Oz Büyücüsü'nden Ucuz Roman'a ünlü filmlerdeki en kötü 29 hata

Avengers: Endgame'deki Mark Ruffalo, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Elijah Wood ve Titanik'teki Kate Winslet (Marvel Studios/New Line Cinema/Paramount)
Avengers: Endgame'deki Mark Ruffalo, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Elijah Wood ve Titanik'teki Kate Winslet (Marvel Studios/New Line Cinema/Paramount)
TT

Oz Büyücüsü'nden Ucuz Roman'a ünlü filmlerdeki en kötü 29 hata

Avengers: Endgame'deki Mark Ruffalo, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Elijah Wood ve Titanik'teki Kate Winslet (Marvel Studios/New Line Cinema/Paramount)
Avengers: Endgame'deki Mark Ruffalo, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Elijah Wood ve Titanik'teki Kate Winslet (Marvel Studios/New Line Cinema/Paramount)

Quentin Tarantino filmi Bir Zamanlar... Hollywood'da (Once Upon a Time in Hollywood) övülürken keskin gözlü ve ünlü bir izleyici, bu gişe bombasında bariz bir tarihsel yanlışlığın olduğunu fark etti.

Bu an filmin sonunda, Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Rick Dalton karakterinin bir Boeing 747 ile Avrupa'dan Hollywood'a geri döndüğü bildirildiğinde yaşanıyor. Ancak uçak meraklısı ve eğitimli bir pilot olan John Travolta, film 1969'da geçtiği için bunun imkansız olduğunu söyledi:

747 test uçuşunu Şubat 1969'da gerçekleştirse de Ocak 1970'de kullanıma girdi. Arada 9 ay fark var! O, bir Boeing 707'de olmalıydı!

Bunun için Tarantino'yu affedebiliriz. Ancak ister Judy Garland'ın Oz Büyücüsü'nde (The Wizard of Oz) kırmızı yakut ayakkabıları olmadan görülmesi olsun ister Julia Roberts'ın Özel Bir Kadın'da (Pretty Woman) yediği kruvasanın bir kreple değiştirilmesi olsun bazı hataların kurgu sürecini atlattığına inanmak zor.

Movie Mistakes (Film Hataları) adlı internet sitesine göre, Brie Larson'ın başrol oynadığı Captain Marvel iki saatlik süresi boyunca en az 60 hata içeriyor.

Kimsenin çuvallamadığı bir film var mı?

Filmlerde yakalamamış olabileceğiniz 29 hatayı burada listeliyoruz.

Batman - 1989

Tim Burton'ın yönettiği süper kahraman filminde birden fazla hata var fakat bunların büyüğü Joker ve ekibi bir müzedeki tablolara zarar verdiğinde görülüyor. Çete üyelerinden biri kırmızı boya kaplı elleriyle bir tabloyu tokatlar ancak sonraki sahnede el izleri sanat eserinden kaybolur.
 

Bir Zamanlar... Hollywood'da (Once Upon a Time In Hollywood) - 2019

Leonardo DiCaprio tarafından canlandırılan Rick Dalton, bir Boeing 747'yle Hollywood'a geri döner. Ama bu uçağın modeli, 707 olmalıydı. Film 1969'da geçiyor ve 747 modeli Ocak 1970' te hizmete girdi.
 

Mezun (The Graduate) - 1967

Dustin Hoffman'ın karakteri, Kaliforniya'daki Berkeley'e gitmek için kullandığı San Francisco'daki Körfez Köprüsü'nün yanlış yönünde ilerliyor. İki katlı köprünün, Kaliforniya'dan San Francisco'ya giden araçların kullandığı üst katında seyahat ediyor.
 

Özel Bir Kadın (Pretty Woman) - 1990

Julia Roberts'ın karakterinin kruvasandan bir ısırık aldığı kahvaltıda bir devamlılık hatası var. Rol arkadaşı Richard Gere'la birlikte otel odasında ama kamera ona geri döndüğünde kruvasan bir krepe dönüşüyor. Sonrasında krepi ikinci kez ısırdığında, yalnızca bir ısırık izinin olduğu görülüyor.
 

Gizli Teşkilat (North by Northwest) - 1959

Eva Marie Saint'in canlandırdığı karakterin Rushmore Dağı'ndaki kafeteryada Cary Grant'in karakterine beklenmedik bir şekilde silahla ateş açmasından birkaç saniye önce, Alfred Hitchcock'un filminde oynayan çocuk figüranlardan biri kulaklarını kapatıyor.
 

Ucuz Roman (Pulp Fiction) - 1994

John Travolta ve Samuel L. Jackson'ın karakterlerinin bir evrak çantası almaya gittiği dairenin duvarlarındaki kurşun delikleri silahlar patlamadan önce görülebiliyor.
 

Terminatör 3: Makinelerin Yükselişi (Terminator 3: Rise of the Machines) - 2003

John Connor'ın Cessna uçağının numaraları filmde değişip duruyor. Pistteki hangardayken N3035C'dir ancak uçmaya başladığında N3413F'ye dönüşür.
 

Oz Büyücüsü (The Wizard of Oz) - 1939

Judy Garland ağaçların Dorothy ve Korkuluk'a elmalar fırlattığı sahnede ikonik kırmızı yakut terliklerini giymiyor. Onların yerine düz siyah ayakkabılar giydiği görülebilir.
 

Keskin Nişancı (American Sniper) - 2015

Bradley Cooper'ın Irak Savaşı'ndan sonra sivil hayata adapte olurken tuttuğu bebek plastiktir. Aslında o kadar yapay görünüyordu ki o bile bunun "saçmalık" olduğunu itiraf etti.
 

Kurtuluş Günü (Independence Day) - 1996

Jeff Goldblum tarafından canlandırılan bilgisayar uzmanı David Levinson, yakalanan uzaylıların yakalanan gemisinin tutulduğu hangarda öfke nöbeti geçirdiğinde, "Sanat Departmanı" etiketli bir çöp kutusunu devirir. Belli ki bir set tasarımcısı onu yanlışlıkla oraya bırakmış.

Hızlı ve Öfkeli (The Fast and the Furious) - 2001

Jesse ve Tran'in yarıştığı bir sahnede, Tran uzun kollu bir tişört giyse de bir sonraki sahnede atletle görünüyor. Kurgu sırasında kimse fark etmedi mi?

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları – Bölüm 2 (Harry Potter and the Deathly Hallows – Part 2) - 2011

Bize hep Harry Potter'ın mavi gözlerini annesinden aldığı söylendi. Ama Lily Potter'ın çocukluğunu gördüğümüzde kahverengi gözleri var.

Yıldız Savaşları: Bölüm IV – Yeni Bir Umut (Star Wars: Episode IV – A New Hope) - 1977

Bir grup stormtrooper, kontrol odasına girerken içlerinden biri yanlışlıkla kafasını bir kapıya çarpar. Bu işten sorumlu olan oyuncu Laurie Good, filmin son halinde bunun görüldüğüne inanamıyor.

Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl) - 2003

Çekim ekibinden biri, Kaptan Jack Sparrow'u canlandıran Johnny Depp korsan gemisindeyken onun arkasında kovboy şapkasıyla denize bakarak arzıendam ediyor. 

Quantum of Solace - 2008

Daniel Craig'in James Bond'unun arkasındaki bir çöpçü, yolu süpürüyormuş gibi davranırken süpürgesini yere değdirmiyor.

Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi (10 Things I Hate About You) - 1999

Öğrenci rolündeki bir figüran, Bianca yanlışlıkla beden eğitimi öğretmenini okla vurduğunda, acil yardım çağırmak için koşuyor fakat görüntüden çıktığını düşündüğünde durup kameraya bakıyor.

Cesur Yürek (Braveheart) - 1995

Büyük bir savaş sahnesinin arka planında modern bir otomobil var. Filmin 13. yüzyılda geçtiği düşünüldüğünde bu sahnenin son kurgudan nasıl geçtiğini anlamak zor.

Zincirsiz (Django Unchained) - 2012

Leonardo DiCaprio masaya vurup oradaki camı kırdığı sahneyi çekerken elini yanlışlıkla kesti. Ama "kes" diye bağırmak yerine rolünü sürdürdü. Tarantino bu durumu o kadar çok sevdi ki filmde tuttu.

Captain Marvel - 2019

Hataların çoğu filmin 1990'larda geçen kısımlarıyla ilgili. Bunlar arasında Windows'un yanlış tarihli bir versiyonunu kullanan bilgisayarlar ve Carol Danvers'ın, kendisi Dünya'dan ayrılana kadar yayımlanmamış bir Nirvana şarkısı eşliğinde eski anılarını görmesi var.

Örümcek-Adam (Spider-Man) - 2002

Tobey Maguire'ın Örümcek Adam'ı, Kirsten Dunst'ın Mary Jane'ini bir grup saldırgandan kurtarıyor. Yağmurda baş aşağıyken onu öpmeden önce, saldırganları birtakım pencerelerden aşağı atıyor. Ancak Mary Jane'in arkasındaki pencerelerin tamamen sağlam olduğu, romantik kucaklaşmaları sırasında görülüyor.

Yabancı (Halloween) - 1978

John Carpenter'ın çektiği ve Jamie Lee Curtis'in başrolde oynadığı slasher (genellikle bir grup kişiyi gizlice takip eden katilin olduğu film türü -ed.n) türündeki film, Illinois'daki hayali Haddonfield kasabasında geçse de tüm arabalarda Kaliforniya plakaları var ve film Güney Kaliforniya'da çekildiği için palmiyeler görülüyor.

Define Avcıları (The Goonies) - 1985

Data, kült filmin sonunda muhabirlere ahtapotun gerçekten korkutucu olduğunu söylüyor ama burada aslında silinmiş bir sahneye işaret ediyor. Bu sahne filme sadece Disney Channel versiyonunda tekrar eklendi.

Avengers: Endgame - 2019

Keskin gözlü hayranlar, son savaş sahnesi sırasında Ant-Man'in aynı anda iki yerde görüldüğünü belirtti: Hem minibüste var hem de dev formuna girmiş halde diğer Yenilmezler'le birlikte savaşıyor.

Yüzüklerin Efendisi: İki Kule (The Lord of the Rings: The Two Towers) - 2002

Merry ve Pippin filmin başında Orklar tarafından yakalanır ve Pippin'e kelepçe takıldığı görülüyor. Ancak dövüş sahnesinde kelepçeler yok oluyor. Ve biraz sonra bileklerinde tekrar beliriyorlar.

Gladyatör (Gladiator) - 1999

Ridley Scott'ın epik filmi, yakıtla çalışan araçlardan yüzyıllarca yıl önce geçiyor. Lakin Kartaca Savaşı sırasında ters dönen bir savaş arabasının arkasındaki benzin bidonunu görmek mümkün.

Kara Şövalye Yükseliyor (The Dark Knight Rises) - 2012

Christopher Nolan'ın filmindeki borsa soygunu sahnesinin başlangıcında vaktin gece mi gündüz mü olduğunu karışıyor. Önce açıkça gün ışığı görülüyor ama polis kovalamacasından sonra aniden zifiri karanlık oluyor.

Titanik (Titanic) - 1997

Jack (Leonardo DiCaprio) çıplak Rose'un (Kate Winslet) resmini çizerken ona yatağın yanına gitmesini söyledikten sonra aslında kanepeyi kastettiğini belirtiyor. Bu sahnede DiCaprio repliklerini karıştırsa da James Cameron filmde tuttu çünkü komikti.

Jurassic World - 2015

Gişe rekorları kıran filmde, başrol oyuncusu Chris Pratt'in ağzı hareket etmeden rol arkadaşı Bryce Dallas Howard'la konuştuğu bir sahnenin de aralarında olduğu yaklaşık 33 hata yer aldı. Başka bir sahnede de bir telefonun kırık ekranının aniden düzeldiği görülüyor.

 



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety