181'de gözlemlenmiş ve dönemin Japon, Çin ve Arap kaynaklarında ayrı ayrı kaydedilmişti. Kalıntısıysa ilk kez 2013'te bir yurttaş bilim insanı tarafından tespit edilmişti.

Ancak yeni araştırmada gökbilimciler, Gemini North teleskobuyla patlamanın kalıntısını ayrıntılı biçimde görüntülemeyi başardı. Bu sayede ilk bakışta havai fişeğe benzeyen şeritlerin aslında tıpkı ipe dizilmiş inciler gibi uzun düğüm zincirleri olduğu görüldü.

Patlama, Dünya'dan yaklaşık 7 bin 500 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor. Bu, Samanyolu'nda türünün bilinen tek örneği ve diğer galaksilerde benzer örnekler saptansa da nispeten yakın olması sayesinde patlamanın çekirdeğindeki kalıntıları görebiliyoruz.

Bu kalıntılar, süpernovanın "Tip Iax" olması nedeniyle bırakıldı. Bu tür süpernovalarda patlama, yıldızın kendisini tamamen yok etmiyor. Araştırmacılar, bunun iki beyaz cücenin çarpışmasından kaynaklandığını düşünüyor. Beyaz cüceler, yıldızların ölürken kendi üzerlerine çökmesiyle oluşan, Dünya büyüklüğündeki yoğun gökcisimleridir.

Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden, çalışmanın yürütücülerinden Ilaria Caiazzo, "Pa 30'un Dünya'ya yakınlığı sayesinde bu kadar ayrıntıyı görebiliyoruz" diyor. 

Bu yakınlık, Pa 30'u araştırmalar açısından eşsiz bir değere sahip kılıyor.

Pa 30, türünün bilinen tek örneği olsa da galaksimizde yalnız olmayabilir. Bilim insanları, keşfedilmeyi bekleyen başka örnekler de olabileceğini söylüyor.

Warwick Üniversitesi'nden çalışmanın ortak lideri Tim Cunningham "Yıldız patlamalarına ilişkin güvenilir tarihsel kayıtlar yalnızca bin yıl kadar eskiye uzanıyor. Bilindiği kadarıyla, galaksimizde karanlıkta gizlenmiş başka benzer kalıntılar olabileceği" diyor.

Bugün, teleskobun icadından yüzyıllar önce bu olayı üç ayrı tarihsel kayıtta belgeleyen gökbilimcilerin gözlemlediğini bildiğimiz ilginç bir cismi inceleyebildiğimiz için şanslıyız.

Çalışma, The Astrophysical Journal'da yayımlanan "Detection of knots in the supernova type Iax remnant Pa 30" (Pa 30 adlı Iax tipi süpernova kalıntısında düğümlerin tespiti) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe