Elon Musk, Twitter'ı neden değiştiriyor: 'Süper uygulama X' nedir ve dönüşüm mümkün mü?

Özellikle Asya'da popüler olan mega uygulamalar, Batı'da da yaygınlaşabilir mi?

Bu görsel, metinden görüntü üreten yapay zeka algoritması Midjourney'le oluşturuldu (Independent Türkçe / Midjourney)
Bu görsel, metinden görüntü üreten yapay zeka algoritması Midjourney'le oluşturuldu (Independent Türkçe / Midjourney)
TT

Elon Musk, Twitter'ı neden değiştiriyor: 'Süper uygulama X' nedir ve dönüşüm mümkün mü?

Bu görsel, metinden görüntü üreten yapay zeka algoritması Midjourney'le oluşturuldu (Independent Türkçe / Midjourney)
Bu görsel, metinden görüntü üreten yapay zeka algoritması Midjourney'le oluşturuldu (Independent Türkçe / Midjourney)

Elon Musk pazar gecesi (23 Temmuz) paylaştığı gönderilerle Twitter'ın markasını ve logosunu kısa süre içinde değiştireceklerini söylemişti.

Açıklamasından bir gün sonra kullanıcılar, Twitter'a girdiklerine mavi kuş yerine bir X logosuyla karşılaştı. Bunun ardından Twitter'ın isminin X diye değiştirildiği yönünde bir dizi haber paylaşılmaya başlandı.

Musk aslında Twitter'ın resmi şirket adını zaten nisan ayında X Corp. olarak değiştirmişti. Milyarder o dönemde bu isim değişikliğinin Twitter'ı "her şeyin uygulaması" haline getirmek için yapıldığını duyurmuştu.

Tesla ve SpaceX CEO'su, aslında Twitter'ı alma planını ilk kez açıkladığından beri platformla ilgili bu iddialı hedefi sıklıkla dile getiriyor: Onu her şeyin uygulaması X'e dönüştürmek.

Teknoloji milyarderi, kullanıcılara mesajlaşma, gönderi paylaşımı, ödeme ve alışveriş gibi bir dizi hizmet sunan Çinli WeChat uygulamasından ilham aldığını söylüyor.

Platformun logosunu değiştirme yönündeki son hamlesinin de bu hedefe hizmet ettiği düşünülüyor.

Alışverişten fatura ödemeye her şeyi kapsayan uygulamalar

Musk'ın Twitter'ı dönüştürmek istediği bu tür uygulamalarda kullanıcılar sosyalleşmenin yanı sıra yemek söyleyebiliyor, taksi çağırabiliyor, araç kiralayabiliyor, arkadaşlarına ve ailelerine para da gönderebiliyor.

Söz konusu platformlara aslında "süper uygulama" veya "mega uygulama" adı veriliyor.

Özellikle Asya'da çok popüler olan bu uygulamalar arasında WeChat, AliPay, Go-jek, Grab, Paytm, Zalo ve Tinkoff gibi örnekler var.

WeChat, aylık 1 milyardan fazla kullanıcıyla ilk ve en popüler süper uygulama unvanına sahip. Uzmanlar bu uygulamaların özellikle Asya'da kullanılmasını bu bölgedeki yurttaşların internete genellikle mobilden erişmesine bağlıyor.

Öte yandan Musk, WeChat gibi bir uygulamanın tam da Asya dışında muadili olmadığı için gözünü oraya diktiğini ima ediyor.

237 milyon kullanıcılı Twitter'ın "en az bir milyar kişiye" ulaşmasını istediğini belirten milyarder, "Çin'de WeChat'te yaşıyorlar. Ve bence bunu yaratmak için gerçek bir fırsatımız var" ifadelerini kullanmıştı.

Batı'da süper uygulama kurmak mümkün mü?

Küresel pazar araştırma şirketi Forrester'ın baş analisti Xiaofeng Wang, "Şimdiye kadar Asya'da bile WeChat gibi yalnızca bir avuç başarılı süper uygulama gördük" diyor.

Musk'ın planlarını CBC'ye değerlendiren Wang, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Batı'da WeChat gibisini görmedik ve bunun için iyi nedenlerimiz var.

Wang, WeChat'in başarısının aslında büyük oranda tüketicinin güveni üzerine inşa edildiğini de vurguluyor.

Şirketinin anketlerinden birine göre, Çin'deki kullanıcıların yüzde 58'i markaların sosyal medyada yayınladığı içeriklere güvenirken, ABD'li kullanıcıların oranı yalnızca yüzde 20.

Bir diğer deyişle Çinli kullanıcılar, WeChat'te resmi hesaplardaki markalarla daha derin bir ilişki kurmaya, mini programlarda ürün satın almaya ve işlemleri doğrudan WeChat Pay ödeme sistemiyle tamamlamaya istekli. Bu da kullanıcıların kişisel bilgilerini rahatça uygulamayla paylaştığı anlamına geliyor.

Wang ise, "Batılı bir sosyal medya uygulamasının aynı düzeyde güven ilişkisi kurması ve işlevli bir iş ekosistemi oluşturması çok daha zor" diyor.

"Sosyal ağlarda zaten gizlilik endişeleri var"

Uzmanlar ayrıca kullanıcı gizliliğine yönelik ihlallere dikkat çekiyor. Özellikle Kuzey Amerika'daki internet kullanıcılarının farklı hizmetler için farklı uygulamaları tercih ettiğine dikkat çeken analistler, insanların tüm kişisel bilgilerini tek bir uygulamaya vermek istemeyeceğini düşünüyor.

Piyasa araştırmaları yürüten Insider Intelligence firmasının analisti Jasmine Enberg, "Mevcut bir sosyal ağa ödeme hizmetleri getirmek inanılmaz derecede zor bir iş çünkü zaten sosyal ağlarda güvenlik ve gizliliğe dair büyük bir endişe var" ifadelerini kullanıyor.

Kullanıcıları Twitter'a daha fazla kişisel bilgi ve ödeme bilgilerini vermeye ikna etmek zor olacak.

"Sıfırdan başlamak daha kolay"

Enberg ayrıca, Twitter kullanıcılarının platformda benimsediği alışkanlıklara dikkat çekiyor.

"Şu sıralar süper uygulamalara özgü bazı öğeleri alıp Twitter'a dahil etmeye çalıştığını görüyoruz" diyen analiste göre, mavi tik işaretini aylık 8 dolara abonelik hizmetine dönüştürmeye çalışması da bunun parçası.

Öte yandan Musk'ın mavi tik üzerinde yoğunlaşan ilk çabaları büyük bir kargaşaya neden olmuştu. Bu hizmetin de dahil olduğu Twitter Blue için ilk olarak 20 dolar ücret talep edeceğini açıklayan Musk, Stephen King'in de aralarında yer aldığı birçok ünlü kullanıcıdan aldığı tepkinin ardından geri adım atmış ve indirime gitmişti.

Bu plan uygulamaya konduğunda ise, 8 dolar karşılığında mavi tik satın alan birçok kullanıcı, daha sonra hesaplarının ismini değiştirip Coca-Cola gibi markaları taklit ederek birçok tweet atmıştı. Bunun yarattığı kargaşanın ardından Musk, uygulamayı bir süreliğine durdurmuştu. 

Enberg, buradan hareketle, Twitter kullanıcılarının ücretsiz erişmeye alıştığı bu platformda müşteri haline gelmek istemeyeceğini düşünüyor:

Sıfırdan başlamak onun için muhtemelen daha kolay olurdu.

Öte yandan Musk, ağustosta yaptığı bir açıklamada, Twitter'ın süreci "üç ila beş yıl" hızlandıracağını savunmuştu.

"Elbette sıfırdan başlatılabilir ama Twitter'ın işi üç ila beş yıl hızlandıracağını düşünüyorum" diyen Musk, şöyle eklemişti:

Ne yaptığımı biliyorum.

Kullanıcıların buna ihtiyacı var mı?

Londra İşletme Okulu Girişimcilik ve Özel Sermaye Enstitüsü'nün yöneticisi Julian Birkinshaw ise Musk'ın planlarının gerçekleşmesi için çok geç olduğunu ima ediyor. Akademisyene göre Twitter'ın bir mega uygulama olması için bu sistemleri daha en başında getirmiş olması gerekiyordu.

Musk'ın WeChat'in başarısını yakalayamayacağını, çünkü WeChat'in Çin'de henüz yetkin bir ödeme sisteminin olmadığı dönemde ortaya çıktığını belirten Birkinshaw, şu ifadeleri kullanıyor:

Avrupa'da veya Kanada'da pek çok kişi, 'Buna ihtiyacım yok ki. Zaten Apple Pay'im var, PayPal'ım var' diyecektir.

Birkinshaw, "Yani çözülmesi gereken bir sorunumuz yok" diye ekliyor:

İnsanlar kökleşmiş alışkanlıklarıyla gayet rahatsa bazı yeni işlevleri kabullenmek için hiçbir nedenleri yok.

Daha önce denendi mi?

Daha önce, Snapchat'in ana şirketi Snap Inc. de benzer bir girişimde bulunmuştu. Şirket Snapcash adlı bir ödeme sistemini kullanıma sunmuş ama bu özelliği 2028'de sonlandırmıştı.

Olumsuz düşünmeyenler de var

Öte yandan, sektördeki herkes Musk'ın planlarına olumsuz bakmıyor. ABD merkezli yatırım şirketi Ark Invest'in kurucusu Cathie Wood, "Musk'ın işe ödeme sektöründe başladığını unutmayın... Şirketini PayPal'a satmıştı" diyor:

O ve yakın dostu Jack Dorsey birlikte çalışırsa bence Twitter'ı süper uygulamaya dönüştürebilirler.

Wood, Twitter'ın gelecekte daha çok dijital bir cüzdana benzeyebileceğini belirterek, Dorsey'in fintech firması Square tarafından geliştirilen çevrimiçi ödeme uygulaması Cash App'i hatırlatıyor:

Yani tüm bankacılık işlemlerinizi orada yapıyorsunuz, belki de Cash App'le düşündükleri bir şey vardır… Bence bunu başarabilirler.

Kriptonun rolü olur mu?

Twitter'ın kripto paralarla entegre edilmesi ihtimali uzun süredir tartışılıyor. Birçok kişi de bu entegrasyonun platformu bir süper uygulamaya dönüştürmeye yardımcı olacağını savunuyor.

Twitter'ın kurucusu Dorsey de aralık ayında buradaki CEO'luk görevinden istifa ettiğini açıkladıktan hemen sonra dijital ödeme şirketi Square'in adını "Block" diye değiştirmişti.

Bu hamle, Dorsey'nin hayranlık duyduğu blok zinciri teknolojilesine referans olarak yorumlanmıştı.

Zira kripto paraların geleceğine dair iyimser açıklamalarda bulunan Dorsey, son birkaç aydır hem Twitter'ı hem de eski adıyla Square'i kripto paralarla entegre etmeye çabalıyordu.

Twitter'ın kendisi de Dorsey'nin istifasından bir ay önce kripto para birimlerini kullanmaya yönelik yeni yollar geliştirmek için Twitter Crypto adlı özel bir birim kurduğunu açıklamıştı.

Benzer şekilde Musk'ın da kripto para birimlerini desteklediği biliniyor. Hatta bir keresinde kriptonun itibari parayı yeneceğini söylediği bir tweet atarak büyük yankı uyandırmıştı.

Twitter yönetim kurulunun Musk'a açtığı dava sürecinde yayımlanan iç yazışmalarda, milyarderin ilk başta Twitter'ı blok zincirine yerleştirme olasılığını tartıştığı bile görülmüştü.

Bunun yanı sıra, Musk'ın sosyal medya şirketini satın alması için 500 milyon dolar yatırım yapan kripto borsası Binance, blok zinciriyle Twitter'a nasıl yardımcı olabileceğini araştırması için bir ekip kurduklarını açıklanmıştı.

Independent Türkçe, The Verge, Reuters, Business Insider, Economic Times, CBC, CNBC, Yahoo News



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety