Harvardlı psikolog yanıtladı: Neden zenginler tehlikeli seyahatler ister?

Titanik batığını ziyaret, Meksika'da büyük beyaz köpekbalıklarıyla yüzmek, Yeni Zelanda'da aktif yanardağın yanında gemiyle dolaşmak, roketle uzaya gitmek...

6,1 meter uzunluğundaki Deep Blue adlı hayvanın, en büyük büyük beyaz köpekbalığı olduğu tahmin ediliyor (Reuters)
6,1 meter uzunluğundaki Deep Blue adlı hayvanın, en büyük büyük beyaz köpekbalığı olduğu tahmin ediliyor (Reuters)
TT

Harvardlı psikolog yanıtladı: Neden zenginler tehlikeli seyahatler ister?

6,1 meter uzunluğundaki Deep Blue adlı hayvanın, en büyük büyük beyaz köpekbalığı olduğu tahmin ediliyor (Reuters)
6,1 meter uzunluğundaki Deep Blue adlı hayvanın, en büyük büyük beyaz köpekbalığı olduğu tahmin ediliyor (Reuters)

Titanik batığını görmeye giden ancak kaybolan gözlem aracı Titan'daki 5 kişiden haber alınamıyor. Sefer ücretinin kişi başı 250 bin dolar olması, zenginlerin neden böyle tehlikeli seyahatleri istediği sorusunu akıllara getirdi.

Zira Titanik batığını ziyaret etmenin yanı sıra Meksika'da büyük beyaz köpekbalıklarıyla yüzmek, Yeni Zelanda'da aktif yanardağın yanında gemiyle dolaşmak ve roketle uzaya gitmek gibi tehlikeli maceralar da tercih ediliyor. 

Seyahat acentası yetkilileri, bu tür maceraların yeni deneyim arayışındaki cebi dolgun gezginler arasında giderek daha da popülerleştiğini söylüyor.

Harvardlı psikolog Ellen Langer, Insider'a zenginlerin büyük bir tehlikeye atılmak için para harcama isteğini bir nedeninin, "günlük yaşamlarının sıradan doğasını kırmak" olduğunu ifade etti:

Birçoğumuz yaşanmamış hayatlara hapsolmuş durumdayız ve çoğunlukla anın içinde değiliz. Tehlikeli bir şey yapmaksa anda olmayı gerektiriyor.

Langer, bu durumu "canlandırıcı" diye niteleyerek "Ne yazık ki bu insanların çoğu hayatlarını riske atmadan kolayca anda olabileceğini bilmiyor" ifadesini kullandı.

Lüks seyahat acentesi Knightsbridge Circle'ın genel müdürü Peter Anderson, New York Times'a "Dışarıda, heyecan peşinde koşmak ve övünmeye hak kazanmak için seyahatlerinin sınırlarını sürekli zorlayan inanılmaz pek çok insan var" diye konuştu:

Tipik tatil olarak gördükleri şeylere o kadar alışmışlar ki çoğu biraz riskli daha benzersiz deneyimler aramaya başlıyor.

Anderson, yakın zamanda bir müşterisinin ABD Dışişleri Bakanlığı'nın seyahat uyarısı verdiği Güney Sudan'daki piramitleri ziyaret etmek istediğini söyledi.

Ne olmuştu?

5 kişiyi taşıyan turistik denizaltı, 18 Haziran'da Atlas Okyanusu'nda kaybolmuştu.

ABD Sahil Güvenlik Birimi, Kanada ordusuna bağlı ekiplerin arama kurtarma çalışmaları halen sonuç vermedi.

Titan adlı derin deniz aracı, 1912'de buz dağına çarparak batan Titanik'in Atlas Okyanusu'ndaki enkazına turistik amaçla sefer yapıyor.

Kayıp ekip, Britanyalı milyarder ve maceracı Hamish Harding, Pakistanlı işinsanı Shahzada Dawood ve Dawood'un oğlu Süleyman'ın yanı sıra OceanGate Expeditions'ın CEO'su ve kurucusu Stockton Rush ve Fransız dalgıç pilotu Paul-Henri Nargeolet'ten oluşuyor.

Titan'daki oksijenin Türkiye saatiyle bugün saat 14.08'de bitmesi öngörülüyor.

 

Independent Türkçe, Insider, New York Times



Ridley Scott'ın 95 puanlı korku dizisi, The Shining'e benzetildi

43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
TT

Ridley Scott'ın 95 puanlı korku dizisi, The Shining'e benzetildi

43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)

Yaratık'la (Alien) korku sinemasına damga vuran, Gladyatör (Gladiator) ve Bıçak Sırtı (Blade Runner) gibi yapımlarla farklı türlerdeki ustalığını ortaya koyan Ridley Scott, televizyon dünyasında da etkisini sürdürmeye devam ediyor.

Scott'ın yürütücü yapımcılığını üstlendiği, AMC'nin antoloji formatındaki ünlü korku serisinin merakla beklenen üçüncü sezonu The Terror: Devil in Silver güçlü bir başlangıç yaptı.

ABD'de 7 Mayıs'ta AMC+ ve Shudder platformlarında haftalık yayın düzeniyle izleyiciyle buluşmaya başlayan mini dizi, Rotten Tomatoes'ta yüzde 95 beğeni oranına ulaştı.

Victor LaValle'ın aynı adlı romanından uyarlanan The Terror: Devil in Silver, hikayesini kaynak yetersizliğiyle boğuşan tekinsiz bir psikiyatri hastanesinin kasvetli koridorlarında kuruyor.

Hikaye, sıradan bir yaşam süren Pepper'ın (Dan Stevens), haksız yere New Hyde Hastanesi'nde 72 saatlik psikiyatrik gözlem sürecine alınmasıyla başlıyor. Ancak Pepper, hastane yönetiminin onu serbest bırakmaya niyetli olmadığını fark ettiğinde asıl kabus başlıyor ve istismarcı bir sağlık sisteminin içinde sıkışıp kalıyor. İşleri daha da korkunç hale getiren durum ise doğaüstü ve gizemli bir varlığın hastaları hedef alması...

Cinnet (The Shining) ve Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo's Nest) gibi iki klasiğin birleşimine benzetilen dizi, kontrol kaybı, izolasyon ve gerçekliğin kırılması gibi temaları öne çıkarıyor.

Televizyon yazarları, Ayin (Hereditary) ve Rosemary'nin Bebeği (Rosemary's Baby) gibi ağır tempolu gerilimlerden hoşlananların, The Terror: Devil in Silver'ı beğenebileceğini vurguluyor.

Dizinin yarattığı gizem duygusu ve Stevens'ın performansı izleyicilerin en çok öne çıkardığı unsurlar arasında yer alıyor.

Bir izleyici Devil in Silver'la ilgili şu yorumu yapıyor: 

Legion'un konusunu sevip de hikayenin fazla uzatıldığını, akıl hastalıklarını yanlış yansıttığını ve gösterişli fikirlerin derinliğin önüne geçtiğini düşünenlerdenseniz; bu dizi size tam olarak istediğiniz şeyi, ayakları yere basan o derinliği verecek.

Sıradan canavar hikayelerinden sıkılan ve psikolojik derinliği olan, gerçekçi bir çaresizlik hissi arayan korku meraklıları için The Terror: Devil in Silver, son yılların en özgün ve türe yeni bir soluk getiren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, CBR.com


Stüdyo reddetti: Mad Max için yeni adres aranıyor

48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
TT

Stüdyo reddetti: Mad Max için yeni adres aranıyor

48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)

Kıyamet sonrası sinemanın babası George Miller, efsanevi Mad Max serisinin haklarını devretmeden önce evrene son bir film ve dizi kazandırmak istiyor.

Puck'ın özel haberine göre, 81 yaşındaki usta yönetmen, Warner Bros.'un hem yeni film hem de dizi teklifini reddetmesinin ardından Hollywood'un dev stüdyolarıyla görüşmelere başladı. Kulislere sızan bilgilere göre, projelere ilgi gösteren taraflar arasında Universal, Amazon ve Sony gibi büyük stüdyolar yer alıyor.

Warner Bros. neden vazgeçti?

Warner Bros.'un bu kararı sektör açısından çok da şaşırtıcı bulunmuyor. Stüdyo, 40 yılı aşkın süredir vizyona giren 5 Mad Max filminin dağıtımını üstlenmiş olsa da 2024'te izleyiciyle buluşan Anya Taylor-Joy başrollü Furiosa: Bir Mad Max Destanı'ndan (Furiosa: A Mad Max Saga) gişede büyük bir hüsran yaşadı. 

Eleştirmenlerden ve hayranlardan tam not alan, Rotten Tomatoes'ta yüzde 90 beğeni oranına ulaşan yapım, 168 milyon dolarlık bütçesine karşılık küresel çapta sadece 174 milyon dolar hasılat elde edebildi. 

Bu sonuç, stüdyonun 100 milyon doları aşan bir zararla karşı karşıya bıraktı ve serinin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.

Mad Max: The Wasteland mi geliyor?

Miller'ın hayata geçirmek istediği jübile niteliğindeki son filmin, asıl karakter Max Rockatansky merkezli olması bekleniyor. Ancak Mad Max: Fury Road'un olaylı ve sancılı set sürecinin ardından Tom Hardy'nin yeniden Max karakterine hayat verme ihtimali epey düşük görünüyor. Nitekim Hardy de 2024'te Forbes'a verdiği bir röportajda, bu projenin asla gerçekleşmeyeceğini düşündüğünü belirtmişti. 

Miller'ın stüdyolara sunduğu senaryonun, Fury Road ve Furiosa'yla eş zamanlı olarak kaleme alınan ve uzun süredir dedikoduları dönen The Wasteland adlı öncül proje olduğu tahmin ediliyor.

Aslında Miller, Mad Max evrenini televizyona taşımayı daha önce de değerlendirmişti. Usta yönetmen, Fury Road'un 10 yıl süren sancılı geliştirme sürecinde de Çorak Topraklar'da geçen bir dizi yapmayı düşünmüş ancak daha sonra odağını tamamen sinema filmine çevirmişti.

Bir devrin kapanışı

Temelleri 1979 yılında Mel Gibson'lı ilk filmle atılan, 1980'lerde iki devam filmiyle büyüyen ve 2015'te Fury Road'la modern bir aksiyon klasiğine dönüşen bu devasa evren, George Miller için tamamen kişisel bir anlam taşıyor. 

Serinin tüm haklarını elinde bulunduran Miller, direksiyona son bir kez geçip gaza basmak ve hikayeyi kendi şartlarıyla sonlandırıp hakları yeni birine devretmek istiyor. 

Şimdilik stüdyolarla yapılan görüşmelerden resmi bir anlaşma çıkmamış olsa da bu iddialar, serinin hayranları için hem heyecan verici hem de buruk bir vedanın habercisi niteliğinde.

Independent Türkçe, Puck, IGN, GamesRadar, Forbes


Apple TV'nin yeni dizisi övgü topluyor: De Niro'dan bile daha iyi

Daha önce Robert Mitchum ve Robert De Niro'nun hayat verdiği azılı suçlu Max Cady'yi bu sefer Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem canlandırıyor (Apple TV)
Daha önce Robert Mitchum ve Robert De Niro'nun hayat verdiği azılı suçlu Max Cady'yi bu sefer Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem canlandırıyor (Apple TV)
TT

Apple TV'nin yeni dizisi övgü topluyor: De Niro'dan bile daha iyi

Daha önce Robert Mitchum ve Robert De Niro'nun hayat verdiği azılı suçlu Max Cady'yi bu sefer Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem canlandırıyor (Apple TV)
Daha önce Robert Mitchum ve Robert De Niro'nun hayat verdiği azılı suçlu Max Cady'yi bu sefer Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem canlandırıyor (Apple TV)

Polisiye ve psikolojik gerilim sevenler için dikkat çekici bir yapım izleyiciyle buluştu.

Nick Antosca tarafından ekrana taşınan Apple TV dizisi Cape Fear, haziran itibarıyla yayın hayatına başladı. John D. MacDonald'ın The Executioners adlı romanından uyarlanan mini dizi, 1962 ve 1991'de beyazperdeye taşınan hikayeyi bu kez televizyon formatında yeniden yorumluyor.

Listelerde hızlı yükseliş

Prömiyerini ilk iki bölümüyle 5 Haziran'da yapan psikolojik gerilim dizisi, haftalık yayın stratejisi izliyor. Apple TV'de her cuma yeni bölümü yayımlanan dizinin büyük finali 31 Temmuz'da ekranlara gelecek. 

FlixPatrol verilerine göre yapım, henüz sadece iki bölümü yayımlanmış olmasına rağmen ABD'de en çok izlenen diziler listesine üç numaradan giriş yaptı. 

10 bölümlük Cape Fear; Ted Lasso, For All Mankind, Shrinking ve Criminal Record gibi popüler Apple TV yapımlarını geride bırakarak yaz sezonunun öne çıkan dizilerinden biri olabileceğinin sinyallerini verdi.

Hukukun sınırlarında bir intikam hikayesi

Dizi, eşini ve doğmamış çocuğunu öldürme suçundan yattığı hapishaneden 17 yıl sonra tahliye olan geçmişi şiddetle örülü Max Cady'nin (Javier Bardem) özgürlüğüne kavuşmasıyla başlıyor. 

O dönem kendisini savunan avukat Anna Bowden (Amy Adams) ve eşi Tom Bowden'dan (Patrick Wilson) intikam almak isteyen Cady, kusursuz bir plan hazırlıyor. 

Hapishanede geçirdiği yıllarda hukuku en ince ayrıntısına kadar öğrenen Cady, adalet sistemindeki boşlukları ve yasal bilgisini kullanarak Bowden çiftini köşeye sıkıştırıyor. 

Dizinin zengin oyuncu kadrosunda başrollere Joe Anders, Lily Collias ve CCH Pounder gibi isimler eşlik ediyor.

"Hafızalara kazınan bir performans"

Büyük beğeni toplayan Cape Fear, olumlu eleştirilerle karşılanıyor.

Rotten Tomatoes'ta 66 inceleme üzerinden yüzde 76'lık bir skor yakalayan mini dizi için eleştirmenlerin ortak kararı şu yönde:

Javier Bardem'in çılgın karizması ve türün en heyecan verici incelikleriyle türe yeni bir soluk getiren Cape Fear, intikam gerilim türünü yeniden canlandırıyor ve kendine dikkate değer bir yer edinmeyi başarıyor.

Bir eleştirmen, "Cape Fear, hikaye anlatımı ve oyunculuk açısından tam bir başyapıt" yorumunu yaparken bir diğeri ekliyor:

Javier Bardem, Max Cady rolünde hafızalara kazınacak bir başka muazzam kötü adam performansına imza atıyor. Hatta Bardem'in Cady'sinin, Robert De Niro'nun performansından bir adım önde olduğunu söylemek kesinlikle günah sayılmaz.

Bir izleyici ise "Apple TV'nin Cape Fear uyarlaması, bu ikonik hikayenin gerçekten tüyler ürpertici bir yorumu olmuş" yorumunu yapıyor:

Javier Bardem'in şimdiye kadarki en sevdiğim performansı diyebilirim. Birkaç mantık hatası ve yer yer öngörülebilir bazı gelişmeleri saymazsak, zihninize kazınacak çok sağlam bir uyarlama.

Başka bir Apple TV izleyicisi ise "Etkileyici görseller, özenli bir sinematografi anlayışı ve karaktere hakimiyetiyle Bardem dikkat çekiyor" diye yazarak ekliyor: 

Klasik gerilim sinemasının müzik ve sinematografi estetiğini modern bir görsellikle harmanlayan dizi, rahatsız edici olduğu kadar estetik açıdan da güçlü bir atmosfer sunuyor. Beni ilk sahneden itibaren tamamen içine çekti.

Bardem, Adams ve Wilson üçlüsünün güçlü performanslarıyla öne çıkan Cape Fear, Apple TV'nin son dönemde öne çıkan yapımlarından biri olarak izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe, Express, ComingSoon, Variety, El Barrio 94, Rotten Tomatoes