Kadınlar TikTok'ta anlattı: Toplu taşımada tacizden korunmak için kıyafetlerinin üzerine gömlek giyiyorlar

Bir kadın, bu güvenlik önlemi için "üzücü ama gerekli" diyor

Kıyafetleri üzerinden rahatsız edilen birçok kadın, tacizcilere tepki gösterdi (TikTok / @rae.hersey)
Kıyafetleri üzerinden rahatsız edilen birçok kadın, tacizcilere tepki gösterdi (TikTok / @rae.hersey)
TT

Kadınlar TikTok'ta anlattı: Toplu taşımada tacizden korunmak için kıyafetlerinin üzerine gömlek giyiyorlar

Kıyafetleri üzerinden rahatsız edilen birçok kadın, tacizcilere tepki gösterdi (TikTok / @rae.hersey)
Kıyafetleri üzerinden rahatsız edilen birçok kadın, tacizcilere tepki gösterdi (TikTok / @rae.hersey)

Kadınlar toplu taşıma araçlarını kullanırken aldıkları güvenlik önlemlerini belgeliyor. Bazıları kıyafet seçimleriyle ilgili istenmeyen ilgiden korunmak için ekstra büyük tişörtler, diğer bir deyişle "metro gömlekleri" giydiklerini söylüyor.

Havaların ısınmasıyla birlikte bu trend, TikTok'ta bir sohbet konusu haline geldi. Trende uyum sağlayan kadınlar kıyafetlerinin üzerine büyük boy gömlekler giyerek metroya binerken kendilerini filme aldı.

@rae.hersey kullanıcı adını kullanan Rae, TikTok'ta çektiği bir videonun altına "Gideceğiniz yere vardığınızda metro gömleğinizi çıkarırsınız" diye yazdı. Videoda Rae, bir kafede montunu çıkarırken kendini videoya çekti. TikToker daha sonra giydiği büyük beyaz düğmeli gömleği çıkararak altındaki kesik detaylı siyah bluzu gözler önüne serdi.

O zamandan beri 600 binden fazla kez izlenen videonun altına şunları yazdı:

Beni beyaz bir düğmeli gömlekle görürseniz, gerçek kombinimin altında olduğunu bilin.

Video izleyiciler arasında büyük yankı uyandırdı ve pek çok kişi bu önlemi, istenmeyen bakışlar konusunda endişelenmek zorunda kalmadan istediklerini giyebilmelerini sağlayan bir yol olarak gördüklerini açıkladı.

Yorumlarda bir kişi "Moda güvenliği katmanı" diye yazarken, bir diğeri bu trendi "üzücü ama gerekli" diye nitelendirdi.

Bir başkası ise "Bu çok üzücü ama tamamen anlıyorum" dedi.

Diğerleri de Uber veya Lyft gibi araç paylaşım platformlarını kullanırken bu trende başvurduklarını açıkladı. Bir kişi "Evet, Uber ve Lyft için eşofman altlarım var" derken, bir başkası "Giydiğim bir Uber gömleğim var" diye belirtti.

Rae'nin videosu bu akıma yönelik tek video değil; TikTok'ta @fionaylin kullanıcı adını kullanan Fiona adlı bir kadın da kadınlara metro gömleklerini yanlarında getirmelerini hatırlatan bir video paylaştı.

Fiona, elbisesinin üzerine giydiği büyük boy blazer ceketi gösterdiği bir videonun üzerine "Artık New York'ta havalar nihayet ısınmaya başladığına göre, bu size kendinizi korumak için sevimli kıyafetinizin üzerine her zaman bir metro gömleği/ceketi giymeniz gerektiğini hatırlatıyor" notunu düştü.

@hanselkai adını kullanan Mya adlı bir kadın da metro gömleklerine ve bu giysilerin "sürüngenlerden korunmak" için nasıl kullanılabileceğine dair bir "kamu spotu" paylaştı.

Mya videonun üzerine "Kamu spotu: Hanımlar, hava ısındığına göre, metro/yol gömleğinizi yanınıza almayı unutmayın. Hem ateşli hem seksi hem de sürüngenlerden uzak kalın!" diye yazdı.

TikTok'ta @ideal.grace kullanıcı adlı Grace de, havalar ısındıkça kadınlara toplu taşıma araçlarında büyük beden gömlek giymelerini hatırlatan bir video paylaştı.

Grace, "New York'ta hava 29 derece, bu yüzden hanımlar metro gömleğinizi getirmeyi unutmayın!" diye yazdığı videoda, büyük boy siyah düğmeli bir gömlekle bir metro platformunda dururken görülüyor.

Kıyafet yumuşatan diye de bilinir. Trende yabancı erkekler sizi rahatsız etmesin diye sevimli kıyafetlerimizin üzerine giydiğimiz büyük boy bir gömlek.

Kullanıcı, iki milyondan fazla kez izlenen videonun altına ise "Dışarıda güvende kalın" diye yazdı.

The Independent'ın haberine göre, videoya gelen yorumlarda birçok izleyici bu akımın var olmasından ve kadınların kendilerini korumak için önlem almak zorunda kalmalarından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Bir yorumda, "Otobüs ya da trenle seyahat ederken 'daha basit giyinmek' zorunda olmamız üzücü değil mi? Size yüzde 100 katılıyorum" ifadeleri yer aldı.

Diğerleri ise "metro gömleği" giymenin her zaman istenmeyen ilgiyi engellemediğini ifade ederken, bir izleyici bu akımın "gerçekte öyle olmadığı halde ne giydiğinin önemli olduğu mantığına dayandığını" savundu.

Bu görüşe yanıt olarak Grace şunları söyledi:

Hiç kimse giydiği bir şey yüzünden tacize uğramamalı. Haklısınız, ne giydiğimiz önemli değil, yine de tacize uğrayacağız.

Öte yandan bu, kadınların kendilerini güvende tutma yöntemlerini paylaştıkları ilk olay değil. 

Mary isimli bir kadın da kısa süre önce "biri tarafından eve kadar takip edilenlerin eve vardığında ışıkları açmaması gerektiğini, çünkü o kişinin hangi dairede oturduğunu anlayabileceğini" fark ettiğini söylemişti. Mary, bunu anladıktan sonra, eve döndüğünde dairesinin ışıklarını açmadığını belirtmişti.



11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
TT

11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)

Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme), aldığı 11 adaylığa rağmen dün akşamki BAFTA Ödülleri'nden eli boş döndü.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı yapım, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dahil, birçok teknik dalda da aday gösterilmişti. 

Aşık Kadınlar ve Düşler Ülkesi'nin izinde

BAFTA tarihinde daha önce 1969 yapımı Aşık Kadınlar (Women in Love) ve 2004 tarihli Düşler Ülkesi (Finding Neverland), 11 adaylığa rağmen ödül kazanamayan filmler arasında yer almıştı.

Dünkü hayal kırıklığına rağmen Muhteşem Marty, gelecek ayki Oscarlarda hâlâ iddialı görünüyor: Spor temalı drama En İyi Film, Yönetmen ve Erkek Oyuncu dahil 9 dalda aday.

Gecenin en büyük sürprizi, I Swear'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Robert Aramayo oldu. Bu kategorinin favorisi, Muhteşem Marty'deki performansıyla birçok ödül kazanan Timothée Chalamet'ydi. 

Aramayo aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız ödülünü de aldı. Tourette sendromu farkındalığı için kampanya yürüten John Davidson'ı konu alan film, ayrıca En İyi Oyuncu Seçimi ödülünü kazanarak geceyi toplam üç ödülle kapattı.

Sean Penn'den bir ilk

Öte yandan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) geceye damga vurdu. Yapım, En İyi Film dahil 6 ödül kazandı. Anderson, En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü alırken, Michael Bauman En İyi Görüntü Yönetimi ödülüne layık görüldü. Sean Penn ise Yardımcı Erkek Oyuncu dalında sürpriz bir zafer elde ederek kariyerinin ilk BAFTA ödülünü kazandı. 

Ryan Coogler imzalı Günahkarlar (Sinners) geceyi üç ödülle tamamladı. Coogler, Günahkarlar'la En İyi Özgün Senaryo ödülünü evine götürürken bu kategoride kazanan ilk siyah sinemacı oldu. Ayrıca 39 yaşındaki Wunmi Mosaku Yardımcı Kadın Oyuncu, Ludwig Göransson da Özgün Müzik ödülünü kazandı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın başarısını tekrar edebilecek mi?

Her ne kadar BAFTA gecesi Muhteşem Marty için kötü geçmiş olsa da ödül sezonu tarihinde bunun her zaman yolun sonu olmadığını gösteren güçlü örnekler de mevcut. Bir başka A24 yapımı Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), BAFTA'da yalnızca Kurgu ödülünü almış; ardından Oscarlarda En İyi Film ve Yönetmen dahil 7 ödüle uzanmıştı. 

Ay Işığı (Moonlight) da BAFTA'da 4 adaylığının hiçbirini kazanamamış ancak Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak tarihe geçen bir sürprize imza atmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paul Thomas Anderson, sanatçıların siyasi konular hakkında konuşma yükümlülüğü olup olmadığına dair süregelen tartışmaya ilişkin düşüncelerini paylaştı.

Berlinale'de festival başkanının yıldızlara "siyasetten uzak durun" demesinden bir hafta sonra, yönetmen Anderson, 22 Şubat Pazar gecesi BAFTA Film Ödülleri'nde kendine yöneltilen sorularla karşı karşıya kaldı.

Savaş Üstüne Savaş'la (One Battle After Another) En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalında BAFTA kazandıktan sonra, sinemanın önde gelen isimlerinin siyaset hakkında konuşması gerekip gerekmediği sorulduğunda, Anderson açıklama yapmaktan kaçınarak basın mensuplarına "Bu durumda nihayetinde başarısız olacağım" diye konuştu.

Başaracağımdan emin olduğum yer film yapmak. Dünyaya dair duygularımı filmle aktarmakta kendime çok daha fazla güveniyorum ve bence bu filmle bunu başardık. Bu mecrada akıllıca bir şeyler söylemeye çalışmak olmazdı. Ben politikacı değilim ama sinemacıyım, bu yüzden bunu işim aracılığıyla yapmaya çalışıyorum.

Thomas Pynchon'ın 1990 tarihli romanından esinlenen Savaş Üstüne Savaş birçok eleştirmen ve izleyici tarafından Trump'ın Amerika'sının hicvi ve eleştirisi olarak yorumlandı. Leonardo DiCaprio, Teyana Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerini paylaştığı film, Sean Penn'in canlandırdığı yozlaşmış beyaz üstünlükçü subayın önderliğindeki orduya karşı savaşan devrimci bir grubu konu alıyor.

Film, ABD'deki sağcı yorumcuların tepkisini çekti. Sağcı yorumcular Anderson'ın eserini "radikal terörizme pervasız bir övgü" diye nitelendirirken, Ben Shapiro ise "radikal sol terörizmin savunuculuğu" olarak adlandırdı.

Bu yorumlar Berlin Film Festivali'nden birkaç hafta sonra geldi. Festivalde Rupert Grint'ten Neil Patrick Harris'e kadar birçok oyuncuya aşırı sağın yükselişi hakkında sorular yöneltilmiş ve Başkan Wim Wenders bunu daha sonra "Berlinale'yi kasıp kavuran medya fırtınası" diye adlandırmıştı.

Wenders, sinemacıların "siyasetten uzak durması gerektiğini" söyleyerek, "filmlerin dünyayı değiştirebileceğini", bunu ancak "siyasete bulaşmadan" yapabileceklerini eklemişti.

Sonuç olarak yazar Arundhati Roy, yorumları "vicdansızca" diye nitelendirerek Berlinale'den çekilmişti. Öte yandan Javier Bardem, Tilda Swinton ve Brian Cox da dahil 81 sanatçı tarafından imzalanan açık bir mektupta, "Filistinlilerin soykırımına ilişkin kurumsal sessizlik" sorgulandı.

The Independent, yorum için Anderson'ın temsilcisiyle iletişime geçti.

Independent Türkçe


Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
TT

Sigaradan alınan DNA, 44 yıl sonra katili ortaya çıkardı

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)
13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de San Francisco Körfez Bölgesi'ndeki Cloverdale'da bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü (Sonoma County Savcılığı)

ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir gencin vahşice öldürülmesinin üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, yetkililer atılmış bir sigara izmaritinde bulunan DNA'yı kullanarak katili yakaladı.

13 yaşındaki Sarah Geer, en son 23 Mayıs 1982'de Cloverdale kasabasındaki bir arkadaşının evinden ayrılırken görülmüştü.

Sonoma County Savcılığı'nın açıklamasına göre, şehir merkezine doğru yürürken James Unick ona yaklaşmıştı. Unick, zorla bir ara sokağa sürüklediği kız çocuğuna "vahşice tecavüz etmiş" ve onu kendi şortuyla boğarak öldürmüştü.

Genç kızın cesedi ertesi sabah, vardiyasından sonra eve yürüyen bir Cloverdale itfaiyecisi tarafından bulunmuştu. Ölümü cinayet olarak değerlendirilse de savcılar "o dönemde adli tıp imkanlarının sınırlı olması" nedeniyle davanın onlarca yıl boyunca çözümsüz kaldığını söyledi.

CNN'e konuşan savcılık, jürinin 64 yaşındaki Unick'i 13 Şubat'ta, yani Geer'in 57. doğum gününde, Geer'i öldürmekten suçlu bulduğunu belirtti.

dcefrtghy
Sigara izmaritinden alınan DNA, Kaliforniya yetkililerinin yaklaşık 44 yıl önce 13 yaşındaki kız çocuğunun vahşice öldürülmesinden sorumlu adamı tespit etmesini sağladı (Sonoma County Savcılığı)

Davanın dönüm noktası 2003'te, araştırmacıların Geer'in iç çamaşırından alınan spermden bir DNA profili oluşturmasıyla yaşanmıştı. Ancak profil, kolluk kuvvetleri veri tabanlarında bulunan DNA'ya sahip hiç kimseyle eşleşmemiş ve dava yine çözülememişti.

Cloverdale Polis Teşkilatı, Geer'in ölümüyle ilgili soruşturmayı 2021'de yeniden başlatmış ve DNA profiline potansiyel bir eşleşme bulmak için FBI'dan yardım istemişti.

Savcılar, "FBI, aile soyağacı veri tabanlarına erişimiyle, Sarah'dan alınan DNA kanıtının kaynağının, James Unick de dahil 4 kardeşten birine ait olduğu sonucuna vardı" dedi.

Unick'i gözetim altında tuttuktan sonra, FBI ajanları attığı bir sigara izmaritini topladı ve bu da DNA'sının önceki profille eşleştiğini doğruladı.

Cloverdale Polis Departmanı, Unick'i Temmuz 2024'te evinde tutukladı. Tutuklandığı sırada Unick, Geer'i tanıdığını ve öldürüldüğü gece olanları bildiğini inkar etti. Ancak bir ay süren yargılaması boyunca hikayesi değişti.

İfadesinde Unick, oyun salonunda "video oyunu oynarken genç kızın kendisine cinsel ilişki teklif ettiğini" ve bir nehir kenarındaki bir tepede rızaya dayalı cinsel ilişkiye girdiklerini, "bu da Sarah Geer'in o akşam daha sonra DNA kanıtı bırakmayan bilinmeyen bir adam tarafından saldırıya uğrayıp öldürüldüğü anlamına geldiğini" söyledi.

Yaklaşık iki saatlik müzakerenin ardından jüri, Unick'i cinayetten suçlu buldu.

Cezası 23 Nisan'da açıklanacak.

Bölge Savcısı Carla Rodriguez, basın açıklamasında, "Bu suçlu kararı, Sarah'nın katilini aramaktan asla vazgeçmeyen herkesin azmini kanıtlıyor" dedi.

Bu, Sonoma County jürisine sunulan çözülmemiş davaların en eskisi. 44 yıl beklemek çok uzun olsa da hem Sarah'nın sevdikleri hem de topluluğu için adalet nihayet yerini buldu.

Independent Türkçe