Gucci’nin CEO’su Marco Bizzarri istifa etti

Bizzarri ve birlikte çalıştığı tasarımcı aynı madalyonun iki yüzü gibiydi. Bizzarri’nin başarısı, tasarımcının desteği olmadan tamamlanmazken, tasarımcı olmadan Bizzarri’nin başarısı söz konusu olmadı

Valentino’da Pier Paolo Piccioli ve Jacopo Venturini arasında sanatsal bir gizli anlaşma var (AP)
Valentino’da Pier Paolo Piccioli ve Jacopo Venturini arasında sanatsal bir gizli anlaşma var (AP)
TT

Gucci’nin CEO’su Marco Bizzarri istifa etti

Valentino’da Pier Paolo Piccioli ve Jacopo Venturini arasında sanatsal bir gizli anlaşma var (AP)
Valentino’da Pier Paolo Piccioli ve Jacopo Venturini arasında sanatsal bir gizli anlaşma var (AP)

Modacılar son günlerde oldukça mutlu. Turizm sektörü canlandı ve bu durum satışlara güzel bir şekilde yansıdı. Paris’te, geçen ay bir gencin bir polis kurşunuyla hayatını kaybetmesinin yol açtığı huzursuzluk nedeniyle yaşanan kaygının ardından, atmosfer nihayet sakinleşti ve turistler eskisinden daha hevesli bir şekilde alışveriş yapmaya döndü.

Louis Vuitton’un Champs-Elysées’deki merkez mağazasının, Saint-Honore caddesindeki Hermes mağazasının, Cambon Caddesi’ndeki Chanel mağazasının ve Av. Montaigne’deki Dior mağazasının dışında uzun kuyruklar oluştu. Aç insanların ekmeğe olan rağbetini benzeyen şekilde, müşterilerin özellikle deri ürünlerine olan talebini, moda dünyasında herkes mutlulukla ve umutla takip etti. Louis Vuitton, Dior, Chanel, Hermes ve Burberry liderliğindeki birçok moda şirketi, yavaş olmasına rağmen Çinli müşterilerin dönüşü sayesinde yürekleri rahatlatan karlar kaydetti.

Fotoğraf altı: Alessandro Michele’in ayrılmadan önce Gucci için yaptığı bir tasarımı (AP)
Alessandro Michele’in ayrılmadan önce Gucci için yaptığı bir tasarımı (AP)

Ancak bu coşkulu sahnede, Gucci artık sadece izleyici rolünü üstleniyor. Moda evi artık birkaç yıl önceki büyük rolüne veda etti. Haftalar önce, sahibi olan Kering grubu, Gucci CEO’su Marco Bizzarri‘nin istifa ettiğini duyurdu. Bizzarri 2015’te Gucci’ye katıldığından beri modaevinin birçok başarısının altına imzasına atmıştı.

Fotoğraf altı: 2015’ten beri Gucci’yi zirveye taşıyan Marco Bizzarri önümüzdeki Eylül’de şirketten ayrılacak (AFP)
 2015’ten beri Gucci’yi zirveye taşıyan Marco Bizzarri önümüzdeki Eylül’de şirketten ayrılacak (AFP)

Bizzarri, tasarımcı Alessandro Michele ile Gucci satışlarını hızla artıran başarılı bir ikili olmuştu. İkili o dönemki durgun sektörü canlandırarak ‘maksimalizm’ tarzının hakim olduğu ürünlerle müşterileri mağazalarına çekmeyi başarmıştı. Ancak yıllar geçti ve bu tasarımların sürpriz özelliği yok oldu. Yeni olandan başka hiçbir şeye sadakati olmayan müşteri tokluk ve bıkkınlık hissedinceye kadar aynı hızda, renklerde ve çizgilerde koleksiyonlar sunuldu. Ardından satışlar düştü ve tasarımcıdan yeni fikirler geliştirmesi ve bulması istendi, ancak Michele sanatsal vizyonuna bağlı kaldı. Kaçınılmaz sonuç ise, sözleşmesini yenilemeyerek modaevini terk edilmesi oldu.

Fotoğraf altı: Alessandro Michele dönemindeki Gucci defilesinden bir kare (Reuters)
Alessandro Michele dönemindeki Gucci defilesinden bir kare (Reuters)

Michele’in ayrılmasının ardından, CEO Marco Bizzarri kendini bir çıkmazda buldu zira bir gecede moda evinin kaderini değiştirebilecek ve hayal gücünü ateşleyebilecek bir tasarımcı bulmak kolay değil. Hele ki Dior, Louis Vuitton ve Chanel gibi Gucci’nin rakiplerinin yüksek satışlar elde ettiği zamanda bu daha zor bir iş oldu. Gucci’nin son yıllarda yakaladığı başarıyı -en azından gerektiği kadar hızlı bir şekilde- yakalayamayacağı net bir hale geldi. Bizzarri’nin kendisi bile en iyimser haliyle gelirlerini 10 milyar avrodan 15 milyar avroya çıkarmayı başarabileceğini düşünmeyecek duruma ulaştı.

Bizzarri’nin istifa haberi hissedarları memnun etti ve görünüşe göre bu karar onların ısrarı üzerine geldi. Geçen Ocak ayında, Kering grubunun sahibi François Pinault, moda evini yeni bir aşamaya taşımak için Bizzarri’nin kalacağını açıkladığından, CEO değişimine yönelik bir beklenti yoktu. Tasarımcı ve CEO’yu aynı anda değiştirmek görülmemiş bir olay, zira moda dünyasında bu intihara eşdeğer bir şey ancak Louis Vuitton, Dior, Chanel ve Hermes’in başarısı, sabırsız hissedarları çileden çıkarmış gibi görünüyor.

Tasarımcı ve CEO’nun değişmesi, ürünlerin üretiminde arzu uyandırmakla kendi geçmişini onurlandırmaya dayanan stratejilerin değişeceği anlamına gelmiyor olabilir. Bu durum, herkesin Gucci’nin yeni tasarımcısı Sabato De Sarno’nun, Bizzarri’nin istifa edeceği Eylül ayında neler yapacağını heyecanla beklemesine neden oluyor. Diğer yandan, grubun yakın zamana kadar moda evi için yeni bir CEO seçip seçmediği ise bilinmiyor.

Bizzari’nin istifasının, yıllarca Yves Saint Laurent moda evinin CEO’su olan Francesca Bellettini’nin Kering Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığının ek pozisyonuna geçirilmesi ile aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti. Bu, Kering’e bağlı moda evlerinde çalışan tüm CEO’ların, grubun sahibi François Pinault yerine her türlü istişarede Bellettini’ye başvuracağı anlamına geliyor. Francesca hem teknik hem de ticari olarak Saint Laurent için çok şey başarırken, şu anda 3 milyar avro olduğu tahmin ediliyor.

Fotoğraf altı: Pietro Beccari ve Pharrell Williams’in yansıttığı tüm unsurlarına hakim olan göz kamaştırıcı Louis Vuitton erkek giysi defilesi (AFP)
Pietro Beccari ve Pharrell Williams’in yansıttığı tüm unsurlarına hakim olan göz kamaştırıcı Louis Vuitton erkek giysi defilesi (AFP)

Sandalye değişikliği, Gucci, Saint Laurent ve diğerlerinin sahibi olan Kering grubuyla sınırlı olmadı, LVMH grubu, bu yıl üst düzey sandalyelerin değişimine tanık olan gruplardan biri oldu. Dior’uun eski CEO’su Pietro Beccari, Louis Vuitton moda evine transfer oldu ve yerine Delphine Arnault geçti. İlginç bir şekilde, Beccari de tamamen farklı bir nedenle büyük bir zorlukla karşı karşıya kalıyor. Louis Vuitton, Beccari katılmadan önce bile uzun süredir büyük karlar elde ediyor. Onun için en büyük zorluğu oluşturan şey, bu başarıyı nasıl devam ettireceğine dayanıyor. LVMH grubunun bu hamleleri ‘koruma tedaviden iyidir’ ilkesine inanmasından kaynaklanıyor. Moda dünyasında şu anda olan şey, proaktif önlemleri, satışlardaki düşüşten sonra değil, önce düşünmeyi gerektiriyor, zira gelişme ve değişim modanın yakından bağlantılı unsurlarını oluşturuyor. Daha da önemlisi, bu gruplar, tıpkı bir tasarımcının parlaklığı korumak ve müşterileri çekmek için stilini ve tasarımlarını yenilemesi gerektiği gibi, CEO’larının da birlikte çalıştığı kişilere yaratıcı olmaları için ilham veren ve onları motive eden stratejiler geliştirmesi gerektiğini fark etti. Beccari, dönemin kültürünü anlayarak, modaya olan sevgisi ve ilgisi dışında moda dünyasıyla hiçbir ilgisi olmayan bir müzisyen olan Pharrell Williams’in Louis Vuitton erkek departmanı kreatif direktörü olarak atadı. Taraftarlar ve rakipler arasında bu kararın yarattığı tartışmaya rağmen, moda evinin satışları ve mağazalarının dışındaki bekleme kuyruklarından da anlaşılacağı üzere bu doğru bir adım oldu.

Fotoğraf altı: Jacopo Venturini ve tasarımcı Pier Paolo Piccioli, 20 yılı aşkın dostlukları sayesinde başarılı bir ikili (Getty)
Jacopo Venturini ve tasarımcı Pier Paolo Piccioli, 20 yılı aşkın dostlukları sayesinde başarılı bir ikili (Getty)

Bugün moda endüstrisinde ve yaratıcı alanlara dair her şeyde herkesin hemfikir olduğu konu, CEO’nun başarısının artık strateji geliştirmek, matematiksel işlemler yapmak ve pazarlama sanatlarında ustalaşmakla sınırlı olmadığı, aynı zamanda duygusal zeka ve sanatsal bir anlayışı da içeriğine dayanıyor. Valentino’nun CEO'su Jacopo Venturini bunu Şarku’l Avsat’a verdiği önceki bir röportajda da vurguladı. Ayrıca yaratıcılığı teşvik etme ve insan ilişkilerine dayalı bir kültür oluşturmanın CEO’nun öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Bunun, tasarımcıya yaratıcı ve yenilikçi olması için tam özgürlük verilen bir atmosfer yaratma görevini kolaylaştırmayı gerektirdiğini, zira çalışma ortamı sağlıklı olduğunda ve insan etkileşimine dayalı olduğunda üretim de daha güzel olacağını da vurguladı.

Fotoğraf altı: Şiirselliğin hakim olduğu son Valentino gösterisinden (Valentino)
Şiirselliğin hakim olduğu son Valentino gösterisinden (Valentino)

Venturini, tasarımcının yaratıcılığın fitilini ateşlemesi gerekirken, CEO olarak önemli rollerinden birinin yaratıcılığı teşvik etmek olduğuna dikkat çekti.

Şu anda her şey değişti ve herhangi bir moda evinin artistik tasarımcısı artık tek başına lider ve yıldız değil. Artık CEO ve tasarımcı madalyonun iki yüzünü temsil ediyor. Birinin başarısı diğerinin desteği olmadan tamamlanmıyor.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct