Metaverse, Mark Zuckerberg'e 40 milyar dolar kaybettirdi

VR ve diğer araştırmalardan sorumlu "Reality Labs" birimi 2021'den bu yana 40 milyar dolar kaybetti

(Eric Risberg/AP)
(Eric Risberg/AP)
TT

Metaverse, Mark Zuckerberg'e 40 milyar dolar kaybettirdi

(Eric Risberg/AP)
(Eric Risberg/AP)

Mark Zuckerberg'ün Metaverse üzerine oynadığı büyük bahis halihazırda 40 milyar dolar kaybettirirken şirket daha da fazlasını kaybetmeyi planlıyor.

Bu muazzam rakamların açıklandığı şirketin son mali sonuçlarında, Meta'nın reklam gelirlerinde genel olarak güçlü bir artış yaşandığı görüldü. Ancak verilerde Metaverse'ün yanı sıra yapay zekanın geliştirilmesi ve yasal ücretlerle beraber şirket masraflarının da arttığı görülüyor.

Meta maliyetleri keskin bir şekilde azaltıyor ve personeli işten çıkarıyor. Ama şirket aynı zamanda, bahsin karşılığını alamayacağını öne sürenlerin eleştirileri karşısında Metaverse gibi bazı projelere büyük harcamalar da yapıyor.

Metaverse üzerine yapılan bu çalışmayı şirketin, artırılmış gerçeklik gözlükleri gibi teknolojilerin geliştirilmesinden sorumlu Reality Labs birimi yürütüyor. Birim, geçen yılın aynı çeyreğindeki 452 milyon dolarlık satışının düşerek bu yıl 276 milyon dolar olduğunu bildirdi.

İkinci çeyrekte 3,7 milyar dolar zarar eden birim, sonbaharda bir yatırımcının geniş çapta yayılan notunda belirtilen 5 milyar dolarlık yıllık hedeften çok daha yüksek bir maliyete ulaşma yolunda ilerliyor.

Birim geçen yılki 13,7 milyar dolar dahil, 2021'den bu yana 40 milyar doların üzerinde zarar etti.

Meta, şirket artırılmış ve sanal gerçekliğe yatırım yapmaya ve "ekosistemimizi ölçeklendirmeye" devam ettikçe Reality Labs'in faaliyet zararlarının 2024'te "anlamlı bir şekilde artmasını" beklediğini açıkladı. Zuckerberg daha önce, Meta'nın 2023'ten sonra birimdeki yatırımları "hızlandıracağını" söylemişti.

Şirketin CEO'su yatırımcılara, birçoğunun böylesine uzun vadeli bir bahisten neden rahatsızlık duyduğunu anladığını söylemişti.

Öte yandan şirket genelindeki olumlu sonuçlar Meta hisselerini yüzde 7,5 artırdı.

Meta'nın CEO'su Mark Zuckerberg şöyle dedi:

Uygulamalarımız genelinde güçlü etkileşim görmeyi sürdürüyoruz. Llama 2, Threads, Reels, hazırlık aşamasındaki yeni yapay zeka ürünleri ve bu sonbaharda Quest 3'nin lansmanıyla beraber son zamanlarda gördüğüm en heyecan verici yol haritasına sahibiz.

Analistlerin ortalama tahmini 31,12 milyar dolar olsa da Meta'nın 30 Haziran'da sona eren ikinci çeyreğindeki geliri, yüzde 11'lik artışla 32 milyar dolara ulaştı.

Reklam gelirleri bu çeyrekte yüzde 12 artarak, bu alanda yüzde 3 artış yakalayan Google'dan daha hızlı bir büyüme gerçekleştirdi. Refinitiv'in verilerine göre 2,98 dolarlık düzeltilmiş hisse başına kazanç, Wall Street'in 2,91 dolarlık hedeflerini aştı.

Gelişmekte olan yapay zeka teknolojisinin yarattığı heyecan ve geçen sonbahardan bu yana yaklaşık 21 bin çalışanını işten çıkardığı kemer sıkma politikasının etkisiyle sosyal medya devi, 2022'deki zorlu dönemin ardından toparlanıyor.

Bunun sonucunda şirketin hisseleri bu yıl iki kattan fazla değer kazandı.

Ekonominin büyük bir erime yaşamadan yüksek enflasyon nöbetinin üstesinden gelebileceğine dair işaretlerden cesaret alan reklam verenler, aylarca harcamaları kıstıktan sonra dijital reklamlara yeniden para akıtarak bu kazanımları pekiştiriyor.

Öte yandan markalar bahislerini riskten koruyor ve denenmiş, güvenilir platformlara bağlı kalıyor. Bu durum Meta ve Alphabet'in işine yararken, salı günü hayal kırıklığı yaratan satışlar bildiren Snap gibi daha küçük oyuncuları cezalandırıyor.

Meta'nın gelir tahmininde, yakın zamanda çıkan ve henüz reklam içermeyen Threads uygulamasından gelebilecek satışların bu miktara dahil edilip edilmediği belirtilmedi.

Reuters, Independent Türkçe



Uzaylılar, ateşböcekleri gibi iletişim kuruyor olabilir mi?

Samanyolu'nun galaktik merkezi (AFP)
Samanyolu'nun galaktik merkezi (AFP)
TT

Uzaylılar, ateşböcekleri gibi iletişim kuruyor olabilir mi?

Samanyolu'nun galaktik merkezi (AFP)
Samanyolu'nun galaktik merkezi (AFP)

Dünya dışı uygarlık arayışında yeni yaklaşımlara yol açabilecek bir çalışmaya göre gelişmiş uzaylılar, ateşböceklerinin iletişim kurmasına benzer şekilde, açıkça görülebilen ışık parlamalarıyla sohbet ediyor olabilir.

Gökbilimciler bugüne kadar uzak gezegenlerden gelen tuhaf radyo sinyallerini ve ileri teknolojiyi gösteren sıradışı ısı izlerini arayarak gelişmiş uzaylıları tespit etmeye çalışıyordu.

Ancak Arizona Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar bu yaklaşımın insan merkezli bir önyargı barındırabileceğini, yani Dünya dışı varlıkları tamamen insan bakış açısıyla anlamaya çalıştığını ve bizimkinden tamamen farklı olabilecek potansiyel uygarlıkları hesaba katmayabileceğini söylüyor.

Yeni düşünce deneyinde, gelişmiş uzaylıların diğer Dünya dışı medeniyetlerle iletişim kurabileceği yepyeni bir yol öneriyorlar.

Ateşböcekleri, çevrelerinden ve diğer ateşböceklerinden ayırt edilebilen ışık parlamalarıyla iletişim kuruyor. Her ateşböceği türü, diğerlerinden farklı parlama desenlerine sahip olacak şekilde evrimleştiği için türün üyeleri birbirlerini tanıyabiliyor.

Ateşböcekleri bu parlamaların ne anlama geldiğini anlamasa da desenleri, gürültülü doğal arka planda her bir ateşböceğinin varlığını ve kimliğini işaret edebiliyor.

Bilim insanları benzer şekilde, gelişmiş uzaylıların da açma/kapama şeklinde ikili bir yanıp sönme desenine sahip sinyaller gönderebileceğini ve bu sinyallerin belirli bir anlamı olmayabileceğini ancak parlak yıldızlar ve galaksilerden oluşan doğal kozmik arka planda göze çarpabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar, arXiv'de yayımlanan ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen çalışmada şöyle yazıyor: 

Dünya dışı sinyaller, karmaşıklıkları veya deşifre edilebilecek içerikleriyle değil, sinyalin yapısal özellikleriyle de tanımlanabilir.

Bilim insanları, zeki uzaylıların arka planda öne çıkan ancak deşifre edilebilir bir mesaj içermeyen sinyalleri nasıl üretebileceğini araştırmak için ateşböceklerinden esinlenerek bir model geliştirdi.

Kozmosta en parlak arka plan cisimlerinden biri pulsar. Pulsarlar öngörülebilir ve periyodik radyo dalgalarını düzenli bir şekilde yayan, dönen nötron yıldızlarını ifade ediyor.

Araştırmacılar, bilinen yaklaşık 150 pulsardan gelen sinyalleri simüle ederek bu pulsar arka planında öne çıkan yapay bir sinyal üretti.

Ayrıca böyle bir sinyal üretmek için gereken enerjiyi de hesapladılar.

Bilim insanları bu sayede, uzaydaki pulsar arka planından en belirgin şekilde sıyrılan ve gelişmiş uzaylıların makul derecede düşük enerjiyle üretebileceği yapay sinyal türünü tahmin etti.

Bilim insanları gelişmiş bir uzaylı uygarlığının, pulsar popülasyonundan çok daha net bir şekilde öne çıkan yapay sinyaller üretebileceğini saptadı.

Araştırmacılar bunun, tespit edilebilir herhangi bir uzaylı iletişiminin bizim için anlam taşımak zorunda olmadığını ancak doğada tesadüfen meydana gelme ihtimalinin düşük olması gerektiğini gösterdiğini söylüyor.

Ekip "Modelimiz, uzaylı sinyallerinin doğası gereği karmaşık olması gerekmediğini ve onları tanımlamak için anlamlarını deşifre etmek zorunda olmadığımızı gösteriyor" diye yazıyor.

Independent Türkçe


Avengers: Doomsday fragmanı, X-Men hayranlarını heyecanlandırdı

Avengers: Doomsday fragmanı, X-Men hayranlarını heyecanlandırdı
TT

Avengers: Doomsday fragmanı, X-Men hayranlarını heyecanlandırdı

Avengers: Doomsday fragmanı, X-Men hayranlarını heyecanlandırdı

Yaklaşan Avengers: Doomsday'in yeni fragmanında Cyclops rolüne geri dönen James Marsden'ı ilk kez gören X-Men hayranları, sosyal medyada kutlama yapıyor.

Paradise'ın 52 yaşındaki yıldızı, süper kahramanı ve onun alter egosu Scott Summers'ı ilk kez Bryan Singer'ın 2000 yapımı X-Men'inde canlandırmıştı.

X2 (X2: X-Men United / 2003) ve X-Men: Son Direniş'te (X-Men: The Last Stand / 2006) rolüne geri dönmüştü. X-Men: Son Direniş'te canlandırdığı karakter öldürülmüş olsa da zaman yolculuğu temalı 2014 yapımı X-Men: Geçmiş Günler Gelecek'te (X-Men: Days of Future Past) kameo yapmıştı.

Marvel'ın yaklaşan yeni destanında, Patrick Stewart (Professor X), Ian McKellen (Magneto) ve Rebecca Romijn (Mystique) gibi diğer X-Men yıldızlarıyla birlikte Marsden da Cyclops rolünü bir kez daha oynayacak. Yeni fragmanda Profesör X ve Magneto yeniden bir araya geliyor ve havada süzülen taşlarla satranç oynuyor. Ardından fragman çarpıcı bir sahneye geçerek Cyclops'un vizörünü çıkarıp kontrolsüz bir optik patlamayı harekete geçirdiğini gösteriyor.

Marsden'ın bu role geri dönmesini sosyal medyada öven hayranlar, kostümünün orijinal çizgi romana sadık kaldığını da belirtti.

Görsel kaldırıldı.
James Marsden, Avengers: Doomsday'in yeni fragmanında X-Men süper kahramanı Cyclops rolüne geri dönüyor (Marvel Studios)

X'te bir hayran şöyle yazdı: 

Hiçbir zaman Cyclops hayranı olmadım ama hep James Marsden'ın bu rol için mükemmel bir seçim olduğunu ve X-Men filmlerinde ona yanlış yapıldığını düşündüm. Avengers: Doomsday'de bunun belki de telafi edileceğini gördüğüme sevindim.

Başka biri "James Marsden, Scott Summers rolünde çok daha fazlasını hak ediyorsun" diye yazarken, bir diğeri fragmandan alınan bir gifi "JAMES MARSDEN'IN CYCLOPS KARAKTERİ NİHAYET AVENGERS DOOMSDAY'DE ADALET BULACAK RAGHHH" sözleriyle paylaştı.

Ağustosta Marsden, Cyclops karakterini yeniden canlandırmasını "kendisini gerçekten tanınır kılan rolüne, evine dönüş" diye tanımlamıştı.

Vanity Fair'e konuşan Marsden, "süper kahraman kostümünü giymek için biraz yaşlandığını" esprili bir şekilde söylemişti.

Aktör sözlerine şöyle devam etmişti:

Heyecanlandım çünkü devasa bir şeyin parçasıydım ve 20 yıl boyunca insanların 'Ne zaman geri döneceksin? Ne zaman geri döneceksin? Geri dönecek misin?' demesini dinledim. Ölmüştüm. Ya da belki de ölmedim. Birkaç yıl daha bekleseler kostümü giymekte zorlanacağım. Bu yüzden çok eğlenceliydi. Gerçekten öyleydi. Beni gerçekten tanınır hale getiren role geri dönmek eve dönüş gibi bir şeydi. Bu, benim parçası olduğum ilk gerçek etkinlik projesiydi ve çok sevilen bir karakter, çizgi romanlardaki bir ikondu. Bu yüzden bu role geri dönmek oldukça özeldi.

Avengers: Doomsday, 18 Aralık 2026'da sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe


Frankenstein'ın yönetmeni, Oscar kazanmasından ilham alarak çektiği sahneyi anlattı

Guillermo del Toro, 2018'deki Oscar töreninde Suyun Sesi'yle kazandığı En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini almak için sahneye çıkma deneyiminin, yeni filmi Frankenstein'daki önemli bir sahneyi şekillendirdiğini söylüyor (Reuters)
Guillermo del Toro, 2018'deki Oscar töreninde Suyun Sesi'yle kazandığı En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini almak için sahneye çıkma deneyiminin, yeni filmi Frankenstein'daki önemli bir sahneyi şekillendirdiğini söylüyor (Reuters)
TT

Frankenstein'ın yönetmeni, Oscar kazanmasından ilham alarak çektiği sahneyi anlattı

Guillermo del Toro, 2018'deki Oscar töreninde Suyun Sesi'yle kazandığı En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini almak için sahneye çıkma deneyiminin, yeni filmi Frankenstein'daki önemli bir sahneyi şekillendirdiğini söylüyor (Reuters)
Guillermo del Toro, 2018'deki Oscar töreninde Suyun Sesi'yle kazandığı En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini almak için sahneye çıkma deneyiminin, yeni filmi Frankenstein'daki önemli bir sahneyi şekillendirdiğini söylüyor (Reuters)

Guillermo del Toro, Oscar kazanma deneyiminin son filmi Frankenstein'daki bir sahneyi nasıl doğrudan etkilediğini anlattı.

61 yaşındaki Meksikalı sinemacı, Mary Shelley'nin Frankenstein'ını sinemaya uyarlamak için onlarca yıl uğraştı. Klasiğin, başrollerinde Oscar Isaac ve Jacob Elordi’nin yer aldığı bu uyarlaması, geçen kasımda Netflix'te gösterime girdi.

Variety için Bradley Cooper'a verdiği yeni röportajda Del Toro, Akademi Ödülleri'nde sahneye çıkma deneyiminin, yeni filminde Frankenstein'ın canavarının bir eve girişini tasvir eden kritik bir sahneyi nasıl etkilediğini anlattı. Del Toro, romantik fantastik filmi Suyun Sesi'yle (The Shape of Water) 2018'de En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerini kazanmıştı.

Del Toro, "Saklandığı yerden eve girdiği anda kamera da sette onunla birlikte ilerliyor" dedi.

Kendini birdenbire tamamen farklı bir ortamda buluyor. Bu, o sahnenin en geniş çekimi ve böylece eve girdiğimizde sihirli bir an yaşıyoruz.

Yönetmen şöyle devam etti: 

Akademi Ödülleri'nde aynı şeyi yaşadım. Suyun Sesi'yle Oscar'ı aldığımda, insanlar 'Nasıl bir duygu?' diye sordu. Ben de 'Şey, koltuğumda oturuyordum, sonra sahneye çıkıp arkamı döndüm ve 'Bu da ne?' oldum' dedim. İnsan kendini birdenbire, çocukken duşta şampuan şişesiyle ödül kabul konuşmasını prova ettiği hayal anında buluyor. Canavarın da böyle hissetmesi gerekiyordu. Eve giriyor ve burası bir saray gibi hissettirmeli.

Del Toro'nun Frankenstein uyarlaması geçen hafta sonu Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri'nde, Elordi'nin kazandığı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dahil 4 ödüle layık görüldü. Eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar alan yapımı, The Independent'tan Clarisse Loughrey, 2025'in en iyi filmi diye tanımlıyor.

Loughrey, "Mary Shelley'nin 1818 tarihli Frankenstein romanında savunduğu, bizi uysallaştıran, otomatikleştiren ve bölen her şeyi reddeden Romantik, Gotik ruha derinden ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum" diye yazıyor. 

Bunların yerine radikal şefkati ve hayal gücünü kucaklayalım. Şüpheye, kırılganlığa ve alçakgönüllülüğe kapı açalım. Kontrol edebileceğimizden daha büyük fikirlere kendimizi teslim edelim. Canavarların babası Guillermo del Toro, bugün Shelley, Bryon ve 19. yüzyılın başlarındaki bütün o Romantik akıma en yakın figürlerden biri. Frankenstein onun tutku projesi, hayatının amacı. Shelley'nin romanını esasen 'kendi İncil'i' diye tanımlıyor. Ve uyarlamasıyla Shelley adına konuşmak yerine, onunla daha doğrudan iletişim kuruyor. Bu sadece bir çeviri değil. Bu bir diyalog.

Independent Türkçe